mustafaozbag.org

218. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 29 Şubat 2012 · 24:19

Allah Beceri'nin dairesine çağırdı. Üstad, Ramazan'ın günü çalışıp gecesindeyse camide itikâfa görebilir miyiz? O normalde sonra doğum günü, geceleri misafet itikâfa girmiş olursunuz ama sünnet olan son doğum günü Peygamber sallallâhu ve sellem hazretleri mescidde gelmiş. Ramazan'ın en önemli ibadetlerinden berisi itikâf. Peygamber sallallâhu ve sellem hazretleri peygamberliğinin yani Medine döneminin son 10 yılında hiç terk etmediği ibadetlerden birisi. Bir sene terk etmiş, yani itikâfa girmiş, itikaptan terk etmiş. Onun da hanımları çatır kurmuşlar mescidin içinde. Onlar da itikâfa niyet etmişler. Bunlar neden böyle yaptı, bunlara ne oluyor ki deyip onların muhalefete itikâftan çıkmış.
Ama o senede Muharrem ayında itikâfı gitmiş. Yani o itikâfı işte 7 bin kadarıyla 3 günlüğüne kalmış. Öyle olunca 7 binde Muharrem'in ilk 10'unun son 7 binde itikâfa girmiş. Muharrem ayının ilk 10'unun son 7'sinde de itikâfa girmek sünnet olmuş. Ramazan'ın son 10 günü itikâfa girmek sünnet. Muhakkak verdelerin birisinde insanların bir kişi dahi olsa o ibadeti yerine getirmesi şah.
Tabi ehlin tasavuk, itikâfa çok önem vermiş. İtikâfa çok önem verdiğinde Ramazan'ın son 10 günlerinde muhakkak herkesi itikâfa çok şükretmişler. Biz de tabi itikâf bu noktada bizim için de önemli. Ben derim ki, derviş itikâfsız olmayacak. İtikâfsız bir derviş de olmayacak. Yani muhakkak kardeşler, itikâf ibadetini yerine getirdikler. Tabi bu noktada bizim yukarıdaki tekkede bir itikâf hücresi yaptık. Arkadaşlar orada 3'er günlük 3'er günlük sırayla itikâfa girdiler. Ama son 10 günü de camilerde muhakkak girilmesi lazım. Son 10 günlük itikâf erkekler için evlerde olmaz. Bu tip zikirhanelerde, ders yapılan yerlerde, tekkelerde olmaz. Son 10 günde girilecek olan itikâfın, yapılacak olan itikâf ibadetinin camisinde Cuma'nın kılınması lazım.
5 şokit namazın orada kılınması lazım cemaatler. Ancak orada itikâf edebiliyorlar. Bayanlar da evlerinde itikâf edebilirler. Bu da nasıl mümkün? İşte evinden çıkıncaya kadar niyet eder. Evinde normalde bir seytan da yazar odasının birine. boş kaldığında giden orada itikâf ibadetini yerine getirir. Bu şeriat'a göre de normalde daha takvâ bir noktada olacaksa o kimse az yer, az uyur, az konuşur, dünya kelamı konuşmamaya galet eder.
Gerektiği kadar. Bu böyle biraz daha arındırılmış olur. Daha da arındırılmış olacaksa o zaman o kimse işte daha az yer. Günde büyüğün yer daha az yer. 3-5 seytin gibi. Dünya kelamı hiç konuşmaz. İtibatını biraz keser. Hücresinden dışarı çıkmaz. Bizim kardeşlerimiz itikâfa girerken 500 en az veyahut da normal derslerini çekerler. Günlük yetmiş bize tevhid çekerler. Üç günlük süste yetmişlerden iki yüz on bin tevhidi bitirmeleri gerekir. Bir de günlük derslerini çekerler. Normalde itikâf bu nedir? Bizim dergâhımızın ölçüsüdür. Ama bir kimse şeriata göre girecek olursa normal bir kırk kitaplarında yazılan prosedüre uyar, o da itikâf sevabını almış olur.
Ama etkili tasarım. İtikâfın üzerinde daha eğrimliyetli durur. Daha eğrimliyetli durdu için daha ehemmiyetli davranır. Uyumamaya gayret eder. Az yemeye gayret eder. Konuşmamaya gayret eder. Yerken de hayvansal gıdalar yemez. Hayvansal gıdalardan uzak kalır. Allah rahmet eylesin. Şeyh'e beni ilk itikâfa kattığında güneşe çıkarken başını ört alıp çıkacaksın dedi.
Güneşi daha görmeyeceksin dedi. Bir sıra alır bana şunu yemeyeceğim, onu yemeyeceğim, onu yemeyeceğim, onu yemeyeceğim, onu yemeyeceğim, bunu yemeyeceğim. İçimden dedim ki hiçbir şey yemeyeyim o zaman. Attımla da hiçbir şey yemeyeyim. Şundan böyle ne o? İşte güneşe çıkmayacaksın, dünya kelamı konuşmayacaksın. Şunu yapmayacaksın, bunu yapmayacaksın, tamam. Demek ki dışarı çıkmak için çok bir süre. İntikâf gerçekten çok önemli. Üç gününde derdilen adamdır. O kimse Peygamber Sanallahu ve Selam adetlerini görürse veyahutta sesini işitirse, sarılını görürse, kendisini görürse geliyor derlerse, böyle bir ses işitirse dördüncü gün. Bir gün lafze-i celam bir de on bin salat-u selam getirir.
Onu arkadaşlar biraz zorlanıyorlar. Biz on bin salat-u selam okutuyoruz şimdi biraz daha müfrediyoruz. Normalde yüz günde lafze-i celam çekiyorlar. Tabi şimdi insanlar gün geçtikçe, ihtiyarladıkça geçmişinden tecrübeleniyor, geçmişte yaşadıkların da şey oluyor, biraz böyle ders konusu oluyor. Biz tabi birkaç yıl sonaydı galiba, Şeyh Efendi Hazretleri o zaman şeyin, bizim orada bir caminin imamı vardı, onu itikafa kattı.
Tabi bana dedi oğlum sen de itikafın idarecisi ol, işte git gel filan sor. Gidip geliyoruz tabi söylüyoruz. Birinci gün sorduk, gördün mü bir şey yok. O zamanlar bizim böyle celaliliğimiz yerinde, ikinci gün sorduk, var mı hocam bir şey, tık yok. İçinci gün oktay diyelim böyle. Üçüncü gün yine sorduk, üçüncü gün akşam yastı namazında yine bir şey yok. Yok mu hoca dedim, yine bir şey yok. Ya nasıl olur böyle bir şey yok dedim ya. Oktay, ondan sonra hoca ben, üçümüz halakayı kurduk. Onun hoca de itikafı yerinden. Bir başladık derimizle, la ilahe illallah diye inanıyorum oktay buna. Bizim hoca kuuut ya! Bu şiirlerin nedir ben, sen çıkarım. Tamam.
İyi hadi. Yarın 10 gün sana selama devam et. Oktay diyelim, çaklıma gel! Gerçekten düzgün bir itikaf olursa ehlitasanum öyle inan. O kimsenin geçmiş günahlarını komple akılacak.
Eğer günahı var ise. Çi vardır. Ve itikafa devam ederse o kimsel. Her sene onun için manevi bir yolculuktur. Hatta her gün onun için manevi bir yolculuktur. Hiçbir tehdit çekecek o kimse. Düşünebiliyor musunuz? Bir de yalnız kimse yok. Tabii biz şimdi kalabalık yapıyoruz. Kalabalık onun için millete uyumluyor. Tatlı oluyor. Heyecan var. Ondan sonra kimse uyurmuyor. Tek başına kalırsa nefis vurmayacağız. Allah bizi afiasın. Efendim başımıza ekonomik kriz çıkardılar. Kardeşlerin çoğu maddi durumlarda bahane edip hem mahalle derslerine hem de buraya gelmiyorlar.
Bu kardeşlerin tavsiyemiz ne olur? Allah razı olsun. Ya insanların biz bir şey bahane edip etmediklerine bakamayız ki. Sonuçta dünya intiharı bitmez insanın. İnsanın kendi bu noktadaki durumunu arttıran, eksiltiren Allah. Muhakkak insanlar gayret sahb edecekler. Muhakkak insanlar çaba gösterecekler. Ama insan nefsi için bahane çoktur. Yirmi yıldan beri ne bahaneler gördük, ne bahaneler işittik, ne bahaneler denirdik. Bunların hepsi de bahane. İnsanın nefsi bir şey bulacaksa, bir taraftan ırgalacaksa o ırgalar. Şimdi şöyle düşünür insan kendi kendine. Ya ne perşembe değil dersler orada. Teravih namazı kılırmıyor ya ben teravih ediyorum.
Oradan da eve giden dersimi çekerim. İnsan nefsi bu. Onu öyle düşünür. Kendi kendine der ki teravih dur. Derse gitme. Evde teravih kılmak. Nefsimi alır geldi demem. Derse git evde teravih kıl. Nefsine onu gelir. Buradan tersten çıkacak eve gidecek. İşte terlemiş zaten olmuş olacağına. Duş al, ardından otur, namaz kıl, yatsıyı kıl. Ardından teravih kıl. Uzun muhabbet. Eee öyle yapacağını şuradan mahalle camisinde teravih kılsın. Huşu içerisinde bile. Dersinde Ramazan'dan sonra hayır. Ne olur.
İnsanın nefsi bu. Bir taraftan doğru. Hep dokundur. Dokundur. İnsan da der ki ben haklıyım. Kendi kafasınca fetva verir. Kendi kafasınca ona hükmeden. Bu böyle daha doğru der. Bu böyle daha iyi der. Bunun böyle olması lazım der. Bu böyle olacak der. Bu iş mi, bu doğrusu mu der. İnsan kendi nefsine göre, kendi kendisine fetvayı verip yürür. Kendi verdiği fetvaya da inanır. Bir devam eder. Onunca o doğrudur. Bunu durduracak olan ne? Yok. Onun daha fazla huzilli masrafları vardır. Huzilli olan akitli şeyler vardır. Muhakkak bir şeyi bahane edecek o kimse. Ekonomik kriz var diyecek gitmeyecek. Bir ekmek az yediğini düşünmez. Sikrullah mı ekmek mi? Sikrullah diyecek.
Ne yiyorsun fazla o zaman git derse. Sikrullah mı gömlek mi? O diyecek ki sikrullah iyi alma gömlek git derse. Ya senin gömleğin yamalı oluversin. Senin gömleğin eksik oluversin. Senin gömleğin ne bilelim veya pantolonun bir tane eksik oluversin. Öyle bir şey olmaz. Ya onların hepsi. Bakın ben bazen hani ters gelebilir sohbetlerim. Önemsemem ben. Direkt nefse vurur. Yani ilk defa yokluğu yaşayan sen değilsin der biçimlerde. İlk defa borçlanan sen değilsin. İlk defa iklas eden sen değilsin. İlk defa hanıme olan çocuğu olan sen değilsin. İlk defa hanıme olan, hasta olan, çocuğu hasta olan sen değilsin. İlk defa başına sıkıntı gelen sen değilsin. Ya normalde biz de uzaydan gelmedik ya.
Yirmi yıldan beri her şey bizim başımızda da var. Yirmi iki yıldan beri. Yirmi bir, yirmi iki yıldan beri. Yirmi üç yıldan beri. Dilimize dolaşmış. Yani yirmi üç yıldan beri bizim başımıza hiçbir şey mi geldi? Yirmi üç yıldan beri bizim başımıza hiçbir şey mi geldi? Yirmi üç yıldan beri biz hiç mi sıkıntı yaşamadık? Aha. Adam normalde son on yıldan on yıldan on yıldan on yıldan on yıldan hiçbir derse gelmedik oldu mu? Yani on dokuz yıldan beri, on sekiz yıldan beri başımıza hiçbir şey gelmedik. Büyük sefer iflas ettim ben. Son iflasımda bir milyon dolar borcu var. Şimdi adam borcu var. Kaç para borcu var?
Yirmi lira, otuz lira, yüz milyar borcu var. İki yüz milyar borcu var. Allah sizi niye inandasın? Böyle bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum. Ulan diyorum yani bu kadar borçtan adam dokuza katlanmış diyor kendi kendime. Nasıl karalıyor adamı? Hayatı karalıyor. Allah'la bağlanıyor. Ben dinliyorum kaç para borcumu var diyor. Yirmi bin lira. Adam yirmi bin lira borç için dünyayı karartmış. Sol ayağımız küçük serçe bakma fazla geliyor. Ben işsizliğe inanmam. İnanmam. Yanlış anlaşılmasın.
Ben evlenemiyorum. İnanmam. Erkekler için söylüyorum bunları. İşte şunu böyle başaramıyorum. İnanmam. Hiç inanmam bunlara ben. Ekonomik gelirmiş. Yokluğmuş. İşte ucuymuş. İnanmam bundan hiçbirisi. Nasıl inanmam? Bundan hiçbirisi de bahane değil. Bir adımın boş gezmesine inanmam. Bir numar vermem. Bakarım böyle. Allah Allah adamım. Sen yapamıyorsun. Dergâhta. Yapamıyorum. İnanmam.
Biz burada çoğaltıyoruz. İnanmam. Sen dik. İnsandanla sen irtibat kuramıyorsun o zaman. İnanmam ben dik. Sebep? Sen çalışmıyorsan nefsinden çalışmıyorsan. İşte işimiz sıkıntıda diyor. Saat sekizde dükkanın önünden geçiyorum. Kapalı. Dokuzda dükkanın önünden geçiyorum. Kapalı. Dokuzda dükkanın önünden geçiyorum. Kapalı. Dokuzda dükkanın önünden geçiyorum. Kapalı. Dokuzdan cevap veren yok. Laf.
Dediyorum ki beş yüzde çalışırım. Altı yüzde çalışırım. Üç yüzde çalışırım. Dört yüzde çalışırım. Gider ambalık yaparım. Çalışarım. Gider kazardan aydınlığı satarım. Çalışarım. Liman satarım. Çalışarım. Pazarcılık yaparım. Çalışarım. Laf onların hepsi. Ben daha normal saat sekiz daha. Bizi rehavete.
Esnafımız rahat. Memo. Kızlar rahat. Herkes rahatına düşkürüz. Hepimiz semirmiş toplu koyunlar gibiyiz. Hepimizi göz alamıyoruz. Çuturmayı göz alamıyoruz. Çalışmayı göz alamıyoruz. Yük kalmayız. Sorumluluk almayı göz alamıyoruz. Eskiden. Karasını, parasını yemeyi çok güzel bekliyoruz. Çok seviyoruz. Çok seviyoruz onu. Müslümanlar böyle olmamalı. İşlerinde titiz, eşlerinde titiz, çocuklarında titiz, çalışmalarında titiz, iş yapmalarında titiz olmaları gerekir. Ve aynı zamanda ahlaklı olacaklar.
İşlerini yaparken ahlaklı olacaklar. Eşleriyle ahlaklı olacaklar. Çocuklarıyla ahlaklı olacaklar. Müşterileriyle ahlaklı olacaklar. Yapmış oldukları işi düzgün yapacaklar. Ahlaklı yapacaklar. Eğer bunları yaparsanız, bunların üzerine titizlikle durursanız merak etmeyin. Bir şey olmazsınız. Adama mal satarsan peşine düşmezsen, adamın işinin peşine düşmezsen, kendi işinin peşine düşmezsen, bahane çok. Dergâhta. Sen normalde arkadaşlarımla, kardeşlerimle iyi geçirmezsen, etrafımla iyi geçirmezsen, iyi rahmetli olmazsan bahane.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi