Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 29 Şubat 2012 · 49:07
Bir şeyle özdeşeyle kendini ona akıp gitmesidir. Mesela bir kimse namaza rabıta kurarsa kendinden geçer. Kendini namaza verir. Oruca rabıta kurarsa kendinden geçer. Oruçla hemhal olur. Zikrullah'a rabıta kurar, zikrullah'tan başkası düşünmez. Rabıta kurmak, bir şeye kendini rabdetmek. Bir şey kendini rabdedersen de usta da olursun. Kimse namaza kendini rabdetmezse, rabdetmezse, mesela namazın vaktini geçer. Kimse namaza kendini rabdetmezse, kimse oruca kendini vermezse rabdetmezse, orucu bedeni tutar.
Bu tutmaz, canı tutmaz, düşüncesi tutmaz. Bu ne demek? Oruca kendini vermezse yalan söyler, yemin eder, heybet eder, dedikod eder, kübreder, haram yer, haram konuşur, o kendisini oruca rabıta, zikrullah'tan rabıta nasıl kurun derdinde insan kendisini zikrullah'a verir. Yemin zikrettiğini verirsin. Neyi zikrediyorsan, sen kendini ona satarsın. Neyi zikrediyorsan, kendini ona verirsin. Neyi zikrediyorsan, kendini onunla rabutalandırırsın.
Eğer Allah'ı zikrediyorsan, dilinle, kalbinle, ruhunla, canınla, vücudunla, varlığınla Allah'ı zikrediyorsan, senin kalbine başka bir şey gelmez. Senin diline başka bir şey gelmez. Senin aklına başka bir şey gelmez. Canın da, ruhun da, vücudun da, aklın da, dilin de bir olur. Tevhittir bu. Aklın başka yerde, gözün başka bir yerde, kalbin başka yerde, ruhun başka yerde olursa, o zikrullah senin üzerinde düzgün bir şekilde tecrü etmez. Sufi, zikrullah yaparken, zikrullah yaparken, sizi dışarıdan görenler bunlar deli olmuş aslında, Allah'ı zikredinler. Hadis-i Kürsi, dışarıdan görenler sizi deli olmuş ki, Allah'ı öyle zikredeceksiniz. Allah'ı öyle zikretmezseniz, zikrullah da aranızda rabut oluşmaz. Allah'ı, rüzgarın, hormonlaşmış buğday başaklarını salladığı gibi, Allah'ı zikrederken öyle sallanır buğday.
Demek ki sen, hormonlaşmış buğday başağı gibi, Allah'ı öyle zikredeceksin ki, sallana sallana, tatlı tatlı ve kendinden geçerekten. Dışarıdan görenler diyecekler ki, bunlar deli olmuşlar. Allah'ı öyle zikrediyorlar ki, akıllarına hiçbir şey gelmiyor. Allah'ı öyle zikrediyorlar ki, ortalık yıkılıyor, duymuyorlar. Allah'ı öyle zikrediyorlar ki, biz onlara iğne batırsak, ok demir. Hazreti Ali Efendimiz'in misali, hani oku demiş ki, namazda çıkarın ayağından. Oku namazda çıkarın. Allah'ın zikrine öyle dalmış ki, nasılmış ki? Selam verdikten sonra ben size oku namazdayken çıkarın demedim mi demiş. Çıkandaki ayı da müminin demişler. Sahabeden başka birinin dağlanacak yaraları varmış. Demiş durun, ben bir namaza dureyim de, benim yaralarım o zaman ateşle dağlamışlar.
Selam vermiş ki, dağlamadınız mı? Dağladık demiş. Namaza öyle rağmurun ki, namazınız vuslat olsun. Oruca rağmuta koyun. Öyle oruç tutun ki, oruç aklınızdan iş çıkmasın. Kalbinizden iş çıkmasın. Ve yalan söyleyeceğinizde, yemin edeceğinizde, gülbet edeceğinizde, dedikodu edeceğinizde, ağzınızdan, gözünüzden, kulağınızdan, elinizden, ayağınızdan, hazalarınızdan. Hangi bir haramlık çıkma, şansı olmasın. Ben oruçluyum diye kavga etmeyin, o şansı olmasın. Senin her haline tecerd edersen, sen kimseyle kavga etmezsin. Sen kimseyle dövüşmezsin. Kimseye haksızlık yapmazsın. Kimsenin hakkını yemezsin. Oruçla rağmuta kur. Zikrullahla rağmuta kur.
Eğer zikrullahla rağmuta, aklından zikrullahtan başka bir şey gelmez. Hangi esmayı zikrediyorsun? İlla Allah. İlla Allah var dersin. Başka hiçbir şey yok. Başka hiçbir şey yok. Kim zikrediyorsun? Hayır. Bütün hayat, bütün kainata hayat veren zikrullahla rağmuta. Buradan da geç.
Yanındakini unut. Etrafındakini unut. Çevreyi unut. Geç kendinden. Yerde bütün insanlar zikreder. Bütün mağlukatlar zikreder. Sen göklerinde zikret. Sen aşağıdaki şuburda zikretmek. Sen git harçaların altında zikret. Sen git harçaların altında zikret. Evliyenlerle zikret. Şehitlerle zikret. Peygamberlerle zikret. Meleklerle zikret. Ne işi var senin burada? Oyuncak yeri orası. Sen burada durma. Geç kendinden. Paranı unut, malını unut, mevkini unut, dervişliğini unut, şeyhini unut, mürittini unut, kendini unut. Eğer kendinden geçemiyorsan, vakit ne iş yapıyorsan ya çıkmadık.
Adam kaldı da çıkmadık. Sizden de gelmiyoruz. Sizi zem etmek için, kötülemek için konuşmuyoruz. Ama gelin. Allah deyin. Yürekten. Bir kez. Aşk ile. Allah deyiz. İlisal. Dökülür cümle günahlar. Mislihatan. Hiçbir şey ne düşüneceğim ben. Eylem yap.
Çık 20 kişi topla Allah'ı sikrettir. Çık 50 kişi topla Allah'ı sikrettir. Dülme ben evde. Çık evi. Çık mahalle var. Çık evi. Ezilirsen ezil. Kovalanırsak. Yüreyen kal. Mezarlıkta kal. Tepede kal. Üstadın ahire düşür. Onun ahlakı bizi muhafaza eylesin. Üstadın düşür.
Dedikot ediyor. Neredesin? Karandasın. Sabıf o değil. Alta. Geç açından çıkarmama. Alta. Eylem. Fii. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri cihada giderken 2-3 tane sahabe cihada çıkmadı. Biz peygambere rahata ederekten burada duruyoruz deyip oturdular mı? Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onlarla konuşmayı yasak etti. Dedik onlarla konuşmayı. Selam kesin. Fikir bildi. Dövme yaptırmanın günahı var mıdır? Abdest olur mu? Dövme yaptırmak günahdır. Bile bile bir kimse dövme yaptırıyorsa abdest olmaz. Daha önce yaptırdıysa. Tedavi edip onun bozması, onu düzeltmesi mümkünse bozacak, düzeltecek. Eğer bozup düzeltmesi mümkün değilse tövbe edip namazına devam edecek.
Onun dili raf çeydi. Tüm diller onda mevcuttu.
Tüm diller onda mevcut olduktan onun çocukları da bütün dillere yavaş yavaş öğrettiler ve yavaş yavaş o diller yayıldı. Adem aleyhisselam da dünya üzerinde ne kadar insan varsa hepsinin dili vardı. Biz Adem'in ilmi vahyettik. İlmi verdik. Biz ona öğrettik. Lazım olan her şey, dünya üzerinde gelecek, kıyamete kadar bütün ilimler var idi.
İnsanlığın gelecek olan bütün ilmi Adem aleyhisselam da var idi. İnsanlığın bütün dilleri var idi. Bütün dil. İnsanlığın kıyamete kadar ulaşabileceği bütün teknolojiyi biliyorduk. Allah'ın sıfatlarının, esmalarının, tecerdiyatlarını biliyorduk. Allah meleklere nasir ederekten, yani sikana nasir ederekten onu en güzel ilimle ilimlendirdi. O yüzden Adem dünyaya indirildiğinde ilk önce tek dinliydi. Ama çocukları çoğaldıkça diller de çoğaldı. Münet namazlarını kılarken geçmiş kaza namazları yet eterek kılabiliyoruz. Biz nasıl yapılacak? Kahmet getirecek biz ayrıca sünnet gibi mi yoksa farz gibi mi kılacağız? Mesela ikindinin sünneti.
Oturuşta sanmıyor, bari bu günü 3 ve 4 tek adlı Fatiha'dan sonra şu kılacağız demiş. Bir kimse sünnet namazları kılacağı, nafile namazlar kılacağı zaman en son kılmadığı kaza namazına niyet eder. Niyet ettim yarabbi ikindi namazının en son kılamadığı kazasına da farz namazı kılabili kılabili kılabili. Bu tahmin ediliyor. Bunlardan bir tanesi samanyolu galaksisi.
Galaksisinde milyarlarca yıldız olduğu tahmin ediliyor. Bunlardan bir tanesi bizim güneşimizdir. Bir başka deyince evrendeki bütün kum tanesi. Bir daha edersin güneş, bütün kum tanesi büyüklüğünde dünya. Bir kum tanesi büyüklüğünde bile değil. Allah en yüze varlık olarak insanı yaratmıştır. Bir tanesi büyüklüğünde dünyaya sığındırmış. Milyarlarca bir kum kalaksisinde insanların başka varlığı var mı? İnsanlardan başka varlık var mıdır? Hakkınızı helal edin. Allah affetsin. Soru soracaksan bir tane sor. De ki hakkınızı helal edin. Bir dervişin sorusu böyleyem var. Derviş elini taslamaz. Bilgi taslamaz. Soru sormak ise derviş.
Soru soru sorar geçer. Soru ne burada? Bir sayfa yazı var. Ne soru kadar? Galakside insanlardan başka varlık var mıdır? Edebiyata gerek yoktur. Derviş edebiyat yapmaz. En kısa yoldan anlatabilmek. Tasavuk menzile en kısa noktadan varabilmektir.
Ehli tasavuk uzun yollardan menzile varmak için uğraşmaz. En kısa en kestirme yoldan gitmeye çalışırız. En kısa en kestirme. Bu soruyu soran kardeş hakkını helal etsin. Yani bu sadece onunla alakalı bir şey değil. Bir, adab kazan. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerine nasıl kısa ve öz soruluyorsa oradan gelmedir adab. Bir kimse de üstada kısa ve öz sorar. Anlatmaz. Anlatmaz. Anlatacaksa gider başka yerde on kişi toplar. Onların başına geçer anlatır onlar. Allah bizi affetsin. Yani zaten bu soru da değil. Evrende başka varlık var mı?
Ya melekler varlık değil mi? Cinliler varlık değil mi? Bangır bangır bağırıyoruz burada. Yani tüm hale biliyoruz başka vahminle olup olmadığında. Her nesi yeni gelmiş olabilir. Edek olsun. Kardeşler soru sorarken sorunuz var mı dediklerimize? Bir şey anlatabilir miyim demez. Kısa öz sorusunu sorar çekilir o kimse. Dervişliğin adabıdırsın. Rüyanız var mı dediğinde o kimse rüyalarını anlatır. Sorunuz var mı dediğinde soru anlatır. Sorunuz var mı diye soruyorsun rüya anlatabilir miyiz diyor. Soru sorabilir miyiz diyor. Soru sorabilir miyiz diyor.
Soru da azap olur. O yüzden aşmak yok. Bir şey kalkma aşırı ile olmaz.
Hele sevgiyse, sevmek ise insan muhakkak kendisini geliştirir sevgiden. Ben seveceğim derdim ama sevgi kalkma aşırı ile olmaz. Sevmek ilahi bir lütuftur, ilahi bir ikramdır. Ayet-i Kerime'de diyor ya Allah onları sever. Allah'ım diyor ayet-i Kerime'de onlar da Allah'ı sever. Bu ilahi bir lütuftur, bu ilahi bir ikramdır. Allah seni severse sen de onu seversin. Ya da Allah hepinizi seviyor zaten siz sevin kardeşim. Siz Allah'ın o ayet-i Kerime'sinin üzerinde tecelli etseniz, sevin. Ama o benim kendi düşüncemde.
Ben onun ilahi bir lütuf ve ikram olduğuna inanıyorum. Bir insan oturup ben Allah'ı seveceğim deyip de sevebilir mi? Her cevap sevebilir. Ama bu ilahi lütuf, Allah dilerim diyeceksin, dileyemezsiniz diyor ya. Ya sen de dilersin de ama sen Allah dilersen senin dilemenin daha rahat olur. Allah'ın dilemediği şeyi sen dileyemezsin. Önepenlik yapma, kibir yapma. Kendi kendine yükseklerde tutma. Allah vermedikçe sen alamazsın. Allah göstermedikçe sen göremezsin. Allah sevdirmedikçe sen sevemezsin. Allah hidayet etmedikçe sen hidayet olmazsın. Hidayet eden de etkiler de kimdir? Allah'tır.
Seyr-i sülûk nedir? Bir dervişin seyri sülüğü ne zaman başlar veya başlaması için neler yapar? Çocuğu başlamacı bir kimsenin eşini, çoluğunu, çölüğünü, malını, mülk kalbinden terk etmesiyle başlar. Seyr-i sülûk bir kimse eşini, çoluğunu, çoluğunu, malını, virgülü gider, üstadın önüne teslim eder, seyri sülükü başlar.
Gider canını, ruhunu, vücudunu, her şeyini, üstadın önüne teslim eder, seyri sülükü başlar. Haklını, fikrini, ruhunu, canını, her şeyini götürür, teslim eder, seyri sülükü başlar. Üçüne bir şeyle gittiğinde dedim ki, gidin.
Söyledim, cevap veredim, cevap ver. Dedim, şey efendim, niye sorayım? Ne gidin ben, efendim, sizden sonra biz kime davranacağız? Cevap ver sorunca, şey efendim, demiş ki, evladım, dergâdaki bir tek Mustafa abinizin seyri sülükü vardı. Demir, sen efendim. On bin tane derviş vardı, on bine yakın derviş vardı, şey efendim. Şeyh Efendi'nin nakipleri, nakibin bir kafaları, çavuşları, zakirleri, her şey vardı. Bunların söylemesi bana. Geldiklerinde camaya döndüm, caver, biliyordum dedim, kabullenmek istemiyordum. Kozkoz dergâhta durdum, on bin kişinin içinde bir kişidir. Buna üzüldüm, kolay değil ki or.
Seyri sülükü oldu mu, bir kimse müstahabının kalbinden dahi muhalefet etmez. Bırak dışını, içinden dahi muhalefet etmeyecek. Hiç aklına vurmayacak, hiç, hiç aklına vurmayacak. Gece saat ikide telefon açıyorduk, filanca yere git diyorduk. Gece saat ikide alıyorduk, sat, satıyorduk. Vay efendim zarar ettik de, efendim olmasaydı halmazdın da, efendim olmasaydı satmazdın da, efendim olmasaydı gitmezdın da. Eri sülük, adı güzel, adı güzel, çok tatlı. Maneviyatı çok bol, hali çok bol.
Duvarın arkasından haber var, toprağın altından haber var, şehrin ucundan haber var, dağın öte yakasından haber var. İçinde attığım adamı takip edecek olan, telefonu, müstahabı nerede bebe alın derdi. Odasını tarif ederdik. Halısından, keliminden, mobilyasına kadar. Psikolojisinizi bozmayın. Ben geriye dönüp baktığımda ben kendime de hayret ediyorum. Geriye dönüp bakıyorum kendime, ben kendime de hayret ediyorum. Merak etmeyin. Aklımı ben kendim de tasavvur edemiyorum. O günkü fikrimi ben kendim de tasavvur edemiyorum.
O günkü halimi ben kendim de tasavvur edemiyorum. Kimse, senin sülük edilecekse, mürid olacaksa, derdi olacaksa, onun gözünde, gönlünde, kalbinde bir tek haktat vardır üstadın. Bütün herkese ilişkin, düzgün ise, üstadınla ilişkin olacaktır. Üstadınla iyi değilsindir.
Ama üstadın sana merhamet özel, affedersiniz. Senat, okşa, hoş karşılığa. Kime mürid? Bir üstadın mürid. Hakikaten dengesi bozulur. Onun dengesi bozulmuyorsa, o mürid değildir. Başkalarıyla dengesi bozulur, üstadıyla dengesi düzelir. Adam şimdi ikide bir de peşine derse gideceksin, mesela hanıma evde başlar, nereye gidiyor ikide?
Dede evde kal. Senden başka bir şey yok. Bak teyzenler gelecek, bak annenler gelecek, bak dayımlar gelecek, bak kalanlar gelecek. Otur dur, e üstadın birazcık bir orada olur. Nasıl mürid ol? Böyle bir şey beklediniz, düşünmeyin abi. Allah'a hayır.
Diyedikçe hiç kimse bir şey dileyemez. Senin kalbine hidayet meşalesini yakacak olan Allah. Senin kalbindeki o hidayet meşalesini vücuduna yayacak olan Allah. Sana düşen vazife ne? Çaba sarf etmek, gayret sarf etmek, dilemek, istemek. Allah'ın dilemesiyle kendi dilemeni paralel noktada denk getirmek. Sen dile. Her gün yalvar. Ne yapıyoruz ya Rabbi? Bizi sıratı müstakimde eyler. Sen dile. Allah'a dost olmayı diler. Allah'a müstat olmayı diler. Allah yokuda gitmeyi diler. Hidayet olmayı diler. Seyri sunuka girmeyi diler. Sen Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin izinden gitmeyi diler. Ve o dileğinin peşine düş.
Gayret et. Sen oruç tutmayı diler. Ve orucunun peşine düş. Sahuraka. Sen oruç tutmayı diler. Sen gayret et. Sen namaz kılmayı diler. Gayret et. Kalk abdest al. Ve abdest almayı diler. Diler. Yarın bir abdest alnıma yardım etler. O sana yardım eder. İnşallah. Sen bunu dile. Yani fiiliyatı dök. Kalbindeki niyeti fiiliyatı dök. Dile. Sen yol yürümeyi diler. Ben derse gitmeyi istiyorum da dile. Niyet et. Evden çık. Ben bugün Sikrullah'a gideceğim de evden çık. Dile. Ben bugün Allah yolunda koşturacağım da evden çık. Dile. Ben bugün Allah için iki tane yetime tasavvuk edeceğim de. Dile Allah için. Çık elden. Git fırından iki tane ekmek al.
İki tane fukara bul. Birer tane ekmek ver. Kehennem ateşini söndür. Bunu dile. Allah sana muhakkak ki buna yardım edecektir. Önünü açacaktır. Allah kullarına zulmedici değildir. Allah zalim değildir. Allah müminlere yardım eder. Allah kendi yolunda mücadele edenleri, mücadele edenleri, kendi yolunda koşturanlara yollarını açar. Sen dile. O yola girmeye çalış. Sen Allah'ın izine düş. Sen Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin izine düş. Sen Allah için dile. Yürü. Yürüyüşünü gerçekleştirmezsen, kuru kuru niyet etmiş olursun kalırsın. Onun fiiliyata dök. Kaza oldu, bela oldu, ayağına taş attı, hasta oldun, bir şey oldun gidemedin.
Allah senin sevamını verecek. Sen dileip yürü. Dermişlik yol yürüme. Dermişlik gitmek. Dermişlik Kur'an ve sünneti yaşama. Dermişlik bunu kendi üzerinde tecelli ettirmek. Güzel ahlaklı olmak, iyi ahlaklı olmak. Muhammed-i Mustafa'nın istediği gibi yaşamayı gayret etmek. Bunu dile. Mütezile gibi Allah dilemediği için buradayım deme. Kaderiyeciler gibi Allah benim üzerimde bunu demek ki diledi. Ben içki içiyorum deme. Ya sen dile. Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever. Allah seni seviyor. Sen dile, yürü. Sen de Allah'ı sevmeye çalış. Evet, dile sen. Sana sevgi pınarlarına akıtacaktır. Sana rahmet pınarlarına akıtacaktır. Sana nur pınarlarına akıtacaktır.
Sen yeter ki dile ve yürü. Sen Allah'ı zikret. Sen Allah'ı sev. Sen namazını kıl, orucunu tut. Haramlardan uzak dur. Sen dile, yürü. Sen insanlara zulmetme. Sen insanlara kahretme. Sen insanlarla ziyonunu kesme. Sen dile, yürü. Allah seninle beraber. Demek demek Allah'ın dostluğuna hazırsın demek. Haramlarla iktibatını kes. Haramlarla iktibatını kes. Yardımın Allah'ın vaadi gelecektir sana. Sen bir adım at. Kim bana bir adım gelirse, ben ona on adım. Kim bana on adım gelirse, bana ona yüz adım gelirim. Kim bana yüz adım gelirse, ben ona koşarım. Sen yarabbi de.
O bunu diyecek. Ey habibim, kullarım sana benden sorarlarsa, de ki, tövbe ederlerse, tövbelerinizi kabul eder. Dua ederlerse, bunlarlarını sakın verir, cevap verir. Sen dile ve yürür. Sen dile, yürümezsen, kendi kendine mütezile sınıfına düşersin. Haricilere düşersin. Kaderiyecilere düşersin. Beklersin. Bu yok ehli sünnette. Allah bizi affetsin. Allah'ı sevin, kulluğunu sevin. Allah ve Resul'unu sevenleri sevin. Ama dua edin. Bakın dilek var, dua var. Yarabbi, bana senin kendi sevgini, kendi sevgini, seni sevenlerin sevgisini, seni sevdirecek olanların sevgisini, bana çölün ortasında soğuk suya hasret kalmış bir kimseye nasıl soğuk su, ona sevgili geliyorsa bana da öyle sevgili kıl Yarabbi.
Niye? Allah'ı sevenin sevgisini, Allah'ı sevdirecek olanın sevgisini ve Allah'ın sevgisini bana diyor mübarek ver, bana güzel eyle. Ama o şeyler, beni o sevgiye aşık eyle, beni o sevgiye rağm eyle, dile, dua et. Ola ki o duanın kabul olunduğu ana rast gelersin. Dua et. Ola ki Allah'ın yeryüzüne semaya indi. Yok mu dua eden, duasını kabul edeyim. Yok mu tövbe eden, ona rızık isteyen, reszak olan benim, ona rızık vereyim. Yok mu derdine derman isteyen, derdine derman olan benim, ona derman vereyim. Yok mu ona şifa isteyen, ben onun hastalığına şifa vereyim. Seher vakti, seher vakti. Allah yeryüzüne tecelli eder, uyuma seher vakti. Yatağın içinde dahi dursan, sen Allah'ı zikret.
Yatır hanımını kuşmuşsa, sen Allah'ı zikret. Allah'la dolayı, siz yatıyorsunuz, sakın deme. Aşıklık kendini göstermek değildir. Aşıklık kendi yaptıklarını söylemek değildir. Yorganın başından aşağı çek, yorganın altında siyim siyim ağla. Kimse anlamasın ağladığını, git tuvalette ağla, kimse anlamasın senin ağladığını. Git tenhalarda, git yalnız yerlerde, git tenhalarda onunla konuş. Geceleri kalk, hiçbir şey istemez.
Aşık bir şey istemez. Mülk istemez, eş istemez, çocuk istemez. Dünyada kal, o dünyada kimler... Aşıklığa adım atın. Ondan onu istiyorsan, aşık ne zoru yok. Aşıklara nimettir. Namaz, aşıklara ustaktır. Zikrılav. Aşıkların sohbeti... Allah... Sen gece uyuyor, gündüz uyuyor, akşam uyuyor.
Uyu Allah, uyuyor. Bir de ne? Ibadet etmesin. İyi ibadet etmiş. Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri gece namazından sonra yattı. Gece namazından sonra geldi melekler. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri yapmasıyla alakalı birbirleriyle söyleşirken, evet birisi dedi ki, onun uykusu da ibadet etmiş. Kim o? Peygamber. Ne yapmıştı? Allah'ı zikretti, namaz kıldı, yaptı. Sen de gece Allah'ı zikretti, namaz kıldın, yaptın. Evet senin uygunun ibadet etmiş. Serhal mantık attın, namazını kıldın, Allah'ı zikrettin. Kalbinde yattın, yattın. Evet o yatışın Allah'ı ibadet etmiş. Eee sen saat 10 kat paso yat, artık şimdi sabah 9'da yat, hükü ibadet oldu, öyle mi?
Adında aşık oldu, öyle mi? Ele gelen yiğidin, dile gelen dedin, oldun derviş, öyle mi? Allah bize affetsin. On altı, kete, seksiz, doluç, ork, minibüs, satılık mı bu? Yolu kapatmış, ork, minibüs. Düz on üç, arabanızın üzerine deve çıkmıştır, birikinize. Güreçlerinin böyle diyor, hiç kimsede gitmiyor.
Arada daha araba içi inerse, içi inerse, içi inerse, deve diyor. Buradan da kalkan yok. Zekat konusunu biraz anlatırsınız, cemaat olarak zekatımızı isteriz ki kendi cemaatimizle halledelim. Aksi taktirde başka cemaatlerden gelip zekat istiyorlar bu aşamada ne yapmamız lazım? Bir şey niyetlendiyse Allah onların niyetlerinin önlerini açar. Senin niyetin olsa Cenab-ı Hak senin niyetine göre bir yer açar. Niyetini senin tecelli ettirir. Allah buluşturur onun masajı. Allah inşallah buluştursun. Biz bu noktada biraz böyle ketum davranıyoruz. Ketum davranıyoruz derken ben ketum davranıyorum.
İnsanlar hamuduyla götürür, devhiyat ve akıllar hamuduyla götürürler. Hiç kimse bir laf söylemez. Ben tarikat hayatım boyunca, İslami hayatım boyunca ne bir sefer para toplamışımdır, ne bir sefer para toplamışımdır, ne de zekatlarınızı bize getirir, bana getirir demişimdir. Ve bunları demeden de Allah benim nefesimi asık ödürür inşallah. Bu noktada insanlar niyetleri halis ve temiz ise Allah bunların yollarını açar. Şimdi getirir desek, adam der ki aramasını değiştiriyor zekat parasından, evini yapıyor zekat parasından, geçimli var zekat parasından, işte şunu yapıyor zekat parasından der. Der mi?
Yer. Ders. Milletten para istemeyiz, tuz istemeyiz, yardım edin demeyiz, hiçbir şey istemeyiz, pilav verir, adam bu değirmenin suyu nereden geberliyor? Hem yiyor pilavı hem de değirmenin suyunu soruyor. Şurada Bursa ödemiş, bayıldım dahil. Bir Allah'ın kulu diyemez ki. Sen bir seferden bir sefer para topladın kardeşim. Para istedin. Allah bizi affetsin. Allah yardımcınız olsun. Zekatlarınızı, durdurduğunu hesaplayın. Zekatlarınızı ver. Bu noktada Allah önünüze inşallah kapınızı aralasın. Allah yardımcınız olsun inşallah.
Bir çift asfı tacı ve şerifler. Mesela sallallahu aleyhi ve sevmiş, geçmiş, bütün pekâbüreti şahitlerine, bizlerine, ayvayel, hedef hikmetlerine, şefaatlerine, üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi.
Biz de tekoferim talibus. Ağzı cümle ve en alemini muhtadarınız ya Azememize. Evlâhı Resulullah, Hercâbı Resulullah, Şurad, Ashabı Resulullah, Şurad, Resulullah, Şurad. İmam-ı Azam-ı İmâm-ı Şatîm-ı İmâm-ı İmâm-ı Deserlerimizden Eski verenleriz...
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.