mustafaozbag.org

195. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 24 Şubat 2012 · 1:18:49

Görüştüm, görüşemezdim, beş, üç, bağlantınız, numara koşsun. Aaaa. Bir haftalık. Bir, buçuk hafta mı? İki ders mi yapalım? Kaç? İki ders yapalım. Çok uzun geliyor böyle. Tabii iki ders yapalım, uzun. İçimizde var. Alışmamış. İki dersleri katıl ediyoruz. Allah! Allah! Bir haftalık günlüklerinizi unutacağız neredeyse ya. Ne bileyim ben? Bismillah.
Yok mu sorusu olmaz mı? Abi cemaat tarihinde namaz kılarken abdesti durulursak, konuşmadan abdest alıp gelip namazı duram edebilirim. Aynı şey kendi başına namaz kılarken de geçerli mi abi? Geçerli. Arzı ve sünnet için fark ediyor mu? Hiç değişmez. Kaldı yerden devam ediyor. Namazın içerisinde abdesti bozulursa, dünya kelamı konuşmuyor. Hem abdesti bozduğunu alır, veya bozulacağını selam verir. Gider, abdestini alır, dünya kelamı konuşmadan gelir, namaza kaldığı yerden devam eder. Anayipi'ye girer. Çünkü ama, bunu kullanıp kullanması hakikası gerekiyor. Ne oldu? Tabi Ta'la suresinde, 112 derler kerimede, Adem aleyhisselam biz ahit vermiştik diyor. Onu unuttu, sabredenlerden bulmak.
Ahit verdik cennette, işte o ağaca yaklaşma, o ağaca yaklaşmazsa, ebedi olarak, yiyin, için, dolaşın, yaşayın dedi. Ahit verdik dedi o. O da, işte ahlinde durmadı diyor, sözünde durmadı, ağaca yaklaştırdı, meyveye yaklaştırdı, işte neyse, onun hakkında rivayet var, ona yaklaştırıyor. Oradan ahiti bozmuş onu. Diğer sınıfın, diğer sınıfın, diğer sınıfın, yanlışlığı, sualda hatırlayıp, seri seri sualda, yaptığını, nazar etmişiz olunca olur. Var mı? Onun üzerinde tartışma var. Yani normalde, tartışma var derken, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin, gaflette, durması, yanılması düşünülemez.
Ama eğer böyle bir şey olduysa, dahi, bu, ümmete, seyif secdesinin, zahire gösterebilmesi için, hikmet olabilir. Ben, buna katılmıyorum. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin, namazda, gaflete düşeceğine de katılmıyor. Ama seyif secdesinin, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini, göstermiştir ümmete. Tarif etmiştir, daha doğrusu, seyif secdesini, nasıl yöneceğine dair. Ama, ben, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bu noktada, namazda seyif secdesini gerektirecek olan, arzın tehlili, sünnetin terti noktasında, bir ibadet edeceğine inandı. Yani, bazıları, Peygamber de hata yaptı, Peygamber de gaflete düştü, noktasını, şey yapmak için, özellikle bunu ortaya sürmek için, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde, bu noktada, şüphe, şüphe kurmak için, bunu öne sürüyorlar.
Bu, bunun bir şey değil. O zaman ağabey, Peygamber yavrumda, ayet olarak okul, okul yapmamıştırına dair, bir söz var, namaz kıldırırken, cekte olarak okurken, yanlışlık. Yok. Yok. Yani, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde, yani, insanlara verip, sizin yüzünüzde yanlışlık, beni, bir kurum noktasında görmediniz. Yok. Yani, bu özellikle mesela, bu tip meselelerin normal, yani, arkasından gerçek olan, meseleye girmeyen bir kimse, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde, ya olabilir, ya olabilir, o da bir, gaflet noktası düşebilir diye düşündüğü anda, tecid iman gerekiyor.
Çünkü, ayetten sabit, Allah diyor ki, o hiç heva-i hevesinden konuşmadı. O bizim emrederimizi yerine götürdü. Şimdi, öyle bir şey olunca, o hiç heva-i hevesi düşmeli diyor. Heva-i hevesi düşmeyen bir kimsenin, bu, ayetten sabit bakın burası. Allah, Peygamberini, Kur'an'la koruyor, ayetle koruyor. Çünkü, Peygamber korunmazsa, Kur'an'la korunmayacak çünkü. Bak, Peygamber korunmazsa, Kur'an'la korunmamış olacak. Peygamberin üzerinde bir şüphe olursa, Kur'an'ın üzerinde de şüphe olacak. Ya biz şimdi, Peygamber sallallahu aleyhi ve selam'la tembih üzerinde, ya olabilir, kaflete düşmüştür, dediğimiz anda, o zaman, kafletten bir ayet-i kerimeye dokunmuştur, diyeceğiz o.
Sonu oraya gidecek onun. Onun sonunu oraya götürüyorlar zaten. Bu, normalde, dünya üzerindeki, İslam'la mücadele eden, kafirlerin gavurlarını oynamak. sorun oyunu bu. Yani, bizim İslam dininin içerisinde, Müslümanların içerisinde, ilmi bir mesele olmaktan çıkmıştık. Burada, ördürü bir savaş var. Ve, Müslümanlar bu savaşı görmediklerinden dolayı, her makul bir şeymiş sanırlar. Peygamber, bizim kafamızda tasavvur ettiğimiz noktada, bir peygamber değil. O peygamber ki, Kur'an onu, Kur'an onu, tasdikliyor, ve Kur'an tarafından, bunun ne olduğunu tespit ediliyor. Ve Allah diyor ki, Kur'an'da ona, o hiç hata, kusur istemedi. Biz onun üzerinde bir yanılgı, onun üzerinde bir şaşırma, onun üzerinde bir gaflet düşünemeyiz.
Anlaşıldı mı? Böyle bir şey söz konusu değil. Çünkü onun arkasını getirebiliyorlar. Allah muhafaza etsin. Allah razı olsun, iyi olur böyle bir meseleyi açtın. Olur mu olur mu? Belki de, bu meseleden haber olan var mı? Elini kalırsa. Bir, iki, üç kişi. Yani normalde bu meseleden, bu meselelerden herkesin haberi yoktur. Anlaşıldı mı? Bunun arkasındaki, oyunları görmeyen insanlar, makul bir şeymiş gibi olur. Allah muhafaza eylesin. Anlaşıldı mı? Çocuk Türk normatifliği sesine geçti. Ya. Yani bu ayet konusunda. Oradan ne sileyecek? Ya. Acı bir şey yapalım. Yani biz, bakın şunu unutmayın. Hayatımızın herhangi bir döneminde olabilir.
Nerede bursa olsun bu? Peygamber Sadullah ve Mesele Manzetleri'nin bir meselede yanıldığı, bir meselede gaflete düştüğü, bir başkaları tarafından, bir başkaları tarafından iddia edilirse, o zaman o yanıldığı veya gaflete düştüğü meselede var ise arkasında başka şeyler de gelir. Kalaşıldı. Allah muhafaza eylesin. Hani işte, mesela on dokuzcular var ya, on dokuzcular diyorlar ki, işte, Hamis Sido, son iki ayeti, Tövbe Suresi'nin son iki ayetini, onlar diyorlar ki, Kur'an'da yok.
Bunu diyorlar, peygamber kendi kafasından üretti, türetti, oraya koydu diyorlar. Şimdi biz onu neresinden tutacağız? Anladın mı meseleyi? Ha! Biz eğer Peygamber Sadullah ve Mesele Manzetleri üzerinden, böyle şüpheye düşürdüğü bir şey koyar isek, Allah muhafaza eylesin. Onun arkasında toparlanmaz kargası. Mesela insanlar Kur'an'dan şüphe etmeyen meselede. Zaten kafirlerin amacı da o. Yani bakın, Dünya üzerinde, şuanda müşrikler, kafirler, direk böyle, İslam'ı reddetmiyorlar. Yani direk İslam ismini de kullanıyorlar. Mesela ne kullandılar? Meşhur. Biz terörle mücadele ediyoruz diyorlar. Öyle değil mi? Terörle mücadele ettikler kim?
Afganistan, Irak var. Terörle mücadele ettiği kimseler, Müslüman kimseler. Yanlışsın lan adam. Yani onların tanımlamasına göre, onların tanımlandığı noktaya göre Kurtuluş Savaşı'nı yapanlar, terörist onların tanımlamalarına göre. Yani Kurtuluş Savaşı'nı, Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştiren kimse, Atatürk tek başına değil ki. Mecliste yüz kusur tane şeyh var. 50-60 tane alim var mecliste, ilk mecliste. Ve Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştiren paşaların hepsi de, Osmanlı'nın paşası, hepsi de namazında abdestinde, hepsi de derviş. Hepsi de bir şeyhe iltisap etmiş vaziyette. Ve o günkü Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştiren insanlar da öyle. Yani Çanakkale'yi gerçekleştiren insanlar da öyle.
Hepsi de bunların namazında, abdestinde, orucunda. Ve memleketini savunuyorlar, dinlerini savunuyorlar. Memleketlerini kurtarmak için savaşıyorlar. O insanlar buraya kafirler gelmiş, bunu zapt etmiş, onlarla mücadele ediyorlar, savaşıyorlar. Memleketlerini kurtarmak için, dinlerini yaşamak için, namuslarını kurtarmak için. Eğer ki biz bugün Irak'ta Amerikan işgaline karşı savaşan kimselere terörist dersek, o zaman biz ikileme düşeceğiz. O zaman bizinkiler de terörist. Filistin'de Yahudilere karşı mücadele eden, kendi vatanını, kendi topraklarını, kendi özgürlüğünü ve dinini yaşamak isteyen Filistinlilere terörist dersek, o zaman benim dedem de terörist.
benim dedem de Yunan'ı koğlamak için savaşmış mesela. Yani o zaman için o savaşanlar mücadele eder, bütün dedelerimiz terörist o zaman. Dünya üzerinde oynanan bir oyun var. Bu oynanan oyunda mücadele eden Müslümanlar, bakın dini, dini uğruna, dinini yaşama ve yaşatma noktasında mücadele koyuyorsa bir kimse, ona kafirler şu anda terörist damgasına uluyorlar. Ve diyorlar ki biz terörle mücadele ediyoruz. Burada bir oyun var işin arkasında. Ve bütün, biz hepimiz de diyoruz ki Irak'ta Amerika terörle mücadele ediyor. Ya kardeşim ne iş var adamın Irak'ta terörle mücadele edecek? Ama adam bize şunu söylüyor. Biz bundan sonra terörü çıktığı yerde boğmaya çalışacağız. Biz terörü çıktığı yerde mücadele edeceğiz.
O zaman o anlayışa göre Müslüman'ın bulunduğu her yer terörist yuvası. O anlayışını da zaten gerçekleştiriyor. Pakistan'da daha geçen gün haberlerde seyrettik. Hepimiz seyrettik öyle değil mi? Bir medreseyi üzerlerine adam yerle bir etti. Medresenin kim olduğuna bakmadı. Ve medresenin önerilerinin yüzde doksanı on üç, on beş yaşında çocuklar. Ha o zaman burada bir şey var. Önümüze sürülen deccal'ın bir dayatması var. Hadis-i şerifte diyor ki ahir zamanda deccal öyle bir haber yalan çıkarır. Noa yalan diyor en kısa zamanda bütün bilmem nereye kadar ulaşır. Deccal böyle haber ulaştırır diyor. Şimdi deccal öyle haber ulaştırır dedikler, bizim eski şeyhlerimiz, eski alimlerimiz böyle bir kafalarında böyle bir şey oluşturmuşlar.
şahıs, yani bu şahıs bu haberi böyle ulaştıracak. Onu şu anda sistem yapıyor. Yani sistem ne? Haberleşme sistemi, medya. Ve medya ile adam sizin çok makul, çok makul, mümin, dindar bir Müslümanı terörist haline getirebiliyor. Medya ile yapıyor bunu. Ve Müslümanlar da buna kanıyorlar. Buna inanıyorlar. İşin acı tarafı bu. Ve masummuş gibi görünüyor. Bunun gibi böyle oyunlar var. İşte masummuş gibi ne? İşte peygamber de hata yapabilir ya. Masum öyle değil mi? Veya ilmi bir tartışmaymış gibi, dini bir masum tartışmaymış gibi değil. Onun arkasından peygamber sabunlarla veselene mahzretlerini indirecek aşağıya. Ve hadis-i şeritleri indirecek.
Ve hadis-i şeritlere karşı şu anda savaşta ileri noktadalar bizden. Yanılıyansız bizden ileri noktadalar. bizim içimizden bazı satılmış münafık, şerefsiz insanları avladılar. Ve onlar çok rahat bir şekilde hadisleri reddediyorlar. Ve hadisleri reddeden Müslümanım diye kardeşlerimiz var bizim şimdi. İslam dünyasında. O zaman meseleyi geriye çekilip bir bütün halinde baktığımızda ya diyorsun ya bu adamlar resmen hadisleri reddediyorlar. Yani hadis-i şerit yok diyor adamdır. Yani peygamber yaşamıştır da söylemiştir de ama bize Kur'an yeter diyor. Kur'an yetmez mi kardeşim hadi sen iyi ihtiyaç var diyor. Bunlarla ben tartıştırmayayım. Dışarı çıktığımızda yani olaylara dışarıdan baktığımızda böyle gruplar var şimdi. Böyle hocalar var. Böyle alimler var. Böyle şeyhler var.
Bildiğiniz şeyh var. Geliyor burada sizi Allah'ı zikrettirir. Giderli bu tarafta yapacağını yapar. Gelir size burada kusar siz farkında olmasınız giderli bu tarafta yapar. Var bu. Ve bunun arkasında Kur'an'a İslam'a direkt savaş var. Ya bu her yerde oynanan oyun bu. Türkiye'de bunun adı mürteci. Ya ben gençliğimden itibaren siyaset uğraştığından beri Türkiye'de bir mürtecilik var. Bir gericilik var, bir yobazlık var. Bu mürtecinin, bu gericinin, bu yobazın kim olduğu belli değil. Belli ama. Kim biliyor musunuz? Ya bir resim çiziyor. Yani devletin inanış sistemini kabul etmeyen herkes delici uyamaz Türkiye'de.
Mürteci. Ya nasıl mürtecilikten kurtulacak? Yani duydum doğru yanlış bilmiyorum. Muhtanya müftüsünü görevden almışlar. Öyle mi? Haberlerden seyretmiş arkadaşlar. Birisi dedi bana. Soruşturma neymiş biliyor musunuz? Bu mesele ne? Adam ırkledi demiş ki boğazda. Bayramda nikah düşerlerinin haricindeki insanlarla tokalaşmayalım bayramlaşmayı çek. Bu haram demiş. Bunu nasıl derdi? Soruşturma geçiriyormuş. Yani sizin dininiz, sizin imanınız devletin müsaade ettiği kadar bulunursa eyvallah. Ama devletin müsaade etmediği bir inanca sahipseniz mülteci ve gericisiniz. Ve bunu normalde mürtecilik gericilik derken bize hoş bir sedaymış gibi geliyor. Bu adamlar gericilikle savaşıyorlar.
Biz de gericilerle gericilikle savaşıyoruz. Bu gericilikten kastı ne? Burası önemli. Bu gericilikten kastı iman. Gericilikten kastı İslam. Yani sen hanımını örtüyorsan gericisin. Sen beş vakit namaz kılıyorsan gericisin. Bizim mütedeyin müslümanlarla işimiz yok. Mütedeyin müslümanlar dediği kim biliyor musunuz? Biz de mütedeyin müslüman olarak kendimizden biliyoruz. Safız yalnız, sanakız yalnız. Yazıyor burada kez diye. Evet mütedeyin müslüman dediğimizde biz kendimiz zannediyoruz. Hayır siz değilsiniz mütedeyin müslüman. Mütedeyin müslüman namaz kılsan olur kılmasan da olur. İçki, akşamları içirmesi lazım ibaret. Din, ya benim anneannemin başını örterdi. Namaz, ya benim dedem cumadan cumaya giderdi.
Bu mütedeyin müslüman. Bu düşüncede olan kimse. Yani bayram geldiğinde gidecek şeyde Antalya sahillerinde kurban bayramı yesecek. Eller havada orada. Beş yıldızında ne? Allah'ın tatiline gittik. Kurbanınızı, ee Kızılay'a yatırdık para. Veya Mehmetçik Vakfı'na yatırdık para onlar kesecekler. Ondan mütedeyin bir müslüman yok. İçki içilecek de içecek. Kumara oynandığında oynanacak. Dans varmış, edecek. Karısının namusunu böyle şeyler konuşulmaz. Gerici, yobaz. Ne demekmiş namus? Kimin canı istiyorsa ondan yat, kalk. Hatun da kimin canı istiyorsa ondan yatsın, kalksın. Gericilik, bu yobazlık yok. Benim karım başlasından tokalaşmıyor. Haremlik, selamlık.
Gericilik, böyle bir din anlayışı olamaz. Böyle din anlayışı olanların hepsi de gerici, yobaz. Yani, bunu direkt demiyor. Kardeşim, benim dinim yok. Ve ben karşımdaki insanları dindar olarak istemiyorum. Karşımdaki insanlar dindar olarak istemiyorum. Direkt din diyecek aslında. Bunu diyemiyoruz şu anda. Diyor, yani biz anlamıyoruz. Anlamak da istemiyoruz. O yüzden bu gizli oyunlara düşmeyin. Anlaşıldı mı? Düşmeyelim yani. Yani onu böyle işte, ya televizyonlarda seyrediyorsanız ya, ya peygamber 63 yıl yaşında, hepsini doğru mu yaptı? Şimdi bir kimse kendi kendine düşünüyor şimdi. Karşımdaki, kimse kendini kıyaslıyor. Kendisi yanlışın içinde yaşıyor ya.
Yanlışın içinde yüzüyor kendisi. Bütün hepimiz için geçerli bu. Biz hepimizde yanlışın içinde yüzüyoruz. Hepimizin de yanlışlıkları var. Ve o münafık, o mürket, o gemur, orada derken, peygamber 63 yıl yaşında, hepsini doğru mu yaşında? derken, peygamber 63 yıl yaşında, hepsini doğru mu yaşında? derken, biz kendi bulanık gözlüğümüzle, kendi kararmış kalbimizle diyoruz ki, kendi içimizde. Ya doğru söylüyor, ya olabilir mi? Ya 63 yıl, her şey doğru yaşamış olabilir mi? Ya olamaz. Normal bir insan gibi geliyor bize çünkü. Ve biz oradan, Allah muhafaza edersin, hani diyor ya Alişehir'te, deccal öyle bir şey yapar ki diyor, bir anda insanların imanlarını alıverir. Inçal diyor bir anda, mümini karşısına alır, onun imanını alıverir.
Yani, biz de bekliyoruz şimdi, böyle bir kuyruklu, kulaklı, böyle değişik bir tip demek bir kimse gelecek, gözümüzün önüne, ve o kimse bizim imanımızı birden alacak, biz onu bekliyoruz. Bizim o manevi gözümüz olmadığından, karşıda o konuşan kimsenin, konuşan kimsenin, deccalın halefi olduğunu düşünmüyoruz, görmüyoruz biz. Onu keşke, Allah hepinizin de gözünü açsın, hepinizin de kalbini açsın, inşallah. Ve Allah'ı çok sikhrederseniz, Allah'ı çok sikhrederseniz, o televizyonda konuşan kimsenin, deccal olduğunu görürsünüz. O televizyonda konuşan kimsenin, hatta gözlerinizi böyle oluşturursunuz, yanlış mı görüyorum diye. Bir duvara bakarsınız, bir oraya bakarsınız, yok ya doğru görüyorsunuz.
O konuşan adam deccal. Ya Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem maddeslerini tarif ettiği şekilde. Bir gözü kör ve gök. O konuşan kimsenin, işte ağzının burnunun yamuk olduğunu, işte ağzının dilinin yılan dili gibi olduğunu, kulaklarının şempaze kulağı gibi olduğunu, kulaklarının şempaze kulağı gibi olduğunu, vücudunun kıllı tüylü olduğunu, görürsünüz. Maymun suretinde görürsünüz, domuz suretinde görürsünüz. O konuşanı görürsünüz. Ve zaten o surette gördüğünüz zaman, o konuşanın kimsenin hiçbir şesini kaynağamazsınız. Buna, buna, dervişlik buna ulaşmak aslında. Dermişlik buna ulaşmak. Buna ulaşmak için Allah'ı sevmek lazım. Zikrullah etmek lazım.
Buna ulaşmak için takva sahibi olmak lazım. Buna ulaşmak için Allah yolunda koşturmak lazım. Allah yolunda didilmek lazım. Allah yolunda didişmek lazım ki, biz karşımızdaki kimsenin konuşurken, hangi surette, hangi sirette konuştuğunu bile. Ve böyle bir büyük savaşın içerisinde Müslümanlar ve arkasından derken bilmediğinden çok makul, masummuş gibi geliyor mesela. Ya olabilir ya Peygamber hata yapmış olamaz mı? diyoruz. Allah muhafaza eylesin. Anlaşıldı mı? Asla, yani namazda seyyid secdesi var. Evet. Namazla alakalı fıkıhta, hukukta seyyid secdesi var. Ve Peygamber yanıldığında demiyor. Siz yanıldığınızda diyor hadis-i şerifte, seyyid secdesi yapar, tamamlarsınız diyor hadis-i şerifte.
Ama velakin, kendi yanıldığını söylemiyorum hiç. Anlaşıldı mı? Ben öyle bir hadis okumadım. Kendisinin yanıldığına dair. Ve böyle bir şeye de inanmıyorum. Kendisinin namazda yanıldığına dair. Anlaşıldı mı? Allah muhafaza eylesin. Allah muhafaza eylesin. Din ve dinden olan hiçbir şeyde yanılmamıştır. Hiçbir şeyde gaflete düşmemiştir. Hiçbir şeyde bu noktada boşluğa düşmemiştir. Allah muhafaza eylesin. Başka sorusu var. Allah cenni cenni diyor ki, malınızı Allah yolunda harcayez. Evet. Malı Allah yolunda harcamak, birinci derecede o kimsenin üzerine zekat düşüyorsa zekatını vermektir. Zekatı vermek, malı birinci derecede farz olan Allah yolunda harcamanın sorumluluğunu o kimsenin üzerinden kaldırır.
İkinci derecede o kimse Allah yolunda, Allah rızası için, Allah için koşturan kimselere kurma, teşkilata, şahsa neyse onlara yardımcı olmaktır. Onlara bu noktada fedakallık eminmektir. Bu noktada o tip şeylere destek olmaktır. Allah onları alamayacak. Evet. Birisi daha ilin katkıydı o tarafa. Tam teslimiyet ve imanla yaşamak nasıl olur acaba? Bu noktada ne yazık ki yani Allah bizi affesin. Hepimizin üzerinde bir eksiklik var. İmanda eksiklik değil belki de bu. Teslimiyette de eksiklik değil belki de. Biz belki de yani hüsnü zam besliyorduklar. Yani iman ve teslimiyet noktasında eksiğimiz yoktur inşallah. eylem noktasında eksiklik var. Yani o imanımızı, o teslimiyetimizi eyleme dönüşteremiyoruz.
Yani bu nedir? İşte namazdır mesela. O kimse imanda samimi, teslimiyetinde samimi namazını kılmıyor. O kimse imanda samimi, teslimiyette samimi işte haramlarla alakalı problemleri var. Yani bir kimsenin teslimiyeti Allah'ın emirlerini yerine getirmek nehyetli şeylerden kaçmakla tecelli edecek. Yani biz bir kimsenin iyi müslüman olduğunu, iyi mümin olduğunu oradan kahne olacağız. Yani biz diyeceğiz ki bu adam işte Allah'ın emrettiği fazilet saydı. Ve o takva sahiplerini, iman sahiplerini tarif ederken onlar namazlarını dosdoğru kılarlar. Onlar hayırda yarışırlar. Onlar cömerttirler. onlar Allah yolunda savaşırlar. Allah yolunda mallarını, canlarını infak ederler. Bu iyileri tarif ediyor. Onlar haramlardan kaçarlar, uzaklaşırlar.
Onlar Allah'ı çok severler. Onlar peygamberi çok severler. Onlar müminleri çok severler. Onlar müminlerle beraber uyurlar. Müminleri kendine dost tutarlar. Yani Allah'ın sevdiği şeyleri Cenab-ı Hak tarif etmiş bize. Yani bunların başında işte Allah'a iman etmek, Peygamber'e iman etmek, Allah ve Resul'u çok sevmek, ve işte Allah'ın haram ettiği şeylerden kaçmak, namazı kılmak, orucu tutmak, Allah yolunda mücadele etmek, cihad etmek, zikretmek, tebessüm etmek, arkadaşlık yapmak, dostluk kurmak, birbirine yardımcı olmak, işte müminlerin arasını bulmak. Bunlar Allah'ın sevdiği şeyler. O zaman biz bir kimse Allah'a teslim diyorsak, Allah'a teslim diyorsak, Allah'a teslim olan kimsenin, Allah'ın iyi gördüğü, güzel gördüğü, hoş gördüğü, bu tür güzel amellerini üzerinde bulundurması gerekir. Ve yetmedi. Allah'ın haram görüntü, içkidir, kumardır, fitnendir, gıybettir, dedikodudur, guğuzdur, Allah'a isyandır, Habibine isyandır, dine isyandır, haksiz yere adam öldürmek, yalan söylemek, rivata etmek, zina etmek, kumar oynamak ve bunun gibi
Cenab-ı Hak'ın hem büyük günah kebari olarak ad ettiği, hem normalde işte hevâ ve heves'ten gelen küçük günahların o kimsenin terk etmesi gerekir. Terk etmesi yetmez, savaşması gerekir. Bakın bunlar bölüm bölüm. Bir kimse bunu terk eder, bir kimse bunlarla savaşır gider. Bu daha farklı bir şeydir. Aslında mümin bu noktada mümin bu noktada mücadele eden bir kimsedir. Mümin bu noktada direnen insandır. Mümin bu noktada, yani bugünkü deyimin direnişçidir. Mümin bu noktada dirilişçidir aynı zamanda. Yani önce kendi nefsinde dirilmeyi öne koyar. O dirilmesi onun direnişi gayreti olur. Sen direnirsen dirilirsin. Direnmezsen dirilemezsin. Yani direnmen, ilk önce direnmen gerekir. Neye karşı? Harama karşı.
Neye karşı? Yanlışlığa karşı, eksikliğe karşı direnmen gerekir. Neye karşı? Gaflete karşı, heva ve hevese karşı, tembelliğe karşı. Senin ilk önce direnmen gerekir. Yani namaz kılacağın zaman sana tembellik basacak, tembelliğe direneceksin. Derse geleceğin zaman, derse gelmemek için senin üzerine basacak şeytan nefis, sen ona direneceksin. Direnmeyen kimse dirilemez çünkü. Bizim Müslümanların şu anki kardeşlerimizin veya etrafın en büyük problemlerinden birisi bu. Dirençleri yok, direnmiyoruz biz. Yani küçücük bir hatadan, kusurdan, yanlıştan, eksiklikten yorganı yakıyoruz kendi kendimize. Direnmek hoşumuza gitmiyor çünkü. Direnmeyi kaldıramıyoruz. Veya bir kardeşimizin eksiğinden, noksanından dolayı onu komple atıyoruz.
Onun eksiğine, noksanına karşı direnemiyoruz. Onun eksiğine, noksanını biz örtmeye çalışmıyoruz. Biz onun eksiğine, noksanından onu yıkmaya çalışıyoruz. Mümin yok ki direnişçidir bu noktada. Hem kendi nefsinde direncek. Yani haramlara karşı, yanlışlıklara, eksikliklere, noksanlıklara karşı muhabbetse, sevgisizliğe, ihlatsızlığa, teslimiyetsizliğe direncek ki dirilişini gerçekleştirecek. Anlaşıldı mı? O yüzden bir kimsenin bu noktada imanı ve teslimiyeti direnişiyle alakalıdır. Yani eğer o direnişi gerçekleştiriyorsan sen, o zaman sende iman ve islam ve teslimiyet vardır. O direnişi gerçekleştiremiyorsan. Yani namazı kılıyor, haramı da istiyor. Direnişi yok o kimsenin. İman ehli haram istiyor, direnişi yok.
İman ehli, yani Müslüman çok güzel konuşuyor, çok güzel muhabbet ediyor, namazı yok. Direnmiyor çünkü. Direnişi olmazsa o kimsesin imanını muhafaza etmesi müşkil mümkün değil. O direnişi gerçekleştirmesi lazım Müslümanın. Yani kendi nefsinde o direnişi gerçekleştirecek, benim namazı kılmam lazım diyecek. Gidecek namazı kılacak, hayır ben tokalaşamam haram olan bir kadınla diyecek, tokalaşmayacak. Veya ben haram olan kadınla baş başa hayvet edemem diyecek, etmeyecek. O direnişini gerçekleştirecek. Veya işte dersi çekmek zor gelecek ona. O kalkacak gece saat 12'de olsa 1'de olsa dersini çekecek. O direnişi gerçekleştirecek. Veya derse gelinmesi gerekiyor. Nefsi bana ağır geliyor. Ya kalk sen şimdi gazcılara git.
Kalabalığın orada. Ders yazmış işte bir de terle. Terle dişten sonra dışarı çık. Hasta olurum canım. Evet hasta olacaksın. Evet hasta olacaksın. Direniş göstereceksin. O hastalığından şifa olacaksın. Deceksin ki Allah'tan geldi, sevgiliden geldi. Bu bela ve musibeti bizi sevgilinden verdi bu hastalığı. Evet zikrullah yaptığınızda sesiniz kısılacak. Evet kısılacak. Zikrullah yaptığınız belli olsun. Terliceniz hasta olacaksın. Evet terliceniz hasta olacaksın. Zikrullah yaptığınız nereden belli olacak? Bir tarafımızdan belli olması lazım. Yani adam gitse şimdi ne diyor? Allah aleyhisselam sallallahu aleyhi ve sellem hazreti demirsiz dükkanına gider, mis kokar. Mis zaten bir yere giderse insan ne yapar?
Mis kokar. Zikrullah gelirsen buranın kendine ait bir kokusu var. Sen bunun kokusunu üzerine alacaksın. Evet terli edeceksin, kokacaksın, evet kokacaksın. Aslında o mis kokar da ona ter kokuyor. Buradan terle git, bir başkası koklar. Aha o ne kadar güzel kokuyorsun der. Mis gibi kokuyorsun der. Döbükü koklar. Ya nereden geliyor? Ne kadar ter kokuyor ya der. Ter kokuyor diyen kimsenin Allah'ın zikrinden haberi yok. Onun burnu koku almıyor. Burnu koku alan kimse buradan çıkınca onun kokusu mis kokusu gibi gelir. Burnu koku alan kimse oruçlunun ağzının mis kokusu gibi gelir. Allah diyor ki oruçlunun ağzının kokusu bana mis kokusu gibi gelir öbürküne ağız kokusu gibi geliyor.
İki burnunda fark var. O zaman biz burnumuz güzel koku alacak. Burnumuz iyi koku alsın bizim o mis kokusunu biz alalım. Bak o mis kokusunu alalım. Ha meseleyi toparlıyorum şimdi. Bir kimsenin dirilişini gerçekleştirmesi için direnişini gerçekleştirmesi lazım direnişini. Yani derviş, derviş bir noktadan bakıldığında direnişçidir. Neye karşı? Nefse karşı, şeytanente karşı, deccariyete karşı direnişçidir. Şeytanın, deccalın, nefsin isteklerine karşı direnir. Ve der ki ben bunları yapmayacağım. Ve onun yapma dediği şeyi yani namaz, oruç, zikrlar gibi hayırlı ameller de direnir. Ben bunları yapacağım der. Ve böylece o imanı ve teslimeleri sağlar. Anlaşıldı mı?
Burası çok önemli bir şey. Burası çok önemli. Ve bütün kardeşlerin bu noktada birer müstakil direnişçi olmaları gerekir. Ve o müstakil direnişlerini çevrelerine yaymaları gerekir. Ya ben yıllardan beri derim arkadaşlara. Sen geldin yanında kimi getirdin derim? Neden? Senin tek başına direnişçi olman yetmez. Sen etrafında birkaç kişi daha toplayacaksın. Direnişini daha da şuburlendireceksin, kuvvetlendireceksin. Yani bir kimse kaleyle mi kendini daha fazla muhafaza eder? Tek başına mı muhafaza eder? Kaleyle muhafaza eder öyle değil mi? Önceden şehirlerini insanlar kalelerle muhafaza ederlerdi. Kale örerlerdi şehirlerini korumak için. Şimdi ülkelerini korumak için ne yapıyorlar?
Asker besliyorlar. Ve askerleri eğitiyorlar ve aynı zamanda silahlandırıyorlar. Ülkelerini korumak için. O zaman bir kimse önce kendisini koruması için, kendisine kale örmesi lazım. O kimsenin kalesi direnişidir o kimsenin. Direniş gösterecek. Her tarafını istihdam edecek. Şeytanın ve nefsinin kendisine nereden uluyorsa, oraya örecek, duvar örecek. Nereden uluyor? Kadından. Kadınlara karşı duvar örecek. Nereden ölüyor? Dünyadan veya mal sevgisinden. Oraya duvar örecek. Nereden uluyor? Ya gidiyor babasından ha birey didişiyor. Babasından didişmemeyi öğrenecek. Oraya duvar örecek. Nereden ölüyor? İşte kadından vuruyor. Kadının bir iki laf söyleyince kadını bangun bangun dövüyor.
Oraya duvar örecek. Diyecek ki ya bu cahil bir kadın. Allah bunu benim başıma vermiş. Dövmekten ben bunu bir yere gidemem. Buraya duvar öreyim. Ya bundan didişmeyin fazla. Kendine diyecek ki ya Nuhu'na Nuhu dair iman etmemiş. Diyecek, açacak kendini o kenara. Neden? Yani her gün dövüşerekten geçmez ki. İşte orayı duvar örecek. Direniş budur. Nefisle olan mücadele de budur. Ya nereden nefis vuruyor sana? İşte gıybet ediyorsun. Kim geldiğinde gıybet ediyorsun? Mustafa Özbağa geliyor dükkana, senden gıybet ediyor. Peki Mustafa Özbağa karşı duvar öreceksin. Diyeceksin ki ya bu adam geldiğinde benim günaha katıyor. Bir daha geldiğinde söyleyin. diyeyim ki kardeşim gıybet etme.
Gerçek adam sana. Diyeceksin ki ona gıybet etme. O gıybet ediyor. Kardeşim gıybet etme. Yine gıybet ediyor. Sonra dükkanımı terk edeceksin. Ona duvar öreceksin. Bu direnişi gerçekleştirecek o kimse ki o zamanın dirilişi gerçekleşsin. Ve direnişini yayacak etrafa. Ya bir davan var senin. O davan hak mı? Hak olan davanın neden başkasını anlatmıyorsun? Bir meselem var. Doğru mu? Doğru. Doğruyu neden insanlara yaymıyorsun? Direnişini çoğal ve gelişte. Neden? Çünkü senin her bir kişiyi direnişe katman demek senin şeytana karşı, deccaliyete karşı galip olman demek. Sen askerini çoğalt bu noktada. Kimin askeri?
Allah'ın askeri. Resulullah'ın askeri. Sen oraya karşı istihdamını fazlalaştır. Her yerden kendi kendine ne yap? Direnişini gerçekleştir. Allah bizi onlardan ayırsa. Bu fikirde sorun. tarikata giren insanın cebinde margora var bakkanında olsan olacak fıkıh açısından fıkıh açısından mı soruyorsun tasavvuf açısından mı soruyorsun fıkıh endişesi yok tasavvuf açısından soruyorsun çok şey var
efendim bunun izaatına ihtiyaç var mı arkadaşlar tasavvuf açısından çok diyorum ya problem tasavvuf açısından bakarsın tasavvuf açısından insanlara zarar veren bir şeyi bir kimsenin alması satması sakıncalıdır tasavvufu açıdan sigaranın insanlara zarar verdi belli mi belli biz burada haram göz mu diyoruz bizim kardeşlerden birisinin onu alıp satması tabii sakıncalı sakıncalı olmaz mı ben burada bangır bangır bağırıyorum derviş kardeşler işte şey yapmayın söyleyiver şunu almayın içmeyin yapmayın etmeyin diyorum adam bakkaldık kanında da
çakkal dükkanında da büvesinde bulundurması bakın tasavvuf açısından diyor tasavvuftan uygun değil anlaşıldı anlaşıldı bu noktada zaten benim uygun görmeyeceğim harakta tahmin ediyorsunuzdur tahmin etmen var mı efendim fıkıhen müsaade edilen şeye ben kalkıp da haram kazanç demem anlaşıldı onun adına hayır hasenat yapacak yani bir kimsenin yıllar önce beş lirasın sana geçti o kimseyi de bulamıyorsun sen
beş lira onun adına hayır hasenat yapacaksın Allah affetsin inşallah o rahı ufuk edemiyorsun içen zaman içinde o liraya gidelim yoksa onu yok adamın o zaman için olmamış beş lirasın kendini değerlendiremez mi değerlendiremez mi tabii o şey olarak takılan noktasında ben yaptım da onunla harbi bir bin lira almıştım aslında iki sene oraya ödemedim ben bazı kızı bir arkadaşım ondan sonra adresine ben sordum şu an ne kadar iki yüz iki yüz milyon değil de onunla takmayın hayır hıkırçılar öyle dememişler işte yine beş lira mı
evet çok güzel hıkırçılar öyle dememişler adam yerine beş yıl sonra eline geçti bizim para beş yıl önce iki liraydı demiş ki beş yıl sonra da iki lira eline geçtiğinde onun adına payı kazanık yapacak demişler hani şimdi mesela Türkiye'ye sıfır sıfır atıldı on sene oraya on milyon olsa şimdi on milyon olarak onu sıfır atacak nasıl Allah Celle Celaluhu diyor ki muayetlerimiz faziletiyle alakalı hadisler isterim. Ben kulumun bana olan zannı ile beraberim.
Benim günahlarımla istiyacı olduğuma inanır, benden mağfiret talep ederse onu konuşlarım. Ve bana dua yaptığında rahmet ve tevfikimle onunla beraber olurum. Dua bizzat ibadettir. Bana dua edilir size icabet edeyim. Çünkü bana ibadetten büyüklük taslayanlar hor ve hakir cehenneme geleceklerdir. Sıkıntılı anlarında Allah'ın duasını kabul etmesini isteyen kimse genişlik anında çok dua etti. Allah'a genişlik anında yapılan duadan daha yüce. Hiçbir şey yoktur. Hangi bir Müslüman bir dua ederdi, duasında bir günah ve akrabalık bağlarını kesme olmazsa mutlak Allah-u Teala onun bu duasını mukabil şu üç şeyden birini verir. Bir, ya hemen duasının karşılığını verir veya onun için ahirette sevabını muhafaza eder, yahut da duasının mukabil bir kötülüğü ondan uzaklaştırır.
Öyle ise çok dua ediniz. Dua yapmaya devam ediniz. Acizlik göstermeyiniz. Şüphesiz ki dua yapmakta hiçbir kimse helak olmamıştır. Dua müminin silahı, dinin direği gökler ve yerin nurudur. Müslümanlar bu noktada çok aciz ve kısa var. Yani biz duayı yapmıyoruz. Bu duayı yapmamamız bizim Allah'a karşı isyanımızdan büyüklük taslamamızdan dolayı değil tembelliğimizden. Tembelliğimizden dua etmiyoruz. Dua namaz kadar önemlidir. Dua zikruna kadar önemlidir. Dua oruç kadar önemlidir. Dua çünkü bir kimsenin kulluğunu göstermesidir.
Bir kimsenin acizliğini, zayıflığını göstermesidir. Dua bir kimsenin Allah'ın önünde adlı olduğunu, kul olduğunu göstermesidir. Eğer ki bir kimse bu noktada duada gerçeklik yapıyor ise çok şeyi kaçırıyor demektir. Çok şeyi kaçırıyor demektir. O yüzden bol bol dua edin. Çocuklarınıza dua edin, eşlerinize dua edin, arkadaşlarınıza dua edin, işinize dua edin, aşınıza dua edin, her şeyinize dua edin. Her şeyinize. Biz şikayet ediyoruz. dua etmiyoruz. Biz lanetliyoruz. Dua etmiyoruz. Biz itiyoruz. Biz dua etmiyoruz. Biz rent ediyoruz, itiyoruz. Güzel olsun diye dua etmiyoruz. En büyük sıkıntımız bu. Yani işte adam dükkanını açarken dua etmiyor, dükkanında dua etmiyor, hanımına dua etmiyor, çocuğuna dua etmiyor, arkadaşına dua etmiyor, kardeşine dua etmiyor, ümmete dua etmiyor, etrafa dua etmiyoruz.
Etmiyoruz dua biz. namazı kılıyoruz, dua etmeden kalkıyoruz. İşte dersimizi çekiyoruz, dua etmeden bırakıyoruz. Duada çok büyük bir eksiğimiz ve noksanımız var. Dua insanın kalbini yumuşatır. Dua insanın kalbini rahmet dergâsına çevirir. Dua insanın kalbinden sanki sanki af oluğu geçiyormuş, af nehri geçiyormuş gibi yapar. Dua ile insanlar af olurlar. Dua ile insanlar Allah'tan isteklerini isterler ve Allah onların isteklerini karşılar. O yüzden dua edin, gerçekten dua edin ve duayı bir serenomi haline getirin, bir ibadet haline getirin. Yani geceleri bir saat belirleyin, o zaman dua edin, sabahları dua edin, namazlardan sonra dua edin, zikrulahtan sonra dua edin, yolda giderken dua edin, dua edin.
Ve birisi bir müşteri gelmiş, senden bir şey almış, onun arkasından dua et. Ya Rabbi hayırlı günlerinde geysin, kıyafet ver, hayırlısından yesin, yiyecekse, hayırlısından kullansın, alet ver, hayırlısından. Yani o kimse ondan hayır bulması için ona dua et. O kimse senden hayır bulsun. Ya aldığı mallan da hayır görsün. Dua edin, müşterinize dua edin, arkadaşınıza dua edin, annenize, babanıza dua edin, eşinize dua edin, çocuklarınıza dua edin. E çocuklar gelmiyor derse, dua et kardeşim, al getir, dua et, çocuğunla beraber yaşar, hanımından beraber yaşar, hanımına da dua et. Lanet olsun böyle karıya dersen, onun laneti sana gelecek gene.
Daha sen evden içeri girerken, kafana tavayı yiyeceksin. nerede kaldın dedim. Sen ona dua et. Ona dua etmiyoruz biz. Kimseye dua etmiyoruz. Duayı terk etmişiz biz komple. Komple terk etmişiz. Dua, Peygamber diyor ki, dua ibadetin özüdür. Biz dua yapmışız kenara. Dua etmemiz yok. Yani oturun birbirinize dua edin. Ve Allah'tan isteyin. Allah, istenilmekten hoşlanır Allah. Allah, kendisinden bir şey istemesi, bir kulun Allah'tan bir şey istemesi kadar Allah'ın hoşlanan bir şey yoktur. Çünkü onu Rab olarak tanıyorsun sen. Onu Rab olarak tanımışın ki ondan istiyorsun.
diyorsun ki sen benim Rabbimsin. Bunu ver bana. Sen benim Rabbimsin. Bunu sen yaparsın ancak. Sen benim Rabbimsin. Güç, kuvvet, sanayi. Bunu sen döndürürsün ancak. Sen benim Rabbimsin. Bu unudağı yerinden kaldırılacaksın. Sen kaldırırsın. Birisinin gönlüne hidayet eyleyeceksin. O hidayet eyle. Sen çocuğunu kumardan döndüremezsin. Allah döndürür. Sen çocuğunu zinadan döndüremezsin. Allah döndürür. Sen kadınının kalbine hidayet edemezsin. Allah hidayet edemezsin. Sen hiç kimseye evirip çeviremezsin.
Allah'ı evirir, çevirir. Allah sahibi o. Sen hiç kimseye hoplatır, zıplatır, zıplatamazsın. Allah hoplatır, zıplatır. Sen sabahtan akşama kadar uğraşsan hoplatacaksın de hoplatamazsın. Onu hoplatacak olan Allah. Allah'tan güç isteyin. Allah'tan kuvvet isteyin. Allah'tan feraset isteyin. Allah'tan hidayet isteyin. Allah'tan lütuf isteyin. İkram isteyin. Allah'tan genişlik isteyin. Allah'tan kalp derinliği isteyin. Kalp genişliği isteyin. Allah'tan kalp gözü isteyin. Bunu bana söylediğinde benim gözünün yolunda kavri görmek değil kalp gözü demek. Kalp gözü demek doğruyu yanlışı görmek demek. Kalp gözü demek söyleyen kimsenin gönlünü bilmek demek.
Neyin nereden yanlış olduğunu bilmek demek. Kalp gözü demek. Elimin ledine sahip olmak demek. Bize kalp gözü demek. Demek gideceksin. Kabirin başına duracaksın. Müste ve la ila illallah diyeceksin. Kabirdekini gördün mü kalp gözün açıldı. Değil. O değil. İsteyin. Dua edin. Allah'tan sevgi isteyin. Merhamet isteyin. Nutup isteyin. İkrab isteyin. Kolaylık isteyin. Nutup isteyin. Hidayet isteyin. İman isteyin. İslam isteyin. Aşk isteyin. Muhabbet isteyin. Allah'tan isteyin. Ve isteğiniz bol olsun. Allah'a doğru gelmez. İsteğiniz çok olsun. Allah'a çok gelmez o.
İsteseniz, isteseniz, isteseniz, isteseniz, gün 24 saat isteseniz Allah'ın dergahsından zerrenin zerresi oluruz. İsteyin Allah'tan. Onda yok değil. İsteyin. Onun o kadar çok hoşuna gider ki. O kadar çok hoşuna gider ki. O kadar sever. O kadar sevinir ki. O kadar sever sevinir ki. İbadet etmiş gibi sevinir. Hatta ibadetten fazla sevinir. Bir yerde bir kimse paso namaz kılsa, bir yerde de öbürki paso istese. Faz namazları terk etmezse. Ama devamını istese. İsteyini sever. Fazla ibadet edeni değil bakın. İsteyeni sever, isteyeni. Ona dua edeni sever.
O yüzden isteyin. Hoşuna gidiyor, seviniyor istediğin zaman. O ra'ufu ra'im çünkü. O yumuşak. O hoş. O güzel. O tatlı. O lezzetli. O lütufkar. O yüzden isteyin ondan. İş, işle isteyin. Açla isteyin. Eşle isteyin. İsteyin. Araba isteyin. Kat isteyin. Yat isteyin. Evi isteyin. İsteyin kardeşim. İster dünyalık isteyin. İster ahiretlik isteyin. İsteyin ondan. Dua edin ona. Ondan isteyin. Af isteyin. Hidayet isteyin. İsteyin. Göz yakışı vakitini isterken ondan. Onun daha da çok hoşuna gider. Ağlıyın. Gözleriniz kança nana dönsün isterken. Affınızı isteyin.
Güçünüzü isteyin. İkramınızı isteyin. Evladınızı isteyin. Çocuğunuzu isteyin. Hanımınızı isteyin. Onların iyi olması için isteyin. O iyi eder. Lanet olsun böyle çocuğa. Lanet olun. Bekdua edersin. Bekdua alın. Döner gelir sana yine. Bir adamın hanımı kötü olsa kime kötü olacak? Adamın kendine olacak yine. Gideceğiz annene. Yine annene mi götürüyorsun beni? Bu kadının yüzünü görmek istemiyorum. Nereden getirdin beni? Bitti. İsteyin. Allah'ını ruhlamur gibi yapsın. Mervem gibi yapsın. Allah için zorluk mu var? Yok. İsteyin. Ne istiyorsanız. Ne istiyorsanız. O yüzden duaya sımsıkı sarılın. Duaya. İşinize, gücünüze, eşinize, aşinize sımsıkı sarılın.
Böyle ham dervişlik yapmayın. Ben dünyayı istemem canım. Allah'tan istemiyorsun. İnsanları açıyorsun o zaman. Hiç olmazsa Allah'tan ister. Anlık yapmayın hiç. O yüzden her şeyinizi isteyin Allah'tan. Her şeyinizi. Her şeyinizi. Gerçek duayı bile bir şekilde nasıl? Hepsine gerçek. Nasıl dua ediyorsanız edin. Nasıl başlayabiliriz yalnız. Nasıl başlıyorsanız başlayın. Başlayın yeter ki. İsteyin Allah'tan. Hani bazen diyorum ya. Hamdinizden ister gibi isteyin. Babanızdan ister gibi isteyin diyor. İsteyin yani annenizden bir ekmek verir misin diyorsun ya annene.
Ya Rabbi bana bir ekmek gönder de. Yok şimdi Peygamber Efendimiz'in sarıat getirerek başlamanı. Muhakkak onların serenomileri var. Muhakkak var. Sünnet olan o serenomileri var. Biliyorsan yap. Bilmiyorsan iste. Allah'tan iste. Nasıl istiyorsan iste. Nasıl istiyorsan iste. Allah'tan iste yeter ki. Yeter ki Allah'tan iste. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Hakkınızı helal edin. Destur ya Allah. Allah'a emanet olun.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi