Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 29 Şubat 2012 · 48:49
Gününüzü hayırlısı inşâAllah. Cenâb-ı Hakk'ın gününüzü hayırlı eylesin. Şimdiden Ramazanınızı, o gününüzü mübarek eylesin. Allah inşâAllah ve Rahman tekrar tekrar Ramazan-ı Şerif'e ulaşmayı nasip edin. Ramazan-ı Şerif'i hakkıyla eda edenlerden eylesin. İmsak ve sabah namazı vakti nedir? Oruç, ezan'dan, ikuset, imsak'ta ulaşsın.
Sabah namazının vakti, imsakın girmesiyle başlar. Tebrail aleyhisselam sabah namazını kıldıracağı zaman, birinci gün geldi, tam imsak bir girdiğinde namazı kıldırdı. Dedi ki, ya Resulallah, namazın başlangıç vakti şu anda, sabah zamanın vakti. Ertesi gün güneş dolmaya az bir zaman kala, tekrar geldi. Bir dakika, dedi ki, son vakti de bu zamandı. Orucun başladığı vakit, imsak vaktimiz. Tabi önceden camilerde önce imsakın girdiğine dair ezan okunuyorduk. Ardından tekrar bir ezan daha okunuyorduk. Böylece insanlar birinci imsak, birinci ezanla oruca başlıyorlardı. İkinci ezanla da namazı kılıyorlardı.
Ama o ikinci ezanı beklemeksizin bir kimse imsak vakti girdi mi, sabah namazının vakti de girmiştir. O esnada sabah namazını kılabilir. Az bir şey beklerse, işte mevsimi durumuna göre yarım saat, kırk beş dakika, otuz dakikaya, yirmi dakika, sabah namazının tam vaktidir. Ama diyeceksiniz ki, imsak vaktinde kılan bir kimseye bir şey gerekir mi? Yok. Vakti girdi mi? Evet, girdi. O yüzden bu noktada, diyanetin şu anda uyguladığı şey, makum ve güzel bir şey. Yani imsak girer girmez, hemen ezanları okuyorlar. Tek ezan, insanların hiçbirisinin kafası karışmıyor. O esnada sabah namazının vakti girdi, yeme içme kesilecek. O hadis-i şerif var, beyaz ipliğin, siyah ipliğinden ayrılınca kadar yiyiniz, içiniz diye, o hadis-i şerif böyle saatten, zamandan, ondan sonra durumdan haberdar olmayanlar için.
Şimdi saat belli, zamanı belli, vakti belli, herkesin elinde imsakın girdiğine dair, imsakın başladığına dair elinde vakti belirtecek, materyaller mevcut olduğunda ona gerek yok. Doğumu yaklaşmış bir bayat, oruç mutabildi, bu ne yapmalı? Yani onlar, emzirenler, hamile bayanlar, devamlı ilaç içmesi gereken işte hastalar, veyahut da çok yaşlı, bitak düşmüş, sayıp ihtiyarlar, bunlar oruçlarını tutmayabilirler.
Kaza yapmaları mümkün ise, Ramazan'dan sonra, derim ki adam ilaç içiyor, iki aylık bir tedavisi var, iki aylık tedavisi Ramazan'a denk geldi, iki ay sonra tedavisi bitince ne yapar? Orucunu kaza eder. Veyahut da bir rahatsızlık geçirdi, bir zafiyet geçirdi, işte o esnada zafiyet geçirdiğinden orucunu tutamadı, yirmi yıl sonra, bir ay sonra, üç ay sonra, dört ay sonra onu ne yapar? Kaza eder. Veya emzikli bir kadın çocuğunu emziriyor, işte çocuğunu emzirdiği için orucunu tutamadı, çocuğunu emzikten ayırdığı zaman orucunu kaza eder. Hamileler de aynı. Hamile kadın da orucunu sonra da ne yapar? Kaza eder. Ben tenkinliğinde avalıyım. Ben nefesim yeter diye kaza edeceğim ama ben yine de tutmadığım günlerin diyetini ödeyeyim.
Nur ala nur. Bir kimse var. Devamlı ilaç kullanmak zorunda. Yani o yıl on iki ay devamlı. Şeker hastası, tansiyon hastası, kalp hastası, mide rahatsızlığı yaşıyor. Devamlı. O devamlı ilaç alacak olan kimsenin ilaç hiç kesilmeyecekse, o kimsenin parası var ise, malin durdu yerindeyse hemen niyetini verir. Ama rahatsızlığı geçici olanla, yani mazereti geçici olanla, mazeretleri geçtikten sonra oruçlarını kaza ederler.
Allah bize affetsin. Tabi gönül isterdi ki orucun size fasiletlerini anlatayım. Ama ben biraz bu ramazan, kersinden bakıyor diyebilirsiniz bana, ben bu ramazan, oruç tutmamanın günah-i kefahir olduğuna dair, tutmamanın ne olduğuna dair sohbet etmek istiyor. Allah bize affetsin. Zaten normalde orucun fasiletleriyle alakalı, televizyonlarda, camilerde, sohbetlerde dinleyeceksiniz. İşte kimisi diyecek ki, sağlığımız için çok faydalı. Orucu ne kadar sağlığa faydalı olduğunu anlatacaklar. Orucu ne kadar mideye, bağırsaklara faydalı olduğunu anlatacaklar. Orucu ne kadar işte üstün fasileti olup açlıktan anladığını anlatacaklar.
Bunları söyleyecekler size. Bunları dinleyeceğiz ve dinliyorsunuz da zaten. Oruç sağlık için tutulmaz. Oruç açların halini anlamak için tutulmaz. Oruç Allah emrettiği için tutulmaz. Geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı. Oruç Allah'ın emridir. Hatta biz orucu herhangi bir şeye bağlamaksızın, sırf bir sebilin de Allah emrettiği için tutarız.
Bu bir. Bu işin şeriat noktasıdır. Biz orucu Allah'ı sevdiğimiz için tutarız. Orucu şeriat noktasında tutan bir kimse, Ramazan 30 gün orucu tutar getirir. Bu şeriatın emrini yerine getirmiştir. Allah'ın emrini yerine getirmiştir. Ehli tasavvuf orucu sever. Allah'ın sevdiği ibadetleri severler. Allah'ı severler. Allah'ın sevdiği şeyleri severler. Allah'ın sevdiği ahlakı sever. Allah ben şunu seviyorum dediğinde, onun sevdiğini yapar. İşte oruçlunun ağız kokusu benim çok hoşuma gider diyorsa Allah, o kimse Allah'ın hoşuna gidecek olan o kokuyu üzerinde hep bulundurmayı düşünür. Oruçlunun ağız kokusu bana misten daha güzel gelir diyorsa, sen ağzını kokulandır.
Sen ağzını sevamını kokulandırmaya çalış ki gelsin senin kokuna müştak olsun. Ağız kokundan yüzünü çevirmesin. Pis kokar, gıybet edersen pis kokar. Dedikodu edersen ağzın pis kokar. Necis kokar. Suizam estersen necis kokar. Dilinle ağzınla haram işlersen ağzın necis kokar. Allah o ağzın kokusunu sevmez. Allah o ağzını iştigal eden bir ağzı Allah sevmez. O zaman aşık, sevdiği gibi olmaya çalışır. Seven sevdiğinin istediği gibi olmaya çalışır.
Seven sevdiğinin haliyle hallenir. Seven sevdiğinin sözüyle sözlenir. Seven sevdiğinin bakışıyla bakışlanır. Seven sevdiğinin kokusuyla kokulanır. Ve seviyorsa ey sevgili sen bugün hangi kokudan hoşlanırsın? Sen bugün hangi halden hoşlanırsın? Sen namazın kokusundan mı hoşlanırsın? Sen orucun kokusundan mı hoşlanırsın? Sen bir yetimin başını okşamanın kokusundan mı hoşlanırsın? Sen bir la ilahe işten mi hoşlanırsın? Sen Allah'a halde işten mi hoşlanırsın? İstediği gibi olur. Eğer sevgiliye müştabı olacaksa, sevgilinin peşine düşecekse, sevgilinin peşine düşecek olan kimse, sevgilinin kokusuyla kokulacak.
İşte oruç bu manada sevgilinin kokusuyla kokulanmaktır. Ama gerçek manada oruç, dil tutularaktan, ağız tutularaktan olan oruç, gerçek manada oruç, namaz kılınaraktan tutulan oruç, gerçek manada oruç. Koşarak oruç, izleyerek oruca gönülden bağlanmak, oruçtan görmemek, oruçtan zorluk görmemek ve orucun vermiş olduğu zahmetin zorluğu tatlı görmek, hoş görmek, onu sevmek.
İşte oruç o zaman oruç. Allah bizi affetsin. Muhakkak bu sene yine kilo verecek herkes. Oruç tutanlar, Ramazan'ın sonunda kilo vermeniz lazım. Tartılın hepinizden. Hepinizden 90'la çıkacaksınız. 85'le çıkın, 84'le çıkın.
Orucunda semilerekten oruç tutulmaz. Oruç tutulmaz. Fazla yiyerekten oruç tutulmaz. Bu ehlin tasavvufun orucu değil. Bu nefsine düşenlerin orucu. Baştan ne yemeği var? İki tane yemek, bir yemek daha yap. Olmadı bir yemek daha yap. Bu müminin orucu değil. Bu Allah'ın sebebi misafir yoksa bir yemek, bir pilav, bir salata, bir çorba. Bu işin lüksü. Bu sofra lüksü sofra. Yemek, çorba, pilav, salata var. Yani bak dört tane on. Sofra bu sofra.
Her gün bizimle mücadele et. Başkalarını bir kişiye iktidar ettir. Bir kişiye iktidar ettiren o seninle sahip olur. İktidar ettirir. Bir üç çeşit diye o zaman. Kendi başına sana tıkılma. Oruç tutuyorum deyip de evde kadınlara eziyet etme. Oruç tutuyoruz diye kadınlar adamlara eziyet etmesin. Şunu da al, bunu da al, şunu da getir, bunu da getir.
Geçen sene tekkede dedim ki, hepinizin evine dedim, kırk gün bir şeye girmese yeter dedim ben. İnegöl'den birisi demiş ki ya, gideceğim demiş, evde bakacağım, evde bu kadar yok. Yemin etti bize demiş bu adam demiş, gitmiş. İnegöl'e saygılmış. Hanımı demiş ki ya bir aydan fazla yeter demiş ya. Geldi benden helallaşmaya. En fukarası da en şu anda lüks sofralar kırıyor. Ramazan'da böyle lüks sofralarla oruç olmasın. İsrafla oruç olmasın. Beş boynuzlu otellerde iftar olmasın. Dökülen, atılan, bozulan yemekler olmasın. Allah bizi affet et. Katılmayın öyle iftarlara.
Onlar sünneti Resulullah'tan uzak. Otellerde lüks restoranlardaki içki satılan, her gün dansöz oynatılan, her gün şarkıcıların, türkücülerin çıktığı yerde Ramazan gelince iftar sofraları kurup, iftar menülerini hazırlayıp insanları kandırıyorlar. Gitmeyin. Oralarda iftar vermeyin. Oralarda iftar verenler olursa davetlerine icabet etmeyin. Davete icabet etmek sünnet değil. Gidip haram alenen, haram işlenen. Bir salonunda haram işlenip, bir salonunda da iftar edilen yerlere gitmeyin. Allah bizi affetsin inşallah. İslam'ın direği ve İslam bu üç esas üzerine kurulmuştur. İnkar suresiyle bunlardan birini terk ederse kanı helal ve kafirdir.
Onunla şehadet et. Beş vakit namaz ve Ramazan orucudur. Kim bunları inkar ederse kafir olur. Kelime-i şehadeti inkar eden kafir olur. Namazı inkar eden kafir olur. Orucu inkar eden kafir olur. Hacı inkar eden kafir olur. Zekatı inkar eden kafir olur. Allah'ın farzlarını inkar eden insanlar kafir olur. Bir şey farz ise kim onu inkar ederse kafir olur. Allah bizi affetsin. Birisidir. Size kalkanlar, önce diyeceğiniz, işte oruç tutmak yemekten içmekten kesilmek değildir. Biz gönlümüzden de oruç tutuyoruz.
İşte oruç tutmak, su içmemek, yemek yememek, cima etmemek değildir. Eğer biz işte öyle bir aşk var ki bizde, biz orucu öyle tutuyoruz. Bunların hepsi de küfür ehli. Dini iksat etmeye çalışan, dini bozmaya çalışan müşrik, kafir zihniyetli insanlar. Kim peygamber sallallahu alüveslerin izine basmıyorsa, o kimse küfür ehlidir. Uygun değil. Kimsenin orucu savukça. Bir lafımız, bir sözümüz yok.
Biz evet, ağzımızı tıkayarak oruç tutacağız. Asiyeceğiz, hikmet etmeyeceğiz, dedikodu etmeyeceğiz, küfür etmeyeceğiz. Yalanla, yeminle işimiz olmayacak. Orucumuzu, namazlarımızı beş vakit kılaraktan, vaktinde kılaraktan ve Allah'ı zikrederek tutacağız. Tövbe ederekten tutacağız. Ve orucu muhakkak ehemmiyet gösterdir. Evlerinizde çocuklarınıza, eşlerinize ehemmiyet gösterin. Oruçlarını tutmalarına yardım edin. Orucu tavsiye edin. Küçük çocuklarınız da olsa alıştırın. Üç saat tutsunlar, beş saat tutsunlar, alışsınlar. Çocuk beş yaşına geldikten sonra ona oruç talimi yaptı. Öğleye kadar tutsun. Öğlen de yemeni yesin, ikindiye kadar tutsun.
İkindi de yemeni yesin, akşam namazına kadar tutsun. Oruç terbiyesi atsın. İftar sofrasında orucun ehemmiyeti, orucun mahiyetini anlasın. İftarınızın mümkün olduğu müddetleriniz de yapın. Bir hurmayla da olsun. Çoluğunuzla, çocuğunuzla yapın. Eşleriniz de yapın. Eviniz bereketlensin. Eviniz bu noktada ibadet havasına. Hiç olmazsa en fakiriniz dahi birkaç gün evine iftar alsın. Onun sevamı, onun bereketi yeter. Yapabiliyorsanız daha fazla yapın. Büyüklerinizi çağırın, akrabalarınızı çağırın. Eşinizi, dostunuzu çağırın. En önemlisi, fukaraları çağırın. İftar sofralarında fukara olması gerekir. İftar sofralarında şu fukara kalan bir kimsenin namaz etenecek.
Kime veriyor ki? Ve kardeşim onun yemeğe ihtiyacı yok. O zaten yiyorlar. Sen git bir kenar mahallede bir kazan kurdun. İftarlık da var. Üç yüz elli tane, dört yüz tane. İftar verdi. Gideceğiz, gideceğiz.
Sabah oradan sonra veya ölmezler. Git oraya bırak. Kim görsek ki onu. Onu kimse görmeyecek. O gümlemizi korusun inşallah. Her kim Ramazan'da ulusalsız ve hastalık gibi bir özrü olmaksızın, bir gün orucunu yerse, bir yıl boyu oruç tutsa da o günü kaza etmiş olmaz. İftatsız, mazeretsiz. Orucunu yerse bir kimse, bir yılda diyor oruç tutmuş olsa onu kaza etmiş olmaz. Adi Şerif'i ölçü almamışlar. Ayet-i Kerime'yi ölçü alarak bir güne binin kaza demişler. Tutmaz ister. Adi Şerif'teki tehdidi unutmayalım. Lay lay lay, ya bugün de tutmuyor, ne olacak demeyelim.
Orucun fasiletini, orucun kıymetini tefekkür edelim. Allah'a inananlar için büyük bir kapı oruç kapısı. İnsanların günahlarına kefarettir. İnsanın hayatına kefarettir. İnsanın bütün hatalarına kusur. İnsanın ateşte arasına duvar örer. İnsanı cehennemden kurtarır. Namazını kılan. Şirke düşmediği müddetçe ümit edilir ki o cennetliktir. Kıldım orucumuzu tutuyorum.
Ahlakım ben evli cennetim. Ekmek var. Müslümanlar gün geçtikçe bu halde 28 Şubat'ın en büyük handikaplarından birisi bu.
Türkiye'deki Müslümanlar 28 Şubat'tan sonra hızla dünya birleşiyor. Hızla uzaklaşıyor. Hızla cihat şuurundan uzaklaşıyor. Hızla alıştırmaktan uzaklaşıyor. Bir ümitsizlik vakasına, bir ümitsizlik çukuruna düşüyor. Koşturduk da ne oldu? Koşturacağız da biz mi koşturacağız? Hala koştur. Ümitsizlik cihattan yasını düşünülemez. Bu Müslümanlar için gereğini yerine.
Şimdi incecik elbiseleri var, incecik öyküleri birisi de. Gereğini yerine.
Din yalnız Allah'ın o kadar savaşmak. Gönüllerin içerisine koyma aşkımızı şevkimizi artırsın. Orucu manevi bir kapı olarak görün.
Orucu manevi bir direnç olarak görün. Orucu manevi bir diriliş olarak görün. Orucu manevi bir koşuşturma olarak görün. Orucu manevi bir koşuşturma olarak görün. Orucu üzerindeki kirleri ve pistleri atıp rüzgar hızıyla Allah'a koşmaktır. Kirleri geçip, deccaliyeti geçip, şeytaniyetin bazı. Avustat noktasında yürümektir. Orucunuzu bir Bedir savaşı gibi göreceksiniz. Orucunuzu bir Uhud savaşı gibi göreceksiniz. Orucunuzu bir Hendek gibi. İçme aşkı.
Manın üzerine doğru yürüyeceksiniz. Oruç insanı bu noktaya getirmeli. Yeriden toparlanmasını getirmeli. Orucu sahabe gibi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin etrafında göğsünü siper ederek din-i mibir-i İslam için direnmeyi gerektirmeli. Direnin. Direnmezseniz yenilirsiniz. Direnin. Direnmezseniz direnin. Direnmezseniz barımız size gelmez. Direnmezseniz gökten... Direnmezseniz Muhammed-i Mustafa gelip başınızı, okşunuzu sarmak. Kore kurucaksınız.
Oruçla... Oruçla, peygamberle hü comoza edeceksiniz. Şifa olacaksınız. Düşündüğünüz kadar. Kalbinizi düşünün. Alkına çıkıp orucun mideye olan faydalar lazım değil.
Orası lazım değil. Oruç tutan kimsenin uluğu keskin kılıç gibi olur. Oruç tuttu, tut. Ennek sofrası olsun. Melekler üşüysün gelsin sofranı hittar etmek için. Öyle oruç tut ki Allah gelsin kalbinde iftar etmek için beklesin, iftar sağır. Bu sana şata at gelir, bu sana şata bak. Ama sen öylesine oruç tutarsın ki Allah seninle beraber iftar sofrasında bekler. Öyle oruç tutarsın ki melekler seninle beraber oturur, iftar sofrasında bekler.
Üşüşürler ağzından çıkacak olan nefesi almak için. Üşüşürler, iftar sofrasında Allah'ı zikrettiğinde o zikrettiğin tek harfi gökyüzüne. Üşüşürler, öylesine oruç tutun. Kalbinize ferahlık vermeli, yükseklik vermeli, derinlik vermeli. Oluç sizin böyle akşamüstü olduğunda böyle açlık, yokunluk, o direncin verdiği sızıntı sizi tam düşünürken, Yarabbi derken ayrı bir diriliş terbiletmeliyiz.
Ve bütün oruçlar için oruç bir diriliş olmalı. O yüzden oruçla dirili, zikrullah ile yürüyün, zikrullah ile göklere doğru çıkın. Dua ile, metripler, Allah'ın Allah'la olan dostluğumuzu pekiştirin. Bir tebessüm, bir hurma, bir sili, bir ekmek, bir pide, bir tas çorma, iki tane pirinç, iki pirinç tanesi, iki üzüm tanesi. Evet, halin o kadardır. Senin iki üzüm tanesi yedirme merkezun vardır. İki tane üzüm alırsın. Arapların bunu alırsın. Sünnet-i Resulullah olan bağlanılığı çok hoşuma gider. Mekke'de, Medine'de hurma tutarlar. Bir tane hurma, bir hurma, onu küçük görürsün. Ama Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'e der ki, Bir hurma ile de olsa, bir hurma ile de olsa, cehennem ateşinden kurtulun der.
Bir hurma seni cehennem ateşinden kurtular. Sen, ben yokum, ben yoksulum, ben fikarayım, bende yok deme. Bir hurma ile de olsa, birisine ihtar ettin. Bir hurma ile de olsa, birisine ver. Al bir kilo hurma, çarşıda dağıt ver, ihtariyelik diye. Al bir kilo hurma, dükkanın önüne koy. Üçeden giden her gün alsın, ihtariyelik bir tane hurma koysun gemine. Evet, bunlar bizi terk ettiğimiz sünnetlerimiz. Al yirmi tane simit koy, dükkanın önüne. Sarp, millete ver, ihtariyelik. Yirmi tane ekmek al, sarp, pukaralara ver, insanlar ver, ihtariyelik. Yirmi tane pide al, koy, dükkanın önüne. İhtariyelik, sar, ver. Bir hurma ile de olsa, cehennem ateşini söndürün dedi Muhammed Mustafa.
İnşallah orucumuz öyle orucu olsun. Allah bizi inşallah öyle oruç tutanlardan eylesin. Dört şey vardır ki, Allah-u Teala onları İslam'da farz kırmıştır. Her kim bunlardan üçünü yaparsa, dördünü yapmadıkça, bu üç şey ona bir fayda sağlamaz. Bunlar namaz, zekat, ramazan orucu ve haçtır. Parası olup da gücü olup da hacca gitmeyenlerin, Hristiyan veya Yahudin olarak ölmesinde bir beis yoktur hadis-i şerif.
Gücü yetene haç faz. Namaz parasız. Oruç parasız. Zekat, evet para lazım. Zekatlarınızı ödeyin. Yerli yerine yerleştirin. Kim zekatını dosdoğru vermezse, Allah'ın hesabı çetindir. Yap, orucunuzu dosdoğru tutun. Yap, namazınızı dosdoğru kılın. Şunu diyeceksiniz, bana soracaklar gene. Ben orucu tutuyorum ama namaz kılamıyorum. Ben ona yine cevap vereceğim. Sen orucunu tutun edeceksin. Neden oruç? Biktar. Gönülü arzu eder ki namazla kılsın. Kadınlar, erkekler sakın birbirlerini zihinlemeyin. Sen neden orucunu tutuyorsun, namazını kılmıyorsun, orucunu kabul olmuyor deneyin.
İnsanları soğutmayın. İnsanları imzitmeyin. İnsanları üzmeyin. Ama siz orucunuzda namazınızda dosdoğru yapmanız. Size kadınızda dosdoğru verin. Paranız varsa, yok işte oğlana ev yaptıracağım, yok kızı evlendireceğim, yok torunun sünnetini yaptıracağım. Geç. Geç bunları geç. Ya haccına git. Cenab-ı Hak'a hamd-ı sena diyor. Allah'ın diyorlar. Ya Rabbi bir daha gidelim gidemem. 92'de haç parası bize Cenab-ı Hak nasip etti. Dedim bana parası oldu. Gidiyorum ben. Cenab-ı Hak nasip etti gittik. Bir daha taa 2005'de gittik. 2005 miydim? 2005'de gittik. İnsanın ne zaman ne yaşayacağı belli değil ki. Bugün paranlar yardım yok.
Bunu çok iyi yaşayanlardan. Paranlarken hacca git, pastana. Sağdığı yerinde orucunu tut. Sağdığı yerinde namazını kıl. Allah bizi affetsin inşallah. Cenab-ı Hakk'ın nemizi muhafaza eylesin inşallah. Bu yaşındaki erkek çocuğuma 14 yaşındaki bir çocuk tecavüz etmeye kalkmıştır. Ne yapacağımı şaşırdım.
Bana bir yol gösterir misiniz hakkınıza helal edin? Ben bizi görüyor musunuz? Yani normalde halimizi görelim diye. Buraya gerçelikler için birisi oturacak şimdi ne fetva verebilir buna? Kusuruz değil mi?
Bu sorulardan bıktığımdan, yükseldiğimden değil. Yalan olmasın günde en az 4-5 tane böyle fetva soruyor bana.
Cinsel suçlarla alakalı. Erkek çocuğu deyip geçmeyin. Onu dahi kız çocuğu gibi takip edin. İmamlar boşuna mı fetva vermişler? Patlak küçük çocuğun yüzüne bakmak dair cahit değildir diye. İmam Muhammed küçük çocuk olarak gelmişler İmam-ı Azam'ın yanına.
Sakalları gelmiş. İmam-ı Azam sakalları geldiği halde hiç yüzüne bakmamış İmam Muhammed'in. Rivayet ederler. Meleklerin lanetleri bir şey. O 14 yaşındaki çocuk dini öğrenmiş olsaydı onu yapmazdı. Oraya kalkışmazdı. O 14 yaşındaki çocuğu öğreten birisi var mı? O 14 yaşındaki çocuğu o ahlaksızdı, aşılayan var. Çocuk o ahlaksızdı, o iğrenç bir şey. O seviyesizdi, o aşağılığı, o aşağılık hareketi birisinden öğrendi. O esnaf, o aynandan aşağı bir mahluk.
Çocuklarımıza dikkat edin. Ya bu amcasının oğluydu, bu tehtesinin oğluydu. Bu tehtesinin oğlu canım, bu amcasının kızı. Bu dayısının kızı ya. Hayır ya. Sonra bana meyir çekiyorlar. Siz böyle sohbet ediyorsunuz, çocuklarınız sapık mı? Ya ben senin çocuğuna sapık demiyorum. Ama çocuk bütün gün televizyonda erotikliği görüyor. Bilgisayarda görüyor, internette görüyor, filmlerde görüyor, sinemalarda görüyor, sokaklarda görüyor. Kim kızlar veya oğlana saldırıyor. Geçen gün birisi telefon açıyor. Uyuyor herkes diyor.
Benim oğlum gitmiş diyor. Kız kardeşimin diyor. Oğlunu diyor gece üstünde yakaladık diyor. 3 yaşında daha çocuk. Üstünde yakaladıkları çocuk 3-4 yaşındaymış. Size bu tuhaf gereken bir ramazan sohbeti. Ramazan sohbeti, ramazan sohbetinde diyeceksiniz ki bunu dinlemememiz lazım diye düşünmeyin. Evet. Halimizi kırın. Ve çocuklarınıza dikkat edin. Büyük çocukları olanlar, çocuklarınızı iyi eğitin. Küçük çocukları olanlar, çocuklarınızı muhafaza edin. Koruyun. Koruyun muhafaza edin. Kız çocuğu, oğlan çocuğu. Büyüyünceye kadar oğlan çocuk kaç yaşına? Çeşini söyleyinceye kadar annesinin yanında. Çeşini söyledi.
Geldi mi 5-6 yaşına geldi. Babasının yanında. Kız çocuğu, anasının yanında. Başka bir yerde değil. Allah bize affetsin. Haklarınızı helal edin. 3-5 Tadiye şerif. Dostu ki, birimiz şehrin, orasal-ı şadil-i şan-ı şümen-i muhammed-i bahasli-i şah-ı mabidana celalettin rümada bektaş-ı beli, hadı bayrağın müheli, Mehmed-i muhiddin iftah-ı adetlerin ozalına.