Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Mart 2012 · 49:47
Gece'nize ayır etsiniz, gururunuzu ayırla ayırız. Günümüzde Şaban ayını hakiki manada kendisine, kul, Habibine ümmet olarak getirenler de iyiyiz. Tabi bu üç ayların ibadetleriyle alakalı veya üç aylarda en önemli şey bulan, oruçla alakalı, Recep'te de, Şaban'da da, Ramazan'da adem var, oruç ayı.
Bununla alakalı atış şeriften beyan etmeye çalışıyoruz. Tabi İslam dünyası bu manada bir içindeki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine düşman olan, bozuk fikirli, bozuk düşünceli insanların saldırıları, bu konuda bilge bulandırıcı, akıl bulandırıcı, sözleri var. Tabi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini kabul etmeyince bunlar, hadislerin bize getirmiş olduğu dini ibadetleri, bize getirmiş olduğu fıkıhı, düşünceyi de hayat tarzında net etmiş oluyorlar.
İşte Recep ayıyla alakalı, şu kadar oruç tutan şuna sevap olur, bu kadar oruç tutan buna sevap olur. Kim on beş gün oruç tutarsa geçmiş günahların silindi, hadi yeniden başla hadis-i şerifini, işte nereden buldun, nasıl buldun, işte böyle bir hadis var mı, yok mu? İnsanlar lütfen kendi kendilerine bunu araştırmaktansa, işte böyle kulaktan dolma, onun bunun dediğiyle kendince bir fikir yürütmeye çalışıyorlar.
Allah cümlemizi bunlardan muhafaza eylesin. Hilmetli kardeşler, bunu övrümün sonuna kadar belki de söyleyeceğim, bundan böyle neden söylüyorum, nasıl söylüyorum, işte ya söylemek zorundayız diye, böyle bir bıkkınlığından tutan değil. Veya siz anlamadınız, işte bunu dinlemediniz, o manada da değil, sohbetlerimizi dinleyenler var, işte takip edenler var, internetten ama buradan. Özellikle bunu her sohbette beyan etmek istiyorum ki, bizim yolumuz Kur'an ve Sünnet. Biz tasavvufi algılayışımızı ve anlayışımızı nübüvvet penceresinden algılayarak, anlayarak yaşamaya çalışıyoruz. Bizim için bütün şeyhlerin, bütün velilerin, bütün pil efendilerin söyledikleri mübarektir. Başımıza tac edelim.
Ama onların hepsinin söylediklerinin üstünde, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem maddetlerinin ve Allah'ın söylediği vardır ki, bizim için birinci derecede ölçü odur. Filanca mübarek şöyle demiş olabilir, filanca hoca efendi böyle demiş olabilir, filanca şeyh efendi böyle yapmış olabilir. Bu Kur'an ve Sünnet süzgecinden geçtikten sonra, Kur'an ve Sünnet doğrusunun içindeyse, bizim için muteberlik başımıza tac ederiz.
Ama yok, bu Sünnet-i Resulullah süzgecinden geçmiyorsa, bu Kur'an-ı Hakim'in süzgecinden geçmiyorsa, filanca şeyhin, filanca velinin, filanca hocanın, filanca profesörün demiş olması, beni kendi nefsim adına söyleyeyim, çok ilgilendirmiyor. Hatta hiç ilgilendirmiyor. Yani çok ilgilendirmiyor derken, tevazu edeyim, yani onlara da saygısızlık yapmayayım diye söyledim, gerek yok. Saygı gösterilecekse, Kur'an ve Sünnet yeter insana. Bu muhakkak ki, ashaba, imamlara, pire efendilerimize, velilere, müminlere saygısızlığımız değil, Allah muhafaza eylesin. Buradaki kastımız, Kur'an ve Sünnet'e uymayan söz davranış değil ve hareketler.
O yüzden bizi bağlayan, Kur'an ve Sünnet'tir. Bir şey, Kur'an'da var ise başımızın tacıdır. Bir şey, hadis-i şeriflerde var ise başımızın tacıdır. Bir şey, ashabın büyükleri tarafından, ashab tarafından işlendiyse, söylendiyse başımızın tacıdır. Bir şey, imamlar buna fıkh etmişlerse, imamlar bu noktada bir görüş bildirmişlerse, başımızın tacıdır. Ümmet hepsi de bir noktada toplandıysa, ikma olarak, o başımızın tacıdır. Allah bizi affetsin inşallah. Bugünkü sohbetimiz, Şaban ayındaki oruçlarla alakalı. Hz. Resulullah, Sallallahu ve Selam Hazretleri, 3 aylara çok ehemmiyet gösterir. 3 aylar başlamadan önce, muhakkak bunu ashabın içerisinde konuşur ve 3 aylara ashabını hazırlardır.
Tabi Recep ayında oruçlar tutulmaya başlanır, Şaban ayında oruç, sanki Ramazanmış seviyesine getirilirdi. Bunu destekleyen, bunu anlatan değişik hadis-i şerifler var. Tabi bu değişik hadis-i şeriflerin en başını çeken, Hz. Ayşevalidimizin sözleri ki, Hz. Ayşevalidimiz diyor ki, Ben Resulullah, Sallallahu ve Selam Hazretlerini, Şaban ayında tuttuğu kadar başka bir ayda oruç tuttuğunu, Ramazan'ın halinde görmedim.
Tabi Peygamber, Sallallahu ve Selam Hazretleri, Ramazan ayında tutamadıkları oruçların kazasını Şaban'da yaptıklarıdır. Yani Hz. Resulullah, Sallallahu ve Selam Hazretleri'nin hane-i saadetlerinde, Şaban ayı sanki Ramazanmış gibi geçirilirdi. Bu noktada öbür zevizler olur, Ümmü Selam'e de bu noktada önemli hadis-i şerifleri var. Ama Şaban ayı bu noktada oruç tutmada zirve yapmış bir ay. Hatta Yuneli Davut'ta geçtiğine dair dahi hadis-i şerif var. Yani Peygamber, Sallallahu ve Selam Hazretleri, Şaban ile Ramazan'ın hiç ayırt etmediğine dair bir hadis var. Tabi bu hadisi kabul etmemişler.
Hanebiler de öbür hadisleri kendilerine ölçü almışlar. Şaban ile Ramazan'ın ayırt edilmesini, birkaç gün dahi olsa ayırt edilmesini şart koşmuşlar. Şart koşmuşlar. Zeytoğlu, Usame Raddallahu An Hazretleri şöyle anlattı. Ya Resulallah, sizin Şaban'da tuttuğunuz oruç kadar hiçbir ayda oruç tuttuğunuzu görmüyorum. Dediğimde şöyle buyurdular. Recep arasında öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan kafirde. Bu ayda ameller alemlerin Rabbine yükseltilir. Bu nedenle ben de amelimin oruçluyken yükseltilmesini istiyorum. Peygamber Sallallahu ve Selam Hazretleri bir mübarek işarette durunuyor. Bu ayda amel Allah'a yükseltilir. Yıllık ve yıllık yükseltilirken ben oruç olarak tanınmak ve görünmek istiyorum.
Allah çünkü sünnetullahın üzerine sondan başa doğru bakar. Son gecenin bitiminden sabaha doğru bakar. Sabahtan akşama doğru hesap görmez. Yani akşam, gün batımında akşam namazından sonra müminlerin amelleri günlük olarak yazılır. Amel namazına kadar ameller yazılmaz. Ne zaman akşam namazı kılındı?
İslami olarak, dini olarak gün dönümü akşam namazıdır. Günün namazı başlamıştır. Ertesi gün başlamıştır. Biz şimdi Cuma gecesini yaşıyoruz. Perşembe ile bağlantımız kalmadı. Bu gece Cuma gecesi. Bu gece Perşembe gecesi değil. İslami literatüründe bu gece Cuma gecesi. Ve ne zamana kadar? Yarın akşam namazına kadar akşam namazı kılındı. Cuma günü bitti. Bugün şu anda Cuma günü başladı. Bugün Cuma günü başladı. İşte amazından sonra günlük olarak bir kulun amelleri yazılır. Cuma gece haftalık ayı çıkarılır. Sonundadır.
Bir de yıllıktır. İşte o da Şaban ayı gelir. Bununla alakalı kıvayet var. Biz hepsi de doğru. Şaban ayında Allah'ın kına çıkarılıyorsa Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri nasıl oruçlu görünmek istiyorsa biz de bu ayda oruçlu görünmeye gayret edeceğiz. Geçen ay 15'er gün tuttuyduk. En az 25'er gün tutacağız. Orucumuzu artıracağız. Şaban'ın ayrılması için birkaç gün öncesinden oruç tutmayacağız. Ramazandan birkaç gün hazretleri der ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bazen çok oruç tutuyor. Buna ara vermiyor.
Biz Resulullah bu sene oruç tutmayı bırakmayacak diyordur. Orucunu bırakıyordur. Öyle ki biz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu sene oruç tutmayı düşünmüyor diyordur. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri oruçların en sevimlisi Şaban ayında tutulan oruc idi. Demek ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Ramazandan sonra en sevimli ona nafile oruç, Şaban ayında tutulan oruçmuş. Bununla alakalı hazretleri Ramazandan sonra en kıymetli oruç aşure orucudur der. Hazretlerine en sevimli gelen ve Şaban ayında tutulan oruçmuş. Şaban benim Ramazanda ümmetimine ait. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ait.
Çok oruç tutacağız, çok salaf-ı selam getireceğiz. Bakın çok oruç tutacağız, çok salat-ı selam getireceğiz. Oruç ve salat-ı selama hemhal edeceğiz. Gaflette durmayalım. Sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Şaban, Recep ve Ramazan'ın arasında insanların gafletle geçirdikleri bir aydır. İnsanların gafletle geçirdikleri günlerde, gafletle geçirdikleri zamanlarda, gafletle geçirdikleri yerlerdeki ibadet bataklığın içerisindeki gül gibidir.
Herkesin isyan ettiği yerde, sen Allah'ı zikredersen, orada çok kıymetlisindir. Herkesin Allah'ı zikrettiği yerde, sen zikredersen fark edilmezsin fazla. Herkes zikrediyor çünkü. Ama hiç kimsenin zikretmediği yerde, sen zikrediyorsan, senin başında melekler üşüşür. Hani tenhada yapılan zikir çok kıymetlidir ya, hiç kimsenin bulunmadığı yerde bir kimse Allah'ı zikrediyorsa, o zikir çok kıymetlidir. Neden? Orada gösterişten uzak, riyadan uzak, her şeyden uzak, kendi kendinesin. Orada haram da işleyebilirsin, zikir de yapmayabilirsin, yatabilirsin de, uyuyabilirsin de. Hani bir kimse gece evine gider, yatak odasında hiç kimse yok. Yatak odasında hiç kimse olmadığından veya evinde hiç kimse olmadığından, adam zikrillahtan uzak bir hayat yaşayabilir evinde.
Hiç kimse görmüyor nasıl olsa. Ama dışarı çıktığında kendisini ibadet ehli gösterebilir. Bir başkasının yanında kendisini ibadet ehli gösterebilir. Birisini aldatacak, birisini kaldıracak, birisini ütecek, birisini yollacak, birisini bir şekilde başka türlü kendisini göstererekten kendisini ona satacak. Veya malını mı satacak, veya kendini satacak, veya ondan bir şey alacak. O kimse bir başkasının yanında dindar gösterebilir kendini. Bunlar münafıklık alametidir. Bunlar ikiyüzlülük alameti. Allah cümle ümmet-i Muhammed'in ve bizi ikiyüzlülükten muhafattır. Bu Allah'a mümin, Allah'a insanların içinde, yalnızken de insanların içindeyken de Allah'tan utanır. Edemez.
Resulullah sallallahu anh hazretlerinin sevgisini, muhabbetini, İslam'ın hukukunu ve çizgisini korur. Düşmanlarına da, kendisine düşman olanlara da, kendisine dost olanlarına da. Allah'ın sünnet çizgisinden dışarıda hareket etmez. İnsanlar, ibadeti bıraktıklarında, onlar bırakmazlar.
Zikri bıraktıklarında, onlar bırakmazlar. Mücadeleyi bıraktığında, onlar bırakmazlar. Sufi ahlak. Kıymetli dost, Türkiye'de, İslam dünyasında, hala da üret üstünde bir hayattan, Kur'an ve sünnet çizgisinde bir düşünce var ise, bunun temelinde sufiler yatar. Karşılarına ne gelirse gelsin, karşı durmuşlar, Allah demeye devam etmişlerdir.
Ve bugün, İslam dünyasında, cemaatler fırdıysa, altında sufi varmış. Onlar ne kadar olursa olsun, iki kişi, üç kişi, iki kişi, üç kişi, devam etmişler yollarına. Babasının oğlu geçmiş, demişler ki, dergah dağılmasın, zikrla alakası dağılmasın.
Geçti, oğluk kabil değil ama, yine tabi olamaz. Demişler, 200 Şubat'ı yaşayan kardeşler bizim içimizde şu anda. Bizden öncekinden neler görmüşler, neler yaşamışlar. Biz ama biz o, çok az cemaatler, dahil buna. Neler yaşadı, ne dağınıklıklar yaşadı. Ama, o çekirdek, o nüve, mücadeleyi yedinden bırakmayan kimse, kimse olanlar, kardeşler, dimdik ayakta durmasına sebep oldular.
Son çekildi kameranın karşısında, evimizin ismini, ismini, soy ismini yazdılar. Ama aldılar, durdular, karakola günlerce sorguladılar, zulmettiler. Ne yaptılarsa yaptılar ama ehli tasavvufun o nurunu, ehli tasavvufun o hareketini, ehli tasavvufun o gidişini durduramadılar. Şimdi ben bakıyorum, Anadolu topraklarına, kendi kendime hamd ediyorum. Yarın biliyorum, elhamdülillah. Arkadan fışkırıyor şimdi. Şimdi her yerde zikrular yapılıyor. Sohbetler yapılıyor. Varsın, yapsınlar, nurunu tamamlıyor. İşte bu sıkıntılı zamanlarda, uzun zamanlarda, insanların gerçediği zamanlarda, insanların böyle daldığı zamanlarda, dirençli bakışı, Ehli Sufi'nin mangal gibi bir yeri, Ehli Sufi'nin Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışısı, Ehli Sufi'nin Hazreti Reza'nın sünnetlerini yaşama gayreti, ümmet-i Muhammed'in içerisinde bir ümit kapısı olur.
Bir direnç kapısı olur. O ümit kapısı, o yüzden Şaban'a oruçlarımızı çoğaltacak. Yaz gelmiş, rehavet çökmüş. Herkes yazlıklara çekilmiş. Herkes zorunu başına atmış. Gelince, imdik duracak. Düğün içerisine atar, bir deyip, kapısında duracak, oruç tutar.
Ya Rabbi, onun zikrullah halakasında duracak. Ya çok terliyoruz. Nasıl da yok? Hocam ya, hiç kimsede hiç bir şey. Terimizden memnunum. Sıkıdım, zikrullah yapacağız.
Ya da orada tatil yaptın ya. Sen dünyadayken, tatilden tatile koştun. Deniz kenarında bir güzel yandın. Şeytan gel dedi, sana gitti. İşte bu kaflet, biz Şaban'a geçireceğiz. Oruçlarımızı çoğaltacağız. Salat-ı selamlarımızı çoğaltacağız. Zikrullahlarımızı çoğaltacağız. Hayır masanetimizi çoğaltacağız. Ahlakımızı yükselteceğiz. Burasına erkekler, lanet okularda İslam'a ilham eyle. Onlar da İslam'ın, onlar da İslam'ın hidayetini gönüller.
Onlar bizim arkadaşlarımız, dostlarımız, bizim insanımız onlar. Bizim merneketimizin insanları. 300 yıllık cehaletin ürünü. 200 yıllık dinsizliğin ürünü. 100 yıllık komünizm, faşistin ne olduğu belli olmayan. Deccalizmin ürünü onlar. Biz onlara Kur'an ve sünneti anlatmakla mükezzetleyiz. O yüzden onlara sakın ha, lanet okuma. Cenab-ı Hak onlara da hidayet eylesin. O zaman Şaban'da birbirlerini, eşlerinize, çocuklarınıza Şaban. Şaban'da uçuştadır artık. Uçacak Ramazan'da.
Bizim için uçmuşa erman. Hazreti, hazreti doğru hangisidir diye sorulunca Ramazan'a tazım için Şaban ayın. O yüzden kıymetli kardeşler. Peygamber'in bununla alakalı yaklaşıp 8-10'a yakın Hadis-i Şerif'i var. Hadis-i Şerif'te terhib ve terhipten alınma ve bunu kütübü sitteye bakabilirler. Tirmiziye, Ebu Dağı'da bakabilirler. Buhari'ye bakabilirler. Bu noktada kaynak etmeler. Bu hadis kitaplarında Şaban ayında tutulacak olan oruçlarla alakalı ve oruçun tutuntuna dair hadis-i şevrleri bilirler ve görürler.
Bir. İkincisi malum Şaban'ın ortasında Berat gecesi var. O geceyle de alakalı inşallah önümüzdeki haftalar nasip olursa Cenab-ı Hak inşallah sohbet edersin. Bu da güzel bir soru. Bakayım da sohbeti kısa kestim. Hakkınızı helal edin. Herkesin dikkat edebileceği bir nokta değil.
O yüzden hoşuma gitti. Bu kardeş kimse dikkatli bir kardeş. Allah dikkatini artırsın inşallah. Peygamberlerin nurdan minberlere oturan insanlara göpteyle bakması ve bir münademin onlara açıklama yapması. Peygamberlerin bu zümreden haberinin olmadığını gösterir. Allah razı olsun. Evet. Meşhur hadis-i kutsi vardır ya mahşer yerinde hiç kimsenin gölgelenmediği bir anda Allah nurdan minberler üzerine bazı kullarını oturtturur ve mahşer halkı ve peygamberler onlara gıdda ile bakarlar.
Hadis-i kutsi bu. Yani ben böyle metin olarak geçiverdim. Tabi bu hadis-i kutsi dünyada da ahirette de mahzun ve mahcup olmazlar. Onlara dünyada da ahirette de müjdeler vardır ayet-i kerimesinin tefsirinde geçer. ve bu ayir-i kerimesinin tefsirinde bu hadis-i kutsi ve bazı hadis-i şerifler de vardır. Onlar da geçince İbn-i Tehmiye dair bu hadisleri ve hadis-i kutsi reddedememiştir.
reddedememiştir. hadis-i kari de bunu mecbur almış, almış. reddetmeleri mümkün olmamış. tasavvufa ve sufliğe karşı olanlar bilen. Burada enteresan bir nokta var. Hadis-i şerifin meddinde diyor ki peygamberler bile onlara gıdda ile bakarlar. Halkı peygamberlere sorarlar. Hangi peygamberlerden? Peygamberler de hayrettedir. Bunlar da derler ki bilmiyoruz. Ve tabi bunlar hangi şehitler, bunlar hangi müminler diye sorulur. Şer yerinde cevap verebilen yoktur. Allah münadi bir melek görevlendirir ve bir münadi melek cevap verir. Bunlar özel kulları, bu mânâ.
Bunlar iki hasletleri varmış. Özellik. Dünyadayken birbirlerini Allah için sevenler ve toplanlıklarında Allah'ı zikredenler. Bunların iki özelliği neymiş? Birbirlerini Allah için severlermiş. Hatta şerh eder, hadis-i şerif, devam eder. Bunlar birbirlerini ne akrabalık, ne ticaret, ne de kavmiyet. Bunun için değil. Ya Allah için birbirlerini sevip, toplanlıklarında Allah'ı zikredenler. Kıymetli dostlar, bu öylesine bir keskin kılıçtır ki burası. Bir kimse bir kimseyi severken Allah için sevdi. Malı için, mülkü için, ticareti için, akrabalık için, ne bileyim işte herhangi bir menfaati için değil.
Fîsebilillah, Allah için birbirini sevecek. Fîsebilillah, Allah için toplanacak. Ve Fîsebilillah, Allah için Allah'ı zikredecek. İnsan cennete girmek için Allah'ı zikreder. İnsan cennete girmek için Allah'ı zikreder. Mahşer yerinde utanmamak için Allah'ı zikreder. Kimseler bunlar için yapmazlar. Allah'ı zikreder. İnsanların gönüllerinde ve gözlerinde büyüttüğü, beslediği ne?
O cenneti büyütüp sizin ilahınız için nurdan bir adet ederken Allah için ve o namaz kılır.
Hiç kimseden bir şey beklemezsin. Allah'ı sattıysan hiç kimse senin önünden gel değildir.
Hayatını Allah'ı sattıysa, senin korktuğun da odur, senin sevdiğin da odur. Senin hüznün da odur, senin kederin da odur. Senin sevincin da odur, senin mutluluğun da odur. Senin yürüyüşün da odur, senin oturuşun da odur. Senin yan yatışın da odur. Senin o tarafa bu tarafa çevirecek olan odur o zaman. Eğer hayatını ona sattıysa, senin elinden tutacak olan odur, seni çıkaracak olan da odur, batıracak olan da odur. Hayatını ona satmışız. Sufi hayatını Allah'a satandır, bedelsiz. Bu satmak değildir aslında. Teslim etmektir. Sufi hayatını götürüp ona teslim eder. Der ki hayatını sana teslim ettir. Düşüncemi sana teslim ettir. İşimi sana teslim ettir. Her şeyimi sana teslim ettir. O yüzden Hz. Resulullah dedi ki, Sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri nefsimi de işimi de sana havale ettim ya Rabbi.
Bu hayatını Allah'a teslim edenler için yeterlidir. Eğer gönlüne bak, hayatını kime teslim ettiğini dinle. Kalbindeki sevgilere bak. Kalbindeki muhabbete bak. Hangi elbiseyi giyinirken nasıl sevindiğine bak. Hangi arabaya binerken nasıl sevindiğine bak. Hangi eve girerken bu benim elim deyip, oh huzura erdim dediğin yere bak. Bak, eğer bu dünya üzerinde huzura erdiğin bir yer var ise hayatın ona satmışındır. Bu dünya üzerinde rahat ettiğin bir yer var ise hayatını oraya satmışım. Hayatını sattığın yere bak. Mahşerde, hiç kimsenin gölgelenmediği bir yerde, başka bir rivayette der ki, burada insanların gönlünü anladın, gönlünü anladın. Gönlünü anladın ki, eğer sen oradan sürgün yiyeceksin.
Ve pişman olacaksın. Diyeceksin ki, eyvah! Yine sürstün, ben yine hataya düştüm. Ben yine yanıldım. Ben bilemedim. Yine bir gölgenin altına sığındım. Bilemedim. Ben yine birisi seviyorum dedi, aldandım. Bilemedim. Birisi yine sana aşiküm dedi. Ben bilemedim, aldandım. Oysa seven senmişsin. Vefa sen değil. Oysa ömürkünler söyledi. Döndü benden intikam oldu. Döndü hançerini vurdu yine. Döndü hançerini vurdu yine. Dönüp hançerini vurduysa, yok. O gölge senin gölgen değil.
Sen hançer vurduğunu gösterme yine. Kanını sertle yürür. Ama o gölgeye doğru gider. Kıymetli dostlar, sevgisi vardır. Herkesin gönlünde bir Muhammed. Ne işiniz var yoksa bu sıcak günde? Herkesin gönlünde bir sevgisi vardır. Bir kardeşlik sevgisi vardır. Hiç kimsenin sevgisini aşağıda görme. Ama Allah'ı seveyim. Her şeyden fazla onu seveyim. Üstadınızdan dahi fazla onu seveyim. Üstadınızla bakarsınız size bir hançer. Vurur. İnsandır. İnsandır. Vurmaz, evet doğru. İmtihandır bu işler.
Görmeyeceğim dediğin yerden görülsün. Hiç yaşamayacağım dediğin yerden yaşarsın. Ama pişmek için yaşarsın. Ama pişirilmek için yaşarsın. Ama yaşarsın. O yüzden Mustafa Öztürk şimdiden söylüyor bunu. Ve derdi ki koltuğun altındaki, yanındaki veya koltuğun altındaki kimse asla seni hançerle ver. Asla seni hançerle ver.
O delikanımız bayındırın çıplaklarında kalmış. Zeytin ağaçlarının dibine gömülmüş. Bayındırın yanıklarına bakar. Dedi ki ey ha geçmiş. İçinde daha görmüyorum. Bayındırın dalgında zeytin ağaçlarının dibinde kalmış o. Vurabilir mi vurabilir. O yüzden kıymetli dostlar. Allah'ın gölgesine gözünüzü dike. Gözünüzü oraya dike. Bu demek değildir ki kardeşlerinizi sevmeyin. Allah için sevin. Tutun ellerinden sollarından. Sınırın. Yedirin, içirin, bakın, besleyin. Evet. Yürüyün. Alın kolunuzu. Hiç kimseye de gel geri gel. Gidiyorsa bırak gitsin.
O senden çıkmış. Bırak gitsin. Allah yolunu selametlik versinler. Şunu unutmayın. İyi niyetinizi hep koruyun. İyi niyetinizi koruyun. İyi niyet bir, insanlara hizmet etmek ikidir. İyi niyet bir, insanlara hizmet etmek ikidir.
İnsanlara hizmet edin. Ve hizmetinizi size kötülüğü size kötülüğü. Kim size en büyük kötülüğü yaptıysa önce ona hakkını helal et. Hakkını helal et. De ki ya Rabbi ben senin gölgene gözümü diktim. O yüzden kullarla işim kalmadı. Hepsi hakkımı helal et. Hakkını helal edeceğim. Ben hiç kimsenin alacağım ve benim hiç kimseden alacağım olmayacak. Çünkü gözümü sana diktim. Gözünüzü Allah'a dikin. Meclisi var gidin oturun. Hangi şeymiş?
Hangi toplu? Vallahi de öyle. Gidin oturun orada Allah'ı zikredin. Gidin oturun Allah'ı zikredin. Kinayesine bir şey yapıyorsanız kendinize. Niyetinizi bozursanız kendinize. Kendinizi bozursanız kendinize. Kendinizi bozursanız kendinize. Düşünmemişimdir. Hayır. Benim işim değil. Gidin. Allah! Neredediniz? Sımsıkı yapışın.
İnsanlığa ve insanlara hizmet edin. Şefkatli ve merhametli davranın. Müminleri ve Müslümanlara alt atmayın. Dost doğru olur. Dost doğru olur. Yokluk da geçer. Sıkıntı da geçer. Boğuş da geçer. Dost doğru olur. Dert de geçer. Dost doğru olur. Keder de geçer. Hüzün de geçer. Dost doğru olur. Dimdik durun hayatta. Su bükecek bir şey yapmayın. Birisinin gözünün içine bakmayın. Hiçbir problem size bir adım geri attırmasın. Dimdik durun. Hayatı dimdik yaşayın. Dostluk kapısında durun. Cennet kapısı değil.
Cehennem korkusu değil. Sıratın üstünden geçmek değil. Neymiş sıra? Geç. Sen Allah'a dostluk kapısındadın. Deki Ya Rabbi beni salihlerinden eyle. Beni salihlerle beraber eyle. O inam ettiğin, ihsan ettiğin, o peygamberleri peygamberlikle müjdelediğin, korudun ve kolladığın kullarının yanında eyle. Önemli olan bu kardeşler. O yüzden her şey geçer. Her şey geçer. Her şey. Geçmeyecek bu dünyada hiçbir şey yok. Ben bazen böyle ümitsizliğe düşenlere derim ki, Kardeş geçmeyecek hiçbir şey yok derim. Bir milyon dolar borcun altında inip inip inleyen bir adamdım ben. Benim yanımdaymış gibi görünenler, Bunlar dair beni üçkağıtçı beşkağıtçı belleyip etrafı öyle söküyorlar.
Bak ben kendimden açık bir şekilde bahsediyorum. Geçer biter. Geçer biter. Benim meşhur bir sözüm vardır. Kaç kişiye borcun var? Beş. Altı yapmamız. Onu dörde indirmeye var. Altı yapıyorsan bozuyorsun kendini. Kaç kişiye borcun var? İflaz ettin. Üç kişiye onu dörde çıkarma. Onu ikiye çıkarmaya gayret et. İkiye indirmeye gayret et. Her sene ödeyebildiğin kadar bir kişinin borcunu öde. Ama her sene bir kişiyi devreden çıkar. İlk çıkar. Allah senin iyi niyetini görmekten aciz değil haşa. Ya bizde olacak olan o. Allah bizi onlardan eylesin. Günahlarından da teker teker kurtul. Nasıl maddi borçlarından teker teker kurtuluyorsun ya.
Günahlarından da teker teker kurtul. Bak hayatına kaç tane günah kebalin var? Yirmi tane. On dokuza indir. On sekize indir. On yediye indir. On altıya indir. On beş, on dört, on üç, on iki, on bir, ol. İndir aşağı doğru. Bu noktada sana yardım edecek. İndirirsen senin halini değiştirecek. Tövbe edersen senin halini düzeltecek. Allah bizi onlardan ayıresin. 10'daki millet yok. Kendini yedirsen woo honимся.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.