mustafaozbag.org

245. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Mart 2012 · 1:09:47

Allah gecenizi ayır etsin, inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzlüğünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü halife eylesin, inşâAllah. Gündüklerimizden nail eylesin, korktuklarımızdan hırsın, muhafaza eylesin, inşâAllah. Tasavvufun başı sonu ve makamları vardır. Tasavvufun başı tevfik, yani Allah'ın o kimseye bir başarı ihsan etmesidir.
Allah'ın o kimseye bir lütuf vermesidir, ikram etmesidir. Allah'ın o kimseyi desteklemesidir. Allah'ın o kimseyi muhafaza etmesidir, korumasıdır. Ehli tasavvuf, içinde bulunduğu o tasavvuf düşüncesi ve yaşantısını kendisinden bilmez. Bu manada onun üzerinde Allah'ın lütfu, ikramı, ihsanı vardır. Allah'ın koruması, muhafazası vardır.
Her ne kadar kendi iradesiyle doğru yolda durmak ve doğru yola gitmek için mücadele ettiyse de o bunu kendisinden görmez. Kendisinden gördüğü an helakiyete gideceğini bilir. O yüzden tasavvuf, tasavvuf ehli, o duruşunu, tasavvuf ehli, o konumunu Allah'ın kendisine vermiş olduğu bir başarı, bir lütuf, bir ikramı olarak gördük.
Tasavvuf, bu noktada gayesi, amacı, maksadı, birinci derecede o kimsenin gaflet uykusundan uyanmasıdır. Gaflet uykusu. Hadis-i şerifte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem azzef buyurdu ki, insanlar uykudadır. Öldüklerinde uyanırlar. O zaman gaflet uykusundan uyanmaksa, tasavvufun gayesi, o kimse ölmeden önce ölünüz, hadis-i şerifinin üzerinde tecelli etmesi gerekir. Tabi gafleti biz en alt zaviyeden ele alacak olursak, gafletin en alt zaviyesi Kur'an ve sünnetin dışında herhangi bir davranış veya herhangi bir düşüncedir. Bir kimse ama düşünce noktasında, ama fiilyat noktasında, Kur'an'ın, sünnetin, imamların, iştahatının, üstadının bu noktadaki çizgisinin dışına çıktığında, o Allah muhafaza eylesin, çıktık o, çıkmış olduğu noktaya göre, duruma göre, ya münafıklığa gitmiştir, ya sapıklığa gitmiştir, ya günah kebaat işlemiştir, ya da edebin dışına çıkmıştır.
Allah muhafaza eylesin. Tasavvufu bu manada en önemli amaçlarından birisi, kendisine sahibi olan, kendisinin içine giren o insanları gaflet uykusundan uyandırmaktadır. Bir kimse dünyanın zevkine daldıysa, bir kimse dünyanın bu noktada heva ve hevesine daldıysa, bir kimse Kur'an ve sünnetin dışındaki herhangi bir hali fituhsuzca işliyorsa, o kimse tasavvuf dairesinin, tasavvuf dairesinin dışında hareket ediyordur.
Çünkü tasavvuf, bir kimseyi gafletten uzaklaştırmaktır. Gaflete dokundurmamaktır. Gafletin içine düşmemektir. Bu şer'i tarihte haramlara düşmemek, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmak ise, tasavvuf tarihesinde edebi terk etmemektir. Edebi terk etmemektir. Eğer bir kimse bu manada edebi terk ederse, tasavvufu manada gaflete düşmüştür. Allah muhafaza eylesin. Kıymetli kardeşler, içinde bulunduğumuz cemaat veya içinde bulunduğumuz düşünce sistemi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kesinlikle yasakladığı, fiil ve düşüncenin dışında durulması gereken bir yer.
O yüzden hem tasavvuf tarihinde duracak, hem Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yasakladığı, ve hem Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin uzak durur dediği, hal ve davranışlarının içerisinde bulunacak, Allah muhafaza eylesin. O tasavvuf ehli değildir. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. İkinci hal, nefsin alışkanlıklarını, arzularını bırakmaktır. İnsanlar o güne kadar kendilerince kötülüğü emreden, kendilerince kendi hayatlarını dizayn ettikleri, Kur'an ve sünnetin dışında nefislerinin istek ve arzuları vardır. Bu nefislerinin istek ve arzularını devam ettirerek de, tasavvufi bir hayatın olması, tasavvufi bir düşüncenin olması mümkün değildir. Yani siz, ben her pazar bir tümle içkimi içerim ama Allah'ı da severim diyemezsiniz.
Ben hem gıybet ederim, hem Allah'ı da severim diyemezsiniz. Ben hem dedikodu yaparım, hem de Allah'ı severim diyemezsiniz. Ben hem ağzımı doldura doldura küfrederim, hem de Allah'ı severim diyemezsiniz. Ben işte nefsin isteği ve arzusu neyse herkesin kendisine göre takımcısı vardır, hem ona devam ederiz, hem de Allah'ı severim diyemezsiniz. Böyle bir tasavvufi anlayış mümkün değildir. Yani bir kimse hem ağzımasına uyacak, onun ağzımosu neyse onu yerine getirecek, hem de ehli tasavvuf olacak. Hem de diyecek ki ben işte filanca Şeyh Efendi'ye bağlayayım, işte bizim şöyle bir tarikatımız var, şöyle bir topluluğumuz var. E bu mümkün değil böyle bir şey. Ha diyeceksiniz ki, yani o kimse geliyor burada Allah'ı zikrediyor.
Muhakkabı o kimse gelip Allah'ı zikrediyor. Bu manada sevabını alıyor, bu manada zikirden, zikirden duacak olan faideyi komple alıyor. Ama öbür taraftan da aldığı gibi de harcıyor. Hani ben bazen derim ya, bu adam o vaktan bir taraftan kazanıyor, bir taraftan harcıyor, para tutmuyor. O kimse tutumlu değil, bir taraftan geliyor, bir taraftan gidiyor. Bu gelip gidilmesi, hadi diyeceğiz ki geldi gitti, hadi diyelim ki bu adam biraz tutursuz davrandı, ama bunu biraz böyle kesik atmalı, gidişe biraz tıkamalı, gidişten bu biraz az olmalı. E su birikmedikten sonra Allah muhafaza edesin, havuz hep boş, baraj hep boş, su birikmiyor. E rahmet yağıyor, onun önünde de bir baraj olmuş, barajın kapakları açık, geldiği gibi gidiyor Allah muhafaza edesin.
Tasavvuf, insanların nefsin alışkanlıklarından ve arzularından terk etmesiyle alakalı bir şey. Bunu terk edecek tasavvuf ehli olana. Fütursuz bir şekilde nefsin isteklerine ve arzularına boyun eğmeyecek. Bitmez nefsin istekleri ve arzuları. Bitmez. İnsanların nefsane alışkanlıkları bitmez. Bunların hepsini Kur'an ve Sünnet dişturuyla, bunların hepsini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin edebi ve adamı dairesinde getirip terbiye etmekte bir tasavvuf.
Yoksa ele geleni yersin, dile geleni dersin, böyle dersin, dursun noktasına mı olur? Allah muhafaza edersin inşallah. Kötü arkadaşlardan kaçmak. Bu noktada o kimse kötü arkadaşlardan kaçacak. Bu ne zamana kadar? Bu temizlik harekatı. Bu o kimsede iyi huylar, iyi ahlaklar, iyi edeb, düzgün terbiye, imanın kemale ermesi, bir daha tehlikeye düşme, kolay kolay tehlikeye düşmeme, kolay kolay tehlikeye düşme noktası, o kimsenin üzerinden kalkıncaya kadar kötü arkadaşlardan uzak duracak. Yani işte ben o arkadaşı yola getirmek için meyhaneye gidiyor.
Böyle bir şey yok. Yani ben o arkadaşı yola getirmek için beraber gidiyoruz, işte beraber yiyorlar, beraber içiyorlar, beraber geziyorlar, beraber haram işliyorlar. Yok neymiş de ben onunla bir gece yaşayacağım, ondan sonra beraber harama gideceğiz, ee o da bir gece sona zikruluğa gelecek. Kötü arkadaşlardan kaçınacak insanlar. Onlarla arkadaşlık kurmaya devam etmeyecek. Hatta aynı dergahın içerisinde aynı derse almış, aynı şeyle imtisaf etmiş olan ama gıybet eden, dedikodu eden, iftira eden burada dahi kardeşlerimiz olabilir. Biz onlarla dahi dostluk kurmayacağız. Onun kıymetine, onun dedikodusuna, onun iftirasına ortak olmayacağız. Onun haramına ortak olmayacağız.
Bizi harama yönlendirip, bizi haramla karşılaştıran, bizi haramla yüz göz eden, bizi haramın içine çeken bir kimse var ise, biz onunla dostluğumuzu belli bir noktaya indireceğiz. Bu ya benim kaç yıllık arkadaşım, evet kaç yıllık arkadaşım, seni harama sürüklüyorsa, seni gıybete, dedikoduya, iftiraya sürüklüyorsa, seni zikirden alıkoyuyorsa, senin gönlüne gafleti koyuyorsa, senin gönlüne kin, muz koyuyorsa, senin gönlüne arkadaşlarının arasında tefrikayı koyuyorsa, uzak dur kardeş.
Hayat çok uzun değil. O hal ile ölüverdiğini düşün. O hal ile nefesini veriverdiğini düşün. Allah muhafaza eylesin. O yüzden ehli tasavvur kötü arkadaşlıklardan kaçar. Bir kimse bir arkadaşını kötüye sevk ediyorsa, bir kimse bir arkadaşını Kur'an'ın dışına, sünnet-i Resulullah'ın dışına, dergan, edep, erkanının dışına sürüklüyorsa, onunla arkadaşlık kurmaz. Çünkü bir edebi terk etmek, bir sünneti yok görmek, bir farzı es geçmek, bütün dünyadaki insanlardan kıymetlidir.
Bütün dünyadaki insanlardan kıymetlidir. Siz birisiyle arkadaş olduğunuzda veya bir arkadaşla yola gittiğinizde namazınızı terk ediyorsanız, bir arkadaşınızla gittiğinizde orucunuzu terk ediyorsanız, bir arkadaşla arkadaşlık ettiğinizde derse gelmekte gecikiyorsanız, gelemiyorsanız, bir arkadaşla arkadaşlık ettiğinizde harama dalıyorsanız, o arkadaşlıktan uzak duracaksınız. O sizi kötülüğe yönlendiriyor. O sizi kötülüğe doğru götürüyor. Bu erkekler içinde, kadınlar içinde aynıdır. Kadınlar vardır, etrafındaki kadınları git, işte şu iyi elbiseyi al, işte bak şu dekolteyi al, işte şu makyaj malzemelerini al, saçlarını tara şöyle bir meydana çık sen, işte şöyle bir dekolteye gir, şöyle git bir meydana çık.
Veya seninki adam mı, sen bu adamdan uzak dur, bu adamı boşa, yok seninki koca mı, yok iflancanın kocasına bak ne kadar iyi, seninki adam gibi olsak ki, dünyanın kaç tane adamı kimliyorum, kaç para eder, kadınlar içinde geçerli. O arkadaşlıklarını terk edecekler. Evlerinin bozulmasına sebep oluyor. Ahlaklarının bozulmasına sebep oluyor. Bir kadının arkadaşı, hadi çarşıya çıkalım alışveriş edelim, hadi çarşıya çıkalım biz dolaşalım, hadi bir parka gidelim oturalım, hadi gidelim bir kafede bir çay içelim mi, diyor. Yoksa hadi derse gidelim, hadi zikre mi gidelim, hadi ilahiye mi gidelim, hadi biraz kitap mı okuyalım, hadi toplanalım bir zikir mi yapalım mı diyor.
Bu noktada kadınların da etrafında derviş gibi görünse dair, bizim kardeşlerimizin arasında bulunsa dair, kardeşlerimizi, bizim derviş bacılarımızı, eğer ki Kur'an ve sünnetin dışında heva ve hevese sürüküyorsa, o iki ayaklı şeytan, eşlerinizi öyle kadınlardan uzak tutacaksınız, erkeklerin bu noktada vazifesidir, Allah'ın emredir.
Kızlarınızı bu tıp kızlardan, bu tıp kadınlardan uzak tutacaksınız, Allah'ın emredir. Allah'ın emredir bu. O yüzden kötü arkadaşlardan herkes kaçınacak. Ya ben onu tebliğ ediyorum, kardeş sen nersine tebliğ ettin de bana tebliğ ediyorsun. Sen güzel davran, sen hoş davran, sen kötülük yapma, sen diline sahip çık, sen kendine sahip çık, o tebliğ yeter.
Dili yeter, sen harama da... İnsanlar birinci derecede kendi nebislerinden soruyor. O yüzden tasavvuf ehli arkadaşlarla arkadaşlık etmez. Bu kendi nefsi de dahildir. Nefsimiz bizim içimizde. Onunla arkadaşlık etmeyin. Onunla yoldaşlık etmeyin. Onunla dostluk etmeyin. Onun sözlerine kalmayın. Onun dediklerine inanmayın. Sesinin peşine gitmeyin. Nefsiniz size haramı emreder. Nefsiniz size gafleti emreder. Nefsiniz size yanlışlığı emreder. Uyma. Zikirle onu döv.
Zikirle onu gerile. Kur'an ve sünnete sımsık yapışaraktan onunla mücadele getirir. Taviz tavizi getirir. Nefsinle şedid bir şekilde mücadele. O müminler ki müminlere karşı şefkatli ve merhametli kafirlere karşı şedidtirler. Nefsine şedid dur. Tek Hazreti Müslüman oldu. Nice veliyim diyen nereye ne etmiştir. Bunu unutma. Sallallahu aleyhi ve sellemi. Ben ki pili görüyorum.
Başına gidiyorum. Kabristan'daki kimseyle de konuşuyorum. Zikrullah'ta ayrı geçip ayrı bir aleme geçip alemi seyran ediyor. Kendine güvenme aslan. Meydanda nice başlar kesilir. Arasını sorar mı olmaz demiş aşik. Bu meydanda nice nefsine düşmüş insanlar yok olup gitmişlerdir. Cebrail aleyhisselam'ı gören derviş tanıyor bu fakir.
Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle Hazreti Cebrail aleyhisselam'ın konuşmasını müşahade eden derviş tanıyor bu fakir. O adamın dair ayağı kaydı. Şeyh Efendi'ye muhalefetten. Şeyh Efendi'ye muhalefetten. Öyle değil dedi bitti.
Geçti. Dedim ki öyle değil dedin. Hatırladın bu filanca yerde dedim ben. Hatırladım dedi. Bozuldu hisi. Allah muhafaza eylesin. Ona demiş ki vereceğim 10 lira ver bana. Ona demiş ki vereceğim 20 lira ver bana. Ona demiş ki vereceğim 50 lira ver bana. Ona demiş ki vereceğim 30 lira ver bana. Bütün dervişler böyle para toplamış. Onlardan para almış bile. Bunlar nefsin aldatmasıdır. Ben derim ya verme kardeşim. Adam kırılacaksa kırılsın. Üzültecek yüzülsün. Verdim unut kardeşimi. Vermem. Verdim bunu. Ne zaman veriyorsa versin sana. İstemem.
Bu halinde alınca vermem. Asla ve asla asla asla tarikatta olmanız, cemaatte olmanız size ayrı bir ayrıcalık sağlamasın. Size ayrı bir özellik sağlamasın. Allah muhafaza eylesin. Yüce Allah'ın buyrununa aykırı hareket etmiş olduğu yerlerden ayrılmak.
Bunlar tasavvufun kaideleri. Allah'ın emrini dinlemiyorsun. Bir yerde Allah'ın emrini dinlemedin. Allah'ın harika işlenirken kalkar gider. Yatının altında odur.
Orayı bırakırken bilirdi ki orada bir grivet işlendi. Orada bir haram işlendi. Orada bir iftira işlendi. Orada bir Allah'ın emri çiğnendi. Bu noktada ya bu adam kendini beğenmiş de bundan başka. Ama bunu her yerde yapacaksın. Bu bir yerde yapmak değil. O hal ile halleneceksin. O hal ile halleneceksin. Bu hallerle hallenmek için Allah'tan yardım dileceksin. Tasavvufun başı Allah'ın yardımı dedik. Başarabilmek için, bunları becerebilmek için. Bu hallerle hallenmek için her daim yalvarışta olacaksın. Hem zikirle hemhal olacaksın. Kaim kendini hep Allah'ın önünde zelil göreceksin.
Kaim kendini hep günahkar göreceksin. Kaim kendini hep Allah'a göreceksin. Bu meseleleri kendi kendine ben başlarım dersen yine helaka gidersin. Allah muhafaza eylesin. Çünkü başarı Allah'ın yardımı ilerir. Hal ile hallenmek Allah'ın yardımı ilerir. Allah'ın lütfu, ikramı ilerir. Allah'tan bu noktada başarı dileyin. Allah'tan bu noktada yardım dileyin. Allah'tan bu noktada inayet dileyin. Allah'tan bu noktada yakınlık dileyin. Yalvarın. Bu haller ile hallenmek için Allah'a yalvarın. Secdede gözyaşı dökün. Bu halleri muhafaza etmek için secdede gözyaşı dökün. Gözyaşı ancak, gözyaşı ancak Allah'ın rahmetini, merhametini cezbeder.
Gözyaşı ancak Allah'ın merhametini üzerinize çeker. Gözyaşı olmazsa merhameti cezbedemezsiniz. Gözyaşı olmazsa Allah'ın lütfunu, ikramını yanınıza çekemezsiniz. O yüzden aciz, fakir, zayıf göreceksiniz kendinizi. Allah muhafaza eylesin. Tülü develer gibi kafayı kaldırmak yok. Tülü develer gibi gururlanıp kibirlenmek yok. Tasavvufun hiç sevmediği hallerde. Aciziyet, fakriyet, mahviyet gerek. Allah cümlemizi onlardan eylesin inşallah. Salah Erdoğan'ın yollarına dönüp kurtuluşa erenler. O Fatiha'da dua etti. Bizi salihlerle beraber inam etti, ihsan etti.
O kendi zatına çekti. Kendi sıfatlarını da sıfatlandırdın. Kendi halin hallendirdin. Ya Rabb! O salihler çalışmakla başlayacak bir şey değildir. Çalışır, herkes mücahede eder. Bu ettikleri bu haliyle, bu ettikleri bu haliyle hallenir. Ancak Allah'ın ihsan ettikleri bu haliyle hallenir. İhsan eder, lütfeder, ikram eder. Ve o, onun şemsiyesinin altında gölgelenmektir. Tunduğu yerden nimetlenmektir, ikramlanmaktır.
Bunu kendine lütuf bil. Bunu kendine ikram bil. Bir velinin, Şidi Kamil'in sofrasına oturduysan, onun dergi aldıysan, orada bir şekilde hizmet noktasında duruyorsan, bunun nimet bu. Bunun nimet bil. Kızın dizinin dibinde oturmayı nimet bilmeyenler, görmeyenler. Helal oldular. Velisine bir nimet, bir lütuf. Allah'tan bir ikram, bir ihsan. Ayağa kayağa gider. Nasıl yolda geçen hanı değil. Yol geçen hanı değil.
Dönüşü yoktur. Kızın Fatıma.
Kızın Fatıma. Bu hırsızlığı yapsa, Fatıma da olsa. Çünkü ihanet eder, körlük eder, Allah'ın sevmediği bir haliyle hallenmiştir. O yüzden bir zikir halakasında oturmayı, bir zikir halakasına katılmayı gökten gelmiş bir nimet bil.
Hani yağmuru yağdıran sen değilsin ya. Hani yağmuru cezbederle sen değilsin. Yağmur, ilahi lütuf, ilahi ikram, ilahi insan, ihsan. Dilsiz, dudaksız hayvanların yüzü suyur metine. Belki de o kuşların yüzü suyur metine. Hadis-i Şerif'te beyan ettiği gibi belki de içimizdeki ihtiyarların yüzü suyur metine. Belki de içimizdeki sabi çocuklar yüzü suyur metine. Hani belki de gece gizlice yardımlar eder, zekatlar veren o zenginlerin yüzü suyur metine. Hani belki de namaz kılıp yahrat yüzü suyur metine.
Nasıl işte gökten, neyin yüzü suyur metine yağdı belli değil. Senin o zikir halakasına katılmaz da bir ikram. Neyin yüzü suyur metine sen gidip o zikir halakasına katıldın bilmiyorsun. O yüzden gayret et. Ve o mu kim tu? Allah'tan yardım dile. Ya Rabbi! Son nefesine kadar şu zikir halakasında Allah nasip etler. Dünya üzerinde başka daha büyük vücudu bulamazsın. Zikir el girmiş. İşi sana ikram etmiş. O padişahlar padişahı sarayından lütfetmiş, sana el uzatmış. O padişahlar padişahı sarayından çıkmış, sana istiva etmiş.
Sarayından çıkmış, sana demiş ki gel kim zikrederse ben bunu zikrederim. Bunu nimet bil, bunu ihsan bil, bunu lütuf bil, bunu ikram bil ve otur edebinden. Tasavvuf bu, o salihlerle beraber olmak. Tasavvuf bu, Fatiha-i Şerife'de tasavvuf bu, salihlerle beraber olmak. Sen o salihlerle onlarla oturmayı kendine mecbur kur.
Orada onlarla sabret, oturun. Onlarla beraber zikir halakasında bir nimet bil. O yüzden hadisi kudüsünde Cenab-ı Hak dedi ki, cennet bahçeleridir orası. Siz dünyadayken cennet bahçelerine uğrayınız. Ya Resulallah dünyada cennet bahçesi var mı? Niham evet var. Nereleridir? Zikir halakalarıdır dedi. Zikir halakalarıdır. Zikir halakası. Bunları değiştirmeyecekler. Dünyada cennet bahçesinde oturmak, zikir halakasında oturmak. Kim bunun adını iddia eder? Dine ihane.
Kendi sözlerini çarpıtanlardan biri. O yüzden zikir halakalarında oturmak, cennet bahçesinde oturmak. Orada zikretmek, cennet nimetiyle nimetlenmektir. Orada zikretmek, cennet nimetiyle nimetlenmektir. Bunun kıymetini anla. Bunun kıymetini içine hırsız et. Bunun kıymetini gönlüne yerleştir. Bunun kıymetini hücrelerine yerleştir. Böyle bir temizlikle gel. Senin kalbine misafir olsun. Gelsin yerleşsin.
Desin ki bu kılık önesine geldi ki. Bunun dışında kendinize bir yol aramayın. Bunun dışında başka bir hali de hallenme yoluna gitmeyin. Tevazunuzu, hirlinizi, güzel ahlakınızı, edebinizi ve hizmetinizi arttırın. Ehli tasarlarınızı, bedeni hizmet eder.
Allah yolunda hizmet atacaksınız. Sizin çoluğunuzun boş şeyler konuşmayacaksınız. Diliniz boş takım.
Bir kimsenin iaşesi için konuştu ibadetsiz. Iaşesi için. Bir de dini için konuşacak insan. Arkadaşlarıyla sohbeti olacak. Haram olmayacak. Bu üçünün dışında ehliyle, çocuğuyla, arkadaşlarıyla hoş. Iaşesini temin için konuşma ve dini için konuşma. Bu üçünün haricinde konuşması insanın helakası. Miktarınca konuşacaksınız. Çok konuşmak. Boş takıplı dervişi helak eder. Dervişin kötülüğe doğru götürür Allah muhafaza. O yüzden diliniz Allah'ın ve Resulullah'ın dili gibi olacak. Diliniz o halde olacak. Gönlünüzde Allah olacak. Allah, vücudunuz Allah'a gittir. Çocuklar büyüyor, büyükler gülüyor.
Olar desin ona. Bizi bu noktada muhafaza eylesin inşallah. Eğer nefis hususta kendisine itaat edip şerlerden kurtulduysa, bu kez derviş kalbini düzeltmeye çalışır. Bunlar az önce kanun attıkları neydi? Zahirle alakalıydı. Bunları halletti. O kimse artık kalbini düzeltmeye çalışacak. Kalbine kötü düşünceler getirmeyecek. Kalbine haramla ilişkilendirmeyecek. Kalbini nifak sokmayacak. Kalbine gıybet dedik onu su yüzden sokmayacak. Kalp orayı korup orayı muhafaza eder. O zaman yine de yanlışa düşer.
Allah muhafaza eylesin inşallah. Ve nefis tam yola geldiler. Birbirleriyle uzlaştılar. O zaman kalbini ve nefsini yüce Allah'a teslim eder. İkisinden de elini çeker ki Allah onları kendisi için korusun, yöneldiği yolda bozulmalarını önlesin. Yüce Allah buyurmuştur ki Rabbinize yöneliniz ve ona teslim olunuz. O kimseye düşen vazife, Allah'a yönelmek.
Zahiri temizliğini ve batili temizliğini yapıp Allah'a teslim olmak. Tasavvufun ortası bu. Allah'a teslim olmak. Ondan sonra devam edecek inşallah. Allah cümlemizi inşallah bu haller ile hallenenlerden eylesin. Hakkınızı helal edin. Ölçeyi nasıl bir parçaya işledik? Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve gelime iş geçmiş. Bütün peygamberimizin şanepelerimizin onların aile edeydik.
Vazır ve sedaneyle ya Rabbi. Zahiri ve sellemler eyle ya Rabbi. Feyzatlarını, hikmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Zahiri ve sellemler eyle ya Rabbi. Nebbi vekir, sıddıkı, merifahı, resimler, zünnuriyen, alayhen muhtazı radıyallahu anh eminimizi. Eyladü Resulullah, Hicatü Resulullah, Şöheler, Rafullullah, Ashab Resulullah ruhlarına. İmam-ı Azam-ı Muhanif, İmam-ı Şafi, Malik, İmam-ı Hameli Hazretleri ruhlarına. Hayra-i rehidirlik, vasır ve sedaneyle ya Rabbi. Rabbi feydatlarını, hikmetlerini, şefaatlerini, üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Rabbi. İhlas-ı Fatiha. Yani birimiz Seyyid Ahmet el-Rufay, birimiz Seyyid Ahmet el-Benevi, birimiz Seyyid İbrahim'i de oldu ki, Birimiz Seyyid Ahmet el-Şah ad-i Şah ad-i Şah ad-i Şah ad-i Şah ad-i Muhammed-i Bahad-i Şah ad-i Mevlana celalettin ulu Muhac-i Bektaş, ve Laci bayram-i Veli, Mehmet-i Muhiddin İktid Hazretleri ruhlarına.
Hayra-i rehidirlik, vasır ve sedaneyle ya Rabbi. Sedaneyle ya Rabbi. Sedaneyle ya Rabbi. Peygamberlerine, hikmetlerini, şefaatlerini, üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. İki hilaf ve Fatiha. İçmiş mücid-i kamilleri, velilerin, evliyaların, vermişlerin, iklimlerin ruhlarına. Şeyhimiz, ustanımız, müşidimiz, canımız, cananımız, sultanımız.
Bayındır Raci Mustafa Efendi Hazretleri ruhanet yüksellerine. Celbe Zedal'ın ruhlarına. Mehdi Alemüs'ün ruhanet yüksellerine. Yaşayan müşid-i kamilleri, velilerin, evliyaların, vermişlerin, iklimlerin ruhanet yüksellerine. Ölük alemize gelmiş, geçmiş olsun, lan âliyeden gelmiş, geçmiş. Akraba-i talikatlarımızdan gelmiş, genişlerin ruhlarına, ruhanetlerine. Hayra-i rehidirlik, vasır ve sedaneyle ya Rabbi. Azal eyle ya Rabbi, teyzanlarını, himmetlerini, şefağlarını, üzerlerine gözeneksi kayneme ya Rabbi. Azal eyle ya Rabbi, teyzanlarını, himmetlerini, şefağlarını, üzerlerine gözeneksi kayneme ya Rabbi. Estağfurullah, estağfurullah, estağfurullah, … lazim melke illa hu, eline şeytanın radin.
Bismillahirrahmanirrahim, eftali zikir fâlemenna hu. Kurtlu doğuma davet ederken şu eleştiri var, her sene aynı şey, sadece sema, başka aktiviteler olabilir mi diye bir kardeş böyle bir şey yazmış. Allah razı olsun.
Seküllerizmin bize dayattığı bir şey. Sadece ve sadece Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, dünyaya göndermişinin mutluluğunu, zevkini, tadını, lütfunu, ikramını, ihsanını kendimize hatırlatmak, etrafımıza hatırlatmak derdiniz. Bunun içerisinde evet, değişik aktiviteler içine konulabilir.
Şiir yarışması, hikaye yarışması, örneğin bir sürü aktivite düşünülebilir bunlar için. Düşünülebilir. Sorun, belki çalışmamızı, insanları değişik aktiviteler göstererekten çok affedersiniz, sirkçilik mi yapacağız? Hayır.
O zaman buraya da biz bir değişik bir aktivite uygulayacağız. Biz abi kaç yılında buraya başladık? 2003, 2011, 8 yıl mı olduk? 8 yıldan beri burada sohbet ve zikir var. Sadece buradalar. Burada da o zaman biz kendimize değişik bir aktivite bulacağız. Tekke kaç yıldan beri?
6 yıl oldu, 7'ye giriyorum. Tekkeye şimdi yeni bir aktivite mi bulacağız? Düşünce. Biz klasik. Bilir ki yeniliklere kapalıyız. Hayır, öyle bir derdimiz yok. O popülerizmin dayattığı, sekülerizmin dayattığı, deccanizmin dayattığı düşünceye, davranışlara, hareket ve tarzlara karşıyız kardeşler. Samimi, iyi niyetli, olabildiğince otantik, olabildiğince, olabildiğince katıksız, olabildiğince bizim rengimiz kendi rengimiz, bizim tadımız kendi tadımız, bizim dilimiz kendi dilimiz, kendi dilimiz.
Bu rengimiz bu, rengimiz bu, tadımız bu, kabımız meydanda. İstiyorsa, içsin, içsin, içsin. Biz bu kadarız. Biz buyuruz. Bu demek değildir ki kendimizi mücadele ve mücadeleden uzak tutacağız. Bu demek değildir ki Allah yolunda koyun, durmayacağız. Ama bize demişler ki, ben öyle, bütün kardeşlerimizi. Birisi bağırmış bize. Yangın var demiş. Demiş bizim, harbimiz. Çapa bekliyor.
Üstümüze mi? Üzeri bedenisi almak. Biz yalın ayal, çırıl çıplak çıkmışız meydana. Biz ateşin içine atmışız kendimizi söndüreceğiz diye. Üzer bize giymek. Ütülemiş bize hareket. Üstümüze bir zırh giymek. Tancerin acısını dahi hissetmemişiz o esnada. Yanlını söndürme derdimiz varmış. Dertle dertlenmekteyiz. Kısa gelmiyor ki, şurada yapıverelim diye. Heyecanla koşuşturmaktayız.
Belki de koşuşturmuyoruz da Allah bizi affetsin. Çok eksiğimiz vardır. Vardır. Çok yanlışımız vardır. Vardır. Vardır. Yapamadıklarımız o kadar çok ki. Var. Ama kardeşler, şunu yapamadınız diyenlere sözüyorum. Sen tuttun bir ucundan da sana tutma diyen ne oldu be kardeş? Sen bize bir plan getirdin de hayır olmaz mı dedik? Koşuştururken elimize hordun tutuşturdun da biz almayız mı dedik? Biz ateşin üstüne vücudumuzla örmeye çalışanlar gibi görüyoruz kendimizi. Elinde hordun olanlar kenarda duruyorlar o zaman.
Elinde sulu olanlar kenarda duruyorlar o zaman. Biz bu kadarız kardeşler. Bu tembellik değil. Bu aymazlık değil. Bu böyle sanki birisi bir şey yapacak da onu kabul etmeyeceğiz demek değil. Sözümü unutmayın. Bir şey istersek dilimiz kopsun. Ama bir şey verirlerse de almazsak kolumuz kopsun. Bir fikir getirdiniz de almadık mı? Siz bir düşünce ürettiniz de kabul etmedik dedik kardeşler. Resulullah'a demiş ki işlerini istişareyle yürüt. Bir şeyi dışarıdan eleştirmek çok basittir.
Bir şeyi dışarıdan yargılamak çok basittir. Geçen gün istişare ediyoruz. Görevli kardeşler fırsat buldukça geliyorlar yanıma istişare ediyoruz. Ya işte tek yede gece orada duran yok. Pazar günü yok kimse. Salı yok kimse gece. Birisi geldi ben burada tutacağım dedin de tutmayın bunu dedik. Kardeşler bizim yoğurt çanağımız meydanlar. Hiç kimse yoğurdum ekşidemez. Çanak meydanlar bizim.
Saklayıp gizlemiyoruz ki. Evet. Biz hiçbir şey yapamasak dahi. Hiçbir şey gücümüz yetmese dahi. Hiçbir şey kafamız çalışmasa dahi. Biz o kutlu doğumu büyük bir heyecanla yapacağız. Bütün kardeşler, bütün arkadaşlar. Can hıraç çalışacaksınız. O nebiler nebisi, sevgili peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğuşunu, doğumunu yayabildiğimiz yere kadar yayacağız.
İşte o doğdu. Bunu şimdi biz Bursa'da kapalı spor salonunda herkes. Durkücü getirmeden, damsöz getirmeden ilahi söylüyoruz.
Spor salonunda kutlayan cemaat sanatı. Kendilerinin nerede olduğunu bilmem. Sizden sonra başladı hepsi de. Sizden sonra başladı. Hoca Efendi'nin cemaatı da sizden sonra başladı. Bilmem kimler de sizden sonra başladı. Hepsi de sizden sonra başladı. Cafer kaç yıldır kutlanıyor kapalı sporda? Beş yıl oldu. Beş yıl önce duymuş muydunuz kapalı spor salonunda kutlu doğum etkinliği olduğu? Ben duymamıştım. Küçümsemeyin.
Biz buradaki kardeşlerle beraber, hep beraber. Bu hepimizin, bu Allah'ın yuttuğu ikramı bizim gibi fukaralara vermiş. Bizim gibi fukaralara vermiş. Yok. Biz bu natürellimiz, bu otantikliğimizi biz kaybetmeyeceğiz inşallah. Muhakkak ufak tefekten bir şeyler olabilir. Bu konuda biz istişare kapalı değiliz. Ama el insaf, nasıl el insaf? Bizi kardeşlerle beraber, her hafta bir yere koşuşturuyorlar. Bizim fikir üretecek zamanımız yok ki. Bu akşam burada ders var. Yarın İstanbul'da ders var. Cumartesi günümüz burada bayanlara ders var. Akşamına erkeklere tekke de ders var.
Pazar gün kutlu doğum var. Salı gün İzmir'de gündüz ders var. Gece erkeklere ders var. Çarşamba gün Bayıngı'da kutlu doğum programı var. Perşembe burada ders var. Davin İstanbul'da yine ders var. Cumartesi gündüz yine kadınlara ders var burada. Gecesine tekke de ders var. Pazar gün İzmir'de ders var. Hadi gelin fikir üretin, bizim önümüze koyun, biz de onu yapalım. İnsaf, merhamet, inşallah. Kardeşler, çalışalım hep beraber, kaynet edelim. İnşallah. Ama insafı da elden bırakmayalım. Lütfen insaf edelim. Biz de o çalışmada vücudumuzu koyalım ortaya. Biz o çalışmaların içerisinde neyimiz var feda edebileceğimiz koyalım ortaya. Allah rızası için lütfen eleştirmeyin.
Ümmet eleştirmez. İcra eder, yapar. Yapalım. Bir eksiklik gördük, tamamlayıverelim. Fala vernehu, la-e---

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi