Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Mart 2012 · 58:48
Allah o gecenizi hayır etsin, inşallah, Cenâb-ı Hak gönlünüzü hayırlı eylesin, Allah ömrünüzü, nefesinizi hayırlı eylesin, inşallah, umduklarınızdan nail eylesin, korktuklarınızdan hüsnü muhafaza eylesin, inşallah, Allah ahiyetlerini yerine getirenleri, ahdinizi yerine getirmenizi istiyor. Cenâb-ı Hak, sakınıp, takva noktasında duranları sever. Cenâb-ı Hak'ın her noktada vaadi haktır.
Cenâb-ı Hak, Allah sakınanları sever derken, tabi buna eski noktada takva sahiplerini sever der. Takva sahibi, sakınan, Allah'ın haramlarından uzak duranlardır. Nehy ettiklerinden uzak duranlardır. Allah'ın istediklerini yapandır, takva ehli. Allah'ın emirlerini yerine getirendir, takva ehli.
Bu noktada Müslümanlar, Cenâb-ı Hak'ın nehy ettiklerinden sakınanları gerekir. Eğer Allah'ın sevgisini talep ediyorlarsa, çünkü Allah sakınan, takva sahibi olanları sever. Malum, Allah severse, Cebrail'e nida eder. Bu hadisi kudüsü biliyorsunuz zaten. Allah severse, malum, Allah o kulun gören, gezi, duyan kulağı olur.
O zaman mümin, Allah'ın sevdiği hal ile hallenmeli. Ehli tasavvuf, dervişler, Allah'ın sevdiği hal ile hallenecek. Allah'ın sevdiği ile hallenecek. Bir önceki haftayla herhalde değil mi? Allah tasadduk eden, inkak edenleri sever demiştik. O zaman bu haftaki Allah'ın sevdiği sıfat hal, bir kimsenin takva ehli olması, sakınması.
Burada sakınmak, takvadan kasıt, sakınmak. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine soruyorlar, takva nedir? Diyor ki haramlardan uzak durmandır. Başka bir hadis-i şerifte şüphelilerden uzak durmandır diyor. Şüphelilerden uzak durma. O zaman türetli kardeşler, önümüze bir yol çıkıyor. O zaman takva noktasına bakarken, bir kimse eğer ehli tasavvuf değil ise, o haramlardan uzak duracak. Bu ben ayırt etmek pek istemem ama, bu avam için geçerlidir. Veya haslar için geçerlidir. Haramlardan uzak durmak. Avam çünkü harama girer çıkar. Has ise haramlardan uzak durur. Hasül has.
O zaman o şüphelilerden de uzak durur. O zaman hayatımızı kontrol altına almalıyız. Biz Allah'ın sevgisini talep ediyorsak ve Allah'ın sevgisine doğru yürüyorsak ve Allah'ı sevdiğimizi söylüyorsak, Allah'ı seveceğimizi söylüyorsak, o zaman Allah'ın sevdiği hal ile hallenmemiz gerekir. Allah'ın sevdiği hal ile hallenmemiz gerekir. Allah'ın sevdiği hal ile hallenmemiz gerekir. O zaman Allah'ın sevdiği hal ile hallenmemiz gerekir. O zaman Allah'ın sevdiği hal ile hallenmemiz gerekir. Allah'ın sevdiği halenmemiz gerekir. Ardındaki ayet-i kerimede de diyor ki, ahitler bizi yerine getirin. Ahitlerini yerine getirmeyenlere kıyamet yönünde Allah yüzlerine bakmaz.
Ardındaki ayet-i kerime. O zaman Allah takva ehidini sakınanları sever, kimden kimi sevmez, ahitlerini yerine getirmeyenleri sevmez. Ardından Cenab-ı Hak kimleri sevmediğini de söylemiş. Bir önceki ayet-i kerimede kimi seveceğini söylemiş. Hemen ardındaki ayet-i kerimede kimi sevmediğini söylemiş. Allah kıyamet gününde yüzüne bakmayacağı kimseler var. Bu yüzüne bakmayacağı kimselerden en önemli özelliği, ahdini yerine getirmemesi. Biz ahit verdik, söz verdik. Kâlu belâ ahd. Dedik ki, sen Rabbimiz. Dedik ki, evet biz Peygamber Muhammed Mustafa sallallahu ve sellem maddeslerinin ümmetiyiz. O Allah'ın Resulü'nden dinine yardım edeceğiz.
Ahdimiz var namazı kılmaya, ahdimiz var korucu tutmaya, ahdimiz var iman üzerine durmaya, ahdimiz var biz haramlara girmeyeceğiz. Ahdimiz var biz takva noktasında olacağız. Biz Allah'ı sevmeye aday olmuşuz. Gitmişiz bir ehli tasavvuf olan bir dergaha boynumuzu bükmüşüz. Demişiz ki, ya Rabbi biz seni sevmek için yola çıktık. Biz seni sevme yolundayız. Biz seni sevmek için çırpıncaz. Bir kısmı cennete girmek için çırpıncaktır. Bir kısmı cehenneme düşmemek için, cehennemden korktuğu için çırpıncaktır. Biz ise seni sevdiğimiz için çırpıncaktır. Biz seni sevmek için var olduğumuza inanıyoruz. Biz seni sevmek için yürüyoruz. Biz seni sevmek için yalvarıyoruz.
Biz seni sevmek için namaz kılıyoruz. Biz seni sevdiğimiz için oruç tutuyoruz. Biz seni sevdiğimiz için ahitlerimizle dost doğruduracağız. Ve bir de o Allah'ın yüzüne bakmadıklarından olmayacağız. Allah onların yüzlerine bakmaz. Bu evet, belki de cehenneme atılmaktır. Ama ve yakin yüzüne bakılmamak kadar büyük bir aşağılayıcı bir şey olmaz. Allah'ı seven için bu büyük bir ızdıraptır. Büyük bir ızdıraptır. Bakın Allah'ı seven için büyük bir ızdıraptır. Seven, sevgilisinin yüzüne bakmasını ister. İster bunu. Seven, sevgilisini görmek ister. İster. Seven, sevdiğinin kendisine de bakmasını arzu eder. Dese, der ki bir bakış baksa bana.
Dese, der ki bir gülücük verse. Dese ki bir katilini sallatsa. Dese ki bana bir el sallatsa. Dese ki dönse de bana kızsa. Bana kızsa. Neden? Kızması dahi onunla ilgilenmesidir çünkü. Ona gardaflanması dahi onunla ilgilenmesidir. Ona laf söylemesi onunla ilgilenmesidir. Ona bir şekilde, herhangi bir şekilde yüzünü eksiste dahi onunla ilgilenmesidir. Bunlar sevilen, sevilen arasındaki ilişkiyi ve hukuku bilmeyenler bunu anlayamazlar. Mesela Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyada görür birisi, rüyada gördüğünde o Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona darılmıştır. Darılmıştır, dargındır. Bu büyük müjdedir bir taraftan. Neden büyük müjdedir?
O sevgililer, sevgilisi o kimseyle ilgileniyor. Veya üstad bir kimseye darılmıştır, gücenmiştir, ona kızmıştır. Aslında mürid için bir lütuftur bu, ikramdır. Neden? Üstad onunla ilgilenmiş, onu sevmiş, ona değer vermiş, ona kıymet vermiş, lüksünde bulunmuş. Ona ceza verme lütfunda bulunmuş. Onunla bir ilişkisi var. Onunla bir muhabbeti var. Onunla bir ilişkisi, bir muhabbeti olmamış olsa ona hiç darılmayacaktı. Hiç seslenmeyecekti. O önemsiz görünecekti. Onu ikaz etmiş, ona ceza vermiş veya ona yüzünü asmış veya ona yüzünü ekşitmiş veya ona ne bileyim işte yüzünü dönmüş. Demek ki bir ilişki var.
Bu önemli. Allah yüzüne bakmaz. Diyor ki sen benim sevgimi yerine getirmedin. Sen benim sevdiğimdin, sevdiğimin haliyle hallenmedin. Ben seni başka bir halde istiyordum. Ben seni başka bir noktada istiyordum. O yüzden senin yüzüne bakmadım. O yüzden seninle ilgilenmiyorum şimdi. Ben sana küskünüm. Ben sana gücenekim. Ben sana dalgınım. Senin yüzüne bakmıyorum. Neden? Ben seni sevdiydim çünkü. Ben seni sevdiğim için sevdiğimin yanında bulundurdum. Ben seni sevdiğim için sevdiğimin meclisinde bulundurdum. Ben seni sevdiğim için sevdiğim halakada tuttum seni. Ama sen benim sevdiğimin kıymetini bilmedin. Sen benim sevgimin kıymetini bilmedin. Sen benim sevgimin kıymetini bilmediğin için küçük pahaya beni değiştir.
Allah'ın kelamını, sevdiğinin kelamını küçük pahaya değiştir. Allah'ın dostluğunu küçük pahaya değiştir. Allah sana kıymet verdi. O kıymeti sen değerlendiremedin. Küçük şeye değiştin. Küçük şeye. Bir duyguna değiştin. Bir sinirlenmene değiştin. Bir kısmına değiştin. Bir nefsine değiştin. Paraya değiştin. Pula değiştin. Makama değiştin. Mevkiye değiştin. Ve aramızdaki sevgi ahdini bozdun. Sen bizim aramızdaki o muhayı bozdun. Sen bizim aramızdaki sevgi ahdini bozdun. Oysa biz birbirimizi seninle sevmiştik. Oysa biz birbirimize değer vermiştik.
Ben sana değer vermiştim. Sana kıymet vermiştim. Ama sen vefasızlık ettin. Sen ahdi bozdun. Sen hayırsızlık ettin. Sen ahdi bozdun. Ben ahdi bozmadım. Ben bulunduğum yerde dümdik durdum. Ama sen sevgime ihanet ettin. Ve küçük pahaya sattın sevgimi. Küçük liraya değiştin sevgimi. Küçük duygulara değiştin sevgimi. Şimdi ben senin yüzüne bakmayacağım. Allah kıyamet günü onların yüzlerine bakmaz. Ahdlerini bozanlarının kıyamet günü yüzlerine bakmaz. Ahdini bozdun. Sen o Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yoluna ihale ettin. Sen Allah'ın yoluna ihanet ettin. Ahdi bozdun.
Sen bu noktada en büyük ahde vefasızlık gösterdin. Sen bu noktada en fazla ahde hayırsızlık gösterdin. İşte sen yüze bakılmayacaklardan oldun. Oysa Allah takva ehlini severdi. Takva en önemlisi iman noktasında durmak. Takva en önemlisi islam noktasında, ibadet noktasında durmak. Takva en önemlisi sen farzları yerine getirmek. En önemlisi haramlardan uzak durmak. Takva insanların arasında da Allah ve Resulüne karşı da ahdini yerine getirmek. Söz vermişin, kâra bakma. Söz vermişin, zarara bakma. Söz vermişin, insanların gücenmesine bakma. Söz vermişin, kırılmasına bakma. Söz vermişin, dünya yarılsa o haram helal dairesinde, helal dairesinde yani mahlum dairede ise, mahlum daire dese orada dur.
Söz vermişin. Bu kime olursa olsun, bu kiminle olursa olsun. Kıymetli kardeşler, insan ahdiyle insandır. İnsan sözüyle insandır. İnsan verdiği sözü yerine getirmekle insandır. Bu söz birinci derecede Allah'a'dır. Ondan sonradır, sallallahu aleyhi ve sellem adetlerine. O iş için ondan sonra insanların arasındadır. O sözünü kırma. O sözünü bozma. O sözünden geri dönme. Aldın aldın, sattın sattın, yedin yedin, içtin içtin. Aldın, aldın, aldın, kırdın, kırdın, dön döktün. Yürüdün, yürüdün, yürümedin, yürümedin. Tuttuysan orada dur. Bazen örneklerim, hakkınızı helal edin. Kendimi meth etmek için değil. Ben Şeyh Efendi Hazretlerinden ders aldıktan sonra, bir müddet sonra herkes başıma uçuştur.
Herkes başıma uçuştur. Bırak ondan sonra buradan ders alalım sana. Bırak şuradan halifelik alalım sana. Bırak gel şuradan şunu yapalım sana. Bu tarikat hayatım boyunca devam etti benim. Kendimi meth etmek için söylemiyorum. Bir el tuttu mu insan orada kalacak. Ahdini yerine getirecek. Ben Şeyh Efendi Hazretlerine dediğim ki, Efendim siz ölünceye kadar bile bile ben sizi üzmeyeceğim, kırmayacağım. Size bir zararım olmayacak. Ve siz ölünceye kadar size ve dergahınıza hizmet edeceğim. Siz mezara, bu dergahta ben kenara efendim. Sizi mezara koyduktan sonra bu dergahda size de hizmet. Yüzüne dedim ben bunu Şeyh Efendi Hazretlerine. O sözle durdurma inanıyorum ben. Arkadaşlar şahit bu noktada.
Ahde vefasın. İsterse artsın seni. İsterse kovsun seni, kapının önüne koysun. Ahde vefasın. O göndersin, o kovsun. O gitsin. Ahde vefasın. Sen bir söz verdiysen sözünde dur. Ahde vefasın. Ahdinden geri dönme. Allah'a söz verdin, bunu yapmayacağım dedi. Yapma bile. Sözünü bozma. Sen herkes gibi değilsin. Sen herkes gibisen akşam söz ver, sabah boz. Ama sen herkes değilsin. Sen yeryüzüne halife olarak gönderildin. Sen herkes gibi değilsin. Akşam söz verip sabah çayarınlardan olma. Söz verdiğin yerde dur.
Sevdiysen ciğerine kovsun gibi gör. Baksın başının çaresine. Eğer ki senin sevdiğin doğru değilsen.
Sen öylesine aşık ol. Sevdiğin düşünsün. Seni o oyalasın. Seni o bebelesin. Piş pişlesin. Seni o sustursun. Sen öylesine feryat et. Göktekinler başına üşütsün senin. Feryadına. Sen öylesine aşık ol. Gözünün yaşı açsın. Çöller neşine vabulsun. Sen düşünme. Sen alt dinde dostları dur. Sen aşıklığı yaşa. O sakınanları seviyor. Sakın. O takva ehlini seviyor. Takvadan asla taviz verme. Uzaklaş şüphelilerden. Yeme diyorlar. Yeme. İçme diyorlar. İçme. Bakma diyorlar. Bakma. Senin önünde bir işin var. Sev sevebildiğin kadar.
Senin önünde bir işin var. Yürü yürüyebildiğin kadar. Ahdini asla asla bozma. Allah kıyamet günü bakmaz yüzüne. Kimin? Annesine babasına ters gelip. Onları hiç görüp gözetmeyeni. Allah kıyamet günü de bakmaz. Kimin? Çocuklarıyla ilgilenmeyeni. Çocuklarına ters davrananların. Çocuklarını terk eder. Herkes zanneder ki çocuklar anne babanın peşinden koşacak. Sadece çocuklar anne babaya bakacaklar. Anne baba çocuklara bakmayacaklar. Ne derler? Hayır. Çocukları perişan eder. Çocuklarını hançer. Çocuklarının arasında, birbirlerinin arasında adalet. Bir kısmını sevip bir kısmını sevmeyen.
Bir kısmını başına tac edip bir kısmını atan. Yüzüne bakmayacak. Anilerinize, babalarınıza sırtınızı dönmeyin. Fars. Ne de istiyor? Fars be. Senin anne babana erkek çocuğu için. Anne babana gözetmen bakmaz. Bakmazsan, kıyamet günü senin yüzüne bakmaz. Sözlerle yerine getirmedin. Kıyamet günü senin yüzüne bakmaz. İki kişinin arasını açtın. Kıyamet günü senin yüzüne bakmaz. Evli kanı kocanın arasını açtın. Kıyamet günü senin yüzüne bakmaz. İnsanların arasında fitne açtın.
Kıyamet günü senin yüzüne bakmaz. Bakma, yapma. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli kardeşler, insanlar nasıl danıbilecekler? Nasıl yaşadıklarını bilecekler? Biz iyi ahlak içerisinde olanlardan olacağız. Biz haramlardan uzak duranlardan olacağız. Başkasının ne işlediği bizi ilgilendirmiyor. Bizim ne işlediğimiz bizi ilgilendiriyor. Bizim nerede olduğumuz bizi ilgilendiriyor? Biz sözümüzü yerine getireceğiz. Biz ahdimizi yerine getireceğiz. Şuna sözlerdik. Eyvallah. Hukuk için hem evet haram değil. Haram söz veriş geçerli değildi. Haram geçerli değildi. Ama helal sözlerdik ve artık bitti bizim için. Onu icra edeceğiz, onu yerine getireceğiz.
Ya kusura bakma ya. Ya ben bunlar ne diyorum ya? Allah yolunu açık etsin senin. Aheddinde duranlardan olmalı. Dön dönebildiğin yere kadar. Olmalı. Yapma bile bile. Yapma. Yüzüne bakmayacak senin. Bunu düşün. Allah yüzüne bakmayacak senin. Mahşerde. Bunu düşün. Hayatını ona göre tanzimet. Yapma, hançerleme, kırma, dökme, yıkma. Dört şey her kimde bulunursa halis münafık olur. Her kimde bunların bir parçası bulunursa onu bırakıncaya kadar kendisinden münafıklıktan bir hasret kalmış olur. Söz söylerken yalan söylemek. Kendisine bir şey emniyet edildiği zaman ihanet etmek.
Ahd ettiğinde ahdini tutmamak. Hulmet zamanında haktan ettiğinde ahdini yerine getirmemek. Münafıklı kelamet. Yapma. Sözünden dur. Neye söz verdiysen. Kıymetli kardeşler. Hayat gelip geçiyor. Hayat gelip geçiyor. Zamanlar gelip geçiyor. Su gibi akıyor. Su gibi. Sanki Kursa'ya geldim daha dünmüş gibi bana. Dün. Dünmüş gibi sanki. Bir bakıyorum 20 yılı bile ölmüş. Sanki dünkü gibi. Adan hala da genç delikanlı.
Hüseyin genç delikanlı. Cafer genç delikanlı. Ulan diyorum benim yaşım 50 oldu. Bunların da yaşı diyorum. Kaç adam? 42 olmuş. 42 yaşında adam. Hala da bana genç delikanlı gibi böyle işte. Öyle geliyor bana. Sözler, davranışlar, fiyat, yapılanlar, işlenenler kalıyor. Değmez kıymetli kardeşler.
Değmez. Üç sese, üç kuruşa yıkmaya değmez. İnsanın kendisini bozmaya değmez. Değmez. Değmiyor. Sağlam olsun. Sağlam olsun. Dostluğunuz sağlam olsun. Kardeşliğiniz sağlam olsun. Ufak tefek şeylere bozulmayın. Arkadaşlarınızın, dostlarınızın ufak tefek kusurları olabilir. Görmeyin. Bakmayın. Herkesin yanlışlığı olabilir. Herkesin eksikliği olabilir. Görme. Duyma. Bakma. Seni düzeltir. Seni düzeltir. Ne hep bırakırsın onu. Yapma.
İki kişinin arasına aşşaf bir sözü, üçüncü bir şahsa götürme. Yapma. Bu şahası için yapma. Yapma. Ya Adnan senin için ne dedi biliyor musun? Ne dedi? Şunu dedi. Yapma. Yüzüne nasıl bakacaksın? Nasıl bakacaksın? Hadi burada baktın. Kıyamette nasıl bakacaksın? Zaffesi. Kim ki Allah'ın taatinden elini çekerse kıyamet günü işinde hücreti ve kendisine yarar sağlayacak özrü olmadığı halde Allah'a bile Lakin bir hükümdara biat etmediği halde ölürse cahiliyet ölmüş ile ölmüş gibi.
İmam. Cahilet ölmüş. Allah muhafaza eylesin. Elimde ölmeyecek kimse. İmamsız ölmeyecek. Allah-u Teala buyur. Sınıf insan vardır ki kıyamet günü. Ben bunların hasmıyım. Yani düşmanıyım. Bana yemin eder de sonuçlar. Yeminini bozmaktır. Allah'a söz vermişler. Allah'a sözünü yerine getirsin. Yanlış bir şeye yemin ettin. Dönün lan. Ben yemin ettim işte bunu yapacağım. Yanlıştan dön.
Haramdan dön. Yapma. Allah'a söz vermişler. Dönme kardeş ya. Tövbe etmiş. Dönme bir daha. Dönme bir daha. Adlini yerine getir. Allah bizi affetsin. Bir insanı köle diye satar da onun parasını yer. Üçüncüsü bir işçi tutar. Onu çalıştırır da ücretini vermez. Yanında işçi çalıştıranlar. Eleman çalıştıranlar. Etrafına iş yaptıranlar. Yapmayın. İşçinin hakkını alın terini kurulmadan öleyin. Neyse anlaştığınız o ahdinizi yerine getirin. O kimseyle asgari ücret çalıştıysa anlaştıysan asgari ücreti öder. O kimsenin yövmesine 20 lira dediyse sen 20 lirasını ver.
O kimsenin yövmesine 50 lira dediyse sen 50 lirasını ver. Ahdini yerine getir. Sözünü yerine getir. Yapma. Sen Allah'ı sevme yolundasın. Sen Allah'ın sevgisini talep etme noktasındasın. Yapma. Geleceğim gel. Gideceğim git. Ödeyeceğim öder. Ödeyemeyeceğim. Ödeyemem. 20 yıl sonra 20 yıl sonra 10 yıl sonra 10 yıl sonra 5 yıl sonra. 5 yıl sonra. 3 yıl sonra. 3 yıl sonra. Allah sözünü yerine getirmek istiyor. Hani meşhurdur ya eski kavimlerden birisi birisinden bin dinar borç para istemiş. O kimseye demişler ki nasıl ödeyeceğim bize bir kefil getir demiş ki o kimse Allah kefilim vekil getir Allah vekilim demiş. Allah vekilim.
Borç günü gelmeye başladığında vasıta arıyor tabi o kimse o parayı götürecek ödeyecek bir türlü vasıta bulamıyor. O bin dinarı bir ağaç kovunun içerisine koyuyor. Bir de mektup yazıyor. Diyor ki ey filanca senden bu zamanda özenmek için bir borç para aldıydım ama vasıta bulamadığından dolayı sana gelemedim. Ağacın içerisine bin dinarı koymuş. Hadis-i Şerif bu. Okuyunca hayret ettim ben de. Ağacın iç aklımda kaldığı kadarını söylüyorum. Eksim yanlışım olabilir. Baya uzun zaman olmuş okudum. Ama çok böyle hoşuma giden bir şey oldu. Koymuş ağacın kovuna yapıştırmış bağlamış denizin içine bırakmış. Ağacında olan kimse de deniz kenarına oturmuş onu bekliyor. Gelecek diye.
Gelen giden yok. Beklemiş beklemiş neyse bakmış ki bir ağaç. Demiş ya götürmüş yakarım bunu. Evinden almış onu. Evinde demiş yakarım bunu. Hani ısınırım ihtiyacımı görmüş. Eve götürmüş ağaca bir balta bir tara neyse bir vuruyor bir bakıyor ki içinden dinarlar bir de içinden bir yazı. Ey filanca sana gelmek için bir vasıta aradım bir vasıta bulamadım. O yüzden bu parayı sana gönderdim. Allah vekil. Adam parayı kendisine yazılmış mektup. Ve birkaç gün sonra o kimse bulurmuş gelmiş. Parayı alan kimse. Bin dinarı da getirmiş gene yanında. Bin dinarı daha getirmiş. Demiş ki vasıta bulamadım.
Vasıta bulamadığım için geç kaldım. İki üç günlük bir gecikmem oldu demiş. Getirdim parayı. Demiş ki sen bana böyle böyle bir şey yaptın mı? Yaptın. Ben demiş alacağımı aldım parayı aldım. Şimdi insanlar olsa o parayı alır. Adam bir daha getirse bir daha alır. Adam bir daha getirse bir daha alır. Şimdi adam alıyor parayı. Bitti bu harç diyor. Kalmadı bir şey diyor. Aradan iki yıl, üç yıl, beş yıl geçiyor. Dedim sen de alacağım var daha diyor. Ya bitti de hani. E şimdi durumun düzgündür. O yüzden şimdi ödeyebilirsin. Ahdini eline getirmek. O kimse ahdini eline getirmek için çaba sarmıyor. Allah onun vekili. Allah onun sahibi. Allah bize affetsin inşallah.
Vardır ki kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz. Onlara bakmaz. Onları tezki etmez. Onlar için elin bir azam vardır. Birincisi bir kişidir ki kılda fazla suyu olur da onu yolculardan esirger. İkincisi bir kişidir ki ikinciden sonra bir kimseye bir mal satar ve o malı şu kadar aldım diyen Allah'a yemin eder de müşteri kendisine inanır.
Halbuki hakikat bunun ilafına olur. Üçüncüsü bir kişidir ki bir büyüye yalnız dünyalık için biat eder. Dünyalık verirse sözünde durur, vermezse durmaz. Ne için biat edermiş? Dünyalık için, nefsi için. Eğer bir kimse o dünyalık için, o nefsi için ona biat ettiyse dünyalık bulamazsa ne yaparmış?
Çeker gidermiş. Nefsin için biat edersen bir kimseye, nefsinin istek ve arzuları olmazsa çeker gidersin. Yerine getirmeyenlerden olsun, ahdini yerine getirendir. Takva sahibidir. Nelerden? Şüphelilerden. Bu kategorisi. Bu kategorisi kimdir? Sevdirendir. Niye? Dini. Ayet-i kerimede o Allah'ın dinini kolaylaştıranlar takva sahibidir der. Dini zorlaştırmayın, insanlara zorlaştırmayın, dini insanlara sevdirmeye gayret edin.
Sizin üzerinizde bir fark, senin yüzünden birisi dindarlığı terk etmesin, senin yüzünden birisi dergahı, tarikatı terk etmesin, senin yüzünden birisi aman kardeşim şu derviş milleti değil mi demesin, senin yüzünden aman kardeşim şu sarıltılar mı benim benden uzak dursunlar demesin, sen aman ha hiç kimseyi aldatmamaya, hiç kimseyi kandırmamaya çalışın.
Senin elinden, dilinden, gözünden, belinden insanlar emin olsunlar. Hiç kimseye elinle, dilinle, belinle zarar verme, verme zararı. Hiç kimseye, hiç kimseye, ev hayatında zarar verme, eşine, çocuklarına, komşularına zarar verme, iş yaptığın insanlara zarar verme, işçine zarar verme, patronuna zarar verme.
Senden hiç kimse zarar görmüyor, dizayn et. Varsa harca. Bu, bir milyar lira çek. Bir lira gelir, bir lira harcama. Bozarsın kendini.
Takvanı bozar, çürütmez. Yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, içtiğinizden içirin. Dışarıda biriniz kebap yerken, pekinler, lahana yemesin, pırasa yemeyin, şurada karnımı bir doyurayım kebapçıda. He, akşama ne olursa olur. Ondan sonra akşama eve gideyim.
Gaziğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, içtiğinizden içirin. Dışarıda biriniz kebap yerken, pekinler, lahana yemesin, pırasa yemeyin, şurada karnımı bir doyurayım kebapçıda. He, akşama ne olursa olur. Ondan sonra akşama eve gideyim, gaz kurup geyireyim, benim karnım top diye. Derviş böyle olmaz. İsraf yok. Saburganlık yok. Benim işimin gelin, ben dışarıda yemek yok. İyi kardeşim, al eve de iki kilo, üç kilo kıyma, evdekiler de yesin. Onlar da insan. Onlar da insan.
Dengeyi koru. Takva. Takva çok namaz kılmak değil. Konuş tutmak değil. Dengeli hayat yaşamak. Haramlardan uzak durmak. Israftan, gösterişten, şatahattan, şatafattan uzak durmak. Kibirlenmekten uzak durmak. Allah kıyamette yüzüne bakmaz. Kimin eteklerini sürüye sürüye kibirlenerekten... O zaman kibirlenerekten yürüme. Kibirlenerekten elbise giyme. Kibirlenerekten araba binme. Kibirlenerekten evde oturma. Kibirlenmek için lüks ev sahibi olma. Kibirlenmek için lüks araba sahibi olma.
Kibirlenmek için lüks kıyafet sahibi olma. kıyafet sahibi olma. Kibirlenmek için de sakal bırakma. Kibirlenmek için sarık takma. Kibirlenmek için sarıkla dolaş. Kibirlenmek için cübbeli dolaş. Kibirlenmek için haydarlı işlesinler diye haydar. Bizim yolumuzda yok. Bizler, haşta Şeyh Efendi Hazretleri bir arkadaş böyle sırmalı bir cübbe yaptırmış kendine. Derviş kardeşlerden birisi.
Şeyh Efendi Hazretleri ince siyah bir cübbesi vardı. Oralarda giyerdi veya sıcak günlerde giyerdi. İncecik bir şey. O da orada onu giyiyor. Onunki sarı böyle sırmalı. Şeyh Efendi'nin ki normal sırmasız düz bir cübbe. Baza dedi ki, Mustafa Efendi oğlum şöyle bir sırmalı cübben olmadı dedi. Ben işi resmi tamamladım. Olmadı efendim, olmayacak derler dedi. Yaptı böyle. E sen alim de değilsin ki dedi. Değilim efendim dedi. Oğlum sen nesin ki dedi. Hiçbir şey değilim efendim. Şöyle dedi, bir sırmalı cübben olaydı. Bir üfüttüre üfüttüre gezeydin şurada dedi. Oooo. Takva. Kibirlenme. Sana kibir getirecek bir süz takma. Sana kibir getirecekse giyme kardeşim.
Sarış sarıyorsun. Kibir mi getirecek? Takma. Ya diyeceksin sünnet. Kibre düşmen günah-i kebair. Kibre düşersen senin yüzüne bakmayacak. Kibre düşersen seni cennetin kokusunu yetmiş yıllık mesafeden duyamayacak. Kibirlenenleri asla cennetine koymayacak. O zaman seni kibirlendirecek her şeyden uzak dur. Seni insanların arasında kibirlenecek her şeyden uzak dur. Her şeyden. Yoksa senin yüzüne bakmayacak. Takva kibirlenmemek. Takva insanların arasında özellik belirtmemek. Özellik koymamak. Birisi yukarıda birisi avçakta görmemek. Hazreti Mevlana ey o- Toprağın altında usta da bir, çırak da bir.
Toprağın altında usta da bir, çırak da bir. Kibirlenme. Toprağın altında güzel de bir, çirkin de bir. Kibirlenme. Toprağın altında zengin de bir, fakir de bir. Kibirlenme. Toprağın altında alim de, ilimsiz olan da, ilimsiz olan da bir. Kibirlenme. Yapma.
Allah takva ehlini sever. Allah günahlardan sakınanları sever. Allah hata yapmaktan sakınanları sever. Allah günah-ı kebair işlemeyenleri sever. İşleme günah-ı kebair. Diyeceksin ki dönüyorsun, dalaşıyorsun, aynı şeyi söylüyorsun. Evet, aynı şeyi söyleyeceğim. Biz günah-ı kebair işliyoruz, siz işlemiyorsunuzdur.
Ben işliyomdur, kendime anlatıyomdur. Bu manada. Yüzüne bakabilmeli, sen de onun yüzüne bakabilmelisin. Sen onun yüzüne bakabiliyorsan, o senin yüzüne bakar.
Sen onun yüzüne bakamıyorsan, o senin yüzüne bakmaz. O zaman her Allah de işte, onunla yüz yüze geleceksin. Her Allah de işte, onunla dudak dudağa geleceksin. O zaman kendine dikkat et. Kendine dikkat et. Kendine haramlardan ve haram duruştan uzaklaştır. Kendine haram şeylerden uzaklaştır. Hayatını ona göre odakla. Hayatına almasın. Şakır şakır haram işleyenler varsa, sen onlarla dostluk yapamazsın. Ancak onlara alimsen tebliğ edersin. Amirsen nehyedersin, yasaklarsın. Alim değilsin, amir de değilsin.
Ondan uzak dur. Hayatlı şeytanlardan uzak dur. Hayatlı şeytanlık yapma. Şeytanın müridi olma. Şeytanla aynı kaptan su içme. Şeytanla aynı kaptan yemek yeme. Şeytanla aynı yolda yürüme. Takva ehlini yapma. Allah bizi onlardan eylesin. O yüzden kıymetli kardeşler. Bu haftaki dersimiz, Allah takva ehlini sever. Allah sakınanları sever. Allah'ın sevdiği hal ile hallenelim. Allah'ın sevdiği noktada duralım. Allah'ın sevdiği noktada duralım ki, O bizi sevsin. O bizi seversen Cebrail'e nida eder. Cebrail'e nida eder. E'yi filancayı sevdim. Sen de sev. Gök halkına da nida et. Onlar da sevsin. Cebrail'e nida eder.
Ey gök halkı. Allah filancayı sevdiği siz de sevin. Gök halkı o nidayı alır. Melekler mümin kulların kalbine ilham eder. Allah filancayı sevdiği siz de sevin. Müminler onu severler. Allah bir kimseye buğz ederse, Allah bir kimseyi sevmezse, Cebrail'e nida eder. Ey Cebrail filancayı sevmedim sen de sevme. Sen de sevme. Gök halkına nida et, onlar da sevmesinler. Cebrail aleyhisselam gök halkına nida eder. Allah filancayı sevmiyor, siz de sevin. Melekler mümin kulların kalbine ilham eder. Allah filancayı sevmiyor, sen de sevmez. Müminler o kimseyi sevmez. O kimse de müminleri sevmez.
O kimse Allah'ın seneleri sevmez. O kimse Allah'ın zikredenleri sevmez. O kimse namaz kılanları sevmez. O kimse oruç tutanları sevmez. O kimse Allah yolunda cihat edenleri sevmez. O kimse ahdine vefa gösterenleri sevmez. O kimse faiz yemeyenleri sevmez. O kimse helal haramı sevmez. O kimse içki içmeyenleri sevmez. O kimse sevmez, içki içmeyen adam. O kimse neleri sever? O kimse yuhdileri sever, dansözleri sever. O kimse popçuları sever. O kimse Allah'a isyan edenleri sever. Şeytanın yolundan giderleri sever. Kim inkar etti onları sever. Kim gaflete düştü onları sever. Kim delikoducu, kim gıybetçi onları sever. Neden?
Allah ondan sevgisini almış. Allah sevgisini ondan almış. Bir kimseye bakın. Neyi seviyorsa onunla beraberdir o. Allah'ı seviyordur, Allah'ı zikredenler. Karşılığı ne? Şeytansın. Karşılığı ne? Sapıklık. Ya da o kimse sapıklığın içerisinde yüzüyordu. O zaman kendi haline de bak. Kendi duygularına da bak. Kendi düşüncelerine de bak. O halinle, o duygunla Allah'a mı yakınsın? Şeytana mı yakınsın? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine mi yakınsın? Ebu Cehil'e mi yakınsın? Ebu Cehil'e mi yakınsın? Ebu Cehil'lik mi davranışta, fiiliyatta bulunduysan Ebu Cehil'e yakınsın.
Seni okşayacak, seni sarıp sarmalacak olan Ebu Cehil ve yandaşları. Eğer sen Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sünnetini icra ettiysen, sen Hazret ve Resulullah'ın yanındasın sallallahu aleyhi ve sellem. Bugünün Sıddık'ı ol. Bugünün Ümer'e ol. Bugünün Ali'si ol. Bugünün Osman'ı ol. Bugünün Enes'i ol. Bugünün Hamza'sı ol. Bugünün Ebu Hureyre. Bugünün İbni Mesud'u ol. Yolunu seç. Takva yolunu seçenler bunlardan olacak. Hakkınızı helal edelim. Kıymetli kardeşler. Ayın 26'sında Cumartesi'ye geliyor. Burda Ördekli Hamam'ın bulunduğu yerde kültür merkezinde gündüz birinci oturum onda olacak herhalde.
Öyle değil mi Cihafer? Birinci oturum onda, ikinci oturum da ikide olacak herhalde. Akşam da kültür merkezinde program olacak. Burada tabi ayın 26'sında senpozyumumuz var. Bizim içinde bulunduğumuz cemaat için önemli bir hizmet. İlk defa böyle bir işe kalkıştık. Allah inşallah başarı ihsan etsin. Üniversiteyle buradaki Umut Ağa Üniversitesi İlahi Fakültesi'ndeki tasavvuf kürtüsüyle belediye ve bizim derneğimizin ortaklaşı düzenlediği bir sempozyum var. Adı neydi? Caver.
İslam düşünce geleneği ve tasavvuf. İnşallah burada üniversiteden profesörler gelecekler sunum yapacaklar. Burada o yüzden cumartesi malum işte dükkan sahibi olanlar var, iş sahibi olanlar var. Onlara sözüm yok. Hiç kimse bizim için işini engellemesin. Ama öyle bir kendinize bir program yaparsanız hem sabahki oturuma hem akşamki oturuma katılımın olması için bilhassa cumartesi akşam da Merinos Kültür Merkezi'ydi değil mi?
Evet efendim. Merinos Kültür Merkezi'nin akşam kaçtı? Aslı Türk Kongre ve Kültür Merkezi'ye geçiyor. Osman Gazi Solanı, eminim. Akşam sekizde turnaf orada başlayacak. Resim servisinin açılışı arkasından da sema. O gün, o cumartesi yedi buçukta işte resim servisinin açılışı öyle benim. Sekizde sema, semadan sonra da herhalde Orhan Hoca öyle bir sohbet olacak yani bizim söyleyişi olacak. Orhan Hoca öyle bir şey söyledi, sorunu cevaplı. O yüzden bu ayın yirmi altısındaki olan programa kardeşlerden büyük bir katılım bekliyoruz inşallah. İşi olanlar, işe müsait olanlar, eşlerinizle, çocuklarınızla, okulda olanlar, okulda okuyanlar, liseyler, üniversiteler, muhakkak o programa katılsınlar inşallah. Hakkınızı helal edin.
Üç ihlas, kafa, tera şerifler. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip iş geçmiş bütün peygamber zişan efendilerimizin ruhlarına ayra ile hediyeliz ve asıl ve istedal eyle ya Rabbi. Rabbim feyzatlarını, himmetlerini, şeffaatlarını üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi.
Amin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.