Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 29 Şubat 2012 · 1:04:01
Allah gecenizi hayır etsiniz. Cenâb-ı Hak gündüzünüze hayır eylesin. Hayırınızı, yılınızı, ömrünüzüze hayır eylesin. Hayırlılarla beraber olmayı nasip etsin. Hayatınız boyunca inşâAllah. Müminde dünya zindandır. Peki mümün dünyasının zindarı nasıl çevirir? Kur'an ve sünnete uymamakla. Kim Kur'an ve sünnete uymaz ise, kim Muhammed-i Mustafa'nın hidayetine uymaz ise, onun dünyası zindan olur. Her ne kadar rahatı yerinde olmuş olsa da, her ne kadar rahatı yerinde olmuş olsa da, her ne kadar dünyalıkları yerinde de olsa,
eğer o kimse Kur'an ve sünneti uymadıysa, iman etmediyse, Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hidayetleriyle hidayet vermediyse, dünya onun zindandır. O yüzden o aslında dünya öyle hidayetlenmiş olsa da zindandır. Dünya zindandır, hidayetlenmezse. Dünya yine zindandır. Ahirete muhtali olan, ahireti gören, bu manada ahiretle alakalı bilgiye sahip olan, yakin ilmine, marifetullah'a sahip olan bir kimse de, diye de dünya zindandır. O yüzden dünya, hem şer'i manada zindandır, hem de marifetullah manada da zindandır. Eğer marifetullah'a ulaştıysa,
o ilmin ve hakikatin gerçeğine ulaşmıştır. O Allah'a yakin noktasında bilme ve tanıma noktasındadır. O yüzden dünya yine zindandır. Dünya zindan olmaktan kurtulmaz. Evlat edinmek hakkında, İslam'daki hükümler nelerdir? İslam'da evlat edilme devlete aittir. İnsanların evlat edilme noktası yoktur. Evlat edilmez. Bu noktada insanları evlat edilme noktasında yasaklama değil de hukuki olarak mümkün değil.
Çünkü evlat edinilecek olan çocuk, kız ise o kız buyum çağına geldiğinde o erkeğe haram olur. Erkek ise o erkek buyum çağına geldiğinde kadına haram olur. Burayı aşamadıklarından dolayı buna burası biraz şey, evlat edilme noktası sıkıntılı. Ancak davran İslam'da devlet bütün insanların velisi hükmündedir. Oradaki devlet kendisine tabi olan tebaasının velisi hükmündedir.
Devlet, eğer çocuk annesiz babasız kaldıysa devlet hükmeder. Birinci dereceden işte amcaya, ondan sonra birinci dereceden teyzeye, dayıya, halaya, bunun bir sıralaması var. Öyle o çocuğu bir ailenin yanına verir devlet. Ve iaşesinin de eğer durumu yerinde değilse ailenin devlet kendi üzerine alır. Ve devlet o çocuğu bir ailenin içerisinde, birinci dereceden veya ikinci dereceden yakın bir akrabasının yanında çocuğu büyütüyor.
Kurban bayramı vesilesi ile büyük baş hayvan kesiminde katılımcı sayısı ve önemi nedir? Normalde bu noktada arkadaşlarla biz daha önceki kurban bayramlarında sohbet ettik, burada hata yapıyor insanlar. Büyük baş, ortağa girecek olanlar, bir ortakta kaç kişi olduğu hayvan alınmazdan önce belli olacak, kaç hissi olduğu belli olacak ve ortaklardan hiçbirisi de et için veya herhangi bir şey için girmemiş olacaklar ortaklığı.
Hepsi de kurban ibadetini yerine getirmek için ortak oldu. Hayvan alındıktan sonra, hayvan alındıktan sonra, işte boşta iki hisse var, boşta bir hisse var, bir hisse de sana verdik oldu, yedi hisse haydi hayvanı keselim öyle olmaz. Hayvan alınmazdan önce, kaç hisse ve hissedarlar belli olacak. En önemlisi bu. İsmini anmak istemediğim teknik olarak yazılmış. D1-M1 virüsü için söz konusu olan aşının yaptırılıp yaptırılmaması hakkında bizleri bir güvenilmesini rica ediyorum. Bu noktada, benim edindiğim bilgi şu, bu aşı daha kendisini ispat etmemiş. Danıştığım etrafımdaki insanlar diyorlar ki, aşı kendisini ispat etmemiş. İspat etmediği için, aşının noktığı belli değil.
Devlet bu noktada işte, kendisini ispat etti dedi, biz kontrol ettik dedi, bilmem ne dedi. Patlattılar aşıyı. Memlekete hastalığı da patlattılar tabii. Ben olmam, arkadaşlara söyleyecek bir sözüm yok. Yani neden? Sorumluluk isteyen bir şey. Şimdi olmayın deriz. Hani gelmiş birisi, demiş ya Resulallah müşrikler, hurmalılar aşılıyorlar. Biz de aşılayalım mı? O da demiş ki aşılamayın. O sene müşriklerin hurmaları çok olmuş, Müslümanların kazmamış. Müslümanlar gelmişler, ya Resulallah demişler. Bizim kaz olsun müşriklerin çok olmuş. O da demiş ki bundan sonra dünya maçlarınızı bize sormuyor.
Şimdi aşılanmayın deriz. Birisi de çocuğun eceli vermiştir, ölür. Üstadımız aşılanmayın dedi, biz de aşılamadık, çocuğumuz öldü olur. Öldü olur. Aşılanmayın deriz. İşte bir sürü rivayetler var. Kısırlık yaptığına dair, şunu bunu yaptığına dair bir sürü. İşte internette bir sürü makaleler, bir sürü yazılır, kol geziyor. Allah razı olsun her eline geçen kıymetli şeyler de bana gönderiyorlar bu tür şeyleri. Allah razı olsun. Bir sürü bu noktada makaleler, yazılar gırla gidiyor. Ama benim malum 4-5 yıldan beri hep söylediğim bir şey var. Ben aspirin daha içmiyoruz. Bunun ortada hiç kimseye şunu yapın deme noktasında değilim. Ama hep söylediğim şeyler şunlar.
Natürel yiyecekler yiyin. Natürel, sağlıklı, oktur, çöktür, bildiğiniz yerlerden alın her şeyi. Hazır gıdalar yemeyin. Hazır konserveler yemeyin. Hazır pişirilmiş gıdalar yemeyin. Yemeyin. Almayın bunları. Hazır konserveler. Hazır yiyecekler. Hazır yiyecekler. Poşetlenmiş gıdalardan uzak durun. Hazır pişirilmiş poşetlenmiş uzak durun. Yani git fırından al ekmeğini. Git kaynaktan iç suyunu. Suyun kaynağından al iç. Git. Yani bir gör böyle köylü kadın, köylü adam sebzeli meyveni ondan al. Mevsimlik ye iç.
Sera domates müber çıkmış. Sera patlıcan çıkmış. Sera patlıcan çıkmış. Alma yeme ya ölmezsin. Sera salakalı çıkmış. Alma yeme ölmezsin. Ölmezsin ya. Ne bileyim işte belli hormonlu, mormonlu. Sonradan üretilmiş, müretilmiş şeyler. Yeme ya ölmezsin. Şimdi kış. Git lana al, pırasa al, ıspanak al. Karnabaha da al. Brokeli al. Örneğin. Git yeşillik meşillik al. Sağlıklı beslen. Sağlıklı beslen. Ya şimdi illaki domates, patlıcanlıklar yemek zorunda değilsin. Ha daha yerlileri var mı? Gidip marketlerden alışveriş etmeyin büyük marketlerden.
Büyük marketler göze hitap edeceğiz diye gidiyorlar. Her şeyin hormonlusunu alıyorlar. Bir hormonlusunu alıyorlar. Gidin pazarlardan alışveriş etmeyin. Bildiniz pazardan gidin alışveriş etmeyin. Bakın orada köylü, amca, kardeş, traktörün arkasına, minibüsün arkasına, ne bileyim bir arabanın arkasına getirmiş, yığmış lahanayı satıyor. Al o lahanayı. Lahanayı yemek ayıp değil mi? Adam küçük bir arabanın arkasına ıspanağı yığmış gelmiş. Al o ıspanağı, ıspanağı. Onu ye. Normalde sağlıklı beslenirseniz, sağlıklı beslenirseniz. Çok yemek değil, sağlıklı beslenir. Vücudunuz hastalıklara karşı direkçli olur. Temiz yiyin, sağlıklı yiyin.
Bir şey olmazsa bunların önündeyim. Olacaksanız ne olacağınızı. Övün var ya ucundan nasıl olsa. 2012 yılı için düşünceleriz. Hiçbir tarihle alakalı bir şey konuşmam. Bunların hepsi de saçma sapan şeyler. Allah ayetiyle belirtmiş kıyametin vaktini ancak Allah bilir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadisiyle sabit kıyameti ancak Allah bilir. Gün, saat, dakika olarak. Biri müslümanın bunun üzerinde yorum yapması kadar saflı ve enbesinde olması çıkıyorlar. Televizyonlara yorum yapıyorlar. Din meydanda Kur'an ve sünnet. Cenab-ı Hak kıyametin gününü ve saatini saklamış, gizlemiş, kalbi bir ilim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadisiyle saklamış, gizlemiş, kalbi bir ilim.
Bunu açıklayacak olsalar siz her ikisi de açıklamlardı. Yani açıklanmayan, söylenmeyen bir şeyden bahsediyorlar. Kıymetli kardeşler, tahmini bakın tahmini kainatın yaşıyla alakalı çalışma yapıyorlar. 13 milyar yıl ışık yılı, ışık yılı tahmini tahmini tahmini. 3 milyar yıl ışık yılı.
Bunu matematikten anlayanlar anlayacak ancak. Yani ışık saniyede kaç metre gidiyor ki Fatih? 300 bin kilometre. 300 bin kilometre gidiyor saniyede ışık. Saniyede. Yani biz 13 milyar yıl ışık yılı olan bir kainatı. Yani tahmini kadar. Yani böyle bir kainatın içerisinde yaşıyoruz biz. Oturmuş insanlar 2012'ye konuşuyorlar. Oturmuşlar insanlar 2012'ye konuşuyorlar. Yani dünyanın yaşını belirleyememiş daha insanoğlu. Fiziksel olarak dünyanın yaşını belirleyememişler daha. Yani dünyanın yaşı tam belli değil. Kimisi diyor ki 450 milyon yıllık. Kimisi diyor 350 milyon yıllık.
Kimisi diyor 375 milyon yıllık. Dünyanın yaşı. Tahmini bunlar. Biz kalkmışız 2012'ye konuşacağız. Kalkmışız 2012'ye konuşacağız. Hayır yok kıyamet yarın koptu. Hani gelmiş ya sahanın birisi. Demiş ki ya Resulullah ya Muhammed. Kıyamet ne zaman kopar? Demiş ki ne hazırlanın? Ne hazırlanın? Bu akşam kıyamet koptu. 5 dakika sonra kıyamet koptu. Ne hazırlanın? Elinde ne götüreceksin? Hangi günahınla Allah'ın yüzüne bakacaksın? Hangi kusurunla Allah'ın yüzüne bakacaksın?
Hangi kılamadığın namazlarla Allah'ın yüzüne bakacaksın? Hangi tutamadığın oruçlarla onun yüzüne bakacaksın? Hangi gafletiyle, hangi harabınla, hangi kusurunla onun yüzüne bakacaksın? Hangi yanlışlıklarına, hangi eksiltiklerine, hangi sevgisizliğine, hangi aşısızlığına onun yüzüne bakacaksın? Otur tefekkür et. Otur Allah'ın zikre. Bırak, kıyamet ne zaman koparsa kopsun? Senin için kıyametin koptuğu an bu an. Sen bu an kıyamet koptu, Allah'a hang halde yakalanacaksın? Zikir halinde mi yakalanacaksın? Heva heves halinde mi yakalanacaksın? Şeytana tabi olmuşken mi yakalanacaksın? Kur'an ve sünnete isyan ederken mi yakalanacaksın? An bu an. Han demiş ya Hazreti Mevlan'a, Düm dünde kaldıracaksın canım.
Yarın gelmedi. Gün bugün demiş. Ehli tasavuk, an bu anda. Kıyamet bu an. Şimdi, şimdi kıyamet koptuğunda senin gönlünde kalbinde Allah sevgisi mi var? Şimdi kıyamet koptuğunda senin gönlünün Allah'ın zikri oturdu yerleşti mi? Şimdi kıyamet koptuğunda yüreğinde Muhammed Mustafa'nın sevgisi mi var? Şimdi kıyamet koptuğunda kalbinde bir mürşid-i kaminin sevgisi var mı? Şimdi kıyamet koptuğunda uzakta da olsa onlar birbirlerini Allah için severler dediğin, Allah için sevdiğin, gönlüne koyduğun bir kimse var mı? Bir menfaat gözetmeksizin ve Allah için sevdiğin kimselerle toplandığında buluştuğunda Allah'ı zikredebiliyor musun? Bir arada da Mehdi modası vardı. Herkes Mehdi Resul için bir tarih söylüyordu.
Bu tarihte çıkacak, bu tarihte çıkacak. Hep bekledi insanlar. Tarih boyunca beklemiş insanlar hep bunları. Bundan 600 yıl önce, 700 yıl önce insanlar Şam'da toplanmışlar, Mehdi beklemişler. İmam-ı Suid'i kıyamet alametleri ile alakalı bir kitap yazmış. O kitabı okuduğumda ben kendi kelimenin kıyametin kopması lazım.
İmam-ı Gazali yazmış kıyamet alametleri ile alakalı. İmam-ı Suid, her imam kendi döneminde bir kıyamet alametleri diye bir kitap yazmış. Ve her imam kendi döneminde bütün kıyamet alametlerinin görüldüğü, on tane büyük alametin görüneceğini. Hatta ondan dahi filanca yerde büyük bir yangın çıkmış, işte büyük ateş bulutları olmuş, şu görüldü diyenler de var. Nerede? Yani şimdi bir laflar söylesem herkes diyecek ki bir yerleri eleştiriyor. Bir sürü tarihlerden oldu. Şu anda sağ olan şeyhlerden birisi Şam'da gitti, bekledi aylarca. Ev kiraladı orada.
Mühidlerine de dedi ki ben gidiyorum Şam'a. Eğer dönmezsem siz de gelin dedi. Gitti bir ay bekledi, iki ay bekledi, üç ay bekledi, bana telefon açtılar. Bizim Üstadımız gitti Şam'da bekliyoruz siz ne yapıyorsanız diye. Biz burada çalışıyoruz bizim, koşturuyoruz. Ne için dedi? Mehdi hala Resul'a zemin hazırlıyoruz biz de dedim. Ya bu ne biçim söz dedi? Dedim o burnunun ucunu görüyordur. Mehdi'nin yarın çıkacağını görmüştür, gitmiştir dedim. Siz dedi, biz daha ileri bakıyoruz, ileride bu ufuklarda Mehdi görünmüyordu. Tabi canı sıkıldı. Üstadına laf söyledim zannetti.
Üç kert ay sonra Üstad'ı döndü geriye. Ben tabi utanmasın diye telefon açmadım sonra açtı bana telefon. Hakkını helal et, helal olsun dedim. Herkese hakkımız helal olsun. Dedim, Mehdi gidip Şam'da beklemekte bulunmaz. Mehdi'yi şimdi görüyorsan, Mehdi çıktığında da görürsün. Mehdi'yi şimdi tanıyorsan, Mehdi çıktığında da şap adek tanınsın. Ya Mehdi'yi tanıyacaksın, ya Mehdi'yi tanıyanı tanıyacaksın. Mehdi'yi tanıyamıyorsan, Mehdi'yi tanıyanı tanıyacaksın. Mehdi'yi tanımıyor, Mehdi'yi tanıyanı da tanımıyor. Kendince, kendi heva ve hevesine bakıyor, Mehdi çıkacak diyor Şam'a gidiyor. Dervişlerine işlerini terk ettirenler var. Dervişlerine eşlerini bol şarttıranlar var.
Eşinizi boşayın, Mehdi çıkacak hazırlık yapın. Dervişlerine çeklerini ödetmeyenler var. Ödemeyin, Mehdi çıkacak nasıl olsa. Dervişlerini cezaevine katan insanlar var. Yani girin canım Mehdi çıkacak çıkaracak hepinizde. Hani nerede çıkmadılar? Her biri 25'er yıl, 30'er yıl ceza aldılar, yatıyorlar içeride. Adamlar çeklerini ödemediler, içeri girdiler. İşleri bozuldu, eşleri bozuldu, arşları bozuldu. Din bu değil. Peygamber sallallahu anh hazretleri kıyametin kopacağını görsen dahi. Kıyamet kopuyor. Elindeki fidanı dik diyor, dik. Sen git, birisinin gönlüne iman fidanı dik. Kıyamet kopuyor dahi olsa.
Oradan dağların yıkıldığını görsen sen marifetullah yolunda devam et. Bir kimsenin gönlünü ihya etmeye çalış. Bir kimsenin gönlünü iman ile doğmasına vesile olmaya çalış. Bir kimsenin hidayetine vesile ol. O ağaç, o ağaç, marifetullah ağacı. O fidan, marifetullah fidanı. Kıyametin kopacağını da görsen sen git o marifet fidanını birisinin gönlüne dik. Sen buradan Allah'ı zikret etmesin. Marifetullah'tan bir ışık ver. Marifetullah'tan bir damla ver. Ahmak olma. Kıyamette senin işin yok. Varsın kopsun. O istediği zaman yer ve gökü birleştirir. O istediği zaman gökte yeri ayırır.
İstediği zaman dağın taşı ayırır. O acıyı tatlı yapar, tatlıyı acı yapar. O istediği zaman istediği anda istediği kıyameti koparır. O yaptığından sorumlu değil. O her an kıyamet koparmakta. O kıyamet koparmadan rahat edemez. O her an olmaz ki. Onun cilvesi cümbüşü mü biter? Onun hayreti mi biter? O durur mu? O Allah her an bir iş üzerindedir. O her an bir iş üzerinde. Sen ona zaman mı yetiştirebilirsin? O cilve cümbüşe takılmış. Her gün çalıp oynamakta. Her gün her taraf bir tarafa bahar kokularını sendirirken bir tarafa kış ayazını vurdurmakta. Bir tarafın buzunların içerisine gömerken öbür tarafta güneşin altında serinletmekte, ısıtmakta, kaynatmakta, oplatmakta.
Sen gözünü kaldırsa bir semaya bak, kıyameti zehirin. Sen yere ne bakıyorsun? Yere bakıyorsun toprak. Sen yere toprağın altına bak. Gözün görse açık değil. Oturun bir semaya bakın.
Oturun bir neyin üstüne? Kıyametin üstüne evler, kıyametin üstüne fabrikalar etmişiz. Devletler bina etmişiz. Kıyametin üstüne yollar bina etmişiz. Şehirler bina etmişiz. Kıyameti gören var mı kardeşler ya? İnsanlar kıyamet bekliyorlar. Doğumun kıyamet, ölümün ayrı kıyamet. Kabrı girmen ayrı kıyamet. Doğduğun an kıyamet koptu. Asıl kıyamet ayrıldığın an koptu, ayrıldığın an. Kıyametin kopmuş senin haberin yok. Onurlu alemi bırakmışsın, sürgüne gönderilmişsin. Daha ne kıyameti bekliyorsun? Kıyamet o zaman kopmuş. Nereden geldiğini bir bak görebiliyorsan.
Nereden geldiğine bir in, bir uğraş. Nereden geldi? Ve nereden geldiğini gördüğün an, kıyametinin koptuğunu anladın. Bu fasa fisa ya, dünya yerle bir olacaktır. Çok. Dünya yerle bir olmuş. O işlerin kıyameti beklemeyin. Yani o denilen kıyameti beklemeyin. Nereden kıyamet var? Allah'ı zikredin siz. Allah'ı zikredin. İmanınızı kemale verdin. Allah'ın sevmediği iş, her şeyden hicret edin. Kaçın! Allah'ın hu... Hiçbir hal ve... Mustafa'nın hu... O Muhammed-i Mustafa'nın hu... Nurunu tanımaz.
Marifetullah... Yolun mu? Marifetullah yolu... Marifetullah'ın ulaşma noktası... Muhammed-i Mustafa'nın hu... Nurudur. Firavunun elinde... Vallahi de... Muhammed-i Mustafa'nın hu... Hümet'ine yürümüştü. Bir daha kör olup yeri açıldıysa... Bir daha kör olup yeri açıldıysa... Yine Muhammed-i Mustafa'nın nurunu... Mustafa'nın nurunu tanımaktır. Onu tanımaktır. Muhammed-i Mustafa'dır. Mürşid-i Kamil. Muhammed-i Mustafa'dır. Kemal et... İnsanların arasını... Kamil'im demesi... Ben yaştım demesi kadar...
Bir uç bir şey yoktur. Allah bizi affetsin inşallah. O yüzden... O Muhammed-i Mustafa'yı tanıyamamaktır kıyamet. Allah der ki... Kıyamet müminlerin başına korkmaz. Hadis-i Şerif... Müminin başına korkmayacaksa... Senin korkun neden? Öyle etti değil mi? Allah kelamı o zaman. Bütün kelamı Allah kelamı olarak bilir.
Orayı hisseder. O rüyanızda... Ve mananızda... Halinizde... Hangi bir yerde... Bir kelam size sesleniyorsa... Size bir kelam ediyorsa... O Allah kelamıdır. Onun üzerinden Allah konuşur. Allah! Çünkü... Ayetle sabittir. O da söylediyse... Hevay hevesinden söylemedi. Benim dediğimi yaptı. Benim emirlerimi söyledi. Kendinize gelin kıymetli kardeşler. Muhammed-i Mustafa... Konuştu mu? Allah konuşmuştur. Allah! Onun üzerinde şey şüphe edilmez. Onun üzerinde tereddüt edilmez. Onun üzerinde onun söylediğinin hilafına...
Onun tersine bir şey söylenmez. Onun söylediğinin altında üstünde bir şey denmez. Ancak tabi olur. Ancak. Ancak itaat edilir. Habibime itaat edilir. Ancak itaat edilir. Ancak öptüm... Başım gözüm üstüne denir. Başka bir şey söylenmez. Sakın ha! O küstahların sözüne bakmayın. O din bilmez Muhammed-i Mustafa'nın tanımazlarının sözlerine bakmayın. İnsanın kamili orasındadır. Muhammed-i Mustafa... Yaratılmışların en mükemmelindadır. Cerrah... Üzerinde Muhammed... Ateş yakamaz.
Bütün peygamber... Müşriklerin elini... Bütün peygamberler... Sıkıntıların içinden kurtuldularsa... Üzerlerindeki Muhammed-i Mustafa'nın nurundan dolayıdır. Bütün her yer ve her şey karanlıktayken... Kendi nuruyla... Nurların üzerine... Nur saçı verdi. Allah yaptığından, işlediğinden... Sorunsuzdur. Onu sorunlu kılamayız. Dilediğini nurlandırır. İşte Muhammed-i Mustafa'yı böylesine nurlandırmış. Ve peygamberleri onun nuruyla nurlandırmış. Önce kendi kıyametimize bakalım. Kendi halimize bakalım.
Kıyamet beklemeyin. Mümin isen... Kıyamet beklemezsin. Ne kıyameti kardeşim? Senin üzerine kopmayacak ki. Neyi bekliyorsun sen? Bırak kafirler beklesin. Bırak müşrikler beklesin. Bırak münafıklar beklesin. Bırak gayrı mutfak insanlar beklesin. Bırak Allah tanımazlar, peygamber tanımazlar, din iman tanımazlar beklesin. Bırak Allah'ın dostlarını sövümseyenler. Allah'ın dostlarını söverlerken, sayanlarken. Hiç beklemem kıyameti. Hiç beklemem. Hiç beklemem. Kıyamet kafirler ve müşrikler için. Kıyamet münafıklar için. Kıyamet haramı helalı tanımaz din bilmezler için.
Bana ne kıyamette. Ya bu peygamber Muhammed Mustafa sallallahu ve sellem'la dedi duymuş ki. Tatlı bir koku gelir. Tatlı bir rüzgar eser. Meltem rüzgarı gibi. O rüzgar diyor. Bütün inananların ruhlarını tak yakanı verir. O iman edenler, o müminler o kıyametin dehşetinden uzak olur. Evet. Sen mümin isen tatlı bir rüzgar gelecek senin nefesini avcak gidecek. Tatlı bir rüzgar. Sen tebessüm ederekten gideceksin. Sen makamını görerekten gideceksin. Melekler gelecek seni götürmek için. Birbirleriyle yavuşacaklar. Birbirleriyle çırpınacaklar. Diyecekler ki bu Allah'ın dostunu biz götürelim. Semaya biz çıkaralım.
Bu nurdan insanı biz götürelim semaya diyecekler. Tatlı bir esinti gelecek. Ah yok of yok. İnlemek yok. Ah sürgün. Neşelen gelmiş zaman. Tatlı bir esinti gelmiş ötelerden. Tatlı bir esinti. Bir hoş seda gelmiş. Bir aksi seda gelmiş. Gel demiş. Çağırmış seni. Seni katıma almış. Gel demiş. Gel. Neyini alacaksın.
Ne konuşmak istemiyorum. Allah'ı tanımak. Yürür gider. Önistan'da o. Binbir türlüsü var. Yine bir kere.
Her an son. Sen kabri bekliyorsun. Ahmaksın. Kendinizi salın. Mümin isen. Ne hesabı bekliyorsun. Mümin sen. Mümin değil isen. Kıyametim sen ahireti bekleyeceksin. Kabri bekleyeceksin hesap kitabı için. Geç. Burada hesabını, kitabını veremeyenler oradan hesap kitabı verecek. Zikrullah'tan uzak. Zikrullah'tan uzak. Muhammed-i Mustafa'dan uzak. Muhammed-i Mustafa'dan uzak. Muhammed-i Mustafa'nın muhalislerinden uzak.
Kemal ehlinden uzak. Marifetullah ehlinden uzak. Zikrullah ehlinden uzak. Camiden uzak. Cemaattan uzak. Cemaattan uzak. Alkından uzak. Alkından uzak. Marifetullah ehlinden uzak. Zikrullah ehlinden uzak. Camiden uzak. Cemaattan uzak. Alkından uzak. Alkından uzak. Olan insanlar. Onlar kıyametten korkup beklesinler. Beklesinler. Hayat edemez. Kabri beklemekte. Hayat edemez. Tamam kendine dön bak. Dön bak kendine. Dön de bak. Ben ne yaptım de. Kılmazsan, orucunu tutmazsan, zikrini yapmazsan, Allah'ı tanımazsan bilmezsen. Ben ne yapayım? Zikir nedir?
İşte zikir. Allah'ı bilmektir. Tanımaktır. Allah. Allah demektir zikir. Herkes derler ki namaz kılmakta zikir. Kuralı Kerim okumakta zikir. Zikirden anladığınız şey oturup Allah Allah demektir. Oturup la lahe demektir. İşte bize diyecekler ki fıkıh okumakta zikir. Doğru.
Okumakta zikir. Doğru. Ama o zikirin önünde değildir o. Bilmediklerinizi zikir ehline sorun. Otur zikir ehline sorun. Gitmiş ya. İmam-ı Hanbel'in Şeyhi Üstad'ı Şeyban-ı Rahim. İmam-ı Şafi demiş ki ya İmam ya gidip bu ilimsi cahil adama mı tabi oldun? Demiş ki ben ona tabi oldun. Bu kalp işi farklı bir şey. Beni de götür yanına götürmüş. İmam-ı Şafi demiş ki efendim bir kimse beş vakit namazdan bir vaktini kılamamış olsa ve hangisinin kılamadığını bilmese ne yapması gerekir? Dönmüş İmam-ı Şafi demiş ki bütün namazını iade etmesi gerekir. Sormuş hikmetle o bütün gününü gafletle geçirmiş çünkü demiş. İmam-ı Şafi çıktıktan sonra İmam-ı Hanbel'e demiş ki doğru söylemişsin sen.
Böyle bir insan demiş ancak kemal eyliysen böyle bir söz çıkar. Namaz kılanların hangisi faziletli ya Resulallah? Allah'ı zikredenler, onun sultanların, Allah'ı zikredenler, tekkat verenler, Allah'ı zikredenler, cihad edenler, Allah'ı zikredenler. Allah'ı zikretmek kadar büyük bir iş yoktur. Neden insanlar başını sallar? Keşke her tarafımızı sallayabilsek. Keşke Allah dediğimizde her yanımızı zammül zammül zammül titresler. Kaşke Allah dediğimizde duvarlara kalkılsak arkında olmadan. Keşke Allah dediğimizde her yanımız erişse, bitse, dolsa. Allah dediğimizde mükemmelata yalınsa hücre, hücre, zerre zerre, bütün mükemmelat Allah dedi hücrelerimizde.
Sanmak deliliktir. Delilik, deliyiz biz. Dışarıdan bak, başımıza tac edelim seni. Evet, kim bize deli diyorsa başımıza tac edeceğiz. Para vereceğiz ona. Ücret vereceğiz. Gerçekten hususin kalbiyle deli diyorsa ücret vereceğim, ücretlendireceğim onu. Deli olmadan marifetullah olmaz çünkü. Akıllı zannedenler, geçenler bunlar deli olmuşlar. Kafalarını nasıl salıyorlar? Allah da der ki, hadis-i kudsi der. Beni öyle zikredin ki, beni öylesine zikredin ki. Dışarıdan size bakanlar, dışarıdan. Dışarıdan kim o? Zikir ehli değil. Kim o? Gönlünde Allah yok. Kim o? Allah'la tanışmamış. Kim o? Muhammed Mustafa'nın nuruyla, hidayetiyle tanışmamış. Kim o? İnsanın kabiliğinin nurunu tanımayan kimse.
O der ki diyor, bunlar vallahi deli oldu. Dışarıdan sizi görenler, bunlar deli olmuş desinler. Evet, biz deliliğe adayız. Biz Allah'ı zikrederken deliliğe adayız. Biz Allah derken deliliğe adayız ya. İnsan delilini saklar. Yok ben deliliğim, deliliğimi saklamıyorum. Ben deliyim diyorum. Biz deliyiz. Hep beraber. Ulan akıllar gitsin evde. Sihir'i seyretsin. Akıllar gitsin evde dizi seyretsin. Akıllar gidecekler meyhaneye, para falan. Akıllar gidecekler Allah'tan uzak olan yerlere. Neden? Onların akılları nefse ve şeytana ulaşacak. Burası akılların yeri değil. Akıl da işimiz yok. Yok. İstanbul'dan gelmiş.
Ne için gelecek? Zikrullah'a gel. Ya İstanbul'dan buraya zikrullah'a gelinir mi? Akıllı için mi? Tam değil. Hepsi de. Otobüs tut, minibüs tut, gel buraya. Demir taştan toplam gel buraya. Tam deli. Eşini bırak. Aşını bırak. Evde hatunu bırak. Çoluğu çocuğu bırak. Gel. Ne? Burada zikrullah var. Tam deli. Dışarıdakınlar. Anam öyle diyordu. Sen içerken daha iyiydin onu şimdi demirdin diyor. Evet. Bakın etrafınıza bakın. Birisi zikrullah ondan köşküyorsa, zikrullah ondan akıyorsa, zikrullah onun kalbinden dışarı çıktıysa etrafındakinden delin gideceklerdir. Neden?
Normal düzende gitmeyecek. Normal düzeni terk edecek. Zikrullah insanı ayırır, tecrit eder. Muharifetullah insanı ayırır, tecrit eder. Tecrit olmak, ayrılmak. Öbür insanlardan ayırırsın. Onlar Allah'ı zikretmiyorlardı. Allah'ı zikretmeyenler hayvan gibidir. Hayvanlarla beraber olamazsın. Şu ağır gelebilir sizler. Evet. Kokar onlar. Hayvan gibi kokarlar. Sen burnunu duymayabilirsin. Onlar hayvan hayvan kokar. Allah'ı zikretmediğin için Allah'ı zikreder. Allah'ı zikretmeyenlerden ayrılır. Tecrit olun. Bir yerde duramazsın. Bu marifetullah nurudur. Onunla beraber bir noktada buluşamazsın. Neden? O Allah'ı zikretmiyor. Sen Allah'ı zikretiyorsun.
Kalbine oturmuş. O sana tat vermez. O sana lezzet vermez. O tecrit olursun Allah'ın. Marifetullah'ın en önemli özelliği budur. Tecrit olmaktır. Sen zikrullahla henhal olduğundan akrabalar senin tecrit olursun. Akrabaların yanında canın rahat etmez. Kardeşinin yanında dahil canın rahat etmez. Öz kardeş. Aynı karındaş. Aynı anadan olma. Aynı babadan olma. Aynı sofrada yemişin, içmişin, büyümüşün. Tat alamazsın. Neden? Onda zikrullah yok. Onda marifetullah'ın unu yok. Onda marifetullah'ın tadı lezzeti yok. Her zikreden kimsede marifetullah nuru vardır. Her zikre aşık insanda. Her kafir rüşide aşık insanda. Her Muhammed Mustafa'ya aşık insanda. Her Allah'a aşık bir müminde marifetullahın nuru vardır.
Onlar onurla görürler. Onurla yerler. Onurla içerler. Onur onu tecrit eder. Haramdan uzaklaştırır. Haram yiyecekten uzaklaştırır. Haram söylemekten uzaklaştırır. Haramdan fersah fersah fersah onu kaçınır. Onda marifetullah mı olurlar? Onur ancak zikrullah ile meydana gelir. Zikrullah onu götürür. Onun ayağı zikrullah'tır. Onun kalbi zikrullah'tır. Onun nuru zikrullah'tır. Zikrullah. Zikrullahsız olmaz. O yüzden bir kimse de zikrullah yoksa yavandır o. Çok affedersin eşek eti gibidir o. Zikrullah yoktur. Bu şimdi ağır gelebilir. Hiç uğrunda değil. Hiç uğrunda değil. Zikrullah yapmayan ondan uzak olan ona oturmayan kimsenin ne de eşek eti gibidir.
Ama zikrullah'a oturmuş. Onun haliyle hallenmiş. Onun tadıyla tatlanmış. Vallahi o tatlı su gibidir. Tatlı su gibi. Gidin bakın. Ormana çıkın. Ovalara çıkın. Dağlara bayırlara çıkın. Gidin dolaşın. Dolaşmazsınız siz. Gidin o başındaki ovaların başındaki tatlı suyun başında durun. Geceleri durun. Gece yılanı cıyanı yabancı o yırtıcı hayvanları gelir o tatlı sudan içer. Gündüz insanlar bilir orada tatlı su olduğunu. Gelir geçer. Molasını orada verir. Neden? Orada tatlı su var. Orada tatlı su var. Tatlı su var. Tatlı suya bütün yırtıcı hayvanlar, mördü, böcek insanlar hepsi de bilirler. Hepsi de gelirler oradan su içerler.
Allah'ı zikreden, marifetullah'a ulaşmış gibi kimse tatlı su gibidir. Böktücü böceği hepsi de gelir. Yırtıcı hayvanı gelir. İyisi kötüsü herkes gelir. Orada tatlı su var. Sizin dergahınıza da herkes gelir. Yolda kalmışı, belde kalmışı. Başı açığı, arkası açığı, öne açığı. Düşmüş, kalkmış, yırtıcı hayvan olan dahi gelir. Neden? Tatlı su var sende. Buzun. Zikrullah'ın tatlı su var. Herkes gelecek işecek buradan. O yüzden zikrullah vur hala vurdu. Orada arkadaş sormuş kaç çeşidi var diye. Çeşidinin haddi hurdu diyor ki. Burada oturmuş herkes kaç kişi var? Beş yüz kişi altı yüz kişi. Hepsi de Allah diyor. Hepsi de Allah çeşidi. Zikrullah çeşidi hepsi de.
Kimisi demiş ki cehnisi böyle hafisi böyle. Geç kardeş zikrullah zikrullah. Yok o mu üstte yok mu o mu altta. Bunları hiç tartışmak dahi, tartışmak dahi yersin. Tartışmak dahi yersin. Allah'ı zikretler. Zikretler. Hangi çeşidinden zikredersen zikret. Allah'ı zikret. İster sessiz zikret. İster sessiz zikret. İster havasın çıktığı kadar bağır. İstersen hiç bağırma. Allah'ı zikretsen yeter ki. Sessiz zikredersen seni daha güzel bir cemaatin içinde zikreder. Sessiz zikredersen kendisi rahat olur zikreder. Zikret kardeş zikret. Zikret. O tartışmaların içine girme. O muhabbetlerin içine girme. Onlar insanları yoldan sattırmak için. Şeytanın vesvesesi.
Nefsin vesvesesi. Allah demiş ki zikruma en büyük işini yapraksan zikret. Nasıl zikrediyorsan zikret. En büyük iş o. Ne yapacaksın? Hangisi üstün, hangisi alçak? Allah'ın zikrinin alçak olanı var mı? Allah'ın zikrinin faziletsiz olanı var mı? Allah'ın zikrinin eksik olanı var mı? Şeytan tartışması. Şeytan. İnsanlar, koca koca âlik görülen insanlar yok hafi zikir müüstü, yok cehri zikir müüstü. Yok hafisinde mi nefis vurdu, yok cehrisinden mi nefis vurdu. Ve kardeşim Allah'ı zikreden insanda nefis mi alır? Nefis bile kalmaz. Allah'ı zikredersin. Kadınların kokularının dışarı çıkmaları caiz mi demiş. Ne yapsınlar? Kendileri Allah'ın hurunun kokusu yok.
Sahte kokularla kokulanıyorlar. Sahte kokulu. Kadın gibi kopmalı, başka kokuya ihtiyacı yok. Kadın, kadın gibi kopmuyorsa bir sürü koku sürecek kendine. Sürecek. Kadınlar da, erkekler de güzel kokulanmaları düşünme. Kadın dışarı çıkarken kokulanmasın kardeşlerim. Kadınlar nerede söz deneyecekler. Allah bize affetsin. Misafirlik kaç gündür? Misafir sağlığı evde nasıl var mı?
Her şey elini uzatır mı? Ev sahibinin uzası olmadı. Misafirlik üç gündür. Üç günden sonrası misafirin ev sahibinin sadakasıdır. Ama üç gün Allah misafiridir. Sonra kalan insanlar ev sahibine alırlıktır. Derviş kardeşler, nerede orada olsunlar. Kendi anne babalarının evleri hariç.
Üç günden fazla bir yerde misafir olmasınlar. Kardeşleri dahil buna. Hele bu zamanda insanlar için daha sıkıntılı. Misafir olacağınız yerleri gözetin. Adının işini gözetin. Kadının işini gözetin. Durumlarını gözetin. Halini, vaktini gözetin. Seni misafir edebilecek noktada değilse kalacağım ve uğraşma. Bir kimsenin ben sende misafir kalacağım demesi yanlış. Ben sende kalabilir miyim demesi yanlış. Dermişlik adabında yoktur. Misafir kalan kimse misafir kaldığı yerde bir şeye elini uzatmaz. Verirlerse yer vermezlerse yemez. Yatırılarsa uyur, yatırılmazlarsa uymaz. Gece vakti kafasına göre evden çıkıp gelmez.
Adabı erkana riayet eder. Bu noktada insanlar ne yazık ki adaptan erkandan uzak. Beni şuraya götürün demez. Bana bunu getirin demez. Ben bunu yiyeceğim demez. Ben bunu içeceğim demez. Ben böyle yaparım sen ne yaparsan yap demez. Ben şuraya gidiyorum sen ister gel ister gelme demez. Misafir ev sahibine tarih olur. Bir işi varsa usulüne söyler. Der ki yarın benim burada bir ticaretim var, alışverişim var. Şu saatler arasında benim oraya gitmem lazım. Benim işim var. Ben sabah saat sekiz buçukta evden çıkmam lazım. Hakkına delal edin der. Müsaade olarak da gider. Şunu demez. Ben sekiz buçukta işim var benim filanca yerim dur. Benim şu saatte işim var benim şu filanca yere gideceğim.
Böyle bir şey söyleme. Allah muhafaza eylesin. Bu noktada büyüklenmek için söylemiyorum örnek için söylüyorum. Daha hiçbir kimseye dememişimdir. Ben nerede yatacağım diye. Yaklaşık 20 yıldan beri seyahat ederim. 20 yıldan beri. Daha ağzımı açmamışımdır ben nerede kalacağım diye. Ağzımı açmamışımdır. Arabada yastığım, yorganım, terliğim, havluğum her şeyim varmış. Arabayı yokken de zannetmeyin araba varken öyle. Arabayı yokken de çok Nevşehir'e gidip biz gece yarısı yola çıkmışımdır ben. Zikrullah biterdi. Şehir bende kalkar çıkardı. Ben ne yaptım?
Çıkar giderdim. Daha sonra inerdim yola. Oradan bir otobüsten gelecek. Hangi otobüsten gelecek? İnerdir nerde. Derviş ben nerede kalacağım demez. Ben nereye gideceğim demez. Ben nasıl gideceğim demez. Demez. Ben ne yiyeceğim demez. Ben ne işeceğim demez. Demez. Bu erkekler için. Bayanlar, bayanlar eğer bu noktada üstada bağlıysa üstadını telefona çağırdı.
Der ki biz bunu böyle böyle yapacağız. Uygun mu? Bitti. Uygun derse uygundur. Uygun değilse uygun değil. Oturur oturdu yere. Gitmez, gelmez, kalkmaz, oturmaz. Bitti. Gönül koymaz. Derviş. Erkekler der. Eğer ki derdanla alakalı, hizmetle alakalı bir yere gidiyorlarsa üstada haber verirler. Derviş. Veya oranın zakeniyle görüşürüz, oranın tavşuyla görüşürüz. Hiç kimse kendi kafasından bir şey yapmaz. Kendi kafasından bir şey yapan nefsinden yapar. Gidecek bir yerde adam on gün misafir olacak. Böyle bir dervişlik yok. Adam gidecek bir yerde beş gün misafir olacak. Böyle bir dervişlik yok. Böyle bir dervişlik yok. Birisinin arkadaşıdır.
Beni ilgilendirmez. Nuri benim arkadaşım gelse bende yirmi gün kalsa da dervişlik değil. Ben gitsem yirmi gün onda kalsam dervişlik değil. Neden? Bizim onunla tanışmamız dervişlikten önce. Herkesin derviş olduktan sonra böyle samimi olduğu bir kimse olabilir. O samimi olduğu kimseyle on gün, yirmi gün, bir günde kalır gider. Bu farklı bir şey. Bu ayrı. Cevdet ve Hacı Erkam yıllardan beri tanışıyor. Öyle mi? Dervişlikten önce değil mi tanışmamız? Dervişlikten önce örnek vermiş. Onların ikisi aralarındaki hukuk, dervişlikle başlamış bir hukuk değil. Şimdi onlar kendilerini kendi kendilerine bir hayat dizayn ederler. Ona dervişlik hukuku, bunu koyamazsınız.
Neden? Adamlar. Çocuk kurtar mı arkadaş? Bildiğim kadarıyla öyle değil mi? Gençlikte inan değil mi? Özellikle neyse kaç yaşından itibaren? Orta okullarları. Çin adamın orta okulları arkadaşı. Siz onu dervişlik kılıfının içerisine koyamazsınız. Onda dervişlik hukuku yoktu. Ama Hacı Erkan ile Mehmet'in tanışması dervişlikten. Tamam mı? Bak Mehmet ile Hacı Erkan'ın arası dervişlikte arkadaş oldu. Onların hukuku dervişlik hukukunda giderdi. Ama derinleşir dervişlik hukuk. Şimdi dervişlik hukukunun köşeleri vardır. O köşeleri ezemezsiniz. Ama derinleşir, köşesi kalmaz. Sahabeler gidip de arkadaşlarının yokken bak sahabenin arkadaşlığına bak, kardeşliğine bak.
Birisinin evine gidiyorlar, evde kimse yok. Açıyorlar kapıyı, giriyorlar içeri, yiyorlar içiyorlar. Sahabe sonradan geliyor, seviniyor, dua ediyor. Allah razı olsun sizden. Evime girmişsiniz, giymişsiniz, içmişsiniz teşekkür ederim. Bakın bu hukuk farklı bir hukuk. Hukuk derinlemesine. Bu herkeste oluşur mu? Hayır. Ama bunun oluşacağı insanlar olması gerekir mi? Evet. Bunlar dosttur artık. Dost. Bu dostluktur. Derinlemesine. Artık onun namusu senin namusundur. Senin namusundur. Onun hanımı senin kız kardeşindir. Böyle değil daire, öyledir. Onun çocukları senin manevi çocuğundur. Öyledir artık o. Ona, yani birisi zaten o tip mevzularda böyle yan gözle bakıyorsa onun kanı sütü bozukturur.
Onun kanı da sütü de her şey bozukturur. Bozukturur. Düzgün olan birşey yoktur. İnsan sıfatında o. Mahluk. Allah muhafaza eylesin. İnsan dost oldu. Dost oldu. Kimseye yan gözle bakmaz. Ha. Allah muhafaza eylesin. Onun kızı ile evlenemez mi? Evlenir gelir. Tebrikanda gibi. Derselamu aleykum. Maleyküm selam. Gathe senin kızının talibini de alın. O ailesi. Bak. Ben gülüm elmeniz. Hazreti Ömer Efendimizin, Hazreti Ali Efendimizin kızını alması gibi. Dostluklarında bir sıkıntı mı var? Yok. Ama Hazreti Ömer Efendimiz diyor ki, kızını bana nikahlar mısın?
O da nikahlar mısın? O da nikahlar mısın? Nasıl söylemedim ama. Neşsiniz? İlmi, ondan da anlamayacaklar. Diyor, bana kızını nikahlar mısın? Diyor ki göndereyim de bir bak, beğenirsen nikahlar mı? Dikkat et ha. Bunu göndereyim Hazreti Ali Efendimizin, Hazreti Ömer Efendimizin yanına. Hazreti Ömer Efendimizin öyle alıncı gözle bakmak. Sünnet ya. Şehvet de değil ya, alıncı gözle bakıyor. Geliyor, Hazreti Ali Efendimiz de diyor ki, benim bu ihtiyarın yanına ne yapmam göndermem. O da diyor ki, senin onunla nikahlı yok kızım. Hazreti Ömer Efendimiz o zaman yaşlı tabii. Diyor ki, beni yüreğliğe hazırlayın. Bakın dostluğu gördünüz mü? Dostum.
Tabii öyle ne kızlı evlat var şimdi? Ne öyle dostluk var? Ha bu noktada kızımdan şikayet ettim, düşünürmesin yani. Öyle bir şey yok yani. Beni dinledi, Allah razı olsun. Bu noktada evlendirdim, öbür manevi kızlarım da dinlediler. Beni dinlemeyen olmadık işte. Allah razı olsun hepsinden daha. Ya bu ayrı bir şey. İçsel bir şey. İnsanların öyle dostlukları olması gerekir mi? El cevap gerekir. El cevap gerekir. Ehli tasarım öyle demiş. Yarim dudağıl hariç. Senin benim mutluymiş. Yarim dudağıl hariç. Yarim dudağıl hariç ne oluyormuş? Senin benim olmuyormuş.
Senin benim varsa dost değilsin. Benim anladığım dostluk bu. Senin de benim yok. Dostsa senin benim yok. Böyle dostluklar kurur. Böyle dostluklar oluşturur. Allah razı olsun. Az'dan sonra da bütün peygamberlerin, taşkanraction
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.