mustafaozbag.org

242. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Mart 2012 · 46:33

Yalan söyleyen şeytanın doğrultu olduğumuzda meleklerin düşmanı olur. Yalan söyleyen önce kendine düşman. Önce Allah'a düşman, dinine düşman. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine sahabeler geliyorlar. Şimdi birtakım insanlar geliyorlar, diyorlar ki, senin zulmetin içki içer mi? İçer. Kumar oynar mı? Oynar.
Öyle değil. İşte yalan söyler mi? Asla. Hadis-i şerifte Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri duyurmuş ki, iman üzerine bir kimse yalan söylüyor. Yalan söylerken, iman ondan gider. Allah mutlaka olsun. Dinle fazla ilgisi olmayan bir ailenin, yeni ergenliğe girmiş sözlerine Allah sevgisi ve İslam'ı nasıl anlatırlar? İnsanlar, hani bizde bir ateş sözü var ya, üzül üzüme baka baka kararılır diye. Demirci dükkanına giden iz kokar, ıtırcı dükkanına giden ıtır kokar. Hadis-i şerif. Eğer bir kimse bu manada etrafında Allah'ı seven birisi varsa, ondan etkilenir, Allah'ı sever. Eğer etrafında Allah'ı sever bir kimse yok ise, Allah düşmanları var ise, onlardan da etkilenir.
İnsanın etkilenmemesi mümkün değil. O yüzden Kur'an ve sünneti yaşamayan bir ailenin çocuğu, akıl bali olunca ancak ona birileri anlatırsa, o zaman âlâ olur. Bunun için ne yapalım? O tip ailelerin çocuklarıyla arkadaş olup, onlarla dost olup, onlara Kur'an ve sünneti, Allah sevgisini anlatmak gerekir. Bir cenazenin kanı kesilir bu günah teyni bunu açıklar olsun. Cenazenin kanından bir şey anlamadım.
Hızır aleyhisselam Peygamber Efendimiz zamanında da görülmüş müdür? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in de birebir görüştüğü var mıdır? Anlatırsanız sevinir mi? Bu konuyla alakalı çok bir hadis yok. Ama Hızır aleyhisselamın, ahir zamanda Ümmet-i Muhammed'e hizmet edeceği, ahir zamanda Mehdi Allah Resul'la beraber zuhur edeceği, zahire çıkacağı ve Ümmet-i Muhammed'e bu noktada hizmet edeceğinin dair hadisi var.
Tasavvuf nefsi terbiyeden ziyade vücut azarlarını kontrol etmektedir. Normalde bu noktada bir kimse vücut azarlarını kontrol etmesi zahiri terbiyedir. O kimsenin iç alemini terbiye etmesi manevi terbiyedir. Siz elinizle, ama bu gerekli midir? Evet. Siz elinizle, dilinizle, gözünüzle, ayağınızla, çok özür dilerim, akış aranızda haram işlememeye gayret edeceksiniz.
Bu uzuvların terbiyesidir. Bu noktada bir kimse buna dikkat edecek, riayet edecek. Ama muhakkak ki kalbin bu manada durduğu nokta çok önemli. Sizde öyle bir organ vardır ki orası iyi olursa bütün beden iyi olur. Orası kalptir. O zaman biz kalbimize düşen düşünceyi, fikri önemseyip bununla alakalı önlem alacağız. Bunun önlemi Allah'ın çokça zikir. Dünya azığı ile ahiret azığı arasındaki fark nedir? Çok fazla bir fark yoktur. Eğer dünyayla alakalı meselelerin, dünyayla alakalı senin üzerindeki nimet, dünyayla alakalı senin üzerindeki lütuf, eğer ahirete, ahirete yöneldiğinin bir basamağı olduysa, bir zemin olduysa, ahirete tarla olduysa, dünyada verilen nimet de sana ahiret nimeti hüsnündedir.
Eğer sana Cenab-ı Hak bir ev verdi misafir yoksa içinde, eğer Allah sana bir sofra kurdurdu, sofranda bir misafir yoksa, eğer Cenab-ı Hak sana bir araba verdi Allah yolunda koşturmuyorsa, eğer Cenab-ı Hak sana bir iş verdi, sen o işten kazandığından fakire fukaraya hiçbir şey ayırmıyorsan, o iş yerinden kazandığından zekat vermiyorsan, o zaman o dünyalık olarak sana verilenler, evet senin cehennem azığın oldu, o da ahiret azığı.
Ahiret azığı ikiye ayırılır. Bir, cennetle nimetlenenler, iki, cehennemle nimetlenenler. Cehennemle nimetlenen, Allah'a iman etmeyip güzel amel işlemeyenlerdir. O zaman dünyada verilen bir ikram, dünyada verilen bir lütuf, dünyada verilen herhangi bir mal, mülk, eş, çocuk, eğer ahirete mütealik çalışmaların içinde değilse, eğer Kur'an ve sünnete hizmet etmiyorsa, elinde bulunan Allah'ın verdiği her nimet, sana ateş olarak geri dönecek.
O zaman dünyadaki o nimet, senin için cehennem nimeti oldu. Senin cehennemde azap görmene sebep olacak. Senin ahiretini komple, komple eza ve cefa çekmesine sebep olacak. Eğer sana verilen dünyadaki nimet, sana verilen dünyadaki nimet, eğer ki Kur'an ve sünnet noktasında hizmet etmeye sebep olduysa, o sana cennet nimeti olacak. O yüzden dünyada yediğiniz yemek, dünyada içtiğiniz su da ahiret nimetidir.
Dünyaya gelen nimet gökten iner, gökten indiği için o da yokluk aleminden gelir. Yokluk aleminden geldiğine göre, sakın dünyada var olan nimetleri dünyanın kendi içerisinde oluştuğunu zannetme. O zaman dünya üzerindeki, senin üzerindeki nimet, bir şekilde imtihan aracıdır. Bir şekilde imtihan aracı. Eğer sen onu, sen onu cennete doğru yollanmakta, cennete doğru yönelmekte kullanırsan, Allah senin onu cennet nimeti yapar. Hem dünyada yediğin, içtiğin, harcadığın cennet nimeti olur, hem de ahirette o nimet devam eder. Devam eder. Ama sen dünyada haramla iştikal eder. Malını, mülkünü, çoluğunu haramda istihdam edersen, sen ilmini, paranı, nüfuzunu haramda istihdam edersen, o senin için zaten cehennem azabıdır.
Zaten cehennem ateşini sen dünyada yalamaya başlamışsın, o ahirette de devam eder. O yüzden nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle diriltilirsiniz. Eğer cennetlik bir hayat yaşıyorsanız dünyada, cennetlik bir şekilde ölür, cennetlik bir şekilde dirilirsiniz. Eğer dünyada cehennemlik bir hayat yaşıyorsanız, cehennemlik bir hayat yaşıyorsanız, cehennemlik bir şekilde ölür, cehennemlik bir şekilde dirilirsiniz. Kendi hayatınıza bakın, kendi kendinizin cennetlik veya cehennemlik olduğunu bilin. Ama bu bilgi için önce din bilgisi gerek. Din bilgisi gerek. Bir adam işte ya kör kütük sarhoş olmayıncaya kadar içki içmek haram değildir dediyse, ya o cahilinden bilmediğinden öyle söylüyor, ya da o kimse bile bile dinle alay ediyor.
Alay ediyor. O zaman o alay ebedi cehennemliktir. Bir kimse kendi hayatına bakar, nereye doğru gideceğini bilir. İman edip iyi amel işliyorsa, insanlara ve etrafına iyilik yapıyorsa, o neden kendi kendine cehenneme gideceğini düşünüp de Allah'ın üzerine suizan beslesin ki? Bir kısmı takva adına, tasavvuf adına iman edip iyi amel işleyip, iman edip iyi amel işleyip, iyilikler peşinde koşmasına rağmen kendisinin cehennemini kovacağını düşünüyorsa, Allah üzerinde suizan besledi, en büyük günahı kebahir.
Daha ilerisi şirk, küfür. Sakın bunu takva adına, tevazı adına yapmayın. Takva adına, tevazı adına yapılacaksa, haf ve recadır. Hem Allah'tan korkarız ve ümit ederiz. Bu ehli tasavvufun yoludur, bu müminlerin yoludur. Bu orta yolcuların yoludur. Biz ne Allah'ın cezasını yok görürüz, Allah'ın cehennemini yok görürüz, ne de Allah'ı ceza edeceğiz.
Hayır. Allah iman edip iyi amel işlemez. İyilikler peşinde koşmazsa, onu cehennemine katar, cezalandırır. Allah iyi iman edip, iyi amel işleyip, iyilikler peşinde koşuyorsa, onu mükafatlandırır, onu cennetine koyar. Şimdi kalkıp da birisi, iman edip, iyi amel işleyip, iyi amel işleyip, iyilikler peşinde koşturuyorsa, o kimse, ben cehenneme giderim, ben cehennemini kovurum, Allah beni cehenneme atar diyorsa, gerçekten o embesildir.
Allah üzerinde suizan besliyordur. Allah muhafaza eylesin. Biz onlardan değiliz. Bu tasavvuf değil, bu takva değil, bu tevazu değil. Bu tevazu değil. Bizim için tevazu, sünnetin bize bahşettini alıp, başımıza tac etmektir. Bizim için doğru odur. Bizim için takva, Kur'an ve sünnetin bize koyduğu, önümüze koyduğu yoldur. Haldir, davranıştır. Gösteriş değildir, riyad değildir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden yollarda giderken, böyle boynunuzu bükerekten gitmeyin. Yollarda giderken, böyle dervişliğinizi ishar edecek şekilde, yok işte böyle ağrınızı, kulağınızı kıpırdata kıpırdata, 99'lük teşbirinizi çeke çeke gitmeyin.
Bunlar ehli tasavvuf için doğru hareketler değildir. Bunlar tevazu değildir. Bunlar takva değildir. Tevazu, Allah'a olan tevazu. Hiç haram işlememektir. Sen hiç haram işleme. Bu yeter sana. Hiç haram işlememektir. Bu yeter sana. Muhafaza eylesin. Genci birisi yavaş yavaş yürüyormuş yolda. Hazreti Oman Efendimiz sormuş. Demiş, bir rahatsızdın mı var? Hayır ya emir el mümini. Neden yavaş yavaş yürüyorsun? Takvamdan dolayı ya emir el mümini. Deyince kırbaç devremiş. Demiş ki, takva bu değil. Gösteriş için yavaş yavaş yürümek takva değil. Gösteriş için olmadığın bir halde, kendini öyleymiş gibi göstermek, takva değil, tasavvut değil.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden, evet, dünyada bizim yediğimizin, içtiğimizin, kullandığımızın da ahiretten cennet nimeti olmasını istiyorsak, Kur'an ve sünnete riayet edeceğiz. Harama, helala riayet edeceğiz. İnsanların hakkına, hukukuna riayet edeceğiz. O zaman yediğimiz lokma, evet, cennet lokması. O zaman yediğimiz cennet lokması. O zaman yediğimiz elbise, cennet elbisesi. O zaman yediğimiz ayakkabı, cennet ayakkabısı. O zaman bindiğimiz araba, cennet bineği. O zaman eviniz, cennet köşesi. Cennet köşesi. Sen cennetini boşuna hayal ediyorsun ki o zaman. O zaman o da, ham soğuluk.
Allah muhafaza eylesin. Mihek, taşın nedir? Dünyada böyle bir taş var mıdır? Evet, var. Altınlar, sarlaplar kullanırlar. Sarlaplar kullanırlar. Altının, ayarını ölçerlarmış önceden. Nerede yaptı? Değil mi? Evet. Var mı şimdi mihenk taşı? Sizde var mı zükkanlar? Var. Bakın o mihenk taşı varmış.
Mihenk taşı diyeyim. Sesini yükselterek taşı. İkincisi de bazı patenti belli olmayan malları. Millete dön, sesini yükselt. Koyukluluk sektöründe bazı patenti vurulmayan malların ayarlarını tespit edebilmek için o taşı süreriz. O altına, üzerine de kezzatla bakarız. On dört ayar mı? On sekiz ayar mı? Yirmi iki ayar mı? diye. O taşın üzerinde sürdüğümüz maden on dörtte gösterebilir, on sekizde gösterebilir, yirmi iki ayar da gösterebilir. O taş, üzerine sürünen kezzatla kaç ayar olduğunu gösteriyor. Bu mihenk taşı diye bütün eski kitaplarda ehli tasavvufun çok kullandığı taş bu taş, ona sürdürdüğü zaman o altının ayarı çıkıyor.
Kur'an ve sünnette mihenk taşı var mı? Var. Bunun şer'i manada mihenk taşı ne? Bir kimsenin haram, helal noktasında durcu nokta. Tasavvuf noktasında mihenk taşı ne? Bela, musibet, sıkıntılarla karşılaştığında insan. Mihenk taşı tasavvuta, bela, musibet, sıkıntı, dert, hastalık. Bunlar mihenk taşıdır. Allah bizi affetsin. Cennetin bedeli var mıdır? Her şeyin bedeli vardır. Bedelsiz hiçbir şey yoktur. Akşam namazından sonra mezarlığın önünden geçerken fatiha okumak günahmış, bunun aslı var mı?
Yok. Ruhlar grup grup askerlerdir. Onlardan ruhlar aleminde tanışanlar dünyada da anlaşırlar. Onlardan tanışmayanlar ise dünyada da ihtilafa düşerler. Bu hadis ne anlatmak istiyor? Ne anlatmak istediği meydanda ruhlar aleminde beraber olanlar, tanışanlar dünyada da beraber olurlar, tanışırlar ve anlaşırlar. Ruhlar aleminde tanışmayanlar bu dünyada da tanışmazlar. Sen sanıyorsun ki Allah sizden başka beşer yaratmamıştır. Vallahi Allah bin kere bin Adem yaratmıştır. Siz o Ademlerin sonuncusunuz. Babamız olan Adem'den önce bin kere bin Adem ya da daha fazla Adem geçmiştir.
Bu hadis-i şerifleri anlayamadık. Başka Adem'den kasıt, cinler mi yoksa daha önce başka insan topluluğu var mıydı, Allah razı olsun demiş. Bu hadisleri okuduğunuz yeri söyleyin bana. Bu soruyu soran kardeş bir dakika hafta bu hadisleri, bu hadis-i şerifleri okuduğun kaynağı ile beraber alsın getirsin buraya bakalım inşallah. Veya bu soruyu soran erkek kardeşlerdense nerede okuduğunu söylesin şimdi. Kimse bir mecliste veya camide veya Kur'an okurken, kabirde ezan okurken dünya kelamı konuşursa otuz senelik sevabını Allah siler açıklar mısınız? Bizim Allah'ımızın öyle silindiğini bilmiyor mu?
Acamat ne demektir? Uygulanması, kan aldırmaktır. Onun özel bir şeyi var. Şekli, şemali, günü, ayı, yılı var. Bilal burada mı? Geldi mi Bilal? Gelmedi mi Bilal Hoca? Bizim Bilal Hoca yapıyor hacamat. İnşallah sünnet yaptım inşallah. Yaptığı hiçbir işten sıkıntı ve fazla alamıyormuş. Eyvallah.
Güzel? Evet kardeşler. Allah iyilik yapanları sever. Önceden mi bu programı ile çalışıyoruz, sonradan bu dünyada çalışıyoruz, yoksa çalışma aynen anlamıyor. Nasıl oluyorsa olsun. Önceden olsan olacak, sonradan olsan olacak. İyilik yapanları sever. Ayet-i Kerim'e çok. Allah'ın sevdikleri neler, onlara derslere devam ediyoruz yani. Geçen hafta yapamadık. Sorular çoktu. Bize iyi olarak öğrettiği şeylerdir. İyiliği öğrendiğimiz kaynak, iyiliği öğrendiğimiz merkez, iyiliği öğrendiğimiz bilginin bize geldiği yer Allah'tır Celle Celaluhu.
İyilikleri Rabbinizden, kötülükleri hepsinizden bilin der ya ayet-i Kerime. İyilikleri Rabbinizden derken, bütün iyi şeyleri bize öğreten ve iyilikleri bize yaratan ve iyilikleri bize öğreten Allah'tır. Allah, o kendi öğretisine tabi olan ve kendi öğretisini icra eden kulunu sever. O zaman en büyük iyilik, birinci derecede iman etmektir.
Bir kimse iman ederse, iman ederse kendine, etrafına, Allah'a, Resulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem aleyhi ve sellem'e bütün o iman etmiş olanlara yardım eder, iyilik eder. Diyeceksiniz ki, Allah'a iman etmek, nasıl Allah'a yardım etmek? Eğer iman ederse o kimse, din yoluna, Allah yoluna mücadele eder, Cenab-ı Hak da der ki, siz Allah'a veya başka bir ayet-i Kerime'de Allah'ın dinine yardım edinler.
Yardım etmek, iyiliğe yardım etmek, doğruya yardım etmek de iyiliktir. Tabi, iyilik denince, insanın üzerinde, insanın üzerinde ve insanın etrafında ve insanın önünde çokça iyilik kapıları vardır. Biz oturduğumuzda, sabahtan akşama kadar iyilik kapılarından geçebilirsek, her an bir iyilik kapısından geçebiliriz. Bir sabah namazını kılmak, iyilik kapısıdır. Bir Allah'ı zikretmek, iyilik kapısıdır.
Bir yardım edilecek olan bir kimseye yardım etmek, iyilik kapısıdır. Bir yetimli bir öksüze yardım etmek, iyilik kapısıdır. Bir açı doyurmak, iyilik kapısıdır. Anne babaya isyan etmeyin, anne babaya bu noktada hürmet etmek, hizmet etmek, iyilik kapısıdır. Eşine zulmetmemek, çocuklarına zulmetmemek, onlara iyi, güzel, doğru davranmak, iyilik kapısıdır. Arkadaşlarınla hoş geçinmek, arkadaşlarına yardımcı olmak, iyilik kapısıdır. Etrafındaki insanlara zulmetmemek, iyilik kapısıdır. Bu manada Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetlerine uymak, onun sünnetlerini icra etmek iyilik kapısıdır. O zaman din komple bir iyilik kapısıdır. Dinin bizden istediği her ne fiil varsa hepsi de iyilik kapısıdır.
O zaman bu iyilik kapısında her ne kadar devamlı, iyilik kapılarıyla biz iştikal edersek ve o binlerce iyilik kapısının sahibi olan Allah'ın kapısında durursak ve kendimizi her daim iyilikle özdeştirirsek, iyilikle hemhal edersek biz Allah'ın sevdiklerinden oluruz. Allah iyilik yapanları sever, iyilik kendisi yaratmıştır çünkü. Allah kendisi iyidir, kendisi iyi olduğu için iyilik yapanları da sever. Allah kendisi iyidir, iyiliğin yaratıcısı, iyiliğin kurgulayıcısıdır, iyiliğin bilgilendiricisidir, alimidir. Ve kullarının iyi olmasını ister, kullarının iyilik yapmasını ister ve insanlığa iyiliğin hakim olmasını ister. İyiliğin hakim olmasını ister.
Allah kuşunu sevmez, Allah fahşiyatı sevmez, Allah zulmü sevmez, Allah kötülüğü sevmez, Allah cinayeti sevmez, Allah hırsızlığı sevmez, Allah dedikoduyu, kıybeti, suizamı sevmez, Allah ihtirayı sevmez, Allah insanların arasında fitne çıkarmayı sevmez, Allah dünyaya fitneye, fitne ateşine veren ve fitneye duçar edenleri sevmez. O zaman Allah'ın sevdiği iyiliklerdir. Bir sufi anında bir iyilik de doldurursa her an Allah'ın sevgisinin tecelliyatındadır o. Namaz kılar Allah'ın sevgisinin tecelliyatındadır. Sohbet dinlerken Allah'ın sevgisinin tecelliyatındadır. Zikrederken Allah'ın sevgisinin tecelliyatındadır.
Birisine yardım ederken, bir naçarın elinden tutarken, bir yetime bakarken, bir ölçünse bakarken, bir kimsesize bakarken, birisine bir hayır hasenette bulunurken, birisiyle iyi geçinirken, Allah'ın iyilik muhabbeti, iyilik sevgisi onun üzerindedir. Tecelli eder. Eğer birisine kötülük yaparsanız Allah sizden sevgisini alır. Eğer birisine zulmederseniz Allah sizden sevgisini alır. Eğer birisine yanlış bir şey yaparsanız Allah sizden sevgisini alır. Eğer Allah birisinden sevgisini aldıysa Allah ona düşman olmuştur. Çünkü o kimse kötülük yaparaktan Allah'a düşman olmuştur. Siz birisine kötülük yaparsanız Allah'a düşman olursunuz. Siz birisine zulmederseniz Allah'a düşman olursunuz.
Eşlerinize zulmettiniz Allah'a düşman olduğunu. Zulmetmeyin eşlerinize. Çocuklarınıza zulmetmeyin. Kadınlar, kocalarınıza zulmetmeyin. Kocalarınıza zulmetmeyin. Burada Allah'ın elinde birbirine... Herkesin hukuk... Sen ağırları çıkıp başkalarına zulmederken, zulmedersen buradaki zikrullahın sevabını aldın götürdün.
Buradaki zikrullahın sevabını harç edin hovarlayacak. Allah iyilik yapanları sever. Allah birini severse ne yapıyordu? Gören gözü oluyordu. Duyan kulağı oluyordu. Tutan eli oluyordu. Neden? O çünkü Allah'ın sevdiği hal ile hallendi. Biz oturuyoruz. Bu hali, bu hali sadece zikretmekle elde edeceğimizi zannediyoruz. Veyahut da gittik bir şeyhe intisap ettik. Ondan dersi aldık bitirdik işi. Hayır kıymetli kardeşler. Biz ahlakımızı en güzel ahlakla süsleyeceğiz. Ahlakımızı iyi ahlak noktasına getireceğiz. Ahlakımızı düzgün ahlak noktasına getireceğiz. Bile bile, göz göre göre, göre göre, bilerekten hiç kimseye zulmetmeyeceğiz.
Hiç kimseye. Bizden hiç kimse zulüm görmeyecek. Bizden hiç kimse şikayette bulunmayacak. Bizden şikayetleri Kur'an ve sünnete uyduğumuzdan olacak. Diyecekler ki çok terse gidiyorlar. Diyecekler ki çok sikruluğa gidiyorlar. Diyecekler ki hep Kur'an ve sünneti önümüze koyuyorlar. Diyecekler ki hep haram elal çizgisinde duruyor. Bir şeyi haramsa yapmıyoruz. Diyecekler. Eşimiz şikayet edecekler ki bizden Kur'an ve sünnete uyduğumuzdan şikayet edecekler ki bizden Kur'an ve sünnete uyduğumuzdan şikayet edecekler ki anne babamızın bizden şikayeti Kur'an ve sünnete uyduğumuz için olacak. Çocuklarımızın bizden şikayeti Kur'an ve sünnete uyduğumuz için olacak.
Çocuklarımızın bizden şikayeti Kur'an ve sünnete uyduğumuz için olacak. Onlara uyduğumuz için değil. Siz çevrenizdeki Kur'an ve sünneti uymayanlara uyarsanız şeytana uymuş olursunuz. Siz o zaman kötülük yapanlardan olmuşsunuz. Her kötülük yapan Allah'a düşmandır. Daha düşmanlık ederse döner Allah ondan intikamına vursun.
O düşmanlığa devam ettiremez bir insan. Tövbe edip geri dönsün. Tövbe edip geri dönsün. O yüzden evet Allah iyilik yapanları sever. Allah iyilikleri sever. Allah iyilik ağacı gibi neş-i neva olan iyilik meyvelerini yediren kurlarını sever. O yüzden önce kendinize iyilik yapın. İman edin, iyi amel işleyin. Önce kendinize iyilik yapın. Kendinizi iyilik noktasında tutun. Kendinize iyilik ne demek? Dünyanızı da, ahiretinizi de koruyup olmayın. Dünyanızı da, ahiretinizi de Kur'an ve sünnet çizgisinde tutun. Dünyasını Kur'an ve sünnet çizgisinde tutamayanlar ahiretini hiç tutamazlar. Hiç kimseye, hiç kimseye zulmetmeyin.
Bilmediğiniz işlerde dilinizi uzatmayın. Görmedin, duymadın. Gözünle gördün mü? Hayır. Kulağınla işittin mi onu söyledin? Hayır. Sana yalan olarak yeter. Sana kıymet olarak yeter. Sana iftira olarak yeter. Sen iyi insanlardan ol. Gözünün görmediği, kulağının duymadığı bir şeye hükmetme. Sen meselenin iç yüzünü bilmiyorsan hükmetme. İyi insanlardan ol. Ve insanlara iyilik yapmaya çalış. Etrafına iyilik yapmaya çalış. Göz göre göre insanları kandırma. Göz göre göre insanlara uzunmetme. Göz göre göre elinlik yapanlardan ol. Bu dünyayı ve ahireti ateşe veren zalimlerdir.
Bu dünyayı ve ahireti veren kafirlerdir. Kopmasına sebep olduk işleyen insan, kıyamete bir. Kıyametin kopmasına bir kötülük yapan insan, cehenneme bir odun atar. Ateşini körükler, kötüler ve kötülükler.
Sufi, Allah'ı sevenler kötü ve kötülüklerden biridir. Kötü ve kötülüklerden biridir. Çünkü o Allah'ın sevgisini celp edecek. Allah'ın muhabbetini celp edecek. Bu işlerle iştigal eder. Suizan yok, rükten yok. Bilmediğin bir şeye kızmak yok. Bilmediğin bir şeye öfkelenmek yok. Bilmediğin bir şeye kırılmak yok. Aşıklık o değil. Aşıklık o değil. Aşıklık, hüsnü zan beslemek. Aşıklık, iyilik. Hep iyilik üzerine yürümek, koşmak. Hep iyiliği düşünmek. O yüzden ehli tasavuk, sufiler iyilik düşünürler. Yapamasalar dahi. Hani Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ya, bir kimse cami yaptırmayı niyet verse, yaptıramasa, yok gücü yok.
Allah ona dedi, cami yaptırmış gibi sevap verir. Siz bir iyilik yapmayı düşünseniz, ama yapamazsanız, gücünüz yetmese, o iyiliği yapmış gibi Allah size sevap verir. Çünkü Allah iyidir, iyilikleri sever. Allah iyidir, iyilik düşünenleri de sever. Allah iyidir, iyilik yapanları sever. Kıymetli kardeşler, kıymetli kardeşler. Sufilik, iyiliğin üzerine kuruludur. İyiliğin üzerine kuruludur. O yüzden Allah rızası için ve Allah için söylüyorum. Annesinin, babasının duasını almamış. Onlara kötülük yapmış. Onlara hainlik yapmış. Onlara zulmet. Hayır, zaman emri. Deccal ayrameti.
Düşünebiliyor musunuz? Annesine, babasına zulmeden bir kimseyle biz burada Allah diyeceğiz şimdi. Onunla biz ayrılacağız. İki ortak vardı böyle. Ortaklardan birisi babasını böyle zulmediyor resmen babasına. Kulağına fısıldadım, senin ortak böyle devam ederse batarsınız sizlerim. İşiniz rast gitmez. Durdu ne der mi? Onun babasına zulmediyor bu adamları. Allah babasına zulmedene yardım eder mi? Etmez. E sen onunla ortaksın, sana da yardım eder mi? Etmez. Allah karısına zulmeden adama yardım eder mi? Etmez. İner mi? İnmez. Karısına zulmeden kadına yardım eder mi? Etmez.
E sen o zulmederken, sen o evde bereket, huzur ister misin? İstesen dahi bulur musun? Hayır. Allah çoluğuna çocuğuna zulmeden bir adama yardım eder mi? Etmez. Onun duası etmez. Allah zalimlerin duasını kabul etmez. Arkadaşına zulmederken zalimlerden olur. Allah senin duanı kabul etmez. Allah zalimlerin duasını kabul etmez. Allah kötülerin duasını kabul etmez. O yüzden mümin dua ederken önce tövbe eder ki, Ya Rabbi, işlemiş olduğum bütün günahlardan aklımı ediliyorum bilerek bilerek bilerek bilerek. Neden? Arkasından dua ettiğinde tövbe edecek ki, arkasından dua ettiğinde Allah onun duasını kabul edecek.
Neden Sufi'nin dersinde önce tövbe var, önce tövbe var, yaptıysak biz zalimlik. Zulmün içine girdiysek, birisinin hakkına tecavüz ettiysek, birisine bir kötülük yaptıysak, birisine bir yan gözle baktıysak, birisine elimizi uzattıysak, ayağımızı uzattıysak, dilimizi uzattıysak, onu temizlemek için tövbe. Sen dilini temizlemeden nasıl dua edeceksin?
Günahsız ağızlarla bana dua edin demiş. Günahsız ağızlarla bana dua edin demiş. Allah seni duana icabet etsin ve zalimlerin duasını kabul eder mi? Etmez. O yüzden önce zalimliğini bırak, tövbenin haramlardan uzak durmaktır. Tövbenin aslı işlemiş olduğum günaha bir daha gitmemektir, girmemektir. Fihmetli kardeşler, Sufilik ince ahlaktır.
Sufilik hakkından vazgeçmektir. Sufilik hakkından vazgeçmektir. Sufilik hak etmek değildir. Olmuş olsan dahi hakkından vazgeçmektir. Gervişlik güzel ahlaktır. Ve iyilikten geçer. Hep iyilik yapmak, hep iyi düşünmektir. Affetmektir. Affetmektir. Yardım etmektir. O yüzden kıymetli dostlar, hayatımızı bedavaya geçirmeyelim. Sufilimizi bedavaya geçirmeyelim. Zikirlerimizi bedavaya geçirmeyelim. Hiç kimseye zulmetmeyelim. Eşlerimizin hakkına riayet edelim. Çocuklarımızın hakkına riayet edelim. Anne babalarımızın hakkına riayet edelim. Dilimizi muhafaza edelim. Gözümüzü muhafaza edelim.
Elimizi muhafaza edelim. Edeb diyaletimizi muhafaza edelim. Kadınlar, kendinizi dikkat edin. Kendinizi muhafaza edin. Koruyun. Erkekler, kendilerinizi koruyun. Muhafaza edin. Hiç kimseye zulmetmemeye gayret edin. Gözünüzle zulmetmeyin. Gözle zulmetmek ne demek? Dikdik bakmak, harama bakıyor. Şehvet nazarında harama bakıyor. Girecek içine sanki. Zulmetme. Sen bakma öyle. Sen bakmakla kendine de zulmediyorsun. Ona da zulmediyorsun. Onun zalimliğine yardım et. Kendinin bakılmasını istedi. Sen bakarak da makişledin. Onun nefrikliğiyle. Sen bakma. Uzatma.
Dini uzatma. Zulmetme. Hifet, dedikodu, iftira. Yapma. Yoksa zulmettin. Allah zalimlere yardım etmez. Allah zalimleri felaha kavuşturmaz. Allah zalimleri kurtuluşa erdirmez. Allah iman edip iyi amel işleyenleri kurtuluşa çıkarır. Allah iman edip iyi amel işleyenleri sever. O zaman sen iman edip iyi amel işleyenlerden ol. İnsanlara kötülük yapanlardan, etrafa kötülük yapanlardan ve zulmedenlerden olma. O yüzden kıymetli dostlar. Kıymetli kardeşler. Yol ta gidinceye kadar devam edecek. Yaşlanınca insanlar iyilik yaparlar. Yaşlanınca insanlar kötülükten düşerler ama onların o kötülükten düşmeleri yaşlılığından dolayıdır.
Islah olduklarından, terbiye olduklarından değil. Hep kardeşlerimiz genç. Asıl iyilik yapacağınız zaman şimdi. Şimdi. Asıl zulmet kötüldü zaman şimdi. Şimdi. Gençleriniz ya, kanınızın kaynadığı zaman ya, şimdi birisinde şöyle hööööp tert çıkarsın. Yok hayır. Şimdi ölsememek zamanı. Allah bizi onlardan eylesin. Hakkımızı helal edin inşallah. Cenab-ı Hak cümlemizi affeylesin inşallah. Cenab-ı Hak cümlemizi iyilik yapanlardan ve iyilerden eylesin. Üç ihlas bu fatiha şerife. Dar eyle ya Rabbi. Feczatlarla hibmetlerine şefa atmanın üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi.
Dar iade gücünün Emebek'i Sıddık Ömer'i Faruk Osman Uzun Nuryen Ali Ali Murtaza radıyallahu anh efendimizin evlad-ı Resulullah, Zeczat-ı Resulullah, Şuhedel Resulullah, Ashab Resulullah'ın ruhlarına, İmam-ı Azam-ı Baha'ni Fehmam-ı Şafi'imam, Malik İmam-ı Hammele Hazretleri'nin ruhlarına ayrı ayrı hediyelik vası ve sedar eyle ya Rabbi. Dar eyle ya Rabbi. Feczatlarla hibmetlerine şefa atmanın üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Fatiha. Birimiz Seyyidat Pülka'l-Geylan'ın, birimiz Seyyidat Ahmet el-Rufâyı, birimiz Seyyidat Ahmet el-Hedevi, birimiz Seyyidat İbrahim'in Dostu Kibrimiz Şahı ve Sonuç Hazile Şanukşigat-ı Muhammed-i Bahad- lavulları, Şahı Mevlana, Celalettin Ruhm, Hacı Bektaş ve Hacı Bayram-ı Veli, Mehmet-i Muhittin İbtada Hazretlerinin ruhlarına ''hidv edilik vası ve sedar eyle ya Rabbi.
Dar eyle ya Rabbi. Feczatlarla hibmetlerine şefa atmanın üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Fatiha. Fatiha. Amin. Hayra ile hediyle, vasile ve seda ile ya Rabbi.
Amin. O zaman dar ile ya Rabbi, fezzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Estağfurullah. Estağfurullah. Estağfurullah. Lezim, el-kerim, el-ezim, la ilahe illa hu. El-hayyul gayyum ve tübbelülü gayyuna şeyhânü ve din. Bismillahirrahmanirrahim. Al-Fatiha. Al-Fatiha.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi