Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 1:25:13
Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayretsin, inşâAllah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayretsin, ayınızı, yılınızı, ömrünüze ayıma yöresin, inşâAllah. Böyle kendi kendime tasnif edeyim dedim, soruları sonradan vazgeçtim. Vücud, zekatı var mıdır, ölçüsü nedir demiş. Bunun kitaplarda bulmanız mümkün değil. Vücudun zekatı vardır. Ama bu şer'i değildir. Bu zahiri değildir, bu manevidir.
Küçük bir örnek verip kapatacağım. Geniş bir mesele. Birisinin derdini dinlemeniz, birisinin sıkıntısını dinlemeniz, birisinin problemini dinlemeniz, çözüm yok var. Sadece dinlemeniz, zekat, vücut zekatı olarak yeterli. İnsanlar bundan kaçarlar. Dert dinlemek yorar insanı. Sıkıntı dinlemek insanı yorar. Yorar. İnsanı biraz çökertir eğer gerçekten yürekten dinlerse. Bir insanı yorar. Ama o yorgunluk, vücudun zekatı olarak yeterli herhalde. Selamun aleyküm, aleyküm selam.
Efendim, ilim ve zikrin birlikteliği var mıdır? Arkadaşlar hep dergaha daha çok gitmek istiyorum ama okul engel diyorlar. Dersleri zikre, namaza engel gösteriyorlar. Bunu biraz açıklar mısınız? Fikir ve yardım için. Allah'ı zikredene Allah serar. Bakın, altını çizerekten söylüyorum. Allah'ı zikredene Allah serar. İlim ehlin de Allah serar. İlmi kötülene noktasında değiliz. Ama sadece zikirsiz, tasavvufsuz, Allah sevgisiz, Allah'a muhabbetsiz bir ilmin o kimseye bir faydası olmaz. Ne zaman ki ilim zikirle yoğruldu, ilmi hoş eden, gönüllerde yer bulduran ilim odur.
Ama öbür türlü Allah muhafaza eylesin. İşte böyle zikrullaha karşı gelen, halakaya zikrullaha karşı gelen, tasavvufa karşı gelen bir ilmi ben kendi nefsim için söylüyorum. Ben onu ilim olarak kabul etmiyorum. İlim, dayanok olarak Kur'an ve sünnete dayanmalı. Eğer ki dini bir ilim ise Allah beni zikredin derken Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem manzretleri zikrullahi ve zikrullahi yapan kişileri medederken insanlar zikrullahi yapılan ve yapanlara karşı düşman halindeyken o ilim, ilim değildir.
Allah muhafaza eylesin. Sohbet konularınızı seçerken içinize bazı şeyler doğar mı? Yoksa normal seçerek mi karar veriyorsunuz? Seçtiğiniz konular son derecede mükemmelde aydınlatınca ihtiyacımız olan bilgilerin sizin içinize doğduğuna inat. Bu kadar tesadüf olmaz. Tesadüf yoktur İslam'da. Muhakkak ki insanlar akli olarak şu konuyu sohbet edelim, bu konuyu sohbet edeyim diye düşünür. Ben düşünürüm. Ama sohbet de az önceki zikrullahın içerisinde olan bir şeydir. Ben sohbeti de en az zikrullah kadar önemseverim. Nasıl zikrullah'a başlarsa bir kimse, zikrullah da kendi aklıyla yürüyemezse, sohbette de eğer ki sohbet ilahi ise, kalbi ise kendi aklıyla yürüyemez.
O sohbet bir şekilde bir tarafa doğru yol bulur gider. Bu yol bulurken de kendi aklıyla, kendi ruhuyla, kendi kalbiyle, kendi aşkıyla gider. O yüzden ne tarafa dokunur? Kimisini yıkar, kimisini yapar, kimisini üzer, kimisini güldürür, kimisini sevindir, kimisini kahrettirir. Bu onun işi, bizim işimiz değil. İnsanlar, eğer ki ona teslim oldularsa, ona teslim olanın aklı bir yere kadardır. Bir yerden sonra onun kendi aklı yoktur. Varmış gibi görünür, aldanmayın. Hiç doldusu yaptırmadan önce pusul abdest almak gerekir mi demiş, imamlara göre gerekmez. Ömre veya hacıya gitmek, çarlık da mı insanın nasip olur, yoksa insanın kendisini istemesiyle mi? Veya önceden kaderinde yazılır mıdır? Yaşadığımız bütün her şey, yaşayacağımız bütün her şey, lev-i mahfuzda yazılır mıdır?
Bu farklı bir şeydir. İnsanlarda şöyle bir düşünce var. Biz çağırıldığımızda gideceğiz. Böyle derler ya, yani bir şey farz kılmasın da namaz kılarsınız. Allah sizi çağırdığında uğrucu yitarsınız. Allah sizi çağırdığında iman edersiniz. Allah sizi çağırdığında işte zekat verirsiniz. Allah sizi çağırdığında zikrıla yaparsınız. Yani sizin hiç iradeniz yok. Cevriyeciler var. Mütezilerin de bir kısmı öyle inanmış zaten. Cevriyeciler derler ki, birisinin kaderini içmek varsa gider içer. Bunda kulun bir tasarrufu yoktur. Namaz kılmak bari ise gider, namaz kılar.
Kılır bunda tasarrufu yoktur. O zaman imtihan niye ki? Kim yol bulur da, yol bulur da, Allah'ın beytini tavaf etmez, ziyaret etmezse, Hristiyan veya Yahudi olarak ölmesinde bir beyiş yoktur. Hadis-i Şerif, haç yol bulabilene farzdır. Parası olanı değil, yol bulabilene farzdır. Bir kimsenin hiç parası olmayabilir. Biri sonra hadi seni hacca götürür deyince, bana farz değil mi diyecek o? Yol bulabilene farzdır haç. O yüzden Allah, Allah, haccı farz kılmış kendisine iman ederler. Haccı farz kılmış kendisinin peşinden gidenlere. Haccı farz kılmış kendi sözünü dinleyenlere. Din, iman edenler için.
Din, Allah'ını dinleyenler için. Din, Allah'ın yolunda gidenler için. Eğer dinlemiyorsa, yolundan gitmeyecekse, onunla dostluk beyla etmeyecekse, din ona değil zaten. Allah bizi affetsin. Ömreye gidenleri eleştiriyorlar, evet. Tam fikirliler, aşık olmayanlar, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine aşık olmayanlar, Beydullah'a aşık olmayanlar, muhakkak ki aşıkları ve sevenleri eleştireceklerdir. Allah'a ibadet etmeyen bir kimse, Allah'a ibadet edenler eleştirecektir. Resulullah'a aşık olmayan bir kimse, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine tabi olanları eleştirecektir. Edepsiz, edebliği eleştirecektir. Aşksız, aşklıyı eleştirecektir. Bağlı olmayan, bağlı olanı eleştirecektir.
Zikrullah'ı yapmayan, zikrullah etmeyen, zikrullah yapanı, zikrullahla hemhal alını eleştirecektir. Kötüyü, iyiyi eleştirecektir. Yanlış, doğruyu eleştirecektir. Şeytan, Allah'ı eleştirecektir. Şeytan, Allah'ın emirlerini de eleştirecektir. Eleştirecektir. Şeytana uyanlar, Allah'a uyanları eleştirecektir. Nefsine uyanlar, nefsine uyanlar, kalbine tabi olanları eleştirecektir. Birisi nefsine rağm olmuş, birisi de kalbine rağm olmuş. Kalbin içerisindeki sırra rağm olmuş. Sırrın içerisindeki sırra, o sırrın içerisindeki gizliliğe rağm olmuş. Onu muhakkak eleştirecek. Kim? Nefsine rağm olan. Kim? Şeytana rağm olan. Kim? Heva ve hevesine rağm olan, onu eleştirecektir.
İnsanlar kategorik olarak ikiye ayrılırlar. İki kavimdirler. Bir, inananlar kavmi. İki, inanmayanlar kavmi. Üçüncü bir kavim yoktur. Söz konusu olan kavimler ırkla alakalıdır. Irk. Allah ırkçı değildir. Bizim dinimiz de ırkçı değildir. Kavimler vardır. Kavimler kendi içlerinde anlaşırlar. Şeytana rağm olanlar kendi aralarında anlaşırlar. Birbirlerini severler, birbirine muhabbet gösterirler. Birbirlerine aşık olurlar. Nefsine düşenlere aşık olur. Hevasına düşkün olanlar, hevasına düşkün olanlara aşık olur. Havasına aşık olanlar, havasına aşık olanlara düşkün olur. Kibirliler, kibirlileri sever. Kibirliler, kibirlileri sever. Cimriler, cimrileri sever.
Hepsi kavimdir bunlar. Ahlaksızlar, ahlaksızları sever. Edepsizler, edepsizleri sever. Fuhuşçular, fuhuşçuları sever. İçkiciler, içkicileri sever. Kumarcılar, kumarcıları sever. Lutiler, lutileri sever. Eşcinseller, eşcinselleri sever. Allah düşmanlarını, Allah düşmanları sever. Kur'an düşmanlarını, Kur'an düşmanları sever. Resulullah düşmanlarını, Resulullah düşmanları sever. Velileri düşman olanları, yine velileri düşman olanlar sever. Dervişleri düşman olanları, yine dervişleri düşman olanlar sever. Bunların hepsi de kendi içilerinde kavim kavimdir. Hepsi de. Allah da der ki, biz sizi kavim kavim yarattık. anlaşır, anlaşırlar.
Sevenler Allah'ı sevenleri sever. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine aşık olanları sever. Velileri sevenleri, velileri sevenler sever. Dervişleri, dervişler sever. Aşıkları, aşıklar sever. Cömertler, cömertleri sever. Züht ehli, züht ehlini sever. Zikir ehli, zikir ehlini sever. Hanımını döven bir kimseyi hanımını döven sever. İnsanlar kavim kavimdir. Allah'ı sevenler, Beytullah'ı da severler. Beytullah'ı sevenleri de Beytullah'ı sevenler sever. Ve onlar derler ki, Allah kabul etsin. Neden? İlahi sevgidir. İlahi sevgidir.
Sevilmesini istemek ilahi sevgidir. Allah bizi onlardan eylesin. Eleştirenler yeni değil, eleştirecekler. Hayatları boyunca eleştirmeye devam edecekler. Hiç bunu bu konuda onlar aşktan, muhabbetten, ilahi olarak nasiplerini almamışlar ki onlar Beytullah'a gitseler dahi turist gibi gidiyorlar. Belli oluyor onlar. Çıkmaya gelmişler. Otelden dışarı çıkmuyorlar. Vakit namazlarını bile otelde kılıyorlar. Şimdi bir de lüksleri de çıktı. Vakit namazlarını otelin tarasından kılıyorlar. Camın çerçevenin içinden. Beytullah'a tepeden bakıyorlar. Tumanlara oradan tepeden bakıyorlar. Bunlar halkın içine karışmıyorlar.
Tabi canım. Zenginlikleri var. Paraları var. Şamları, şöhretleri var. Onlar orada insanların içerisinde gidip de insan ya onlar. Onlar daha üstün varlıklar. Allah muhafaza eylesin. Bunlar üstün varlıklar. Bunlar üstün yaratılmışlar. Hint felsefesi gibi. Allah bizi affetsin. Kibirlilik, kibirlilik, gözünde kibirlilik. Sen git Osmanlı'daki edebe bakın. Osmanlı'nın son zamanına kadar, Osmanlı oradan çekilinceye kadar Beytullah'tan yüksek bir bina yapılmamıştır. Beytullah'a ebeden.
Ebeden, Beytullah'ın tam yüksek bir bina yapılmamıştır. Şimdi beş boynumuzlu oteller orada da var. Burada beş boynumuzluk yapıyorlar. Orada yapmıyorlar ya. Arkadaş Hilton'da kalmış. İstanbul Hilton veya bundan neredeki Hilton sahibiyle Suudanistan'daki Hilton'un sahibinin arasında fark mı var?
Ondan sonra kahrolsun İsrail. Otur edepsiz. Edepsiz. Git Amerikan otelinde kal. Kahrolsun Amerika'da. Git Siyonistlerin olduğu otelde kal. Ondan sonra bu Siyonistler ne olacak canım? Kahrolsun İsrail. Yalancı. Cebinde Malboro sigarası taşıyıp kahrolsun Amerika diyenlere benziyor. Bizim eski ülkücülüğümüzde solcular vardı. Cetlerinde Malboro sigarası kahrolsun Amerika diyor. Sonradan bizler Müslüman olduk. Aa bir baktım Müslümanlarda da var bu. Adamın cebinde Malboro o da kahrolsun Amerika diyor. Bu Malboro ne?
Bu palmer ne? Yalancı. Yalancı. Yalancı da ye kahrolsun Amerika'da. Yedinle. Ver bir paratime yüptün. Mücahitler Coca Cola içeriler. Allah bizi muhafaza eylesin. Bunlar bizi anlamazlar zaten.
Bunlar bizi anlamazlar. Bunlar bizi beğenmezler. Biz hasbel kader yer sofrasında yeriz ya. Biz hasbel kader arkadaşlarla, kardeşlerle beraber dururuz. Bizim arkadaşlar bilmezler. Tüm bir insanın şeyhiyle beraber, ömrede, haçta, yan yana yürüyecek, beraber olacak, aynı sofrada yiyecek. Öyle şeyhe de şeyh bayesi vermeyiz.
Şeyh dedi nasıl olacak? Demişlerle görüşmeyecek. Onların arasına çıkmayacak. Onlarla beraber yemek yemeyecek. Onlarla oturup sohbet etmeyecek. Onlarla latifeleşmeyecek. Kapısı ondan açık olmayacak. Yüreği ondan açık olmayacak. Onlara tepeden bakacak. Kimseyle görüşmeyecek. Günlerdir çıkmayacak. Herkes ooo bir şahiye yayılacak. Ne oluyor? Görüşmüyor filan. Arkadaş başka şeylerle görüşüyor o esnada. Biz onları büyütürüz böyle. Başımıza tac ederiz. Hoşumuza gider bizim o. Nefis ve şeytanla insanları o tarafa doğru sevk eder. Evet. Nefis ve şeytan insanları öyle, üstakları öyle şeylere doğru sevk eder. Adam görüşemiyor ya, konuşamıyor ya.
Tire de bir arkadaş rahmetli şey efendim diyor. Öyle dedi dedi. O da tirevi ya şimdi. O kimin olduğunu. Dedi ki efendim dedi. Siz dedi böyle herkes oturuyorsunuz, yemek yiyorsunuz, su içiyorsunuz, çay içiyorsunuz, sohbet ediyorsunuz dedi. Böyle dedi arkadaşlar size kıymet vermiyor. Siz de biraz geri çekilseniz dedi. Başka bir şeyhe örnek verdi. O şeyhefendi gibi dedi. Görüşmeseniz dedi. Konuşmasanız dedi. Millet sizin kapınıza gelse, geri dönse, gitse dedi. Şeyhefendi Allah rahmet eylesin, kafasını eğdi yapıyor böyle. O da anlatıyor. Kabak her yerde kabak. Kabağı saraya da koysanız kabak. Benim mutfağında da kabaktır kabak. Benim mutfakta da kabaktır.
Sizin mutfakta da kabaktır. Neden? Aslı kabak kardeşim. Aslı kabak. Kötürürseniz kötürün kabaktır. Bu ustanın eline düşerse güzel tatlı olur, güzel merek olur. Yeni bir şey arar. Yeni bir şey arar. Ama kabak asla muz olmaz. İşte nefis sünneti Resulullah'ın dışına çıkarır insanları. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem azzeyden ashabıyla oturdu mu? Oturdu. Onlarla hizmet etti mi? Etti. Onlara hizmet etti mi? Etti. Onlarla beraber idi. Onlarla beraber içti. Onlarla beraber yolculuk yaptı. Onlarla beraber hemhal oldu. Taş kırdı. Odun çekti. Kum çekti. Eldek kaldı. Savaştı. Miğferini giydi. Hanımlarına yardım etti.
Onlara su taşıdı. Onlara yemek yaptı. Onların evlerini temizledi. Kendi sökünü, kendi yırtını yamaladı. Dikti. Hiç kimseye benim şu işimi yapıp emin demedik. Bak gönderilmiş peygamber. Hadisliğini iddia eden kimse ne yapacak? Kenarka oturacak. Kimseyle görüşmeyecek. Kimseyle konuşmayacak. Kimsenin yanına çıkmayacak. Kimseyle hemhal olmayacak. Ve varis olduğunu iddia eden Beş yıldızlı boynuzlu, beş boynuzlu yıldız, beş boynuzlu otelin arasından Beytullah'a doğru bakmaya hiç mi hedef etmedin? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri orada ümmetiyle beraber gelmişler orada tavarken görmedin.
Gözü görmeyene kör denmez. Ona alma denir. Gönül gözü kapalı olana kör denir. Kör. Ahmetli Şeyh Efendi Hazretleri öyle derdi. Evladım, Eysi abi hoş geldiniz dedi mi? Eysi abi hoş geldin dedi mi? Hoş geldin demiş olsa zaten ne işi var? Beş bu yıldız otelde. Gider nerede tavaf ediyorsa ben de orada tavaf edeyim der. Melekler nerede toplandıysa ben de orada toplanayım der. Melekler hangi sahtaysa ben de o sahte olayım der. Yukarıdakiler aşağıdakiler Allah muhafaza eylesin.
Onlar aşıklarının halini bilmezler. Kör. Onlar sevenlerin halini bilmezler. Kör. Onlar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallelenmenin bilmezler. Onlarda bir kibir vardır. Görüşmezler, konuşmazlar. Kibirdir bu. Kibir. Eğer kibik ünlüler bir dervişiyle görüşmüyorsa, onunla konuşmuyorsa, onu huzurundan reddediyorsa, dervişleriyle görüşmüyorsa, onlarla konuşmuyorsa, onların haliyle hallenmiyorsa, onların sıkıntılarını dinlemiyorsa, onların müşkilatlarıyla ilgilenmiyorsa, vallahi sünneti Resulullah'tan uzaktır o. Uzak. Çobanlık yapsın diyeceğim ama boyunlara yazık.
Allah bizi affetsin. Dikkat noktasında ehli sünnet dışı bir imamın arkasında namaz kılınabilir mi? Kılınmış ise iadesi gerekir mi? Ehli sünnet dışından kastımız ne? Bir kimse Allah'ı Allah, Resulullah'ı Resulullah, Kur'an'ı Kur'an olarak kabul ediyorsa, iman edilmesi gereken bütün her şeye iman ettiyse, o ehli sünnettir. Ehli sünnetin tarifi bu. Ama bu tahmin ediyorum şiayla alakalı bir şey. Şianın içerisinde bir sürü kısım kısım bölümler var. Şianın içerisinde eğer ki bu dediğim özelliklere sahip bir imam ise, onun arkasında namaz kılınır. Bu sorunun sahibi kimse. Ashab-ı Güzü'nün ve hatta Cihar-ı Güzü'nün bir kısmını hakaret eden ve kabul etmeyen topluluk ehli iman kabul edilir mi?
Her ne kadar buna İmam-ı Azam Hazretleri, Cihar-ı Güzü'nün efendilerimizi fazilet olarak sıralayıp da, bu fazilet sıralamasına uymayanlar küfür ehlidir demiştir kendi zamanında, bunu normalde reddetme noktasında değilim. Ama velakin bir kimse, bir kimse, Cihar-ı Güzü'nün efendilerimizin sıralamasını kabul ederekten, ben Hazreti Ali Efendimiz'i daha fazla seviyorum diyorsa, biz onu küfür ehli diyemeyiz. Eğiti sevmek imanlanır. Tekrar söylüyorum, Müslümanların, müslümanlarına gerek yok, müslümanlarına gerek yok, bu zamanda. Biz Allah'ı Allah, Kur'an'ı Kur'an, Peygamber'i Peygamber, ashabı da ashab olarak kabul edenlerin hepsinde din kardeşiyiz.
Bu noktada ayrılık gayrılık yok. Müslümanın bina dışındaki bütün harcamalardan dolayı mükafatlandırılır. Çünkü bina dünyada kalacak. Tasadduk yerine geçer. Birine yemek yedirmiş, birine kıyafet almış, birine ikram etmiş, çoluğuna çocuğuna yedirmiş, eşine, ehline, annesine, babasına, etrafına yedirmiş, içirmiş, gömertlik yapmış. Ondan hesap sorunlar gömertlikten. Bir arkadaşım benim hakkımda kalbimden bir şey dilese, o dilediği şey bende zuhur etse, bu noktada arkadaşım şöyle dese, ben de kalbimden dilemiştim, şu sendeki vaziyeti diye. Gerçekten evet Allah dilediği için o şey zuhur etti. Fakat karşımdaki insan o düşüncesiyle tehlikeli bir duruma girer mi?
Biraz. Bunları söylerken dikkatli olmakta fayda var. Mümkün olduğunca dikkatli olmakta fayda var. Mümkün olduğunca, ben sana dua ettim oldu. Abi üstadım benim himmetimle oldu demesi. Benim duam ne oldu? Bu akşam çok fikir yaptım senin için oldu. Sen benim duamın yüzü suyurmasın, ayaktasın. Kadınlar kocalarına da derler biraz böyle. Adamlar da derler. Kendilerini kıymetli göstermek isteyenler böyle söylerler. Benim duamın birisisin. Benim duamla ayakta durdun. Benim duamla kurtuldun. Benim duamla yan yattın. Benim duamla çamura bastın. Bunlardan uzak durun. Bunlar çok hoş şeyler değil. Dervişler için uygun değil.
Dervişler asla ama asla kendilerini bu noktada, öbür arkadaşından, kardeşinden düştüm görmeyecek. Tevazu sahibi olacak. Tevazu insanı yükseltir. Kendini bu noktada yüksek görmek insanı alçaltır. Ne zaman ki birisinden kendinizi yüksek gördünüz, o sizi alçaltır. Ne zaman ki kendinizi bir başkasından, bir başkasının üzerine duanızla, zikrenizle, çığınızla, buyunuzla, herhangi bir hayırlı amelinizle, ona söylediniz, aslında onu baskı altına alıyorsunuz.
Otomatikman baskı uyguluyorsunuz. Otomatikman üzerinde enziyorsunuz onu. Dua ediyorsan ona, ona ben sana dua ediyorum deme. Kalk geceler boyunca gözyaşı dök. Kardeşin için, arkadaşın için, eşin için, çocukların için, etrafın için. Ama şunu söyleme. Ben sana çok dua ediyorum. Şu şöyle oldu, bu böyle oldu diye. Arkadaşlar biraz daha bu tarafa doğru gelin. Arka taraf sıkıştı. Kalk dizinin üstüne. Dua eden kimseye, o hürmet ettim diyen kimseye, veyahut da birisi için bir çaba gösteren kimseye,
karşısındaki kimseye senin için dua etsin, çaba gösterdin, senin için şunu şöyle yaptım, bunu böyle yaptım demesi nefsindendir. Allah muhafaza eylesin. Bunlar söylenecek sözler değildir. Ehli tasavvuf kendisine denlik getirecek, kendi evlisini yükseltecek. İnsanların arasında, aa bak bu böyleymiş dedirtilecek olan şeylerden uzak duracak. Tevazu, Allah katında insanı yücelten bir şeydir. İnsanların arasında vakarınızı kaybetmeden tevazu ehli olun. Asla insanlara yüksekten ve tepeden bakmayın. Asla insanlara yaptığınız iyilikleri insanlara söylemeyin. Asla birisine yapmış olduğunuz yardımı o kimseye veya bir başkasına söylemeyin. Bunlar manevi afet getirir insana.
Bunlar güneşin kırayı erittiği gibi insanların amellerini eritir gider. Kırayı bilir misiniz siz? Bizim o taraflarda böyle bu mevsim çok olur. Kırayı aldı derler soğukta. Böyle hafiften beyazlaşır dağların etekleri, kuz yerler. Onlar böyle hemen güneşi görmesiyle beraber kaybolur. O kalmaz böyle şarkı, buz gibi. O hemen güneşi görür görmez su haline gelir o. İşte bir kimse eğer ki tevazu ehli değil ise onun amelleri aynen öyle olur. Kırayının güneşi gördüğünde eriyip gittiği gibi eriyip gider. Allah muhafaza eylesin. Asla ve asla, kardeşlerimiz asla ve asla, kardeşlerimiz yapmış oldukları ibadetleri, hayırlı amelleri, iyilikleri, güzellikleri bir başkasına yaptığını anlatmayacak.
Dua ettiysen Allah için dua ettin. Cenab-ı Hakk kabul etti, etti. Sen Allah'la alışveriş halinde ol. Allah'a şükret ya Rabbi, duamı kabul ettim ben kimim ki? Zikrini arttır, alışverişini arttır. Bir de insanlara ters dua etme.
Kötü olması için isteme. İyiliklerini iste, güzelliklerini iste. Hayır iste, bereket iste, lütuf iste, ikram iste. Ama bu isteklerini de ona söyleme. Eyvah adım benim duamla aldın. Allah affetsin. Şirk. Allah'ım korusun inşallah. Bir adamın işi rast gitmiyorsa bunda nasip ve kısmet pahalılığıyla bir alakası var mıdır? İşinin ters gitmesi. Kendisiyle alakalıdır. İnsanların hepsi de başarılı olacak diye bir kaydı yok. Herkes iş adamı olacak diye bir kaydı yok. Herkes her işi yapacak diye bir kaydı yok. Herkes her mesleği, her sanatı icra edecek diye bir kaydı yok. Herkes tüccar olsa amelene hemen bulunacak ki.
Herkes amel olsa tüccar nereden bulunacak? İlahi bir düzen var. O ilahi düzenin içerisinde işliyor her şey. Kimisi iflas ediyor, işçi oluyor. İşçi kimisi patron oluyor. Patron olunca ben çalıştığımda oldum diyor. O kaybediyor, bakıyor, beni filanca iflas ettirdi diyor. İflas ettirenin Allah olduğunu görmüyor. Koruyanın da dağıtanın da Allah olduğunu görmüyor. Sebep var orta yerde, var. Müsebbip Allah. Müsebbip Allah. Sakın ha Allah muhafaza eylesin. Yok kısmet bağlıymış, üfürükçüymüş, hocaymış, cinciymiş, minciymiş. Yok falcaymış.
Sakın ha bunlara gitmek günahı kebayet. Bunların dediklerine inanmak da şirk. Evliyse nikah tazelemek gerekir. Üfürükçü, cinciymiş, bunlardan uzak durur. Yok kısmet açtırmaya gidiyorlar. Adam beğenmemiş, gelmiş 35 yaşına evlenmemiş. Onu göstermişler beğenmemiş. Bunu göstermişler beğenmemiş. Kapısında bir tane manken hatun var onu alacak adam. Mavi gözlü, siyah saçlı, beyaz tenli bir hatun arıyor. Bir de geliyor bana söylüyor. Böyle birisini arıyorum diyor. Bir de çalışan olacak bir de. Arkadaş çalışmayacak bir de. Hem iyi ahlak, ben de sıralıyorum. Dedim iyi ahlak da olsun.
Ne diyor? İsabet buyurdunuz efendim. Ben de gaza geleceğim amma isabet buyuruyor ma diye. Allah muhafaza eylesin. Bir de söze başlarken nasıl? Efendim ben evlenmeye karar verdim. Bütün herkes onun kararını bekliyor ya. Allah muhafaza eylesin. Eğer ki karşında gördüğün kimseden kendini üstün görüyorsan sende kibir var, kibir. Asla cennete giremezsin.
Karşındaki, yanındaki arkadaşından, etrafındaki bir kimseden sen kim olursan ol. İstersen arşanada seyran ettiğini söyle bana. Yanındakinden, etrafındakinden, karşındakinden üstün olduğunu ima ediyorsan, söylüyorsan, böyle görüyorsan, kibrin ortasındasın. Diyeceksin bu halinden.
Bir hastalık, kalbi maraz. Sakın! Çok insanları göreceksiniz mahşerde. Kibrinden dolayı amellerinin helak olup gittiğini. Çok insanlar göreceksiniz. Tevazusundan dolayı fazla amelli olmadığı halde cennetin baş köşesinde. Diyeceksiniz böyle zikrullah heyli biliyorduk. E sakın ha!
Dışarıda birisine tepeden bak. Çıkmışlar ya, terlemişler ya. Ben zikrullah'tan geldim. Çayım hazır değil mi? Banyum hazır değil mi? Asarlar keserler. Ne? Oğlan zikrullah'tan gelmiş. Sakın ha! Kazandığınızı kaybetmeyin. Sakın kazandığınızı kaybetmeyin. Tevazulu olun. Alçak gümüşlü olun. Yumuşak olun. Karşınızdaki insanları kendinizden üstün görün. Bu sizi yükseltir merak etmeyin. Allah bu sizi melek görevlendirir. Sizi yükseltir. Birine tepeden baktınız, tevazulu bakmadınız. Hemen meleksizi alçaltır.
İçerler. Millete tepeden bakar. Birbirinin altını nasıl yiyor içiyor diye. Halbuki birinin artını yemek tevazudur. Artını içmek tevazudur. Birbirinin artını giymek tevazudur. Tevazudur. Bize hakaret gibi gelir. Birisi bir kaza var. Giymiyor. Onu götürür. Bir kardeşine verir. Giymedi kazak ya. O der ki, bana giyinmiş kazağı hediye etti. Ayıp mıyım? Tevazu ettiğiniz. Kibirli. Hediyeleşmek sünnet.
Birbirinizin hediyesini reddetmeyin. İster giyinmiş kazak olsun. İster giyinmiş pantolon olsun. İsterse kullanılmış mendil olsun. İsterse kullanılmış bir gömlek olsun. İş çamaşırı olsun. Bir eşya olsun. Hayır. İhtiyacın yoksa ona sen de bir başkasına hediye. Onu reddetme. Sünnet-i Resulullah adına. Bu iyi ahlak değil. Hediye ederken de iyi şeylerinizi hediye edin. Bu da üstün ahlak. Bir de şarkı söylerken sema yapılıyor. Uygun mudur? Meyanelerde bile yapılıyor. Şarkı söylerken yapsalar ne olacak? Restoranlarda yapılıyor. Barlarda yapılıyor. Diskolarda yapılıyor. Sema değil. Bunun adı sema değil. O bir dans gösterisi.
Başlıkların, vermişlerin ve çe geldiğinde dilinde mik mik olarak yaptıkları davranışlardır. Sema bir şeyin etrafına kavaf etmektir, dönmektir. Bunun adına sema demeyiniz. Demeyiniz. O bir dans gösterisi. Yapılabilir mi? Her yerde yaparlar. Dans gösterisi. Kültürel halk oyunu gibi. Adam orada harmandalı oynamış. Ha öyle dönmüş. Kültürel halk oyunu. Sema zikrullahla olur.
Zikrullah ile olur. Zikrullahsız sema olmaz. Kur'an-ı Kerim'de pisliğe hitap ettiği ile alakalı soru var. Onu çok cevaplandırdım. Allah'ın tevazusunu gösteriyor. Namaza başladın. Bilecek kitabımız Kur'an-ı Kerim'in okulçe mealini okur. Düşüncelerim çok değişti. Üzerimdeki kazağın bir tele takılsa. Allah'tan biliyorum. Sizce bu doğru mudur? Beni aynı zamanda atır mısınız? Üzerinizdeki kazağınızın telinin atmasını Allah'tan biliyorsanız. Bu imanın tam ortasıdır. İmanın tam ortasıdır. Bir taş alıyorsa bunu Allah'tan biliyorsanız bu imanınızın tam ortasıdır.
İmanın tam ortasıdır. Eğer başınıza gelen sıkıntı, müsibetler, çile, problem, varlık, yokluk, yokluk, çokluk, sevinç, neşe, keder, hüzün. Her halinizin, her halinizin Allah'tan olduğuna inandıysanız bu imanın kemal noktasıdır. Yukarıdakiler sohbet edecekseniz dışarıdaydı.
İmanın kemal noktasıdır. Ne mutlu bu noktada duranlara. Evliya menkıbesidir. Muhyiddin Araba hazretleri halinde vefat eder. Hani ölmeden önce ölünüz hali var ya hesaba çekilir. Muhyiddin ne ile geldi?
Muhyiddin de geldim ya Rabbi. Filanca zamanda süt içtin de süt dilimi yaktı demedin mi? Dedim ya Rabbi. Dilini yakan süt müydü ben miydim? Filanca zamanda karnın ağrımıştı. Bir bardak süt içtin de süt mideme iyi geldi demedin mi?
Dedim ya Rabbi. İyileştiren ben miydim? İman, çirkinliklerin, kederin, hüznün, hastalığın şifanın olumlu ve olumsuz her şeyin bir şekilde var. İki yol vardır bunun.
İmanın ve tevhidin kemal noktasına gelmesinin iki yolu vardır. Üçüncü bir yolu yoktur. İki yolundan birisi Allah'ın bir kula hiç gayret sarf etmeden ona bir şeyi imam etmesidir. Karşılıksız medcanın ona vermesidir. Bu milyonda bir görünür. Milyarda bir görünür. Bunun dışındaki bir şeydir. Sebeplerin dışındaki bir şeydir. Buraya akıl erdiremeyiz. Buraya fikir yürütemeyiz. Bir şey yapamayız. Allah yaptıklarından sorunlu değildi de bu meseleden çıkarız. Allah dilediğine dileti ilmi verir. O kimse hiç uğraşmadan dahi. Siz sabahleyin birisi kalkar tıp ilmine vakıf olur.
Sabahleyin birisi kalkar dünyadaki bütün dillerin ilmine vakıf olur. Sabahleyin birisi kalkar kalp ilmine vakıf olur. Sabahleyin birisi kalkar rüya ilmine vakıf olur. Sabahleyin birisi kalkar kimya ilmine vakıf olur. Bu Allah'ın dilemesidir. Bu kimsenin gayretiyle alakalı değildir. Neyefendi Hazretleri bana tirende zakirlik veriyor. Oradakiler de karşı çıkıyorlar. Bana zakirlik verilmesini istemiyor. Dergahın o zamanki büyüklerinden iki kişiye. Birisi dedi ki efendim bu daha biraz daha gelsin gitsin dedi benden için. Mübarek öyle bir baktı ona. Kafasını çevirdi. Bana o zaman o esnada ders kağıtlarını verdi. Bulmasın dedi ya bu sefer sanki ona kenai ediyormuş gibi dedi ki oğlum sen istediğinden ders verirsin, istediğinden ders alırsın, istediğinden dersi şöyle yaparsın böyle yaparsın sıraladı bana.
Öbür daha büyük olan küçük durduramadı ya büyük dedi ki işte efendim bu biraz daha gelseydi gitseydi, öğrenseydi deyince bir de ona baktı sonra tekrar döndü bana bunlar da istare kağıtlar oğlum dedi. Bunlarla efendim dedim ben, oğlum dedi istare yapan olursa bundan sonra insanların dedi rüyalarını da yorarsın sen dedi. Ben böyle kaldım. Ben bilmiyorum ki efendim dedi. Kim biliyordu oğlum dedi. Sen bundan sonra rüyaları da yorarsın dedi. Allah Allah. İndikti. Yolladık şeye kadar, yol ağzına kadar. Orada, torbalaya gelmezden önce orada bir yol ağzı var. Orada indim, oradan bizim bayımda belediye otobüsüne bindim geri geldim.
Ertesi gün sabahleyin birisi kapıya vuruyor. Sesleniyor. Sabah namazından sonra çıktım birisi. Hayırdır dedim ya ben başına bir şey geldi zannettim. Rüya gördüm dedi. Hayırdır inşallah dediler. Rüyalı dediler ki dedi ki lan çekil senin rüyanı yorar dediler. Gün bir gol bir. Böyle kaldım ben şimdi. Hemen aklına geldi. Şey efendim yorarsın dedi ya. Hayırdır inşallah dedim ben. O anlatıyor. Onun anlattığının ne manaya geldiğine kalbime geliyor. Film şey dedi gibi. Aaa. Demek ki dedim rüya yormak duymuş. Ona dedim ki böyle böyle böyle böyle. Allah hayırlı tebliğ etsin. Hadi Allah yoluna çık etsin.
Adam bir kalbi ferahladı. Bir yüzünün rengi bile değişti. Allah Allah dedim ya. Rüya yormak duymuş demek ki dedim. Lütf-i İlahi. Bunda bir çabalama çalışma yok. Ya bu Allah'ın vermesi. Yolun birisi bu. Bu Allah'ın vermesi. Dikkat et. Allah'ın öyle dostları vardır ki bir şey yemin etseler Allah onu tecelli ettirir. Allah'ın öyle dostları vardır ki bir şey ol dese Allah ona oturur. Allah'ın öyle dostları vardır ki onlar bir şey söylerlerse hakkı Allah o tarafa doğru çevirir. İrazesi ile alakalı değil. Bir yol daha vardır. Nedir? Mücadeledir. Yaptığımız iş bulunduğumuz ortam Allah yolunda mücadele etmek, koşuşturmak. Allah yolunda sıkıntılara, dertlere, çilelere, meşaketlere katlanmak, yılmamak, yenilmemek, yürümek, koşmak, mücadele etmek, gözyesi dökmek, ağlamak.
Allah'ı zikretmek, namaz kılmak, oruç tutmak, tevbe etmek, ibadet etmek, hayır hasenet içerisinde bulunmak. Allah'ın yoluna ipine sımsıkı zarılmak. İçerisinde bulunan kimse o tevhidin kemal noktasında varır Allah'ın izniyle inşallah. Birisi zaten o lütfi-i zahinin içerisinde meccamen geliyor ona.
Bütün mücadele edecek, tırmalacak, koşuşturacak, koşuşturacak, tırmalacak. Allah cümlemizi onlardan eylesin. Amin. Ve o uğurda, o yolda kaybedecek dersek. Ve o yolda bir mürşid bulacak kendine. Bir mürşid bulacak. Siz o yolda yürünmesi zor. Batma tehlikesi var.
Şaşırma tehlikesi var. Bilememek var. Ne benzer biliyor musunuz? Göller bölgesi var mı şimdi? Ben hiç gitmedim. Ben şimdi buradan kalkacağım. Kar dayağmış. Yol var mı? Yok. İz var mı? Yok. Diyeceğim ki ya Uludağ'ın zirvesinde ya o göller. Kaç tane onlar? Yedi tane göl var orada. Zirvede yedi tane göl var. Varmış zirvede var. Ha ben yürüyeceğim varacağım oraya. Tek başına. Ya kardeşim ahmaz mısın sen? Ya bu yolu bilenler var.
Devamını getirip götürüyorlar. Kardeşim sen onlardan bir tane rehber al yandan rehberle yürü. Rehbersiz yol gidilmez. Rehbersiz menzile varılmaz. Bu milyonda bir tane varmıştır. Ona bir şey demem. Onun da varışı ne içindir biliyor musunuz? Göller bölgesinin olduğunu hiç kimse bilmiyordur. Göller bölgesinin var olduğunu göstermek için ona yolu gösterirler ilahi olarak. Derler ki gel bak burada göller bölgesi var. Burayı gördün mü şimdi gördün. Tutarlar kulağından derler ki hadi yürüyün şimdi geriye. Ya bu güzellikleri başkalarına göster, öğret, dinlen.
İnsanlar gelsinler burayı görsünler. İnsanlar böyle bir şey olduğunu görsünler. İşte ilahi yolun yolcularının mürşitleri budur. Onlar göller bölgesinin var olduğunu görmüşlerdir, bilmişlerdir. Onlar da bir mürşid vasıtasıyla öğrenmiştir. Kularından tutulur geri gönderilir. Git oradan insanları buraya tekrar getirsin. Öğret, göster, göster. Buraya basma. Altı çamurdur. Buraya basma. Altı boş dur. Buradan uzak dur. Burası sıkıntılıdır. Burada gece durma. Neden? Burada daha önce helak edilenlerin yeri vardır. Burada gündüz durma.
Neden? Burada daha önce batanların yeri vardır. Onlar gündüz durdular baktılar. Burada filanca bizi dinlemedi gündüz battı. Hadi yavrum sen bakma. Biz buradan geçerken üstadımızı dinlemeyenler oldu. Burada battılar. Tecrübe var. Baktı orada. Dinlemedi. Allah muhafaza eylesin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler onun kulu ve elçisidir. Buna canlılar gönülden inanırım. Bugün buraya arkadaş davetle geldim. İçki içen, haram yiyen, namaz kılmayan, horu tutmayan biriyim.
Bana söyleyecek bir söz. Beni acın atacak bir şey var mıdır? Kim zikrullah halakasına oturur da orada Allah'ı zikrederse az olmuş olarak kalksın. Yarabbi burada bir anca kullardı. Temaşa için gelmişti. Orada bunun anları ayırmak Allah'ın şanına yakışmazdı. Hepsini de affettik. Siz dünyadayken cennet bahçelerine uğrayınız. Allah dünyada cennet bahçesi var mı ki? Evet var.
Neresi ya Resulallah? Allah'ın zikredilen meclislerdir. Siz dünyadayken cennet bahçelerinin meyvelerinden yiyiniz. Yarabbi dünyada cennet meyvesi var mı ki? Evet var. Zikir meclislerindekisi zikretmekliyiniz. Cennet meyvesi, cennet sofrası, cennet bahçesi, Allah'ın zikir meclisleri.
Affa sebeb. Mağfirete sebeb. Sevgiye sebeb. Dikkat edin. Zikredenleri sever. Hadis-i şerif. Hadis-i şerif var. Neredesiniz? Allah'ın sevdiği meclisler. Ve Allah'ın sevdikleriyle berabersiniz. Ne olduğunuz önemli değildir. Nerede olduğunuz ve kimin olduğunuz önemlidir. Ne olursan ol. Padişah ol, ister kötü ol. İster fakir ol, ister zengin ol.
İster cahil ol, ister alim ol. Sen ne olursan ol. Neredesin ve kiminlesin? Neredesin ve kiminlesin? Hal üzerindesin. O önemli. Sen padişah olmuşsun. Padişah olmuşsun. Allah'ın sevdiklerinle beraber değilsin. Allah'ın sevdiği hal üzerinden değilsin. Ne işe yararsın ki? Sen kölemişsin. Allah'ın sevdikleriyle sin. Allah'ın sevdiği hal üzerindesin. Sen Allah katında padişahsın. O da Allah katında köle bile değil. Çok zenginsin.
Allah'ın zenginliğinden haberin yok. Dünyada zenginsin, ahirette fakirsin. Gündüz zenginsin. Gündüz zenginsin. Gece fukara. Gel dervişlerle beraber ol da Gündüz fukaralardan ol. Gece zenginlerden. Gel zikurlu halakasına otur da Gündüz fukaralardan ol. Gece zenginlerden. Gel zikurlu Allah'ın hemhal ol da Gündüz fukaralardan minberlerin üzerine oturtacağı zümreye katıl. Gel kavmini değiştir. Gel topluluğunu değiştir. Açlıklarla beraber ol. Açlıkların zümresine katıl. Zümresine katıl.
Evliyaların zümresine katıl. Olursan katında işin. Nefsine düşenlerle beraber olursan şeytanın katında işin. Ucuba dalanlarla beraber olursan şeytanın yanında işin. Bizde işin yok. Allah diyenlerle beraber senin katın Allah'ın katında.
Sen Allah'ı zikredenlerle berabersen Allah seninle beraber ve seni seviyor. Nurdan minberine orada yerin hazır. Burası bulaşır. Hiç kimsenin gölgelenmediği yerde onun gölgesinde gölgelenirsin. Üfak eder, temizler, temizler. Kendi katına layık eder seni.
Sen pasınla sen saraydaki mahrem odaya giremezsin. Sarayın mahrem odasına, padişahın katına huzuruna çıkarırlar mı seni öyle? Seni derne topla. Nerede? Sakın ha! Göz göre göre. Bile bile bile. Bile bile. Nefsinize uyaraktan zikrullah halakasına katılmadığınız bir gün, Musa'nın tur-i sinaya bağlı çıkmayacağım demesi kadar ne kadarlık var ise Musa sağlık yapmıştır.
Öyle ki birlilik yapmıştır. Gel dünyanın süzüne azalma. Dünyanın makamına, mevkisine azalma. Bunların hepsi de senin üzerinde gerçek işecek. Dertin seni aldatmasın. Dertsizliğin seni aldatmasın. Fakirliğin seni aldatmasın. Zenginliğin seni aldatmasın. Borcun seni aldatmasın. Alacağın seni aldatmasın. Kadın, yatın, avradın, çolun, çocuğun seni aldatmasın. Hangi halde olursanız olun. Onun içine bin bir sefer girseniz de, Küfrün içine bin bir sefer bularsanız da, Bataklığın içinde yüzmüş olsanız da, Allah'ın zikretmeyi bırakmayın.
Kulun beni hatırladı, beni andı, beni zikretti. Şefkat sahibi, kütuf sahibi, o öyle ikram sahibi. Sana kullarım benden sorarlarsa de ki, Tövbe ederlerse günahlarını affederim. Dersin dualarını kabul ederim. Beni zikrederlerse ben bunları severim. Onun bitiminde zikrullahla bitsin. Başlasın, başlı ve sonu hayır olanın ortasında hayır olur. Ortasını temizler, günahımızı temizler, kusurumuzu temizler, Yanlışlığımızı, eksikliğimizi, eksikliğimizi temizler.
Miyetimiz sağlam olsun. Ya Rabbi, senin zikir için uyandım. Senin zikir için yatıyoruz şimdi. Zikirle kalkın. İştir ki, zikrullah öyle büyük iştir ki, Vallahi zikredenin baktığı yeri Allah, Bir nazarla bakarsa ihya eder. Merak etmeyin. Zikrederseniz o sizin her şeyinize kefir. Zikrederseniz her şeyinizi çekip çevirecek olan o. Zikrederseniz her şeyinizi elinizin altında tutacak olan o. Ruhunuzu ona verin. Ruhunuzu ona teslim edin. İçinizi ona teslim edin. Ruhunuzu ona teslim edin. İşlerinizi ona teslim edin. Onun danışverişte bulunur. Danışverişte bulunur.
İşini yaparken Allah'la hemhal olur. O batırır, çıkarır, yan yatırır, çamura batırır. Onun yerine bırak kendini. O seni kahvuludan zirvesine çıkaracak. Kah ovalarda gezdirecek. Kah deryaya daldıracak. Kah ummanlarda gezdirecek. Yüceler yücesine çıkaracak. Bırak. Onun yerine bırak sen. Sen seni düşürmeyecek. Düşüş hızını hesaplayacak. Senin hızını hesaplamayacak. Onun yaprağın düşüsünü hesaplayan, kitaplayan, kuvvet ve kudretin altına alan. Seni mi kudret ve kuvvetin altına bırak kendini. Ne tarafı estiriyorsa o tarafı estirecek.
Sen istemesen dahi. Rüzgarın önünde kim durabilmiş? Kaderin önünde kim durabilmiş? Sen iradenle onu ister. Sen iradenle ona rağm ol. Sen iradenle onun yoluna düş. Sen iradenle zikrullah halakasına gelmeye çalış. Çek şüphe etme. Çek şüphe etme. Sen yeter ki öylesine Allah de. Yeter ki öylesine Allah de. Senin ciğerini, kanını, ruhunu, kalbini, yüreğin her şeyini. Sen öylesine Allah de yeter ki. Sen öylesine Allah de. Bırak kendini. O senin nereye kadar çıkman gerekiyorsa oraya kadar çıkaracak seni. Teslim ol.
Sen böyle huzurda duruyormuş gibi yapıp onun sarınla, onun cübbesinden, onun işiyle, onun aşıyla uğraşma. Sen etrafındaki insanlarla uğraşma. yayan kalırsın, yolda kalırsın. Sen başkasının eksiğiyle, kusuruyla uğraşma. Başkasının günahıyla, sevabıyla uğraşma. Sen Allah değilsin insanların hesabını göreceksin. Sen insanların eksiklikleriyle, fazlalıklarıyla uğraşma. Allah seni bununla vazifelendirmedi. Kendine gelin kardeşler. Kendinize gelin. Hiçbir şeyiyle uğraşmayın. Şuna bırakın. Allah'ı gören. Neyi görmek ister başka? Neyi duymak ister başka?
Allah'tan başka şeylere gözünü çeviren Allah'ı görebilir mi? Allah'ın sevmediği hallere kendini çeviren Allah'ı görebilir mi? Allah'la hemhal olabilir mi? Saf derviş olmayın. Hodul derviş olmayın. Kör derviş olmayın. Kör derviş uğraşır. Bu neyin nesi? Bu nereden kalmış? Bu nereye gidiyormuş? Kör derviş. Otur sen. Allah'ı zikret. Kendini ona bırak. Kesini tenizlemeye çalış. Sen kalbini parlatmaya çalış. Sen sikrularla hemhal olmaya çalış. Bırak. Her şeyin sahibi var. Vazife gelecekse sana gelir. Bulur seni vazife. Merak etme.
Vazife seni bulur. İz seni bulur. Merak etme sen. Kimsenin ayıplarını arıştırıcı olma. Kimsenin özel hayatını karıştırıcı olma. Kimsenin özel dairesine girince olma. Bu Allah'ın sevmediği ahlak ve hadaptır. Yine cevap ver. Haram olmadığın müddetçe. İzlendirmez. Kardeş, hoş geldin. Hep beraber temizlenip gideceğiz. Hep beraber. Kendi bizi pasımızı atacağız da gideceğiz. Hep beraber kalbimizi böyle yıkacağız. Güzel denir edeceğiz. Pırıl pırıl olacak. Öyle gideceğiz. Sultanlar Fırsanlığı zekredeceğiz. Bu özel bir iş.
Bu özel bir ibadet. Bu özel bir ibadet. Hz. Mevlana demiş ya. Allah seni affetmeyi murad ettiyse, seni gecerir, kaldırır, günahlarına sihim sihim ağlatır demiş ya. Allah seni affetmeyi murad ettiyse, seni aşikler zümresinin arasına alıverir. Seni salihler zümresinin arasına alıverir. Seni zikredenlerin arasına alıverir. Sen geçerken uğramışsındır. Sen giderken toslamışsındır. Seni birisi elinden tutuvermiştir. Ayağından tutuvermiştir. Seni bir tarafa götürmüştür. Hadi bakalım yerinden zikrullaha gelenlere yer açın siz de kardeşlerim de. Yanaşın biraz daha. Yanaşın kardeşlerimize yer açın. Aman sakın ha.
Böyle kalabalıktan da sıkılmayın. Böyle ne kadar kalabalık oldu. Vay ayağım ağrındı. Sohbet bitmiyor mu daha. Zikrullah başlamıyor mu daha deyip de içini bozma. Sıkıntımız kalabalıktan olsun. Her kelenin Allah'ın sevgilisi olduğunu düşünün. Ve Allah'ın sevgililerine yer açıyorsunuz. Her kelenin Allah'ın sevgilisi olduğunu düşünün. Hürmet edin, hizmet edin, saygı duyun. Bu kim olursa olsun. Kapıdan birisi girmiş. Hürmet edin, hizmet edin. O Allah'ın sevgilisidir. Allah muhafaza eylesin inşallah. Gazze, Filistin, Müslümanlar. Aaa! Ciğer yanıklığımız. Başka bir şey yok. Bunca lafın arasında bir lafta ben konuşmayayım gerek yok.
Yüreği kanı alıyor. Bu acıdan dolayı yemek yiyemeyen var mı aramızda? İkram olsun, ihsan olsun. Bir günlük konuş tutayım. Diyeniz var mı içinizde? İçmeklerinden vazgeçmiyorlar. Rahatlarından vazgeçmiyorlar. Sağım sözlerinden vazgeçmiyorlar. Kıyafetlerinden, arabalarından, katlarından, yatlarından vazgeçmiyorlar. Müslümanlar inandıkları gibi yaşamıyorlar.
Lafugaf. Lafugaf. Haberlerde izlerken vah vah. Tüh namuşsuzlar, edepsizler. Haberler bitti, iş bitti. Başladı. Alamadım, satamadım. Yan geldi, çamura battı. Şunu ödeyemedim, bunu ödeyemedim. Bu gelmedi, bu gitmedi, bu bitmedi. Lafugaf. Örnek verdim geçen gün. Selahattin Eyyubi'nin hiç yüzü gülmezmiş. Çok hoşuma gider bu menkıbe. Zamanın Şeyh İslam'ı, onun bulunduğu sohbetlerde tebessüm etmenin sünnet olduğunu, Müslümanlara gülmenin, onlarla böyle tebessüm etmenin, latife etmenin sünnet olduğunu bahsedermiş.
Ama Selahattin Eyyubi'nin hiç yüzü gülmezmiş yine. Dayanamamış bir gün. Zamanın müftüsü, kazısı Şeyh İslam'ı demiş ki, efendi. Ben bu kadar sohbet ettim, tebessümle alakalı. Hiç yüzünüzde tebessüm yok. Dayan cevabı çok hoş. Müftü efendi. Müslümanların ilk kimlergahı olan Kudüs. İşgal altındayken nasıl güvenilir? Müslümanların başındaki devlet idarecileri. Başındaki askeri idare, siyasi idare, Eyyubi'nin düşüncesiyle düşüncelendi. Dünya Müslümanların zulmünün bitti yalnız. Bir katledişimi.
50 yıldan beri katlediyor. 100 yıldan beri katlediyor. 3 günde 400 tane şehit verdi. Katlediyor. Katlediyor. Irak'ta katlediyor. Güneydoğu'da bu vatanın evlatlarını katlediyor. Çoluk çocuk demeden yakan yakan anlayışta.
Afganistan'da çoluk çocuk demeden yakan yakan anlayışta. Irak'ta çoluk çocuk demeden yakan yakan anlayışta. Ketenistan'da yakan anlayışta. Bostadaki yakan yakan anlayışta. Filistin'de, Sudan'da, Etapya'da yakan yakan anlayışın arasında bir fark var mı ki? Ya ahmaklığından ya köylüğünden. Denizin üzerindeki köpük misali.
Küçük milyar Müslüman var lafta. Öyle değil mi? Tükürsek boğulur. Tükür bir kere be. Tükürsek boğulur. Tükür. Tükürsek boğulur. Tükür. Ne tükürmedin? Vallahi hiçbir şeye ihtiyaç yok. Hadi istavademizi gidelim. Şubat'ı yaşadığım gün.
Bir düdükle herkes içeriden. Bir nefis payesiyle. Üç kuruşla, beş kuruşla. Bir makamla. Bir lafa, bir küfe. O aymazlığımızı, o zayıflığımızı. Evet. O kimsesizliğimizi, o yıkıldığımızı. Ona bari yaslayalım. Ona yaslıyor. Kapım yok, dayanacak bir yerim yok. Senden başka kimsen yok. Misline tam tüfek top yağı yok. Bizim başımıza da nefis heva hevis yağı. Zeytanya'yı. Ve dua et.
Hiç olmazsa ta Allah hakkak nefret edelim. Zulme karşı, zulmedenlere karşı, barbarlara karşı. Acımasız, vahşi. Acımandan daha aşağı mahluklara karşı. Dua edelim. Vahşet. Vücud siyasi hesaplar peşinde koşturan devlet başkanları. Siyasiler. Müslümanların kanını üzerinden hükümet senaryoları kuranlar. Müslümanların kanlarının üzerinden iktidar senaryoları kuranlar. Fakat ki biz de eğer o zulme karşı kalbimizde biçim nefret olmuyorsa. Aman sineler yanık, heyhar. Var, yok.
İhranlarına git. Müsaade etseler diyeceğim İhranlara gideceğim. Hiç kimseye bakmayacağım. Geriye dönmeyeceğim. Deseler ki, müsaade et. İstediğini yap. Dünyadakilardan müsaade istemiyorum. Şöyle karıştırmayın. Dünyadakilerle işim yok. Dünyadakilerle işim yok. Yirmi yıl boyunca olmadı işim. Diler ki, hadi yürü git. Bir gün durmayacağım. Kafamda bir tek bir şey var. Geyeceğim İhranlarımı. Niyet edeceğim. Yarabbi sana geliyorum diyeceğim. Başka bir şey değil. Hulmü durduracaksa bu bedel. Hulmün durmasına eğer bir engel olacaksa. Feda olsun diyeceğim gideceğim. Allah bizi affetsin inşallah. Bektur ya Allah. Bismillah.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.