Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 29 Şubat 2012 · 42:45
Onlar geceniz ayresin, inşâAllah. Cenab-ı Hak gündüzünüze hayır edersin, ayınızı, yılınızı, yılınızı, yılınızı, hayır edersin. Cenab-ı Hak dünyanın fitnesinden muhafaza edersin, şeytanın fitnesinden muhafaza edersin, nefis, hevâ ve azlılığın fitnesinden muhafaza edersin, azdıracak zenginlikten muhafaza edersin, misafdıracak fakirlikten muhafaza edersin, kabrin ve deccab-ı fitnesinden muhafaza edersin, kol kapsında muhafaza edersin, her türlü şerlerden muhafaza edersin.
İslam var mıdır? Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kafirlerle dostluk kurmuşuzdur, dostça bir yarış yapmışızdır. İslam kurlar mı sünneti? Zumanların iştahıdır. İslam'ın hususu, hususu olmaz. İslam, İslamdır.
Kur'an-ı sünnet neyse, İslam olur. Bunun dışındaki, Kur'an-ı sünnetin dışındaki her şey sapıklıktır, deccahliyettir. Yani ılımlı İslam derken, ılımlı İslam'dan neyi katlettiklerini bilmediğini anlamadığından, bu ılımlı İslam lafzının üzerinden bir şey söyleme, geri duymadık. İslam kendi içerisinde müminler birbirlerine karşı dost, kardeştir, yumuşattır, müşrik, kafirlere karşı şeriddir. Ayetlerde de sabitir. Kafirlere karşı şerid olmamız emredir. Hangi kafirler? Bizimle mücadele eder. İmanımızla, ahlâsımızla, örgümüzle, Kur'an-ı sünnetin emirleriyle, bunlarla, yani bir, imin emirleri noktasında, iki, dindarlar noktasında.
Her iki noktada da mücadele eden kafirlerle biz de mücadele edeceğiz. Onlara karşı bir şeydir kavramız. Bu emriyet. Ama bizimle dostluk kurmak isterlerse, bizimle barış yapmak isterlerse, aleyhelerine yol alamayız. Onlar bu noktada bizimle mücadele etmedikleri mücadele edecek, dinimizle mücadele etmedikleri mücadele edecek, biz onlara şehit davranmayız. Ama karşımızdaki kafirler, dinimizle ve dindarlarla mücadele ediyorsa, bizim onlarla da mücadele etmemiz fazladır. Savaşlarla savaşılır. Silah çekenler, sen de silah çekersin. Hafirse, sana bir gurur vurursa sen de vurursun. Bu noktada ılımlığın, kalkasının ne olduğunu bilmediğinde, öğrenmek de istemedim de, öğrenmek de istemiyorum.
Bu İslamların ne kastetiklerini bilmiyorum, öğrenmek de istemiyorum. O yüzden onun üzerinde de fikir yürütmenin bir anlamı yok. Kıymetli kardeşlerim, sünnetle Resulullah'ı öğrenelim. Bunun için yol, okumak, adış içerisinde okumak. Yoksa herkes gerçek, cahil insanları okumayan insanları, dinini dinleyen insanları, Kur'an-ı Kerim'in öğütünü tutmayan insanları ve etrafındaki kafirleri ve dünyayı yorumlayamayan insanları bir şekilde yönlendirmeye ve yönetmeye çalışacaklar.
Kafirler bundan sonra, tarih boyunca Müslümanları kılıçtan geçirip, yok etmek istememişler. Hiçbir decadet sistemi, hiçbir topluluğu kılıçtan geçirip, yok etmek istemez. Yönetmek ve yönetmek ister. Savaş açmasının sebebi, onu yönlendirmek ve yönetmektir. Onu bu noktada ütümektir. Üter. Senin doğal zevigniklerini üter. Senin maddi kaynaklarını üter. Senin insan ilginini üter. Senin bütün her şeyi ütümeye çalışır. Ütümeye çalışır. Siz zannedersiniz ki kafirler, işlekler çekler, bizi katledecekler, öldürecekler. Evet 5-10 bin kişiyi öldürdüler ama geri kalanını öldürmezler. Neden? Onları tüketim toplumu haline getirip sömürecekler çünkü.
Başın şekli ve şemali değişmiştir. Dünya bankasıyla üter. Sizi uluslararası ekonomik oyunlarla, üçkağıtlarla üter seni. Senin uluslararası askeri planlarla üter. Seni uluslararası kültür planlarıyla üter. Seni sömürür. Sömürür seni. Gelir senin üzerinde öyle oyuna oyuna dünya bankasında sen gider borç para alırsın, sömürür seni. Sen gidersin IMF'den borç para alırsın, sömürür seni. Uluslararası karat oyunları ile sömürür seni. Yani buradaki amaç 70 milyon duman tüz milletini kırmak yok etmek değil. Burada amaç bir buçuk milyar Müslüman topluluğunu toplarla, tüfeklerle, bombalarla kırıp yok etmek değil ya.
Toplarla, tüfeklerle, bombalarla onların boyunlarını eğdirme. Onları zayıf bırakıp sömürülmeye müsait hale gidelim. Amaç bu. Yani yorumlayamayan bir kimse oturur şimdi kendi kendine. Kabiler gelecek burayı toplan, tüfekler işte burayı zapt et şeklinde bekler. Neye alakası var? Senin bankalarını alıp, senin enerji yollarını alıp, senin haberleşme yollarını alıp, senin bankalarına yavaş yavaş el koyar alıp, sen çalışırsın, çalışırsın, çalışırsın, borcun bitmez.
Ödersin, ödersin, ödersin, borcun bitmez. Ondan sonra gelir, der ki vergi dairesine sen şurada ben esnafından vergi alacaksın der. Esnaflar vergi öder, öder, öder, … bitmez. Bitiyor mu esnaflar, vergileriniz bitiyor mu? Her gün bir vergi var. Öyle değil mi? İcra'y kadar bu memlekete, bu vatana, bu insanlara alınsa memleket bir bu kadar daha olur. Yok, hain. Ya İMV ve Dünya Bankası'nda ve bu yuslar arası para, para boyunu ödersin. O yüzden adam şimdi size kaçsa ki, ben gavurun, sizin iştah olmanızı da istemiyoruz desen, siz onunla mücadele edersiniz sert bir şekilde. İslâm isimleri koyaraktan sizin önünüzde sizin kafanızı karıştırıyor.
Toplumun kafasını karıştırıyorlar. Bütün İslam dünyasının kafasını karıştırıyorlar. Bizim içimizden hadis-i şerke var. Ayrı zamanda, öyle insanlar, öyle alimler çıkarsın, sizin dilinizden konuşurlar. Sizin gibi namaz kılarlar, sizin gibi uğurlu tutarlar, sizin gibi ibadet ederler. Ama sizi deccadiyete doğru yönlendirirler. Şeytaniyete yönlendirirler, İslam dışına yönlendirirler, Kur'an ve Sünnet'in dışına yönlendirirler. O sendenmiş gibi görünür. O seninle berabermiş gibi görünür. Bu ister şeyh olsun, ister alim olsun, ister lider olsun, siyasi lider olsun, isterse cemaat lider olsun. Bu ne olursa olsun, eğer ki seni Kur'an ve Sünnet'in dışına doğru götürüyorsa, eğer ki seni Kur'an ve Sünnet noktasından dışına doğru atıyorsa, tatlı bir şekilde ve Kur'an ve Sünnet'in olmazsa olmazlarından sana taviz verdiriyorsa ve o taviz'i senin üzerinden verdiriyorsa,
herhangi bir sebepten, herhangi bir şekilden dolayı, o tavize doğru seni yönlendiriyorsa, o deccanın sesi, Allah muhafaza eylesin. O yüzden muhakkak, tarih boyunca hep çıkmış değişik İslam isimleri çıkarmışlar. İslam, İslam'dır. İslam'ın radikali olmaz, İslam'ın dururlusu olmaz, İslam'ın ortası olmaz, normal olmaz. Yahudi keferenin birisi, kadının başörtüsünü söktü aktığı yere. Mümin bir erkek, Yahudi'ye bir tokat vurdu. Yahudiler de o mümini şehit ettiler. Hazretleri vakti girer, ikindi namazının farzını kılmak için cemaat toplantı, Resulullah sallallahu ve selam hazretleri namazı kılmadı. Yürüyüp, bu kardeşinizin intikamını alacaksınız.
Bu etfası buradan sahabenin bir, bu intikamını aldırdı. Şimdi Peygamber sallallahu ve selam hazretleri bu davranışını biz radikal olarak iltenecez. İslamcılar bunu kabul edecekler, durumunuz İslamcılar bunu kabul etmeyecekler. Böyle bir şey mi olacak şimdi?
İslam'ın radikali, ortası, durumlusu, yumuşa, sert olma. İslam, İslam'dır. Kur'an belidir, sünnet-i Resulullah belidir. Bunun içindeki ayetlerin, Kur'an'ın içindeki mükümlerin aşılması gerektiği, nasıl yorumlanması gerektiği, nasıl yorumlanması gerektiği ve nasıl onun hayata geçirilmesi gerektiğini Mustafa bize öğretmiş. O yüzden sadece Kur'an deyip de Muhammed-i Mustafa'nın bütün hadislerini ve sünnetlerini terk eden, yok kabul edenleri asla da asla İslam olarak görmüyoruz. Bilhassa hukumsal meselelerini, hükümsel meselelerini kendi kafalarından yeniden yorumlamaya gayret edenleri İslam olarak da görmüyoruz.
Kim Kur'an ve sünneti bir bütün alimde, ikisini beraber kim kabul ediyorsa, kim Kur'an ve sünneti kendisine rehber ettiyse bizim için İslam o. Aynı mıdır? Değildir. İçindeymiş gibi birbirine yakınmış gibi görüse de tarikat ve tasavvuf aynı değildir. Bir kısmının kendilerine özel mekan, kendilerine özel ritüeller oluşturarak da, özel kıyafetler oluşturarak da, bir sistemedir.
Yani, okumlaşmasıdır bir şekilde. Resmileşmiştir. Tarikat tasavvufun resmi tarafıdır. Resmi tarafıdır. Resmi tarafıdır. Resmi tarafı değildir. Tarikat kalmamış tarafıdır. Aslında bir şekilde bakımca kurulursa, dünya üzerinde tarikat kalmamıştır. İnsanlar bununla isimlerinden, adlandırıldığından veyahut da tarikatın üzerinden, insanlar hizmet ettiğinden, bunda tarikat üzerinden, insanlara istismar ettiklerinden lafın da olarak, isim olarak tarikat devam edip gelmiş. Rufa-i tarikat. Bir kimse pembe giyinir. Gömleğin pembedir, haydaresi pembedir, sarılır pembedir, takyası pembedir.
Bunlar içeri falan Rufa'ya atmıyorlar. İnsanlar tek kese toplanırlar, sabah namazında Rufa'ya atmıyorlar. Rufa'ya atmıyorlar ve şu anda Rufa'ya atmıyorlar. Rufa'ya atmıyorlar ve şu anda Rufa'ya atmıyorlar. Burada arkadaşlarımız çok az. Bir mekanda toplanıp Rufa'ya atmıyorlar.
Değil, giysileriniz olacak. Ve tarikatın kimse, malın mülkünü kendinde tutmaz. Tarikatın adamıdır. O kimse tarikata girecek zaman, malın da mülkünü de getirir, dergah teslim eder. Der ki benim malın, mülküm, canım her şeyin buraya feda olsun. Bir mekanları vardır, çileye katar, onun çoğunluğunda çocuğuna bakar. Senin niyâcesini sağlar, tarikat sağlar.
Allah'a, şu anda var mı? Kıyamete, mevkiyeye ihtiyacı yoktur. Diyanarşiye ihtiyacı yoktur, tasavvuflar. Bütün dünya mesciktir. Ayet-i Aziz de sabittir. Onlar için bizim dünya mesciktir. Zikrediniz, ayet-i kerime vardır. O yüzden onları zikretmek için özel mekan alamazsınız. Meydanda, sokan kenarında, bahçede, caddede. Bir kişi bir araya geldi mi başlarlarmış Allah'ı zikretmeye. Sizi görenler deli olmuş desinler, Allah'ı zikret.
Enli tasavvuf, halkın içerisinde durarak da özel kıyafeti yoktur. Özel giysisi yoktur. Özel bir rütüel yoktur. Onlar halkın içerisinde tanınmamaya gayret ederler. İnsanların içerisinde doksan dokuz tespihle dolaşmazlar.
İnsanların içerisinde kendilerinin en tasavvuf olduğunun farkına varılacak özel bir kıyafet giymemezler. Dolaşmamışlar. Sırmalı takyeler giymemişler. Onlar sırmalı ayakkabı giymemişler. Onların sarıkları özel olmamış. İşlemeli sarık olmamış. Sünnet demişler, sarıl bağlamışlar, namaz kılarken, Allah'ı zikrederken bitmiş. İşte mücadele eder. İnsanların için iclaç önemlidir, samimiyet önemlidir.
İnsanların için sevgi önemlidir, muhabbet edilir. Bu kurallar onun üzerinden gider yani. Koyar, enli tarifler takar.
Kurallar dışına çıkılması mümkün değildir. Şeyh kolay kolay bir kurallar koymaz. Sünnet anlıyor. Sünnet anlıyor. Herkes kendi dairesinde kendi kurallarını oluşturur. Kurallar ve sünnet dairesinde kalarak da. Diyor ki enli tarifler, şeyh, kenar değil. Onlar üstadın özüne bakarlar. Anlatmak hissetine bakarlar. Zahirine bakmazlar. İçine bakarlar. Allah sevgisine bakarlar. Bundan kendilerine görebilirler. Kendilerince. Üstad onlara bir kural koymaz. Üstad kuralı koyar. Dersi ki bunu böyle giyeceksin. Derviş onu öyle giyer. Der ki bununla evleneceksin. Derviş gider onunla evlener. Der ki bu iş yerini kapatacaksın. Derviş kapatır.
Der ki dervişe tek ayak üstünde seke seke gideceksin. Tek ayak üstünde seke seke gider. Ehli tarika. Kural koymaz. Üstad tek ayak üstünde seke seke gidiyorsa bakar dervişler. Ya tek ayak üstünde seke seke gidiyor. Size git dedi muay. Ya biz de gideriz lan giden gider. Gitmeyen hemen gitmedi denmez. Özel işleriyle, özel meseleleri yiyebilenmez. Derviş gelir Üstad'da benim böyle bir problemim var. Derviş anında Üstad'da kurulan bir sünnet noktasında bir çizgi çizer. Yap yapma der. Ehli tarikata yapmazsa derviş zarar gör. Ziyana girer. Ehli tarikatın bir kurumu olmaması çok çok. Biz şerimdiz.
Biz silahetleri yapıyoruz. Hadis şerim şerim. Bu herkesin ölçü olsun. Sahabeden berisi gelirdi der ki ya Resulallah. Sallallahu aleyhi ve sellem. Nasıl tanıyacağız ki çuvalımdan? Der ki kim Kuran ve sünneti sımsık yapışırsa o bir nehir yapışır mı? Ama sünneti sımsık yapışırsanız o nehi belki unutursunuz. Müşid-i Kâminler mutlaka Seyyid ve Eşşerifleri yok. Ne Seyyid ve Şerifler mutlaka Müşid-i Şerifler ne de Kâminlerin hepsi de Seyyid ve Eşşerif. Şeyhler Seyyid ve Eşşerif olur. İma ederler.
Bu ima eder, bunu kullananlar için doğru bir yol. Zilki noktadan Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'e dekenler sülale olarak, soy olarak dayanması çok büyük bir mutluluk verici bir şey. Kur'an ve sünnete uymak, o Peygamber'in tebliğ ettiği Kur'an'a uymak ve o Peygamber'in sünnetine uymak bence neyse bu oraya gitmektense daha fazla derdi.
Allah'ım Aleyhi ve Eşşerif'in ilk hocanın talebesi olan bir alimi ziyaret ettiği Seyyid'e, onun başında kendisini en fazla nem bir hizmetkarı görür ve alimi derde böyle hayata ve şatafatı müşkünlüğünden ötürü ikad ederekten halkı köper olmak olduğunu söyler. Günümüzde de böyle alimler var mıdır? Bu konuda bizi kendilerine verilmesin.
Bu imam gazarının zamanında olduğu için, imamın önceden olmuştur. Daim'in her döneminde şatafatı düşen, şatata düşen, gösterişe düşen alimler, şeyhler, hocalar, dervişler hep ona gelmiştir. Bir yeni bir şey değildir. O şatafatı kendilerince bir özellik görenler, kendilerince bir farklılık görenler olmuş. Şatafatın peşine düşen ahmaklar olmuş. O şatafatın peşine düşen cahiller olmuş. Olmuş.
Ve o şatafatlar, bunlar alimler. Kendisine hizmet ettirir. Birisi şatafatını giydirir, birisi pantolonunu giydirir. Yaşlı ihtiyar olur da, değil fane olur. Yani hizmete ihtiyacı var da ona söyleyecek bir şey var. Ben öyle şeyhler de biliyorum. Hazreti salınken ayağını uzatıp yıka bakalım. Ahirete gittiğinde dersin ki bilence efendinin ayağını yıkamıştır. Bunları da gördüm ben. Allah muhafaza edersin.
Bunlar Peygamber Salullah ve Sedem Hazreti'nden uzak şeyler. Birisinin maddi inkarları iyi olabilir. O maddi inkarlarının iyi olması onun şatafatı ve şataata düşmesini gerektirmez. Birisinin derviş kardeşleri, iman kardeşleri çok olabilir. Onun şatafata ve şataata düşmesini gerektirmez. Allah cümlemizi şatafattan ve şataattan uzak tutsun inşallah. Kardeşler, o yüzden hiç kimsenin, hiç kimsenin özel hizmetlerini yapmayacaklarmışlar. Birisi gel burdan kaldırırsa o ücrete davidir. Adamın kendi işi çünkü. Birisi kendilerinden tutuyor. Farklı bir şey.
Kardeşlerdeki hiyerarşik konulundan veya sosyal konuluktan ilimden bir kısım vardır ki gizlenmiş ince varat gibidir. Onlar hep Allah'ı bilenler, ağrıklar aramadır. Onların sözlerini sadece Allah'tan kafir olan kimseler aramadır. Olması lazımdı ama yalnız zaten.
Yapacağını söylese, sen bir ay çalış, ondan sonra yapacağım derse ve aylar geçmesine rağmen yapmasa bizim patronumuza karşı nasıl davranmamız gerekir? Gidelim, hakkımızı isteyin. Aktine uyumaya davet edin patronumuzu. Deyin ki, aktine uy. Bize böyle böyle söyledin, böyle yapmıyorsun dedik.
Kadınların toplanıp zikir yapmaları ilahi söylemektedir, caiz değildir diye açıklanmasın. Başka tarikattan bir komşumuz, kadınların toplanıp zikir yapmaları haram görecek diye. İsim belirtmiştiniz ve şimdi Cavat Akşık der. Buradan bir laf söylemek istemeyiz. Allah muhafaza eylesin. Ama yani imamların içerisinden ya kendi fetvasıdır veyahut da demek ki birisi böyle bir şey söylemiştir.
Neye günahı, niçin söyledi, ona bakmamız lazım. Ama kadınların toplanıp kendi aralarında zikir yapmalarını ilahi söylemeleri yasaklayan, bugüne kadar Hanefi'den içerisinden herhangi bir fetva ben görmedim. İmam-ı Azam, el ihtiyarını açın bakın, el ihtiyarda böyle bir mevzu yoktur. El hidayede böyle bir mevzu yoktur. El hidayede böyle bir mevzu yoktur.
El hidayede böyle bir mevzu yoktur. El hidayede böyle bir mevzu yoktur. Bu tip şeyler, Peygamber sallallahu anh dediği bir hadisi de yoktur. Allah'ı zikretmek sadece erkeklere mahsus bir şey değil. Erkeklere mahsus, erkeklere mahsus değil. Gittiklerinde kadınlar hafi olarak, Allah'ı zikretmiyorlar.
Bu arada kadınların, ona Kur'an'dan ve sünnetten içerisinden, imam-ı Azam'dan, imam-ı Malik'ten, imam-ı Muhambele'den. Ama hadislerle, imam-ı Azam'dan, bir fetha getirin, bir şeye rotif, ibadetle alakalı meselelerle, caiz değildir, yanlıştır demesi insanı manevi sorumluluğa götürür. Allah'ıma bunu...
Tabi, sikrullah erbabının adı boyunca hep böyle değişik fetvalar varmışlar. Önümüzde bitmesi lazım. Müslümanlar, yanlış yönlendirmelerine uymamaları gerekir. İlaki, içindelerinde bulundukların, tarikatın ve tarikatın hükümlerini doğru kabul edin.
Başka, insanın ve cemaatlerin kendi içlerindeki bulundukların noktayı, sünnete uyduğu müstekçe, yanlış ve yasak demeleri, onları tehlikeye götürün. Allah'ım hafaza eylesin. Hümetli kardeşler, bir şey yasaklanacaksa, Kur'an ve sünnet de yasaklanacak. Bir şeyi yasaklayan imam da, bir şeyi yasaklarken Kur'an ve sünneti önünde tutarak yasaklayacak. İtaat edin Allah'a. İtaat edin kime? Resulullah'a. İtaat edin kime? Sizden olan emir sahiplerine. Kadınların kendi aralarında toplanıp Allah'ı zikretmelerine, ilahi söylemelerine, kendi aralarında direkt sonundaki kadar söylüyorum. Allah'ı kendi aralarında toplanıp zikretmeyi. Eğer ki normalde Cevat Akşid Hoca bunu kendi kafasından söylediyse, yanılmış, yanılmayacak bir kimse de yok.
Yok birisinin fetvasının bunu taşıdıysa, o fetvayı veren kimse yanılmış. Hadis olsa biz diyelim ki tamamız. Allah muhafaza eylesin. İnsanlar bir şeyi haram derlerken dikkat etmeleri lazım. Allah bizi affetsin. İtibaren kış inşallah başlayacak.
Pazar günleri 09'da başlayarak 16'da bitecek. İngilizce, matematik, Kur'an-ı Kerim, sema ve ilahi derslere verilecek. İnşallah. Bayanlara yani Türk çocuklar naim. Bununla alakalı erkek çocuklara da yukarıda tekke de bir kurs düşünüyoruz inşallah. Onun bir altı zeminini oluşturacağız. Erkek çocuklara da tekke de böyle bir kurs inşallah. Allah nasip etsin inşallah ben de geçerim inşallah. Ama kız çocukları için tekrar söylüyorum. Pazar günleri 09'da başlayacak, 4'te bitecek. O yüzden İngilizce, matematik, Kur'an-ı Kerim, sema ve ilahi derslere verilecek. Tabi kurslar biliyorsunuz ücretsiz. Kurslar ücretsiz deyip aileler çocuklarının üzerinde gevşek davranmasınlar.
Kurslar nasıl ücretsiz deyip, bir hafta gönderip, bir hafta göndermemeler deyip. Yok işte nasıl olsa ücretsiz deyip, saat 09'da başlayacak olan kurslar 10'da 10'da göndermek gibi. Veyahut da nasıl olsa oradaki kurslar bizim derviş kardeşlerimiz, bizim kardeşlerimiz şunu da hallederler, bunu da hallederler gibi, gevşekliğe, umursamazlığa, ciddiyetsizliğe sebebiyet vermesin. Bu noktada kurs veren kardeşlerin şikayetleri var. Bu seneye kadar böyle bir konuşma yapmaya ihtiyacı duymadım ben de. Geçiştirdik bir şekilde ama kurslar, birhassa veliler çocuklarının ciddiyete sevk edecekler. Çocuklarımızın noktada belli elde ve adabına hikâyet etmelerini sağlayacaklar. Bizim insanımız da böyle bir ne yazık ki gevşeklik oluyor.
Yani kurslar ücret yok, yani bir saat sonra da his olur. Kurslar ücret yok, nasıl olsa şöyle de olsa olur, böyle de olsa olur. İnşallah bu tip gevşeklikler, bu tip böyle disiplinsizlikler olmadan Kardeşler, çocuklarını kursa göndersinler. Tabi onunlu mesajları aldık. Çocuklarda bir değişim oldu. İnşallah arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, kız çocuklarını pazar günü inşallah buraya göndermeye gayret etsinler. Haklarınızı helal edelim. Şimdi hep kendi kendilerine ilan edin diyorduk. Biz de ilan edelim artık, hakkında da helal edelim inşallah. Ayın 25'inde, Pestel'de, ne bu? Sarıya, bir de.
Bütün kardeşler, bay bayan eş, torun çocuk, her şeyi davetleyin inşallah. Bugünümüzdeki hafta unutum, bize söyleyelim demiş. Gittiğim yerlerde de söyleyelim arkadaşlar, kardeşler. Bu noktada sayısal olarak bir problemimiz yok. Davet isteyen, istediği gibi gelebilir. İnşallah bütün kardeşleri duyururuz. Hepiniz de davetlisiniz inşallah. Cenab-ı Hakk'ın dünya'nize bir nasip eylesin. Allah'ın bir nasip eylesin. Ne var? Fakat yaşayalım.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.