mustafaozbag.org

202. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 29 Şubat 2012 · 42:24

Geçmiş olayabilir miyiz, son tarikatı, yerler çizgisini de almayabilir miyiz? Yakın, yani o neyli tasavvuf, yani tasavvufun ilk çıkış dönemlerinde olan, Türkler'in zamanı zaten hepsi de nübüvvet noktasında, her şeylerin de sünnet-i Resûlullah'a bağlılar ve her şeylerin de Kur'an ve hadis dışı ağırlanmamışlar. Tasavvuflar ve hadislerin ışığı altında görmüşler. Asla ve asla kendilerinden bir şey ilave etmemişler.
Ve anladıklarını, anladıklarını kendi içlerinde bir sevk, kendi içlerinde bir tefekkür, kendi içlerinde bir yaşam felsefesi olarak ortaya görmüşler. İlk sufilere baktığımızda, ilk sufilerin ilk, bu noktada tabiinde, tebâe tabinde ve ondan sonrakilerde, asla ve asla sünnet çizgisinden satma yok. Asla ve asla Kur'an çizgisinden satma yok.
Asla ve asla bu da doğrudur, hakikattir deyip, kendi hevâ ve heveslerine satmaları yok. Bugün bütün ehl-i tarikatın, bütün ehl-i tasavvufun dönüp dolaşacağının tek nokta var. O da nübüvvet. Yani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin hadisleri ve sünnetleri ışığı altında tasavvufu anlamak, hayatı, dini, ekonomiyi, askerliği, siyaseti, komple, dünyayı, ahireti, her şeyi, nübüvvet, yani hadislerin ışığında, sünnetin ışığında, Peygamberin ışığında anlamak zorunda var.
Yoksa din noktasında veya dinin kendi içerisinde, anlayış noktasında kendilerini oturtabilecekleri, bu noktada dayanak tespit edecekleri, hiçbir şeyleri yok. Benim şeyhim şöyle dediydi, benim şeyhim, şeyhim böyle dediydi, böyle yaptıydı, eğer sünnetin içerisinde yoksa, eğer imamların iştahatlarının içerisinde yoksa, o meydanda kaldıydı. Bir kısım ehl-i tasavvuf veya ehl-i tarika değişik zamanlarda üstadlarına gelen değişik validatları, ilhamları, rüyaları kendilerine delil etmişler. Ama bunları kendilerine delil ettikleri şeyler, Kur'an ve sünnete uygun ise, bunda bir problem yok. Ama ve lakin, eğer ki direkt Kur'an veya direk hadislerle, sünnetle veya direk imamların iştahatlarıyla, bu gelen ilhamlar, validatlar çatışıyorsa, burada problem var ve problem çıkmış.
Yani onun üzerinde, herhangi bir konunun üzerinde, eğer ki ayet varsa, hadis varsa, imamların iştahı varsa, benim üstadıma böyle bir validat geldi, benim üstadıma böyle bir ilham geldi. O yüzden ben üstadımı tanırım, benim üstadımın söylediğini tanırım, ben hadis tanımam, ayet tanımam, ben bu noktada imamların iştahını tanımam deme, bu uygun bir şey değil. Biz de uygun değil. Bizim kendi içimizde bulunduğumuz, kendi üzerinde oturduğumuz ve yürümeye çalıştığımız, bu noktada da kardeşleri eğer hasbelkader bildiğimizce yürütmeye çalıştığımız düşünceye uygun değil. Biz Allah'a itaat edin. Bu Kur'an, Resulüne itaat edin. Bu sünnet ve hadisler, sizden olan emir sahiplerine itaat edin.
Bu birinci derecede mezhep imamları, Kıkır imamları, ondan sonra ciladımız gelir. Bizim bu noktadaki anlayışımız, felsefemiz, bu noktadaki çizgimiz budur. Ama bu yeni bir çizgi değildir. Bu unutulmuş veya terk edilmiş veya öyleymiş gibi gösterilip, öyle olmadığını içinde binlerce, binlerce sakat taburları olan, sakat yanlış yerleri olan bir düşüncelerden çıkmışız. Ve bu evet, belki de o gün için doğruydu, o gün için lazımdı, o gün için öyle yaptılar. Bunları da bu noktada eleştirmek istemiyorum. Birileri iyi niyetle bir şeyler yapmışlar. Bunları eleştirmek istemiyorum. Ama din bize daha mükemmeliyetini bulmak, daha iyi, daha güzel, daha doğruyu bulmayı yapıyorlar. O yüzden biz de tasavvuf anlayışımızı, bu noktada Kur'an, sünnet ve imamların iştahatı noktasında odaklamış bulunuyoruz.
Öyle olacağız inşallah. Teslimiyeti nasıl olmalıdır? Hakkın ve nefis nerede durmalıdır demiş. Önkide bir dervişin üstadına sadakatı nasıl olmalı demiş.
Hemen hemen cekiline yakın şeyler. Bu noktada bakın, hep aynı cevapmış gibi olacak. Bunları sormanıza söylemenize, bunları tekrar tekrar sormanıza gerek yok. Bir kimsenin üstadına olan sadakatın bağlılığı Kur'an ve sünnet dairesinde. Bu kim olursa olsun. Bunu tekrar tekrar, konuşmanın bir anlamı yok. O eski evliya menkübelerinde okursunuz belki de. İşte üstadı buradan at demiş de, atlamış da, yok üstadı buradan bana atla derse atlarım da. Bunların hiçbirisi de doğru değil. İnsanlar, üstadlarının, dervişler, müritler, üstadlarının Kur'an ve sünnet çizgisinde söylediklerini yerine getiremeyenler, lafta, lafta, bana şöyle dese yapar o.
Sana ders yap diyor, yapmıyorsun. Sana namaz kıl diyor, kılmıyorsun. Sana pazartesi, perşembe, oruç tut diyor, tutmuyorsun. Sana diline sahip ol diyor, diline sahip ol diyorsun. Kaydını zikrullahla meşgul et, başka bir şeyle meşgul etme. Başka şeyle, neyle meşgul etsin sen, o senin ilahın olur diyor, dinlemiyorsun. Ondan sonra laf şu, edebiyatı çok güzel buna. Bana şöyle yap dese yaparım. Haramdan uzak tut kendini. Bir şey yap diyor, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetini, onun ahlakını kendine rehber et. De ki, benim rehberim Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem, ben onun dini algıladığım ve yaşadığım gibi algılaysa yaşadım. Sana tavsiye ettiğim şey bu.
Sana tedbir ettiğim şey bu. Bana tabi olun diyen var mı size? Yok. Bir günler bir günler gelip bana tabi olun dedim mi ben size? Hayır. Tek bir şey var. Kur'an ve sünnet, imanların iştahı. Ben Kur'an, sünnet ve imanların iştahı noktasında bir şey söylersem, eyvallah yapın. E onu yapıyor adam. Ya abimiz vardı. Bana efendim uçaktan atla dese atla olur dedi. Ben de dedim ki ben edemeyeceğim. Neden dedi? Dedim ufacık bir şey söyler dedim ben. Başka türlü olur. Ben de dışarıya kalan daha Allah'a alarak. Ben de geldim anlayamadım. Çıktı, şeye ben de iştahı etme noktasında.
Gideceğim diyor, alacağım diye söyleyeceğim, anlatacağım ona. Dedim ne oldu? Selamlar, uçaktan atlamaya benzer mi? Değil mi dedim? Uçakta döndüm hatırlasın bana dedim ben. Atla dese atlarım diyordum dedim. Bak bir fırça çektir dağıldım dedim. Uçaktan atla diyen olmaz ki sana. Üstad Kur'an ve Şimdil dairesinde durduğu müddetçe. Sana uçaktan atla demez. Hiç kimse demez. Sen ömür boyu oturur beklersin orada. Bir gün birisi gelecek de bana uçaktan atla. Bir de atlayacağım diye. Sana uçaktan atla diyen olmaz. Sana haramlardan uzak ol diyen olur. Sen üstadına bağlısak onun sözünü tut. Haramlardan uzak dur. Sen üstadının sözünü tut. Bir Türk sana bir zikrullah verdiyse onu yerine getir.
Onu yerine getirmiyor. Ne var? Ders var. İşte Rütüt'ten tevhid var. Onun tevhidini 500'e çıkarmışız. Veyahut da bir başka bir şey olmuş. Bir Esma vermişiz. Telefon açıyor bana. Hakkınızı helal edin. Dersi yapamadım bugün. Dinliyorum şimdi. Ama 1000 tane şundan çektim. 500 tane bundan çektim. Sen o zaman kendi kendine Esma'yı söyle. Kendi kendine çekmeye başlar. İnsanlar kendi nefislerini üstad yapmayı, şeyh yapmayı seviyorlar. Allah muhafaza eder. Bu noktada böyle işte sadakat şudur. Ondan sonra ne bileyim işte nasıl bağlanılacaktır, nasıl şey alacaktır. Bunları geçin. Bir nürin, Kur'an, sünnet ve imanların iştahı noktasında üstadına bağlanır. Bu çerçevede durduğu müddetçe üstadından gelen tavsiyelerin uyar.
İçinde bulunduğu topluluğun genel adam, erken kurallarına uyar. Aykırı işlerden, aykırı noktalardan uzak durur. Haramlardan uzak durur. İnsanlarla iyi geçinir. Bizim yolumuz Kur'an, sünnet, imanların iştahı. En önemli özelliğimiz insanlarla iyi geçinip onlara hizmet etmek. Kendinize nafile ibadet olarak bunu seçin.
Ama insanlarla iyi geçineceğim derken, Önce erkekler, kadınlar, hepiniz için geçerli. Eşleriniz de iyi geçinin. Çocuklarınız da iyi geçinin. Anne babalarınız da iyi geçinin. Komşularınız da iyi geçinin. Kardeşleriniz de, akrabalarınız da, iş arkadaşlarınız da iyi geçinin. Nefsiniz sizi aldatmasın. Burada derviş kardeşleriniz de yarım saat, bir saat, iki saat zararlar olup, Onların yüzüne tebessüm edip, iyi geçindiğinizi gösterin.
Evde eşlerinize zulmetmeyin. Evde çocuklarınıza zulmetmeyin. Anne ve babalarınıza zulmetmeyin. Komşu ve akrabalarınıza zulmetmeyin. Dilinizle etrafınıza zarar vermeyin. Evlerinizle insanlara zarar vermeyin. Evlerinizle insanlara zarar vermeyin. Yaptığınız işlerle insanlara zarar vermeyin. Sizin en önemli özelliğiniz bu olması. İnsanların hatalarını, Ben size geceler baskınmanızı söylemiyorum. Bütün günlerinizi oruçla namazla geçirmemizi söylemiyorum.
Ben size evlerinizi tavsiye ediyorum. İnsanlar sizden şikayet etmesinler. Sizin yaptığınız işlerden şikayet etmesinler. Sizin dilinizden, Sizin ahlakınızdan şikayet etmesinler. Eşleriniz sizden şikayet etmesin. Çocuklarınız sizden şikayet etmesin. Önemli şey bu. Sizden şikayet etmesin. İş yaptığınız insanlar sizden şikayet etmesin. Bu sizi cennetlik etmeye yeter. Üç saat geçireceğiz. Saat dokuz, on birde bir çekmen geç.
İki saat. İki saat içerisinde kendinizi tatlı haftalığında tutarsınız. İnsanlar desinler ki, Ya niye yiyin bir insan? Bir insan. Etrafına salan, etrafıyla yiyin. Eşleriniz. Bir insan nankörse, İyiliği göremeyecek kadar gözleri kapalıysa, Bir kimse, İnsanlar sizin birinizden, İnsanlar sizin kalbinizden, gözünüzden, kulağınızdan,
Sizlere namuslarını teslim edebilmeli. İnsanlar sizlere eşlerini, çocuklarını teslim edebilmeli. İnsanlar sizlere mallarını teslim edebilmeli. Ya bu evlerinizde. Adı Şerif bak işte,
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azetleyen, Önce âlım nasıl kalın diye, O da önce aile ve nakitlerini sonra kadınları, Sonra da bölük bölük sizden kalın diye söylendi, diye Adı Şerif söylemiş. Bunda bir beis yok ki. Kadınların normalde cenaze namazı kılmalarını, cuma namazı kılmalarını, bayram namazı kılmalarını yasaklayan herhangi bir şey yok. Cenaze namazı zaten üç kişi kıldığı zaman mesele bitiyor. Hanefilerde. Komşular rüyalımda sık sık rüyasında annem istemiyor. Rüyada annem istemiyor. Benim için de tavsiyemiz ne eder? Kadınlar, erkekleriniz bu noktada çocuk istiyorsa erkekleriniz de tabi olun.
Allah'ın avvalı noktada, bu noktada bir problem yoksa ve çocuk istiyorsa kadın ona tabi olur. Eğer kadının bakabilecek gücü yoksa, bakamayacak durumu yoksa, yani fiziken, ruhla olur bir kimsel psikolojik olarak rahatsızdır, çocuğa bakamayacaktır. Veya fizik olarak rahatsızdır, çocuğa bakamayacaktır. Eğer erkekle bakıcı tutamayacaksa, o zaman din, o gibi sebebe bağlı kalmaksızın din, erkeklere dörde kadar eş almaya müsaade etmiş. Ama bunu böyle bir sebebe bağlamaksızın müsaade etmiş. Böyle bağlı insanlar bunları sebebe bağlamaya çalışıyorlar, bunun sebebi yok. Daha doğrusu dörde indirmiş din.
Bizde tersi söyleniyor. Dörde kadar müsaade etmiş zannediliyor. Değil. Dörde indirmiş. Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin döneminde 20 tane, 30 tane, 40 tane, 70 tane, 80 tane eşi olan insanlar var. 10 tane, 15 tane eşi olan insanlar var. Din, bugün için çok büyük bir reform yapmış. İhtiler yapmış. Bugünkü tabiriyle devrim yapmış, dörde indirmiş. Ardından bir daha eti gelime gelmiş, sizin için evli olan, güzel olan tek eşlilik dedi. Bu noktada erkeğe tek eşliğe mecbur edebilir misiniz? Hayır. Ancak nikah da mecbur edilir. Kadın der ki, nikahlanacağız. Ama benim üzerime başka bir kimseye nikahlanmayı, nikahlanmanı istemiyor.
Şarkın bu der, öyle nikahlanıyor. O zaman erkek ikinciyi, üçüncüyü alamaz. Kadının boşanma hakkı var burada. Kadının boşanma hakkı var. Allah'ın ahlılığı, evet. Bu noktada kadınlar eşlerinize tabi olun. Kardeşi varsa, babalık yapabilecek bir şey varsa, kadının ona ben çocuk istemiyorum deme hakkı yok. 5-6 yıl önce erkeklerden birisi sorduğuydu.
İşte evli kaldı, evet işte abi, hanım doğurmak istemiyor dedi. Ben de doğuranı aldım. Gece seninle alıştırma hanımın. Abi böyle böyle de, böyle bir şeye hakkın yok ki dedi. Erkeklerin fıtratıdır. Erkekler isterler ki 5 tane, 3 tane, 10 tane, 20 tane çocuğu olsun. En fıtratıdır bu. Benim dediğim normal erkek. Sonra da yumuşamamış olanlar için. Duvarın kovundan çocuk olacağını bilsem, duvarın kovundan, çatlarından çocuk yapmaya çalışır. Normal erkek fıtratıdır bu. Yiyecekleri hormonlaşmamış, beyni hormonlaşmamış, kalbi hormonlaşmamış, vücudu hormonlaşmamış insanlar için. Ya bir erkeğin maddi konumda bir problem olmasın, 20 tane çocuk yapar erkek.
Fıtratına koymuş bunu. Erkek onu normalde kendince, ekonomik olarak bir problem yaşamasın, 20 tane, 30 tane, 40 tane çocuk yapar. Allah insanlığın çoğalması için böyle bir şey koymuş. Sonradan erkeklerin düşünceleri, teknikleri ilgiş ediliyor. Bu modern kültür dediğimiz bu kültür, bizim hepimizin kültürünü yoğuzlaştırıyor.
Düşüncelerini yoğuzlaştırıyor. Yaşam tarzını yoğuzlaştırıyor. Yoğuzlaştırıyor. Sahabe seksinde, 85 yaşında ölümle pençeneşiyor, beni evlendirin diyor. Kızıyla evlendirin. Benim için Allah'ın seçtiği kişilerdir.
Bu benim kendi düşünce. Sevdiklerine yaptınız. O kimseyi affetmeyi murat etmiştir. Allah o kimseyi kendine dost etmeyi murat etmiştir. Allah o kimseyi emanına almayı murat etmiştir. Tabiri caizse Allah onu istemiştir. Allah onu istediği için o zikrullah alakasındadır. Allah'ına inham etmiştir, ikram etmiştir, ihsan etmiştir. O yüzden o zikrullah alakasındadır. Herkes zikrullah alakasında duramaz. Bakın bu tecrübeyle sabit. Benim tecrüben çok eski değilim. 20'im gönlüm arz eder ki inşallah daha uzun seneler tecrübe sahip olalım.
Zikrullah alakasında gerçekten de gerçekten de insanın inham ettiği ve ihsan ettiği insanlar var. Nicelerini gördük biz. Niceleri. Ve hep derim ya. Sakın ha. Küstahlık yapmayın. Bililik yapmayın. İşleri dokunmayın. Buradaki bütün insanlar özel.
Sen buradaki bir kimseye yanlışlık yaparsan bil ki buradan uzaklaşırsın. Bu kim olursa olsun. Siz beğenmezsiniz birisini. Onu hor ve hakil görürsünüz. Kendi ayağınızın altına savunu koymuşsunuzdur kendi kendinize. Onu hor ve hakil gördünüzdur. Dikeniz laf şudur. Bana orada şunu yaptılar da o böyle etsin de bu böyle etti de şu şöyle oldu da bu böyle oldu da. Şimdi neredesin? Biz ikrte misin değil misin? Değilsin. Bitti. Birisi senin kafana bassa da sen seslenmeyecektin ya. Ahlak öyle.
Birisi senin dövse de söylese de bir şey demeyecektin ya. Allah bizi affet. Değerli kardeşlerim. Anıcı tane bir şey söyleyeceğim size. Halkta zikrullaha gidemediyseniz bilin ki Allah varlığınızda problem var. Zikrullaha alakasına oturun. Bakın ben buradaki halakayı zikrullaha söylemiyorum.
Yanlış anlaşılmasın. Ve muhakkak zikrullaha oturun. Muhakkak iki üç sefer zikrullaha alakasına oturamıyorsanız bir keşiflik girmiş. Onu topa gönderir.
Onu topa gönderir. İşte vay misafir geldi der. Vay kelim maddeler gelecek. Vay dayımlar gelecek. Yok hanımın ısı gelecek. Benim meşhur sözümdür. Senin evet. Senin dersin var. Çünkü misafirin yok kardeşim. Geliyorsa onu topa getireceksin. Desen ki hakkını alakalı. Yani bu gece dersin var. Zikrullaha almak. Ben buraya geliyorum. Senin o günlerden misafirliğe gitme hakkın yok. Yok yan yanmekle Allah'tan uzak bir hata işledin.
Bir suç işledin. Kusurundan suçundan geri dönmedin. Gücüne gitti. Bu Allah'ın uç. Allah bu noktada senin narına zikrullah halakası. Zikrullah yaptık. Karşısındaki israf olmuş olarak gidecek. Hiç şüphe etmek yok. İmamlar iştahat etmişler. Halakayı zikrullah'tan kalkan bir kimse.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi