mustafaozbag.org

253. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Mart 2012 · 33:15

Selamün aleyküm, Allah gecenize hayır etsiniz, aman, selam vaktinizi, hayır etsiniz, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayır etsiniz. Allah, hakikatlere kavuşma sebeplerini derecelere ayırarak buyurmuştur ki,
kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, işte onlar, Allah'ın nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehirler ve salimlerle beraberdir. Onlar da müdürüzler arkadaştır. İnsanların yaşadıkları temelleridir insanların.
Bir kimse Allah ve Resulüne itaat ederse, ya itaatinin ve durduğu noktaya göre, ya peygamberlerle beraberdir, devam ediyor aşağı doğru. Ya sıddıklarla beraberdir, devam ediyor aşağı doğru. Ya şehitlerle beraberdir, devam ediyor aşağı doğru. Ya da salihlerle beraberdir, ya da salihlerle beraber. O zaman bir kimse aşağıdan yukarı doğru salihlerle beraberdir, o zaman da o kimsenin tasavvufi hali ve hallenmesinin makamlarıdır. Bir, ya o kimse salihlerdendir, ya o kimse şehitlik makamındadır, manevi olarak şehitlerdendir, ya o kimse sıddıklardandır, ya da onun üstünde bu kahrabi, yakin noktada olan arlandır.
Ya o kimse peygamber sallallahu aleyhi ve sellem madretleri ve peygamberlerle beraberdir. Bir alt noktası sıddık makamı oluyor, Hz. Ebu Vekir Efendimizin makamı. Bir alt makamı, şehitlik makamı ki bu bir makamla alakalıdır. Ya da o kimse salihlerle beraberdir. Bunlar o kimsenin Kur'an ve sünnete bağlılığı, Kur'an ve sünnete itaati, Kur'an ve sünneti kendi üzerindeki icrasıyla alakalıdır. Bir kimse onu kendi üzerinde de icra edecek. İcra etmezse o kimse bu hallerle hallenmesi mümkün değildir. Şimdi insanlar tasavvufu ve dini algılarken algılamam ve yaşayışlarına göre de dereceleri çıkar ortaya. Algılamam ve yaşayışlarına göre dereceleri çıkar.
Bir kimse vardır, işte günlük kimsenin nasıl yaşanması gerekiyorsa öyle yaşar. Bir kimse vardır, bu daha da bu noktada kendisini sıkar, kendisini mücadelenin içine koyar. Bir kimse vardır, mesela örnek, işte dedik ya şehitlik makamıdır diye. Öyle değil mi? İşte bir gazeden dönünce, Ashab Peygamber Se פetzlerinden demiş ki, küçük savaşta büyük savaşa dönülmesin. Nedir ya Resulallah? Nefsimizle savaştır. Nefiste savaş en büyük savaştır. O zaman o kimse, nefislerin mücadelesini arttırdıkça devamlı o cihat edenlerin sınıfında olacaktır. Ama bu o kimsenin nefsiyle savaşmasının devamiyetiyle alakalı. Eğer nefisle savaşmasını bir an geri bırakırsa o savaştan ayrılmış olur. O savaştan ayrılırsa savaştan geri dönenlerden olur. Hani topuklarının üzerinde savaştan geri dönenler var ya asla tövbeleri kabul olmayan kimselerler.
Savaştan geri dönenler. Günay-i Kebahilerin içerisinde meşhur yedi tane Günay-i Kebahilerin içinden bir tanesi de bir kimsenin savaş meydanından geri dönmesi. Bunu zahiri manada alınacak olursak o kimsenin savaş meydanından geri dönmesi karşısında bir kafir var. Kafirle savaşırken o savaşı terk edip gitti. Bu işin zahir tarafı bu işin batın tarafı ne? Tasavvufi tarafı ne? Tasavvuf tarafı nefisle olan mücadeleden vazgeçmesi. Nefisle mücadeleden geri dönmesi. Nefisle mücadeleden bu noktada mücadeleyi terk etmesi. Eğer bu terk etme söz konusu olursa işte o yedi tane günahı kebahirten birisini işlemiş olur. Birisi Allah'a şirk koşmaktı. İkincisi anne ve babaya itaatsizlikti. Üçüncüsü savaş meydanından geri dönmek.
Dördüncüsü namuslu insanlara iftira atmak. Namuslu insanların üzerinde iftirada bulunmak. Hırsızlık yapmayan bir kimse hırsız demek. Bu tabii söz konusu olan şey zinayla alakalı. Yani zina islamında bulunmak diyor. Zina günah kebahir. Ama o zina zina günah kebahir. Pardon. Gıybetle alakalı bu mesele. Ama gıybet günah kebahir. O bütün o günah kebahirlerde aslında bir şekilde içine almış olur. Bir kimsenin arkasından bilbet etmek. Bir kimsenin namuslu bir insanın üzerinde zina ettiğini söylemek namuslu bir insanın üzerinde hırsızlık yaptığını söylemek namuslu bir insana yalancısın demek namuslu bir insan olmayan üzerinde olmayan bir şey onunla göstermek.
Bu günah kebahir içerisinden bir tanesi de savaş meydanından geri dönmek. O zaman bir kimse de nefisle mücadele ediyorsa nefisle mücadelenin içindeyse ondan geri dönüyorsa işte o da savaş meydanından kaçanlardan olmuş oluyor. Ve şehitli makamını terk ediyor. Tabii bunlar her birisi ayrı ayrı makam. Her birisi ayrı ayrı tecelliyete olan şeyler. Bunu biz şeriat, tarikat, hakikat, marifet olarak nitelendiririz ya bu nitelendirmenin ayeti kerimenin de karşılığı veya bu nitelendirme bu ayeti kerimeden almış. Bunun gibi bir şey. işte insanlar hal ve makam olarak müminler bu dört halin içerisindedir. Bu dört halin dışına çıktığı zaman o kimse zaten şeriatın dışına çıkmıştır.
Allah muhafaza etmesin, küfretli olmuştur. Tasavvuk, bir kimseyi en alt noktadan alıp, onu kemale çıkarıp, onu mukarrebin yani yakin noktasına getirmektir. Resulullah sallallahu ve sellem hazretlerine getirmiş olduğu o yola itaat etmek ve bu noktada o kimsenin kendisini kemal noktasına yürütürken güzel ahlakla, ibadetle kendisini zenginleştirmesidir.
Bunun başka bir yolu yoktur. Bunun başka bir tarzı da yoktur. Bunun başka bir çıkış kapısı yoktur. Bunun başkın varış kapısı yok. Başka bir yol, başka bir kapı söz konusu değil. Bir kimse ya Allah ve Resul'e itaat edecek, itaat ederken hali bu nokta noktaya. Bu neye benzer biliyor musunuz? Bu Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin cihada çıkacağı zaman Hz. Ebu Bekir Efendimizin bütün malının mülküne her şeyini getirmesidir. Bizin yarısını getirmesidir. Bir sahabeden de Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin dörtte bir rahmasıdır. Hepsi de sahabeden kişilerin yapış ve davranış biçimleri tecelliyatları farklıdır.
Bunun gibi herkes derviştir. Her dervişin kendine ait bir duruş noktası vardır. Her derviş aynı noktada yakin noktasında davranmaz. Her derviş bu noktada sızdik noktasında davranmaz. Her derviş bu noktada şehitlik noktasında davranmaz. Ama bütün dervişler genelde durması durmak zorunlu olduğu yer müminnik noktasındadır. Salih insan olma noktası. Salihlerden olmak zorundadır. Salihler dairesinde durmak zorundadır. Bizim asıl istediğimiz nokta insanların o salihler dairesinde salihler noktasında bulunmasıdır. Bu da o kimsenin Allah ve Resul'a itaat edip haramlardan uzak durması farz ibadetlerini yerine getirmesi. haramlardan uzak durması farz ibadetlerini yerine getirmesidir.
Bu insanın salihler cümlesinde olmasına yeter. Yerine getirin. Bunun üstü nedir? Bunun üstü insan haber üst üste koymasıdır. İyi ahlakla güzel ahlakla Allah'ın sevmesiyle Resulullah'ın sevmesiyle üst üstüne kendisini koymasıdır. Allah bizi onlardan eylesin. Yaptan sonra şehitlik makamı gelir. Zahirde şehit ancak savaşta öldürülmek olur. Hakikatte şehit nefsin şehvetlerini öldürmek olur. Nefsin hareketleri görünümü kalır ama şehvetleri ölür. Müridin bu saygın edeplerine ve huylarına uyar.
Şehitler makamından sonra Sıddıklar makamı gelir. Sıddıklık da mutasavvıların hâllerinin biridir. Sıddıklar makamının en yücesi gerek emirlerinde gerek işlerinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretten uymak hiçbir davranışında onun huyuna aykırı hareket etmemektir. Sâlik önce Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretine uymaya çalışır. Gücü yeterse yapar. Yetmezse bu dereceden inip onun ahlakına uymaya çalışır. Yine gücü yetmezse bu dereceden de inip onun ağda uymaya çalışır. Bu makamların hiçbirine uyumaya gücü yetmezse sünnetine uyar. Hiçbir suretle sünnetine uymaktan daha aşağı bir hale inmemelidir ki ve bilmelidir ki nübüvvet makamlarının en aşağısı vilayet ve tasarruf makamlarının en yükseğinden üstündür.
Ve onların tamamen ayrıdır. Çünkü Resuller ve Nebiler Allah onlara selam ve selam eylesin. Hiç aldanma ve şubbe bulunmayan vahiy ile gayb-i şahide ile halkın hükümlerini durumlarını iç üzerine görmekle kuvvetlendirmişlerdir. Kim? İşte onlar peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdir.
Onlar ne güzel arkadaştır. Ayet-i Kerime'nin tekrarı. yalnız şurayı bir tekrar söyleyeyim size inşallah burayı iyi dinleyin. Salih önce Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin hallerine uymaya çalışır. Onun haliyle haller yetmezse bu dereceden inip onun ahlakına uymaya çalışır. gücü yetmezse bu dereceden inip onun adamın hiçbirine uymaya gücü yetmezse sünnesine uyan. Risalesi yolu dediğimiz yol bu.
Bu tayinede istihdam ederken kendimize ölçü olarak kendimize yol olarak kutisturlar aldık. Hazretlerinin bir başkasının veya başkalarının yollarına dil uzatmak değil derdiniz.
Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin milletlerine onun sözlerine onun fidyatlarına her şeyimizi dayandırırken başka bir şey değil.
Bunun dışındakileri tahsib etmemek değil. Bunun dışındaki yollara laf söylemek demek değil. Bu 1400 yıl boyunca hiç tehlikesi olmayan hiç tehlikesi olmayan ve bu noktada kendisine tabi olanları bataklığa götürmeyen kendisine tabi olanları dolanbaşlı yollara götürmeyen kendisine tabi olanları zikzaklara götürmeyen bir yol. Bu yol bu manada şahısların üzerine kurulu değil. Bu manada insanların kimliklerinin üzerine kurulu değil. Yolun kuruluş noktası bu manada Kur'an ve sünnet ışığı içerisinde Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin haliyle ahvaliyle sünnetiyle adabıyla erkanıyla dini ve tasavvufu yaşamam.
Başka bir derdimiz yok. Ben şeyhim şeyhimin şeyhi şeyhimin şeyhi şunu dedi veya şeyhim şunu dedi veya şeyhim böyle yapardı ben onu yaparım manasında avrulamıyorum dediğim zaman arkadaşlar biraz böyle bunu kırıyorlar. Ben şeyhimi reddetme noktasında değilim burada. Reddetme noktasında değilim. Sünnet tarihisinde tasavvuf ölçüsünü koymaya çalışıyor. İnsanlar bilmeden yıllardan beri şeyhi öyle yapmış o da öyle yapıyor. Bundan üç önce şeyhi oğluna bakışın tekke yapmış.
Herkes şeyhine tekke yapmaya çalışıyor. Dört kuşak önce şeyhi ev yapmışlar. Herkes şeyhi ev yapmaya çalışıyor. Bundan dört kuşak önce herkes şeyhin cebine para koymuş. Herkes şeyhin cebine para koymaya çalışmıyor. Herkes dört kuşak beş kuşak öyle devam ediyor. Kendi içerisinde bu çarpıklıkları görüp konuşamamalı. Bunları tespit ediyorlar. Bunlar var ama konuşamıyorlar. Ya şeyh çalışır mı? Yok şeyh çalışman dileniyor. Şeyh çalışır mı? Çalışmam neden? Dileniyor. Görmüşler.
Allah bizi affetse evet belki de biz bu manada kendi kendimize yolumuzu zorlaştırdık. Kendi yolumuzu. Kendi kendimize bu noktada belki de kendimizce sıkıntılı bir yol açtık. Olacaksa bizden sonrakilere sağlam bir üzerine bir yol kalsın inşallah. Derdimiz bu. Allah bizi affetsin inşallah. Şurada bir soru var. İlla ki okusun diye yapmışlar. Herhalde birisine bunu şey yapmışlar. Bir de demişler şimdi kırmamak için hiç kimse okuyacak. Ama böyle sorular yazarken illa ki okuyun. İlla ki cevap verin.
İlla ki buna bir şey deyin. Bunlar normal şeyler değil. Adap açısında. Sorularınızı sorun koyun. Ya sorularını hepsine birden cevap vereceğim. Ya da hiçbirine vermeyeceğim. Veya içinden lazım olanları vereceğim. Kimisi hala da saç boyası tırnak boyası soracağım diye uğraşıyor. Geçiyor bunları. Yani böyle soracak olan sorular ümmete ve insanların faydası olan şeyler olsun. Muhakkak özel sorular da soracak insanlar. Ama şu cemaatın artık saç boyasından, tırnak boyasından geçmiş olmasını istiyor. evet yeni kardeşler geliyor, yeni arkadaşlar geliyor. Onlar belki de bu tip şeyleri sormak istiyorlar. Ama bunları en küçük bir imal bilgisini bir imal kitabından alabilirler. Bir evlerinize birer imal kitap alın.
Böyle bu tip şeyleri onlardan öğrenmeye çalışın. Evlerinize birer tane tefsir kitap alın. Bunları evde okuyarak öğrenmeye çalışın. yani Allah bizi affetsin. Bu noktada sohbetlerin seviyesinin dikselmesi lazım. Saç boyasından, tırnak boyasından ulaşırsak vay işimize, vay halimize. Allah bizi affetsin inşallah. Şimdi yüzde bu sorunun muhatabı olan kimse bu cemaatta ki özellikle sorun o gün herkesin duymasını istiyorum demiş. Demek ki alınacak olan cevapta buradan birisi nasibini alacak. Allah korpusu olan bir zervişin mesken içinde evinde köpek besleyip büyütebilir midir?
Evet köpek besleyip büyütmek bir kimsenin eğer mesleki bir şey değilse mesela işte şehir içerisinde olursa güvenlikle alakalı olması lazım. Şehir dışında olursa çobandır, işte tarlası vardır, takyası vardır, koyunu vardır, ineği vardır. Güvenlikle alakalı orada köpek bakabilir. Hanevilerce normalde köpeğin artığı neciz hükmündedir. O yüzden köpeğin ardından yedilmez, içilmez. Köpeğin yattığı yerden necaset olduğu için temizlenmeden orada namaz kılınmaz. Köpek bir kimsenin üzerinde dolandıysa ve orada tabii necaset var sonrasında tozu ne bileyim üzerindeki kokusu atılmadan namaz kılınmaz. Köpeğe dokunup namaz kılınan inanılır mı demiş. Yani bu bir kimsenin böyle bir şey yapması Peygamber sallallar vesele maddelerinin hadis-i şerifinin dışında yasaklamış onu.
O yüzden hadisin dışına çıkmış oluyor. Gerçekten köpeğin zevk için besliyorsa. Komşuluk hakkı adı altında komşuların rızası olmadan rahatsız olacakları şekilde köpeğin havlaması ve pis kokusunu çekmek zorunda mı var? Değiller. Yani havlamasını da çekmek zorunda değiller. o zaman sokaklarda dolaşan köpeklerin davlamasını çekmek zorunda değil. Kalk dedi köpeklere. Evet gerçekten apartmanların balkonlarında köpek bakılması hoş bir şey değil. Evlerinde de bakılması bağırış çağırış hoş bir şey değil. Dinen de uygun değil. Uygun değil.
İnşallah herkes bu kadar ince bir komşuluk hakkına ve hukukuna sahiptir. Bu soruyu soran kimse de o komşuluk hakkına ve hukukuna sahiptir inşallah. Şurayı unutmayın. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azetinin komşusu vardı. Rivayet edilir ki gayrimüslimdi. Kendi necasetlerini onun bahçesine atardı. Hukuku deyince senin bir komşundan hiç şikayet etmemeliydi. Kimse komşusundan da şikayet ediyorsa o da iyi bir komşu değil. Birisi böyle çok zulmediyordu komşusuna geldi şikayet etti.
Şikayet eden dedi Allah resulü dedi ki sallallahu sen onunla tartışma. Eşyalarını çıkar dedi kapının önüne koy. Orayı terk ediyorum de. Sana sorarlarsa neden terk ediyorsun diye. Komşumdan ötürü de. Komşusu geldi onların özüm verdi. Helallik istedi. Tekrar geri döndü evine sonra. Yine onunla dövüştürmedi. Tartıştırmadı. Dinimizde bu yapılanların yeri var mı? Dinimizde o kadar yapılanların yeri olmayan şeyler yapılıyor ki insanlardan. Allah bize affetsin hakkınızda ilave edin. Üç ehlal sütfati. Teşekkür ederim. İzlâsı Kâinatü ve Sayyü Mevcudat.
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Sallallahu Aleyhi Sallallahu Aleyhi Sallallahu Aleyhi Sallallahu Aleyhi Sallallahu Sallallahu Aleyhi Aleyhi Sallallahu Aleyhi Sallallahu

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi