mustafaozbag.org

211. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 29 Şubat 2012 · 28:09

Allah gecenizi hayır etsin. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Ticarette yüzde yüz ve üzeri kâr yapmak helal müddet, aydınlatırsanız sevinirim. Hanefilere göre helaldir, bu noktada bir beis yoktur. İslam belli bir kâr payı koymamış, belli bir kâr haddi de koymamış. Hatta Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerine gelmişler, demişler ki böyle böyle kötülük var.
İşte bazı mallar pahalılandı, bunlara bir naf koysanız, belli bir ölçü koysanız, o bir yerden yukarı satılmıyorsa demiş. Allah Resulü sallallahu ve sellem hazretleri bunu men etmiş. Artıran da eksilten de Allah'tır demiş. Bir malı artıran da eksilten de Allah'tır demiş. Bir mal eğer atarsa fiyat ucuz da, bir mal eksilirse fiyatı artar, çoğaltır. O yüzden bunu dengeleyen Allah'tır. Sonuçta insanlar bir mağazamlara kazanıyor varsa, çok kazandığını gören diğer başkaları da aynı işi yapacaktır. O yüzden bu noktada ticarette belli bir kâr mağazı koymak yoktur. Bir kadın, kocasının yemeğini pişirip, çamaşırını yıkayıp, yorgunsa ayarını bile yıkayıp, helal daire de isteklerini yerine getirmek zorundan olur.
Yoksa, istemezse yapmayabilir mi? Koca her şey ile İslami ve insani olarak vazifelerini yapıyorsa, tam olarak kocalığının yerine getirdiği halde cinsel konuda da dahil. Ya bu noktada kadınlar mağazı dairede eşleriyle geçilecekler. Her ne kadar İslam'da kadınların hakları ve erkeklerin hakları, her ne kadar İslam'da kadınların evinin içerisindeki vazifeleri ve erkeğin vazifeleri belirli yoksa da, insanlar bunları sevgiyle, muhabbetle, birbirlerine anlayışla yapmaları gerekir.
Yani adam yorgunsa, evet bir gün gelir, adam yorgundur, ayağını yıkar kadın, ertesi gün de kadın yorgunsa adam da gelip hiç mutfakta yemeği yapmalarıdır. İslam, anlayışın, muhabbetin üzerine kurduğu her şeyden, insanlar güçlerinin yettiğinden sonunda. Yani böyle evlerin içerisinde, kategorik anayasa maddesi gibi, kategorik herhangi bir hukuk maddesi gibi, işte sen bunları bunları yapacaksın, ben de bunları bunları yapacağım, bu İslami evlilik sistemi bunun üzerine kurulu değildir.
Bu insanların ortak noktada buluşabilmeleri için şeriatın koyduğu bir hukuktur. Bu en az insanlar bu hukuk noktasında buluşurlar. Erkek'in vazifeleri vardır, kadının da vazifeleri vardır. Ama insanlar bu vazifelerini yaparlarken, sanki böyle bir emir varmış, o emri yerine getiriyormuş gibisinden, böyle sanki iki kere iki dört yapar gibi, katı, sert, uzlaşmasız veyahut da ne bileyim böyle kafa, sahabizce bir hukuk sistemini uygularmış gibi uygulanması, evlerin içerisinde çok hoş bir şey değil.
Evlerinizi bu noktada anlayışın, sevginin, hoş görünün, muhabbetin kol gezdiği yerler yapın. Yani hanım sen bunu bunu bunu bunu yapacaksın, ben de bunu bunu bunu bunu yapacağım. Birisi onu yapmazsa suçluğu, birisi onu yerine getirmezse suçluğu. Böyle bir evlilik sistemi düşünmeyin. Böyle bir evlilik sistemi de kurmayın. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e defteri gün gelir kendi sökümünü kendisi dikerdi. Gün gelir kendi yamalanacak yerlerini yamalardı, temizlenecek elbiselerini temizlerdi. Gün gelir Hz. Aişe validemize yardım ederdi. Bu onun erkekliğine helal getirecek, erkekliğine zarar getirecek bir şey değil. Gün gelir erkekler de evlerinin, ev işlerinde eşlerine yardım edebilirler.
Eşler de kocalarına karşı saygılı, sevgili, muhabbetli ve hürmetli olmaları gerekir. Onlar da evlerinden geldiğince kocalarına saygıda, sevgiler, çocuklarına hürmetle, hizmetle, eğitimde yardımcı olmaları gerekir. Evlerinizi bu noktada cennet bahçesine çevirin. Çocuklarınızı muhafaza edin. Eşlerinizi muhafaza edin. Kadınlar da erkeklerler. Ve birbirlerinizi itici, kırıcı, birbirlerinizi ne bileyim böyle işte uzaklaştırıcı kelimelerden, cümlelerden, hareketlerden uzak durun. İnsanlar bugün için evleri cehennem çukurundan bir çukur oluyor. Kadın diyor ki biz sabah ne, saat sekizde başlıyoruz kavga ediyor telefonla bana.
Sabah sekizde başlıyorlarmış yatıncaya kadar. İslami bir evlilik değil. Erkekler için de kadınlar için de. Bu noktada hiç kimse birbirine kötü davranmamaya gayret etsin. Bu meseleye eğer ki şeriat açısından bakacak olursak evet herkesin kendince yapmaları gereken vazifeleri var. Sonuçta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri adli şerimde diyor ki bir erkek eşine dese ki ağzındaki kusuru em veya başka bir rivayette vücudundaki irini emdeser.
Kadın onu emser, tükürse hakkını yerine getirmez diyor. Hakkını yerine getirmiş sayılmaz. Evet güler ama erkekler bunu hanımlarından zulmetme noktasında kullanmasınlar. Zulmetme noktasında kullanırlarsa o zaman bu İslami bir davranış değil. Bu insani bir davranış da değil. Ne yazık ki duyuyoruz. İşte gelip anlatıyorlar, söylüyorlar, dertleniyorlar. Allah muhafaza eylesin. Bizim derviş kardeşlerimiz eşlerine zulmetmeyecekler. Bazen derim ya kalk suyunu kendin dolu. Kavga çıkacaksın. Kalk yemeğini kendin yap. Yap. Bu seni pasifize etmez, merak etme. Bu seni yükseltir, bu seni yükseltir.
Ne seni pasifize eder, ne seni aşağıya indirir. Tanım filancelere gitmeyecek. Bu seni aşağıya indirir. Bana müsaade etme. Şu kimseyle görüşülmeyecek. Asla buna müsaade etme. Evden dışarı benden habersiz çıkmayacaksın. Asla buna müsaade etme. Filanca kimse eve girmeyecek. Evet asla buna müsaade etme. Erkeklik yapacaksan burada yap. Su gelmemiş. Yemek geç kalmış. Yok işte sen benim çayımı geç demledin. Yok şunu yaptın, yok bunu yaptın. Bunlardan erkeklik yapma. Erkeklik yapacaksan haram helal ortasında erkeklik yap. Çık balkona çıkıyor, çıkma.
Tesettüre riayet etmiyor. Erkeklik yap. Ettir tesettüre riayet. Eyvallah. Anlat, tebliğ et, söyle. İş yapıyorum. İslam'da bunun hükmü nedir? Aldım. Yemek helal oldu. Orada ne iş yaptırdım bilmem. Bir şey diyemez. Bazı cemaat'ta peygamberimiz Allah hızası için para toplamış. İstemiştir diye hafifle para topluyorlar. Para toplamış. Koğbetleri bile oluyor. Arasını da fakir insan almıyorlar. Peygamber istemiş. Sen de istemen lazım diyorlar.
Bu konu hakkında bilgiyi verir misiniz? Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hazretleri yapabileceği zaman cihat için insanlardan tasattuk isterdi, söylerdi, getirin derdi. Mesela hazretleri bunu söylerdi. Bir bayram günü kadınların arasına girip onlara vaat nasihat edip onların tasattuk noktasında cömert olmaları için tavsiye etmişti.
Bazı cemaatlar kollarındaki bilezikleri kulaklarındaki küpeleri atmışlardı. Doğru. E şimdi bazı cemaatlar para topluyorlar, para istiyorlar, insanlardan böyle para toplama sohbetleri de yapıyorlar. Ben de birkaç tanesine katıldım, şahit oldum. Ben tasvir etmiyorum kendinize uygun görmüyorum, o yüzden de gitmiyorum. O yüzden de istemiyoruz. Allah bize yapmasın. Yapıyorlar, yapıyorlar, istiyorlar, istiyorlar. Hatta işi çıkardılar ki sokakta bile istiyorlar. İki tane ilahiyat fakültesini bitirmiş genç kız, normalde dükkan dükkan para toplamaya çıkmışlar. Görmüyorum bunu.
Daha çok şey konuşmak isterdim. Cemaatleri var ki, cemaatlerin birbirlerine laf atmalarını çok uygun görmediğinden Hicap. Allah cümlemizi affetsin. Amin. Bayatların saçlarını kaybettir. Sakınca var mıdır? Abdest ağırlarına mani olacak, kültürün çözpürüsü olur mu? Plastik boyayla bayatırlarsa abdestleri olmaz. Sentetik, plastik boyalar var. Onlarla boyarlarsa abdestle, abdestleri olmaz. Hava gürtülüyor, natural, kınaymış. İşte kök boyaymış. Bu tip şeylerle bayarlarsa ona söylenecek bile olmaz. Düşmanınla öyle düşman ol ki kötü söyleme.
Yarın dost olmasın. Yüzüne bakamazsın. Dostunla da öyle dost ol ki, sırrını söyleme yarın sırrını ortaya koyar. Bu hadisi açıklamamızda gerek yok mu işte. Her şeyden anlat. Söylemez sırrını kimseye, ona söyler sırrını herkese. Bir sır mı? Evet. Onu kimseye söylemese. İlla ki söylemek gerekiyorsa ehli tasavuk bir tek konu üstada kapatmış. Kışkikit ona söyle. Üçkikit ona söyle. Üçkikamilse senin sırrınla kalın. Üçkikamil değilse ona bir şey söyle herkes duysun. Bu da uygun değil.
İnsanlar gün geçtikçe ahlaklarını yitiriyorlar. Ya bir kimse bir sırrı biliyorsa onunla mezara gitmedi. Sırsa. Her ne olursa olsun birisi gelmiş seninle dertleşmiş. O derdi sende kalsın. O sıkıntısı sende kalsın. Bir başkasına aktarılmasın. Ama aktarıyorlar. Söylüyorlar. Bir gün geliyor onunla herhangi bir konuda anlaşamayınca da söylüyor. Allah muhafaza ediyor. Rab veya rock müzikle Allah'ını zikredilebileceğim. Zikredilmez desek ki yani tasavuk müziğiyle zikrediliyor da ondan neden zikredilmez. Çok uygun değil.
Dünyada bir çok kötü işlerle uğraşan var. Ve her gün bunlar çoğalıyorlar. Benim bütün arkadaşlarım çoğu Batakız'da. Biri devrimci biri içkici. Bunları nasıl yola getireceğiz? Dünya hali kötüye bir gidiyor. Sonu ne olacak? Sonu iyi olacak. Sonunu Allah bilir. Arkadaşlar biz dini ilk önce kendi nefsimize nasihat edelim. Önce kendimize nasihat edelim. Kendimize ettiğimiz nasihatı kendimiz tutalım. Ondan sonra etrafımızla nasihat etmeye başlayalım. En güzel nasihat haliyle olan nasihattı. Sen o içkici arkadaşının yanında içme. Sen o içkici arkadaşının yanında iyi davran, düzgün davran, temiz davran. Ona bir ışık olacaktır.
Sen o devrimciyim diyen, ben devrimciliğe karşı bir kimse değilim. Ben devrimcilere karşıyım. Devrimcilik. İslam aslında kendi özünde devrimci bir din. İslam mevcut olan bütün şirk düzenini, sistemini komple devirmiş, yerine kendi düzenini, kendi sistemini koymuştur. Ve bu sistem kendini her daim yeniler. Her daim kendisini yenilediğinden dolayı dışarıdan bir başkasının yenilemesine gerek kalmadan hep kendisini yeni ve diri tutmuştur. Bu belçeden bakılınca tarih boyunca en büyük devrimi yapan din İslam dinidir. Ve yapmış olduğu devrimin hala da dalgaları devam etmektedir. Ve kendisini hala da yenilemektedir. Ve hala da bütün İslam'ın dışındaki felsefelerin, İslam'ın dışındaki düşüncelerinin üzerindedir.
Ve hepsi de onunla mücadele eder. Ve hepsi de onu yıkmaya çalışır. Ve hiçbirisi de 1400 yılından beri bunu başaramamıştır. Ve o İslam devrimi ve ihtilali kendi içerisinde devam eder. Bu manada Türkiye'deki devrimcilerin ben normalde devrimci olduklarına inanmıyorum. Onların devrimciliklerine ve savundukların devrim fikirlerine karşıyım. Özdeki devrimciliğe karşı değil. Keşke insanlar gerçek devrimci ruhuna bürünmüş olsalar. Kalplerini devrimci ruhla bütünleştirseler ve devrimci ruhla dini yaşamaya ve anlamaya çalışsalar. O zaman asla yorulmazlar. O zaman asla yenilmezler. O zaman asla körneleşmezler. O zaman asla yobazlaşmazlar.
O zaman asla gerici olmazlar. Şu anda İslam dünyasının içinde de Müslümanların içerisinde gerçekten gericiler var. Gerçekten yobazlar var. Yok değil. Gerçekten dini bağnaz noktada tutup bağnaz noktada anlayan insanlar var. Onların da devrimci bir kalbe ihtiyaçları var. Buradaki devrimcilikten kasıt ne? İmanlarını yenilemeleri ve tazelemeleri. İman ettikleri dini yeniden taze algılayıp anlayıp yaşamaları. Gerçek devrimcilik o. Eğer ki siz inandık deyip hala da körne yaşantınıza devam ediyorsanız, inandık deyip müşrikçe bir felsefeniz varsa, inandık deyip müşrikçe bir yaşantınız varsa, inandık deyip müşrikçe bir aile sisteminiz, müşrikçe bir ticaret sisteminiz, müşrikçe bir sosyal hayatınız varsa, evet siz inanmamışsınız.
Gerçekten sizin devrimci bir ruhunuz yok. Yani İslami bir ruhunuz yok. İslami bir dirilişiniz olmamış. İslami bir uyanışınız olmamış. İslami bir dönüşümünüz olmamış. Siz hala da körlemiş müşrik hayata, körlemiş müşrik düşüncelere, körlemiş müşrik sosyalıya devam ediyorsunuz demek. İslam bunu reddeder. Eğer İslam onu reddetmemiş olsaydı peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri müşriklerle de olsun. Müşriklerin felsefesine karışmaz, müşriklerin inancına karışmaz, müşrikçe bir hayata müdahale etmez, müşrikçe bir hayatın içerisinde devam eder. Ama Muhammed Aleyhi ve Sellem hazretleri büyük bir devrimci ruhla müşrikçe bir hayatı, müşrikçe bir düşünceye, müşrikçe bir inancı elinin tersiyle etti. Ve dedi ki bir elime ayı verseniz, bir elime de güneşi verseniz, ve Allahi la ilahe illallah Muhammedun Resulullah demekten vazgeçmem dedi.
Bu ne demekti? Dedi ki bir elimle bana bütün Mekke'nin maddi ve manevi zenginliklerini verseniz, bir elime de bütün makamı, bütün hiyerarşiyi verseniz, evet ben bunları reddediyorum. Ancak ne zaman kabul ederim? Siz la ilahe illallah dediğiniz zaman kabul ederim. Ancak ne zaman kabul ederim? Bana bahşettiğiniz, bana bahşettiğiniz, o zenginlikleri Allah yolunda kullanacaksam, Allah için olacaksa, bana bahşettiğiniz devlet hiyerarşisi Allah'ın tevhidine, tevhidini kabul edip öyle çalışacaksa o zaman kabul ederim dedi.
Ve bugüne kadar yeryüzünde hiçbir kimse böyle bir şeyi reddetme noktasında olamamıştır. Hiçbir kimse, bugünün en büyük Müslümanları dahi, bugünün en idaresi Müslümanları dahi, bugünün en takva, en zühteyli Müslümanları dahi, ya devletin hiyerarşisinden bir makam, bir mevki bulduklarında, ya da ekonomik olarak, ekonomik olarak belli bir noktaya geldiklerinde dağıtıp gidiyorlar.
İşte bu noktada Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, o güne kadar gelmiş olan bütün insanların en büyük devrimcisi, ve ondan sonra gerçek olan insanların en büyük devrimcisi. Ben bunu böyle devrimcide, sakın az devrimciliği, hizmetleriyle adapte ederekten devrimciliği yükseltme manasında değil. Devrimciliğin iyi anlaşılması noktasında, Türkiye'de ne yazık ki devrimle devrimcilik de ters noktalarda ters insanlarda.
Görüşülüyor, konuşuluyor, anlatılıyor. Allah muhafaza eylesin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hayatı en büyük devrimdir. Gelin devrimci muhafaza eylesin. Muhammed Mustafa'nın felsebesine, inancına, hayat tarzına, sosyal yaşantısına, onun kültürüne sahip çıkalım, yaşayalım bakalım. Devrimci kimmiş? Allah bizi muhafaza eylesin. İnancınızı her gün yenileyin. Tazel edin, gelecek o zaman sizin. İnşallah. Bu perşembe günleri daha uzun olsa da üç veya dört gün. Ses verilirsen bu işleyin, evlerinden öperim demiş. Allah razı olsun.
Yanlış bir şey değil. Ama Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu noktada hadis-i şerifi de var. Her gün ders yapmak da sünnete uygun. Artık iki günü, üç günü uygun. Allah sizin ibadetlerinize al ama devamlı yapmanızdan hoşlanır. Siz haftanın iki günü derse devamlı gelin. Siz derslerinizi yapın, ahlakınızı güzelleştirin. İnşallah o sizin kurtuluşunuza sebep olacaktır. Siz cikruna halakalarını devamlı gözetin. O sizin kurtuluşunuzu sağlayacak inşallah. Ama mahalle dersleriyle takviye edin. Kendinizi bu noktadan. İnşallah haftanın böyle iki gününe, üç gününe derslerinizi çıkarın. Allah'ın izniyle bu sizi belli bir noktaya getirecek. Hakkınızı helal edin.
Bu pazar değil, bir dahaki pazarı değil mi? Bu pazar değil, bir dahaki pazara inşallah kandik. Onu da şimdiden ilan etmiş olalım. Üç ihlas bir patiya şerifi. Allah'ın izniyle!
Allah istih del على! Allah'ın izniyle veanging alıyorsunuz pm! Allah bari Allah! Allah bari, Allah bari, Allah bari, Allah bari, Arda, Allah bari dak Noredir. Allah bari! Allah bari memnunak, Allah bari amma, Allah bari amma, Allah bari amma, Allah bari amma. Allah bari amma, sayg Safran, Allah bari amma quiz nhưng slahüret, Allah bari amma, son bari achşisalyan cam 2017 Myhdi ay Barisi SL ahче Barcelona, Allah bari ayoun rifatim bar price atele, Allah bari amma gönderdi performen ya kamit THE hikayef ki Allah bari amma!

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi