Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Mart 2012 · 52:09
Alt şehirlerin kanallarını yapıyorlar, elektrik tesisatı yapıyorlar, İsrail geliyor, hombalıyor, yine elde var, sıfır. Burada bir kısır döngü var. Ondan sonra Müslümanlar tekrar İsrail, Filistin'e yardım ediyorlar. Yine Filistin'in altını, üstünü imar etmeye çalışıyorlar. Aradan 5-10 yıl geçiyor, İsrail geliyor, bir daha hombalıyor, yine yerli bir ediyor. Veya Irak. Kim imar edecek şimdi? Zaten bir yerle bir oldundu İran Savaşı'nda, birbirlerine vurdular, öldürdüler, 10 yıl, 11 yıl, 11 yıl savaştılar, birbirlerine harap ettiler. Amerika geldi, bir daha vurdu, bir daha harap etti. Yarın öbür gün Afganistan'dan ayrılacak, herkes Afganistan'a yardım edebilecek, herkes koşuşturacak Afganistan'a yardım etmeye.
Çin'in parası, Müslümanların parası yine. Ondan sonra Ertesi Filistin Efendi Çin vuracak, canı isteyince. Bir döngü var, yani ben o Müslümanlar muhakkak yardım edecek, eyvallah. Müslüman, Müslüman'ın bu noktada destekleyecek, buna söyleyecek bir sözümüz yok. Yani insanlar bir yerde açlıktan ölürlerken Müslümanların onları seyretmesi mümkün değil. Aynı şekilde Müslümanlar öldürülürken nerede boyun Müslümanlar? Müslümanlar cihatçı mısıratıpta, neden Müslümanlar tek çatı altında toplanıp da o gümrularla mücadele etmezler? Ben sadece kendi kendime onu sormuyorum. Yani gözümüzün önüne getirdikleri şey içler açısı.
Ve gerçekten insan iftar ederken seyrettiğinde yemeği giyesi gelmiyor. O çocuklar on gün içerisinde bu hale gelmedi herhalde. Ramazan'da, Ramazan'da insanların o duygularını biraz böyle kullanma amaç gibi geliyor bana. Herkes zekat verecek ya şimdi. Yani zekatları bir yerlere kanaliz etme. Ya bence bütün Müslümanlar zekatlarını toplayıp başka şeyler yapabilirler. Muhakkak açları da doyururlar. Biraz böyle dünyanın üzerinde oynanmış büyük oyunlar gibi geliyor bana. Kurban deresinin üzerinde oynanan oyunlar gibi. Müslümanların zekatlarının üzerinde oynanan oyunlar gibi. Fütrelerinin üzerinde oynanan oyunlar gibi. Onların bu tip duygularını istismar edecek oyunlar gibi geliyor bana.
Oraya yardım etmekten kaçındığından dolayı değil. Ama böyle bir büyük bir oyun var. Farkındaysanız böyle bu tip mesela zamanlarda bunları gün yüzüne çıkarıyorlar. Yani onları gün yüzüne çıkararak da evet Müslümanların paraları bunları sermayeleri bir yerlere kanalize oluyor. Kanalize olan yeri ben kötü mü seviyorum. Yanlış anlaşılmasın. Müslümanın ölmesidir de gayrimüsli bir çocuk da ölsez. Herhangi bir insan ölüyor. Çocuk ölüyor sonuçta. Ve normalde açlıktan ölüyor bir de. İşin en enteresan noktası bu. Söylenince hiçbir sözümü yok. Müslümanlar oradaki Müslümanları aç haline getiren ülkelere cihat ilan etmeli. Yüz yıldan beri Somalya kimler o hale getirdiyse demeli ki bütün Müslümanlar Ey İtalya, Ey Fransa, Ey İngiltere, Ey Avrupa Siz Somalya'yı o hale getirdiniz.
O yüzden topyekun Müslümanlar olarak size cihat ilan edeceğiz. Ya Somalya'ya siz geliri şu kadardı. Somalya'ya bu kadar aylık siz PİT'ye verirsiniz. Biz size komple cihat ilan ediyoruz. Bu Müslümanların hakkını sizden böyle alacağız. Aklına böyle bir şey gelmez ki. Afganistan'ı harap edilen, bu hale getirenlerden neden Müslümanlar hesap sorma yerine Afganistan'a yardım etmeye çalışırlar? Neden Irak'ı bu hale getiren, Irak'ı bu noktaya getiren güçlerden Müslümanlar hesap vereceklerine oradaki insanlara yardım etmeye çalışırlar? Burada bir acizlik, burada böyle bir aymazlık, burada bir böyle farklı bir düşünce sezindemiyor musun?
İnsanlar gelişmemişler, geliştirilmemişler. Neden oradaki insanlar bu noktaya getirilmiş ve insanlar birer terör aracı haline getirilmiş? Bunun iç ve dış sorunları neden araştırılmaz, neden sorunmaz? İçerideki siyasetçiler ve devlet adamları, dışarıdaki güçler neden sorunlanmaz, neden soruşturulmaz? Bunlara karşı neden mücadele edilmez? Neden bunlarla savaşırılık görüyorum da Allah bizi affetsin, yanlış anlaşılmazlar. Yani Müslümanlar nereye kadar gavurların harap ettiği Müslüman ülkelere, gavurların harap ettiği yerlere yardım etmeye koşacağız? Yardım etmeyelim demiyorum ama meselenin başka bir yönü var. Neden Bosna'yı, ondan sonra neden oradaki Kosova'yı, gavurlar yerle bir etkikten sonra biz şimdi imar etmeye çalışıyoruz.
Yardım göndermeye çalışıyoruz, yardım edelim diyoruz. Yani öyle yapacağımızda Sırplarla biz savaşamaz mıydık acaba? Geri duracaklar. Yüküpte teravih namazı, şu zamanda böyle kılınlığınızı da böyle kılınlığınızı da günlerce insanlar başka yönlere yönlendiriyor.
Neden Müslümanlar uyanmasına, Müslümanların hidayete kavuşmasına, Müslümanların nasıl dünya meseleleriyle ilgilenmesine, sosyal meselelerle, ekonomik meselelerle, eğitim meselesiyle, askeri meselelerle, dünya siyasetiyle ilgilenmesine çanak tutulmuyor da, Yani teravihinin kaç rekatı üzerinde olduğunda, nasıl kılındığına, nasıl kılındığına, Ne Cuma'ya giderken, Cuma'nın yaygarası var, ne farz namazların yaygarası var, ne içkinin yaygarası var, ne kumarın yaygarası var, ne huşun yaygarası var.
Her türlü farzlar ayaklarının altında çiğneniyor, her türlü haram eşkale işleniyor. Hiçbirisi bunların konuşulmuyor da, milletin yılda bir sefer teravih kılmak için camiye toplamış, Bunların gözüne çok görünüyor. Beşine gidiyor, bir haftadan beri gittim, her sohbetler dedi, teravihinin sorularına bir şey var. Bu profesörler, 28 Şubat'ın uzantısı olan profesörler, bunlar 28 Şubatçı.
28 Şubat'ın imamı, 28 Şubat'ın profesörü. Bunlar ne zaman böyle din, dindarlar bir konuda böyle işte dinin yaşamaya gayret eder, bir şey atıyorlar ortaya, milleti hafifle tartıştırıyorlar. Acaba bilinçli olarak dışarıdan mı yönetiliyor diye düşünüyor bazen. Ve televizyonlara onların çıktığı kadar neden bir müftüyü çıkarmıyorlar? Çıkarsınlar, İstanbul müftüsü profesörü değil mi onu görüştürsün, konuştursunlar. Veya Diyanet İşleri'nin bir sürü profesörlerden oluşmuş kurulları var. Televizyonlarda insanlar din öğreneceklerse neden onları çıkarıp konuşturmuyorlar da birkaç tane başka yerlerden olan insanları çıkarıp bunların üzerinde insanları yoğunlaştırıyorlar.
Bana bir mikrofon uzatsalar, Somali hakkında ne düşünüyorsunuz diye direkt düşüneceğim bu. Somali'yi bu hale getiren ülkelere derd havaş ilan edilmeli. Ülkeler ülkeye borçlarını öderler ya da biz gider o ülke tardık diye gittiği Amerika'sı, Almanya'sı, İngiltere'si bilmem nesi hangi arasının bir ülkesi varsa üç tane, beş tane göstermek asker gönderdiler.
Onlar da Irak tardık diye hem kuvvetlerden savaş tazminatı alacaklar. Çekilecekler, gidecekler. Müslümanlar haydi bizim iyi kaldıralım. Yerine Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruş yaptı, bileğinin hakkınla devleti kurdu, sıktık ya evet, onu sıktık, top attık, tüfek attık, bu kadar masraf ettik ya evet, onlar da biz ödeyeceksiniz dediler.
Benzikiler de paşa paşa, paşalar imzaları attılar ödeyeceklerine dair. Somali'deki çocukları gördüğünde o estanteneği izlediğinde insanlığından utanıyor. Utanacak hale getiren ülkelerden neden hesap zorunluyor?
Müslümanlar derdinden ne ilgilenir, ne iş yaptınız, ne iş yaptınız, ne iş yaptınız anlamsız. Yani getiren ülkeler şuraya bir para ödesinler, ne bunun diye ödesinler ya. Bunlar bu sömürmüş, böyle bir şey yok. Bunlar zekatlarınızı Somali'ye verin. Gevurcuklar alsınlar, yesinler, sömürsünler biz, evet, gidelim, besleyelim tekrar.
Allah'ınıza alın. Sadece bir pencere açmak istedim, hakkınızı helal edin. Böyle insanların parasını yönlendirme açısından değil. Allah kim zekatını nereye veriyorsa versin, beni ilgilendirmez. Yani ilgilendirmez derken zekatın verileceğin yerler belli ayetle, hadisle sabitlenmiş. Zekat fakirlere, ondan sonra yolculara, Allah yolunda cihad edenlere, miskinlere, borçlulara, belli. Cenneti ve cehennemi mekan olarak yerel olduğu belli mi, bu dünyada mı, yoksa bizim bir alemde mi? Bu dünyada değil. Bu dünyada olduğunu söyleyenler var. Bu dünyada olduğunu söyleyenler, işte cennet de cehennem de burada. Cennet de cehennem de bu dünyada diyenler, tecid, iman, tecid, nikah gerekti onlara. Müslüman ise, Müslümandaysa Allah yoluna çıkersin, yıkıldığı yere kadar gitsin.
İnsanların imanından sorumlu değil. İslam dini, akıl dini mi yoksa mantık dini mi? İkisi de değil. Ne akıl dini ne mantık dini. Üzerinde bu akıl dini mi, mantık dini mi? Ne dini? Din inanç. İnanmak. Bu inanmak.
Senin ekmeğin açken yememek, kokan yememek hususiyeti var ise o akıllı insandır. Din teviyedir. Çok doymuştur. Güzel bir baklava getirir sınırında, yer olur. Tok olduğu halde. Açtır, oruçlusunuz ya. Açsınız. Vakti bekliyorsunuz, yemiyorsunuz. Dini kabul etmeye ve reddetmeye yetecek aklınızın var olduğuna işaret edin. Zaten kastetilen akıl dini dediği bu değil. Bir şey aklına yatacak, yatmayacak. Yani aklına yatmaz, onu kabul etmiyor.
Bu akla mantığa ters diyor. Resulullah sallallahu ve sellem adetleri, Cebrail aleyhisselamla görüştü mü gördü. Ve Cebrail aleyhisselam ona direkt Kur'an'ı indirdi mi? İndirdi. Ve Cebrail aleyhisselamla defalardır demişmesi var mıydı, var mıydı? Bunu akıl olarak izah etmemiz mümkün değil. İnanmaz. Meleği gözünle gördün mü? Hayır. E o zaman aklın gözün görmediği bir şey. Sen konuştun mu, kulağınla duydun mu? Hayır. O zaman aklınla kabul etme. Meleğin var olduğunu. Ama biz meleklerin var olduğuna iman et. Görmediğimiz bir şey. Birisini siz yanar ateşin içerisine atarsanız yanar mı? Yanar.
Kim derse ki yanmaz ama herkes durur ona. Ya nasıl yanmaz der? Ama biz inanıyoruz ki Cenab-ı Hak yakmadı da ateşe yakmadı. İslam'ın akıl dini. İslam akıl dini değil. İslam akıllıların dini. Gerçek akla sahip değilse o kinsa o zaman İslam olmaz. Neden? Aklın ehveline, aklın kemaline, aklın olduğuna sahip değildir. Aklın kemali dini yaşadığın kadardır.
Ve inandığın kadar İslam dini tamamen de akıl ve mantık dini değildir. Bir kimsenin rahatsızlığı kat'iyse ve devam ede gelen bir ilaç damlatıyorsa, bundan içeri, genizinden içeri girmiyorsa, burnunda kalıyorsa, bu abdest suyunu burnuna çeker gibiyse bunda bir beyiş yok. Bundan içeri giriyorsa, vücuttan içeri giriyorsa bunda sıkıntı var. Göz damlası gibi, göz damlası nasıl vücuttan içeri girmiyor? Göz damlası vücuttan içeri girmediğinden gözün etrafında kalıp dışarı çıkıyor. Değil mi doktor? Öyle değil mi? Göz damlası gözün içeri girmediğinden oradan bir vücut fayda elde etmiyor.
Fayda elde etmediğinden dolayı caiz. Örneğin içeri giriyorsa, vücuda sirayet ediyorsa o caiz. Ondan bir faydası olmayacak. Afrika'daki Müslümanlar oruç tutmak zorunda var. Bu böyle çok geniş bir fetva. Yani o kimse yiyecek ekmek bulamıyor. Zaten perişan hamle onun esine oruç tutturacak. Hastalara, zayıflara, yolculara, hamilelere, çocuklulara, emziklilere yani. İyice ihtiyalaşmış, düşmüş olanlara oruç var olmaz. Ama bak Ramazan ayı boyutu kılınan teravih namazı var mıdır? Bütün herkes o taşın peşine koşuyor.
Şimdi teravih namazı var mıdır? Yok budur bunu tartışacağız biz. Cuma namazı var. Bütün herkese söyleyin. Herkes cumaya gitsin. Resmi dairede çalışanlar. Polisler, amirler, alimler. İş yerlerinde çalışanlar. Kapatın iş yerlerinizi, cumaya gidin, farz. Konuşmasını yapın. Ülkenin gündemine bunu getirin. Konuşmasını getirmiyorlar memlekeden. Genel evlerine satılmadı.
Siz de camiye namaz kılın. Ne düşüyorsunuz?
Dinsiz değil. Dört rekat, teravih kılacak. Zorlanları kılacak bir de. Zorla kılın. Önlendirmeye çalışın. Üzerinizdeki haramlara çizgi çizirin.
Kılın. Bir şakit namaz, farz. Geri kalan nafiyat. O senin kendine ait. Eyvok. Bir sözü yok. Buna bir şey söyleyecek birisi yok ki orada.
Çıkarmıyorlar ki. Mehmet Demirci Hoca'yı çıkarmışlar. Mugarek zaten tanışıyoruz kendisiyle. Yani ne onlar gibi edepsizce bağırıp çağırabilir. Ne de öyle fazla konuşabilir. Zaten kalp ameliyatı geçirdik. Kervişlerin taklidi, sevdiğimi düşünüyorum. Tahkiki sevdiğimi de yollardır.
Sen taklitte devam et de. Cenab-ı Hak tahkikini bulaştırır inşallah. Bakın, taklit etmek dahi kıymetlidir. Dilersiniz ya bir şeyi. Eğer taklit ettiğiniz şey kıymetli bir şeyse kıymet midir? Taklit ettiğiniz şey kıymetsiz bir şeyse kıymetsizleşirsiniz. Değil mi? Taklitciler çıkar. Kimleri taklit ederler? İnsanların önünde kıymetli ve değerli olanları taklit ederler. Öyle değil mi?
Kimi Süleyman Demirel taklit ederler. Kimi Bülent Ağzı'yı taklit ederler. Kimi Fatih Terim taklit ederler. Kimi işte başbakanı taklit ederler. Öyle değil mi? Hiç böyle normal tanınmamış bir kimseyi taklit eden var mı? Yok. Kimi Orhan Gencebay gibi okumayı ister. Bunu taklit eder. Değil mi? O herkesin önünde bir böyle kendince aktap kabul ettiği bir kimseler vardır. O aktapları taklit ederler. Aktap olmayanları taklit ederler mi? Yok. Bülent Aleyhisselam Turi Sinaya çıkmış. Turi Sinaya çıkınca demiş. Yarabbi şu benim taklitimi yapan demiş şarlatan var ya. Demiş yanmışlar.
Sana benzetiyorlar. Asla kahretemez. Ekrafımda şarlatanlar var. Taklitçiler ne derler eskimizde? Soytarı. Allah razı. Sinirlendiğinde biraz diri tekemeleşir. Tekler diri. Onun kafasının üzerinde saç yoktur. Bilmezsen herkes onu. Kafası biraz uzun. Bunun alnı açıktır. Saçı yoktur. Böyle göbekli değil de hafif de biraz göbeği dışarılamaz. Musa Aleyhisselam. Bu tabi eski sufi kitaplarına geçer. Ben bunun hakkında bir hadis okudum dersen yalanmamır da. Ama muhakkak vardır bir yerde.
Ben denk yapayım şimdi ben inanıyorum öyle olduğuna. Soytarı çok özür dilerim böyle bir işkembe alıp karşısına çevirir. Kafasını kelleştirir. Yani saçsız hale getirir. Göbeğine de bir şeyler sarar. Hafif göbek yapar. Pinavının karşısında bir de sinirlenmiş gibi kendisini gösterip dilini de tekleştirerek de alay edermiş. Herkesi gülermiş orada. Aleyhisselam diyor ki üzülüyor. Canı sıkılıyor. Turi sinaya çıkınca diyor. Yarabbi soytanıyım varmış. Benim taklidini yapayım. Mert'in cevap çok enteresan. Hamlusal. Ahretmen. Allah'ın peygamberini taklit eden bir soytarıyla Cenab-ı Hak peygamberine benzediği için, peygamberini taklit ettiği için aleyhina olsa dahi taklit ediyor.
Tahkik değil. İyi ya kardeş. Bizimki tahkik değil. Ama ben veli bildim, veli tanıdığım bir kimseyi taklit ediyor. Ona benzemeyiz. Hazret-i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini taklit etmeye çalışıyorum. Benim gördüğünüz gibi namazı kılın, benden gördüğünüz gibi ibadetlerinizi yapın, benden gördüğünüz gibi dizayn edin, gördüğünüz gibi. Ne var bunda taklit var. Taklit ediyorum. O abdesti nasıl aldıysa öyle abdest alıyorum ben. Taklit ediyorum. İşin tahkikine varamadım ben daha. Ama ben Hazret-i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini taklit etmekten bitiremiyorum. Hangi birisini bitireyim ki? Kendi kendime düşünüyorum. O kafasını şöyle meslederdi, ben öyle mesletmeye çalışıyorum.
Okuyorum. Kulaktanım böyle meslederdi, öyle meslediyorum. Ben taklit ediyorum. Hazret-i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini taklit ediyorum. Taklit edersin. Şehir, şehir, köy, köy, köy benden daha fazla dolaşıyordu. Belki de ben onu taklit etmeye çalışıyorum.
Soytanlılar onlarla. Siz Kur'an-ı Kerim okuyorsunuz, anlamıyorsunuz. Anlamıyoruz kardeş. Kur'an-ı Kerim'i yine okuyacağız. E Kur'an-ı Kerim okunur. Yok.
Güzel Kur'an-ı Kerim'i de bir türlü diken diken diken … Yüreğimi kabartıyor. Kırışkıracak gibi oluyor. Hani bazıları alay ediyor. Ya boşanmaktan bahsediyor Kur'an-ı Kerim. İnsanlar ağlıyor. Ya o dağda bahsetse ağlayacak mısın senin ya? Kur'an-ı Kerim okundu.
Böyle genç bir çocuk ağladı. Bes bunlar. O yüzden gözün çıksın dedim. Oh. Abes bunlar. Birisinin ağlamasından sana ne? Vurdu gencin böyle. Ne ağladın sen şimdi dedi. Açıda bütün düğün diken diken oldu. Şeytan camide dedim ya. Sustum. Dedim caminin içerisinde parlamayız. Genç bir çocuk tabii soran böyle Böyle kendisini kendini kulaklı Böyle bilgini zannediyor. Dedim camiden çıkıncaya kadar sabret Mustafa Özban. Hemen camiden çıktık vurdum. Sen ne alınıyorsun dedim. Kalbin katılaşmış senin dedi. Yüreğim dedim taş parçası olmuş senin dedi. O zaman okunurken dedim bir göz ağlamazsa Okunurken bir göz ağlamazsa dedim.
O göz nasıl dedim mahşerde çıkardı dedim hesap verir. O göz dedim nasıl mahşerde Allah'ı görebilir. Kur'an okurken ağlamayan göz Zikrederken ağlamayan göz Kıvbesinde ağlamayan göz Sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetinde hadisinde Mey kıvbesinde ağlamayan göz Bir Allah için ağlamayan göz Ne işe yarar ya?
Dedi ki tamam mı? Gözü çakıyor ağlamaktan diyor. Seninki ağlamamaktan gözün çıkacak dedim. Onunki dedim ağladın mı gözü dedim. Sen ağlamadın gözlerin. Dedim göz kanalılaşmış orası dedim. Kireçleşmiş dedim. Tövbe, az, yalvar. Secdede dur dedim. Hele kaldır. Seninki bir secde de dedim. Açılacak gibi değil. Secdede duranların göz yaşa kan. Secdede durunca çünkü kan basınç beyine doğru gelir. Gözden gözyaşı damarlarını inceltir. Gözden gözyaşı damarlarını açar. Kireçlenmeyi kaldırır. Secdede olmayanların gözünde yaşa olmaz.
O bana secdede duracak. Hani dedi ya Cenab-ı Kudüs'ü de. Kulun bana en yakın olduğu andır diye. Kulun en yakın olduğu an Allah'ına. Orada bekle. Yalına, derdine, dermanına, şifana yalvar. Varlığına, yokluğuna, hiçliğine yalvar. Neyin varsa o orada secdede yalvar. Eğer secdeden de gözünün yaşı olmuyorsa ve secdeden de gözyaşından tut birekmiyorsa ve secdeden de senin secdettin ya belli değilse hakkıyla secdeden nereden değilsin?
Gözünden yaşakmaz o zaman. O yüzden biz anlamasaktan, taklit de olsa Eyvallah. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Kur'an'ı kurken ürperilmiş, ağlarmış. Taklit ediyoruz. Anlamıyoruz. Yarabbi. Onun ağladığı gibi ağlamak istiyoruz. Sohbet ediyoruz. Ölendini çekerlermiş gözyaşları görünmesin diye. Şükür ağlarlarmış. Söylede ağlayın. Taklit olsun. Taklit ettiniz yar önemli. İnsanlar taklit ediyor ya. Etmek serbest. Topçuyu popçuyu taklit etmek serbest.
Şerefsizlik taklit etmek serbest. Ayrı meşru işler yapanlar var. Taklit etmek serbest. Adını taklit et. Çek yasak. Birisi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'ni taklit et. Çek yasak. Birisi bir veli taklit et. Çek yasak. Birisi bir ashabı taklit et. Çek yasak. Birisi Kur'an-ı Kerim okuyor. Ondan haz alıyor. Tat alıyor. Rezzet alıyor. İmanına iman katıyor. Gönlü sürür buluyor. Yasak. Müslümanlar olarak taklitten çık. Şeyh'ini taklit etti inşallah. Biri taklit etti.
Hazreti Resulullah. Gönül arzu eder ki bütün ümmet-i Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'ni taklit et. Yemesini, içmesini, ibadetini, şeklini, şemalini, saçını, sakalını, bıyığını taklit etsin. Sünnet mi? Sünneti işecek. Kim terk bir sünnetini işlerse yüz şeyin sevabı vardır. Taklit edilmiş bir sünnetimi işlerse yüz şeyin sevabı vardır. Ne dedin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'ni? Gerçekten. Taklit etmezsek hakika ulaşamazsınız zaten. Taklit edin. Namaz kılışını, oturuşunu, kalkışını, sohbet edişini, yemesini, içmesini, yolda yürümesini, arkadaşlarıyla alan sohbetini, muhabbetini, dindeki davranışlarını taklit edin.
Keşke hep beraber taklit etsek. Desek ki ya o işte üç hurma yardı biz de üç hurmayla iktidar etsek. Keşke taklit etsek o üç gün aç dururdu. Biz de üç gün aç dursak. Keşke taklit etsek o sakalını bir tutam bırakırdı. Biz de bir tutam bıraksak. Keşke taklit etsek her abdestten önce dişlerini misafatladı. Biz de misafatlasak. Şimdi bizde misafat yok şimdi. Keşke taklit etsek o namazın arasında dair dişlerini misafatladı. Biz de misafatlasak. Keşke taklit etsek o eşlerini hiç dövmedi. Hiç hakaret etmedi. Hiç kafa söz söylemedi. Hadi taklit edelim. Taklit etsek o ertesi gün sabaha evinde bir buğday tanesi yiyecek bir akça para bırakmadı. Hadi taklit et.
Bütün canlı cansız varlıklar onun merhametli olduğunu bilir. Onun merhametine gelirler. Kuşlar dahil, hayvanlar dahil. Keşke taklit etsek. Keşke taklit etsek yanında çalışan insanlara hiçbir zaman kafa söz davranmadı. Kafa harekette bulunmadı. Hz. en her sırada Allah'ın hazretleri diyor ki bana bir sefer dahi bunu neden yapmadın diye sormadın. Keşke taklit etsek ağzından hiç kimseye kötü bir söz çıkmadı. Hakaret çıkmadı. Hiç kimseye hayvana benzetmedi. Hiç kimseye kötü şeylere benzetmedi. Hiç kimseye kötü lakaplar takmadı. Hiç kimseye kötü bir şey yapmadı. Yapma.
Keşke taklit etsek. Allah bizi onlardan eylesin. Çocuklarımıza konacak isim ruhsunda anne babamızın isimlerini koymak önemli midir diye göre isim koymalıyız. Bunu defalarca anlattık yine söylenir. Çocuklarımıza isim, hayırlı isim koyun. İlla anne baba ismi şart diye bir şey yok. Ya babanın adı Şahin ise çocuğun da kuş ismi koyma. Şahin koyma. Ulaştık yine Şahin'e geldi Beyiz. Sen kuş oldun. Ve ortaya ilk ders verdin biz kardeşimle. Bir de ona dünyanın öğretilmesi. Ben ona işte iş, aşk olarak söylüyorum.
Dinin öğretilmesi ve dünyanın öğretilmesi. Hakkı üç. Soru geldi. Oruçumuzu imzaktan kaç tane sonraya kadar kapatabiliriz diyor. Ezan okundu. Şimdi önceden iki ezan okuyorlardı. Hadi şimdi tek ezan okuyorlar. İmzak kaç? Dördü kaç geçer? Bursa. Yirmi geçer. Yirmi geçer mi? Dördü yirmi geçer bitecek. Koruydu. Yeme içme bitecek. Bitti. Tartışmaya gerek yok. İşte biz de erken kapatıyoruz. İyi erken kapatacağız ya sana ne? Dediğin doğrudur. Ama ben böyle yapacağım. Sana ne?
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.