mustafaozbag.org

203. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 29 Şubat 2012 · 1:11:04

Ve bütün İslam toplumu öyle değil. Bütün İslam toplumu belli bir deccaliyetin, şeytaniyetin içinden yürüye yürüye giriyor. Ve mayın tarlalarında yürüye ve elinde mayın dedektörü olmayan insanlar. Elimizde mayın dedektörü yok. Ne zaman nerede ayağımızda şarap nez patlayacağı belirteyiz. Ne zaman nerede ayağımızın altında mayının yürüyeceği belirteyiz. Biz bir mayın tarlasında yürüyoruz. Hepimizde. Sadece sizler değil, bizler de mayın tarlasında yürüyoruz. Çünkü tasavvuf yolu mayın tarlasında yürümektir. Birgün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyanda görmen dahi senin bomban olabilir. Evet, senin mayının o dahi olabilir. E, tasavvuf yolu öyle bir şey var. Niçin?
Sen o rüyanda Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini gördüğün anda kendini olgun sevdasında kaptırıp, Bedir'ini kendin çekmiş olabilirsin. Mayın tarlasında yürüyorsun. Ve bu mayın tarlasında yürürken muhakkak ki bir taraflarımızda bir şeyler dokunur bizi. Dokunur. Dokunduğu zaman da biz onu burada tedavi ederiz. Bizi Allah'la karşıda tedavi ederiz. Zekten kalbimize, gönlümüze Allah yerleşse. Ve siz eğer ki yanı başınızdaki bir kimseden kendinizi üstün görüyorsanız, mayına bastınız. Burada herkesin kolu tükür. Burada herkesin gözü kör. Burada herkesin ayağında bir şarapmen parçası patlamış. Burada herkesin yüreği bir çöl olmuş. Yüreğinde bir kızgın fırtınalar esmiş.
Burada herkesin yüreğinde birkaç, bir tane değil, birkaç tane çiziği var. Ve burası yeniden doğma yeri. Yeniden temizlenme yeri. Yeniden güzelleşme yeri. Yeniden burada neş-i neva bulma yeri. Biz hepimiz sürtünpükün gelmişiz. Mahşere toplanmışlar gibi. Mahşere toplanırken insanlar nasıl eza ve cefa çekerekten mahşer yerine geliyorlarsa, biz öyle mahşer yerine kendimizi sürükleye sürükleye getirmişiz.
Ve burada bir kez Allah dediğimizde kulağımıza fısıldamasını bekliyoruz. Ey kulum kalk hadi şu nurdan minberlerin üzerine otursun. Neden? Çünkü siz Allah için gözünüzü sevdiniz, Allah için beni zikrettiniz. Allah'ın nurdan minberlerin üzerine oturacağı kulumların üzerinde iki veseli var. İki veseli. Birincisi ne? Onlar uzakta, yakında, orada burada nerede olurlar sorusuna birbirlerini Allah için severler.
Mal için değil, mülk için değil, akrabalık olduğundan değil, para kazanmak, pul kazanmak için değil. Burası bayiler toplantısı değil, kimden ne kadar çek alırız, kimden ne kadar para toplarız, kime ne kadar mal satarız, ne toplanmalık. Burası menfaat topluluğu değil, biz zikrullah dediğince pamuk eller cebe filanca kardeşe yardım topluyoruz, pamuk eller cebe istahata yardım topluyoruz, pamuk eller cebe şuraya şunu topluyoruz demiyoruz. Hiç şair oluruz mu böyle bir şeye? Yok. Diğer, biz buraya fiyse bir müzah toplanıyoruz. Buradaki toplamış maksadımız gayemiz nerede? Allah'ın zikr. Ve biz kırıkız, biz döküküz, biz mahçumuz, biz mahzunuz, biz kederliyiz, biz hüzünlüyüz, biz günahkarız, biz aciziz, biz fakiriz. Bizim elimizde yok, avucumuzda yok, hiçbir yerimizde hiçbir şey yok, biz hukarayız.
Geldik, onun kapısına, onun alakasına geldik. Ondan zenginlik istemiyoruz, ondan parasını istemiyoruz, ondan makam istemiyoruz. Bizi zengin etti diye hiç dua ettiğimizi gördünüz mü? Yok hayır. Biz ondan harakun, makam sevdası peşinde değiliz. Biz ondan dünya sevdası peşinde değiliz. Biz sadece ondan onu istiyoruz. Onun sevgisini istiyoruz. Biz ondan onun sevgisini istiyoruz.
Ve toplanmışız. Ve demişiz ki ya Rabbi seni zikir için toplandık. Nasıl mahşerde herkese fark ediyorsun ya topluyorsun ya. Bizim de gönüllerimizde senin zikrin sevdası var. Her ne kadar kırıksak da, döküksek da, yırtıksak da, kirliysek da, başımız da döndüyse, gözümüz de döndüyse, kolumuz da kırıldıysa, ayağımız da kırıldıysa, yüreğimizde binbir tane çizik, binbir tane keter, binbir tane hüzün, binbir tane hançer de olsa geldik. Sana geldik. Ve Allah demeye geldik. Çünkü gönlümüzdeki lüzdüğü, keteri, çizikliği, hançeri, tamir ve tadilat edecek olan sensin. Bizi temizleyecek olan sensin. Bizi yıkayıp pak edecek olan sensin. Ve kulağımıza fısıldamanı bekliyoruz. Kulun, ben de seni sevdim. Kulağımıza fısıldamanı bekliyoruz. Allah dediğimizde, Bizi zikretçeksen, senin zikrinin sesini duymak istiyoruz. Senin de seni seviyorum demeni bekliyoruz.
Sen desen de, demesen de biz seni sevmeye geldik. Biz seni görmeye geldik. Biz seni elinden tutmaya geldik. Biz seni haçandan tutmaya geldik. Biz seni kapından tutmaya geldik. Ve dayandık ve yaslandık. Ya Rabbileri, gönlünüze zikrini yerleştirirsin diye ümit ediyoruz. O yüzden, burada bir kardeşimize bakarken, bir arkadaşınıza bakarken, sakın, onun kolunun kırıklığına bakmayın. Kendi ayağınıza patlayan şaraptere bakmayın.
Sakın, ya onun gözünün görmediğine bakmayın. Senin gözsüz olduğunu gör. Sen bir başkasının gözünü görmediğini düşünürsün. Ama senin gözün yok. Karşasının kulağının duymadığını, kendi kendine böyle hissedersin, böyle görürsün, seni kulağın yoktur. Eğer ki sen, bir kardeşinin kulağının duymadığını düşünüyorsan, senin kulağının olmadığından dasın. Bir kardeşinin gözünü görmediğini düşünüyorsan, senin gözünün olmadığından dasın. Bir kardeşinin kolunun kırık olduğunu hissediyorsan, kolun kırık olduğunu diyorsan, senin kolun olmadığından dasın. Onun kolunun kırık olduğundan dasın. İnsanlar, etrafındaki insanların eksikliklerini ve noksanızlarını takip ederekten, şeytanın ve nefsin deslisesine düşer.
O direk şeytanın vesvesesidir. Ne zaman tipik kardeşinizin hatasını, kusurunu, yanlışını gördünüz, size şeytan üfledi. Sizi şeytan avlattı. O sizin hatanız, o sizin kusurunuz, o sizin yanlışınız. Ona düşmeyin. Neden? O senin kardeşin. O senin zikrullahla beraber, ah olduğun arkadaşınız. Kol kola geldi, kol kola yürüdü, manen yukarılara çıktın kardeşim.
Ve yukarı çıkacaksın manevi. Bir zincirleme gibi. Sen onun üzerinde yanlış düşünürsen, nasıl yukarı çıkarsın? Halakayı sen kopardın oradan. Neden? Onun üzerinde yanlış düşünerekten, onun üzerinde eksik düşünerekten, onun üzerinde negatif düşünerekten, manevi halakayı kopardın. Sen hainsin. Sen zalimsin. Sen kardeşlerini düşünmeyen kardeş katilisin. Sen kardeşinin üzerinde böyle düşünmeye hakkı yok. Kardeşinin üzerinde böyle düşünmeye hakkı yok. Kim? Allah'ın dostlarına savaş açarsa, Allah'a savaş açmış olursun. Kim? Allah dostlarıyla mücadele ederse, Allah'la mücadele etmişler. O zaman senin burada halakada Allah diyen kimse, la ilahe illallah diyen kimse, o esnada bütün günahları affolaraktan, Allah'a dost oldu.
Ben onun üzerinde yanlış düşünerekten, Allah dostuna savaş açtım. Ve böylece Allah'a savaş açtım. Kime savaş açtım? Beni temizlediğin Allah'a savaş açtım. Ve bu ahmakça bir şey. Bu ahmakça bir şey düşünebiliyor musunuz? Aynı halakada Allah deyip, Allah'ı zikrettiğiniz anda, Allah'a dostluk, Allah'a dostluk kemende atmışsınız. Ve dostluk kemenini kendiniz çözüyorsunuz. Nasıl çözüyorsun? Birisinin üzerinde suizan besleyerekten. Birisinin üzerinde kötülük düşünerekten. Kim bu suizan beslediniz? Beraber Allah dediğimiz kardeşinizdir. Hani ahdi siz bozdunuz, sözü siz bozdunuz. Vermiş olduğunuz sözü bozdunuz. Vermiş olduğunuz söz neydi?
Bizim birbirlerimizin arasında dünya menfaatleri olmaz mısın, biz birbirlerimizi sevecektik. Bu bizim kalbimizde verdiğimiz söz idi. Bu bizim verdiğimiz söz, bu dünyada verdiğimiz söz de değil. Ya biz ta ötelerin ötesinde bu sözü kalbimizde vermiştik. Biz o ötelerin ötesinde kalmen demiştik ki, evet biz bu Allah'ı zikredenler topluluğu olarak, biz bu Allah'ı sevenler topluluğu olarak hepimiz değişik mahallelerde, değişik beldelerde, değişik memleketlerde olmamıza rağmen akraba olmadan, alışveriş olmadan, herhangi bir menfaat olmaksızın birbirimizi sevecektik.
Biz bu sözü vermiştik. Ve bir araya geldiğimizde Allah'ı zikredecektik. Bu sözü vermiştik. Biz bu sözü nerede vermiştik? Ötelerin ötesinde. Biz kalü belada bu sözü vermiştik. Biz Eres'te bu sözü vermiştik. Ve Eres'te bu sözü vererekten bir velinin şemşiresinin altında toplanmıştık. Ve demiştik ki, evet biz değişik memleketlerde, değişik beldelerde, değişik ırklarda, değişik sülalelerde, değişik akrabalıklarda olmamıza rağmeniz.
Hiçbirimizin birbirinden hiçbir menfaati olmaksızın, biz birbirimizi seveceğiz. Birbirimize ihanet etmeyeceğiz. Birbirimize hainlik yapmayacağız. Birbirimizin yolunu çelmelemeyeceğiz. Birbirimizin ayağını çelmelemeyeceğiz. Birbirimizin yüreğini hançerlemeyeceğiz. Ciğerini kanatmayacağız. Biz birbirimizi arkamızdan vurmayacağız. Biz tuğlalar gibi sıralanacağız. Tuğlalar gibi, bir duvar gibi sıralanacağız. Birbirimize kenetleneceğiz. Ve birbirimize kenetleyen şey Allah aşkı olacak. Allah sevgisi olacak. Birbirimizi kenetleyen manevi harç Allah sevgisi olacak. Resulullah sevgisi olacak. Üstad sevgisi olacak. Kardeş sevgisi olacak.
Bizim manevi harcımız bu olacak. Ve biz bu sözü ta el este verdik. O sözü verdiğimiz için buradayız. Ve el este biz o sözü verdik dedik ki, Seni zikreden kullarından olacağız. Seni seven kullarından olacağız. Sana aşık kullarından olacağız. Seni seven kullarından olduğumuz gibi, Seni sevenleri de seven kullarından olacağız. Seni sevdirenleri de seven kullarından olacağız. Biz bu sözü bozmayacağız. Hani der ya Hz. Mevlana, Bin kere tövbe şinsin kırsan da yine gel diye. Ehli taso. Ben, ben bu sözü ehli tarikatın içindeki kardeşlerin sözlerini ve biatlarını bozması olarak nitelendiriyorum. Siz içki içmezsiniz ki.
Siz kumar oynamazsınız ki. Siz esrar üremezsiniz ki. Siz kolay kolay zinaya düşmezsiniz ki. Sizin işiniz değil bunlar. Aklın ucundan dahi geçmez. Bu kardeşler böyle yapar diye düşünmem ki ben hiç. Ama bizim o bin kere tövbe şişesini bozsan da yine gel. Evet. Sen söz verdin eleste. Ve o elesteki sözünün evri olamadın. Her sefer sözünü bozdun. Her sefer kalbini bozdun. Her seferinde kalbini kendin iğneledin. Her seferinde kalbini kendin ihsan ettin. Her seferinde bin bir kez söz vererekten geldin. Ve bin bir kez sözünü bozdun. Ama burası ümitsizlikler dergahı değil. Halaka ümitsizlikler halakası değil.
Bin sefer sözünü bozmuş olsan da yine de halakamıza gel. Yine gel halakamıza. Biz senin vurduğun hanceri görmeyiz. Biz senin akıttığın kanını sana hissettirmeyiz. Sileriz. Üzerine basarız. Tütün çiğneriz, koyarız üstüne. Biz o yarayı sana dahi göstermeyiz. Belki de utanırsın gelmezsin diye. Biz senin o çizdiğin çizikleri doldurmaya çalışırız. Göstermemeye çalışırız. O çizdiğin çizikleri bir gün onu görürse utanırsın gelmezsin. O yüzden kardeşler birbirlerine çizik atmış olabilirler. Efendilik kemalata ermek o çizikleri silmekle mümkündür. Kemalata ermek o hançerin yarasının üzerine bastırıp hançerin kanını ve yarasını göstermemekle mümkündür.
Burası ümitsizlikler dernağı değil. Nasıl ki vahşi geldi, vahşi dahi ümit ettiyse hepimiz geliriz, hepimiz ümit ederiz. Hepimiz geliriz, yeniden doğmuş gibi yeniden birbirlerimizle her zikrullahta helallaşır, birbirlerimizi yer eder. O eleste verdiğimiz sözü hatırlatır, deriz ki biz yeniden seveceğiz. Evet. Dün Adnan kardeşe böyle söylemiştim ama Adnan kardeş hakkını helal et. Senin hakkında suizan besledim. Senin hakkında yanlışlıklarda bulundum. Senin hakkına girdim, bana hakkını helal et. Adnan kardeş de kemalata erecekse helalı hoş olsun diyecek. Ben seni o esnanda daha iyi affettim. Ben bütün kardeşlerimize hakkımı helal ettim diyecek.
Ve hakkımı helal ettim dedikten sonra o hakkın peşine düşünecek. Onu unutacak, onu silecek. Onu tamir edecek içinde. Diyecek ki, ey kalbim sen bunlarla oyalanma. Ey gönlüm sen bunlarla oyalanma. Vur tebhiri leyle he illallah be. Parlat kalbini. Çıkar. Bu ne? Zımpara. Parlatıyorsun. Hani vurursun ya zımparayı. Zımparayı vurduğun zaman zımpara vurduğunuz şeyde fazladıklar varsa tortular varsa o tortular alır götürür zımpara. O tortuları olan gebeleri kaldırır. Ve bir yükseklikleri indirir aşağı tek düzeye getirir. Vur zımparayı kalbine. Ve kalbinin içinde tümseklikler kalmasın. Kalbinin içinde paslıklar kalmasın. Bu neyle mümkün?
Bu Allah'ı zikirle mümkün. Bu neyle mümkün? Bu sevmekle mümkün. Eğer zikrullah var, bir de sevgi de varsa o zımparayı vururken o sevginin, o aşkın manevi iksiri de o kalbin üzerine akacak. O sevgi, o aşk. O aktığında zımparayı vurduğun zaman orayı silecek, temizleyecek, tozunu alacak. Orayı vurduğun zaman bir taraftan o aşk suyu akacak içine. İlahi aşk suyu. İlahi sevgi suyu akacak. Bir taraftan da zımpara vuracak. Her la ilahe illallah de işte o kalbimizde aşkın damlası davranacak. O su içine girecek. O su kalbi yumuşatacak. O su kalbi parlatacak. O su kalbi temizleyecek. O su kalbi temizleyecek. Çölleşmiş ya, ilahi su ırmağını akıtacak oraya. Akıtınca cennet bahçesi olacak.
Neşr-i neva olacak. Bin bir türlü meyve çıkacak. Bin bir türlü çiçek çıkacak. Bin bir türlü kuşlar kuşacak. Bin bir türlü sevda ırmaklar akacak. Bin bir türlü yiyecekler olacak. Bin bir türlü meyveler, bin bir türlü sebzeler olacak. Ve bin bir türlü sayısız doğal güzellikler olacak. Cennetini kuracak oraya o. O cennetini oraya kuracaksa sen oraya rağm ol. Senin yüreğine cennet kuracak. Senin yüreğine. Ki Allah. Sen yüreğini cennet bahçesi olmaya adayt ya. Ve kalbini tenvir eyler. Sen söz vermiştin ya hani. Eleşte söz vermiştin. Evet sen benim Allah'ımsın demiştir. Orada söz vermiştir. Sen benim Allah'ımsın. Ben Allah'ı sevenlerle beraber olacağım. Sen benim Allah'ımsın.
Seni sevenlerle ve senin sevdiklerinle beraber olacağım. Evesle söz verdin. Kalbinin gönlünü ona göre yasla. Ve asla ve asla aşka bir şey getirme. Kalbini cennet bahçesi olmaya aday yap. Kalbini başka bir şeye aday etme. Başka bir şeye aday etme. Başka bir şeye aday etme. Başka bir şeye aday olması kalbine şeytanın üflemesi. Allah'ın mahafaza etmesi. Bundan uzak tutacağız kendimizi. Bundan kendimizi öylesine uzak tutacağız ki. Kalbimize şeytan hiç üflemeyecek. Üflememesi için iksir belli.
Devamlı zekir. Başka ilacı yok buna. Diyeceksiniz ki ya her sohbette gidiyoruz gidiyoruz aynı şeyi söylüyoruz. Evet ben size her sohbette her muhabbeti döndüreceğim dolaştıracağım getireceğim. Zikrullah. Hani iman babalar olur ya ebediyen orada dururuz. Her kere gelir kemendim o vebalar. Ben de gel getireceğim getireceğim getireceğim. O zikrullah babasına bağlayacağım sizi. Diyeceğim ki devamlı Allah'ı zikirle emal olun. Ve Allah'ı sevin. Ve Resul'unu sevin. Ve onları sevenleri sevin. Ahde vefasızlık yapmayın. Allah ahde vefasızlık yapanları sevmez.
O yüzden aynı halakada Allah dediğiniz kardeşinizin eksiklerini ve kusurluklarını görmeyin. Gördüğünüz şey sizin. Gördüğünüz eksiklik ve hafızlık sizin. O kardeşinizin değil. Gözün yanılmıştır. Kulağın yanılmıştır. Kalbin yanılmıştır. Şeytan insanların gözlerini yanıltır. Zeccariyet insanların gözlerini yanıltır. Şeytaniyet insanların gözlerini yanıltır. Duyduklarını yanıltır. Kalbinde zikunluğa hakim olursa yanılmazsın. Yanılmazsın. Kalbinde zikunluğa hakim olmadığından yanılıyorsun.
Gel yanılma. Allah de. Gel yanılma. Allah'ı sev. Allah'ı sevenleri de sev. Allah'ı zikreni de sev. Allah'ı zikredenleri de sev. Sen Allah'ı zikredenlere buğuz edersen Allah da sana buğuz eder. Allah sana buğuz ederse sonun helaktır. Allah sana buğuz ederse son nefesin tehlikedenir. Allah buğuz eder mi? El cevap eder. El cevap eder. Nasıl Allah kendisini sevenlere, düşmanlık edenlere düşman oluyorsa kendisini zikredenlere buğuz edenlere de buğuz eder. Kendisini zikredenlere, düşmanlık edenlere de Allah düşman olsun.
Ama burada düşman oluşu senin düşmanlığındandır. Sen ona düşmanlık yaptığından o sana düşmanlık yapar. Sen ona düşmanlık yapmasaydın bir affedici Allah görecektin karşında. Sen ona düşmanlık yapmasaydın seninle dost olan bir Allah görecektin karşında. Eğer sen tövbe edicilerden olsaydın, affedici bir Allah görecektin karşında. Eğer sen zikredicilerden olsaydın, seni zikredici bir Allah görecektin karşında. Eğer sen Allah'ı sevenlerden olsaydın, seni seven bir Allah görecektin karşında. Ama sen Allah'a düşmanlık ettin. Allah'a dostluk etmedin. Sen sözüne vefasızlık etmedin. Ahdinde durmadın. Ve ahdinde durmadın, ne yaptın? Allah'tan, Allah'ın ahdinde durmasını bekliyorsun.
Allah sana dedi ki, eğer benim peygamberlerime uyarsanız, bana uyarsanız, şeytana uymazsanız, nefsinize uymazsanız, zulmetmezseniz, ve Allah ve Resul'un yolunda giderseniz, sizi cennetime koyacağım. Size cemalimle müşerreflendireceğim. Sizi ebediyen kendi soframa oturtacağım. Allah'ın size vaadi ve sözü mudur? Allah size demedi ki, bana düşmanlık da yaparsanız, sizi cennetime koyarım diye. Allah demedi ki, bana hainlik yaparsanız da sizi cennetime koyarım diye. Vaadinizde, sözünüzde durun. Ve sözünüzde duraraktan, Allah vaadinde haktır, O da sözünde duracaktır. Allah bizi affetsin inşallah. Cenab-ı Hak gönlümüzü temvir eylesin.
Kalbimizi temvir eylesin. Kalbimize ilahi zikrini yerleştirsin. Kalbimizi ilahi ikramla ikramlandırsın. Kalbimize ilahi sevgisini daplatsın ve akılsın. Ve gönlümüze ilahi sevgisinin ve aşkının ırmağını döndürsün inşallah. Ve kıymetli kardeşlerim, günlerimiz gelir geçer. Hayatımız gelir geçer. Nefeslerimiz gelir geçer. Zenginliğimiz gelir geçer. Hakirliğimiz gelir geçer. Dertlerimiz gelir geçer. İyi günlerimizde, közü günlerimizde, güzel günlerimizde, çimci günlerimizde gelir geçer. Vaadi olan Allah'tır. Kendinizi zikirden uzaklaştırmayın. Kendinizi zikrullah halakalarından uzaklaştırmayın. Zikrullah halakalarına sımsıkı durmaya çalışın.
Her ne pahasına olursa olsun mahallelerdeki derslerinize ve buradaki derslerinize devam edin. Sabredin. Devam etmek için sabredin. Devamlı olmak için sabredin. Ahdinize vefa gösterin. Allah'ın zikretmekliğiniz bir günlük, üç günlük, beş günlük olmasın. Allah'a olan sevginiz bir günlük, üç günlük olmasın. Kardeşlerinize olan sevginiz bir günlük, üç günlük, beş günlük olmasın. Üstadımıza olan sevginiz bir günlük, üç günlük olmasın. Bir el tuttuysanız, o el Kur'an ve sünnetin dışına sizi itmediği müddetçe bırakmayın. Bu kimin eli olursa olsun, bir kardeşlik, bir dostluk, bir arkadaşlık oluşturduysanız, o sizi Kur'an ve sünnetin dışına itmediği, götürmediği müddetçe onunla haddinizi bozmayın.
Kardeşliğinize devam edin. Ve bir halakaya gidiyorsanız zikrullah halakasına, orada sizi Kur'an ve sünnetin dışına sevk eden bir hal olmadığı müddetçe, sizi harama götürmediği müddetçe ve orada haram fiiliyatlar size işletilmediği müddetçe, oradaki o halakaya zikrullah'ta oturun. Edebiniz de, hayanız da, terbiyeniz de, vefanız da oturun. Ayran gönüllü olmayın, peşin hükümlü olmayın. Kardeşlerinizin üzerinde suizan beslemeyin. Bilmediğiniz, görmediğiniz, duymadığınız, kesin bir ilimle şahit olmadığınız bir şeyin üzerine hükmetmeyin. Kardeşlerinizin arasında fitne ve fesat çıkarmayınız. Evlerinize sahip çıkınız.
Çocuklarınıza, eşlerinize sahip çıkınız. Eşlerinize müsamahalı davranınız. İyi davranınız. Çocuklarınıza Kur'an ve sünnetin eğitimini ve ahlakını veriniz. Eşlerinizin aleyhine yol aramayınız. Eşleriyle geçimini iyi tutmayan kimse ahiretini kaybeder. Eşini önemsemeyen kimsenin ahireti kaybolur. Ahireti gider. Çocuklarını önemsemeyen kimsenin ahireti yok olur. O çocuk senin ahiretini yok eder. O eş senin ahiretini yok eder. Sebebi sen olursun. Kardeşini önemsemeyen kimse kardeşsiz kalır. Üstadını önemsemeyen kimse üstadsız kalır. Cemaatını önemsemeyen kimse cevaatsız kalır. Akrabalarını önemsemeyen insan akrabasız kalır. Dostlarını önemsemeyen insanlar dostsuz kalır.
Bunun sebebi insanın kendisidir. İşini önemsemeyen insan işsiz kalır. İş olmaz. Neden? İşini önemsemiyor çünkü. Siz atacağınız adımı önemsemezseniz, siz adımınızı boşluğa çukura atarsınız. Yanlış yere atarsınız. Pisliğe kullanırsınız. Atacak olduğunuz adımı önemseyin. Ben nereye adım atıyorum deyin. Eğer ki konuştuğunuz kimseleri önemsemezseniz, kötülüklerle baş başa kalırsınız. Kimseleri önemsemeyin. Önemseyin. Bana arkadaşını söyle senin dinini söyleyin. Hz.Evvoker Efendimizin sözü. O zaman arkadaşlarımız önemli. Arkadaşlarımızı önemseyin. Arkadaşlıklarımızı önemseyin. Kardeşliğinizi önemseyin.
Kardeşliklerinizi önemseyin. Kardeşliklerinizi önemseyin. Asla kardeşlerinize hainlik etmeyin. Asla kardeşlerinizi sırtından vurmayın. Asla kardeşlerinize bir zarar vermeyin. Kardeşlerinizin kızları namusunuzdur. Kardeşlerinizin hanımları namusunuzdur. Kardeşlerinizin evleri sizin namusunuzdur. Kardeşlerinizin evlerine, eşlerine, kızlarına, çocuklarına, etraflarına yan göze bakmayın. Bu büyük hainliktir. Bu büyük vefasızlıktır. Bu büyük bir çirkehliktir. Bu büyük bir çirkinliktir. Allah muhafaza eylesin. Asla kardeşlerinizin. Asla kardeşlerinizin aslında böyle olmaz. Bizim bayındırda bir delikanlılık kuralı vardır. Biz böyle bayındırda kendi aramızda böyle kendi arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin evleri, aileleri, çocukları namusunuz olurdu.
Asla onlara dünürcü bile gitmezdik. Bak burası yanlış. Ama onlara dünürcü bile gitmezdi. Yani bir adam kendi arkadaşının kız kardeşini istemezdi. Böyle bir yanlış bir şeydi. Böyle bir pardon bir düsturdur. Yanlışmış. İslam'a gelince onun yanlış olduğunu anladık. Ama yan gözle asla bakılmaz. Kardeşlerinizin çoluğuna, çocuğuna, eşine, kızına asla yan gözle bakmayın. Evlenmek herkesin hakkıdır. Bir kızı istemek herkesin hakkıdır. Bir kızın bir erkeğe varması hakkıdır. Giderler bir kızı isterler. O kız da evlenmeyi düşünüyorsa gider o kimseyle evlenir. Bir dul istediği kimseyle nikahlanır hakkıdır. Ama asla gözünüzü zinaya, gözünüzü yanlışlıklara çevirmeyiniz. Bu kardeşlik hukukuna aykırı bir şeydir.
Bu tarikat hukukuna, tasavvuf hukukuna aykırı bir şeydir. İnsanlar birbirlerine sırtını dönüp şeytanla, nefisle, deccaniyetle, şeytaniyetle mücadele ederken yanı başındaki kardeşi onun arkadan hançerlemesin. Bu kadar büyük bir çirkenlik olmaz. Bu kadar büyük bir yanlışlık olmaz. Elhamdülillah kardeşlerimizin arasında böyle şeyler yok. Ben varmış gibi, konuşuyormuş gibi hissetmeyin. Böyle bir şey olmasın asla. Böyle bir şey gönlünüze koyarsanız gönlünüzden çıkanın şeytanın aldatmasıdır. Asla ama asla. Sizin mekanınızda bulunan, nerede olursanız olun. Nerede olursanız olun. Kimsenin hanımına, çoluğuna, çocuğuna, kızına, kızlarına, erkeğine. Ya gözle bakmayın.
Kalbinizden içe geçirmeyin. Bu şeytanın vesvesesi. Örneğin, tepkenin kapısından içeri kadın erkek kim girerse girsin. Bizim namusumuzdur. Öyle bakın. Öyle görün. Eğer öyle görmez, öyle davranmaz, kardeşlik hukukuna riayet etmediniz. Hayinlik yaptınız. Vefasızlık yaptınız. Çirkemlik yaptınız. Evet, çirkemlik yaptınız. Nurdan halakaya çer batırdınız. Şeytanın okunu batırdınız. Şeytanın ateşini koyduğunuz yere. Sorumlusunuz. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yok. O yüzden halakaya zikrullaha oturduğunuz kardeşinizin evi namusunuz oldu sizin. Yan gözle bakamazsınız ona.
Eksik gözle bakamazsınız ona. Halakaya zikrullaha oturmuş. Kim öldürürse olsun. Senin o senin kardeşin oldu. O senin arkadaşın oldu. O senin dostun oldu. Ona hainlik düşünme. Ona yanlışlık düşünme. Ona eksiklik düşünme. Eğer düşünürsen sen hainlerden oldun. Tövbe et geri dön. O kardeşin evlallar. Tövbe et geri dön. O halakayı yeniden bağla. Orayı tamir et. İpi kopardın. Hani deli danalar vardır. Bahar geldiğinde ipini koparır. Neresi olursa koşturur gider. Derviş deli danalar gibi değildir. Derviş edeplidir. Derviş hayalıdır. Derviş terbiyelidir. Derviş asla bu tip şeylere meyil etmez. Derviş evlenecekse gider evlenir. Ama derviş kaç göz edeceğim, mektup vereceğim, mesaj vereceğim diye uğraşmaz.
Derviş bu tip şeylere meyil etmez. Derviş için asla ve asla endişe edilmemesi gerekir. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi Hazretleri bütün ailesini teslim ederdi bu fakire. Hiç kimseyle hanımını, gelinini, çocuğunu bir yere göndermezdi kolay kolay. Hiç kimseyle göndermezdi. Bu fakirle gönderirdik. Remziyle gönderirdik. Yola girdi mi o yoldaki bütün herkes onun için emanettir. Emanetsiniz. Hepiniz de birbiriniz de emanetsiniz.
Hepiniz de. Aç kalırsa bütün bu topluluk sorumludur. Benim tasavvuf kardeşliğim farklıdır. Ben o yüzden sorarım. İçinizde aç var mı, açık var mı diye. Doğurduğum şey de bedava değildir. Yapamayacağım bir şey söylemem. O yüzden derim. Aç kalın. Telefon açsın bana. Meydanda kalın telefon. Sorunu. Kardeşim hastanede rehin kalacak. Öyle bir şey olmaz. Öyle bir şey olmaz. Benim hayatım boyutu olmadı.
Kardeşimin namusuna birisi gözünü dikecek. Böyle bir şey olmaz. Böyle bir şey olmaz. Asla uyuması gerekir. Ya tövbe der geri döner. Ya da onun gözü boyunur. Tövbe der geri dönerse aleyhine yol aramayız. Allah bizi affetsin. Aman ha. O yüzden nefis ve şeytan vurur insana. Nefis ve şeytan dürtükler insana. Nefis ve şeytan bu noktadaki vesvesesine kanmayın. Sahip çıkın. İşinizi, aşınıza, eşinize, kardeşlerinize, arkadaşlarınıza sahip çıkın. Bir arkadaşınızın aleyhine birisi konuşurken, siz orada susup kalıyorsanız hainlik yaptınız. Hainlik yaptınız.
Susamazsın. Sana savun da demiyorum. Sen onu konuştun mu? Kardeşim benim yanımda konuşma. İyi bir arkadaşım. Yerlerde, mahallelerde çavuşların dedikodusu çok olur. Bu şeytanın yangınıdır oraya.
Şeytan oraya hortumun yangını hortumunu tutmuş. Orada çavuşun dedikodusu oluyor. Çavuşun arkasından konuşuyorlar. Orada dervişlerin arkasından konuşuyorlar. Şeytan oraya sahip olmuş. Dikkat edin. Hukukunuzu bozmayın. Sizin buraya gelen en kötünüz dahi benim için çok iyi bir kimsede. İnsanlar onu en kötü bir adam olarak görür. Buraya geldi mi geldi? Burada Allah'ın zikretti mi zikretti. Bizimle beraber aynı halakada oldu mu oldu? Benim başımın tarzı yok. Bunun hakkında konuşmasın kimse. Vuracaksam yerden yere birinci hak beni daha vururum kardeşim. Yerden yere vururum. Yerden yeri vurmak. Bu ara çarparım istediğim gibi. Sana mı düşünüyorum?
Bizim Allah'tan başka hesap verebileceğiz. Hiç bir yer yok. Adnan Hoca bakmıyor mu? Mehmet Moğalla bakmıyor mu? Çavuşlar bakmıyor mu benim evime? Benim evime dervişler bakmıyor. Ama benim cebime para sıkıyor mu? Bu noktada verilmeyecek hesabım yok elhamdülillah. Kimse kar bakmıyor.
Sakın ha tekkedeki görevlileri ve semazenlerin, buradaki çavuşların, burada hizmet edenlerin arkasından konuşmayın. Sakın ha gıybet etmeyin, delikote etmeyin. Onların hakkında konuşuluyorsa onları susturun. Kavga etmeyin. Sus kardeşim konuşma. Bilgez etme. Bizim abimiz, bizim kardeşimiz. Bize Allah dedi. Evini açmış, bağrını açmış, yüreğini açmış. Yücünden fedakallık etmiş, evinden fedakallık etmiş, parasından fedakallık etmiş, işinden fedakallık etmiş. Allah demiş, yola düşmüş. Sen gel arkasından bir eksiğini gör, kusurunu gör, olan cevabı söyler.
Hayır. En kötünüz burada kim? Ben. En kötünüz benim. Birisi benim arkamdan da konuşuyorsa konuşma kardeşim. Birisi geldi buraya değil mi? Zizdurna sarhoş geldi buraya, girdi içeri. Ve burada Allah dedi. Allah dedi. O senin kardeşin. O senin kardeşin. Onu git. Korba içeri. Ona git sirkeli sarımsaklı bir şeyler içeri. Ayılsın. Onu götür banyoyu yıka. Ayılsın. Temizle dergaha. Senin kardeşin oldu o. Senin kardeşin. Onu git korba içeri. Ona git sirkeli sarımsaklı bir şeyler içeri. Ayılsın. Onu götür banyoyu yıka. Ayılsın.
Temizle dergaha. Senin kardeşin oldu. Mahalleden tanıyorsun, bilmem nerden tanıyorsun. Bir kadın, hataya düşmüş, yanlışa düşmüş, fay şerik yapıyor. Gelmiş dergaha. Senin kardeşin oldu o. Senin kardeşin onun başına tac et, yıka, temizle, düğür, paket, başına tac et onu. Yanlış gözle bakma, zikrediyorsak biz onu severiz.
Yurduysa hizmet ederiz. Biz onu kollarız. O bizim emanet bize o. Kimin emaneti? Allah'ın emaneti. O bize Allah'ın emaneti. Onu getirdi, dedi ki filanca yaptığı bir yer, hiçbir şey yok diye düşüp tutar. Hainlik yaparsa düşmanlık yolunu seçmiştiniz.
Allah bizi affet sevim. Kuzlar, aman kardeşler, sakın nefsimize düşmeyin. Sakın yanlışlığa düşmeyin. Sakın şeytanın vesvesesine düşmeyin. Sakın ve kardeş bilin. Kardeş ve kardeşlerinize hainlik etmeyin. Kardeşlerinizin evlerine, çocuklarına, çocuklarına hainlik etmeyin. Sakın, aklınızdan dahi geçirmeyin. Sakınma. Allah bizi muhafaza eyleseydik. Amin. Bunlar, tezmaatları cemaat eden şeylerdir. Zirveye çıkaran şeylerdir. Ve böyle şeyler yaptıysanız, kendi aranızda kardeşlik hukuklarını çiğnedikleriniz var ise, onlarla helallaşın.
Deyin ki kardeş, senin hakkında yanlış konuşturdum. Bana hakkını helal et. Kardeş, senin hakkında delikodu ve gıybet ettiydim. Seni bir başkasına kötülediydim. Seni bir başkasına gambazladıydım. Hakkını helal ettiydim. Helallaşın. Bilhassa, ders yaptıran kardeşlerin arkasından konuştuysanız, ders yaptıran, hizmet eden kardeşlerin, orasını burasını çekiştirdiyseniz, benim de hakkıma girdiniz.
Görevli tahmin etmişler. Yurdu'da, Kester'de, o bölgeye bakan Mehmet kardeş, tekkeye bakan Adnan kardeş, burada Mavi'ye bakan kardeş, Hüseyin kardeş. Hepsi de. Birisine ilahicilerden soruldu. Öbür kime? Ya. Ne o? Postşinist. Kim? İsmail Eber. Kim? Erkan. İsmail abi iyi o işte, başkasının yanında. Böyle konuştuysan, hakkıma girdin. Ya. Şöyle erken kardeş, iyi ama ya, işte şöyle olmasa. Hakkıma girdin. Ya Adnan Hoca değil ki, tekkeden sorunluğa, her şeye ahkam kesiyor. Hakkıma girdin. Ya Mehmet iyi arkadaş da işte ya, bazen işte şöyle yapıyordu, böyle yapıyordu.
Hakkıma girdin. Allah muhafaza eylesin. Kardeşlerinizin arkasından çekiştirmeyin. Dervişlerin arkasından çekiştirmeyin. Kıybet etmeyin. Burada veya birisi hasbel kater ticarette eksiği var, komşusanı var, yanlışı var. Aman ondan zaktur. Sakın ha öyle yapma, böyle yapma. Sana ne? Sana mal istiyorsa verme. Senden ticaretler çıksa yapma sen. Çok yetiştirdin, adamlar ticare girmiş, adam bana telefon açıyor. Muhafaza eylesin. Kardeşlerimizin hakkında, siz konuşmayın, başkası başka yerde konuşuyormuş. Beni ilgilendirmez. Yanınızda da konuşturmayın. Kadınlar, aynı sözler sizler için de geçerli. Birbirlerinizin eksiğini, noksanını araştırmayın.
Birbirlerinizin noksanlıklarının üzerinde bina etmeyin hayatınızı. Herkes kardeş. Hepiniz kardeşsiniz. Hepimiz kardeşiz burada. Vücut gibiyiz. Cemaatiz. Vücut gibiyiz. Birimizin bir sancısı varsa hepimizin o sancı. Birimizin acısı varsa hepimizin o acısı. Ben hiçbirinizin de iflas etmesini istemem. Hiçbirinizin çeklerinin dönmesini istemem. Hiçbirinizin de işsiz, aşçısız olmasını istemem. Hiçbirinizin eşsiz ve çocuksuz olmasını istemem. Hiçbirinizin darlılık, sıkıntı çekmenizi istemem. İster miyim? Hiçbiriniz için istemem. Hiçbiriniz için bir olumsuzluk olmasını istemem.
Hiçbiriniz için. Hiçbiriniz için. Hatta Ümmet-i Muhammed için. İster miyim? Hepinizin de eksikliklerini, noksanlıklarını, bu noktada sıkıntılarını üç aşağı beş dükkanı biliyor. Arzu eder miyim? O problemlerden geçmiş insanın bir de.
Ciğeri yanıyor insanın. Ciğeri. Ciğeri yanıyor. İster miyim birisinin evine ısrar? İster miyim birisinin çekin ölçüsünü çekin vurulsun? İster miyim birisinin ticareti kötü olsun? Yanlış olsun, eksik olsun? Hiç istemedim bugüne kadar. Düşmanımı dahi istemedim. Biraz bir falze okudum. Yarabbi dedim. Sen ona yardım eyla. Sen bunlara yardım eyla. Birbirlerinizle dua edin. Birbirlerinizi hançerleleyin. Birbirlerinizi destekleyin. Birbirlerinizi kösteklemeyin.
Oruç tutun. Niyet edin. Bir kardeşinizin sıkıntısı var. Yarabbi niyet et. Bugünkü orucumuz vesilesiyle bu kardeşimizi kurtar. Niyet edin. Yarabbi yüz tane ihlas okuyup da şu kardeşimizin ruhaniyetine hediye edeyim. Şu kardeşimizin sıkıntısını demeyle yarabbi. Kardeşlerimize. Onun öyle hocam elinde canım. Beter olsun. Ya neden beter olsun? Dua et iyi olsun. Senin kardeşin değil mi? Beraber Allah dediniz Allah. Sakın kardeşler şeytan ve nefis bizi aldatmasın. Sakın hevalet bizi aldatmasın.
Birbirlerimizi sevelim. Birbirlerimize muhabbet besleyelim. Birbirlerimize yardım edelim. Birbirlerimize dua edelim. Birbirlerimizi kolundan tutalım. Birbirlerimizin elinden tutalım. Varsa tekrar söylüyorum. Bildiğiniz, gördüğünüz, duyduğunuz bir yerde aç, açık meydanda kalmış. Yani şatahat değil Allah affetsin. Böyle böbürlenmek de değil. Gelin söyleyin. Deyin ki efendim filanca yerde böyle bir kardeşimiz var. Sakın ondan hepimiz sorumlu oluruz. Hani bir kimsenin cenaze namazı kılınmazsa oradaki bütün Müslümanlar sorumlu olur ya. Eğer biriniz aç sabahlarsa, evinde yiyecek, içecek hiçbir şey olmazsa hepimiz sorumlu oluruz. Hepimiz.
Başta ben. Allah muhafaza eylesin. Sakın. Bu nalet olsun bu böyle sürün sürün bu. Sakın öyle düşünmeyin. Bu kardeşin işleri iyi gitmiyor. İşlerin düzgün gitmiyor. Çoluğu çocuğun izinlik çekmesin. Çoluğu çocuğun açar kalmasın. Bu adam eve gittiğinde sakın ha. Yiyecek bir şey kalmamış olmasın. Sakın. Allah'ın gören gözü olun. Sakın ha. Allah bizi muhafaza eylesin. Bir kardeşimizin geçimsizliği var. Karı koca geçinemiyorlar. Hemen onu barıştırmaya, onların aralarını düzeltmeye çalışırız. Engelli. Gelin söyleyin. Deyin biz bu engel yaşamadık. Bu kardeşlerimiz. Başaramadık. Haldedelim. Birleştirelim, barıştıralım. Güzelleştirelim.
Elimizden ne geliyorsa yardımcı olalım. O yüzden birbirlerinize yardımcı olun. Birbirlerimize destek olun. Birbirlerinize köştek olmayın. Birbirlerinizi affediş olun. Birbirlerinize merhametli davranın. Kardeşlik hukukunuzu bozmayın. Biz verdiğimiz sözde duralım. O sözümüzün evi olun. Ama sözümüzü bozduysak da tevbi edelim. Yeniden sözümüzü yenileyelim. Bu halaka, ümitsizlikler halakası değil. Burası Allah'ı sevenlerin halakası. Burası Allah'ı zikredenlerin halakası. Burası Allah için birbirlerini sevenlerin halakası. O yüzden burada herkes can cana, göz göze, kol kola yürüyecek. İnşallah. Eğer bir ilahi mutfağı masal olacaksak, hep beraber olacağız.
Eğer göklerde yürüyeceksek, hep beraber yürüyeceğiz. Eğer arş-ı ala'da biz orada sema edeceksek, hep beraber edeceğiz. Eğer cennetin kapısına dayanacaksan, hep beraber dayanacağız. Bizim kelimiz, körümüz, topalımız, ayağa çıkıp, burdözü dönük. Hayır. Hepsi de bizim kardeşimiz. Hepsi bizim kardeşimiz. Uşacaksak, hep beraber uçacağız. Yürüyeceksek, hep beraber yürüyeceğiz. Koşacaksak, hep beraber koşacağız. Ağlayacaksak, beraber ağlayacağız. Vuracak, hüzün tarlasından bize. Hüzün tarlasından bize vuracak. Oturacağız, mendiller yetmeyecek. Çarşambar yetmeyecek. Dünyanın bütün havlularını toplasalar, gözümüzün yaşını sigmeye yetmeyecek. Gözümüzün yaşınının üzerine değirmenler kursunlar.
Bunlarını övüksünler, bu daylarını övüksünler. Bütün dünya insanlığı toplansın, gözyaşımızın üzerine değirmen kursun. Övüksünler bu daylarını. Alacaksak, öyle alacağız. Hep beraber alacağız. Göz yaşımızın üzerine değirmen kurulacak. Güleceksek, hep beraber güleceğiz. Kahkahamızın üzerine cennet hurileri çatlayacak. Diyecekler ki, bu neşe ne? Bu zevk ne? Böyle kahkahayı duymadık diyecekler. Evet, öylesine kahkaha vuracağız ki, huriler çatlayacak cennette. Ama hep beraber kahkaha yapacağız. Neşeleneceksek, hep beraber neşeleneceğiz. Vuracak neşe nehriler bize. Neşe okyanusundan vuracak. Ve her uğruşta neşemizi attıracak. Eğer hayrete düşeceksek, hep beraber hayrete düşeceğiz.
Hayret makamından esecek. Her esişte ayrı bir hayret tarihesi açılacak. Ama hep beraber açılacak. Eğer kalbimizde bir dehlil açılır. Ve Allah Allah sohbet edilecekse, hep beraber edeceğiz. Kalbimiz bir tek kalp olacak. Gözümüz bir tek göz olacak. Kulağımız bir tek kulak olacak. Hitap gelecekse, bütün kulaklar duyacak o hitabı. Sen seyretmişsin, ben seyretmişim olmayacak. Hep beraber seyredeceğiz. Ve hep beraber duracağız. Taşıcağız. Taşıcağız, gözlüğümüzü de taşıcağız. Bizim o, bizim. O bizim kardeşimiz. O bizim arkadaşımız. O bizim can yoldaşımız. O bizim namusumuz.
O bizim emanetimiz. Bizim. Biz o'yuz. Gayrılık gayrılık yok. Bir hay göreceksek, ben cenneti seyretmişim, siz seyretmemişsiniz bir anlamı yok. Yanvaracağımıcak istiyorum. Cenneti seyrederken. Asıl istemiyorum. Elinize göz dikimi. Gönlüm yürü.
Allah da da kişiyi yetiştirirler. Geri kalan ne olursa olsun demiş. Düşüncesine sahip olan bir kimse değilim. Biz yetişeceksek hep beraber yetişeceğiz.
Beraber de. Seyir üsülü koyacaksa. Bir adım geri dedim.
Gönüllere basmamız. Kardeşlerinize dikkat edin.
Onları önemsememizlik etmeyin. Yürüyün. Başınızdaki kardeşlerinize dikkat edin. Önemsememizlik etmeyin. Yürüyün. Üstadımıza dikkat edin. Önemsememizlik etmeyin. Bir el tutmuşuz. Bir hala göğün. Kendinizi muhafaza edin. Kendinizi koruyun. Kendinizi kollayın. Sabah oldu. Bugün kendimi koruyacağım. Yeminle söylüyorum. Bir kişinin seyir üsülü bunu istemiyorum.
Yeminle söylüyorum. Olacaksanız hep beraber Allah dostu olacağız. Hep beraber Allah'ın veli kullar olacağız. Oturacaksak nurdan minverlerin üzerine. Eğer o cennete gireceksek hep beraber gideceğiz. Bir karan derse. Yüreğini.
Sevgini. Sevmek. Sevmek. Cesaret. Eşlerinizi. Çocuklarınızı. Sevin. Sevin. Severseniz insanlığı takacaksınız. Severseniz kemalattan kalbinize damlalar inmeye başlayacağım. Sevim. Allah'ı zikredin. Gelin. Nefesler sayılı. Ömürler sayılı. Yaşamlar sayılı. Her şey sayılı.
Arkanıza bir hoş seda bırakma derdi değil bu. Bu ebedi bir yolculuk. Biz hoş seda bıraksak da bırakmasak da. O yolculuk devam edecek. O yolculuğa hep beraber. Hep beraber gidelim. Hep beraber gidelim. İnşallah. Bala hava. La.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi