mustafaozbag.org

210. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 29 Şubat 2012 · 42:49

Allah gecenizi hayır etsin. Cenab-ı Hak yorumunda inşâAllah, İstanbul Erkek dergalında olanlar, Mustafa Hocam önce Allah'tan sağlamınıza gidiyorum, benim bir mağduratım var. Size birçok köylerde, ilçelerde dergalınız var. Bu dergallarının başına çavuşlar koymuşsunuz. Peki siz bu çavuşlarınızı hiç denetliyor musunuz? Dervişlerin bir bir örnek kişi mi diyen acaba bunu merak ediyorum.
Allah yolundakiden bir kişi veya sizin lehiminize bir çavuş dervişine küser mi? Küserse o derviş bir daha onun anlattığını dinler mi sizce? Bence bir çavuş ruh vermemene iyi bir örnek olmalı. Bizler sizin anlattıklarınızda aydınlığa gidiyoruz ama bizim dergâhta olanlara bakıyorum, küslük var. Birbirlerinin arkalarından konuşma var. Bana ters geliyor. Bu hareketler. Biz bu dergâha yeni olalım. Arkadaşlarımızı nasıl götürelim? Taktiri size bırakıyorum. Allah'a emanet olun. Hiçbir görevli kardeşin hiçbir dervişe küsmeye hakkı olmaz. Allah bizi muhafaza eylesin. Bir kimse ister üstad olsun, ister çavuş olsun, ister harife olsun, isterse bir kimse olsun birisiyle küsmez.
Ona gider meramını anlatır, doğruyu anlatır. Ona gider tebliğ edilecek bir şey varsa bunu tebliğ eder, vasifesini yerine getirir. Küsmek olmaz hiçbir zaman. Allah bizi affetsin. Başında bulunan çamışar, edepsiz de sözler söylemek ve hasıl gerek kalbini kırmak kişiye manevi açıdan ne kalbidir bu yapmadan da üstadayı kurmuş olur.
Ne bu ya bu ara? Böyle ders yaptıranlardan da kurmuş ya. Allah iyisin inşallah. Kur'an sünnet dairesinde bir kimse eğer ki bir üstada bağlıysa, üstadın tayin ettiği kimseye Kur'an sünnet dairesinde tabi olur. Bu manada onunla gidişmek, onun Kur'an sünnet dairesindeki kurdum ve davranışlarını eleştirmek, onunla problem yaşamak çok ünlü bir şey değil.
Efendimizin hayatındaki zorlukların ve zahmetlerin hizmeti nedir? Evliyaların hayatı neden daha zahmetsiz ve kerametlerle dolu geçmiştir? Bunun anlamı nedir? Valla ben öyle bir evliya tanımıyorum. Hayatı zahmetsiz ve kerametlerle geçmiştir. Zahmetsiz geçen bir hayat varsa o evliyattan değildir, evliyadan değildir. Güzel, her peygamberin kabul edilecek bir duası vardır. Peki her mürşid-i kamilin bir duası var mıdır? Vardır.
Bu peygamberlerle yarışmaktan veya onlarla aynı safta bulunmaktan değil, bu normalde herkesin duası vardır. Cenab-ı Hak herkese bu noktada dua kapısını açık bırakmıştır. Tabi burada peygamberlerin duası ümmetlerine şefaatle alakalıdır. Peygamberler ümmetlerine şefaat için dualarını mahşere saklamışlardır. E tabi muhakkaktır her mürşid de duasını mahşere saklar ki orada kardeşlerine bir faydası olsun.
Gayrimüslimlerin verdiği selama nasıl cevap verir? Gayrimüslimler selamlara gül demez ki. Gayrimüslimler senden merhaba dersiniz. Ne ayet-i kürsü okuyorum olur mu ya da ne okumasın? Rabben ay okuyorum. Erkeklerde ve kızlarda namaza yaşı, başlama yaşı kaçtır?
Artık rakamlar söngülüyor. Doğrusunu geçmiş şans borçlarını kılıyoruz. Kaç itibaren hesaplanır? Vali olduktan sonra, vali olmaktan kasıt, burada bir kimsenin namaza aklının ermesi, bir çocuğun abdeste aklını ermesi, bir çocuğun abdeste namaza aklı eriyorsa o namazını kılacak. Kişi zor durumda kalsa, borcunu ödemek için kredi çekse bu paradan hayır görür mü? Borcu ödemek için bankalardan gidip kredi çekiyorlar, o borç daha da yükseliyor. Veyahut da bir küçük sıkıntı yaşıyorlar, o küçük sıkıntıyla gidiyorlar bankadan, kredi kartlarından para çekiyorlar. Veyahut da
kredi çekiyorlar. Bu sıkıntıları daha da arttırıyor. Ve ardından o kredi kartlarının borç sarmalına giriyorlar. Kredi kartları büyüdükçe büyüyor. Yükseldikçe yükseliyor. Ondan ona gidiyorlar, telefon açıyor artık. Ben sertbaşı köprüsündeyim ne yapacağım biliyor musun? Ne yapacağım? Ben kendimi buradan anlatacağım. Bangır bangır bari kredi kartı almayın. Alma kardeşim. Adamın beş yüz milyon maaşı var, kredi kartı var, beş milyar kullanıyor. Adam gidiyor bir yerde sigortalı işçi, altı yüz lira, yedi yüz lira maaşı var, kredi kartı var cebinde.
adamın bir lira maaşı var, kredi kartı var. Adamın maaşı filan fişman yok, hiçbir şeysi yok. Adam iş bulunsa çalışıyor, cebinde kredi kartı var yine. Onu bir saygınlık olarak görüyorlar. Onu bir sanki söz geçmesi olarak görüyorlar. Kapitalist sistem, neccaliyet aldatıyor sizi. Cebinizde varsa yiyin, cebinizde yoksa yemeyin. Cebinizde varsa harcayın, yoksa harcayın ama ya alma. Yemeği ver, içmeyi ver, gezmeyi ver, giymeyi ver. Hem diyeceğiz ki kapitalist sistem, deccalist sistemi, hem de onunla alakalı ne varsa hepsini de cebimize dolduracağız,
yedi şer, sekiz yer tane kredi kartı var. Kriz var, her taraf batıyor. Bankalar, en büyük karlılık bankalarda yüzde seksen kar etmişler, yüzde doksan kar etmişler, altı ay içerisinde. Neden? Oho, bizim insanımız kredi kartına, krediye o kadar alışır ki. Alıyor boyunu. Ödemeyecek düştü bir. Esnaflar vardır. Çek yazmayı, çek imzalayı çok severler. Yazar çeki boyunu. Ödemeyecek sanki o. Uçan kuşa çek yazar. Uçan kuşa hamile yazar çeki. Ondan sonra çek ödeyeceğim de uğraş. Kredi kartı. Çek Allah çek. Ödeyeceğim de uğraş. Allah muhafaza
etsin. Kaç paralık iş yapıyorsun? Bir liralık. Yüz liralık iş yapıyorsun. İsmail de çok acil bir şey oldu. Böyle olmazsa olmaz. Ha git. Al. Yüz liralık. İki yüz liralık. Yani. Bin liralık sermayesi varsa yüzde oldu. Yüzde yirmi git. Çok acil bir şey oldu. Kredi kartı. Bankaman uğraş. Bankaman iş yap. Sermayenin yüzde olduğu, sermayenin yüzde yirmisi. Çok acil bir şey olursa. Adamın sermayesi yok, gidiyor bankadan kredi çekeceğim diye uğraşıyor. Bankadan kredi alacağım diye uğraşıyor.
Yapma, uğraşma, girme kardeşim. Girme. Cebinde üç kuruş var. Beş kuruşluk kredi kartı kullanma. Allah muhafaza eylesin. Yüce Allah her günahı bağışlar mı? Hangi günahları bağışlamaz? Cenab-ı Hak şirk hariç her günahı bağışlar. Şirk de gidilmez. Adam şirkten de döndüyse Allah onu da bağışlar. Allah'ın dolaşılamayacağı bu günah yoktur. Yeter ki insan tövbe edip geri dönsün. Kişi bir kelime söyler, o kelimeyle yanında oturanları güldürür. Ve o kelimelerden, kelimelerden dolayı süreyya'dan daha uzak bir mesafeden cehenneme
düşüp müvarlanır. O kelime nasıl bir kelime açıklar mısınız? Demiş. İnsanlar normalde eğer birileriyle alay ederse, orada birilerini hicrederse, birilerini küçük gösterirse, birilerine karşı kibirlilik yaparlar, böyle bir noktada insanları güldürürse evet o cehennemlik olur. Hizmet ederken anne baba hakkında nasıl riayet etmeliyiz? Anne baba hakkı da hizmetin içindedir.
annelerinizle babalarınızla iyi geçirin. Onların gönüllerini kırmayın. Kur'an ve sünnet dairesinde onların tabi olun. Onları bu noktada iyi davranmaya gayret edin. İyi davranmaya gayret edin. Anne babayla aranızda yanlış bir hukuk olmasın. Tekrar söylüyorum. Kur'an ve sünnet dairesinde. Bazı anne babalar cahil. Çocuklarını Kur'an ve sünnet dairesinin dışına çıkarmaya çalışıp bunu anne baba hakkı olarak görüyorlar. Anne baba hakkı Kur'an ve sünnet dairesindedir.
Allah'ın emirleri ve nehileri dairesindedir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti dairesindedir. Sen benim oğlumsun. Sende hakkın var. At buradan aşağı. Öyle bir hak yok. Sen benim oğlumsun. Ne dediğini yapacaksın. Getir içkiyi bana. Öyle bir hak yok. Sen benim kızımsın. E benim hakkım var sende. Soyun anadamın. Yok öyle bir hak. Başını aç. Yok öyle bir hak. Kur'an ve sünnet dairesinde. İlim dairesinde. Kur'an ve sünnet dairesinde. İlim dairesinde. İlmi açmayacak. Kur'an ve sünneti açmayacak. İnsanların hakkını, hukukunu açmayacak. Ben senin babanım. Git bu adamı döv. Ben senin annenim. Sen bunlara ne laf söyler? Bunlar anne baba hakkı değil. Anneler, babalar, çocuklarınızı Kur'an ve sünnet dairesinde tutmaya gayret edin. Onlara Kur'an ve sünnetin dışında davranmayın. Onlara zulmetmeyin. Çocuklarınıza zulmetmeyin.
Anne baba olduysan o senin kölen değil. Anne baban olduysan o senin eserin değil. Onu iyilikle, güzellikle, merhametle, şefkatle, iyi huyla, iyi ahlakla eğit. Topluma faydalı bir insan haline gelir. Hak, kur, hak, kür, dayak. Kötüsün, kötü lakapsın. Ağzı bozukluk daha annelik babalık olmaz. Anne baba çocuğuna merhametli, şefkatli, iyi niyetli, hoşgörülü, tatlı. Yavrum, evladım, çocuğum, şunu yap doğrudur, bunu yap yanlış. Bu eksik, bu fazla. Burada böyle davran, şurada şöyle davran. Anne babalar çocuklarına eğitecekler. Anne babalar çocuklarına düşman gibi davranmayacaklar. Ellerinin altında maşaymış gibi davranmayacaklar. Sanki ellerinin altında emir elleriymiş, köleleriymiş gibi davranmayacaklar.
Çocuklar da anne babalarına sevgiyle, şefkatle, merhametle, güzellikle davranacaklar. Biz sadece bir çocuğun anneye babaya olan hakkını, hukukunu anlatıyoruz her. Anne babanın çocuğuna olan davranışlarının nasıl olması gerektiğini anlatmıyoruz. Zulmetmeyecek, hakkaniyetli davranacak ki çocuğun anne ve babasına karşı zulmetmesin, hakkaniyetli davransın. E sen çocuğuna Kur'an ve sünnet dairesinde davranmazsan, Kur'an ve sünnet dairesinde onun annelik ve babalık yapmazsan, Çocuğuna Kur'an ve sünnet dairesinde bir şey vermezsen, ondan bir şey bekleme. Rüzgar eken fırtına biçer. Sen rüzgar ekiyorsan fırtına biçeceksin. Eğer ki sen bir yere kıvılcınla gittiysen oradan ateş bulacaksın.
Önce bizler, anne babalar, çocuklarımıza merhametli, şefkatli, Kur'an ve sünnete uygun davranacağız. Hani meşhurdur ya Hz. Ömer Efendimiz'e gelmiş çocuğundan şikayete, demiş ki Hz. Ömer Efendimiz, Sen onun ismini ne koydun? Şahin koydum ya Ebrev mümini. Peki demiş, sen ona dinini öğrettin mi? Biz bedeliyiz ya Ebrev müminiz. Biz çobanlıktan, develerin peşine düşmekten ona bir şey öğretemedin. Peki demiş, sen ona sanattan, ziraattan, ticaretten bir şey öğrettin mi? Hayır ya Ebrev müminiz. İlk o seni öldürmemiş demiş Allah. Demek ki çocuğun da bizde hakkı var. Anne babada hakkı var. Birincisi ne? İyi bir isim. Allah'ın isimlerinden, Peygamber efendilerimizin isimlerinden, büyük sahabelerin isimlerinden isim koyacağız. İyi bir isim.
Sen çocuğunun sağ kulağına, ezan sol kulağına kavret getirip ona hayırlı bir isim koydun mu? O çocuğa ilk önce sen Kur'an'ı, sünneti, namazı, niyazı Allah'ı öğrettin mi? Biz çocuklarımıza bakıyoruz. Padişah olsun, kaymakam olsun, avukat olsun, çabuk köşe dönsün, iş yapsın. Oğullarımıza öyle yetiştirin. Kızlarımız da süslenmesini öğretiyoruz. Nasıl saçını tarasın, nasıl bıyır, ne üzerindeki rujunu sürsün, ne bileyim işte güzelliğini nasıl arttırsın ona öğretiyoruz. Ondan sonra çocuğumuzdan hak hukuk bekliyoruz. Allah muhafaza eylesin. Önce çocuğunuza hayırlı bir isim. Ondan sonra çocuğunuza dinini öğretin, dinini. Burada dini öğretmek güzel ahlak. Çocuklarınıza güzel ahlak öğretin.
Erkek çocuklarınıza ticaretten, sanattan, okumaktan neyse onun evinin iaşesini sağlayabileceği eline bir meslek verin. Kız çocuğuysa ev işinden, el işinden, yemek yapmaktan tutun, bir erkeği evin içerisinde idare etmek, bir evi çekip çevirmeyi öğretin. Gidiyoruz dünürcü olarak, kızın annesi gerile gerile çok mata bir şeymiş gibi. Benimki daha bulaşık yıkamasını bilmiyor. Onun kızı daha bulaşık yıkamasını bilmiyormuş. Ne işimiz var orda gidelim ben, gidelim o zaman. Bulaşık yıkamasını bilmeyen bir kız istemeye gittik. Bu çok basit, bir de övülecek bir şey. Yerinceğine, yerin dibine gireceğine. Geldi 24-25 yaşına, kazıt gibi kız oldu. Bunun yaşındaki kızlar önceden 5 tane çocuk doğuruyordu.
Bu geldi daha 24 yaşına, 25 yaşına. Evde kaldı, bir de daha çamaşır bulaşık yıkamasını bilmiyor. Erkek çocuklar çok mu şey sanki? Adam gelmiş 24-25 yaşına, neden evlenmeyecek? Nasıl bakacağım efendim eve diyor. Nasıl bakacağım der mi ya? Ona göre patron yok. Ona göre, onun mesleğine göre hiçbir şey yok. Ben de diyorum, ben 48 yaşındayım, boşluğunuzumu hatırlamıyorum. Onlar hatırlıyor.
Muhafaza eylesin. Anneler, babalar, çocuklarınızı kötülüğe götürüyor. Hem kız çocuklarınızı hem erkek çocuklarınızı. Erkek çocuklarınızı, erkek çocuklarınızı kral gibi yetiştiriyorsunuz. Kız çocuklarınızı da kraliçe gibi yetiştiriyorsunuz. Normal hayat öyle değil. Çocuklarınızı makul yetiştirin. Makul yetiştirin. Ondan sonra o çocuklar anne ve babalarına iyi hürmet etmeyi sevsinler. Yani çocuk annesinin sabahtan akşama kadar kayınvalidesinin gıybetini dinliyor. Çocuk. Çocuk evlendiğinde kayınvalidesinin hürmeti, sevgisi, saygısı olur mu ya? Çocuk sabahtan akşama kadar babasından kayınpederinin ve kayınvalidesinin kötülüklerini dinliyor. Bu çocuk büyüdüğünde kayınvalideyi kayınpedere kötülük yapar mı? Allah bize aferin.
Derviş ders çekerken dervişin yüzüne tükürmesinin hikmeti nedir? Anlayamadım ki ben bu soruyu sonra tekrar bu soruyorum. Derviş ders çekerken yüzüne neden tükürsün ki? Sakala, jilet vurmak dört mesele göre haram olduğunu söylüyorlar. Doğru. Bu tutumdan az kesenler de bidat işliyor diyorlar. Doğru. Ama nerede? Davul İslam'da. Bir kimsenin bir tutamdan aşağı sakalını kısaltması haramdır. Bir tutamdan aşağı sakalını kesen berberin de kazandığı para da haramdır. Bir tutamdan aşağı keserse bidattır. Kalırsa bina kebairdir. Nerede? Davul İslam'da. Davul Harp'te. Davul Harp'te bu hukuk kalkar. Yakup Aleyhisselam gözlerini kör edene kadar ağlatan Yusuf Aleyhisselam arasındaki muhabbet, kuru bir evlat sevgisi olmadığını biliyorum demiştim.
Siz de hatırlatın inşallah size bir düzgün tersi yaptırayım demiştiniz. İnşallah. Bugün yine geç kaldık demek ki. Yalnız orada bütün her yerde Yakup'un gözlerinin kör olmasının sebebi evladına duyduğun muhabbetten derler. Oradaki o muhabbet evlat sevgisinden dolayı değil. Allah bizi affetsin. Cami cemaatinden bazı genç arkadaşlar var sadece faiz olan, fark olan namazları kılıyorlar.
Bu şekilde yapılmasının dinen hükmü nedir? Biz o arkadaşlara nasıl yaklaşmalıyız? Bir kimse farzını yerine getiriyorsa sizin ona söyleyeceğiniz hiç birşey olmaz. O kimse din olarak dini termolojik açısından der ki kardeşinden farzlarını kılıyor mu? Kılıyor. Bitti. Sünnetleri kılsa nur ala nur. Kılması lazım evet ama birisi farzını kılıyorsa bizim ona din olarak söyleyecek fazla birşeyimiz olmaz.
Bir tefsirde dinledim vahiy iki çeşittir. Birincisi ve en meşhur yazdırılıp bizzat korumasını Allah'ın üzerine aldığı, ikincisi ise gerek Riyav gerekse Cebrail vasıtasıyla iletildiği ama yazdırılıp koruma altına alınmasının bizzat Allah'ın üstlenmediği, Peygamberlerimizin hayatı ve sözleri olduğunu söylüyor. Hacım bu şekilde söylemek doğru olur mu? Doğru. Mâna nedir? Anlamdır. Anlam. Birşeyin anlamıdır. Birşeyin hakikatıdır. Birşeyin özüdür. Peygamberlere gelen vahiy de ikiye ayrılır. Peygamberlere gelen vahiy bir ümmeti ilgilendiren birşeydir. Ve Cenab-ı Hak der, bu benim vahyimdir der. Kutsal kitaptır mesela. En önemli vahiy odur. Ardından Cenab-ı Hak ayırmıştır onu.
Hadis-i Kudsiler de birer vahiydir. Bir daha bölelim, Hadis-i Şerifler de vahiydir. Bir daha bölelim, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin normal bütün sünnetler de nedir? Vahiydir. Bir aşağıya bölelim. Velilere gelen ilham da, bunu parantez içerisinde söylüyorum vahiydir. Salih insanların gördükleri rüya vahiydir. Bunların hepsi de vahyin dereceleridir yalnız. Burada çok ince bir perde koymuş. Çok ince. O perde de velilere gelen ilhamı vahiyden ayırmış. Yanlış anlaşılmasın diye. Onu ilham olarak algılanmış. Demiş ki bunun adı ilham. Velilerin kalbine gelen vahyi ayırmışlar. Demişler ki bu ilham. Evliyaların da kalbine, veliler ayrıdır, evliyalar ayrıdır. Kalbine ilham gelir. O da vahyin en düşük derecesidir.
Salih rüyalar da vahyin en düşük derecesidir. Onların biz adını ne yapıyoruz? İlham olarak algılıyoruz. Veyahut da öbürküne ne diyoruz? Rüya. O gördüğü salih rüyayı da biz salih rüya olarak ayırıyoruz. Aslında o salih rüyada kendi özgünlerine vahiy. Allah bizi affetsin. Tabi bununla alakalı ehli tasavvufun bir kısmı haddi aşmışlar. Yani haddi aşmışlar derken, o gelen ilhamata, o görünen rüyaları normalde işte üretli bir vahiymiş gibi algılamışlar.
Bir kısmı o yüzden kimisi nebiliğini ilan etmiş, kimisi peygamberliğini ilan etmiş. Allah muhafaza eylesin. Oradan hataya düşmüşler, yanlışa düşmüşler. Birisi kendi kendisine ben ne nefisiyim diyorsa desin, ben ne peygamberim diyorsa desin hepsi de yalandır, deccaniyettir, şeytaniyettir. Allah muhafaza eylesin. Hiçbir veli, hiçbir veli asla ve asla nebi olamaz. Asla ve asla bir peygamber olamaz. Asla ve asla kitap ehli olamaz.
Son peygamber Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemdir. Ondan sonra bir peygamber gelmeyecektir. Kim? Yeniden kendisine kitap indirildiğini, kendisine kitap verildiğini, kendisine nebilik verildiğini, kendisine peygamberlik verildiğini, işte kendisine peygamber isimlerinden yok işte resulluk verildiğini, her ne diyor varsa hepsi de sapıktır, antıldır, batıldır. Allah muhafaza eylesin. Bunun sonu yok. Sapıklığın sonu yok. Birileri çıkacak, bunu söyleyecek. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem maddelerinin sağlığında dair yalancı peygamberler çıkmaya başlamış. Burası güzel bir şey. Nasıl güzel bir şeyin sahtesi varsa gerçeği var manası çıkar. Sahtesi olmazsa gerçeği yoktur. Eğer peygamberliğin sahtesi varsa demek ki gerçeği var peygamberlik mesleğinin.
Eğer ki Mehdi, sahte Mehdiler çıkıyorsa onun gerçeğinin gerçeğine işarettir. Gerçeğinin varlığına işarettir. Ve gerçekten gerçeğinin çok kutsi ve çok kutsal olacağına işarettir ki sahtesi çıkıyor. Bir şeyin sahtesini yapıyorlarsa bilin ki o şeyin çok alıcısı var, muteberdir. Muteber olmayan bir şeyin sahtesi olur mu? Olmaz. Bir şey muteberse onun sahtesi vardır. Dervişin sahtesi vardır. Şeyhin sahtesi vardır. Velilerin sahtesi vardır. Evliyaların sahtesi vardır. Peygamberlerin de sahtesi vardır. Allah'ın da sahtesi vardır. Adam çıkıp ben Allah'ım diyor mu? Diyor. O da sahte Allahçı. Dervişim diyor mu? Diyor. Dervişini satıyor mu? Satıyor.
Onu pazarlıyor mu? Pazarlıyor. Adam çıkıyor. Şeyhini pazarlıyor mu? Pazarlıyor. Ben veliyim, ben şöyle mürşidim, ben böyle şeyhim, benim şöyle kerametlerim var, böyle kerametlerim var deyip ortaya çıkıyor. Satıyor mu kendini? Satıyor. Demek ki bunların da gerçeği var. Demek ki bunların da sahih olanları var. Sahtesi varsa gerçeği de var. O yüzden evet ilham en büyük, en güzel, en kutsi noktada peygamberlere gelir. Emrettiği Allah'ın kitabıdır. Birinci derecede. Vahyin en üst derecesidir. İkincisi nedir? Hadis-i kutsilerdir. Allah'ın benim sözüm dediği ve Cenab-ı Resulullah'ın ayırdığı, bu hadis-i kutsidir dediği sözlerdir.
Üçüncüsü nedir? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kendi sözleridir. Çünkü Allah ne söylediyse hevvaya hevesinden söylemedi dedi. O ne söylediyse hevvaya hevesinden söylemediyse normal şartlarda söylediği sözler de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ağzından çıkan sözler vahiydir. Dördüncüsü ne? Dördüncüsü onun yaptığı, işlediği ameller, su içmesi, sohbet etmesi, oturması, kalkması, hanımlarıyla olan münasebetleri, çocuklarıyla olan münasebetleri, arkadaşlarıyla olan münasebetleri günlük hayatı da nedir? Vahiydir.
Çünkü Allah ayet-i kerimede ne yaptıysa, ne söylediyse benim emrimi yerine getirdi dedi. O fiili olan sünnetleri de nedir? Vahiydir. Biz vahiy olarak bunları algılayacağız birinci derecede. Sakın herhangi bir yerde sohbette velilerin kalbine gelen ilhamlar da vahiy nitelindedir demeyin. Burada insanların arasında fikri çıkarmış olursunuz. Ben bunu söylerken ilmi manada söyledim. İlmi manada. Halkın arasında bu böyle konuşulmaz, konuşulmaması daha faydalıdır. Niçin? Cahil insanlar onlar ki şeyhlerini peygamberlere gelen vahiyden geliyor zannederler. Ve bu noktada sapkınlıktan çıkmış, sapıntıktan çıkmış. Velilere ilham gelir. Velilerin kalbine Allah seslenir.
Allah onların kalplerine ilham verir, üfler. Allah onların kalplerine muradlarını bildirir. Allah muradını bildirir onun kalbine. Evet bu ilmi manada vahiy. Biz onu termolojik olarak, dil olarak vahiy demeyeceğiz. Ne diyeceğiz? İlham. Velinin kendisini bağlar. Peygamberlere gelen vahiyler ümmetlerini bağlar. Veliye gelen vahiy veya ilham sadece o veliyi bağlar. O kimseyi bağlar. Geri kalanını bağlar. Vahiy. Bir kimsenin kalbine, benim kalbime böyle tecelli etti. Ey kardeşler siz hepiniz de böyle yapacaksınız deme hakkı olmaz. Bunu hayır dedim. İnsanlar ölümlü dünyada yaşıyor. Biz gideceğiz bir ilim olarak kalsın size.
Hiçbir velinin kalbine gelen ilhamattan dervişleri sorunlu tutma hakkı olmaz. Tecelliyet oldu siz bilirsiniz de. Kardeşler böyle bir tecelliyat oldu, böyle bir şey var. İnşallahı rahman yapabilen, edebilen, uyabilen bunlar uygundur eyvallah. Nedir? Salih rüyalar da nedir? İlham noktasındadır. Aslında vahiydir ilmi olarak. Ama biz onları salih insanların gördüğü salih rüyaları ilham noktasında algılayacağız ki her sabahleyin erken kalkan Allah bana bu böyle olacak demesin karşımıza çıkıp. Adam sabahleyin erkenden kalkıyor, darbeciler gibi bugün darbeyi ben yaptım dergisinden, bugün sabahleyin rüyayı ben gördüm bu böyle olacak diyor.
Allah muhafaza ilesin. Evet salih rüyalara itibar edilir. Salih rüyalardan tevil edilerekten duyulur mu uygulur? Ezan salih rüyanın eseridir. Ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ashabın gördüğü o salih rüyaların neticesinde ezan-ı şerif aramızda hala da okunmakta. Salih rüyaların da vahiy niteliğinde olduğuna delildir, işarettir. ezanın rüyaları. Doğru mu doğru? İşte ashabın öyle rüyaları vardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o rüyalara itibar etmiştir. O zaman salih bir kimsenin gördüğü salih rüyaya itibar edilir. Ve madem ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ölmedi, hayır yaşıyor, veyilerin şekline şemaline madem ki peygamberlerin şekline şemaline şeytan giremiyor, o zaman onlarla alakalı görünen rüyalar da vahiy niteliğindedir.
Ama ehli ilim onu ilham olarak almış. Biz daha o ayırt edenlere katılıyoruz. Biz de diyoruz ki salih insanların gördüğü salih rüyalar ilham hükmündedir. Vahiy hükmünde demiyoruz cahil insanların kafası karışmasın diye. Allah bizi affetsin. O yüzden bilhassa ehli tasavvufun cehri zikrullah yapan kısmı salih rüyalara itibar eder. Ben de itibar ederim. Resulullah da etmiş sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Ashab da ne yapmış? Salih rüyalara itibar etmiş. Ve İslam dünyası tarih boyunca salih rüyalara itibar etmiş. Allah bizi o salih rüyaları görenlerden eylesin. Bu noktada filmizde geçen hadis çok güzeldir. Salih insanlar salih rüyalar görür.
Salih insanlar salih rüyalar görür. Son hadislerin öncüğü kapatıyoruz. Peygamberin kapısı kapanmıştır. Ama müjden kapısı diye tarif ediliyor. Bir tabir var orada. Mübeşşirat kapısı açıktır. Nedir ya Resulullah? Ahir zamanda ümmetimin salihlerinin gördüğü görece salih rüyalardır. Allah bizi onlardan eylesin. Amin. Haklarınızı helal edelim. Elal olsun. Bu daki perşembe kandil. Yukarıda sohbet var. Burada da ders var. İnşallah burada zikrullah olacak. Yukarıda da sohbet olacak. Pazar günü ördekli kültür merkezinde Hacı Bektaş Veli hazretlerinin doğumunun dokuz yüzüncü yılı münasebetiyle Bektaşi nefeslerinde sema adında programımız var.
Pazar günü saat kaçta? Sekiz buçuk. Sekiz buçuk. Sekiz buçuk daha. Akşam sekiz buçukta. Özellikle arkadaşlardan istirham ediyoruz. Pazar günü akşam sekiz buçukta herkes eşini, çoluğunu, çocuğunu alarak bu ördekli kültür merkezine gelsin herkes. Hem Hacı Bektaş Veli hazretleriyle sohbet olacak. Hem de Bektaşi nefeslerinde sema olacak. İnşallah. Cumartesi günü akşam da yukarıda tekkede sohbetin konusu ve gecenin konusu Bektaşi nefeslerinde sema ve Bektaşilik neymiş? Herkes Bektaşiliği içki içmek, saz çalıp türkü çalmak zannediyor. Bektaşiliğin öyle olmadığını, Hacı Bektaş Veli hazretlerini öyle bir kimse de olmadığını anlatacağız inşallah.
Allah'a izin verirsen inşallah. Kıyıç ihlas müfaati yaşasın. Allah'a izin verirseniz. Allah'ın Jamaica'ın hepsinin her tastes院 wears pin puntos一个 consulting eyes.
Allah'a izin verirseniz.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi