Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 1 Mart 2012 · 1:17:38
Allah gecenize hayır etsin inşâAllah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. İstanbul'dan Nakşibendi halifelerine Muhsin amcanız size çok selam var. Aleyküm selam.
Kefaret orucu hangi hâllerde tuturur? Bunları fıkıh kitaplarından bakmıyorsunuz mu hiç ya? Kefaret malum işte bir şeye söz verince yerine getirilmesi gereken orucu. Rüyamda bir kadının gözümün önünde büyü yaptığı kağıdı göğsüme koyduğunu gördüm. Kağıdı açıp okuduğumda Selaten Tüncine suresi yazıyordu. Selaten Tüncine'yi okuh yedi gün üst üste ona defa. Sabahları işe evden abdest alıp da çıkıyorum. Örtülü bir bayan olmadığım için abdestim bozulur mu? Bozulmaz. Başımız örtülü, kollar açık, Yasin-i Şerif okunabilir mi?
Ben okunmaz diyeyim. Yani normalde Kur'an-ı Kerim'i okumak için geçerli olan şey abdesttir. Bir kimsenin abdesti olması Kur'an-ı Kerim'i okumasına yeterlidir. Bu noktada başı açık da kulu açık da olsa Kur'an-ı Kerim okuyabilir. Ama Kur'an-ı Kerim'i hörmeten mümkün olduğunca tesettüre riayet edelim. Bir kısmı kadınların hayızlıyken de namaz kılınacağına, kimisi hayızlıyken Kur'an-ı Kerim okunacağına, kimisi hayızlıyken Beytullah'ı tavaf edeceğine dair değişik değişik fetvalar verenler var.
Bu noktada sıkıntı var. O yüzden özellikle dedim yani örtünmeniz mümkün ise örtünün. Dinde aşırılıktan sakınınız. Sizden öncekiler bu yüzden helak oldu hadisini biraz açıklar mısınız? Dinden aşırılıktan kasıt nedir? Bizim anladığımız aşırılıktan haddi aşmak. Haddi aşan herkes aşırı davranmış olur. Buna ister pozitif noktada olsun ister negatif noktada olsun. Pozitif noktadaki şey şudur. Bize o iyiymiş, güzelmiş, hayırmış gibi gelir. Ama din öyle bir ibadet koymamıştır. Yılın 365 gününü oruçlu geçirmek gibi. Din öyle bir ibadet koymamış. Yılın 365 gününü oruçlu geçireceksiniz dememiş. Dinde olmayan bir ibadeti dindenmiş gibi kabul edip onu yerine getirmek, onu yapmak dinde aşırılık.
Tabi bu aşırılıkları biz zaman zaman bölüm bölüm o yaşadığımız döneme ait, o yaşadığımız dönemdeki hastalıklara ait bunları tespit etmemiz mümkün. Mesela bugün için ne denilebilir? Hayızlıyken camiye girmeye cevaz vermek gibi kadınların. Hayızlıyken kadınlara namaz kılmaya cevaz vermek gibi. Hayızlıyken kadınlara oruç tutmaya cevaz vermek gibi. Bunlar dinde aşırılık. Veyahut da şimdi bugünün hastalıkları, tesettür Allah'ın emri farz, tesettürden böyle işte intina etmek, kaçınmak, onu böyle eğik bükmek, böyle işte kendince bir fetva üretmek, işte kendince böyle bir taraflara kendini kaydırmak. Aşırılık, yani farzlarda farz farz yerine getiremeyebilir bir kimse.
Sünnet sünnet, yerine getiremeyebilir. Ama onu böyle öğrete esnasında veyahut da yaşantı esnasında onu farz olmamak gibi algılamak. Onu sünnet değilmiş gibi algılamak. Allah muhafaza eylesin. Bunlar dinde aşırılık. Bugün zamanımızda mesela bu tip aşırılıklar var mı? Var. Aşırılıklar bir kısmında negatif noktada var. Yani dinde var olanları yok görmeye çalışıyorlar. Eksiltiyorlar. Kimisi de işte aşırılık. Bir şeyi kabullenmiyor. Mesela tesettür ne? Kadının tesettürü yüzü, elleri, ayakları açık olmak şartıyla vücut hattı belli olmadan ve içi görünmeden kadının örtülmesi. Kadının tesettürü bu. Bunu yeterli görmemek. Pozitif noktada diyor ki hayır işte bir gözü açık olacak.
Başka hiçbir tarafı açık olmayacak. Örnek. Bu aşırılık. Veyahut da hiç kapalı açık yeri olmayacak. Elleri de açılmayacak, ayakları da açılmayacak, yüzü de açık olmayacak. Bu aşırılık. Sahabe kadınları, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşleri, kendi zamanlarında yaşarlarken kadınlar konuşmuşlar. Ve erkeklerle de konuşmuşlar.
Aşırılık erkeklerle konuşmasını yasaklamak. Kadın asla hiç konuşmayacak, hiçbir erkekler. Dese ki kıritaraktan, kıvraraktan, işveli, nahoş, böyle erotik bir kadın sesi konuşması caiz değil, eyvallah. Bu aşırılıklar günün konumuna, durumuna göre değişiyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden orta yolu takip edin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri der ki, benim ümmetim orta bir ümmettir der. Muhammedi İslam, Muhammedi İslam. Bunu özellikle altını çizerekten söylüyorum. Muhammedi bir İslam diye. Çünkü son din Muhammedi İslam'dır. Evet İsevilik de, Musevilik de, bu noktada İbrahimilik de İslam'dır ama bizim kabulleneceğimiz, kabul ettiğimiz ve herkesin iman etmesi gerektiği İslam, Muhammedi bir İslam'dır.
Aldatıyorlar şimdi biraz, kandırıyorlar. Yani biz bugün Brahmanizm'e gitsek, Brahmanizm'de dahi biz semavi bir dinin olgusunu bulabiliriz. Yani biz Budizm'i incelemiş olsak, Budizm'de dahi semavi bir olgu bulabiliriz. Yani mesela Oşo'da Mehdi ile alakalı düşünce var. Bu Oşo'nun tamamıyla makul ve malum olduğunu göstermez.
Mesela Budizm'lerde Mehdi ile alakalı bir ibare var. Ama bu Budizm'i bize iyi göstermez. Tamam Buda'da da bak, Mehdi ile alakalı böyle bir işaret var. Tabi o işaret Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine mi yöneliktir? Mehdi'ye mi yöneliktir bilemeyiz. Yani Buda'nın kendi ağzından da kendine ait bir işareti vardır. Dini tamam edemediğine ve ileride gelecek olan bir Buda'nın dini tamam edeceğini söyler. Her Budist de o ileride gelecek olan o Buda'nın dini tamam etmesini bekler mesela. Oşo'yu da onlar mesela bir kısmı Budistlerin Mehdi'si olarak görüyorlarmış. Görebilirler mi? Görebilirler. Ama bu veyahut da o dini tamam edecek olan kimseyi biz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri olarak algılasak geldi Hz. Peygamber.
Ama onlar sonuçta dinlerini değiştirmediler. Ama orada öyle bir işaret var diye biz komple Budizm'i doğru olarak kabullenemeyiz. Bunun gibi yani İslam'ın değişik dinlerde, değişik görüşlerde, değişik felsefelerde, değişik inanışlarda doğru olan değişik kuralları olabilir. Bu onların tamamiyetle İslam olduğunu göstermez. İsevilikte evet İsa aleyhisselamın getirmiş olduğu, onun üzerinden indirilmiş olan din evet İslam. Musevilikte eski ahitte Hz. Musa'nın üzerinden indirilmiş olan din İslam. Biz onlara iman ederiz. Adem aleyhisselamla Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin arasında ne kadar Peygamber, Nebi, Resul geldiyse hepsinde biz onların iman ederiz.
Bu noktada bir sıkıntımız yok, bir problemimiz yok, onların getirdiklerine de iman ederiz. Ama son din Muhammed Mustafa'nın getirdiği, onun üzerinden tecelli ettirilen dindir. Son kitap da Kur'an-ı Kerim'dir. E şimdi o zaman haddi aşmakla alakalı biz Kur'an ve sünnetin dediğine bakarız. Geri kalan şey, haddi aşmış oluruz ki bu sözüm de yanlış anlaşılmasın, mezhepleri inkar ettim, algılanmasın.
Öyle bir mezhepsizliğim yok elhamdülillah. Hanefiyim, kendi içimde, kendi dairemde Hanefi mezhebine göre amel etmekteyim. Allah bizi affetseyin. Kıyamet gününden biraz bahseder misiniz? Azrail'in herkesin canını aldıktan sonra kendi canını alacağı söyleniyor. Doğru mu? Şeytanın Hz. Muhammed'in meclisinde Allah'ın isteğiyle yaptığı sohbet doğru mu? Doğruysa anlatır mısınız? Allah razı olsun sorulara cevap verdiğiniz için. Evet, şeytan Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin huzurunda şeytan sohbet etmiştir. Ama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin aldatma, kandırma noktasında değildir. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şeytanı İslam olmuştur.
Bir noktada İslam olmuştur diyelim de tutulmuştur. Cenab-ı Peygamber ondan muhafaza edilmiştir. Ve şeytan ona asla hiçbir zaman bir vesvese, bir kandırmaca vermemiştir. Bu bir tek Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ve geçmiş peygamberlere has bir şeydir. Allah'ın mürşidi kamilleri de Cenab-ı Hak'ın rahmet ve bereket halakasında oturdukları müddetçe şeytan da onlara musallat olamaz.
Ama bu kapı tamamıyla kapalı diyemeyiz. Eğer bu kapı tamamıyla kapalı diyenler var, Abdülkadir Geylani Hazretlerine kapanmamış demek ki. Müritleriyle beraber oruçluyken giderken şeytan ona görünür ve der ki, senden razı oldun. Şu akan dereden için oruçlarınızı da bozun. Önzübillahimine şeytanun racim, Bismillahirrahmanirrahim. Git melun şeytan der.
Hz. Pir. Hemen kül olur orada. Ama o esnada müritlerin bir kısmı sudan içer. Bir kısmı da suyu eline alır tereddüt eder. Bir kısmı hiç eğilmez. Sorar müritler, efendim, sultanım nereden bildiniz? Üç ilimle bildim der. Şeriat ilmiyle bildim ki, Allah hitap ederse, Allah yerden, yönden münezzehtir. O benim önümde, önümdeydi. Önümden hitap etti.
Tarikat ilmiyle bildim ki, der, o zamandan, mekandan münezzehtir. Özür dilerim, şeriat ilmiyle bildim ki, Allah bir ibadeti bir kimsenin üzerinden kaldırmaz. Farz ibadeti. Tarikat ilmiyle bildim ki, Allah zamandan, mekandan münezzehtir. O bir mekan vardı, bir de yön vardı, diyor. Allah yönden de münezzehtir. Hakikat ilmimle bildim ki, Allah hitap ederse, bütün vücut kulak olur. Oysa ben onu, diyor, normal vücut kulağımla duydum. Eğer bir kısım veliler, bir kısım kendilerini mürşidi kamil görenler, bir kısım kendisini evliyadan görenler, şeytanın kesinlikle ve kesinlikle kendilerine musallat olmayacağını, kendileriyle uğraşmayacağını söylerler.
Buna katılanlardan değilim. Şeytan asıl, mürşidi kamillerle, velilerle uğraşır. Asıl onları aldatmaya çalışır ki, bir kısmını, bunlar mürşidi kamil değildir, bunlar veli de değildir. Daha işte üçüncü, dördüncü, beşinci makamdaki, altıncı makamdaki kimseleri aldatmıştır. O yüzden haddi aşmakta, bunlar da işin içerisine girer.
O yüzden bütün Kur'an ve sünnet dairesinde her şeyin kalması gerekir. Onlar da haddi aşıyorlar. Toparlayalım, toparlıyorum, şeytan o zaman Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bir tek aldatmaya yönelik hareket edememiştir. Ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de onunla konuşmuştur, nasıl Müslümanları aldattığına dair. Azrail'in herkesin canını aldıktan sonra kendi canını alacağı söyleniyor. Doğru mu? Evet. Cenab-ı Hak bütün canı alınması gereken her ne varsa hepsini Azrail aldırır. En son Azrail aleyhisselam'ı sorar. Onu da aldırtırır, sonra kendisi sorar. Bugün mülkün sahibi kim? Allah cevap verir. Kadir, mutlak olan Allah. Ondan sonra her şeyi yeniden yaratır.
Kıyamet gününden biraz bahseder misiniz? Hani birisi gelmiş ya, kıyamet ne zaman kopar demiş, ne hazırladın demiş ona. Kıyamet gününden bahseder misiniz diyen ne hazırladın acaba? İş yerinde aşkımı bağıra bağıra söylemek istiyorum. Şeyhim Mustafa Özbağ demek istiyorum ama böyle şeylere ters bakan bir iş yeri siz de sus demiştiniz. Ama kendimi aşka ihanet ediyorum gibi hissediyorum, ne yapmalıyım? Sus demeye itiraz etmektir ihanet. Bakın, ihanet, üstad bir şey söyledi, söylediği şeyi şerh etmek, söylediği şeye itiraz etmektir ihanet. Asıl ihanet odur.
Hazreti Mevlana dinle demiş ya, dinle. Bir adı şerifte Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor, başkalarının ne yolda fetva verirse versinler, sen fetvayı kalbinden iste. Vicdanının sesini dinle. Kalbine şüphe veren şeyi bırak, şüphe vermeyene bak. Geçmişte de, hocam geçmişte de, bugün de alimler, hocalar her konuda fetva veriyorlar. İşimize gelen fetvayı alıp kullanıyoruz veya bu konuda fetva istiyoruz. Hadise göre fetvanın verilmesi doğru bir şey mi? Bu konuda kafam karıştı, aydınlatırsanız memnun olurum, hakkınızı helal edin. Bu, siz kalbinize danışın diye söylenilen söz, Cenab-ı Hakk'ın kalbini mutmainne noktasına getirdiği kullarıyla alakalıdır.
Eğer kalbine danış fetvasını bütün Müslümanlar kendilerince uygularlarsa, Allah muhafaza eylesin. Din bellidir, Kur'an ve sünnettir. Haramlar bellidir, helallar da bellidir. Haram mı helal mı noktasında bir şüphen varsa onu terk et. Ama Kur'an ve sünnetin emrettiği bir şeyde kalbin şüphe ediyorsa, Allah muhafaza eylesin, münafıklığa doğru yol açarsınız.
Çünkü iman şüpheyi götürmez, şüpheyi kaldırmaz. Bir şey ayetle, hadisle belliyse onun üzerinde şüphe edilmez. O şüphenin sonu gelmez çünkü. Ve ayetle, hadisle açık olan bir şeyde de, ya ben bunu da kalbime danışayım diyorsan, bu ilimden, dinden, imandan, irfandan uzak bir şeydir. Bunu öğrenebileceğin hiç kimse yok ise, zikir ehline sorunuz demiş ayet-i kerimede.
Bir zikir ehlini bulup ona soracaksın. Ama bugünkü insanların kullandığı gibi, sen kalbine bak, kalbine deyip de yürürsek, Allah muhafaza eylesin, kendi yaşadığımız dini kendi kendimize, kendi yaşadığımız hayatı kendi kendimize ifsad etmiş oluruz. Yani, adam içki içiyor, kalbine danış demedi mi peygamberimiz diyor. Nereden haram olduğu belli ki diyor. Benim kalbime göre diyor, benim içtim diyor, haram değil diyor. Nasıl çıkacağız işin içinden? Allah muhafaza eylesin. Din, Kur'an ve sünnet. Cenab-ı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri size iki şey bırakıyor. Sımsıkı yapışın. Kim onlara yapışırsa, kim onlara yapışırsa, fırkay-i naciyedir, kurtuluştadır.
Onlar nedir ya Resulullah? Kur'an ve sünnet. Bunun dışında bir doğru, bunun dışında bir söz, bunun dışında bir anlayış, bunun dışında bir görüş, bunun dışında bir yaşayış, dinin koymuş olduğu kuralların dışındadır. Bunun adına ne denirse densin, bunun adına ne denirse densin, Allah muhafaza eylesin. Bilmiş olunuz ki her cesette bir kalp vardır. Her kalpte bir gönül vardır. Her gönülde bir sır vardır. Her sırda bir gizlilik vardır. Her gizlilikte daha büyük bir gizlilik vardır. İşte ben bu gizlilerin gizlisindeyim buyurur Allah. Hocam burada geçen kalp, gönül, sır, sırda olan gizlilik, gizlilikte olan daha büyük gizlilik nedir?
Ve en sonunda gelen işte ben bu gizlilerin gizlisindeyim. Ne demek? Vay! Ama soru sormuşsunuz ha. Bak çıkamadık işin içinden. Hazreti Allah, bir ism-i şerîfi batındır. Batın ismi şerifiyle Cenab-ı Hak gizlidir. Allah, Allah bir şeydir.
Ve Allah'ın ne olduğu, akıl ve fikirden uzaktır. O yüzden bir kimse, Allah şudur diyemez. O gizlilerin de gizlisidir. Gizlilerin de gizlisi olan Cenab-ı Hak, bu noktadan dolayı tefekkür edilmesi haramdır. Ve Allah o yüzden hiçbir şeye benzemez. Allah hiçbir şeye benzemez. Allah hiçbir şeye benzemez ve hiçbir şeyde Allah değildir. Ama her şeyde Allah sıfatlarıyla tecelli eder. Bu farklı bir şeydir. Ama Allah'ın zat-ı ulihiyeti farklı bir şeydir. Allah bizi iyi eder, doğruyu söyler. Bugünkü dersimiz 17 Kasım'da bir sohbet etmişiz. 17 Kasım'daki sohbetimizde kendisine Nebi, kendisine Resul, kendisine kitap verilen, yok işte kendiliğinden Mehdi'yim diyenlerle alakalı bir söz sarf etmişim.
Bunlar ya kafirdir ya delidir ya da cahildir diye. O sözümün arkasındayım. Bununla alakalı bazı meyiller aldım bu arada. İlk önce cevaplamayı düşünmedim. Ya meseleyi uzatmak istemedim çünkü. Ama sanki meseleyi uzatmak istememem. Bu meseleden sanki böyle torunistan geri döndüğüme veya bu meselenin altyapısının olmadığını veyahut da bu meselede bir hezeyan, bir heyecan olduğunu zannedenler olmuş. Hayır. Ben hezeyan ve heyecanla konuşmuyorum. Asıl hezeyan ve heyecana düşenler başkaları. Cenab-ı Hak'a hamd ettim. Ben pek sohbetlerimi dinlemem geriye dönük. Bugün oturdum dinledim. 17 Kasım'ı. Yani o kısmını dinledim sadece.
O devrin imamı, nebili filan onunla alakalı bir soru sorulmuş. Ben de bunlarla alakalı cevap vermişim. İsim de zikretmişim. İskender Evranasoğlu diye. Evet. O sözlerimin harfiyen orada ne söylediysem noktasının virgülüne altına tekrar imza atıyorum. tekrar imza atıyorum. Ve tekrar söylüyorum. Kim ben nebiyim diyorsa, ben resulüm diyorsa, bana kitap verildi diyorsa, bana bugün için söylüyorum buna, bugün için söylüyorum. yarın Allah bilir. Ben Mehdi'yim, bana mehdilik verildi diyorsa, ya delidir, ya cahildir, ya kafirdir, ya delidir, ya cahildir, ya da kafirdir.
Üçünün dışında değildir. bu sohbetin, Evranasoğlu'nun peşinden giden, peşinden giden insanlara ait. Neyin peşinden gittiklerini bilsinler. Benim 25 yıllık bir dini hayatım var. 25 yıllık dini hayatımın içerisinde, Mursa'dakiler, 21 yıldan beri benimle beraberler, ben isim zikretmeden, dinle alakalı mesajlarımı vermeye çalışırım.
O gün isim vermişim, bunun altını çiziyorum, tekrar isim veriyorum. Evranasoğlu'nun kendine indirilmiş olduğu kitapla alakalı konuşacağım. Kitabın başı, İmzal suresi olarak geçiyor. Başlangıcı, İmzal suresi. İmzal boşalma demek. İmzal bir şeyin indirilmesi demek. İmzal, yani İmzal suresi, sure, sure akla gelince bir tek Kur'an-ı Kerim akla gelir.
Siz İmzal suresi dediğinizde, herkesin aklına ilahi kitap gelir. Kutsal metinler gelir. Sure, ayet derseniz, insanların aklına kutsal metinden başka bir şey gelmez. bir şiir gelmez, bir hikaye gelmez, bir roman gelmez, bir evliyanın sözü olarak gelmez. Evliya sözleri, evliya sözü olarak geçer. Eğer kendisini Muhyiddin-i Arabi hazretleriyle eş tutuyorsa, Muhyiddin-i Arabi füsusunu söylerken, sure olarak geçmemiştir. Evet, füsusu der, bunu beni Allah yazdırdı der. Allah ilham etti bunu der. Tarih boyunca velilere Allah ilham etmiştir. Cenab-ı Hak, bu vahyin en alt kategorisidir.
Ama hiçbir veli, bin dört yüz yıldan beri, hiçbir mürşidi kamil, bin dört yüz yıldan beri, Allah bana vahyetti dememiştir. Vahiy, peygamberlere has bir ölçüdür. Vahiy ancak peygamberleredir. Kim bana vahy edildi diyorsa, Ümmet-i Muhammed'in barına bir hançer saplıyor. Allah Arya vahyetti, vahyetti. Arya ne iş yapacağını vahyetti. Allah Meryem'e vahyetti, vahyetti. İsa'yı vahyetti. Allah Musa'nın annesine vahyetti, vahyetti. Musa'ya nasıl davranmasını vahyetti. Evet, ayeti kerimelerde var. Bize bu ayeti kerimeleri öğretmeye kalkmayın. Allah istediği şeye vahyeder. Vahyeder. Ne iş yapması gerektiğini söyler bu manada. İnzal suresiymiş.
Birinci suresi. Bunu 76'da yazmış. Ben hemen altına bir ayeti kerime söylemişim. Enam suresi 150 versi. İşte bu Kur'an-ı Kerim bizim inzal ettiğimiz mübarek bir kitaptır. Ona uyun. Ona muhalefet etmekten sakınınız ki merhamet olmasınız. İnzal suresi diyerekten aslında kendince bundan sonra söyleyecek olduğu şeyleri bu ayeti kerimeye atfederekten söylüyor.
Yani onun söylediklerine uyacaksınız. Onun söylediklerine uymazsanız merhamete uğramazsınız. Onun söylediklerini yerine getirmezseniz hidayete eremezsiniz. Çünkü Kur'an yetmez size. Çünkü Muhammed Mustafa yetmez size. Onun inzal ettiği surelere bakacaksınız. Ona bir kitap indirilmiş çünkü. Devam ediyor. Bu kitab-ül kerim. İsim bu. Başlangıcı bu. Bu kitab-ül kerim. Utla İttürk İskender El Ekber kulumuza indirdiğimiz bir ihsandır. Bu kitap Lef-i Mahfuz'da Ümmül kitabın içinde mevcut olup Kur'an-ı Kerim'den sonra dünyaya indirmekte olduğumuz ilk kitaptır.
Cenab-ı Hak Hazret-i Peygamber'e sallallahu ve sellem Hazretleri'ne bugün dininizi tamam ettim. Ne tehdit edecekseniz gelin tehdit edin. Mustafa Özbağ meydanla. İçimdekini de söyleyeyim. Hesabını veremeyeceğim hayatımda hiçbir şey yok. Sizi gidin yirmi sekiz Şubatçılar sizi. Zalimlere peşkeş çeken zalimler.
Cenab-ı Hak dinimizi tamam ettim diyor. Tamam ettim. Siz de din olarak İslam'ı seçtim. Kitap bitti. Peygamber bitti. Başka kitap yok. Bunlar hezeyan. Bunlar delilik. Bunlar kafirlik. Allah bir meselede bir hakikati sana ilham eder. Bunu kabul ederim. Ama sen dersen ki Kur'an'dan sonra indirilmiş bir kitaptır bu. Dinimle oynatmam. İmanımla oynatmam. İşte burada Kur'an'dan sonra dünyaya indirmekte olduğumuz ilk kitaptır. Devam ediyor. Cibril-i Emin vasıtasıyla değil.
Onun nezdimizde bulunan aziz ruhu tarafından doğrudan doğruya onun kalbine indirilmektedir. Yani evrenin kalbine iniyormuş bu doğrudan doğruya. Onun ruhu vasıtasıyla imiş. Biz onu mehde olarak vazifeli kıldık. Bu kitap katımızdan emir gelene kadar kendisine itibar edenlerden başkasına sürdür.
Bu kitabın her sahifesi indirilene kadar lev-i mahvuzda açık kalacaktır. Onun gözyaşları nezdimizde kıymetli bir hazinemiş. Hazinedir diyor. Kardeşler, ümmül kitaptan maksat Allah'ın ilmidir. Allah'ın ilminden uzak olan insanlar bilmeyenler bunu ümmül kitabın içinden bir sayfaymış gibi bir kitapmış gibi algılıyorlar. Ve diyor ki bu ümmül kitaptan yani bu lev-i mahvuzdan yani bu lev-i mahvuzda Cenab-ı Hak ebediyen olacak olan şeyleri yazdı.
Bu ebediyen olacak olan şeylerin içerisinden alınmaymış bu. Ve 76 tarihinde ona mehdilik ilan edilmiş. 76, 2012'deyiz. Kaç yıl geçmiş? 36 yıl geçmiş. 36 yıldan beri yapayalnız bir mehdi, isası yok. Oysa adış şerifte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki Mehdi Mekke'de zuhur eder. Zuhur etmesi nasıldır? 7 tane diyor kimse ona sen mehdisin. Sen aradınız mehdisin der. O der ki diyor hayır aradınız ben değilim. Medine'ye hicret eder hemen kaçar. O 7 kişi Medine'ye gider. Ve 7 kişi diyor Medine'de gider onu tekrar bulur. Tekrar ona der ki bizim aradığımız mehdi sensin. O der ki diyor hayır aradığımız mehdi ben değilim.
Tekrar Mekke'ye geçer. Mekke'ye geçtiğinde o 7 kişi tekrar Mekke'ye gider. Ve der ki diyor aradığımız mehdi sensin. Ondan sonra mehdi diyor bunu kabullenir. Bugüne kadar mehdiliğini ilan edenler oturdukları koltukta ilan ediyorlar. Ona birisi gidip de sen mehdisin diye biat etmiyor. 7 taneden kasıt zamanın 7 tane kutbul adabıdır. 7 taneden kasıt 7 tane İslam devletidir. 7 taneden kasıt 7 tane büyük ordudur. 7 taneden kasıt 7 tane büyük kurumdur. Bunu siz nasıl algılarsanız algılayın. Ama sabahleyin erken kalkan mehdiyim diyor. Elinde bir kitaplar çıkıyor ortaya.
Evet herkes mehdi. Kardeş sizin İsa'nız nerede? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetler diyor ki Mehdi ile İsa'nın arası bunun gibidir. Mehdi zuhur eder ardından İsa zuhur eder. İsa aleyhisselam 33 yaşında gökte. Nerede?
Herhalde bunların İsa'sı geldiği diye Almanya'dan sarılana bir Hüseyin mezarcı galiba. Mehdiyete ve mehdiliğe inananlardanız. Mehdi peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gelecek. O noktada bir sıkıntımız yok. Bakın İbni Mesud radıyallahu anh hazretleri buyuruyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah o günü uzatıp benden bir kimseyi o günde gönderecek.
İbni Mesud Resulullah yahut da şöyle buyurmuştu der. Ehli beytimden birisi ki bu zatının ismi benim ismime uyar. Babasının ismi de babamın ismini uyar. Bu zat yeryüzünü eskiden cevir ve zulümle dolu olmasının aksine adaletle ve hakkaniyetle doldurur Ebu Davud, Termizi. Ya bu mehdiler meydanda yeryüzünde kan, zulüm devam ediyor. Bu mehdiler meydanda yeryüzünde açlık, sefalet devam ediyor. Bu mehdiler meydanda, bu mehdiler meydandayken Irak bombalanıyor. Mehdiler meydanda, Suriye'de Müslümanların kanı akıtılıyor. Mehdiler meydanda, Afganistan'da Kur'an-ı Kerim yakılıyor. Mehdiler meydanda, oluk oluk Müslümanların kanı akıtılıyor. Mehdiler meydanda ise bu mehdiler ne iş yapıyor?
Bir sürü mehdi var. 76'da mehdilik verilmiş. 76'dan beri oluk oluk Müslümanların kanı akıtılıyor. Müslümanların arzına geçiliyor. Müslümanların namuslanıp perişan. Nerede bunlar? Karınlarla oynamayı mehdilik mi zannediyor bunlar? Televizyonlara çıkıp rahat bir hayat yaşayıp mehdilik mi zannediyorlar? Enam Suresi ayet 93 Allah'a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken bana da vah yolundu diyenden ve Allah'ın indirdiği gibi ben de indireceğim diyenden daha zalim kendiler?
Allah bir resim çiziyor, dikkat edin. Bir görseydin o zalimler can çekişirlerken melekler de ellerini uzatmış. Can verip bugün Allah'a karşı haksız yere söylediklerinizden ve onun ayetlerine büyüklük taslamanızdan ötürü horluk azabıyla cezalandırılacaksınız derken Allah sonunu resmediyor onların. Sonunu resmediyor. Sonunu. Allah gaybi bilen. Allah kadir-i mutlak. Allah kadere hakim olan. Kendine bir şey vah yolunmadan vah yolundu diyenler. Zalimler, hainler, ahlaksızlar. Kendilerine bir şey vah yolunmadan vah yolundu diyenler. İki rüya görüp kendisine ayeti kerime indi diyenler.
Şeytanın aldatmasına uyanlar. Nasıl kendinize? İnzat suresi dersiniz. İnan söylenilen 3-5 kelimeyi inen Kur'an-ı Kerim gibi görürsünüz. Şeytanın vesvesesi. İsra ayet 88. Ey Muhammed de ki, yemin olsun eğer insanlar ve cinler bu Kur'an'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir.
Hücura suresi ayet 15. Müminler ancak Allah ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolundan mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır. Demek ki müminler ancak Allah ve Resulüne iman edecek. Allah ve Resulüne sabahleyin birisi kalkıp da bana ayeti kerime indirildi diyene değil. Sabahleyin birisi kalkıp bana mehdilik verildi diyene değil. Sabahleyin kalkıp bana birisi şeyhlik verildi diyene değil. Sabahleyin kalkıp birisi bana mürşitlik verildi diyene değil. Allah ve Resulüne imanını da Allah ve Resulüne olsun. İman Allah ve Resulüne iman etmektir. Onun getirdiklerine iman etmektir. Allah'a iman etmek, Kur'an'a iman etmektir.
Ne kadar Allah'a iman ettim derseniz deyin, Kur'an'ı kabul etmezseniz imanınız iman değildir. Ne kadar iman ettik derseniz deyin, Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu ve sellem adetlerinin peygamberliğine iman edeceksiniz. O peygamberden sonra başka peygamber gelmediğine iman edeceksiniz. Ashab Suresi ayet 40 Muhammed içinizdeki adamlardan hiçbirinin babası değildir.
Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi çok iyi bilir. Allah Ashab Suresi ayet-i kerime 40 bağlamış başına. Muhammed-i Mustafa Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu ayet-i kerime için şöyle buyuruyor.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurmuştur. Şübbesiz ki Resullük ve Nebilik artık sona ermiştir. Kardeşler dikkat edin altını çizin. Uydurmadan kaydırmaca değil. Yok Nebi Resul gelecekmiş de yok Resul Nebi gelecekmiş de yok kimisine kitap verilenler değilmiş de kitap verilmeyenlere şudur neymiş de. Hayır bitti. Şübbesiz ki Resullük ve Nebilik artık sona ermiştir. Benden sonra ne Resul ne de Nebi gelecek. Sadat ya Resulullah. Eğer o Muhammed-i Mustafa'nın sözleri olmasaydı o asap o sözleri bize nakletmemiş olsaydı bu kefereler, bu kafirler, bu şerefsizler, bu hayşietsizler bu donlarını bağlayamayan zavallılar dinin altını üstünü getirecekti.
Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Nebilik ve Resullük bitmiştir. Resulullah'ın bu hadisi insanların ağırına gitmiştir. Artık insanları ikaz edecek birinin gelmeyeceğini duyunca endişelenmişlerdir. Bunun üzerine Resulullah fakat müjdeleyenler bulunacaktır der. İnsanlar ey Allah'ın Resulü müjdeleyenler nedir diye sormuşlar. Resulullah da Müslüman'ın rüyasıdır. Zira o peygamberliğin parçalarından bir parçadır buyurmuştur. Salih ve sahih rüyalar. Peygamberliğin 46 cüzünden bir cüz. İbn-i Mesut Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki dünyanın tek, evet bu Mehdi ile alakalıydı. Yani Nebilik ve Peygamberlik bitmiş.
Son bulmuş. Devam ediyoruz. İkinci suresiymiş. Anlaşmazlık suresi. Sure olarak geçiyor kitapta. Gülmeyin. Bu ciddi bir şey gerçekten. İnsanlar bunlara inanıp dinlerinden, imanlarından oluyor. Anlaşmazlık suresi. Bismillahirrahmanirrahim. Rahim ve Rahman olan Allah'ın huzurunda kendisine kitap, taht, sancak, nur ve kılıç ihsan edilmiş olan Mehdi Hazretlerine ittiba ediyorum. Nezdimizdeki düzen, nezdinizdeki düzendir. Yani onun düzeni neyse Allah'ın düzeni de öyleymiş. Yani düşünebiliyor musunuz ya?
Devam ediyor. Sana kitap vermedik mi? Öyleyse makamına göre hareket üzere ol. Bunda nefsinle ilgili bir şey yoktur. Sana kader çizgisini ve bu çizginin sonsuz sayıdaki günlük hücrelerini göstermedik mi? Seni bakmaya yetkili kıldığımız halde istemedin. Gene bakabilirsin. Seni kader ve kazayı öğreterek teçhiz ettik. Habibim doğru yoldasın. Kader nedir biliyor musunuz arkadaşlar? Sizler kaderi algılarken kendinizle alakalı şeyleri düşünürsünüz. Öyle değil mi?
Kader nedir biliyor musunuz? Kün lafzıyla var olmuş olan bütün varlıkların hukuku ve kanunudur. Tekrar altını çiziyorum. Kün lafzıyla, kün lafzıyla bütün varoluşun hukuku ve kanunudur. Yani Cenab-ı Hak kün lafzından itibaren ve kün lafzının sonu yok da, kün lafzının sonu yok.
Tekrar söylüyorum, kün lafzının sonu yok. Bütün sonsuz sayıdaki varlıkların bütün kanununu ve hukukunu Allah evronosa bildirmiş. Bir kimse kendini dahi tam anlamıyla çözemez. Yani saçınızda bir tek kılın ayrı kanunu var.
Kafanızda kaç tane saç var? Milyon adet. Milyon adet kanun var. Milyon adet onun kaderi var. Vücudunuzda her zerrenin kanunu var. Kainattaki gördüğünüz her zerrenin bir kanunu var. Bunların hepsi de kader. kader bir şeyin hesap kitap üzerine yaratılması. Ve bu kader olgusu komple nef-i mavuzda yazılı. Biz kaza olduğunda görüyoruz onun ne olduğunu. Kaza ayrı. İnsan burada yaratılmış bu kaza şimdi kader değil. Ama bu yaratılmazdan önce kader. Yaratıldı, kaza oldu.
Ben kazayı demiyorum size. Kaderi anlatıyorum, kaderi. Kazayı biliyorsunuz zaten. O yaratılmış, o var. O varlık aleminde devam ediyor. Ama ertesi günü yine kader onun. Ama düşünebiliyor musunuz? Allah sonsuz, ebedi. Ve Cenab-ı Hak insanı yaratmış. Ve o insan da ebedi. Ve o insana ebedi bir hayat bekliyor. Ama cennet tam cehennemde. O insan ebedi yaşayacak. Ve ebedi yaşayacak olan o insanın kaderini biliyor arkadaş. Kendisi söylemiş. Bu sana kader çizgisini, kader çizgisini.
Kader çizgini değil. Kader çizgini dese kendi şahsıyla alakalı. Kendisinin kaderini bilecek o kimse. Kader çizgisini. Umum. Kader çizgini dese, senin kaderini biliyorum, sana da bildirdim dese, Adnan'ın kaderini bilecek Adnan kendi kaderini. Öyle değil. Kader çizgisini komple. Ve kader çizgisinin sonsuz sayıdaki günlük hücrelerini. Demek ki biz göremiyoruz. O kimsede var demek ki bu. Biz göremiyoruz. Biz göremiyoruz demek ki. Allah iman verer.
Cümlesine. Rahat suresi ayet 39. Allah'a hükümlerden dilediğini, hükmü silah dilediğini bırakır. Esas kitap onun katındadır. Demek ki kitap Allah'ın katındaymış. Kamer suresi ayet 49. Şüphesiz ki biz her şeyi bir kaderle yaratmışızdır. Her şeyi. Allah her şeyi bir kaderle yaratmış. Yani bir kanunla, bir hukukla, bir hükümle yaratmış. Ve bu adam hepsini biliyor. Allah ona göstermiş. Ali İmran ayet 179. Allah sizi gayba vakıf kılacak da değildir. Fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip gaybı bildirir.
O halde Allah'a ve peygamberine iman edin. Enam suresi ayet 50. Ey Muhammed de ki ben size Allah'ın hazineleri benim elimdedir. Onlar da dilediğim gibi tasarruf ederim demiyorum. Gaybı bildiğimi de söylemiyorum. Çünkü gaybı bilmek ancak Allah'a aittir. Ben gaybden ancak Allah'ın bana bildirdiğini bilirim.
Nebül suresi ayet 65. Ey Muhammed de ki göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilemez. Onlar ne zaman dirileceklerini de bilmezler. Hakkınızı helal edin sıkılıyorsunuz belki de ama Mustafa Özbağ öyle tehditleri mehditleri boyun eğecek bir insan değil. Öyle iki tane, üç tane, beş tane, on tane mail ile öyle cevap vermedik diye korktuğumuzu, tırstığımızı zannediyorsanız yanılıyorsunuz.
Bu sizlere değil tabi. Bu bizi tanımayan ahmak gruplarına. Gürüp bunlar. Ahmak gruhu. Bunlar embesir gerizekalı. Bizi öyle bir şeyle korkutacağınızı zannediyorlar. Yanılıyorlar. Yanılıyorlar. Aha, ayetle, hadisle cevap veriyorum. Bakın, bir süre daha, sürür suresiymiş bu daha.
Devam oldu ya, bunları böyle parçalı bulutlu almadım, sıradan aldım. Kendi vakıflarını, mihir vakfının internet adresinden aldım bunları. Resmi. Eğer bu söylenilerde yanlışlık varsa bana şey yapsınlar, mehir çeksinler tekrar. O ayetler öyle değildi diye. Onlara göre ayet de onlar, sure ya. Sürür suresi. Bismillahirrahmanirrahim. Ya İskender el-Ekber kulumuz. Sana hitap ettiğimizde kalbinin sürürle dolduğunu görüyoruz. Seni alemlere, yerlere ve göklere hakim tayin ettik. Hayrettesiniz değil mi? Ya İskender el-Ekber kulumuz.
Sana hitap ettiğimizde kalbinin sürürle dolduğunu görüyoruz. Seni alemlere, yerlere ve göklere hakim tayin eyledik. Bunun için ilmin tamamıyla seni teçhiz eyledik. Sen mürşidi kamilsin. Bunu tevşir ederiz. Alemleri irşatla mütellefsin. Bu irşat bütün taifeleridir. Sana kitap verdik. Bu bize gelmemiş bu kitap demek ki. Hiçbir şey yorum yapmıyorum. Kevş suresi ayet 44. Müslümanlar için bu. İnananlar için. Kur'an ve sünnete iman edenler için bu. Kur'an ve sünnete iman etmeyenler için değil bu ayeti kerimeler.
Bu benim şimdi okuyacak olduğum şey Kur'an'dan ayeti kerime. İskender'in suresinden değil yani. Kev suresi ayet 44. Hakimiyet varlığında şüphe olmayan Allah'ındır. Demek ki bu alemlerde şimdi iki tane var hakim olan. Kim? Birisi Allah, birisi de İskender. Ya çok kar yağdı. Biraz şunları eritse ya. Değil mi? Madem ki yerin, göğün, alemlerin hakimiyeti ona ait. Bir yıldızı al, öbür tarafa yıldızı çarpıver ya değil mi?
Bunlara cevap vermekten de valla kendi kendime bugün dedim başlarım ağrılar güldü, şekerim yükseldi yiyecek. Dedim ya milletin bir gecesini şimdi harap edeceğim bununla dedim. Ama toptan mail çektim hepsine bu akşam seyredin dedim sohbeti. Size cevabı vereceğim dedim. Bir sürü mail. Onlar organize olmuşlar herhalde. Organize olaraktan böyle kendince ben de cevap vermedim bir müddet. İşim de çok ya. Tabiri caizse dedim ki bunlarla da uğraşmayayım şimdi. Yok yani. Uğraşacağız demek ki. Demek ki o kimse ne olmuş? Alemlere, yerlere ve göklere hakim tayin eyledik.
Ya bunu gideceğim bir ateiste söyleyeceğim. Ateist bile güler der ki. Bir insan alemleri, yerleri, gökleri idare edecek. Asla sen kendi kaşının, kaşının, kaşının kılını büyütemezsin ya. Allah senin kaşına bir büyüme hızı vermiş. Büyüt hadi. Ateist söylemez bunu. Ateist der ki bu tabiatın kanunu var. Bu tabiatın kanunu ne göre hareket ediyor bu der. Demez bu insanlar bunun hakimi diye. Veya desen ki bir adama. Bir insan düşün. Bu insan bütün alemlere, yerlere, göklere hakim tayin edilecek. O bakar güler ya. Veya birisi dese ki ben alemlerin, yerin, göğün hakimiyim.
Hakim tayin edildim. Onu akıl hastanesine götürdüler ki götürmüşler zaten. Bir kimse nasıl inanır buna? Ben buna bir anlam veremiyorum. Bir deli bir taş atıyor. Arkasından kırk tane akıllı koşturacağım diye uğraşıyor. O taşı çıkaracağım diye. Atmış bir taş. Ben de onu çıkaracağım diye uğraşıyorum şimdi işte. Alemlerin hakimiymiş. Müminin suresi ayet 88. Her şey için hakimiyet ve mülkiyetini elinde tutan, dilediğini koruyan, fakat kendisinden hiçbir şey korunmayan kimdir? Biliyorsanız söyleyiniz de. Allah'tır diyeceklerdir. O halde nasıl aldanıyorsunuz de. Ayet 90 Müminin suresi.
Doğrusu biz onlara hakkı getirdik. Fakat onlar yalancıdırlar. Cenab-ı Hak Kur'an hakkı getirmiş. Ama bazı yalancılar çıkacak. Bu yalancılar diyecekler ki, Alemlerin yerin göğün hakimi benim. Bu bana verildi. Cenab-ı Hak cevap veriyor. 1400 yıl öncesinden çıkacak olan ahmaklara, 1400 yıl öncesinden çıkacak olan salaklara, 1400 yıl öncesinden çıkacak olan dertçallara, 1400 yıl öncesinden çıkacak olan hainlere, kafirlere, müşriklere.
Cenab-ı Hak cevap veriyor. Her şey için hakimiyet ve mülkiyetini elinde tutan, dilediğini koruyan, fakat kendisinden hiçbir şey korunmayan kimdir? Biliyorsanız söyleyiniz de. Allah'tır diyecekler. O halde nasıl aldanıyorsunuz de. Doğrusu biz onlara hakkı getirdik. Fakat onlar yalancıdırlar. Yalancı. Furkan ayet 1 Alemlere uyarıcı olsun diye kulu Muhammed'e hakkı batıldan ayıran, Kur'an'ı indiren Allah, yüceler yücesidir. Ayet-i kerime 2 O Allah ki göklerin ve yerin mülkü ancak O'nundur. O hiçbir çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı yoktur.
O her şeyi yaratıp belli bir nizama koymuş, geçmişini geleceğini takdir etmiştir. Sen kimsin, yerin, göğün ve alemlerin hakim olacaksın? Hz. Mevlana'nın çok güzel bir benzetmesi var ya, sinek der, bir saman çöpünün üstünde, saman çöpü sidiğin üstünde yüzmekte. Sinek diyor, der ki, aha benim altımdaki Burak, alemleri seyran ediyorum der diyor.
Der diye aya daldım, alemleri seyran ediyorum der diyor. Allah muhafaza eylesin inşallah. Cenab-ı Hak bu ayeti kerimede, Kur'an-ı Kerim'in Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine indirilme gayesini bildiriyor. Ve her şeyin kendisine ait olduğunu, hiçbir ortağı bulunmadığını ve her şeyi yaratıp bu düzene koyduğunu beyan ediyor. Ta ki Allah-u Teala'nın bu sıfatlarını bilenler gönderdiği Kur'an'dan öğüt alsınlar, her şeyin hükümranı olan Allah'a boyun eğip kulluk etsinler, ona karşı günah işlemesinler. Hala daha mail gönderirseniz, bundan sonrasını cevaplamayacağım. Açıkça söyleyeyim, bunlar iman edecek olana, iman edecek olana, iman etmiş olana bu cevaplar yeter.
Bunun arkası, bunun ardı boş muhabbetten başka bir şey olmaz. Varsa başka bir derdiniz, varsa başka bir probleminiz, varsa başka bir sorununuz, elinizden gelen bize karşı yapabileceğiniz bir şey varsa, elinizden gelenini ardınıza koymayın. Bu fütursuzca davranışımı bilenler bilir. Allah'tan başka kimseden korkumuz ve çekintimiz yok. Allah'tan başka hesap vereceğimiz hiç kimse de yok. Allah'tan başka boyun eğeceğimiz hiçbir güç, kuvvet, hiçbir kurum, kurul da yok. Toplayın BÇG'nizi, ÇÇG'nizi, neyinizi toplayacaksanız. Biz buradayız her perşembe. Her perşembe buradayız biz. Her cumartesi de yukarıda tekkedeyiz. Cumaları İstanbul'dayız. Sabırları İzmir'deyiz, İzmit'teyiz, Samsun'dayız, Ankara'dayız, Yunak'tayız, Akşehir'deyiz.
Nerede, ne istiyorsanız. Her gece bir yerde sohbetteyiz biz. Takip edin bizi. Hiç umurumuzda değil. Açıkça söylüyorum. Kim ne soracaksa, kim ne söyleyecekse, kim ne diyecekse, kimin ne derdi varsa buradayız. 21 yıldır Bursa'dayız. 21 yıldır her perşembe bir yerde sohbet ediyoruz. Bursa'nın içinde zikrılar yapıyoruz. 21 yıldır her perşembe her cumartesi. Her perşembe her cumartesi. Öyle kendi kendinize abaltından sopa göstermek. Öyle kendi kendinize yok dükkanını adam göndermek. Öyle kendi kendinize böyle elini ağzını kapatıp da yok işte bir şeyler fısıldamak.
Geç, geç, geç. Buradayız. Tekrar söylüyorum. Kim Muhammed-i Mustafa'dan sonra, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden sonra, kendisini Nebi, kendisini Resul, kendisini Peygamber görüyorsa ve görenler var ise, hepsi de kafirdir. Kim görüyorsa, kim adına Nebi, kim adına Resul, kim adına Peygamber dedirttiriyorsa, kafirdir, kafirdir, kafirdir.
Kim kendisini Kur'an'dan sonra, kitap indirildi bana der ise, kim Kur'an gibi kendilerine sure ve ayet indirildiğini söylerse, kafirdir, kafirdir, kafirdir. Kim kendisine ben Mehdi'yim diyorsa, bugün için söylüyorum, ya hastadır, psikolojik rahatsızlıktır, delidir, ya cahildir, ya da gerçekten kafirdir. Üçünden bir. Tekrar söyleyeyim. Hiç hiç, altını çiziyorum. Bu gece için söylüyorum. Şu ana kadar olanı söylüyorum. Yarın Allah bilir, yarın Cenab-ı Hak Mehdi'yi birisine vazifelendirir. Eyvallah. Eyvallah. Kim kendisini Hz. Muhammed'in Mustafa'nın hadis-i şeriflerinde belirttiği Mehdi'yi kendisi görüyorsa, Fatıma Atun Zehra annemizin Hasan'ın üzerinden soyundan gelecek olan Mehdi olarak kendini nitelendiriyorsa, o ya delidir, ya cahildir, ya da kafirdir.
Öyle çıkıp, kendi kendisine kimse Mehdi'yim demesin. Kendi kendisine, yok Mehdi çıkmış da, yok bir Amerika ile İstanbul arasında gidip geliyormuş. Mehdi çıkmış da İstanbul'daymış. Bunların İsa'ları eksik. İsimlerini değiştiriyorlar mahkeme kararlarından. Ya hadi, sen kendi ismini değiştirdin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin isminden olacak ya, ananın ismini ne yapacaksın? Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri nasıl başını bağlamış ya? Yoksa ortalıkta Mehdi'den geçilmeyecekmiş. Annesinin adı, annesinin adından olacak. Babasının adı, babasının adından olacak.
Kendi adı da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin isimlerinden birisi olacak. Hz. Fatıma validemizin üzerinden Hz. Hasan'ın soyundan olacak. Ahmatlar, cahiller, bu hadis-i şerifi bilmiyorlar. Hz. Hüseyin Efendimiz'in soyundan geleceğini söylüyorlar. Kendilerine Hz. Hüseyin'in soyundan geldiğini biliyorlar, zannediyorlar. Çünkü Şia'yı da koltuklarının altına alacaklar. Şia'da da böyle bir yanlış bilme var ya, Hz. Hüseyin Efendimiz'in soyundan olacaklar ediyorlar. Oysa Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin direkt hadis-i şerifi var Hz. Hasan Efendimiz'in üzerinden. Ama kim okuyacak o hadisleri? Veya Allah onlara göstermeyecek ya, saklatacak ya, Allah onların burnlarını sürttürecek ya, Allah onların burnlarını sürttürecek.
diyor hatta hadis-i şerifte. O diyor sima olarak, şekil olarak, Hz. Hasan'a benzemeyecek ama ahlak olarak diyor. Ahlak olarak, siret olarak, iç olarak Hz. Hasan Efendimiz'e benzeyecek diyor. Onlar Hz. Hasan Efendimiz'in siretini nereden bilecekler? Allah bizi affeder inşallah. O yüzden, o 17 Kasım sohbeti güzelmiş, bir daha dinleyin orayı. Bir daha dinleyin. Bu böyle kağıttan okuduk ya, tatlı olmadı bunlar. Değil mi? Orayı bir daha dinleyin. 17 Kasım sohbeti, gerçekten iyi cevapmış. Tokat gibi Allah vurmuş. Tokat gibi vurmuş.
Demiş şu ahmaklara, şu salaklara bir tokat atayım demiş. Atmış Cenab-ı Hak bir tokat. Allah bir tokat atmış. O sillenin altından kalkamamışlar, boynuna cıvır cıvır cıvır cıvır inliyorlar. İnleyeceğinize tövbe edin. Allah'a ve Resulüne iman edin. Ve Kur'an-ı Kerim'e itaat edin. Ve kitap olarak kendinize Kur'an'ı kitap olarak görün. Allah bizi onlardan eylesin. Lütçe ihlas bir fatiha şerife. Fahri kainat, sebeb-ül mevcudat, sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri mübarek ruh şeriflerine Adem aleyhisselam'ın her ikisinin arasında gelmiş geçmiş bütün Peygamber Zişan efendilerimizin mübarek ruh şeriflerine Cihar-i Yari Gözü'ne Ebu Vakır Sıddık Ömer-i Faruk Osman Zunuriyen Aleyyel Muhtazal Adallah Han efendilerimizin evladı Resulullah Zevcahat-ı Resulullah, Hassab-ı Resulullah, Şüheday Resulullah
Ehli Beytin 72 Şühedanın Şehidi Kerbela'nın İmamız İmam-ı Azam-ı Bıhanıfe, İmam-ı Şafi, İmam Malik, İmam-ı Hanbeli, İmam-ı Eşar, İmam-ı Aturd, İmam-ı Muhammed, İmam-ı Yusuf Tüm İmam ve İmam-ı Nazaretlerinin ruhlarına Pirimiz Pir, Seyyid Abdülkadir-i Geylani, Pirimiz Seyyid Ahmet-el Rufay, Seyyid Ahmet-el Bedevi İbrahim Duziki Şeyh-i Ablesanalı Şazeli Şah-ı Nakşibendi Muhammed-i Bahaddin Şah-ı Mevlana Celaletinin Rumi Hacı Bektaş-ı Veli Hacı Bayramı Veli Veysel Karani Mahmud-i Dayı Halvet-i Celvet-i Uşak-ı Sümbülü Sühre Verdi Küfre Verdi
Şeyh Muhiddin Arabi Bütün Piri Piran Hazretlerinin Mübarek Ruh Şerflerine Geçmiş Bütün Velilerin, Mürşid-i Kamillerin, Evliyaların, Ariflerin, Aşıkların, Zahidlerin, Mümin ve Müminatın Ruhlarına Yaşayan Mürşid-i Kamillerin, Velilerin, Aşıkların, Sadıkların, Müminlerin Ruhaniyet-i Kutsiyelerine Bütün Dervişe Dervişe Kardeşlerimizin Ruhaniyet-i Kutsiyelerine, Ced ve Ceddeden Ruhlarına La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah diye Mümin ve Müminatın Ruhaniyet-i Kutsiyelerine Ced ve Ceddeden Ruhlarına Hediyeledik Vası ve Sadar Eyle Ya Rabi
Estağfurullah Estağfurullah Estağfurullah El Azim El Kerim El Lezi La İlahe İllahu El Hayyül Kayyumu ve Tübü İle Gönzü Billahi Mineşşeytanurracim Bismillahirrahmanirrahim İftali Zikr Fâleminna Hû Layla Elhamdülillahi Rabbil Alemin
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.