mustafaozbag.org

201. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 29 Şubat 2012 · 1:04:55

Allah gecenizi ayır etsiniz. Amin. Cenâb-ı Hak gündüzcünüzü ayır etsiniz. Amin. Amin. Dün gece siz tekkede Hasan ile Hüseyin efendilerimizi, en arkadakiler duyuyor mu? Fehim duyuyor musun? Duyuyor. Duyuruyor efendim. Dün gece siz tekkede Hasan ile Hüseyin efendilerimizi yaşadığınız yüzlü ve Filistinleri anlatırken, tekkenin kubbesinden kocaman gözyaşı düştü. Pırıl pırıl kocaman su daması şeklindeydi.
Nur ve bülgür gibi gözyaşı resmen tavan tekke ağladı. Acaba yağmur mu yağdı diye dışarı baktı ki yağmur. İsraillilere, İsraillilere Allah sizi kahretsin, helal etsin demek doğru mu? Doğru mu günahı mı giriyorsunuz? Allah hidayet meylesin demek umuruz. Allah razı olsun hakkınızı helal etsin. Görül arzu eder ki, bütün zalimler ıslah olup hidayet olsunlar. Bütün zalimler, bütün kötüler, bütün kötülükler ıslah olup hidayet olsunlar.
Mümin her ne kadar içi ve ciğeri kan ağlasa da bu noktada hidayet eylesin demek her zaman için daha evladım. Ama bu zalimlerle alakalı bir kimse de bunları Allah lanet etsin, kahretsin demek de günah olmasın. Cenab-ı Hak Tebbe suresinde Fasuki elleri kurusun, onlar lanet olsun diyor.
O yüzden kullar da zalimlerin üzerine lanet okumasında bir deis olmaz. Kaldı ki, Gazi'de veyahut da bu son 50 yıldır, 100 yıldır gerçekten Müslümanların üzerine çok büyük bir zulüm var. Bu zulmün altında Müslümanlar inim inim inliyor ve zulümle baş başa var. Tabi büyük bir kemal ehli olmak lazım bunlara lanet okumamak için.
Cenab-ı Hak inşallah Müslümanları uyanmayı nasip eylesin. Bayanların bandolunun girmesi cahit değildir demiş birisi. Bayan kardeşlerim biz daha doğrusu insanların ben kıyafet biçim ve şekilleriyle uğraşmam. Bir kadın erkeklere benzemek için ne giyerse giysin Allah'ın lanetine uğrar. Erkeklere benzemek için. Şimdi kadınlar çizme de giyiyor mu? Giyiyor. Kadınlar önceden de çizme giyiyorlardı. Kadınlar önceden ayaklarına pantolon olmasa dahi eski dilde karadon giyiyorlar mıydı? Giyiyorlardı. Burada kadınların ne giydiği önemli değil. Erkek erkeğe benzemek için bir şey giyerlerse erkeğe benzemek için. Bu ne? Sarık.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sünnet öyle değil mi? Ama bu erkeklerin bu noktadaki aksesüarı. Kadın bunu erkeğe benzemek için kafasına sararsa bir şey yapmış olur. Pantolon tesettür açısından caiz midir değil midir? O pantolonun kullandığı yer ve giydiği duruma göre değişir. Mantolonun altına pantolon giyiyorsa nur hala nur. Etekten daha tesettürlü. Yolda düşse bayılsa ayılsa kış şimdi kar var buz var. Düşse bir şey olsa yolda pantolon daha tesettürlü mantının altında. E mantosu pantolon giyiyor. Mini etekten daha tesettürlü. Bacaklarını göstermekten daha tesettürlü. Bazı şeyleri böyle karşı çıkarken veyahut da bu tür şeylere söz söylerken biraz daha dikkatli olmamızda fayda var.
Allah bizi affetsin. Bizim bayan kardeşler ve erkek kardeşler. Hiç kimsenin, hiç kimsenin kılık kıyafetlerine, hiç kimsenin özel hayatına karışmayacaklar. Bayanlar, yukarıda birisi geldi ayağında pantolon var. Onun ayağındaki pantolona dahi küçümseyerekten bakarsan, neden böyle yan gözle geldin bakar diye bakarsan hakkım helal değil.
Buradaki bir kardeşinize kılığından kıyafetinden dolayı ona yan gözle bakarsanız hakkım helal değil. Tekrar tekrar söylüyorum. Bizimle yol gidecek olan arkadaşlar hiç kimsenin, hiç kimsenin özel hayatına müdahale etmeyecek. Kılığından kıyafetine, özel yaşantısına, özel hallerine müdahale etmeyecek. Bunu konuşmayacak, bunu konuşmayacak. Bilemezsiniz. Annesi babası baskı uyguluyordu. Bilemezsiniz. Birisinin hanımı veya kocası baskı uyguluyordu. Bilemezsiniz. Etrafındaki müdürü, amiri, memuru baskı uyguluyordu. Onun Allah demesi, zikrullah alakasına gelmesi büyük nimettir, büyük lütuftur. Uğraşmayın siz.
Bırakın o kendince bir yol bulur. Kendince bir yol bulduğunda kendini düzeltir o. Asla hiçbir kardeş, hiçbir arkadaş, hiçbir kimse, hiçbir kimsenin üzerine bu noktada baskı uygulamayacak. Kesinlikle. Kesinlikle. Hiçbir arkadaş, hiçbir kardeş, hiçbir kimsenin birey hayatına, özel hayatına müdahale etmeyecek. Size din noktasında, Kur'an ve senet noktasında birisi bir şey sorarsa, biliyorsanız cevap verin.
Bilmiyorsanız, bilmiyorum bu meseleyi, o yüzden konuşmamıza gerek yok deyin, çekilin. Senin başındaki örtü neden böyle? Senin ayağındaki pantolon neden böyle? Sen neden böyle gömlek giydin? Sen neden kafana sarık sarmıyorsun? Sen neden tatke giymiyorsun? Sen neden sakalını uzun bırakmıyorsun? Sen neden sakalını uzun bıraktın? Sen neden işte saçını böyle kesiyorsun? Sen yok neden işte ayakkabını böyle giyiyorsun? Sakın ha! Allah bizi affetsin. Amin. Önceki sohbetlerinizde kibirden çok bahsettiniz. Gerçek manada kibir nedir? Kibir, bir şeyde büyüklenmektir. Bir şeyde büyüklenmek.
Bir şeye karşı büyüklük göstermek. Asıl kaçınılması gereken Allah'a olan kibirdir. İbadet etmemek. Onları göz göre göre bile bile işlemek. Büyük kibir budur. İkincisi Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kibirdir. Kasten sünneti küçük görmek. Kasten sünnetleri terk etmek. Kasten sünnete laf söylemek. Ondan sonra devam eder. İnsanlara olan kibir. Birisine karşı kendinizi daha faziletli, daha üstün görmeniz. Birisine tepeden bakmanız. Birisini kendinizden aşağı görmeniz. Allah muhafaza eylesin.
Kibirdir. Kibirin büyüdür. Cenab-ı Hak korusun inşallah. Amin. İçinden biraz kibir geçerse, bunun fiiliyatı dökmez ise bu kibir midir? Evet bu şeri atan günah değildir. Bir kimsenin gönlünden birisine kibirlenmek geçmiş olsa ama ona karşı kibirlenmemiş olsa evet bu günah değildir. Ama bu kalbin arızalı olduğunu gösterir. Arkadaşlar, kardeşler, asıl korkmanız ve çekinmeniz gereken kalbin arızalarıdır. Asıl üzerinde titremeniz gereken kalbin, kalbin sakatlığıdır. Bu noktada kalbinizin üzerine hükmedemezsiniz. Üzerinde titremezseniz o sizi büyük günahlara doğru götürür.
Kibir kalbin işidir. Nifak kalbin işidir. Buğuz kalbin işidir. Suizan kalbin işidir. Müftan kalbin işidir. Kötü düşünceler kalbin işidir. Kötü fiiliyatları tasavvur etmek kalbin işidir. Kötülükleri işlemek kalbin işidir. Tasavvur kalbi zaptıran kaltına alır. Allah sevgisi kalpte tecelli eder önce. Ve kalbi zaptıran kaltına alır. Sikrulla kalbe tecelli etmeni. Sevda kalbe tecelli etmeli. Aşk kalbe tecelli etmeli. Eğer kalbe tecelli etmezse kalp kötülüklerin oynaştığı, kötülüklerin cirit attığı, kötülüklerin kol kola gezdiği bir yer olur. Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem adetleri buyurdu ki, sizde bir et parçası vardır.
Orası güzel olursa bütün vücut güzel olur. Orası kalptir. Orası kötü olursa bütün vücut kötü olur. İçki içme isteği önce kalpte zuhur eder. Yalan söylemek önce kalpte zuhur eder. Gıybet etmek, dedikodu etmek, zulm etmek, iftira etmek, suizan beslemek, iyilikler ve kötülükler önce kalpte tecelli eder. Kalbimizi iyiliklerle dolduracağız. Kalbimizi güzelliklerle dolduracağız. Kalbimizi Allah sevgisiyle dolduracağız. Kalbimizi zikrullah ile temizleyeceğiz. Kalbimize bir kötülük anı geldiğinde, bir yanlışlık geldiğinde hemen zikrullahla onu def edeceğiz. Ve onu fiiliyata geçirmeyeceğiz. Onu fiiliyata geçirdiğiniz anda günaha girmeye başladınız. Tasavvuf, kalpteki o kötü ahlakatın yerine güzel ahlak koymaktır.
Din, kötü ahlakatın güzel ahlakla olmaktır. Çınır çarçısı ise, eyvah ki eyvah. Eyvah ki eyvah. Daha çok yol alacaksınız. Daha çok zikrullah yapacaksınız. O yüzden bunun ilacı tevhiddir. La ilahe illallah. Hangi makama gelirsen gel, ülkeye gelirsen gel. Hangi hali, hangi rüyayı görürsen gör. Hangi noktada olursan ol. İster serviş ol, ister şeyh ol. İster havalarda uç, ister denizlerin üzerinden yürü. Tevhide devam et. Sakın kendini belli bir noktada görme. Sakın kendini iyilerden görme. Sakın kendini salihlerden görme. İlerinin yanında olmaya devam et. İlerinin yanında olmaya devam et.
Sikrullah halakasında bulunmaya devam et. Kalbini sikrullah ile tenvir eyle, temizle. Kalbini sikrullah ile bezlendir, süslendir. Kalbini sikrullah ile bezlendirip süslendiremezsen ahirette işin zor. Kalbini sikrullah ile besleyemezsen, kalbini sikrullah ile bu noktada parlatamazsan. Kabirde de işin zor. Dünyada da işin zor. Ahirette de işin zor. Hesabı kitabı verirken de işin zor. Daha dünyadayken cehennemi yaşarsın. Dünyadayken cehennemi yaşarsın. O yüzden nefesini vermedin daha. Bu nefes var mı var? Elham et zikrullah'a. Bugün ayakta mısın? Ayaktasın. Bugün zikrullah halakasına git. İmkanın varken git. Ayağın yürüyorken git.
Aklın duruyorken git. Kalbin seni bozmuyorsan git. Şeytan ve nefis seni bozmadan git. Bir gün daha orada fazla dur. Bir an daha orada fazla dur. Bir dakika dahi orada fazla dur. Sakın nefsine uyma. Sakın kablete düşme. Sakın iftiracıların iftiralarına. Sakın kafirlerin kafirliklerine. Sakın münafıkların münafıklıklarına kalma. Allah'a tövbe et. Allah'a yalvar. Allah'a dua et. Allah yolunda koştur. Allah yolunda çalış. Fakirlerle beraber ol. Yoksullarla beraber ol. Gariplerle beraber ol. Hastalığını ziyaret et. Dullara yetimlere bak. Kimsesizlerin kimsesi ol. Dünya geçiyor. Hayatınızda çibirzer.
Hayatınızda yükseklikten bir emare olmasın. Sakın kılınla, kıyafetinle başkasına hava atma. Süslü insanlardan uzak dur. Süslü evlerden uzak dur. Dünyanın süsünden vazgeç. Dünyanın süsünden vazgeçmeyenler ahiret süsünü elde edemezler. Dünyanın süsünden vazgeçmeyenler kabristanlıklarını süsleyemezler. Dünyanın süslerinden vazgeçemeyenler kalplerini süsleyemezler. Siz dünya zevklerinin peşinde koştuğunuz müddetçe ahiretin zevkini kazamazsınız. Allah sevgisini tadamazsınız. Allah sevdası içinde olan nasıl Allah'ın sevdasına tutulabilir? Dünyaya aşık olan nasıl Allah'a aşık olabilir? Bir kalpte iki sevgi olmaz. Bir kalpte iki sevgili yaşamaz. Bir kadının iki kocası olmaz.
Bir evin iki reisi olmaz. Bir dergan iki üstad olmaz. Bir devletin iki tane başkanı olmaz. Orada ikilik çıkar her. Kalbin de iki tanesi utan olmaz. Kalbin iki tane padişahı olmaz. Adlatma kendini. Ben hem onu severim, ben hem onu severim deme. Hem onu severim, hem onu severim diyorsan münafıksın. Düne gelince oynarım. Mevlüde gidince ağlarım diyorsan münafıksın. Allah sevgisi olan dünyayı nasıl sever? Resulullah sevgisi olan dünyaya nasıl sığınsa bağlanır? Allah'ı seviyorum diyen nasıl zikrla halakasına gelmez? Nasıl Allah'ı zikretmez? Allah'ı seviyorum diyen nasıl dilinde Allah olmaz? Gönlünde Allah olmaz.
Allah muhafaza eylesin. Bu yüzden kötülükler ve iyilikler hepsi de kalpte tecelli ederdik önce. Siz o kalbin yol ayrımında, kalbin yol ayrımında imtihanın sırrı orasıdır. Siz iyilikleri seçin, idrak, akıl orada devreye girer. O iyiliği seçecek, o hayır olanı seçecek, o güzel olanı seçecek, o tatlı olanı seçecek. O doğruya doğru yol alacak. Decek ki Allah'ın bana emri var. Ben saliflerle beraber olayım. Saliflerin ahlakıyla ahlaklananayım. Saliflerin huylarıyla huylanayım. Eğer güzel ahlaka doğru yol almazsa o kimse, onun işi haraptır. Allah muhafaza eylesin inşallah. O yüzden kıymetli kardeşler, ahlakınızı güzelleştirin. Ahlakın güzelleştiği ilk yer kalptir.
Dikkat edin. Kalpler Allah'ın iki parmağının arasındadır. O iki parmağın arasında olan Allah'a yalvar. Ya Rabbi. Peygamber dahi öyle yalvarmış. Sallallahu aleyhi ve sellem ahletleri. Kalbimde dinini sabit kıl. Allah'a öyle yalvar. Ya Rabbi kalbimi dininde sabit kıl. Kalbimi zikrinde sabit kıl. Kalbimi salihlerle beraber olmakta sabit kıl. Kalbimi fakirlerle beraber olmakta sabit kıl. Kalbimi yusumlarla beraber olmakta sabit kıl. Kalbimi gariplerle beraber olmakta sabit kıl. Kalbimi kimsesizlerle beraber olmakta sabit kıl. Sikruna halakalarına sabit kıl. Kalbimi namazda sabit kıl.
Kalbimi oruçta sabit kıl. Kalbimi Muhammed sevgisinde sabit kıl. Kalbimi kendi sevgisinde sabit kıl. Ey merhametlilerin en merhametlisi. Bunun dediği yerlerde. Sağçılardan olsun. Kitabı sağda verilenlerden olsun. Peygamberlerin cenahından. Velilerin cenahından olsun. Evliyaların cenahından olsun. Kalbimizi orada sabit kılsın inşallah. İman aklın işi midir? Gönlünün kalbin işi midir? İman aklın işidir. Aklı olmayanın imanı olmaz. Bir yakının beni küçük görüp hakaret ediyor. Çok üzülüyorum.
Devamlı ağlıyorum. Onun rüyasına girmek istiyorum. Okunacak bir dua var mıdır? Çok iyi niyetli bir soru. Bırak başkasının rüyasına girmeyi neden istiyorsun ki? Bırak insandan sana tepeden bakıyorsa baksın. Bırak sana kibirleniyorsa kibirlensin. Sen kendini iyilerden olduğunu göstermek istiyorsun. Sen kendini iyiler sınıfında görüyorsun. Sen bu sana yapılan bu hakareti kendi nefsinde eritemiyorsun. Bunun Allah'tan geldiğini görmüyorsun. Hala da insanları görüyorsun. Eğer birisi sana kibirleniyse, eğer birisi sana tepeden baktıysa, şeriatın emridir istersen sen de ona tepeden bak. Ama eğer değilse, bu yol da açık. Ama öbür türlü değil ki, Ya Rabbi!
Ya Rabbi! Bunu benim başıma kibirlendiren sensin. Ben senden gelen bir hediyeymiş gibi kabul ediyorum. Senden gelen bir hediyeymiş gibi kabul ediyorum. Ben bu kibre müstahakıyım. Benim nefsim bu kibre müstahak. Bu sizin kalbinizi ihya edecektir. Birisi size kibirlendiğinde sizinle kibirlenmeniz hakkınızdır. Hadis-i şerif. Ama kalbinizden kendi kendinize, kendinizi böyle terviye de edebilirsiniz. Temizlikle ilgili vesvesiz şeytandan mıdır? Yani eğer ki temizlik hastalığı haline geldiyse, işte tuvalete birisi girdi, yıka baştan sona. Adam abdest aldı, yıka baştan sona. Eve misafir geldi, temizle baştan sona.
İşte aman birisi koltuğa oturduk. Koltuğu sil, temizle. O hasta. Psikolojik tedaviye ihtiyacı var onun. Evet. Gerçekten rahatsız. Tedaviye ihtiyacı var o tip insanların. Allah muhafaza eylesin. O vesvese o. İnsanlar o genelde kadınlarda olur bu tip şey. Erkeklerde de var. Birine anlattılar bana, adam tokalaşıyormuş. ıslak mendil yanında. Tokalaştığı anda ıslak mendille elini siliyormuş. Birinden tokalaştığı anda yanında ıslak mendil hazır hemen elini siliyormuş. Tokalaşıyor elini siliyormuş. O kimseye belli etmemelinde çalışıyormuş. Psikolojik rahatsızlık. Bu takıntı. Allah muhafaza eylesin. Erkek, erkeklerin de kadınların da temiz olmaları, bakımlı olmaları çok güzel bir şeydir.
Nafile ibadettir. Kadının evini temizlemesi. Erkeğin kendini temiz tutması. Kadının kendini temiz tutması. Nafile ibadettir. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri temizliğe önem vermiş. Hem vücud temizliğine önem vermiş. Hem kıyafet temizliğine önem vermiş. Hem de çevre temizliğine önem vermiş. Bizim dinimiz temizliğe önem vermiş. Hades'ten taharet, necasetten taharet boşuna denmemiş. Namaz kılacağımız elbiselerin temiz olması. Namaz, abdestten önce vücudumuzun temiz olması. Namaz kılacağımız yerin temiz olması şart. Evet temizlik lazım. Ama bu hastalık noktasında olmayacak. Bu psikolojik rahatsızlık noktasında olmayacak. Genelde kadınlarda da evlenemeyen kadınlarda olur.
Eğer kadın çalışmıyorsa evde ise kendini temizliğe verir kız çocukları. Yaşları geçtikçe temizlik yaparlar boyuna. Evde iş yaparlar. Artık onlarda o böyle psikolojik hastalığı olur. Ve kimseyi beğenmemeye başlarlar. Çocuk bunları beğenmezler. Çocuklar işte çocukların altını temizliyorlar. Yok çocuklar işiyor. Yok işte düzgün yemek yemiyorlar. Eve misafir daya olmazlar. Bu bir hastalık. Çocuklar pisletiyor. Temizlemiyor. Çocuklar görüntü yapıyor diye. Çocukları sevmeyen insanların kalplerinde merhamet yoktur. Çocukları sevmeyen ailelerden uzak durun. Onlar katı kalplidir. Kalbidir onlar. İnsanlardır.
Allah muhafaza eylesin. Memleketimiz ne çektiyse, Çocuksuzlardan çekmiştir ha. Memleketin evlatları ölüyormuş. Evlat sevgisi yok ki. Kırıyorlarmış öbürlerinin umurlarında mı? Otururlar yıllardır kavga ettiler başımızdan. Günde iki üç tane memleket evlatı ölüyordu. Hiç umurlarında değildi. Neden? Evlat sevgisi tatmamış ki. Tatmamış evlat sevgisi. Allah muhafaza eylesin. Evlenemeyemez. İnsan hangi duayı okumalıdır? Dua ile evlenilmez. Dua muhakkak edecek. Ama buradaki istenilen şey şu.
Yani birbiri çekecek ona, o birbiri çekecek evlenecek hemen. Böyle bir şafıza ediyorlar. Kapıya devirisi gelse, bu kızsa, ona bir cünürcü gelse, başlar incelemeye baştan sonra. Bu erkekse, gidecek olduğun kızı, baştan sonra incelemeye başlar. İncele Allah'ı inceler. Muhakkak bir kusurunu bulursun. Muhakkak o evlenecek olduğun kimse, sana layık değildir. Kimi? Onu beğenme, bunu beğenme, onu beğenme, bunu beğenme, kal evde. Erkekler içinde, kadınlar içinde. Ondan sonra geliyorlar. Efendim ben evlenmeye kalarlardım. Tamam, seni bekliyorduk biraz. Bütün kadınlar, erkekler seni bekliyordu.
Sen karaylar verdin ya. E tamam, büyüktün. Yana, sağa, sola doğru gelin. Yaklaş. Kapının altını geliştet. Dokarlar destur ya Allah. Bismillah, Allahu Ekber. Gelişleten de, daraltan da Allah'tır. Allah geliştetsin inşallah. Çoğalsan da, azaltan da Allah'tır. Allah çoğalsın inşallah. Bir meclislerine katılan ve ders alan kişilere Allah imtihanı zorlaştırır mı, kolaylaştırır mı?
Ben hep zorlaştırır diyorum. Allah bir şey zorlaştırmaz insana. Sen onu zorluyorsundur. Allah zorlukları da yaratır. Ama sen bir meseleyi zor olarak görürsen senin için zorlaşır o. Ama sen bir meseleyi kolay olarak görürsen Allah sana onu kolaylaştırır. Sen kolay görenlerden ol. Bir de şu var. Adamın normalde veya işte kim olursa olsun günlük meselelerde başına bir iş gelir, etrafı şöyle. Sen oraya gitmeye başladığından beri böyle kötüleşti. Nereye gidiyor? Zikrullah'a gidiyor. Zikrullah'a gittiğin için iflas ettin. Zikrullah'a gittiğin için hanım seni terk etti.
Zikrullah'a gittiğin için çocuğun hasta oldu. Zikrullah'a gitmeyenlerin hiç iflas etmiyorlar. Hiç hanımlara hasta olmuyor. Hiç çocuklara hasta olmuyor. Hiç hanımlar terk etmiyor. Aaaa o zaman herkes zikrullahı terk etsin. Allah boşuna ne demiş ya beni zikredin diye. Ya senin kafan daha iyi çalışıyordu. Allah beni zikredin derken sizin eşleriniz çocuklarınız her şeyin bozulsuz diye zikrullah yapın dedi. Bundan bu soru çıkıyor. Allah muhafaz eylesin. Amin. İmtihanın zorluğu peygamberlere. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ateşler içinde kalır. Ölümüne yakındır. Ashab çok böyle üzülür. Gelir ashabtan birisi ya Resulallah. Hani çok acı çekiyorsunuz, çok sıkıntı çekiyorsunuz diye. Allah Resulü der ki imtihanın zorluğu züyü peygamberlere ondan sonra villilere ondan sonra villilerin etrafındaki kimseleredir der.
Evet zorluk var zorluk görüyorsanız. Hele bizim cemaatle bizim meclisimizde daha fazladır. O yüzden zorluk yaşamayız diyorsanız terk edebilirsiniz gidebilirsiniz. Evet Allah'ı seviyorsanız muhakkak ki zor bir yolu seçmişsinizdir. Aslında çok kolaydır ama zordur. Dünyeli olarak problemler yaşarsınız. Sülalede ailede yaşarsınız. Neden? İşte iç gülü toplantı var. Allah'ı seviyorsanız gidemezsiniz. Gidemediğiniz zaman etraf sizinle boğanı keser. İşte ne bileyim haram olan bir şey vardır. Siz gidemezsiniz Allah'ı seviyorsanız. E bu sefer onlar için siz meymalı gibi olursunuz. Bu noktadan zordur. E dünya madet kömüğünün zindanı.
Siz bu zindanda yaşayacaksınız. Öyle de olsa böyle de olsa. Hiç olmasa gelin. Allah'ın istediği gibi yaşayın da öbür alemde rahat edersin. Allah bizi onlardan eylesin. Düşünmek ve rabıta arasındaki fark nedir? Rabıtayı nasıl anlamalıyız? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine rabıta nasıl olabilir? Rabıta beraber olmak. Bir işte kendini mukim tutmak. Beraber olmanın değişik betyeleri var. Bir düşüncede akılda beraber olmak. İki kalpte beraber olmak. Üç fiiliyatta beraber olmak. Düşüncede beraber olmak bu o kimsenin felsefesiyle alakalı. İmanıyla alakalı.
La ilahe illa da Muhammeden Resulullah diyenlerin hepsi de düşüncede yani imanda beraber oldular. Kalpte beraber olmak. Yani ikisi de namazı çok seviyor. İkisi de orucu çok seviyor. Veya ikisi de zikrullahı çok seviyor. Sevgide beraberlik var. Bir de fiiliyatta beraber olmak var. Yani bu sevgideki beraberlik fiiliyata dökmek. Rabıta dediğimizde beraberlik. Yani bir kimse üstadını seviyor. Üstadımla akılda beraber olacak. Kalpte beraber olacak. Fiiliyatta beraber olacak. Rabıta kuruyor bizim kardeş. Evde. Biz nerede şimdi? Zikrullah'ta. O kardeş nerede? Evde. E o evde rabıta yapıyor. Eğer buraya gelemediyse, bir sorunluluk olduysa, bir kıskaç olduysa evet rabıta yap.
O çok güzel. Ve kardeşim canlısın burada ya. Ne uğraşıyorsun orada göreceğim diye. Fiiliyatta beraber olacak. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine rabıte edebilir mi insan? Evet. Bütün ümmete açık. Akılda beraber ol. Yani iman et onun peygamberliğine ve sünnetlerine. Kalpte beraber ol. Onu sevg. Fiiliyatta beraber ol. Onun abdesti aldığın gibi al. Onun oruç tuttığı gibi tut. Onun yürüdüğü gibi yürü. Onun perişim ettiği gibi tevessüme. Onun davranışlarına kendine davranış biçim say. Asıl rabıta bu. Asıl rabıta bu.
Az önce ne dedik? Bir kalp var. İyiyse bütün vücut iyi. Kalp. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini seviyorsa azalar da seven. Ve azaların abdesti, azaların zikri, azaların fiiliyatı Muhammed Mustafa'nınkine benzer. Kalbinde onun sevgisi varsa halin, ahvalin, ahlakın, şekil ve şemalin Muhammed Mustafa'ya benzersin.
Neyi seviyorsan ona benzersin. Neyi seviyorsan ona benzersin. Eğer Muhammed Mustafa'yı seviyorsan ona benzersin. Eğer Allah'ı seviyorsan ona benzersin. Kimi seviyorsan ona benzersin. Ve onunla berabersin. Allah'ı seviyorsan Allah'la berabersin. Dünyayı seviyorsan dünyayla berabersin. Eğer bir sevdan varsa o sevdanla berabersin. Nerede ne olursan ol. Ama bir sevgin yoksa hiçbir şeye kalbin kötü kalp, kana kalp, katı kalp, kaya, taş parçası. Sen hiçbir şeyi sevmezsin. Evet Muhammed Mustafa'ya rabıta kurulur. sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine.
Ama önce aklınla ve kalbinle ve kıviyatınla dolu dolu yaşamaya çalış. Bir meselede Muhammed Mustafa'nın sünneti varken, kendi kavandan bir daha duyurma. Uydurma. Bir meselede sünneti Resulullah dururken, dururken, kendi kavandan bir din üretme. Sen onu bulmaya çalış. O zaman eğer bakacaksın, imanın lezzetini, Muhammed Mustafa'yı sevmenin lezzetini kalbinde göreceksin o zaman. Biri hissedeceksin. Ne güzel, ne büyük mutluluk Muhammed Mustafa'yı sevenlere, uyanlara, ona rabıta kuranlara. Allah cümlemizi onlardan eylesin. Orta doğudaki bu katliam, zulüm, Filistin'deki kardeşlerimize bu işkence ne zaman bitecek? Hakkınızı helal edin.
Ben bu protestoyu yabancı marka almamakla ediyorum. İnsanlar aldattığında da her şeyi onlar yapıyor. O zaman ekmek yemeyelim diyorlar. Biz aydınlatır mısınız? Filistin ve Gazze için ne yapmalıyız? Ve onların yaşadığı durumu bizim de yaşayacağınız için ne yapmalıyız? Üstad'ım ihramlarımızı hazırladık. Yürü derseniz Allah'ın izniyle biz de peşinizden yürüyeceğiz. Edepsizlik ettik. Sen hakkınıza helal edin. Gazze, Filistin. Biz de enteresan insanlarız. İnsanlarız. Hem ümmet olarak hem de ümmetin içerisinde bir halk olarak. Biz şimdi kanımız kaynar.
Biz her gün Gazze'yi çekeriz için yürüyüşler yapar, bitinkler yaparız. Coca Cola içmeyin, şunu içmeyin, bunu içmeyin, feryat figan, mailler, mektuplar, telefona mesajlar çekeriz. 15 gün sonra onlar bir ateşkes ilan ettikler pis Yahudi. Her şeyi unuturuz. Ben en az ayda birkaç sefer arkadaşlar hatırlarlar, yemeye verin, içmeye verin diyor muyum?
Heyecanlandığınız, bir şeyi protesto etmeniz bir günlük, üç günlük, beş günlük olmasın. Kalbinizde o sızıyı hissedin. O sızı beş günlük, on günlük olmasın. Hâlâ da Malmora sigarası, kent, palmen içenler var. Bunlar boş laf hep.
Hâlâ da yabancı tüketim maddeleri tüketiyor bütün herkes. Ben yıllardan beri diyorum, bu bugünkü sözüm değil benim. Hiçbir arkadaş beni kola içerken görmemiştir. Hiçbir arkadaş beni o McDonald's'mış, yok bilmem ne çıkınmış, yok bilmem ne burgermiş. Hiçbirisi de görmemiştir beni. Hiçbir arkadaş benim evimde, işte o bir herhangi bir endüstriyel gıda yememiştir benim evde. Benim, ben olabildiğim kadar natural ve sade yaşamaya çalıştırım. Ben yemeği verip içmeyi veririm derim. Yediğimden içtimden Allah bereket versin, Allah YouTube'landırsın derim, giderim.
Klasik yaş. Ama bu benim bugünkü halim değil. Ve sağlam yerinde elhamdülillah. Sağlam yerinde Allah nazardan saklasın. Ben kendimce sağlamı önce sohbetlere, zikirlere, muhakkak Allah'a ama fiiliyat olarak onlara bağlıyorum. Zikrullah insanı diri tutar, sağlıklı tutar.
Zikrullah insanı diriltir, üzerindeki maddi manevi hastalıktan atar. İnsanı hayata bağlar, ahirete bağlar, Allah'a bağlar zikrullah. Allah sevgisi insanı canlandırır, hayata bağlar. Filistin, Gazze meselesi bugünün meselesi değil. Ama muhakkak ki gerçekten de büyük bir vahşet yaşıyor insanlık.
Bu artık dinden çıktı. Yani bunu bir dini dairenin içerisinde görmek mümkün değil. Bu vahşet, şeytanı dahi, şeytanı dahi hüzünlendirecek bir vahşet bu. Bakın şeytanı dahi hüzünlendirecek bir vahşet bu. Öylesine büyük vahşet. Yani karşındaki çocuk hem aç, hem susuz, hem hasta, hem ilaksız. Çocuk, çocuk öldürüyorsunuz. Çocuk, çocuk. Ben artık bunlara Musevi demiyorum. Bunlar Musevi değil.
Bunlara Musevi değil Musa Aleyhisselam'a iftira atmayalım. Ve buna seyirci kalanlar Hristiyan değil, İsevi değil. İsa Aleyhisselam'a iftira atmayalım. Bunlara seyirci kalan devlet başkanları, idare ediciler, hükümet başkanları. Sakın! Bunlar Muhammed'i değil. Muhammed Mustafa'ya hakaret olur. Bunun bir siyasi hesabı olmaz. Yani senin sınırında çocuklar katledilirken sen sınır kapını kapatacaksın. Bunun dini imanı olmaz. Bunun dini imanı olmaz. Ve orada çocuklar katledilirken senin kalbinde bir hüzün dahi olmayacak.
Hayır sen insan değilsin. Orada çocuklar katledilirken hala köşe yazılarında Hamas bir tane morudan boğum batmış da o yüzden başına bunu geliyormuş. Deme! Cüretine bu memlekette sahipsen ve bu memleketteki Müslümanlar seni tükürüklemiyorsa hala da gazeteni alıyorsa senin bunun insanlıkla alakası olmaz. Ve bunu televizyonda çıkıp 70 milyon Müslüman halk dediğimiz halkın gözünün içine içine konuşuyorsa ve insanlar oraya telefon yağmuruna, faks yağmuruna onu protesto etmiyorlarsa o televizyonun önüne gidip de pankart açmıyorlarsa neyle alakası var ya?
Neyle alakası var ki bunun? Ama her şeyden bir hayır çıkarın. Avrupa'daki İseviler dahi, İseviler dahi ve Avrupa'da kendi kendine insanız diyenler dahi Avrupa kendilerinde yürüyorlarsa ve İsrail konsolosluklarının önünde protesto gösterileri yapıyorsa ve bu protesto gösterileri Suudi Arabistan'da yasak ise, Mısır'da yasak ise, Ürdün'de yasak ise bunun bizimle alakası olmaz.
Var ya adı Hüseyin'miş, Ahmet'miş, Mehmet'miş, Muhammed'miş. Ne alakası var? Adı ne olursa olsun. Müslümanlar Filistin'deki kardeşlerine yardım edemiyor. Kapılar kapalı. Herkes siyirci kalıyor. Hepsi de boş. Hepsi de boş. Gerçekten çok acı çekiyoruz. Gerçekten. Gerçekten çok acı çekiyoruz.
Ama buradayız ha burada. Yarın sabahleyin o acıyı hissediyor musunuz gönlünüzde? Öğlende o acıyı hissediyor musunuz? Yarın akşam evinizde oturduğunuzda o acıyı hissediyor musunuz? Yarın akşam Cuma dersiniz yok. Yarın akşam bin tane tebrik edeceksiniz mi? Gazze Müslümanlar için, bütün ümmet-i Muhammed için bin tane ihlas okuyacağınız mı? Aklınıza gelecek mi? Yarın gece yatarken, başınızı o sincacık yumuşacık yastığınızı koyarken yastığa aklınıza gelecek mi? Aklınıza gelecek mi? O gün annelerin hali aklınıza gelecek mi? Açlık, susuzluk, kimsesizlik, bomba bir taraftan, vahyet bir taraftan, kol bir tarafta, bacak bir tarafta, göz bir tarafta, saçlar bir tarafta, bacaklar bir tarafta, o bomba vurmuş, her türlü kimyasal silahı denemiş.
Kafir demeyi dahi dilim varmıyor. Kafirin dahi bir haysiyeti şerefi vardır. Hayvandan da haşa bir mahlukça bir şey. Kafirin haysiyeti şerefi vardır. Kafirdir, atarsın karşına oturur konuşursun. Bunlar kafirden daha aşağıdan. Aklınıza geliyor mu? Dedim ki de nutuktan başka bir şey değil belki de. Edebiyattan başka bir şey değil belki de. Ben hep ona benzetiyorum.
Bizim bu ülkücülüğümüzde komünistler vardı, sorucular. Benim tanıdığım sorucular lünks yaşarlardı böyle. İşte Amerikan anahtarını yaparlardı. Beş yıldızlı otellerde fakir edebiyat yapmak. Böyle bir şeydi. İşte ülkücüler vardı. Boyunlarında koskocaman bir tane bozkıp, her türlü halkı işlerlerdi. Bizimki de onun gibi bizimki. Biz dost tacibi edebiyat. Vah Müslümanlar. Hayatımız devam ediyor. Kahrolsun İsrail. Bir saat sonra hayatımız devam ediyor.
Mesajlaşmalar devam. Fingerdeşmeler devam. Lüks hayat devam. Hayat devam ediyor. Bir saat sonra. Devam ediyor. Yani orada o mitingin içerisinde dahil devam ediyor bazı şeyler. Kahrolsun Amerika deyip palmeni yapıp çıkarıyor o kimse. Malmure'yi çıkarıp yöküyor. Kahrolsun Amerika bize iki kola getir. Halimiz bu değil mi? Acı şey. Acı şey.
Evet. Yalnız bir dirilişe sebep oluyor. Dirilişe sebep oluyor. Biz böyle gaflete düştüyoruz Müslümanlar. Allah bu zalimlerle Müslümanları gafletten uyandırıyor. Ey Müslümanlar düştünüz diyor gaflete. Size ne diyor krizden, varlıktan, yokluktan. Size ne ondan bundan. Siz beni sevin, benim dinimi hakim kılmak için çalışın. Benim dinim için çalışın dedim. Bana bakmadınız.
Beni dinlemediniz. Beni duymadınız. Aha şimdi kafirlerin bombasıyla, şimdi aklınıza geldi diyor dininiz. Bu zalimlerin bombasıyla dinimiz aklımıza geldi. Zalimlerin bombasıyla aa biz Müslümandık ya demeye başladık. Zalimlerin bombasıyla kahrolsun İsrail demeye başladık. Ve kardeşim adam Orta Doğu'yu bu bölgeye komple yakıp yıkıyor. Ama göstere göre ama göstermeden yakıp yıkıyor. Organizasyonlarını kurmuş, her türlü teşkilatlarını kurmuş. Biz de onun teşkilatlarını öne ek olmuşuz. Ama oy ataraktan, ama destekleyerekten, ama severekten, ama alkışlayaraktan onun teşkilatına uymuşuz. Kahrolsun Amerika git dolara yatır parana. Kahrolsun Avrupa git euroye yatır parana. Ya dolar yükseliyor alçalıyor. Bana ne diyor ben doların mı var düşüneceğim diyor.
Euro alçalıyormuş yükseliyormuş. Bana ne euro mu var? Ben böyle rahat konuşunca bakıyorlar. Yok kardeşim, doların da yok, püron da yok elhamdülillah. İstediği yere kadar çıksın, istediği yere kadar düşsün. İstediği yere kadar çıksın, istediği yere kadar düşsün. Yalan da olmasın yani. Cevimde on lira, yirmi lira, bir euro varsa vardır, on veya yirmi euro. O kadar yani.
Yalan da olmasın yani. Bilmiyorum şimdi cüzdanın da yanında değil zaten. Orada on euro, yirmi euro ne varsa vardır yani. İstediği yere kadar çıksın, istediği yere kadar insin. Hani nerede kahrolsun Amerika kahrolsun Avrupa? İyiyor ya kenarda. O düşünüyor, düşüyor, kalkıyor diye. Biriktirmiyorum ki ne düşüneceğim. İniyorum, kalkıyor mu diye. Biriktirenler düşünsün. Allah bizi affetsin. Amin. Allah bütün ümmet-i Muhammed'e yardım etsin. Amin. Cana bak günlerimizi korusun inşallah. Amin. Büt ihlas-i Fatiha. Amin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi