Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 24 Eylül 2022 · 1:19:31
Euzübillahimineşşeytanurrecim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftali zikeri fâlevennâhu, Lââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââ Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışanlardan eylesin.
Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışıp yaşayan ve yaşatanlardan eylesin. Rabbim bizleri ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Allah hepinizden de razı olsun. Allah izin verirse inşallah bu akşam geçen hafta kaldığımız yerden devam edeceğiz. 1454. Beyt'ten. Allah izin verirse inşallah. Biraz geriyi isterseniz bir önceki beytlerden hatırlayalım. Bir Rum Kayseri vardı. Rum Kayseri geldi, Hazreti Ömer Efendimiz ile görüştü. Hazreti Ömer Efendimiz ona bazı şeyleri nasihat etti.
Sonra o da Hazreti Ömer Efendimiz'e sorular sormaya başladı. Hazreti Ömer Efendimiz de onun o sorularına cevap veriyor. Hani o Rum Kayseri demişti ki, ondan sonra Hazreti Ömer Efendimiz'e bu ruh nasıl bu bedene girdi, ondan sonra nasıl bu can kuşu hiçbir yere sığmazken, hiçbir emir altına girmezsen, bu kan girmezken kafese nasıl girdi diye sorunca, Hazreti Ömer radıyallahu anh Hazretleri de onun nasıl olduğunu ona anlatmaya başladı.
Dedi ki, cisimlere ayet okudu, işte güneşe şunu dedi, buna şöyle efsunladı diye anlatmaya başladı. Hazreti Ömer Efendimiz yine anlatmaya devam ediyor. O kelam sahibi Allah, bulutun kulağına bir şey okur, gözünden mis gibi yaşlar akar. Yani o Allah buluta bir şey söyler. Yani ayet-i kerife nebe ayet 14, yağmaya hazır bulutlardan bol bol sular indirdik.
Yani yağmur yağdıran Allah'tır. Ve Allah o bulutun kulağına bir şey söyler. Yani la faili illallah. Bütün fiiliyat Allah'a aittir ve bütün her şey onun ol demesine bakar. Allah bir şeye ol dediğinde o olmaya devam eder. Olur. Bunun için herhangi bir kuvvete, kudrete, herhangi bir eşyaya ihtiyaç yok. Yine toprağın kulağına ne söyledi ki? Murakebeye vardı, dalgın bir halde kaldı. Toprağın da kulağına bir şeyler söyledi. Nebe ayet 15-16 devam ediyor. Onunla tane ve bitkiler, dalları birbirine girmiş, gür ağaçlı bahçeler yetiştirelim diye. Yani o yağmur ne yaptı? Topraktan bir sürü şeyler yetiştirdi. Toprağın kulağına bir şey söyledi. Toprağa ilham etti.
Toprağa ilham edince toprak birçok şey geliştirmeye başladı. Tabi sebep yağmur gibi görünür bunda. Dikkat edin. Hiçbir şey, hiçbir şeye bağlı değildir Allah'ın yaratmasında. Çünkü bir hadis-i şerifte de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yağmurun yağıp yağmamasına bakmayın. Bereket toprağın bir şey üretip üretmemesinde, büyütüp büyütmemesindedir der. Yani normalde çok yağmur yağabilir. Yağmur yağdı diye toprak hemen bir şeyler oluşacak diye beklemeyin. Bereket neymiş? Yağmur yağmasa dahi toprak veriyorsa o zaman bereketle. Veyahut da Cenab-ı Hak yağmur yağdırmadan topraktan bütün her türlü bitkiyi, her türlü meyveyi büyütür mü? El cevap büyütür. Yağmura ihtiyacı yoktur Allah'ın.
Toprağa bir şey verdirecekse verdirir. O sebeptir yağmur. Veyahut toprağın kendi içerisindeki mineraller sebeptir. Cenab-ı Hak yağmursuz da topraksız da normalde bize bir şeyler verir mi? El cevap verir. Tereddüt içinde kalan, hayretlere düşen kişinin kulağına da hak bir muamma söylemiştir. Bu suretle onu iki şüphe arasında hapseder. Ey yardımı istenen Allah! Şunu mu yapayım, bunu mu der? Yani normalde insanlar tereddüt ederler ya, tereddütler kısım kısımdır. Bir kimse vardır, iki doğrudan birisini tereddüt eder. Bakın bu doğruda tereddüt etmektir. İki doğrudur, iki doğrudan bir şeyi tereddüt içerisinde kalabilir. Bu tehlikeli değildir.
Asıl tereddüt doğru ile yanlış arasında durmaktır. Bu, asıl sıkıntılı olan budur. Bu, hani imanda şüphe etmek gibi. Şimdi bir doğruda şüphe vardır. Bu şüphe insanı doğrunun doğrusuna götürür. Bir de ilmi şüphe vardır. Yani ilmi şüphe nedir? İşte, örnekliyorum, su, H2O1'dir. İlmi şüphe, böyle olmayabilir deyip, onu tekrar tekrar incelemek, tekrar tekrar araştırmak.
Bu ilmi şüphedir. Bu hak mıdır? Evet. Bilim, bu konuda hiçbir zaman sonu yoktur. Ve hiçbir şeyin de kesinliği yoktur bilimde. Bilimde bu manada kesinlik yoktur. Buna biz ilmi şüphe diyoruz. Zaten ilim ehli de bunu zaten kendisi söylüyor. Bundan 10 yıl önce, örnekliyorum, kanser hastalığının tedavisi farklıydı. 10 yıl sonra farklı şimdi. Değil mi Gürkan? Değişiyor değil mi? Her gün daha değişiyor değil mi? Her gün değişiyor. Bakın tıp ilmi. Her gün değişiyor. Her an değişiyor. Veyahut da o insanlar uzayı araştırıyorlar. Her an değişiyor. O konuda bilgi değişiyor, ilim değişiyor. Böylece o bilgi, hani bazen bize bilgiyi böyle ilahlaştırıp koyuyorlar ya önümüze.
Yani değişmeyen bir şeymiş gibi. Atom parçalanmaz diyorlardı, atomu parçaladılar. Örneğin, yani atom parçalanamaz dediler. Herkese öyle öğrettiler. Sonra kendisi yalanladılar. Dediler ki atom parçalanabilir. Sonra bir daha yalanladılar. Alt parçacıklar var dediler. Sonra bir daha yalanladılar. Bu parçacıklarının altında kuartlar var dediler. Sonra bir daha yalanladılar. Sonra bir daha yalanladılar. Bunun altında bir daha parçacıklar var dediler. Yani bunlar dediler hiçbir şey dinlemiyor. Kaos halinde dediler. Sonra onu da yalanladılar. Ben diyorum ki en sonunda hayale geleceksiniz siz. Diyeceksiniz ki bu kainatta madde denilen bir varlık yok diyeceksiniz sonunda diyorum.
Ondan sonra kuantum fiziğini geliştirdiler. Kuantum fiziğine göre madde yok zaten şu anda. Ve bu karga şeyi de diyorlar ki bu bir hesap üzerine gidiyor. Şimdi hepsini yalanladılar. O yüzden bilim sonuç olarak tam bir gerçek değildir. Bilimde şüphe devamlı olması gerekir. Bakın bu şüphe. Bir de iki doğru da şüphe olur. Üç doğru da şüphe olur. Sen doğrunun doğrusunu ararsın. Bu da bir şüphedir. Bu da insanı hakikate götürür. Ama bir şüphe vardır. İmanla alakalıdır. Bu sıkıntılıdır. Bu nedir? Yani imanla imansızlık arasında gidip gelmek. Münafıklık gibi. Bu sıkıntılı. İşte bu tereddüt. Bu tereddüt insanı helak eder.
İnsanı manevi helaka götüren bu tereddüttür. Ve bu iman ile inkar arasında bocalayıp durur bunlar. Bu tip şüpheciler. Ve bu bocalayıp duranlar psikolojik olarak da kendilerini hasta ederler. Bakın bunların psikolojik rahatsızlıkları baş gösterir. Bir müddet sonra imanla imansızlık arasında gidip gelen bir kimse bir müddet sonra psikolojik rahatsızlık yaşar. Kafir yaşamaz. Sebep o çünkü o yolda yürüyecek. Münafık yaşamaz. O o yolda yürüyecek. Mümin böyle şüphe içerisinde kalırsa onun için çok büyük bir rahatsızlık. Allah muhafaza eylesin. Ve o mesela münafıkların bir kısmı vardır. Onlar da rahatsız olurlar bir müddet sonra. Çünkü kolay bir şey değildir. İnananların yanına gel, inanmış gibi yap.
Ondan sonra onlardan git, kafirlerin yanına git. Kafirmiş gibi davran. Müminlerin yanına gel, müminmiş gibi davran. Kafirin yanına git, kafirmiş gibi davran. Veya vardır ya öyle çok yüzlü insanlar, insanların içerisinde de vardır o. Gelir, senin yanına dostmuş gibi görünür. Ondan sonra sana düşman olanın yanına gider. Ona dostmuş gibi görünür. Senden lafı alır, ona götürür. Ondan lafı alır, sana getirir. Senin yanına gelince onu köteler. Onun yanına gidince seni köteler. Bu da insanın böyle, çok affedersiniz, sütü bozuğu. Bunlar da bir müddet sonra psikolojik rahatsızlık yaşar. Bakın dikkat edin. Bunlar bir müddet sonra psikolojik rahatsızlık yaşarlar.
İman konusunda gidip gelenler, bunlar problem yaşarlar. Allah muhafaza eylesin. Ve onlar böyle tabiri caizse, nereye aidiyet kesbettiği belli olmayan, şaşkın, böyle tabiri caizse, hayvanlar gibidir onlar. Hani şimdi insanlar da ne o, inek veya koyun beslemediler ki. Şimdi mesela koyunlar vardır, sürüden ayrılmaz.
Sürünün bir lideri vardır, o nereye gidiyorsa bütün koyunlar oraya gider. Bazen şaşkın koyunlar vardır. Ne sürü tanır, ne anasını tanır, ne babasını tanır. Yani sürü burada bir bakmışsın o gitmiş başka yere. Şaşkın, kafası bulanık onun. Bazı hayvanlar vardır, kafası bulanıktır. Yani bir yere gidiyordur hayvanlar komple grup halinde. O onlara takılmaz. Ya kurt kapar onu, ya çakal kapar, ya köpekler ısırır onu parçalar. Ya da bir taraftan, o hani uymuyor ya çobana da, o bir uçurumdan aşağı düşer. Salak aptalın teki işte. Hayvanın böyle sala, delisi ayrıdır, sala ayrıdır. Hayvanın delisi ayrıdır, sala ayrıdır. Böyle salak vardır, hayvanların salakları vardır.
Bir çaklıktır ondan. İlk önce onu keseceksin. İlk kesilecek olan hayvandır o. Bak salak salak ortalıkta dolaşıyorsa eğer bir yere hani sürüye tabi olmuyorsa salaktır o. Kimisi delidir. Sürüye tabi olmaz, sürüye liderlik yapar. Bu ayrı bir şey. Ama böyle bunlar böyle işte şüphe eden, bu böyle gel git çalışan, gel git olanlar aynen böyle şüpheci, salak hayvanlara benzerler. Allah muhafaza eylesin. Nisa ayet 143 Münafıklar inkar ile iman arasında bocalamaktadırlar. Ne bunlara yani müminlere bağlanırlar, ne de şunlara kafirlere. Allah muhafaza eylesin. Ve onlar doğru yoldan saparlar. Doğru yol ne? Kur'an, sünnet, sıratı müstakim. Onlar oradan saparlar.
Senden dindenmiş gibi konuşabilirler. Hani ben diyorum ya, bu hadis inkarcıları, komple hadisleri inkar ettim etti. Diyorum, münafığın teki, kafirin teki. Sapmış yoldan. Yoldan sapmış. Sapkın. Ondan sonra o sohbette derken bir bakıyorsun, hem hadisleri inkar etmiş, hem de bir şeyi böyle teyit etmek için hadis söylüyor. Ya hadisleri inkar ettin ya sen. Neden hadis söylüyorsun şimdi? Bunun gibi. Allah muhafaza eylesin. İşi iki şıktan birini üstün tutar. Üstün tuttuğunu yaparsa o da yine haktandır. Bu akşamın sohbet merkezine geldik. İki şıktan birini tutar. İki şıktan birini tuttuğu da haktandır.
İki şık nedir? Birisi müminliktir, birisi kafirliktir. Ama ister müminliği tutsun, müminlik yolunu tutsun, ister kafirlik yolunu tutsun. İki yolun ikisi de haktır. Hak demek, doğru demek değil. Bunun altını bir koyalım, bir yerleştirelim. Evet. Hak demek, doğru demek değil. Ama bir kimse ister sırat-ı müstakimde gitsin dosdoğru yol, isterse kafirlikte gitsin. O yol da haktır. Yani o yolu da yaratan Allah'tır. Birisi vardır, o El-Hadi ismi şerifinin tecelliyatına rağm olmuştur. Birisi vardır, o da El-Mudil ismi şerifinin tecelliyatına koşmuştur.
İkisi de Cenab-ı Hakk'ın sıfatıdır. İkisi de Cenab-ı Hakk'ın ismidir. Birisi El-Hadi ismi şerifinin tecelliyatına rağm olmuş, ona doğru gider. Biz bunu yine Arabice konuşursak, ayağını sabitede El-Hadi ismi şerifinin terbiyesine girmiştir o kimse. Ayağını sabitede El-Hadi ismi şerifinin terbiyesine girdiyse, burada da, dünyada da o ayağını sabitedeki hakikatine doğru yol alır.
Burayı iyi dinleyin, bundan sonrakini. Nefes bile sesli almayın, burası insanın bir an ayağını kaydırır yapacak olduğum sohbet. Bir kimse ayağını sabitedeki bu dünyada, ayağını sabitedeki hakikatine doğru yol alır. Ayağını sabitede hangi elbiseyi gidip kendisi seçip giydiyse, bu dünyada o elbisenin hakikatini yaşar.
Bakın bu dünyada o elbisenin hakikatini yaşar. O zaman ayağını sabitesinde, kendi ayağını sabitesinde, biz kendi ayağını sabitesini olarak düşünelim. Bir insanın kendi ayağını sabitesinin hakikati El-Hadi ismi şerifinin tecelliyatıysa, o kimse El-Hadi ismi şerifinin terbiyesine girer. El-Hadi ismi şerifinin terbiyesiyle bu dünyasını tamamlar.
Haktır. Bir kimse El-Mudil ismi şerifini kendisine, o elbiseyi kendi ayağını sabitesinde, hakikatinde onu aldıysa, El-Mudil ism-i şerîfi onu terbiye eder, El-Mudil ismi şerifiyle bu dünyadan kafir olarak göçer. Hak mıdır? Haktır. Şimdi, Fatiha Suresi. Fatiha Suresi, meselenin özüne tabiri caizse mühür vurur. Fatiha Suresi, ayet 6 ve 7. Ne deriz her gün? Sen bizi doğru yola ilet. Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna.
Dikkat edin bakın, burada kendilerine nimet verdiğin kimselerin yolu. Arkadaşlar, canım kardeşlerim, ayet-i kerimeyi iyi dinleyin. Bizi doğru yoluna ilet. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna. Demek ki, bu doğru yol, kendisine nimet verilenlerin yolu.
Kim bu kendi, o zaman biz şunu seçeceğiz. Kendisine nimet verilenleri seçeceğiz. Hemen 7. ayet-i kerime, gazaba uğrayanların ve sapanların kına değil, delalet yani. Gazaba uğrayan, onun Arapçası ne? Vela dallîm. Yani delalette olanların yoluna değil. El-Mudil ismi şerifinin terbiyesinde olan, bu delalette olanlar. Delalette olanlar. Bunun her ikisi de hak mı? Her ikisi de hak. Ama Allah Celle Celaluhu birinden razı, birinden razı değil. Birini mükafatlandırıyor, bir yolda gideni, öbür yolu da benim yolum diyor.
Ama öbür yolda gideni cezalandırıyor. Diyor ki, bu yoldan giderseniz sizi cezalandırırım. Ama bu yoldan giderseniz sizi mükafatlandırırım. Burada yol seçimi kulun kendisine ait. Bir başkasına ait değil. Burada cebriyecilik yok. Burada kulun kendi iradesi var. Bir, biz ya delalette olanların yolunda gidiyoruz, ya da hidayette olanların yolunda gidiyoruz. Ve bu iki yolunda sahibi kim? Allah. Yani hem hadî ismi şerefi, hem de mudî ismi şerefi, Rabbimizin direkt has isimlerinden. Kendisine ait ve kendisine tabi olanları, yani bu isme tabi olanları, kendi yollarında Cenab-ı Hak terbiye ediyor.
Eğer hadî ismi şerifinin yoluna yürür, ona tabi olursan, hadî ismi şerifiyle beraber alt ismi şerifler var, onlarla seni terbiye ediyor. Mudî ismi şerifine sen yürüdüysen, onun da alt isimleri var, sıfatları var, onun terbiye ediyor. Ve akıbeti ne ise o yola girenin sonu ne olacaksa akıbetine, sonuna kadar onu götürüyor. Çünkü Hud suresi ayet 56, hareket eden, hareket eden, canlı cansız hiçbir varlık yoktur ki Allah onun perçeminden tutmamış olsun. Perçem dediğimizde alnı veya alnındaki saç perçemi, buradan çıkan saçlar veya alnı hiçbir şey yoktur ki Allah onun perçeminden tutmamış olsun. Yani insan, hayvan, börtü böcek, bitki, yıldızlar, uzay, var olan bütün her şey aklınıza ne gelirse hepsini de Cenab-ı Hak perçeminden tutmuştur.
Ve o perçeminden tutmadığı hiçbir şey yoktur. Ve hepsi de kendi ayağını sabitesinin hakikatine doğru yol aldırır. Sen El-Hadi ismi şerifinin tecelliyatına rağm olduysan, sen hakikat olarak ve akıbet olarak seni sonuna kadar götürür, terbiye eder. El-Mudil ismi şerifinin altına girdiysen, sen yine senin akıbetin sonun ne olacaksa oraya kadar seni terbiye eder.
O zaman buradaki yol seçimin sana ait ama gidecek olduğun yol hak. İkisi de Rabbinin yolu. Bakın ikisi de Rabbinin yolu. Birinden razı onu mükafatlandırıyor, birisinden razı değil onu cezalandırıyor. O zaman biz dua ediyoruz. Bizi gadaplandırdığın, cezalandırdığın kimselerin yolunda değil, bizi mükafatlandırdığın kimselerin rahmetine erdirdiğin, hidayetine erdirdiğin, lütfuna, ikramına, ihsanına erdirdiklerin yolundan eyle diyoruz.
Burada bizim duamız, bu minvalde biz aman o şeytanın, nefsin, heva, hevesin yolu olan ve o yolda gidenlerin cezaya uğradığı, o cehennemliklerin yolundan bize eylem ediyoruz, dua ediyoruz. Evet ve işte bu yolların arasında gelip giden insanlar var, bunlar tereddüt ehli. Bakın bunlar tereddüt ehli. O yüzden kah birisini bir gün öbür günü üstün tutuyor, kah ertesi gün onu üstün tutuyor. Bir türlü kendisine yol seçemiyor. Bu ne? Bu münafık oluyor o zaman. Kendisine yol seçemediğinden. Bu oyuna girdi çıktı yapıyor. Bir hidayet yoluna giriyor, oradan kalkıyor o delalet yoluna gidiyor, oradan kalkıyor hidayet yoluna gidiyor.
Allah muhafaza eylesin. Ve o münafıklar kendilerine bir şey isabet ederse iyilik bu Allah'tandır diyorlar. Ama kötülük isabet ettiğinde de diyorlar ki hayır peygambere diyorlar bu sendendir diye. Bir de işim var. Ama burada Nisa suresi ayet 78'de Cenab-ı Hak'ın Hz. Muhammed Mustafa'nın ağzından verdiği cevap muhteşem.
Konumuzla alakalı. Ey Muhammed de ki hepsi de Allah'tandır. Demek ki bize ne isabet ederse etsin bir şey isabet ediyor. Bize bizim dışımızdan geliyor çünkü. Bakın bize dışarıdan geliyor bu. Hastalık geldi. Allah'tan. Eğer senin bir katkın yok ise. İyilik Rabbinden. Ama bir kötülük geldi. Hayat-ı Kerim'in var ya. Ne diyor? Nefsinizden bilin. O kötülüğü yaratan ama kim yine? Allah. Kötülüğü yaratan kim? Allah. Ama diyor ki hepsi de Allah'tandır. Rahat suresi ayet dedi.
Kafirler peygamberlere, peygamber Rabbinden bir mucize inse ya derler. Sen ancak uyarıcısın. Dikkat edin buraya. Sen ancak bir uyarıcısın. Her ümmetin, her topluluğun, her kavmin bir doğru yolu göstereni vardır. Her topluluğun, her kavmin bir doğru yolu göstereni vardır.
İster hadi ism-i şerîfi tecelli etsin, ister mudil ism-i şerîfi tecelli etsin. Her iki yolunda bir nesi var? Yolu göstereni var. Birisi heva hevesine uymuş. Şeytan onun kulağına fısıldıyor. O da yol gösteriyor. Birisi Kur'an sünnete uymuş. Onun kulağına Allah fısıldıyor. O da insanlara sıratı müşte kim anlatıyor? Her topluluğun bir yol göstereni var. Siz bunu ümmet, siz bunu topluluk, siz bunu parti, siz bunu hizip, siz bunu silale, siz bunu mahalle, siz bunu böyle bir küçük bir topluluk olarak da görebilirsiniz. Hani üç beş arkadaş toplanıyor ama içlerinden bir tanesi lider pozisyonda.
Hadi oğlum lan bugün meyana'ya gidelim diyor. O topluluğun mır mırı lideri hükmünde yol gösterici. O insanları meyana'ya götürüyor. Öbürki de diyor ki hadi oğlum lan ne zamandan beri zikre gitmedik. Hadi gidelim bu akşam biz zikruluğa gidelim. O da o topluluğun yol göstericisi. Her topluluğun bir yol göstericisi var. Her ailenin bir yol göstericisi var. Asıl sıkıntı bu yol göstericilerde. El-Mudil ismi şerifine mi çalıştı? El-Hadi ismi şerifine mi çalıştı? El-Hadi ismi şerifine çalıştıysa Cennete sebep oldu. Cemalullah'a sebep oldu. El-Mudil ismi şerifinde çalıştıysa O zaman cehenneme gitti. Allah muhafaza eylesin.
Ama Hazreti Peygamberine diyor ki Şu railliki şüphesiz ki sen dosdoğru bir yolu gösteriyorsun. O zaman Kur'an'ın tabiriyle Hazreti Muhammed-i Mustafa Dosdoğru yolu gösteren bir peygamber Ve onun varisleri Ve onun peşinden gidenleri Yine o yol Şura 53 52'den 53'e geçtik. O yol Göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın yoludur. İyi bilin ki Bütün işler Allah'a döner. O zaman Sen sırat-ı müstakim olan O dosdoğru yolda gitmek istiyorsan O peygamberin çizmiş olduğu Tebliğ etmiş olduğu Yolda yürüyeceksin. O yol Allah'ın yolu.
Bakın Cenab-ı Hak Peygamberin yolunu Kendi üzerine aldı. Kendi üzerine atfetti. Dedi ki Peygamberin yolu Allah'ın yolu. O yüzden başka bir ayet-i kerimede de Dedi ki Peygamber'e itaat eden Bana itaat etmiştir. Peygamber'e itaat eden Bana itaat etmiştir. Başka bir ayet-i kerimede Ey Habibim de ki Eğer Allah'ı seviyorsanız Bana uyun de. Bakın Cenab-ı Hak Cenab-ı Hak Cenab-ı Hak ne yaptı? Peygamber'in yolunu Kendisine atfetti. Kendisinin Allah yolu olduğunu söyledi. Peygamber'in yolunu. O zaman Allah yolu dediğimiz yol Hz. Muhammed-i Mustafa'nın yolu.
Eğer Hz. Muhammed-i Mustafa'nın yolundan gitmezse bir kimse Gerçek manada Allah yoluna gitmemiş oldu. Sırat-ı mustakime uğramamış. Sırat-ı mustakimde yürümemiş oldu. Allah muhafaza eylesin. Ve yine Taha 50 Ayet-i kerime Rabbimiz Her şeye takdir ettiği şekli verip Sonra da doğru yolu gösterendir. Bunu da Musa Aleyhisselam'ın dilinden söylüyor. Demek ki Cenab-ı Hak Her türlü şeye Her şeye Bir şekil veriyor. Takdir etmiş. Hayvana hayvan şekli vermiş. Ve ona öğretmiş. Hayvanlığı öğretmiş. Bitkiye bitki şekli vermiş. Hangi bitki verdiyse. Ve ona bitkiliği terbiye etmiş. Onun kendi ayağını sabitesindeki Hakikatini ona terbiye etmiş.
Ve Cenab-ı Hak Hiçbir şeyin terbiyesini eksik bırakmamış. Bütün her şeyin terbiyesi tam. Bunda hiçbir şüphe yok. Her şeye Yaradılmış olan her şeyin Şeklini şemalini ölçüsünü Hukukunu belirlemiş. Yani o bitki ne kadar büyüyecekse Onun belirlemiş. Onun şeklini şemalini de belirlemiş. Ve belirlendiği şekilde Yokluk aleminden varlık alemine Hepsi de sudur etmiş. Ne bir eksik ne bir fazla. Ne bir eksik ne bir fazla. Her şeyi tam olarak. Bakın her şeyi tam olarak. O zaman gözünüzün gördüğü görmediği Varlık alemine çıkmış olan her şey Her şey Tamamlanmış bir şekilde çıktı.
Hesaplanmış bir şekilde çıktı. Ve Onların hepsinin de Yollarını Hepsinin de yolunu Allah gösterdi. Hayvana da gösterdi. Bitkilere de gösterdi. Dağlara, ovalara, göklere, yıldızlara, ayağa, güneşe Gözünün gördüğü görmediği Meleklere, cinni tayfesine, şeytana Hepsine de yollarını gösterdi. Yollarını öğretti. Yollarını onların terbiye etti. Hepsini de Terbiyesiz bırakmadı hiçbir şeyi. Ve her sıfat Kendince, kendi içselliğinde Tecelli ederekten Her şeyi Terbiye etti. Ve Hiçbir şey bu noktada Yarım yamalak kalmadı. İşte El-Mudil ism-i şerîfi de Delalette olanları Delalette terbiye etti.
Delalete doğru götürdü onları. O da vazifesini yerine getirdi. O da vazifesini yerine getirdikten O delalete gidenlerin Terbiye edip Bir güzel cehennemlik etti onları. Evet. O da vazifesini yerine getirdi. Can Aklının tereddüt içinde Bocalamasını istemezsen O pamuğu Can kulağına tıkma. Tıkma. Ki Allah'ın o muammalarını anlayasın. Gizlice ve açıkça söylenen sözleri İdrak edesin. O zaman Bizde bir akıl var. Bir de can aklı dediğim Manevi akıl dedim. Burada can aklı olarak geçiyor. Benim kalbi akıl dediğim bir akıl daha var. Mananın çalıştırdığı Mananın yürüttüğü akıl Manaya bağlı olan akıl İşte o aklın O aklın Tereddüt içinde Bocalanmasını istemiyorsan Sen diyor Can Kulağına O pamuğu tıkma.
O zaman Can kulağını aç. Mana kulağını aç. Mana gözünü aç. Mana kulağın Açılmazsa Mana gözün açılmazsa Sen tereddütten hiçbir zaman Kurtulamayacaksın. Kurtulamayacağın için Senin Cenab-ı Hakk'ın Muammalarını çözmen mümkün değil. Onları gizliden veya açıktan İşaretleri, rumuzları Anlaman mümkün değil.
Senin çünkü Can kulağın tıkalı Can kulağın Hidayete kapalı Can kulağın Hidayete kapalı olduğu için Sen tereddütten Kurtulamıyorsun. Zahirin Namaz kılarken Batının Namaz kılmıyor. Zahirin Zikrederken Batının Zikretmiyor. Zahirin Zahirin Senin başka yerde Dururken Batının Başka yerde Duruyor. Çünkü Can kulağın Açık değil. Can kulağın Neden açık değil? Ayet-i Kerime Ey Muhammed Gördün mü O heva ve Hevesini Kendisine İlah edineni? Ayet-i Kerime Açık Gördün mü O heva ve Hevesini Kendisine İlah edineni?
Ey Sufi Kardeşim Sözüm Sana Sözüm Sufilikten Dışarıda Olanlara Değil Can kulağını Aç Tereddüde Düşme Peygamberin Yoluna Sımsıkı Yapış Bence Böyle Olması Lazım Deyip de Kendi Aklını İlahlaştıranlardan Olma Bence Böyle Olması Lazım Deyip de Heva ve Hevesini İlahlaştıranlardan Olma Böyle Olduğun Müddetçe Senin Can kulağın Açılmayacak Böyle Olduğun Müddetçe Senin Kalbin İlhama Kapalı Olacak Senin Kalbin İlhamattan Bir Tecelliyat Almayacak Almayacak Ve Evet Sen Sufilik Yolunda
Yürüceksin Ve Sufilik Yolunda Yürürken Allah Alem İnanıyorum ki Sen Cennete Gideceksin Bakın Allah Alem İnanıyorum ki Sufilik Yolunda Gidenler Cennete Gidecekler Ama Bir Sufi İçin Cennet Asıl Amaç Değildir Bizim Asıl Amacımız Cemal Allah'a Ulaşmak Allah'ı Bilmek Allah'ı Tanımaktır Muammayı Çözmek Sırrın Sırrına Hakikatin Hakikatine Doğru Yürümektir Hakikatin Hakikatine Doğru Yürümek İstiyorsan Bu Can Kulağını Heva Hevese Kapat Senin İçin Şeytan Demiyorum Şeytana Kulağını Açanlar Kafirlerdir Mümin Kardeşler Sufi Kardeşler
İçin Bunu Söylemiyorum Bu Ağır Bir Şey Olur Ama Sufi Kardeşler Heva Ve Heveslerine Kendi Nefislerine Tabi Olmasınlar Can Kulaklarını Bu Manada Heva Ve Heves İle Dünyanın Süsü İle Dünyanın Şatafatı İle Dünyanın Şatahatı İle Dünya Zevkleri İle Bakın Dünya Zevkleri İle Can Kulaklarını Tıkamasınlar Bu Sözüm Sadece Sufi Kardeşlere Benim Sohbetim Sufilere Zaten Sufi Olmak İsteyenlere Sufilere Bunu Ben Bu Son Zaman Defaatle Söylüyorum Bizim Benim Sohbetim Sufi Olmak İsteyenlere Sufi Yolunda Gitmek İsteyenlere
Ben O kadar Çok Alim Bir Kimse Değilim Çünkü Çok Allema Bir Kimse Değilim Ben Fıkıhçı Değilim Ben Kelamcı Değilim Ben Tefsirci Değilim Ben Hadisci Değilim Ben Öyle Çok Değilim Ben Sufilik Yolunda Gitmeye Çalışan Garip Bir Sufi Olma Yolunda Yürüyen Bir Kimseyim Başka Hiçbir İddiam Yok Benim Ama O Yolda Yürüyecek Olanlara Acizane Nasihatim Var Kulağını Heva Hevese Kapa Kulağını Can Kulağını Nefsin Heva Ve Hevesine Üflemesine Kapa Zamanını Boşa Geçirme Allah'ı Zikret Kalbini Allah Sevgisine Yasla Muhammed Mustafa'yı Sev
Yüreğini Onun Sevgisine Yasla Seni Kurtaracak Olan Seni Kurtaracak Olan Bu Allah'ım Senin Sevgini Seni Sevenin Sevgisini Seni Sevdirenin Sevgisini Çölde Kalmış Bir Kimseye Soğuk Şerbeti Sevgili Kıldığın Gibi Bize Bize Sevgili Kıl Amin Bakın Allah'ım Senin Sevgini Seni Sevenin Sevgisini Kim Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesselam Çünkü Gelmiş Gelecek Geçmiş Ne Kadar Ademiyet Faslından Yaşamış Ne Kadar İnsan Var İse Varlık Var İse İnsi Cinsi Hiçbirisi De Allah'ı Sevmede Muhammed
Mustafa'yı Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerini Geçemez O Yüzden Allah'ım Senin Sevgini Seni Sevenin Sevgisini Bu Kim Birinci Derecede Muhammed Mustafa Ben Öyle Bu Hadis Hadis-i Kudsi Tefsir Ediyorum Kendi Nefsime Bu Benim Üçüncü Sevgi Seni Sevdirenin Sevgisi Kim Bunu Üstatlar Veliler Mürşidi Kamiller Veliler O Mürşidi Kamiller Üç Sevgi Allah'ım Senin Sevgini Habibinin Sevgisini Velilerin Sevgisini Mürşidi Kamillerin Sevgisini Bu Benim Anlayışım Hiç Kimse Bundan Sorumlu Değil Hiç Kimse Böyle İnanmak Zorunda Değil
Hür Herkes Ben Buna İnandım Bu Hadisi Kudsi İnandık Okuduktan Sonra Ben Kendimce Bunu Böyle Tefsir Ettim Böyle İnandım Böyle İman Dedim Dedim Mustafa Özbağ Üstadını Öyle Sev Ben Kendimce Öyle Gördüm Bunu Allah'ım Senin Sevgisini Senin Sevgini Seni Sevenin Sevgisini Ve Seni Sevdirenin Sevgisini Bize Bahşeyle Şimdi Böyle Olursa O Kimse Eğer O Zaman Kulağı Onun Kulağı Ne Oldu Manevi Akıl Kulağı O Zaman Açık Oldu Eğer Bu Sevgi Onda Olmazsa O Zaman O Kimse Ne Oldu Heva Ve Hevese Daldı Allah'ı Seviyorsan Tabi Olacaksın Yer
Belli Kur'an Meydanda Ve Kur'an Diyor Ki Peygamber'e Biat Et Ona İtaat Et Onun Yolundan Git Onu Sev Ona Hazreti Allah Ve Gökte Melekler Ona Salatu Selam Ederken Allah Ve Gökteki Melekler Onu Severken Sen Ona İman Edip Sen Ona İtaat Edip Sen Onu Salatu Selam Getirip Sen Onu Seversen Evet Sen O Can Kulağının Açılmasına Çok Büyük Bir Adım Attın Bu Yol Yalnız Gidilecek Bir Yol Değil Sana Bir Mürşid Gerek O Zaman Mürşidini De Mürşidini De Bu Mihvalde Seveceksin Kulağını Ona Vereceksin Can Kulağını Heva Hevesine Değil Bir
Anlık Heva Heves Seni Bin Yıl Geriye Götürür Bir Anlık Bir Anlık Sevda Sevmek Seni Bin Yıl İleri Götürür O Zaman Heva Ve Hevesine Tabi Olanlar Can Kulağını Açamazlar Ve Onların Kalpleri İlham Almaz olur O Allah'la Göremez Allah'la Duyamaz Allah'la Tutamaz Allah'la Yürüyemez Allah'la Konuşamaz Sebep Heva Hevesinin Kurbanı Oldu Allah Muhafaza Eylesin Böyle Yaparsan Yani O Peygamberlerin Varislerine Peygamber'e Tabi Olursan Peygamberin Varisi Olan Velilere Tabi Olursan Ve Onların Nasihatlerini Dinler Onların Ölçülerini
Kur'an Sünnet Ve Üstadının Ölçüsünü Kendine Ölçü Yürürsen O Zaman Bakın Hazreti Ömer Radıyallahu Han Hazretleri Ne Diyor Böyle Yaparsan Can Kulağı Vahiy Yeri Olur Dikkat Edin Can Kulağı Vahiy Yeri Olur Vahiy Nedir Soruyor Ve Cevap Veriyor Zahiri Duygudan Gizli Olan Söz Vahiy Şimdi Burayı Açmamız Lazım Şimdi Böyle Söyleyince Diyecekler Ki Ya Hani Vahiy Sadece Peygamberlere Yavaş Ol Sakin Ol İlimsiz Konuşma Bilgisiz Konuşma
Bilir Bilmez Laf Atma Ortaya Cahillini Gösterme Kur'an Konuşuyor Dikkat Et Kur'an Konuşuyor Şura Ayet 51 Şura Ayet 51 Allah Bir İnsanla Dikkat edin Ayet-i Kerime Bir İnsanla Ancak Vahiyyle Veya Perde Arkasından Konuşur Yahut Bir Elçi Gönderir De İzniyle Ona Dilediğini Vahyeder Şüphelisiz O Yüceler Yücesidir Hüküm Ve Hikmet Sahibidir Sufi Kardeş Dedim ya Sohbetim Sana Diye Sufilere Sohbetim Nefsime Ve
Sufilere Ayet Meydanda Şura 51 Allah Bir İnsanla Ancak Vahiyyle Yani Allah Direkt Ona Vahiyetti Aracı Yok İyi Dinle Kur'an Yani Allah Konuşuyor Allah Bir İnsanla İnsanla Diyor Bakın Bir Direkt Vahiyyle İki Perde Arkasından Üç Bir Elçi Gönderir Bir Elçi Gönderir Ve Ona Dilediğini Vahyeder Demek ki Üç Tane Vahiy Şekli Çıktı Önümüze Vahiy Tecelliyete Çıktı Bir Bir İnsana Direkt Vahyediyor Cenab-ı Hak Eyüp
Bükmüyorum Direkt Ayet-i Kerime'yi Söylüyorum Size Arapçası Olanlar Kur'an Bilgisi Olanlar Kur'an-ı Kerim Okumasını Bilenler Şura 51 Açıp Okuyabilirler Hafız Var mı İçimizde Nerede Hafızımız Gelmedi Mi Bugün Vay Kur'an-ı Kerim Düzgün Okuyan Bir Kimse Açsın Şura 51 Bakayım Şimdi bu sohbetin üzerine hiç kimse de ben düzgün okuyayım deyip de okumuyormuş Ahmet Aç oku bakayım Ahmet'e bir şey verin Mikrofon verin Şura 51 Buldun mu?
Buldum efendim Haydi bakayım Bismillah Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Ve mâ kâne Vemâ kâne L'ibeşerin En yükellimullâhi En Yükellimehullâhi İllâ vahyen Ev Minverâ'i Hicâben Hicâbin Ev yürsile Veya Ev yürsile Resûlen Feyyûhiyye Bi'iznihi Mâ yâşâ'ı İnnehû Aliyyün Hakîm Vahyen Sadakallâhul azîm Vahyen Yani vahiy İllâ vahyen Diyor
İllâ vahyen Yani İllâ Bastırıyor üstüne Evet Allah vahyeder Allah vahyeder Kur'an'ın dili bu Allah vahyediyor Nasıl? Ya bir insana direkt vahyediyor Ya bir hicâben dedi ya Hicâb burada perde Hicâben dedi Bir perdenin arkasından vahyediyor Ya da Resûlü dedi Orada Evet Ya da bir Buradaki Resûl Elçinin üzerinden vahyediyor Yürsile Resûlün diyor Yani Risaletle vazifelendirilmiş Evet Peygamberlikle vazifelendirilmiş Bir peygamberin Resûlün üzerinden vahyediyor Evet Şimdi o zaman bu üç şekil vahyi var Bir insana vahyediyor
Efendim çok özür dilerim Bu vahiydeki Hani baş tarafı Yükellimehullâhu Yani kelam Kelam lafzı geçiyor orada Evet Allah konuşuyor işte Evet Yani bizzat Kelamla Bizzat kelamla Konuşarak da Vahiy konuşma zaten Evet Konuşuyor Allah konuşur Çıldırıyor millet Ben böyle deyince Allah konuşur İlham İlhamen demiyor Yok Kelime Kelime Yükellim Allah Yükellim Kelime Konuşuyor Nasıl?
Vahiy olarak konuşuyor Şimdi Biz bunu anlatırken hep Hani peygamberlere indirilen vahiy gibi algılanmasın diye Burada ilham olarak biz bunu nitelendiriyoruz Ama bunun aslı ne? Vahiy Allah ona vahyetti Ve bu neymiş? Birincisi o zaman Vahiy yoluyla konuşma Allah bir insanla vahiy yolunda konuşur mu? Evet Ve bir elçi bulunmadan Bir Bir elçi bulunmadan Allah Peygamberine de bu şekilde vahyeder mi? Evet Bir elçi bulunmadan Allah Musa'nın annesine de vahyetti mi?
Evet Bir elçi bulunmadan Allah arıya da vahyetti mi? Evet Bir elçi bulunmadan Allah göklere vahyetti mi? Evet Bir elçi bulunmadan Allah hayvanlara vahyetti mi? Evet Allah bitkilere vahyetti mi? Evet Uzaya, güneşe, yıldızlara, dünyaya vahyetti mi? Evet Bakın Burada Herhangi bir elçi yok Herhangi bir aracı yok Herhangi bir arada Laf getiren, götüren bir şey yok Bu sadece Peygamberlere has bir şey değil Bu vahy yolu Bu sadece Peygamberlere has bir vahy yolu değil Bu vahy yolu Bütün varlığa açık olan vahy yolu Ve Allah
Orada diyor ya Konuşuyor Canım sufi kardeşim benim Sözüm sana Eğer can kulağını sen açarsan Allah seninle konuşur Tereddütün kalmaz Can gözünü açarsan Allah senin gözünün önüne Hakikati koyar Senin tereddütün ortadan kalkar Benim derdim bu Benim derdim bu Biz peygamber yetiştirmiyoruz Bizim böyle bir derdimiz yok Biz insanlar Allah'a dost olsun Allah'ın velisi olsun diye uğraşıyoruz Bu O kimsenin kulağından Nefis pamuğunun Heva heves pamuğunun Can kulağından Çıkıp
Çıkıp Can kulağından Heva heves pamuğu Nefis pamuğu Dünya şatağıtı Dünya gösterişi Dünyanın ona cilvelenmesi Makam, mevki, para, pul Onun gözünün önünde cilvelenip Onu hakikatten uzaklaştırması Sufinin hastalığı bu Eğer normalde bunlara Kulağını tıkarsa Allah Celle Celaluhu Onun canına vahyedecek Yani kalbine vahyedecek Doğruyu, hakikati, iyiyi, güzeli ona gösterecek O gözüyle, normal çıplak gözüyle değil O mana gözüyle görecek O mana kulağıyla duyacak O zaman Fatiha'nın sırrına erecek Erebildiği yere kadar O zaman o ayetlerin muammasını çözmeye başlayacak
O zaman varlığın hakikatini çözmeye başlayacak O zaman kendi nefsinin hakikatini çözmeye başlayacak O kalbe o vahiy gelmediği müddetçe Bunu çözemeyecek İster ona şeyhlik icazeti ver İsterse onun 10 tane şeyhlik icazeti olsun Eğer onun kalbinde bu kapı aralanmadıysa Eğer onun can gözü açılmadıysa Eğer onun can kulağı işitmez halde ise O zaman sınıfta kalacak Ama can gözü açıldıysa Hakikati görmeye başladıysa Ve can kulağı açıldıysa Hakikati duymaya başladıysa İşte o sırat-ı mustakimde gittiğinin delilini görecek Ve sen asla asla asla Allah'ı Resulullah'ı ve sen üstadını o mürşidinin o söylediklerini kenara atma
Can kulağıyla onu dinle Can kulağıyla itaat et Can kulağıyla gözünü ve kulağını Can gözünü ve can kulağını ona yasla İkincisi ne? Vahyin perde arkasından konuşması Onu da açıklayalım da Bakın Allah insana da vahyedermiş mi? Evet Ya Allah x kimseye vahyetmiş Yok ya Ya inkar etme Allah vahyeder kardeşim Arıya vahyeden Allah kendi dostuna mı vahyetmeyecek?
Arıya vahyeden Allah Buluta vahyeden Allah Rüzgara vahyeden Allah Taşa toprağa vahyeden Allah Neden mümin bir kuluna vahyetmesin ki kuluna? Neden kendi dostuna vahyetmesin ki? O da diyor ki zaten Duyan gözüm Pardon Duyan kulağıyım Gören gözüm Tutan eliyim diyor Tutan eliyim Yürüyen ayağıyım Söyleyen diliyim O benimle görür O hale gelen dostu için diyor ki benimle görür Benimle duyar Benimle tutar Benimle yürür Benimle konuşur Ayet-i kerime de diyor ki Allah onunla konuşur
Ayet-i kerime Ayet-i kerime Mustafa Özbağ'ın sözü değil Hani Mustafa Özbağ Fobisi var ya Mustafa Özbağ doğruyu söylerse kabul etmeyecek adam Böyle bir saplantısı var Allah söylüyor Evet Cenab-ı Hak bir perdenin arkasından hicab diye okudu ya ayet-i kerime Hicab perde Bir perdenin arkasından da vahyeder mi? Evet Musa'ya vahyetti ya böyle Kasas suresi ayet 30 Musa ateşin yanına gelince Mukaddes yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle nida edildi Ey Musa ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım Ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım Musa'ya ağacın arkasından vahyetti Ağaç önünde hicab perde oldu Sütre oldu Ve Musa ağaca döndü Ve rivayet edilir ki o ağaç zeytin ağacı O yüzden zeytin mübarek bir meyvedir Bol bol yiyin Her şeyinden faydalanın
Evet Zeytinin her şeyinden faydalanın Delice zeytinin yapraklarını alın çay yapın kansere şifadır Virüslere şifadır Her türlü böyle virüslere delice zeytinin yaprağı Delice zeytinin Deliceyi bilir misiniz? Bilmeyenler eline kalırsın Vay Evet Normal aşılanmış zeytinin dibinden Bir ta oradan bir filiş çıkar Biz ona bayındır da piş deriz Ben bunu açık açık konuşayım da Bizim orada böyle delice Aşılanmış zeytinin dibinden Bir tane bir filiş çıkar Bizim orada ona piş denir Bu dili bu Bayındır'ın dili Kabul etmeyen Maks'ın yoluna
Bayındır merkez Akıllı olsun herkese Değil mi İsmail? Eyvallah Şimdi onun yaprakları Veyahut da mesela Kuş Börtü böcek Bir zeytini alır Bu kara tovuklar vardır Kuşlar Sığırcıklar vardır Bortak deriz biz Ayrı kuşlar vardır Bunlar böyle Zeytini çok sever Bunlar zeytini alır Dağın başına Oraya buraya uçarken Düşürürler zeytini Olgunlaşmış zeytini O zeytin Dağın başına Kayanın başında bile çıkar o Bir yerde çıkar aşısız Delice zeytin Onun yaprakları Çok şifalıdır Onun yaprakları İster taze İster kurutulmuş Bakın Zeytin yaprağı şifalıdır
Delice zeytin yaprağı Bu virüslere karşı şifalıdır Kansere Virüslere Her türlü virüse Şifadır Demirtaşlılar Şimdi onlarda zeytin var İyidir sizde de zeytin var Değil mi? Evet Bursa'da zeytin var Millet delice zeytinleri Sıyıracak şimdi yapraklarına Sıyırın kurutun Mevsimi şimdi kururdu o Bu mevsim Çok şifalıdır İnşallah Şimdi Rivayet edilir ki Musa'ya Zeytin ağacının arkasından Vahyetti Bakara'da zeytine Yemin etti ya Zeytuni Değil mi?
Bakara'nın başında öyle değil mi? Ve zeytuni Tin suresi Tin suresi Evet Onu incire dedi değil mi? Evet efendim Ve tine ve zeytuni Ve tine ve zeytuni Evet Evet İncire ve zeytine yemin olsun Evet Bağla iste Sufi olunca Böyle sufi bağlantısı Müteşabih Oradan onu bağlarsın Oradan onu bağlarsın Adamın kafası uçar gider Ulan Musa'ya Vahyetti Nereden? Zeytinden Zeytini nereye götürdük? Tin suresinde Tin suresinde Zeytine yemin etti Neden? Çünkü onun arkasından Vahyetti Mübarek bir ağaç olmasaydı Onun arkasından Vahyeder miydi? Neden? Zakkum'ın arkasından Değildi Zeytin'in arkasından Efendim Zeytinin Yemininin arkasından Ve turi sinina Ve herhal beledil emin Diye de geliyor zaten Turi sinaya geçiyor orada Yaa Nereden nereye?
Bağla istedin Evet Ve ne yaptı? Musa'ya Bir hicabın Yani bir perdenin Arkasından Vahyetti Yani Zeytin ağacının Arkasından Vahyetti Zeytin ağaçlarını Takip edin Mitolojik olarak Zeytin ağaçlarına Takip edin Mesela bazı yerlerde Zeytin Olmayan yerlerde Zeytinin olması Zeytin ağaçlarının olması Kıyamet elametidir Onu başka bir Sohbetten anlatalım Şimdi Üçüncü Vahy neydi?
Elçi gönderip Tebliğde bulunacak olan Tebliğde Bulunacak olan O peygamberlere Ne yapıyor? Bir Melek vasıtasıyla Vahy ediyor Demek ki Üç türlü Vahyi var Sondan Ayeti kerimeyi Baştan sona alayım Evet Bir İnsanlara Vahy ediyor Kelimeyle Konuşuyor İnsanla İnsanla Konuşan bir Allah'a İman ettik Evet İki Ne?
Evet Bir Perdenin Hicabın Arkasından Konuşuyor Üç Bir peygambere Bir elçi Vasıtasıyla Bir melek Vasıtasıyla Vahy ediyor Demek ki Üç türlü Vahyi var Ve Hazreti Ömer Efendimiz diyor ki O Müriden Diyor Ömer İyi bir Mürşitti Hazreti Bir Ve diyor Önünde iyi bir Sufi adayı Gördü Ve ona İyi bir Sufi adayına Anlattı Gizli sırları Öğretmeye Başladı Varlığın Sırlarını Aktardı Ona Ve o Ne dedi Eğer Sen Can Kulağını Heva Hevese Ve Nefsaniyete Kapatırsan O zaman Sana Allah
Vahyeder Dedi Doğruyu Gösterir Sana İyi gösterir Kur'an'ın Kelimelerini Değiştirmeyelim Kur'an'ın Ayetlerini Eyüp Bükmeyelim Kur'an'ın Kelimelerini Değiştirmeyelim Eyüp Eyüp Bükmeyelim Ayetleri Olduğu Gibi Söyleyelim Allah İnsana Vahyeder Allah İnsanla Konuşur Eğer Senin Can kulağın Açık ise Duyarsın Kalbin Çalışmaya Başladıysa Duyarsın Onu Duyan Kalp Kulağıdır O Hakikati Gören Kalp Gözüdür O zaman Sakın Bunu İnkar Etme Sakın Bunu İnkar Edersen Sen Ayet-i Kerime'yi İnkar Etmiş Olursun Ki
Küfre Düşersin Bunda Şek Şüphe Etme Bunda Şek Şüphe Edersen Münafık Olursun Bunda Gel git Yaşama Gel git Yaşarsan Münafık Olursun İman Et Allah Allah İnsan İnsanlara Vahyeder İman Et Allah Her Topluluğa Bir Nasihat Edici Doğru Yolu Gösterici Göndermiştir İman Et Hiçbir Varlık Aleminde Topluluk Yoktur Ki Allah Allah Sıratı Mustakimi Göstermemiş Olsun Eyvallah Ve Peygamberin Üzerinde Şek Şüphe Yapma Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Hazretlerinin Hadisi Şerifleri
Ve Sünneti Seniyesi Vahiydir Onun Sünnetini İnkar Etmen Vahyi İnkardır Bunu Göz Göre Göre Yapma Göz Göre Göre Vahyi İnkar Etme Çünkü Necm Suresinde Cenab-ı Hak Buyurdu Peygamberi İle Alakalı O Heva Ve Hevesinden Arzusundan Konuşmaz Onun Konuştuğu Her Şey Allah Tarafından Vahy Edilendir Dedi Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Hazretlerine Bu Üç Vahyin Üçü Tecelli Etmiştir Bu Üç Vahyi Şeklinin Üçü De Hazreti Muhammed Mustafa'ya Tecelli Etmiştir O Yüzden Hazreti Muhammed
Mustafa Bütün Peygamberlerin Bütün Peygamberlerin En Üstünde En Faziletlisi Ve Bütün İnsanların Da En Faziletlisi Ve Yaratılmış En Faziletlisidir Peygamberlerin En Faziletlisidir Allah Ona Hem Doğrudan Vahyetmiştir Hem Perde Arkasından Vahyetmiştir Hem De Ona Cebrail Aleyhisselam Vasıtasıyla Vahyetmiştir Vahyide Kemalat Hazreti Muhammed Mustafa'nın Üzerindedir O Yüzden Onun Hadislerini İnkar Edenler Kafirlerin Ta Kendileridir Çünkü Vahyi İnkar Ediyorlar Ayet-i Kerim İnkar Etmiş Oluyor Necim Suresinde O Kendi Arzu Ve
Hevasından Hiç Konuşmaz Onun Her Konuştuğu Allah Tarafından Vahyedilen Vahyiden Başka Bir Şey Değildir Ayet-i Kerime Bu Buradaki Ayet-i Kerimede Cenab-ı Hak Vahyi Sınıflandırmamış Üç Vahyin Üçünde Cem Etmiş Burada Üç Vahyin Üçünü Hazreti Muhammed Mustafa'nın Sallallahu Aleyhi Vessellem Hazretinin Üzerinde Cem Etmiş Muhammed Mustafa'ya Uymak Bu Yüzden Fars O Yüzden Cenab-ı Hak Ayet-i Kerimede Dedi ki O Peygamberin Yolu Benim Yolumdur O Yüzden O Peygamber'e Uyan Bana Uymuştur Dedi Demek ki Sünnet-i Seniye Onun Hadis-i Şeriflerine
Uymak Onun Sünnet-i Seniyesine Uymak Can Kulağının Açılmasına Can Gözünün Açılmasına En Büyük En Büyük Etkenlerden Birisidir Sen Ona Tabi Olmazsan Senin Can Kulağın Çalışmaya Başlamaz Sen Ona Tabi Olmazsan Senin Can Gözün Görmez O Yüzden Cenab-ı Hak Çok Ayet-i Kerimede Allah'a İtaat Edin Resulüne İtaat Edin Çok Ayet-i Kerimede Ardı Ardına Söyledi Allah'a İtaat Edin Resulüne İtaat Edin Sonra Ayet-i Kerimede Dedi ki Başka Bir Ayet-i Kerimede Sizden Olan Emir Sahiplerine İtaat Edin O Zaman O Hadis-i Kudsi İle Birleştirdik
Allah'ım Senin Sevgini Seni Sevenin Sevgisini Seni Sevdirenin Sevgisini Allah'a İtaat Edin Resulüne İtaat Edin Sizden Olan Emir Sahiplerine İtaat Edin Can Gözünüzün Açılmasının Yolu Bu Can Kulağınızın Açılmasının Yolu Bu Eğer Kulağınıza Vahyin Seslenmesini Yani Allah'ın Konuşmasını İstiyorsanız Yol Bu Yol Bu Allah İnsana Vahyeder Mi Ayette Sabit Vahyeder Uyanın Gözünüzü Başka Yerlere Çevirme Ayet-i Kerime Meydanda Ben
Yeni Bir Din Anlatmıyorum Size Ben Kur'an Ve Sünnet Anlatıyorum Size İşte Ayetleri Söyledim Ayetleri Anlattım Size Başka Bir şey Anlatmıyorum Allah Bizi Affetsin Bir Vahyi Daha Var Bu Da Ne Şeytanın Vahyi Fısıldaması Delalette Olanlara Onlara Da Geliyor Geliyor Kim Yapıyor Bunu Şeytan Yapıyor Bunu Da Anlatmıyorum Sizinle Mücadele Etmeleri İçin Dostlarına Fısıldar Eğer Onlara Uyarsanız Muhakkak Ki Allah'a Ortak
Koşanlardan Olursunuz Eğer Sen Kulağını Manevi Kulağını Allah'a Resulüne Ve üstadına Dayamazsan Şeytana Dayamış Olursun Onun Da Velileri Var mı Evliyaları Var mı Evet Ayet-i Kerime De Öyle Diyor Zaten Onlar Diyor Onlar Da Delalette Gidenlerin Evliyaları Olur Onun Da Ortalıkta Dolaşan Evliyaları Var mı Şeytanın Evliyaları Var Ne Diyor Caner Taslaman Bütün Hadisleri İnkar Ediyor Şeytanın Velisi Hadisleri İnkar Edenlerin Hepsi De Neymiş Şeytanın Velisiymiş Mezhepleri İnkar
Eden Komple Kimmiş Şeytanın Velisiymiş Ayet-i Kerimelerin Bazılarını Yok sayanlar Neymiş Şeytanın Velisiymiş Evet Şeytan da onları Fısıldıyor Şeytan da ona Fısıldıyor Haramları Methedeni Kim fısıldıyor Şeytan fısıldıyor Harama yönlendiren Kim Şeytan fısıldıyor Allah Şeytanı Uyanlardan Bizleri Muhafaza Elesin Hakkınızı Helal edin Bizden yana da Helal Hoş olsun İnşallah Allah İzin verirse İnşallah Önümüzdeki hafta Kaldığımız yerden Devam Edeceğiz İnşallah Can Can kulağıyla Can gözü Zahiri Duyguya Yabancıdır O duygu Bu duygudan
Bambaşkadır Akıl ve duygu Kulağı Bu hususta Müflistir Yani iflas etmiştir Buradan devam Edeceğiz İnşallah Hakkınızı helal edin Tekrar El Fatiha Muhammaz Salamat
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.