Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 46:51
Cenab-ı Hakk'ın yüzünden yerlerle yesin. Elinize, yınanınıza, övrünize ve yerlerle yesin. Bazen kalbim küt küt atıyor, Allah'a, Allah'a diyorum ama yarın o heyecan, o kalp batışları yok. Bundan ben çıkıyorum. Zaten o hal böyle devam etmiş olsa, İbnü'l Arabı kimseye yerleşmiş olur. Yerleşmiş olsa da artık bu ses biraz fazla yankı yapıyor.
Heyecanı korusa, aynı heyecanı bir kimse muhafaza etmiş olsa hızlı yolladık. Diyeceksiniz ki bu normal değil, normal. Aynı şey sahabede de olmuş.
Peygamber sallallahu ve sellem adetlemede bize, Ya Resulallah, biz senin yanında durduğumuzda dünya mal, büyük, kadın, çoluk, çocuk hiçbir şey aklımıza gelmiyor. Ama senin yanından çıktıktan sonra bütün her şey bizim başımıza tekrar cebelleş oldu. Allah Resulallah demiş ki, şeytan oradan durur, siz buradan çıktığınız anda sizin üzerinize hükmetmeye başlar. Zikrullah esnasında şeytan size hükmetmez. Zikrullah yaparken normalde, ister dilinizde, ister gönlünüzde, ister zikrullah meclisinde olsun, şeytan size hükmetmez. Haticeksiniz ki, yani o zikrullah meclise gerçekten kendinizi verdirseniz hükmetmez. Ama vücudunuz burada, aklınız, kalbiniz başka yerdeyse ona yapacak bir şey yok zaten.
O yüzden o hali arttırmaya, o hali derinleştirmeye, genişletmeye çalışacağız. İnşallah. Bunun en önemli yolu Allah'ın devamını zikr. Allah bizi onlardan ölemesin. Asker'e giderken seferi mi yoksa evci mi niye dediler? Asker'de kazaya kalan namazlarda sorumluluyor. Evet sorumlusunuz. Asker'e giderken bir kimse yol boyunca seferidir. Vardığı yerde eğer ki gezici bir bölükse, gezici bir tabursa veya gezici bir mangaysa o kimse hep seferidir. Gezici ne zaman bölüğe geleceğin, ne zaman yerleşik gücene gireceğin beni değil. Nerede ne kadar kusuda duracağız, nerede ne kadar kalacağin beni değil.
O seferi olur. Ama on beş günden fazla bir yere kalıcı olarak kalacaksa orada o kimse seferlikten çıkar. Dervişin haksız yere zulmedeni, haksız yere kötülük edeni dövmesinde bir beyi sormadır. Bu durumlarda kavga edebilir mi? Derviş de etmez. Bir kimseyle dövüşmek dervişin ahlakına çok uygun değil. O sizi dövmeye kalkarsa bir şekilde tabikat erbabı kendisini korumaya çalışmış. Dövmek yok. Dövmek şeriat ehlilişi. Dövene döver.
Kavga eder de kavga eder. Ama bazı anlar vardır ki onunla büyük bir kötülük önlenecektir. O zaman bu farklı bir şey. Bu insanın kendi hukukuyla alakalı bir şey değildir. Kendi hukukuyla alakalı bir şey olursa dövüşmek çok uygun değil. Dövüşmeyin insanlarla. Kendi hakkınızla kendi hakkı olduğunuz noktada dahi dövüşmeyin. Kendi hakkı olduğunuz noktada dahi tartışmayın. Haklısınız, tartışmayın, dövüşmeyin. Diyeceksiniz ki hakkınızı yiyorlar. Yiyorlar. Dövüşsen de yiyor, dövüşmesen de yiyorlar. İnsanlar büyük bir vahşetin içerisine girmişler. Büyük bir zalimliğin içine girmişler.
Büyük bir kirliliğin içine girmişler. O kirliliğe siz bulaşmayın. İnsanlık adına bulaşmayın. İnsanlık adına bakın. O kadar büyük bir bataklık ki, o kadar büyük bir bataklık ki, o kadar büyük bir haksınlık ki, o kadar büyük bir zulüm ki, o yüzden onları dövüşerekten, onlarla böyle vuruşerekten bunları halletmemiz mümkün değil.
Mümkün değil. Bu ancak onlara güzel ahlakla cevap verildi. Ancak iyilik de cevap verildi. Ancak tatlılıkla cevap verildi. Ancak güzel huylulukla cevap verildi. Bunu samimiyetimle sürdüm. Gençlik heyecanıyla, gençlikle, değişik duygularla insan kendi kendisine şunu diyebiliyor. Ya vurmak caiz buna veya bununla dövüşeyim, buna bir laf söyleyeyim. Sonu yok arkadaşlar. Hele insanlığın düştüğü bu çukurda sonu yok. İnsanlık olarak bir çukura düşmüş vaziyette insanlık. Artık din değil, bakın tekrar söylüyorum, dini küçümsedimden değil. Din bir şekilde kendini muhafaza eder, kendini korur. Dini korumak insanların işi değil.
O Allah'ın işi. Allah o dini koracağını, muhafaza edeceğini kendisi beyan etmiş. Dini Mustafa Özbağ korumayacak. Dini Ahmet, Mehmet, Hüseyin korumayacak dini. Dini korunacak olan yegane güç Allah. Dini muhafaza edecek olan yegane güç Allah. Sakın böyle kendi kendinizde görev biçim, dini ben koruyacağım, biz koruyacağız diye düşünmeyin. Ben bunu bir insanlık olarak söylüyorum. İnsanlık. Kısa günde, kısa zamanda o kadar çok şey yaşıyorum ki, O kadar çok şey yaşıyorum ki, Allah sizi inandırsın, an geliyor, gün geliyor, dakika geliyor, saniye geliyor. Yani o da insan, ben de insanım, hanginiz insan diye tereddüt ediyorum. Bir insan bunu yapamaz diyorum, tereddüt ediyorum.
Hemen ayeti kerime aklıma geliyor. O insanoğlu nefsine uyarsa, haymandan daha aşağı mahluk olur. Karşılaştığımız tablo bu. Yüz yüze kaldığımız tablo bu. Bu insanlık adına utanç verici bir şey. İnsanlık adına utanç verici bir şey. Yani bir tablo var karşımızda. Bu tablodaki insanların büyük bir çoğunu, insanım diye dolaşan, haymanlaşmış mahluklar. Ama orta yerde insan suretinde dolaşıyor. Orta yerde insan suretinde. Ama hayvandan daha aşağıya düşmüş bir mahluk. Nefse emmarenin dibine düşmüş. Nefse emmarenin dibine düşmüş.
O kimin malı, o kimin hanımı, o kimin kızı, o kimin çocuğu, o kimin komşusu, karşısındaki kim hiç önemli değil. Yırtıcı hayvanlar, yırtıcı hayvanlar. Bugün emmarenin altına düşmüş, emmarenin zebunu olmuş insanlardan hem vallahi de hem billahi de daha hayırlı. Yırtıcı hayvana, yeminle söylüyorum, gel şuraya koluma, sen vallahi de billahi de gelip koluma, ama o insana laf söyleyemiyor.
O insana laf söyleyemiyor. Anlatmak istemiyorum. İnsanların düştükleri o bataklık çukuruna. Anlatmak istemiyorum. İnsanın her gün içi kan ağlar mı? İnsanlık adına her an için kan ağlıyorum. İnsanlık adına dönüyorum, diyorum ki Allah'ım bu bir ümitsizlik değil. İnsanları 300 yıldan beri dinsizlik akımına tüccar ettiler. İnsanoğlu 300 yıldan beri, 200 yıldan beri dinsizleştirmeye çalıştılar. Çıkan tablo mu? Çıkan tablo mu? Bir baba, kendi kızına sarkıntılık yapabilir mi?
Hayvandan daha aşağı bir mahluk olmasını aldı. Dinsizliğin getirdiği tablo mu? İmansızlığın getirdiği tablo mu? Ahlatsızlığın getirdiği tablo mu? Vahşet yaşanıyor, vahşet. Vahşet yaşanıyor. İnsanlık katlediliyor. İnsanlık katlediler mi? Evet. İnsanlar, kendi insanlıklarını kendi elleriyle katlediyorlar. Kendi elleriyle katlediyorlar. İnsani duygulardan sıyırılmışlar. İnsani ahlaktan sıyırılmışlar. Siz dünyanın neresine giderseniz gidin, neresine giderseniz gidin, hangi inanca sahip olursanız olun, hangi peygambere tablo olursanız olun, hangi felsefeye, inanç felsefesine giderseniz gidin, belirli ahlaki kurallar vardır.
Onların çiğnenmesi insanlığı katleder, yok eder. Şöyle insanlar bu noktada, o ahlaki kuralları yok etmiş vaziyetteler. O ahlaki kuralları çiğnemiş vaziyetteler. Ve kendi nesillerine, kendi köklerine, kendi zürriyetlerine, ne yazık ki en büyük kötülüğü yapıyor var insanlar. O yüzden kimseyle kavga etmeyeceksiniz. Kimseyle. Bizim arkadaşlarımız, bizim kardeşlerimiz, kimseyle kavga etmeyecekler. Bunu Allah adına istiyorum sizden. Allah adına istiyorum sizden. Kimseyle dövüşmeyin. Allah adına sizden bunu talep ediyorum. Kimsenin hakkında delikoze etmeyin. Gıybet etmeyin. Allah adına sizden talep ediyorum. Kimsenin namusuna iftira atmayın. İnsanların namusları kutsal.
Namusu kutsal insanın. Evi kutsal insanın evi. İnsanın çoluğu çocuğu kutsal. Kimsenin kutsalına dokunmayın. Bu en büyük haram. En büyük günahı kebâir. Nasıl Allah'ın yüzüne bakabilir bir insan? Nasıl hesap verebilir? Nasıl o kimseyle yüz yüze gelebilir bir kimse? Nasıl siz namuslu bir adamı veya namuslu bir kadını iftirala, gıybetle, denikoduyla baş başa bırakırsınız? İnsanlık böyle bir vahşiyet yaşıyor. O yüzden kardeşler, tasavvuf ince ahlak, güzel ahlak. Tasavvuf kötülüklere sahip etmek. Ama kötülük yapmamak. Tasavvuf, gıybete, denikoduya, ihtiraya sabredin.
Onu yapmamak. Güzel ahlak. Peygamberlerin insanlara bıraktığı miras. Evlerinizde güzel ahlakı bırakın. Çocuklarınız küfreden, çocuklarınız evde zulüm gören, zulüm çektiren, ortalık kıran, döken, fatan, ortalık kan rana getiren bir baba tanımasınlar. Eylül tasavvufun özünden uzaklaştıkça vahşileşiyorlar. Mustafa'nın ahlakından uzaklaştıkça vahşileşiyorlar. Vahşileşiyorlar. Kadınlar beni iyi dinleyin.
Çocuklarınız evde bağlan, çağıran, küfreden, bir satosu yapmayın çocuklarınıza. Saçlar havadan döken, saçlar havadan, kayınpederine, eve geleneğine sonsuz hakaretten, misafirin arkasından konuşan bir anne, ona bir tabak yemek getiren komşunun, yemeğine hakaret eden, yemeğine din uzaklaştıkça vahşileşiyorlar.
Gittikten sonra babasını kötüleyen bir anne, babasının besini kötüleyen, çocuklar öyle bir tanesinden, annesinin annesini kötüleyen, annesinin babasını kötüleyen, annesinin akrabalarını kötüleyen, annesinin akrabalarıyla alakalı tenikote eden, gıybet eden, onları küçük gören bir babas fortresiyle de karşılaşmasın çocuklar. Bu insanlık bataklığa doğru gidiyor sanki. Vahşet. Birbirine teşekkürü unutmuş, birbirine iyiliği unutmuş, birbirine hayrı unutmuş, birbirine güzel yaklaşmayı unutmuş, birbirine tatlı yaklaşmayı unutmuş. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Derdim, açık konuşayım, derdim artık insanların namaz kılması filan değil.
Derdim insanların oruç tutması değil artık. Bunu yeminle söylüyorum. Derdim güzel ahlak, güzel ahlak. Derdim insanlık, insanlık, insanlık. İnsanlar hayatlarını yalanın üzerine, gıybetin üzerine, dedikodunun üzerine, zulmün üzerine kuruluyorlar. İnsanlar hayatlarını kötülüğün üzerine kuruluyorlar. İnsanlar hayatlarını, kadir bilmezliğin üzerine kuruluyorlar. İnsanlar hayatlarını hayır bilmezliğin üzerine kuruluyorlar. İnsanlar hayatlarını edepsizliğin üzerine kuruluyorlar. Dinsizliğin üzerine kuruluyorlar. Ve inşallah düzelecek. Biz o güzel ahlakın, o güzel huylarının, o insanlığın temsilcisi olmaya çalışacağız.
O yüzden kavretmek yok. Birisiyle dövüşmek yok. Birisiyle böyle lafla dair tartışmak yok. Bir adım geri çekilin. Bir adım geri çekilin, tartışmayın. Bir adım geri çekilin. Sizin gözünüzün içine baka baka paranızı yiyor adam. Bir adım geri çekilin. Gözümün içine baka baka paramı yiyor. Beni sana kaptan zannediyor. Ödenmiş çekim bir daha tahsil ediyor benden. Gözümün içine baka baka. Gözümün içine baka baka. Hepinizin başına geliyor. Hakkınızı vermiyorlar. Evet, gözünüzün içine baka baka. Eşleriniz belki de yalan söylüyor. Çocuklarınız belki de size yalan söylüyor. Gözünüzün içine baka baka. Belki de anne babalarınız evlatlarını ayırıyor.
Size haksızlık yapıyor. Gözünüzün içine baka baka. Belki de damatlarınız, gelinleriniz, çocuklarınız, torunlarınız sizi azaltmaya çalışıyor. Evet. Gözünüzün içine baka baka oluyor. Komşularınız sizin gözünüzün içine baka baka sizi eziyet etmeye çalışıyorlar. Gelin boş verin, tartışmayın. Bu biraz daha ki de aptalcı olabilir, salaklık olabilir. Şunu diyebilirler size. Ya sizin üstadınız size bunu öğretiyor. Desinler. Biz insanlık adına, insanlığın yeniden dirilmesi için aptalbile razıyız. Allah bize affetsin. Geçen sevgiden bahsettiniz. Allah biliyor ki ben Resulullah Efendimiz'i seviyorum. Hem onu hiç görmeden, şimdi onu görmemen, onu gerçek malzeti sevmediğinizdir.
Hayır. Onu seviyorsanız onun sünnetine tabi olun. Bakın dünya üzerinde istismar edilen en büyük şeylerden birisi sevgidir. Çok kutsaldır, çok muhteremdir. O yüzden istismar edilir. Gidin bütün Müslümanlara sorun, herkes Allah'ı seviyordur. Gidin bütün Müslümanlara sorun, herkes Resulullah'ı seviyordur. Sevmek, ona tabi olmaktır. Onun peşine düşmektir. Onu dinlemektir. Onun deliklerini uygulamaktır. Neyi seviyorsanız. Eğer Resulullah'ı seviyorsanız, sallallahu aleyhi ve sellem maddetlerini, onun sünnetlerine tabi olun. Onun deliklerini uygulamaktır. Sünnetlerini yapmayın. Eğer onu seviyorsanız, takva ehli olun. Takva nedir biliyor musunuz?
Takva. Takva, bir kimsenin gönlünden dünyaya ait şehvet var. Takva, bir kimsenin büyük ve küçük günahları terk etmesidir. Cübbe giymek değildir. Takva, seni sarmak değildir.
Takva, şalvarla dolaşmak değildir. Takva, senin donuna bakmaz. Senin kılına, kıyafetine bakmaz. Takva, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adreslerine soruyorlar. Nerededir ya Resulullah? Takva, iki göğsünüzün arasındadır diyor. Kalptedir. Takva kalptedir. Sizin sakalınıza bakmaz. Sizin mantolunuza bakmaz. Sizin eşarbınıza bakmaz. Takva, sizin perecenize bakmaz. İnsanın gönlündedir. Haram, helala bakar. Haramı sevip sevmediğine bakar. Dünyayı sevip sevmediğine bakar. Takva, büyük ve küçük günahlara bakar.
Sen ne kadar büyük günahlardan sıyırıldıysan, o kadar takvaya erişkin demektir. Ne kadar küçük günahlardan sıyırılırsan, o kadar takvanın özüne erişkin demektir. Hüvvet ederekten takva olmaz. İhtira ederekten takva olmaz. Suizan besleyerekten takva olmaz. Gözünle görmediğin şeylere dil uzatmakla takva olmaz. Bilmediğin şeylere dil uzatmakla takva olmaz. Evet bunlarla takva olmaz. Takva, kalbi temizlemek, kalbi fırlanta haline getirmek, kalbi nurlandırmaktır. Bu da gönüldeki Allah sevgisinden ve Resulullah sevgisinin haricindeki şerbet ve arzusu yıkmakla mümkün olur. Allah bizi onlardan eylesin. İbni Mesud diyor ki, zikir yapılırken uyumak şeytandandır.
Eğer isterseniz bunu deneyiniz. Biriniz yatıp uyumak istediği vakit Yüce Allah'ı zikretsin. Siz bir sohbetli bir hadis söylemişsiniz. Kişi uyumadan önce abdest alıp Allah'ı zikrederek uyur. Uyandığında da herhangi bir şey için Allah'ı duyarsa Allah muhabbet bulasını kabul eder. Bu ikisi arasında çelişkiyi anlayamadık, izah ederdik, mümkün olurum. Zikir yapılırken uyanmak, uyumak burada zikrullah yapılıyor ya. Burada zikrullah yaparken bir kimse uyumayı tercih ederse evet o şeytanlandır. Ama uyumak da insan vücudu için gerekli bir şeydir. Uyku saati vardır, uyku zamanı vardır, siz o esnada uyursunuz. Bir adam böyle zikrullah alakasına gelmiş, burada kendiliğinden uyku basmış uyumuş.
Bir şeytanla durmaz. Ama burada adam uyumayı tercih ederse bu farklı bir şey. Allah bizi affetsin. Bazen kalbimde öyle şeyler geçiyor ki kendimden tiksinecek kadar ileri gidiyor. Bu durum, bunu kimseye söyleyemez. Bu durumun çaresi var mıdır? Bir de insan kalbinden geçenlerden şey var, sorunlu değil. Tarikatta sorunludur demiştim. Tarikatta bu sorunluk nedir? Kalbin karartır insanın gönlünden geçen kötülükler. Bir kimsenin içinden geçen kötülükler insanın kalbinin karartmasına sebep olur. Kalbinizden kötülük geçmeye başladığında hemen zikrullah'a başlayın. Zikrullah'ı bıraktığınız için şeytan içine girip onu meseles etmeye başlıyor. Şeytan içinize girip oturuyor, size kötülük düşündürtürmeye başlıyor.
Onun tedavisi zikrullah. Hemen eşerü en la ilahe illallah ve eşerü en Muhammeden abduhu ve resuluhu deyip zikrullah'a başlayacaksınız. Onun sıkıntısı o. Hemen kalbinizden birisine karşı veya herhangi bir kötülüğe karşı veya herhangi bir harama karşı meyil etmeye başladığında hemen onu zikrullah'la telafi edeceksiniz. Geride arabanın arkasında takkemle sarım var ya. Zikrullah'a başlaksınız orada. O sizi kötülüğe meyil ettirecek. Kötülüğe doğru götürecek. Kötülüğe doğru adım atarsanız Allah daha günah yazmaya başlamadı. Üç adım attınız geri döndünüz. Hemen Cenab-ı Hak size cevap yazdı. Ama o kötülüğe yönüne gelen o vesveseyi kesmek ehli tasavvufun borcu, şart. Ehli tasavvuf hemen onu kesecek.
Kalbine gelen o kötülüğün ne yapacak? Damarını kurutacak. Onu tıkacak, onun damarını kurutan, onu tıkayan şey Allah'ın zikirdir. Allah'ın zikirdir. Onun bir tek tedavisi bu. Başka tedavisi yok. Allah bizi affetsin. Halk arasında karabasan diye bilinen şey benim de başımda geliyor. Niye yapmamız gerekecek? Bunun değişik şeyleri var. Kimisi aileden kalma, ırçı. Yani onun babasını veya annesini veya dedesi, nenesi karabasanın durçarı olmuş. O da durçarı oluyor. Bu ırçı. Onun manevi muhafazası ırsiyetten dolayı zayıf. Kimisi ise sonradan zayıflaşır. İşte tuvalette dolaşır fazla, tuvalette kalır. Veyahut da değişik, böyle hoş olmayan, çöplük olan yerlerde olur.
Banyo yaptığı yere çok affedersiniz. Büyük ve küçük tuvaletini yapar. Banyo suyunun içine, banyo yaptığı o üzerinden akan suyun içine büyük veya küçük abdestini bozar. Bunlar o kimseyi, manen duvarını inceltir. İki arada bir derede kalır. Bunlar o kimseyi manen inceltir. Manen inceltir de, o kafir cinnilerin, şeytanların musallatına sebep olabilir bunlar. Bilhassa Allah'ı az zikredenlerde bu çok görülür. Ama kimisi evet, aileden kalma bir şeydir. Bunlar da Allah'ı çok zikrederekten, felakna sokuyarakten, felakna sokuyarakten kendilerini kuvvetlendirecekler. Bazı büyücüler var, sihirbazlar var, sihirciler var. Onlar da bu tüm şeylerle uğraşıyorlar. Allah muhafaza eylesin.
İnsanları bu noktada manen zayıflatıyorlar. Ama Allah izin vermedikçe hiçbir şey olmaz insana. O yüzden bu tip problemleri tutar olanlar. Herkes külsü okuyup, felakna sokuyup, Muhakkak kendilerini muhafaza altına alacaklar, Allah'ın izin ver. Ve öyle yapacaklar. Ahir zamanla.
Ve daha da cinnilerin, o şeytanların musallatları fazlalaşıyor. Bundan insanı muhafaza eden şey, devamlı abdesti dolaşmak. Kardeşler, hepiniz devamlı abdesti dolaşacaksınız. Bunu kendinize şiar edineceksiniz. Abdestini bozdunuz, bozdunuz. Hemen abdestinizi alacaksınız. Bu sizin namazınıza kolaylık. Bu sizin zikrinize kolaylık. Bu sizin ibadetlerinize kolaylık. Hem abdesti yaşadığınız an muhafaza altındasınız. Muhafaza altındasınız. Ölürseniz şehit hükmündesiniz. Size şeytan musallat olmaz. Size kafir cinniler musallat olmaz. Size kafir yaratıklar musallat olmaz. Muhakkak abdesti dolaşacaksınız. Muhakkak sabahleyin kalktığınızda evden dışarı çıkarken, yedi tane ayet-ül Kırs'ı okuyun.
Sağınıza, solunuza, önünüze, arkanıza, altınıza, üstünüze, yedincisini de içinize çekeriz. Muhakkak bunu uygulayın. Muhakkak, muhakkak sabahleyin dışarı çıkmanızdan önce üç ihlaz-ül Fatiha okuyun. Bütün za'aplara hediye edin. Ve dua'yla yarabbi beni onlarla beraber eyle. Bütün gün boyunca. Muhakkak bunları yerine getirin. Akşam yatarken muhakkak, muhakkak dersinizi çekerekten yatın. Kapatın televizyonu. Kapatın televizyonu. Yirmi dakika, yarım saat, bir saat Allah'ı zikredin yatın. Yarım saatınız Allah'a yiyin.
Yarım saat. Allah bizi affetsin. Namaza yeni başladım. Arası da terk ediyorum. Namazı terk etmemek için ne yapmam lazım? Sev canım kardeşim. Allah mübarek etsin. Namazı inşallah terk etme. Cenab-ı Hak inşallah gönlüne namazın sevdasını versin. Namazın aşkını versin. Cenab-ı Hak inşallah gönlüne namazın o cüphelini, o ikramını, o nefasetini içine bahşetsin inşallah.
Namazlarımızı muhakkak kılın. Muhakkak. Namaz insanı kötülüklerden alıkoy. Namaz insanı yanlışlıklardan alıkoyar. Namaz insanı insan eder. Namaz insanı kâmil eder. Namaz insanı Allah'a muslat eder. Namaz insanı Allah'la sohbet ettirir. Allah'la konuşturur. Namazsız durmaktansa ekmeksiz durun. Namazsız durmaktansa susuz durun. Ekmeksiz susuz yaşayamam diyorsanız, mümin, mümin kendi üzerinde dinini yaşatmak istiyorsa namaz kılacak. Namazsız bir kimsenin üzerinde dini neşr-i neva bulması mümkün değil. Din seni yaşatacaksa, din seni güzelleştirecekse, bu namazla, bu mu o yoldan geçer?
O yoldan geçer. Namazsız bir Allah sevgisi, namazsız bir Resulullah sevgisi, namazsız cennet sevgisi, namazsız cevaplar sevgisi yok. Böyle bir şey yok. Allah bizi affetsin. Namazınızı kılın. Allah kılanlardan eylesin inşallah. Ben şafi meslepim derim. Bizi de köpeği ellemek niye haram? Köpeği elleyince, şafi meslepi abdesti bozulur. Köpeği ellemek neden haram olsun ki ya? Yanlış biliyor kardeşimiz. Köpeği elleyince abdesti bozulur. Necistir, necisi ellersin, necisi haramdır. Necisi ellemek. Necisi ellemek, mesela diyelim ki bir kimsenin üzerindeki necaz et. Abdesti bozar mı?
Bozar. Onu elleme karar olmaz. Allah bizi affetsin. Ben pazarlamacıyım, bizim sektörde maaş sistemi prim usulüdür. Bu yüzden dolayı da maaşa hak edilmek için satış yapmak gerekir. Satış yapabilmek için de bazen yalan söylemek zorunda kalıyoruz. Yok zorunda değil, yalan söylüyorsun. Sizce işini değiştirip başka bir iş mi yapalım? Çünkü yalan söylemeden olmuyor. Allah Allah. İlle birbirlerde yalan söylemek zorunda kalıyorum. Yanlış anlaşılmamak, kırmamak adına bazı gerçekleri gizliyorum. Hayır. Haramla hiçbir şey bina olmaz. Sen yalan söylemeden işini yap. Bereketlendirecek olan Allah. Yalan, bereketi kaldırır daha ortada. Yalan, bereketi kaldırır.
Haram, bereketi kaldırır. Siz o esnada kazanıyormuş gibi görmüşsünüz. O esnada beş liraya alırsın sen, kazandın. O beş liranın hiçbir değerini bulamazsın. Hiçbir iş yapmaz beş lira. Öbür taraftadan helal, bir lira kazanmıştır. On beş lira değerindedir o bir lira. O bir lira, bin lira getirir. O bir lira, bin liralık iş yapar. Öbür tarafta bin lira kazanmıştır Haram'dan, bir liralık iş yapılmaz. Bir lira değerinde olmaz. Ve o dönür, adama bak ya der, bir liralık böyle yaşıyor. Evet, o adam bir lirayla, kıranlar gibi yaşar. Sen ona gırtlayla bakarsın, imrenirsin. Hatta arkasından dedikodu eder, kıymet edersin. Suizan edersin.
Nasıl bu adam bu işleri yapıyor der diye. Arkasından dedikodu üretirsin. Ama sen bin lirayla onun bir liralık işini yapamazsın. Neden? Haram artık. Haram. İş yerinde çalışıyor, çalışan adam haram. Neden? Düzgün işini yapmıyor orada. Kendi kendine öyle diyor. Beş yüz liralık bu kadar çalışılır. Hayatımda dememişimdir. Çok çalıştım ben el işinde. İşine gelmiyorsa çalışma kardeşim. Bırak işi git. Adam sana beş lira vereceğim, tayin beyan etti mi etti. Sen de beş liraya kabul ettin girdin mi işe, yiyirdin. Sen beş lira olduğu kadar çalışılır diyemezsin. Dersen haram işlemiş olursun. Asla adam olmazsın. Asla.
Asla bereket bulmazsın kazandığından. Müslüman dürüst doğur. Yalancı olmaz. Tembel olmaz. Kıyıklık olmaz. Kaypak olmaz. Hele ehli tasavvuk. Bunları hiç yapmaz. Adamın ne kadar mesaisi on iki saat. Tak adam yapar işini. Adam gece yarası, gece gün. Arkadaşın birisi Hatir Emzi anlatıyor. Adam işi bırakmış gitmiş çalışan adam. İş sahibine de söylemiyor. Ben işi bırakıyorum diye. Bu, o bataklılığın ürünü bunlar. İşine gelmiyorsa dersin ki, bu iş benim işime gelmiyor. On gün sonra ben bırakacağım bu işi. Bir hafta sonra ben bırakacağım kardeşim. Eyvallah.
Ama on gün orada canla başla çalışacaksın. İşinin gereği neyse yapacaksın. Merak etme Allah senin yardımcın. Bereketini verecek olan Allah. Bereketini verecek olan Allah. Artıran, eksilten Allah. Sen bir şey artırıp eksiltemezsin. Eksiltemezsin. Allah artırır, eksiltir. Sen bir şeyi çoğaltamazsın. Allah çoğaltır. Sen bir şeyi yaratamazsın. Allah yaratır. Sen vazifeni yerine getir. Sen insanların gönüllerine hükmedemezsin. Allah hükmeder. Sen insanın içine sevsin de bir sevgi koyamazsın. Allah sevdirir insanı. Sen vazifeni yap. Sen Allah deyürür. Sen ne işi varsa işini yap sen. O malı sevdirecek olan Allah. Seni sevdirecek olan Allah.
O insanı sevdirecek olan Allah. Seni koğuşturacak olan Allah. Sana verecek olan Allah. Senden alacak olan da Allah. Sen namusundan işini yap. Şerefinle, haysiyetinle işini yap. Sen namusundan otur. Sen namusundan dimdik dur. Maddi manevi. Merak etme. Malikülmülk olan Allah. Malikülmülk olan Allah. O kimi bırakmış orta yerde de seni bıraksın. Sen kendi kendini orta yerde bırakırsın. Sen kendi kendini orta yerde rezil zevil edersin. Sakın ha. Allah muhafaza eylesin. Öyle yalanla, dolanla, kandırmacayla. Ben bunu buradan hoplatırım. Ben bunu buradan ısıtlatırım. Ben bunu buradan kandırırım. Allah muhafaza eylesin.
Asla ve asla. Açık olun. Dürüst olun. Sağlam olun. Merak etmeyin. Yıkılmazsınız. Malınız gider. Paranız gider. Allah tekrar verir size. Tekrar verir size. Ümitsizliğe düşmeyin. Kandırıverin. Alıverin. Yapıverin. Ben bunu kaydırırım. Hoplatırım. Zıplatırım. Ne hoplatabilirsin. Ne zıplatabilirsin. Sürüzünü görürsün. Allah muhafaza eylesin. İnsanlar sağlık çıkortasının çok önemli diyorlar. Hatta en güç güvenci diyorlar. Siz ne diyorsunuz? Allah diyoruz biz. Lazım. Lazım ey Allah. Ama en büyük güvence değil. Ama lazım güvence değil.
Allah bizi affetsin. Viyitlerin önemini anlatır mısınız? Herhalde bunca sohbette viyitlerin önemi anlaşılmıştır. Bir günlük zikir. Zıplat kurmak. İnşallah. Haklarınızı helal edin. Helal edin. Cenab-ı Hak cümlemizi muhafaza edin. Tavuk günü Allah'a izin verirse program var. Kafanıza. Buradaki cemaatın hepsi de en az on kişi, on beş kişi davet edip getirecek. Bütün herkes. İnşallah. Allah izin verirse inşallah orada yer kalmayınca kardeşler kendileri karşısından misafirler otursun. yer kalmayınca bayanlar filan orta yerlerde kalıyorlar böyle inşallah bayanlar öyle orta yerde kalmasın.
Arkadaşlar bu noktada birbirlerine yardımcı olsunlar. Birbirlerini de üzmesinler, kırmasınlar oradan. Ama orta yerde bayan misafirler buluyorsa eğer ki oturacak yer bulmamış. İnşallah oradaki görevlilik kardeşler bunları organize edip inşallah bu meseleyi halletsinler. O zamana kadardır kardeşler gevşeklik yapmasınlar. İnşallah misafirlerini davet etsinler. Üç illahtı Fatiha şerefsinler. Bütün peygamberler de inşallah için özür dükkanlar. Şu an teyvammış afe iman malik ilama hamleli hamleler eksik eyleme yarabbim.
Şuan müştümen mühamleli bağırt değil mi? Şuan evlâre zelameli.
Komuştuk hamile evlilerin. Kuru ki alemize gelmiş keçik, usman aleminden gelmiş keçik, akrabah işaretlerimizden.
Vermiş keçiklerin uzaylarına ruhan evlerine haylâhine dinvası ve ve sâdâle eyler yarabbim. Yarabbim feyzadan ve hikmetden ve şefaadan öderler sizden eksik eyleme yarabbim. Amin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.