mustafaozbag.org

248. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Mart 2012 · 41:12

Allah gecenizi hayırlı eylesin. Allah'ın gününüzü hayırlı eylesin. Hayırlısı, yılınızı, ölümünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Allah hepinizden razı olsun. Annem vefat etti. O noktadaki kardeşlerin tutum ve davranışlarından dolayı hepsine de teşekkür ediyorum. Hepinizden de Allah razı olsun inşâAllah. Söylenecek çok şey olur ama inşâAllah zamanla irdelenir, konuşulur.
Zamanla anlaşılır belki de. Dermişlik, benim için, kendi nefsim için söyleyeyim. Dünyanın en kıymetli şeyi. Bunu tabii insan zaman içerisinde görüyor. Hayat insanı öyle bir noktaya getiriyor. İnsanları öyle bir noktaya getiriyor. İnsanlar muhakkak ki ailelere önemli, muhakkak ki akrabaların önemli. Ama bu aile ve akraba kavramı, aile ve akrabasına göre değişiyor. O yüzden hem zahiren gelerek, hem telefon açarak, hem gönlü bu noktada bizimle olan bütün kardeşlerden Allah razı olsun inşâAllah. İnsanlar böyle yerinde yalnız kalmadığını gördük. İnsanlar çok büyük mutluluk.
Tabii Allah razı olsun Bayındır'daki kardeşler bu noktada iyi hizmet ettiler. Nuri, Oktay, yolun başlangıcı olan kardeşler, bütün İzmir'dekiler. Hepsi de Mursa'dan gelen kardeşler. Allah razı olsun hepimizden. Tabii işin en sürpriz olan İstanbul'dan gelen kardeşler de, yol uzun çünkü, Gürsü Belediye Başkanı'nın yaptığı olduğu, onu da söyleyeyim. Allah razı olsun, sizi kalkmış, gelmiş, vakit geçti olsa geldi. Sırf geldi, taziyeti bulundu, döndü. Allah bütün herkesten razı olsun. Tabii Hizmet Belediye Başkan Yardımcısı'ndı. Başkanla Başkan Yardımcısı da aldı. Cemil inşâAllah onlara bir iade, ziyaret yapalım inşâAllah. Tabi Kürsü'ye de bir iade, ziyaret yapacağız inşâAllah.
Tabi Allah razı olsun, ben Yunan ve Akşehir dolayının temsilen geldiğini düşünüyorum Muhammed kardeşler. Muhammed kardeş de oradan, Allah razı olsun, ben yöre kadar karşısında. Bütün kardeşlerden Allah razı olsun inşâAllah. Sülamen bana öyle derdi. Yolun başlangıcındayken, bugün onlara muhtaç olacağım diye düşünüyorum ben.
Ve beklediler. Bugün onlara muhtaç olacağım. Cenab-ı Hakk'a Allah muhafaza eylesin. Bugüne kadar hiç kimse böyle bir muhtaçlık hissetmedi o. Onlar da sadece güzel bir cevap aldılar gibi gibi. İzlediler sadece olanı bir tanem. Allah razı olsun. Annem üzerinde çok konuşmak istemiyorum. Allah taksılatını affetsin Allah'a. Ama annemin bir hadis-i şerif var. Ona, onun tecerdiyatına uyuyor annem. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerine duyuyor ki, ama doğumdan veya boşanmadan dolayı çocuklarıyla, çocukların başında kalıp evlenmeyen, o manada onların bakımını, üstlenen bir kimseyle, bir kadınla benim, cennette böyle istiyor.
Annem gerçekten o noktada şeydi, girayetli doğdu. Evlenmedi. Hayatını çocuklarıyla beraber yaşadı. Çocuklarına adadı. Öyle değil. Gözünü hiç başka tarafa çevirmedi. Bir erkek evlat olarak, evlat olarak bizim boynumuzu bitecek, insanların arasında dolaşmamızı engelleyecek bir fiil ve hareketle de bulunmadı.
Eski insanlar onu iyi becerilerdi. Mesela annem, babam sağırken böyle kılık kıyafeti çok düşürdü. Babam vefat ettikten sonra biz onu hiç düzgün kılık kıyafetle görmedik. Özellikle düzgün kılık kıyafet gelmezdi. Hani bir başkasını cezbet verir diye. Hep böyle eski soru, ondan sonra böyle demode olmuştu adını rica etse. Kılık kıyafetler tercih etti. Hiç kimse gelip de onu istemesini. Böyle bir şey olmasın diye. Düğünlere gitmedi uzunlukta. Sadece akraba düğünlerine gider, oturup gelirdi. Bizim orada kadınlar oynarlar kendi aralarında. Annem genç olmasına rağmen o tip şeylerden hep kendini uzak tutuyor. Kendini korundu. O noktadan annemin hakkı ödenmez.
Ne bileyim işte parasını, tuzunu çarçur etmedi. Bizim verdiğimiz harçlıklardan dair para biriktirip yanındaki ev aldı bizden. saklı. Sonradan duyduk ki yan taraftaki evi almış örneğin. Sonradan duyduk ki yan taraftaki evi almış mesela. Böyle tutumlu bir insan değil. Böyle savurgan bir insan değildi. Bunun yanında yedirmeyi çok severdi. Onun evine gelip de o sağlığı yerindeyken yemek yememiş, lokrasını yememiş insan almış. Allah rahmet eylesin. En son ömrünü nerelerde geçirdiğinin hesabı sorulurdu. Öyle değil miydi sohbet? Hatırlıyorsunuz. Ben yanlış hatırlamıyorum. Evet.
Derviş, mahsul tövbesiyle tövbe eder. Bütün hallerine. Tövbe makamı sağlam olunca, kendisine muhabbet nurlarından bir nur gelir. Yani bir kimse tövbesine sıkı sıkı bağlanınca, onun muhabbet makamından bir nur gelir. Çünkü Allah, Allah çok tövbe edenleri ve temizlenenleri sever buyurmuş. Salihlerin tevbeleri ve temizlikleri sahih olursa, kendilerine gelen sevgi hali, onları çabuk ve müdahaleye süre, ibadete dayanıklı kılar, nefsi sapma duygularını ve arzularını zayıflatır, kalp, nefsi, heves ve arzularını, cimrilik, gözü doymazlık, israf, piltilik ve diğer gözü sıfatlarını bırakır, iyi sıfatları dönmeye dolar.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle dediği rivayet edilir. Allah, veli cömertlik sıfatı üzerine yaratmıştır. Dedikodu ve iftira sıfatını sadakat ve adalete çevirmesini ister. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurmuştur. İnsan doğruluğu araya araya nihayet Allah indiğinde sıddık yazılır. Düşmanlık ve kin sıfatını yürek temizliğine, iyilik dileğine çevirir. Yüce Allah buyurmuştur ki, ancak Allah'a senin kalp ile, senin kalp getiren fayda görür. Tamah sıfatını kanaata çevirip ve böylece kalp, nefsin bütün kötü sıfatlarını iyi sıfatlara çevirir. Sadikin nefsi temizledir ve kendisi de doğru yola girer. Bu saydığımız iyi huylara uyarsa, irade sınırlarına ve irade makamları içine girmiş olur.
Derviş, bir dahaki haftaya iradeden devam edeceğiz. Burası tevbe makamı. Derviş, tevbesini sıkı sıkıya sarılır. Daha önce yapmış olduğu yanlışlıklara ve eksiklere bir daha düşmemeye gayret eder. Önemli olan birinci derecede o kimsenin yapmış olduğu günahlara, yapmış olduğu hatalara ve kusurlara geri dönmemesi. Eğer yapmış olduğu hatalara ve kusurlara geri dönmemesi ve onları tamamen bile terk etmesi şer'i bir tövbedir.
Şeriat tövbesidir. Tarikat tövbesi bununla alakalı artık o kimse o günahlara karşı bir istek duymamaya başlar. İstek duymak. Şeriat tövbesinde o kimse bunlardan geri döner ama kalbinde ona karşı bir istek vardır. Tövbenin üç makamı. Oysa bir üst makamda o tövbe ettiği şeylere karşı istek duymamaya başlaması bir üst makamdır.
Bunlarla alakalı konu ve kafasından silinmesi, aklından silinmesi, bununla alakalı artık bir istek varlığının olmayası, Tövbenin en güzel makamıdır ki o en üst makamdır. Üç halin üstüdür. Bu üç halin üst noktasına gelen bir kimsenin geçmiş günahları da hayra çeviriyor. Artık o daha önce içki içtiyse o içkisinden tövbe etti.
Döndü geri. Artık bir daha içkiyi içmeyi istemiyor. O noktada bunun içinde bir istek yok, arzusu yok. Bu onun ikinci tövbe makamına geldiğini gösterir. Bununla alakalı hiçbir şey artık şekli şüphesi yok. Kalbinde de, gönlünde de, nefsinde de bu konuda hiçbir istek, arzu yok. Silinmiş, gitmiş, bitmiş. Bu onun tövbe-i nasluh olduğu, yani en üst noktada olduğunu gösterir. Kıymetli dostlar, insanlar tövbesini bu noktaya getirmeler lazım ki, o kimse geçmiş günahları hayra çevirsin. Eğer bu noktadan geri dönüyor, ara sıra o günahları işliyorsa, o kusurları işliyorsa, tövbe mührünü dozuyor. Mührü bozdu. Mührü bozdu ne olacak? Tekrar tövbe edecek, yeniden mühürleyecek.
Bozdu ne olacak? Tekrar mühürleyecek, tekrar tövbe edecek. Fakat bir şey düşünür. Ya mühürleniyor, mühür bozuluyor. Mührüleniyor, mühür bozuluyor. Mührüleniyor, mühür bozuluyor. Hani halk dilinde yalanma olmak var ya, veya işte mühürü bozuyor devamlı. Üst üstüne mühür konuluyor. Gönül arzu eder, kopida hiç geri dönmesin. Hiç geri dönmesin. Bunun ortada sufiler, kendi nefislerine mücadele edenlerdir. Tövbe ettikleri günaha bir daha geri dönmeyecekler. Gıybete tövbe ettin. Eğer ertesi gün yeniden sen gıybet ediyorsan, gerçek manada, ertesi gün yine gıybet ediyorsan, gerçek manada tövbe etmemişsindir. Tövbeni gerçek manaya taşın.
Tövbeni halis kullanıp tövbesine taşın. Allah halis bir niyetle temizlenenleri sever. Halis bir niyetle temizle kendini. Bir daha geri dönmemecesine temizle. Bir daha eksikliğe, noksanlığa, yanlışlığa dönmemecesine temizle. Ve kalbini bunda sabit kıl. Kalbini bunda sabit kılarsan, kalbin senin nefsini dönüştürecek. Senin nefsini temizlemene en önemli etken olacak. Kalbin üzerinde bu manada zikrullah ile, tövbe ile yoğunlaş. Kalbinin içerisine Allah'ın zikrini, Allah'ın sevgisini, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin muhabbetini, üstadın muhabbetini koy. Dervişlerin muhabbetini koy. Etrafındaki insanların muhabbetini koy. Hiç kimseye ve hiçbir şeye zarar vermemeye gayret et.
Niyet et. Ve senin elinden, dilinden, gözünden, kulağından, ayağından, kalbinden, iki bacağının arasından hiç kimseye kötülük gitmesin. Hiç kimseye kötülük gitmesin. Kendini muhafaza eden. Bu halis tövbe edenlerin halidir. Artık ondan Müslümanlar, o kimsenin elinden ve dilinden emin olur. Müslümanlar ve mahlukat can emniyeti noktasında ondan emin olur. İnsanlar onun her şeyinden emin olur. Hayvanlar dahi emin olur. O yüzden evliya-i kiramın, velilerin etrafında yırtıcı hayvanlar dahi kuzu gibi olur. Yırtıcı hayvanlar, yılan, çıyan, aslan, kaplan, kurt, sırtlar ne varsa onun yanına gelir kuzu gibi olur. Hatta dışarıda nefsaniyeti, şerlerin içerisinde dolaşan insanlar dahi onun yanına geldiğinde kuzu gibi olur.
Onun yanında kötülüğünü sergileyemez. Artık onun yanında dahi kötülüğünü sergiliyorsa bir kimse o hayvandan daha aşağı bir mahluktur. Bir mürşidin yanında, bir velinin yanında, bir Allah dostunun yanında bir zikir meclisinde, bir zikir meclisinde bir böyle evliya sohbetinde, bir veli sohbetine gidip de orada hala da şerliğe devam eden bir kimse hayvandan daha aşağı bir mahluk tadadır. Çünkü hayvana çüş dersin, durur, deh dersin gider. Hayvana çüş dersin, durur, deh dersin gider. Eğer o kimse çüş dediğinde durmuyorsa, deh dediğinde gitmiyorsa o hayvandan daha aşağı bir mahluktur. Etrafınızda insan görünümünde bu tip insanlar vardır. Edebden nasiplerini almamışlardır. Terbiyeden nasiplerini almamışlardır.
İnsanlıktan nasiplerini almamışlardır. Tasavvuf bir insanlık malzumesidir. Tasavvuf bir insanlığın ortak buluştuğu ahlaktır. Nereye gitsin? O ahlak, o kaba davranışlarda bulunmaz. O kaba sözlerde bulunmaz. O insanların arasında boğurmaz, çağırmaz, hakaret etmez. Etrafındaki insanlara tepeden bakmaz. Etrafındaki insanları yaralamaz. Etrafındaki insanları bu noktada kötü söz söylemez. Etrafındaki insanları ağır bir şekilde azarlamaz. Tasavvuftan nasibi olanlar halleri budur. Günah kebailere kapılarını kapatırlar. Küçük günahlardan dahi kendilerini uzaklaştırmaya çalışırlar. Ve etrafındaki insanlara ışık olurlar. Etrafındaki insanlara edeb misali olurlar.
Etrafındaki insanlara iyilik misali olurlar. İşte tövbe kapısında durmak. Tövbe sınırında durmak. Tövbe makamında durmak budur. O kimse her an, her an kendisini tövbe etmeye muhtaç hisseder. Unutmayın. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ölünceye kadar Allah'a tövbe etmiştir. Hadis-i şerifte der ki ben günde yetmiş kez. Başka bir hadis-i şerifte ben yüz kez Allah'a tövbe ederim. Hazreti Aişan adını der ki ya Resulullah senin gelmiş geçmiş. Gelecek bütün hatalarla, kusurlarla mühedef değil misin? Hakkı olmadın mı? Ama Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin cevabı muhteşemdir. Ben Allah'a şükreden bir kul olmayayım ya Aişe'de.
Tövbe makamı sufi için ölünceye kadardır. Kendisini tövbe etmeye muhtaç hisseder. Ve tövbe ağacından nemalanır. Tövbe kanalından nemalanır. Oradan içer. Çünkü hep tövbe ediş, hep boynunu büküştür. Hep boynunu büküş. Allah nazarında çok mahbule değer bir şeydir. İnsanın kendisini bu noktada aciz hissetmesi, delil hissetmesi Allah önünde. Fukara hissetmesi. Allah önünde hep affı bekleyen bir kimse olması gerekir. Bu hayatınız boyunca değişmeyecek olan bir halde. Bizim yolumuzda, bizim tasavvuf aradığımızda bir kimse ona dense ki sen kurtuluşa erdin, o bu söz üzerine dair tövbe etmesi gerekir.
Ona dense ki şu makamdasın, o bu söz üzerine dair tövbe etmesi gerekir. Kıymetli dostlar, aziziyetten, mahviyetten, fukanalıktan kendinizi başka bir yere çıkartmanız mümkün değil. O yüzden derviş ne kadar tövbe makamına halis bir şekilde durursa ve tövbesine sadık kalırsa ve tövbesine devam ederse ve kendini kötülerden ve kötülüklerden uzak tutarsa ve kendini nefsinin üzerinde kalbini güçlendirerekten zikrullah ile, muhabbet ile, aşk ile, sevgi ile kalbini güçlendirirse kalp nefsin üzerine baskı uygular.
Kalp nefsin üzerine otomatikman örter, nefsin heva ve arzularını, nefsin isteklerini hayra çevirmeye başlar. Nefis ondan cimrilik ister, kalp ona cömertliği öğütler. Nefis ondan günahları ister, kalp ona iyilikleri ve güzellikleri emreder. Kalp bu noktada o terbiye ile kendisini güçlendirir, o nemalarla, yani Allah'ın zikir ve sevgi yoluyla kalbini kuvvetlendirir ve nefsin üzerine tahakküm kurar.
Ve nefis kötü huylardan iyi huylara, yanlışlıklardan, düzgünlüğe, eksikliklerden fazlalığa doğru yol alır. Nefis bu noktada artır, kendisini iyilik de, güzellik de memur görür. Bunun yolu o kimsenin her yapmış olduğu ne var ise, hani ilahide diyor ya dünden kalma ne varsa, attım sana geliyorum. Dünden kalma ne varsa derviş atar. Dünden kalma onun üzerine bir işaret kalmayacak. Dünden kalma onun üzerine bir koku kalmayacak. Dünden kalma onun üzerine bir nişane kalmayacak. O kimse tövbe suyuyla kendisini temizleyecek. Yeni bir renge, yeni bir kokuya, yeni bir görünüme sahip olacak. Dünden kalmış senin üzerinde hiçbir koku kalmayacak. Hatta ve hatta bu yürüyüş, bu tövbe hali devam edecek dediğim hal odur.
Dünden kalma sende bir şey kalmayacak. Tasavvuf odur. Dünden kalma senin üzerinde bir şey yok. Bu sadece artık geçmiş yaşantınla da alakalı değil. Bu senin dününle alakalı. Dün bir hata yaptın, dün bir yanlışlık yaptın, dün bir eksiklik yaptın. Dünden sana bir şey kalmasın. Bugün yeni bir gün. Bugün kendini türü taze, bahar çiçekleri gibi yeniden neşüne vaat. Dünden senin hatanın, kusuruna sebep olacak. Seni hataya, kusura götüren, seni yanlışlığa götüren kim varsa terke. Eğer dünden seni hatalara, yanlışlıklara, eksikliklere, günah tebali kimseyle, arkadaşlığın, dostluğun, kardeşliğin devam ediyor. Bugün yine sen aynı noktaya gidersin. Derviş ilk etapta ben onları çeviririm diyelim.
Bu noktada kendi kendisini aldatıyor. Ya dün sen onunla beraber, dün senin onunla beraber, dün sen onunla beraber aynı dün senin, sen onunla. Neden hala daha orada inat ediyorsun? Neden hala daha? Nefsin çünkü o yanlışlık, nefsin arzusuna ve isteğine boyun bütüyorsun. Nefsin seni o kötülüğe doğru aldatmak et. İçkiye tövbe et. Ne işin var mehanede? İçkiye tövbe et. Ne işin var sarhoşluğa? Kardeş, dün gittin ya, bir önceki gün buluşma o kimseler.
Gitme o kimsenin bulunduğu yere. Yanlışlığa götüren, eksikliğe götüren, seni negatif noktaya götüren kimseyle arkadaşlığın, dostluğun devam ediyorsa, sen onunla sirke girdin mi? Olmadı. Sen balın içerisine sirke doldurdun. Eee, o bal diyebilir miyiz biz onu? Diyemeyiz. Tövbe temizlenmektir. Allah temizle kendini. Kötü ve kötülerle işin olmasın. Temizle kendini. Haramlarla işin olmasın. Temizle kendini. Gıybetle delik ol. Temizle kendini. Sen o sirke kavanozunu bal koyacaksın.
Sirkenin içerisine bal koyabilir misin? İki sevgi bir kalpte olmaz. Olmaz. İki sevgi bir kalpte olması, bir kimse hem Allah'a bir sevgiyle alakalı değildir bu. İki kalpte, bir kalpte iki sevgi iman üzerine, sallallahu aleyhi ve sellem, iman üzerine içki içemezsiniz dedi.
İman üzerine fuhuş yapamazsınız dedi. İman üzerine hırsızlık yapamazsınız dedi. İman üzerine. İman üzerine kuvvet. İman üzerine bir kardeşini aksız yapamazsınız. İki sevgi bir kalpte olmaz. İman çıkar, fuhuşu yaparsın. İman çıkar, içki içersin. İman çıkar, kumar oynarsın. Ne? Kadıkat. Ne? Loko. Bunları normalde. Bunun kumardan saymamak. Şans oyun sufi bir dervi kimse. Şans oyunlarıyla işi olmaz.
Yalanla, bir derikoduyla, iftirayla işi olan kimsenin hırsızlığı. Allah kimsenin fuhuşla işi olmaz. Gidiyor musun? Git iste. Fuhuşla işi olmaz. Bir kadın, dul kadın. Gider, söyler. Demek istiyorum. Evlenir, evlenir. Bu açmaz. Nusra Hazretleri demiş ya helal da ailesi herkese yeter diye. Helal da ailesi herkese yeter. Helal mi? Helal kardeş. Caiz mi? Caiz. Allah yolunu açık etsin.
Dil uzansanız, dil kopsun. Normal karşılanmıyor. Bir kimse içki içerse normal karşılanıyor.
Bir kimse içki içmeyince normal karşılanmıyor. Bir kimse dinini yaşarken normal karşılanmıyor. Dinini yaşamayan insanlar normal karşılanıyor. Allah bizi affetsin. Böyle tersine yapanlar imanlarını kaybediyorlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, dervişin tövbe ölünceye kadardır. Allah'a tövbe edenlerden olacağız. Ve sımsıkı duracağız. Bu bizim günah işlediğimizden veya işliyor olduğumuzdan dolayı değildir. Bu bizim Allah'a yaklaşma arzumuzdandır. Bu ona mustat olma arzumuzdandır. Ona dost olma arzumuzdandır. O yüzden biz hep acziyet, hep fakriyet içerisinde kaldırız. Muhakkak ki bizim günlük hatalarımız, kusurlarımız, yanlışlıklarımız, eksikliklerimiz olacak.
Ve derviş her gece tövbe edendir. Yatmazdan önce. Derviş yatmazdan önce her gece zikredendir. Derviş yatmazdan önce her gece salat-ı selam getirendir. Derviş yatmazdan önce her gece Allah'a hamd eden, Allah'a şükreden, Allah'ı tesbih eden, tenzih eden, bu noktada yücelten insandır. O yüzden muhakkak derviş kardeşler, ben zorluk olmasın diye kardeşlik ders veririm günlük, bir bir sürü.
Ama bizim kardeşlerimiz buna aldamasın, kalmasınlar. Yapabilirlerse sabah akşam derslerini çeksinlerdir. Ben akşam, ama günlük noktadaki bütün kardeşlerin sorumluluğu, istisnarlar kaydıyı bozmaz, tek derstir. Bazı kardeşlerin iki dersi var, onlar ayrı. Onlar bu noktada zaten sorumlular. Ama öbür türlü kardeşlerin hepsi de yapabilirlerse günlük iki ders çeksinler. Bir sabah, bir akşam. Hayatınızı bu noktada idame ettirin. Ve her halinize tövbe edin. Her anı vermişi öldüler, haramdır. Diyor, kendi ellerinizle kendinize ateşe atmayınız.
Ateşe atma. Kendi elinle sen kendini ateşe atma. Haram işlemez. Haramla bağlantını kes. Sufi haramla bağlantısını keser. Dedikodu etmez, kıymet etmez, iftira etmez. Allah muhafaza eylesin. Diline sahip çıkar. Gözüne sahip çıkar. Eline sahip çıkar. Ayaklarına sahip çıkar. İki bacağının arasına sahip çıkar. Allah cümlemizi onlardan eylesin. Bu yüzden tövbe namını sağlamlaştırmayan, tövbesini sağlamlaştırmayan, tövbe ayağı, evi mamur olmaya inşa ediyoruz çünkü. Evi inşa ederken temelimiz sağlam olacak. O yüzden tövbe halimiz sağlam olacak. Allah bizi onlardan eylesin inşallah.
O yüzden eğer bir kimse o noktaya gelirse kalbi selamet bulur. Kalbi mutmain olur. Kalbi temizlenir. Nefsin tasavvutundan kurtulur kalp. Nefsin kendi üzerine hakimiyetinden kurtulur kalp. Ve kalp kendisini hür ve özgür hisseder. Kalp kendisini hür ve özgür hissedince, kalp kuvvetlenince nefsin üzerine baskı uygular. Nefsin üzerine örter. Nefsin yanlışlıkları ve eksilikleri iyiliğe doğru yön tutar. Ve kalp artık o nefsi kontrol etmeye başlar. Kalp vücudu kontrol etmeye başlar. Vücut ve organlar komple kalbin emrine girer. Hani Hz. Resulullah buyurdu ya sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Sizde bir organ vardır. Orası iyi olursa bütün vücut iyi olur.
Orası kalptir dedi ya. İşte orası artık iyiliğin kalesi olur. O burca iyiliğin bayrağı dikilir. O burca zikrin bayrağı dikilir. O burca merhametin bayrağı dikilir. O burca aşkın, muhabbetin bayrağı dikilir. Bunun yolu günah-i keballerden uzak durmaktır. Bir daha onlara düşmemektir. Bir daha onların gözünü çevirmemektir. Hala da gözünü o tarafa çeviriyorsan, hala da harama gözün gidiyorsan, hala da kendin tıpış tıpış harama doğru koşuyorsan, seninki tavukluktan daha aşağı. Allah rahmet eylesin, şey efendim anlatırdı. Tavuk tövbesi derdi onun da. Anlattı bir gün. Dedi ki, tavuk her gün onun tövbe der. Karnı acıkın cehennem der.
Karnı acıktı mı dedi. Gider necasetli yer, pisliği yer dedi. Çok affedersiniz, boku yer dedi. Gagası boka bulaşınca başlar mı dedi. Gagasını böyle temizlemeye. Ondan sonra dermişti ki, affet Allah'ım bir daha yemeyeceğim, affet Allah'ım bir daha yemeyeceğim derviş dedi. Ama karnı acıkıncaya kadardır oğlum dedi. Karnı acıktı mı gider gene, boku yer dedi. O yüzden eski insanlar tavuğu hemen kesmezlerdi. Yiyecek oldukları tavuğu, üç gün bir kümese bırakırlar. Üç gün orada kümeste, onu işte darıydı, arpaydı, vudaydı bir şey yedirler. Bok yedirmeden onu temizlerdi. Tavuk yiyecek olanlar, evlerinde tavuk besleyenler buna riayet edecekler. Üç gün tavuğu kenarda bakacaklar, ondan sonra o tavuğu kesecekler, içinden eciz olmayacak.
Bakın, eskiler ne kadar ince düşünürmüş. Şimdi yediğimiz tavuk etlerinin nelerden mağmur olmuş olan yemlerden neye yediğini biliyoruz mu? Bilmiyoruz. Allah bizi affetsin. Tövbemizi tavuk tövbelerinden eylemesin inşallah. Rabbimizi muhafaza eylesin. Hakkınızı helal edin. Sizden yana da helal olsun inşallah. Bir çeğidat şu an teyzeyiz.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve gelmiş geçmiş bütün peygamber ve şanetlerimizin ruhlarına haylâ ile himmeliydiği vası ve seda eyle ya Rabbi. Haylâ ile feydatların, ümmetlerin, şefaatlerin üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Yusuf ki, Birimiz şehelle-snâl Ali Şaad-i Şajelî Şaad-i Şamh Segunda Muhammed-i Bahaddîn-i Şaad-i Mevlân-ı Celalettin
Rûmâ Bir güç ihlas ve Fatiha

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi