mustafaozbag.org

235. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Mart 2012 · 56:36

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayır etsin inşallah, gününüzü hayır eylesin, umduklarınızı nâir eylesin, mutluluş muhafaza eylesin, Cenab-ı Hak İslam'a, İslam alemine yardım eylesin, Ümmet-i Muhammed'e afiyet versin inşallah, ve rahmet ve bereket ve ihsan eylesin, Amin.
Orta Doğu'da ve özellikle Mısır'da olan olaylar makam ve menfaat için mi, yoksa dolayacak yeni günün sancıları mı? Mısır'la alakalı ben yerlerin uğursuzluğuna inanmam, coğrafi olarak. Ama bazı yerler bazı yerlerden faziletlidir. Yerlerin, mekanların faziletlidir, faziletliliğine inanırız. İşte en faziletli bu manada mescid, malum, Beytullah'tır. Ondan sonra Medine-i Münevvere'dir, ondan sonra Kudüs'tür. Bu manada Peygamber S.A.V. Hazretleri, Şam bölgesini, yani içimizde durduğumuz bu bölgeyi, fitnelerin, kargaşaların çıkacağı bölge olarak adetmiş.
Bu uğursuzluk değil. Tabii Mısır'la da alakalı Peygamber S.A.V. Hazretleri'nin hadis-i şerfi var. İşte orada Kureyş'ten bir emir olur, basit burunlu birisi çıkar, o Rumlara karşı yenilir, ondan sonra Rum'a kaçar, tekrar Rum'ların yanına alarak da İskenderiye'ye savaşır, çok kan dökülür, ilk malheme, yani ilk kanlı savaş Budur'da.
Şu anda eğer Mısır'daki bu olaylar, bu hadis-i şerifin tecelli edeceği olay ise, mesela bunu daha öncekiler hep Enver Seydat'ın öldürülmesi olarak bağlamışlar, bunu ben hiçbir zaman Enver Seydat'ın öldürülmesine bağlamadım. Hatta bu önümüzdeki 10 yılla alakalı sohbetler ederken, ahir zamanla alakalı, bu meseleye biraz böyle parmak bastığımı, dokandığımıza inanıyorum.
Yani hatırladığım kadarıyla çok böyle net olmasa da, onunla alakalı eğer, bilhassa Mısır'ın İskenderiye şehrinde, eğer kan dökülürse, ki böyle giderse döküleceğe benziyor, o zaman Mehdi'den önceki, Mehdi'den önceki savaşın başlangıcadır. Birinci kan akımı, büyük savaş Mısır'da. İkinci büyük savaş nerede? Fırat'ta, Amikovası'nda. İkinci savaş Amikovası. Hadis-i Şeriflerden çıkardığım sonuç, öyle galipten haberlerine noktasında değilim. Allah bizi affedecek. Tabi herkes, bu Hadis-i Şeriflerin yorumlanmasındaki değişik yorumlamaların sebebi şu, Türkiye'de önüne gelen kendisini Mehdi ilan ettiler, o kimse kendisini Mehdi ilan ederse, veyahut da üstadlarını Mehdi ilan ederlerse, bu Hadis-i Şerif'in tecelli etmiş olması lazım.
Bu Hadis-i Şerif tecelli etti. Kim? Enver Sedat'la. İkinci malheme, ikinci kanlı savaş tecelli etti. Nerede? İşte Türkiye'de, ondan sonra PKK ile, ondan sonra savaşı, mücadeleyi, ikinci malheme olarak görüyorlar. Ve böylesi diyor, birinci malheme de oldu, ikinci malheme de oldu, ee ben Mehdi'yim diyor. Allah muhafaza eylesin. Bu tip yorumlardaki sıkıntı bu. Ama Allah bizi affetsin. Bizim böyle bir derdimiz olmadığından rahat analiz etme noktasındayız. Evet, eğer İskenderiye'de, Mısır'da yani, ama özellikle Hadis-i Şerif'te İskenderiye'nin ismi var, İskenderiye'de eğer ki böyle bir kanlı bir savaş olursa, o zaman bu birinci malheme.
Ama bunun bakın, direkt senaryosu Hadis-i Şerif'te belli. Senaryosuna göre, oradaki o kimse birinci şeyde yenilecek, Rum'a kaçacak. Rum'a kaçmak ne demek? Batılılara sığınması demek. Batılılarla beraber olması demek. Batılılar, Batılılarla içli dışlı olup, Batılıları da yanına alıp, tekrar içeride kanlı maskin yapması, kan dökmesi demek. E şimdi normalde, eğer ki bu adı mübarek olup da kendisi mübarek olmayan bu kimse, eğer ki burada biraz daha sıkıştır, bir tarafları ülke dışına kaçarsa, veya Batılılar buna hem askeri olarak hem de siyasi olarak destek verir, içerideki bu hareketi kanlı bastırırsa, Allah'a alem verince malheme budur.
Tahmin ediyorum böyle olacak. Tabi burada Batılıları sadece Avrupa ve Amerika olarak görmeyin, Batılıların, Orta Doğu'nun içerisindeki hançeri İsrail'dir. Ve şu anda adı mübarek olup da kendisi mübarek olmayan kimse de, İsrail'in dostu, İsrail'in ajanı, İsrail'in payandasınız. Onu sakın başka türlü görmeyin. Ve şu anda eğer onun yerine geçecek olan yine İsrail'in dostu, payandasınızı bir kimse olursa, o zaman daha ki de bunu alıp yerine başka birini koyabilirler. Ama ve lakin bu tekerlek bu tümsekte durmaz. Bu tekerlek bu tümsekte durmaz. Mümkün değil. Daha önce söyleyeceğim şimdi beni böyle gene AK Parti'cimiz yapacaklar.
AK Parti ile alakalı değil bu analizimiz. Bugün Türkiye'nin başında hangi parti olursa olsun, hangisi olursa olsun. Muhafazakâr, dindar, muhafazakârlıktan kastin dindar, dindar, memleketini sever, memleketine sahip, ümmete sahip çıkacak olan bir kimse olması gerekir. Eğer bu olmazsa Türkiye'de, Türkiye'de de aynı sıkıntı yaşanır.
Bir adım dağıtayım bu mevzuyu kapatayım. Bir adım hocanın bir sözü vardı, hatırladınız mı? Kanlı mı olacak, kansız mı olacak diye. Kanlı mı olacak, kansız mı olacak derken, Mısır gibi, Tunus gibi, Cezayir'deki gibi olaylara artıpta bulunuyordu. Diyordu ki, eğer siz Türkiye'deki dindarlaşmanın önünde durursanız, Türkiye'deki özgürlüklere kafa açmanın önünde durursanız, Türkiye'deki Türkiye'de baskıya, zulme, insan haklarına karşı durursanız, faalimetçilere devam ederseniz, insanları geceleri toplayıp, minibüsleri doldurup, nereye götürdüğü belirsiz bir yerlere götürmeye devam ederseniz,
insanları alıp, nerede, nasıl sorgulandığını bilmeden sorgulamaya devam ederseniz, insanların iş yerlerini basıp, sanki teröristmiş gibi, sanki kaçakçıymış gibi, sanki memleket ve devlet düşmanıymış gibi, adamların mallarına, adamların defterlerine, paralarına, kasalarına el koyarsanız, ve adamları hiçbir şey bulamadan, uyduruktan, dandikten, suçlar bulup, adamları mahkemellerde süründürürseniz, adamların neydiği belirsiz bir irtica panorasıyla, neydiği belirsiz bir yeşil sermaye panorasıyla, neydiği belirsiz bunlar gelici, tarikatçı, yobaz panorasıyla,
insanları rahatsız ederseniz, insanları acita ederseniz, incitirseniz, ve insanları bu Kürttü, bu Terkence deyip, ikinci sınıf vatandaş muamelesi uygularsanız, insanları bu İslamcıydı, işte bu dinciydi, bu tarikatçıydı, bu cemaatçıydı değil, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görürseniz, bu dizem, bu sistem, bunu bu kadar daha kaldırmaz, insanlar bir gün gelir sokağa dökülür, o zaman ne sistem kalır, ne devlet kalır, ne sen kalırsın, bu kanlı bir dönüşüm olur, gelin bu kanlı dönüşüm yapmayın, bunu düzgün bir şekilde dönüştürün,
diye söylemişti, ve evet bunun sözü geçerli olduğu, onun sözünü akıl ve mantıklı buldu, devletin içerisindeki siyasi, bürokrasi ve askeri diktat, görünce, yıllık yaptılar, dediler ki insanlar ne tarafa istiyorlarsa, o tarafa yürüsünler, ve demokrasi dedikleri şey, ne yazık ki çarkına döndü bu sefer, şunu unutmayın, eğer bir yerde İslam var ise, veya oraya demokrasi gelecek der ise, orada demokrasinin çarkları, İslam'ın lehine çalışır, orada İslami mücadelenin içerisinde duran insanlar, bunu kendi lehlerine çevirir,
ve İslam topraklarının üzerinde, asla demokrasi istenmez, neden? İslam topraklarında demokrasi dedik diye, algıladıkları şey, seçimle iş başına gelmekse, İslam topraklarında, hepsi de dindarlar, iş başına gelir, isterler mi böyle bir şey, istemezler, Mısır'da demokrasi mi ister, İslam orada, İslami duyarlılık önde gelir, İslami duyarlılık önde gelirse, Gazze'de, Gazze'de, din kardeşleri, açlıktan, susuzluktan, ilaçsızlıktan ölürken, Gazze'de bebekler, mamasızlıktan, ilaçsızlıktan ölürken, sen kapını kapatamazsın.
Komşuza açken, tok yatan bizden değildir. Ama, muhakkak ki zalimler, zalimliklerini yapacak, gayretullah'a dokunacak, gayretullah'a dokununca da, Allah, onlara tok adını vuracak, tepes taktak inecek. Yani şimdi burada, durdurduk olan bir şey değil. Hiçbir şey, kendiliğinden oluşmaz, Allah zalim değildir. Sen, ateş ekersin, kor biçersin. Sen diken ekersen, diken biçersin. Sen zulüm ekersen, zulüm biçersin. Sen zeytin ekersen, zeytin toplarsın. Elma ekersen, elma toplarsın. Sevgi ekersen, sevgi toplarsın. Kucağındakına bak, sen büyüttün onu.
Sen ettin onu. Kucağında ne varsa, o senin ameli. Bir başkasının değil, devlet başkanı, devlet. Zulüm ekerse, zulüm biçersin. Zulüm ekerse, zulüm biçersin. Zulüm biçtiler. Biçtiler. Yazık ki, Mısır, grafından öncesinden itibaren, hep azgınlığın, sapkınlığın yeri olmuş.
Ne gitmezse. Hep böyle, sıyırıntı, uygarlıkların, uygarlıkların sıyırıntı yeri olmuş. Bir uygarlığın merkezi vardır, bir de, merkezin dışında olan yerler vardır. Merkezin dışında olan yerler, sıyırıntıdır. Uygarlık tam oraya ulaşmaz. Dinin yaşandığı bir merkez vardır. Mesela işte, neden köylerde cuma namazı kılınması müsaade edilmemiş? Merkeze geleceksin demiş. Merkezde dini yaşayacaksın. Merkezde öğreneceksin. Neden İslam köy değil, şehir dini? Neden İslam şehre göçeceksin, şehre hicret edeceksin? Köyde durmayacaksın demiş. Neden İslam ziraatı değil, çiftçiliği değil, hayvancılığı değil, cihatı ve ticareti önde tutmuş, eğer cihatı önde tutacaksan, şehirde yaşamak zorundasın.
Ticareti önde tutmak istiyorsan, şehirde yaşamak zorundasın. Biriniz şunu diyebilir, ya topraklarımızı kim edecek? Cihat edeceksin, köyleri alacaksın, getireceksin, topraklarda onlar çalışacak. Ticaret yapacaksın, zengin olacaksın, toprakta ekmene gerek olmayacak. Getireceksin dışarıdan, Hint'ten, Yaman'dan insanları, onların tavalını kiraya vereceksin, onlara ekecekler, senle para ne alacaksın? Ya cihat eder, ya ticaret eder. Ya cihat eder, ya ticaret eder. Ha diyeceksiniz öbür günler, yani, helal değil mi? Helal, bunlar pasif. Yok. O da lazım. Mesela İslam topraklarında, gayrimüslimler, sanatkar olmuşlar.
Şimdi herkes, sanatkar olmayı, üstün bir özellikmiş gibi görebilir. İslam onu, üstün bir özellik görmez. İslam için, üstün özellik, cihat etmek de ticaret etmektir. Yaptırsın para, istediğini yaptırırsın. Ne? İmalat. İstediğimi yaptırırlar, bas paraya, çalışsın adam. Hatta sen hesapla, kaç para kar edecek, kaç para kar edecek diye, sen o kadar kar verin. Hepsi de köle-i zara. İmalat edenler. Üçüncü gün batırır. Birisi bir tokat vurur, alır götürür imalat çetelinden. Ticaret yapan öyle değildir ki. Oturur hesap makinesinin başında, kaç para kar ediyor, onun karını bilen hesapla. Ticaret yapın. Müslümanlar ne zaman ki, ne zaman ki, cihadı bıraktılar, ticaret, ticareti bıraktılar, geri düştüler.
Ne zaman ki toprağa daldılar, inen, affedersiniz, kuyruğundan, koyunun bacağından tuttular, battılar. Battı. Bakmış vaziyette. Neden? Toprağın, sabanın ucundan tutmuş, bir evi de, hayvanın kuyruğundan tutmuş. Ulan sen bunun için yaratılmadın. Sen bunun için yaratılmadın. Sen gidin fabrikada işçi olmak için de yaratılmadın.
Sen tüccar olacaksın. İkisinden biri. İkisinden biri. İnsanlar bu noktada hata yapıyorlar. Allah bize affetsin. O yüzden Mısır'daki olaylar bitmeyecek, Ortadoğu'daki olaylar bitmeyecek. Bunlara takmayın kendinize. Vakti saati gelince tecelli edecektir. Düşmüş bir sipermi düşünün. Onun aklı var. Ona dışarıdan bir müdahale edemiyor. O aklıyla gidiyor, yumurtayı buluyor, yumurtayı dövüyor.
Yumurtanın da aklı var. İki akıl cem oluyor, birleşiyor, tek akıl oluyor. Ve o tek akıl, nerede, ne zaman, neyle meşgul olacağını, nerede, ne zaman, ne yapacağını biliyor. Mutlak kadar. Devam ediyor. Kaç günlükken kaça bölüneceğini, kaç günlükken kaça daha bölüneceğini, işte bilmem, kaç günlükken ikiye bölüneceğini, sonra dörde bölüneceğini, sonra sekize bölüneceğini, sonra on altıya bölüneceğini, sonra otuz ikiye bölüneceğini, sonra altmış dörde bölüneceğini, sonra önce kalbin tık tık tık tık atmaya başlayacağını, sonra onun üstüne bir hücrenin daha beynin olduğunu, onun bir üstüne daha altına hücrenin vücut olduğunu, gövde olduğunu, bir altında bacaklarının olduğunu, ondan sonra bir daha kollarının ıgırını, ıgırını oluşacağını, o mutlak kader noktasında, o biliyor. Veyahattan seyreder, veyahut da güneş sistemini seyreder, veya yıldızların vaktini, saatini seyreder, milyarlarca yıldan beri, güneşin zamanını hesaplayan, milyonlarca yıldan beri, dünyanın hızını hesaplayan, gününü hesaplayan, o hesap üzerine yürüten Allah, merak etme,
onu da hesap üzerinde yürütür, nice uygarlıklar geçmiş bu dünyada, nice zalimler geçmiş, nice hükümdarlar geçmiş, nice krallar geçmiş, nice sultanlar geçmiş, nice veliler geçmiş, nice peygamberler geçmiş, siz çok azını biliyorsunuz, Kur'an-ı Kerim'de o peygamberler, çok azını, çok azını biliyorsunuz, çok azı, bahseder, ama bizim algıladığımız, tarih bilinci, 6-7 bin yıllık, 8 bin yıllık, yani dünya 8 bin yıllık bu,
dünya 430-70 milyon yıllık, dünyanın yaşı, ne ki ya, şurada, bu hesaplayabildikleri de değil, hesaplayabildikleri de değil, tahmini, geçenlerde, bizim profesyonel Orhan Bey, bir şey gösterdi, yani bir resim gösterdi, ne diyeyim, 9 bin yıllık dedi, taşta bir resim, 9 bin yıllık, nerede, Orta Asya'dan, 9 bin yıllık, resim, insan resmi, gayet mükemmel, değil mi, 9 bin yıllık, arkadaşlar, İstanbul'da, gözünüzden kaçırdığınız şeyler,
hani bir yeraltı tüneli yapıyorlar ya, suyun altına, suyun altına tünel kazılarında, kaç bin yıllık, kemikler çıktı, 11 bin yıllık, bir bin yıllık, bir Mısır hikayesi anlatırım, oturursunuz, Mısır'da bunlar mı yaşanmış dersiniz, hayret edersiniz, Mısır denince, size filavunlar akla geliyor, değil mi, Musa aklınıza geliyor, onlardan önce var, onlardan önce var, Mısır'daki, Mısır'daki, o uygarlığın kalıntısı olarak duran ilme, insanlık şu anda daha ulaşabilmiş değil, çok geriyiz,
çok geriyiz, çok, çok geriyiz, 15-20 günden beri düşünüyorum, o kadar çok geriyiz ki, bilim olarak, teknoloji olarak, o kadar geriyiz ki, anlayış olarak, fikir olarak, o kadar geriyiz ki, Kur'an'ı anlayabilmiş değiliz daha, hadis-i şerifleri çözebilmiş değiliz hala da, yok, Mısır, ooo, bunun normalde, M.Ö.
ki tarih süzgecine geçmek lazım, M.Ö. Piramitler kaç, M.Ö. kaç bin yılda olmuş, var mı bilgisi olan, M.Ö. 2 bin, 3 bin yıl var, Rivayete göre 7 bin efendim, Kaç? Bir rivayete göre 7 bin olduğu söyleniyorlar ama tam şey yok, M.Ö. bir rivayete göre 7 bin yıl değil mi? Tam bilemiyorlar yani, Tam bilemiyorlar, 3 bin yıl diyelim, 5 bin yıl diyelim, yakın gelelim biz, M.Ö. 7 bin yıl dediğinde, M.Ö. 2 bin yıl 9 bin yıldır.
Yani 3 bin yıl dersek 2 bin yıldır, Buradan 5 bin yıldır. 5 bin yıl. Size çok uzun geliyor, çok kısa. 5 bin yıldan beri hala da piramitlerin sırrını çözülebilmiş değil, Hesaplama sistemi çözülebilmiş değil. O 200 tonluk taşların, Nasıl sırayla nasıl kesilip, O nasıl çıkarıldığı hesaplanabilmiş değil. İnsan eliyle 200 tonluk taşı çıkartmanız mümkün değil. İnsan eliyle 200 tonluk taşı kesip nereden getirdiniz belli değil. Çölün ortasında 200 tonluk taşı nereden bulur? Ve bir tane değil, iki tane değil, üç tane değil, beş tane değil. Çok, çok geriyiz, ilim olsun. Allah bizi affetsin. Biz daha şunları düşünüyoruz. Kadınlar haklarını helal etsinler bana. O şeyle namaz kılınır mı kılınır mı?
Bana çok sorun var, sorulan sorular. Kadarımıza kadar mı kaldıracağız, kulaklarımızın altına mı kaldıracağız? Allah-u Ekber derken, Allah bizi affetsin. Mü'mine evli bir eşine sakal bırakmasına izin vermiyorum diyebilir mi?
Böyle bir yetki taşır mı, taşımaz mı? Adam yetki verdiyse taşır. İşte biz bunlara ulaşıyoruz şimdi. Yani bir adam sakal bırakacak, sakal bırakacağı zaman bir kadındır diyor ki, İzin vermiyorum sakal bırakmanı, bırakamazsın. Bunu konuşacağız şimdi burada. Haklı, soruyu soran da haklı. Bir cevap versem şimdi, eğer bunu soran kadın kendisi ise bin pişman olacak soruduna.
Veya bu erkekse eğer, böyle hatundan izin alıp da sakal bırakacaksa, o da bin pişman olacak. Tabi bu neden kaynaklanıyor biliyor musunuz? İnsanların dini hayatlarını özgür bir şekilde yaşayamamasından kaynaklanıyor. Korkusuzca yaşayamamasından kaynaklanıyor. Yaşayamaması, aile baskısı, yaşayamaması, sokak baskısı, yaşayamaması, zülale baskısı, yaşayamaması, aşiret baskısı, yaşayamaması, devlet baskısı, yaşayamaması, çevre sosyal baskı.
Yaşayamıyoruz, yaşayamıyoruz, özgür değiliz, özgür de değilsiniz. Özgür değilim, siz de özgür değilsiniz. Asla, ya diyeceksiniz, ya işte nasıl, evet, hiçbir kimse dinin tam olarak hükmünü yaşama noktasında özgür değil. Ama korkularımız var, ama sancılarımız var, ama nefsimiz var, ama şeytan var, ama etraf var, ama mahalle var, ama aşiret var, ama devlet var, ama sistem var, özgür değiliz.
Kimse dini yaşamakta özgür olduğunu zannetmesin, düşüncede özgür değiliz. Düşünemiyoruz, akledemiyoruz, düşündüğümüzü, aklettiğimizi ortaya koyamıyoruz, baskı altındayız. Hem dini bilmeyen dindarlar tarafından baskı altındayız, dini bilmeyen şeyhler tarafından baskı altındayız, dini bilmeyen ulema takımı tarafından baskı altındayız. Hem de siyasetçilerin baskısı altındayız, hem bürokrasilcilerin, bürokratların baskısı altındayız, hem de askeri bürokratların baskısı altındayız. Hem çevre düzenlemesi yapan, kendince toplum mühendisliği yapanların baskısı altındayız. Hiç kimse Kur'an-ı Kerim'i yaşama, Kur'an-ı Kerim'i anlatma, dini anlama ve ortasında öz çekenlerden birisi benim.
Başmış durumdayız. İki yüzlü yüzü, dört yüzlü yüzü, bir yüzlü değiliz. Yaşandığı, gürce anlaşıldığı, gürce tartışıldığı bir dünya özlüyor.
Yani o ayrı bir şey. İnsanlar dini yaşamada ve anlamı özgür değil. Allah bizi affetsin. O yüzden bir kadın adamın sakalına karışmış. Ya adamlar da kadınlar da neyin nereye karışacağını ne kadar biliyorlar ki? Yani din mi öğretilmiş bu toplumda insanlara da kadın onu bilecek adamın sakalına karışıp karışmamayı? Kim dini öğrenmiş ki? Bir kimse mi vardı? Şu dergaha gelinceye kadar evinde bir tefsir külliyatı olan birisi mi vardı? Şu dergaha gelinceye kadar birisinin evinde fıkıh külliyatı mı vardı?
Kadınlar da erkekler de. Bize din olarak şunu anlattılar. Namazını kıl, orucunu tut, haccını yap, tamam din bul. Bitti. Hayır. İyilik yapmayı söylediler mi bize? Hayır. Zikretmeyi söylediler mi bize? Hayır. Zikretmeyi söylediler mi bize? Hayır. Birisi dedi ki, evladım sen ziraatta uğraşma, git ticaretle uğraşma. Bize dedi mi birisi ki, evladım sen okuyorsun ama okumayı ekmek kapısı olarak görme. Git ticaret yap. Git mal getir, git mal götür. İhracat yok, ithalat yok. Tüccar ol, büyük tüccar ol. Dünya üzerine mal al, dünya üzerine mal sat. Kim dedi ki bize?
Kimse demedi. Ulan dışarı çıkarı ne istedi bizler? Topladılar, bulgur topladılar, topladılar. Ulan saati verdi, koluna gidiyor.
Bize hiç kimse demedi ki kardeşim cihad edin. Bize kimse demedi ki nefsinle cihad et. Bize kimse demedi ki tüccar ol. Bize hiç kimse demedi ki mücadeleci ol. Bize hiç kimse demedi ki kime şeyh edin. Bizi bize ayaklar yapmışlar, cavlakiyelerine methetti verdim.
Adamlar gitmiş methetti diye. Bursa'nın dışından gelip dönmüşler. Sağ, sakal, büyük, kaşlar kesip geldiler. Vaktı bulan hepsi de cavlakiye olmuş. Dedim ki cavlakiye olmuşsunuz. Kes. Bakalım sakala da takılma, büyüye de takılma, kaşına da takılma, saçına da takılma, kıyafetine de takılma, parına takılma, malına takılma, mülküne takılma, hiç kimseye takılma. Bu dünyada ölü gibi yaşa, özgür ol. Yok gör, hiç gör. Haydi. Hayat girme var ya, kendinizi tehlikeye atmayınız. İnfak et senin değil. Özgür.
İnfak et. Hiçbirinin üzerinde kalıcı değil. İnfak et. Benim değil, makam değil. Zikir benim değil, can benim değil. Ev benim değil, para benim değil, pul benim değil. Doğru. Bırakıp gidilecek. İnfak et. Bırakıp gitmeden sen. Özgür ol. Bir tekne kalsın, din kalsın. Yolunda mücadele etmem lazım benimle. Özgür olmam lazım. Özgürlüğe doğru. İman özgürlük demek. Özgürlüğe doğru. İmana doğru koş. Putuna at. At içinden putuna at. Ne var içinde put? Senin namazını engelleyen, senin zikrini engelleyen, senin fikrini engelleyen, senin Allah engelleyen ne varsa at. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz, oğlu Abdullah'yla evlenmiş.
Anıştı namazlara ki, bu kadını boşadın, oğlunun hanımını boşadı. Titrerim, içim, dışım titrer bunu söylerken. Oğlunun hanımını boşadı. Sebep ne? Cemaat olan namaza geç gelmiş senin. Sen dedi, bu yeni hanımı aldığından itibaren cemaatla namaza geç gelmeye başladın. Boşadım dedi senin hanımını. Şafiler o yüzden oğullarının hanımlarını boşarlar. Hüküm buradan çıkar. Hazreti Ömer Efendimiz de boşattı ya oğlunu. Abdullah'ın hanımını boşadı. Hadi özgür ol. Senin namazını engelleyen ne varsa at üstünden. Bak hatun senin sakalına karışmış. At hatun hadi özgür ol.
Bunun sakalına karışın da kendisinin atılacağına bakalım karışacak mı? Ben sakalını istemiyor. Aaa o seni sevmiyormuş. Bir şey sevmiyorsa beni sevmiyor demektir. Sakalımı sevmeyen, benim sarıvımı sevmeyen beni de sevmiyordur. Bakın bu teması sevmeyen. Dikkat edelim.
Hadi özgür ol. İman, özgürlük. Aleyküm selam Allah yolunu açık etsin. Haydi. Kim yapacak? Özgür mü ki? Karısı gidiyor, başka adamdan yaşıyor. On on beş gün ondan sonra başka bir adama gidiyor.
On on beş gün orada yaşıyor. Oradan başka bir adama gidiyor. On on beş gün yaşıyor. Ondan sonra geliyor aynı adama. On beş gün burada yaşıyor. Dur diyorum ya. Yavaş yavaş sınavı ala bana. Onun evindeki üç tane çocuk özgürlüğünü götürmüş. Özgürlüğünü götürmüş. Tanıştı bir adamın evinde. O gece ölmüş. Çünkü cenazesinde adam. Ben şu anda görsün bugün haberlerde izledim. Durce sorgulayabilecek.
Diyemeyecek yani. Kardeş, orasın sen. Nereye gitmiş başka var da tanıştı bir adamın evinde ölmüş. Ceci yapacaklar.
Böyle geçin. İnkar etmedik ki yaşadığımız hayatı. İnkar etmedik. O rahatı inkar etmedik. O sefahatı inkar etmedik. Sefahatı inkar etmedik. Parayı inkar etmedik. Etmedik. Nereye inkar edeceksin? Ya. Yapamazsın. Yerleşmiyor. Bu zaman gitmiyor. Yürümüyor. Ben deli geliyorum biraz. Yolat ya çılgın.
Böyle de şeyh mi olurmuş ya. Eee. Ya çok radikal. Eee. Çok çılgın. Eee. Ya adam kalkıyor. Olmayacak şeyler söylüyor. Ne yapayım öyle söylüyorum ben de. Alışmışlar ya. Yani o tek düzelik hayat devam edecek. Aynı böyle çarpı fışta, aynı bozuklukta, aynı böyle çirkelikte, aynı bağnazlıkta, aynı yobazlıkta, aynı gelicilikte. Gelici. Din Allah'ın din, din peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de değil. Allah onun ne söylediyse benim söylediğimi söyledi. Ne yaptıysa benim dedim yaptı demiş. Din peygamberin de değil sallallahu aleyhi ve sellem'in.
Allah üzerine almış, onun ne erneyi var ise. Adım attı, Allah adım attırdı. Bir kelam söyledi, Allah söyletti. Bir yere baktı, Allah baktırdı. Bir şey elini uzattı, Allah uzattırdı. Yani tabiri caizse makine gibi. Din peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin cüz'ü iradesi yok. Allah iradesini kendi üzerinde almış zaten ayet-i kerifete de diyor. Sen atmadın, ben attım. Din Allah'ın, Allah'ın mantığıyla iman ederim. Bak sünnet bıraktı adam. Sadece çakal bırakmak mı? Din? Hayır.
Tarzı namaz kılmak mı? Oruç tutmak mı? Hayır. Bütün olarak algılayalım o zaman. Arkımıza da koyalım. Günlük hayatımıza da koyalım. Yolda yürüyüşümü, ticaretimize de koyalım. Arkadaşlığımıza, dostluğumuza, birbirlerimize olan dini koyalım. Ve o zaman gerçekten kendinizi çok uzunlu göreceksiniz. Çok böyle mutlu göreceksiniz. Çok böyle kendinizi farklı hissedeceksiniz. Neden? İman ettiniz çünkü. Din size bunu böyle emretti. Din bunu size müsaade etti. Allah bunu size müsaade etti. Kimin, kim yasaklayacak? Allah diyor ki infak edin. Ellerinizle nefislerinizle ateşe atmayın. Allah infak edenleri sever.
Allah'ın sevdikleri olur. Yani infak edin. Niye? Sizden para isteyen yok, kul isteyen yok. Yardım toplamıyorum. Sizden ekmek tutun. Sizden neyiz de bir istemiyorum. İnfaktan mı lan?
Kendi ellerinizle kendinizi ateşe atmayın. Tembelleşmeyin. Kendi ellerinizle kendinizi ateşe atmayın. Siz gelince olmayın. Kendi ellerinizle hepsinize uymayın. Şeytan'a elinle kendini ateşe atma. Kendini ateşe atma.
Zikirsiz kalma. Kendi elinle kendini ateşe atma. Günaha gitme. Harama gitme. Yanlışa gitme. Eksikliğe, noksanlığa gitme. Kendi elinle kendini ateşe atma. Durmasın senin hepsin. Durdurmasın seni şeytan. Durdurmasın seni malın, mülkün, makamın, melkin. Durdurmasın seni annen, baban, eşin, çocukların. Allah yolunda devam et. Kendi elinle kendini ateşe atma. Kendi elinle kendi nefsini Allah muhafaza eylesin. Cehenneme doğru götürme. İnsanlar kendi elleriyle cehenneme doğru giderler. Ya da kendi elleriyle cennete doğru giderler. Kendi elleriyle doğru giderler. Kendi elleriyle yanlışa doğru giderler. Kendi ellerinizle kendinizi ateşe atmayın.
Cenab-ı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretimiz sünnetine sımsıkı bağlanıp doğru yolda devam edin. Bu infak etmek insanın bilgisini, azmini, gayretini, kuvvetini, aklını, fikrini Allah yolunda harcamaktır. Allah onları sever. Allah tembelileri sevmez. Allah cihad etmeyenleri sevmez. Allah mücadele etmeyenleri sevmez. Allah iyilik yapmayanları sevmez. Allah ihsanda bulunmayanları sevmez. Allah zikretmeyenleri sevmez. Allah namaz kılmayanları sevmez. Allah oluşturmayanları sevmez. Allah'ın sevdiği hallerle haller. Kendi ellerinle kendini ateşe atma. Allah'ın sevdiği amelleri yap ki kendi ellerinle kendi kurtuluşuna doğru yelken aç, kürek çek.
Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Cenab-ı Hak cümlemizi affeylesin. Cümlemizi muhafaza eylesin. Cümlemizi İslam'a hadim eylesin. Cümlemizi cihad edenlerden eylesin. Mücadele edenlerden eylesin. Nefsine yenilenlerden, şeytana yenilenlerden eylemesin. Kıymetli kardeşler, birinci derecede nefisle olan cihadında insanlar yıkılmaz kale olacaklar.
Yıkılmaz kale gibi olun inşallah. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Allah bizi tövbe edip salih kullar zümresine inhak eylesin. 13 cimnat bir batya şerifler. Büyük bir cimnat bir batya şerifler.
Sallallahu aleyhi ve sellem. Bütün Peygamber ziyan efendilerimizin ruhlarına ayla ayla hediye edelim. Vâsıl ve selâreyle ya Rabbi. Rabbin peyizatlarını himmetlerini şefatlarımızı. Ellerimize renk sikeyneme ya Rabbi. Amin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi