mustafaozbag.org

193. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 24 Şubat 2012 · 54:03

Soru sorulamaz, siz sorsunuz. Soru hakkını ömüyorum. Başka soru sorulamaz. Bir arkadaşlaz önce bir soru soruluyor, zekatla ilgili. Hanımın lezzetleri var, isap miktabını geçmiş vaziyette. Bir serden fazlalık duruyor ama kendisi asgari ücretle çalışan birisi. Onun zekatı konuşuyor, soru soru yani zekat olur dedim yani isap miktarı olursa olur dedim ama yine de soralım. Kendisi asgari ücretle çalışıyor, kendisine zekat düşmez ama onunla.
İşler, işler, işler. Soru. Isap miktarı var mı? Varmış. Varmış. Başka soru soralım. Mesuf Aleyhisselat Örselam Hazretleri nasıl ziyaret edilir? O da yaşadığı zaman nelere çıkartmak gerekir? Bir de tavaf edersen hangi yüz üzeri çekmenizi tavsiye etsin? Başka soru soru soralım. Abi tevekkü, izah vermişsiniz. Allah-u Teala, siz Allah'a layıkıyla tevekkül etseniz kurslar gibi hazırlanırsınız buyuruyor ayetlerinden. Başka soru soralım. Yok mu başka soru soralım? Siz birliklerini izah verirseniz Allah sizi üretmenizi öğretir şeklinde mi? Ne soru soralım?
Kur'an-ı Kerim'de diyor ki, bir kavim diyor, başka kavim ne diyor, alay etmesin diyor. Onlar daha onun hayırlıdır diyor. Bir de kadınlar, kadınlarla alay etmesin diyor. Onlar, belki onlar hayırlıdır diyor. Bir de kendini nefis edin diyor. Küçük düşünmeyin, aşağılamayın diyor. Bir de kötü bir hak altında kendini bir çağırmayın. Bunu dövbe etmezse diyor, ona zariden taken lazım diyor. Nefsi nasıl al acaba? Abi abdest alırken başa mes etmemesi gerekiyor. Başın üst tarafına bin de yana veya hakkaya yapılırsa mes yerini tutar mı? Başka? Şöyle söyleniyor ya, biz nefsimize zulmelerden alıyoruz. Nefsi zulmetmek nasıl oluyor?
Merakabe etmek, insanın önce günahlarını düşünmesidir. Hatalarını, kusurlarını düşünmesidir. Merakabeyi sadece böyle manevi haz, lezzet almak bağımından algılamış. Ehli tasavvuf veyahut da işte Cenab-ı Allah'ın sıfatlarının tecelliyeti olarak algılamış. Bunlar insanların nefislerini bir makamda, bir noktada görmeyi gerektirir. Oysa işte murakabede biz kendi günahlarımızı, kusurlarımızı düşünürsek o zaman hiç olmazsa nefisle mücadele noktasında kendimizi devamlı günahını düşünen bir kimse olarak görürüz ki bizim için bu taa ehlidir. Ehli tasavvufun hataya düştüğü en önemli noktalardan birisi kendisini belli bir noktada görmesidir.
Biz kendisini belli bir noktada gören bir ehli tasavvuf kuruluşu değiliz. Biz öyle değiliz. Biz hep kendimizi Adem Aleyhisselam'ın dediği noktada görsüz. Yani Ya Rabbi biz nefsimize zulmettik. Ve günah işleyen adama. Nefse zulmetmek demek insanın kendisine zulmetmesi demek. İnsanın kendisine zulmetmesi demek Kuran ve sünnetin dışında davranması demek. Eğer ki biz Kuran ve sünnetin dışında davranırsak Allah'ın emirlerinin haricine çıkarsak yani haramları işlersek kendimize zulmetmiş oluruz. Bu ne olur? Hani Cenab-ı Hak diyor ya siz kendi ellerinizle kendinizi ateşe atmayınız. Veya kendi ellerinizle kendi nefsinize kötülük yapmayınız, kötülüğe atmayınız. Bu insanın kendisinin kendi elleriyle haramı girmesidir, haramı işlemesidir, harama yönelmesidir.
Allah muhafaza eylesin. İşte Adem Aleyhisselam'ın dua ederken kendi Cenab-ı Allah'ın yasakladığı bir şey yaptığı için dedi ki Ya Rabbi biz nefsimize zulmedenlerden olduk. Ha demek ki nefse zulmetmek herhangi bir haramı işlemiş olmak. İşte biz mürakebimizde kendi hatalarımızı, kendi kusurlarımızı, kendi eksiltiklerimizi, kendi günahlarımızı düşüneceğiz. Yani biz kendi kendimize onu düşüneceğiz. Veya ölümü tefekkür edeceğiz, ölümü mürakebe edeceğiz. Biz ölümü düşüneceğiz, ölünce nasıl hesap vereceğimizi düşüneceğiz. Bir şeyi tam layıkıyla yapamamayı mürakebe edeceğiz. Yoksa halden hale geçmek için manevi lezzetler, tatlar almak için değil. Bu dünyada biz manevi bir lezzet, manevi bir tat almadan göçüp gideceğiz.
Ve bu dünya tadı da almadan göçüp gideceğiz. Yani sizin o dünya tadı olarak algıladığınız şeylerin hepsi de geçici. Çok güzel bir yemek oluyor, gidiyoruz bitiyor, başka bir şey kalmıyor. Allah bizi affetsin. Eğer ki bir kimsenin, bir kimsenin nisap miktarında bir parası, altını, malı mülkü, malı mülkü derken para, ticaret malı olarak var ise o kimse zekat, farz. Bu kadının varsa, kadın kendi altından gidecek, bozdur zekat. Şeyini verecek, zekatını verecek. Adamın sağından gidecek, bunun zekatını verecek. Bunun başka bir alternatifi, başka bir şeysi yok. Yani onu normalde işte kadın altını bozmak istemiyor, adam gidiyor maaşından kadına zekat veriyor. Hayır, yani kadın kendisi gitsin, altını bozsun, zekatını versin.
Kaç gramsa? Erkek onun parasına tasarruf etmeye kalkmasın. Kadınların mallarıyla erkeklerin malları kendi tasarruflarına aittir. Erkek kadının malına, parasına karışamaz, kadın da erkeğin malına, parasına karışamaz. Erkek kadının malına, parasına hükmedemediği gibi, kadın da adamın parasına, malına hükmedemez. O yüzden bu Hanefi'ye göre, o zaman bir kimse, hanımının parası pulu varsa, kendisi zekatını verecek. Erkek ona yardımcı olur, olmaz. O erkeğin kendisinin gittikleri bir iş. Erkekle kadının arasındaki bir problem, başka bir şey yok. Normalde eğer öyle olmazsa, o zaman sıkıntı daha da yok. Allah muhafaza eylesin inşallah. O biri birilerinize alay etmeyin, hem toplum olarak hem de fert olarak. Hiçbir toplulukla alay etmeyin.
Hiçbir kavimle alay etmeyin. Hiç kimse kimseyle alay etmesin. Kadınlar da birbirleriyle alay etmesin. Kimseyle alay etmeyin. Yani kimseyi küçük görmeyin. Kimseyi hakim görmeyin. Kimseyi zayıf görmeyin. Kimseyi bu noktada alaya alınacak, hafife alınacak noktaya koymayın. Allah bizi affetseydin. Bu noktada eğer bir kimse bir kimseyi alay alıyorsa, onu küçük geliyorsa, kendisinde kibirlilik vardır ki, gönlünde zerrince kibir olan asla cennetime giremez demiş. Hatta başka bir abisi kudüsünde gönlünde zerrince kibir bulunan yetmiş yıllık uzaktan cennetin kokusunu dahi alamadı. Allah muhafaza eyleseydi. Alay almak kibirlenmektir. Siz birisini alay alırsanız, ona kibirleniyorsunuz demekte. Veya bir kavim, bir topluluk, başka bir kavim, başka bir toplulukla alay ediyorsa, onunla bu sefer onlara karşı kibirlenmiş olmuşsunuz.
Allah muhafaza eyleseydi. Bunu Kur'an ve sünnet-i Resulullah çok güzel ölçülendirmiş. Üstün olan takvaca üstündür demiş. Cenab-ı Hak, üstünlüğü takvaya bağlı. Yani üstünlük Kur'an ve sünnet seni tam olarak yaşamaktadır. İman ehli olacak, haramlardan kaçacak. İşte Allah'ın emirlerini yerine getirecek. Üstünlük bu. Eğer üstünlük soyda, sokta, ırkta olmuş olsaydı o zaman farklı şeyler meydana gelirdi. Allah Celle Celaluhu başka bir ayet-i kerifede Allah sizin suretlerinize değil, siretinize bakar, içinize bakar diyor. Allah bizim dışımızla bizi yargılamaz, bizi kavmimizle yargılamaz. Bizi bulunduğumuz toplulukla yargılamaz. Biz işte böyle bir devlet erkanının toplumunun içerisinde olabiliriz. Veya biz böyle insanların hakim gördüğü, alay ettiği çok zayıf bir topluluğun içerisinde de bulunabiliriz.
Allah bizi onlarla yargılamaz. Allah bizi içimize göre yargılar. Bir kimse vardır, böyle çok ııı değersiz bir toplulukta duruyordur. Ama gönlü Allah'la coşmuştur. Allah onunla yargılar. Veya siz buraya gelirsiniz, muhakkak ki insanlar iyi insanlarla beraber dolaşırlarsa, muhakkak ki iyilik öğrenirler. Ama Allah sizin içinize bakar. Bir kimse buraya gelir. Buraya geliş sebebi Allah'ı zikretmek, sohbet etmek, Allah yolunda durmak değil ise normalde gelmiş gitmiştir o kimse. Bunun başka yapılacak, söylenecek bir şey yok. Eğer ki buraya geliş sebebi ibadetse, Allah rızası içinse, buraya geliş sebebi bir şeyler vermekse ve Allah'ın farzlarını yerine getirmekse onu alır gider.
O yüzden önemli olan sizin içinizdir, sizin niyetinizdir, sizin düşüncenizdir. Bu noktada niyetinizi, düşüncenizi devamlı temiz tutacaksınız. Devamlı. Eğer o temiz noktada durmazsanız Allah muhafaza edersin. O zaman durumunuz iyi olmaz. Ömreye gidecek arkadaşlar. Allah kabul etsin inşallah şimdiden. Ömreye gidecek olan kimseler bu her zaman için geçerli. Bizim dergahımızın genel düsturlarından birisi ve aynı zamanda da ömreye gidenler için de çok önemli bir şey. Kimsenin işine karışmayın. Kimsenin özel hayatına da karışmayın. Kimsenin ibadet şekline, şemaline de karışmayın. Size birisi sorarsa siz ona söyleyin. Sizin birisi bunu nasıl yapmalıyım derse onu nasıl yapması gerektiğini söyleyin.
Ve edepli olun her yerde. Bir kimse Beytullah'ta edepli olmuş. Beytullah'tan çıkınca edebini muhafaza etmemiş bir anlamı yok. Bir kimse Medine-i Münevvere'de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin huzurunda edepli. Ondan sonra edebini muhafaza etmemiş bir anlamı yok. Hacı buradan olur mu? Ömreye gidecek olan kimse buradan ömreye gider. Siz buradan götürürsünüz hediyeyi. Siz buradan bir hediye götürmedikten sonra orada hediye yapmaya çalışmayın. Bu neye benzer? Yani siz gitmişsiniz bir yere ziyarete, işte elinizde hiçbir şey yok. Oralardan bir şeyler alıp da o ev sahibine bir şeyler vermeye çalışıyorsunuz. Hayır siz buradan götüren inşallah. Kardeşler de buradan götüren kardeşlerdir inşallah.
O yüzden giderken bu noktada insanlar kendilerine çok iyi dikkat edecekler. Ne olursa olsun muhakkak ki buradaki edebiyle oradaki edebi insanın bir olmaz. Bir kimsenin buradaki edebiyle dışarıdaki edebi bir olmaz. Bu kaçınılmaz şey sahabede dair olur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin arkadaşları demişler ki Allah Resulullah. Biz senin yanındayken dünya işte hırs tamam bunların hiçbirisi bize vurmuyor. Ama biz senin yanından çıkıyoruz senin yanındaki gibi değiliz. Allah Resul diyor ki şeytan bekler sizi kapının önünde. Dışarı çıkar çıkmaz hemen sizi yutmaya çalışır. Dünya hemen buradan dışarı çıkar çıkmaz sizi yutmaya çalışır. Veya zikrullah'tan kesildiğiniz anda şeytan sizin yüreğinizi, kalbinizi, gönülünüzü yutmaya çalışır.
Hazır bekler ol. Bundan korunmanın yegane tek çaresi var Allah'ın zikirdir. Aynı şey Beydurullah'ta da olur, Medine-i Münevvere'de de olur. Devamlı bir şekilde orada zikir halinde olun. Devamlı bir şekilde. Aslında keşke gönül arzu eder ki burada zikir halinde olun. Yürürken, otururken, kalkarken de devamlı burada Allah'ı zikredin. Bu işin tasavvufun doğru noktası bu. Ve o zikrlarla hemhal olursanız kalbinize sizin şeytan asla tasarruf edemez. Gönlünüze tasarruf edemez sizin. Yoksa bizim gönüllerimize hemen şeytan tasarruf eder. Çünkü bir Allah Resul diyor ki sizin damarlarınızda dolaşır diyor şeytan. Demek ki bizim damarlarınızda dolaşıyor. Nasıl Cenab-ı Hak bize şah damarından yakın ise Bak Allah şah damarınızdan yakın oluyor.
Şeytan için de diyor ki o sizin damarlarınızda dolaşır. Ha demek ki Allah şeytanla bize daha yakın. O zaman biz Allah'a yaslanacağız. Allah'a dayanacağız. Onu güveneceğiz. Onu zikredeceğiz. Onu tesbih edeceğiz. Biz onunla hemhal olacağız. Yoksa eğer o noktada olmaz isek Allah muhafaza eylesin. Şeytan her zaman için bizim gönlümüze tasarruf edecek. Bizim kalbimize tasarruf edecek noktada olur ki Allah bizi muhafaza eylesin. Asla o noktada olmayı hiç kimse istemesin. Şeytanla olan mücadeleyi hiç bırakmayın. Ve bu mücadele hiç bitmeyecek. Tasavvufun ana gayelerinden ana amaçlarından birisi şeytanla mücadeledir. Şeytanla mücadele. Biz içimizde şeytan ve nefisle mücadele ederiz.
Dışımızdaki mücadele de kafirlerle alakalıdır. Müşriklerle alakalıdır. Biz hem iç savaşımızı devam ettirmek zorundayız. Hem de dış mücadelemizi, dış savaşımızı devam ettirmek zorundayız. Eğer ki bazı ehli tasavvuf gibi sadece mücadeleyi kendi içimizde algılarsak, dışımızı algılamazsak dengesizlik olmuş olur ki Allah muhafaza eylesin. Biz aynı zamanda dışarıda da kafirlerle müşriklerle de mücadelemiz devam eder. Din sadece içe yönelik değildir. Bizim dinimiz sadece kalbimize gömülü bir din değildir. Bizim dinimiz sadece yüreğimizde vicdanen yaşanacak bir din değildir. Bize tavsiye edilen, bize çeşitli güçler tarafından bastırılan, dayatılan din vicdanı noktadadır.
Bize diyorlar ki dininizi vicdanı yaşayın. Yani içinizde yaşayın. Yani sen evinde otur, işte bir mevlüt okunuyormuş, mevlüt okur dinlerken bir ağla. İşte kandilden kandilde Allah'ı hakkına getir. Bayramdan bayrama Allah'ı dini hakkına getir. Ramazandan Ramazan'a dini hakkına getir. Ramazanda üç beş kuruş insanlara yardım et. İşte kandillerde bir iki kişiye kandil mesajı at. Şeyden cep telefonundan bir iki mesaj veya bir iki telefon kandil telefonu. Din bu kadar. Bu bize dayatılan din. Bu bize bastırılan dini bu kadar yaşayacaksınız dedikleri din bu. Ama bizim dinimiz öyle değil. Bizim dinimiz bizim sokağımızı tanzim eder. Bizim dinimiz bizim alışverişimizi tanzim eder.
Bizim kıyafetimizi tanzim eder. Bizim yiyeceğimizi dahi tanzim eder. Bizim bakışımızı tanzim eder. Bizim duyuşumuzu tanzim eder. Bizim ayak atacağımız yeri tanzim eder. Bizim evimizi tanzim eder. Hanımlarımızı tanzim eder. Çocuklarımızı tanzim eder. Karıştır bizim dinimizi. Bizim dinimiz hukuka karışır, siyasete karışır, askereye karışır, günlük hayata karışır, bizim dinimiz karışır. Bizim dinimiz bu. Yani biz dinimizi kırpıp, kesip, yuvarlayıp bir kenara koyamayız. İçimize sıkıştıramayız. Bizim dinimiz bizim içimizden dışarı taşar. Bize dencaliyetin dayattığı din böyle değil. Yani normalde bize öngörülen İslam dini, bize öngörülen İslam dini bizim inandığımız gibi değil. Bize anlatıldığı gibi değil.
Kur'an ve sünnetin emrettiği gibi değil. Zaten Kur'an ve sünnetin emrettiği gibi bir dini yaşayanlar irticacı, mürteci, gerici, yovaz. Önemi denemdiriyorlar ya bize. Yani televizyonlarda duyduğunuz irticai nokta dediğinde Kur'an ve sünneti tam olarak algılayan insanlar. Bunu böyle direkt söyleyemiyorlar, 3-5 yıl sonra söyleyecekler. Mürteci hareketler dedikleri Kur'an ve sünneti tam olarak, yani Kur'an'ın ve Resulullah'ın emrettiğini onların emrettiği şekilde algılayan insanlar. Yani bir din düşünün, bir Müslüman namazı kılmayacak. Namazı kılmayacak bu kimse. Bu kimsenin örtüyle bir işi olmayacak, haramla helamla bir işi olmayacak. Ama Müslüman sakalla işi olmayacak.
Bu kimsenin sarıkla cümbeyle işi olmayacak. Yani bu haram, bu helam, böyle şeyleri geç kardeşim. Eline geldiğini ye, diline geldiğini söyle, gözünün gördüğüne bak. Yani mevcut sistemin doğrularını doğru olarak kabul et, eğrilerini eğri olarak kabul et. En kutsal kazanç, vergilendirilmiş kazançtır. Manokya'nın en kutsal insan. En kutsal işi o yaptı çünkü. Neden? En büyük vergi o verdi İstanbul'da. Ey onun verdiği verdi de en kutsalsa o zaman en kutsal insandı o. Yani bunun adını koymayan cesaret etmiyor hiç kimse. Şeyhler de cesaret etmiyor, alimler de cesaret etmiyor, siyasetçiler de. Cesaret etmiyor. Ya bu cesaret eden ya şeyhin birisi böyle cesaretle konuşursa sistemin karşısına alacak.
Sistem böyle konuşursa bütün İslami, çünkü halk Müslüman ya, o zaman desek ki ben dinle savaşıyorum. Deyecek ki ya dur diyecek herkes ya bu nasıl dinle savaşılıyor? Yani bu bu. Bunu cesaretle koyalım. İslam dünyasına dayatılan bir din, bizim inandığımız, yaşamaya çalıştığımız Kural ve Sünnet değil. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretel bir adi şerifinde diyor ki, dinin üç tane ana unsuru vardır.
Üç ana kalesi vardır. Üç ana dileği vardır. Üç ana sınırı vardır. Öyle değil. Diyor ki bunlardan birisi olmazsa, bunlardan birisi yıkılırsa o adamın dini yıkılır. Bir şirk koşmamak. Tehvid üzerine durmak. Yani siz la ilahe illallah Muhammedun Resulullah tevhid düşüncesinin üzerinde durmak zorundasınız. Bakın bu tevhid düşüncedir. Sadece dille söylemek yetmez buna. Bir kimse düşüncesini, aklını, felsefesini, bu noktadaki fikir dünyasını bu tevhid düşüncesinin üzerine oturtmak zorundadır. Tevhid düşüncesi geniş bir düşüncedir. Bir derslik şey değil. Ben her tersine aklıma geldikçe bana elmayı soruyorlar. Ben bazen elmanın karşısında armut anlatıyorum onlara.
Yani diyorum ki elmadan önce benim için armut önerim. Yani tevhid düşüncesi önerim. Bazen onu sokuşturuyorum işin içerisine yine bugün de onu sokuşturuyorum. İkincisi namazdır. Ya bir kim? Namaz bir Müslümanın düşünülmesi mümkün değil. Namaz bir müminin düşünülmesi mümkün değil. Namaz olmazsa o kimsenin dini yıkılır çünkü. Üçüncüsü oruçtur. Bir kimsenin orucu yoksa onun dini de yıkılmıştır. Yıkılmıştır o kimsenin dini. Yani bize şimdi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem adetir buyuruyor ki bu üç ana unsuru kaybetmeyin. Yani birincisi tevhid düşüncesi. Tevhid düşüncesini kaybetmeyin. Yani bizim dinimiz Kur'an ve sünnettir. Bizim yaratıcımız Allah'tır.
Hukukumuzu koyan, belirleyen, haddimizi, hududumuzu, her şeyimizi belirleyen bizim dinimizdir. Biz hanımlarımızla ay halinde birleşmemeyi dinimizden öğreniriz. Dinin bir hükmüdür bu. Hristiyanlar bunun böyle bir hükmü yok. Ama bizim dinin hükmüdür bu. Ve bizim dinimizin hükmüdür. İşte ay hal olan bir kadın oruç tutmaz. Kur'an-ı Kerim'i ellemez. Taşımaz. Dinimizin hükmü bu. Bizim dinimizin hükmü bu. Biz eğer gusül etmemiz gerekiyorsa biz namaz kılamayız. Bizim dinimizin hükmü bu. İçkiliysek namaz kılamayız. Sarhoşken namaza yaklaşamayız. Bizim dinimizin hükmü bu.
İslam isen namazı kılacaksın. İslam isen orucu tutacaksın. Onlar bize dayatıyorlar şimdi. Diyorlar ki ya böyle namazı kılın size kılmayın demiyoruz. Ya gece istediğiniz kadar kılın. İçkide için. Oruç tutun. Ama akşamları da eğlenin canım sağlıcağız gidin. Oruç tutun. Ya sakındıcının, öpüşünde, sevişinde, yapışında ne yapıyorsanız yapın. Ya ne? Ya aç kalacaksın işte. Oruç tutmak o. Açların halini düşüneceksin. Bu. E lazım mideni rahatlatacaksın ya. Biraz da diyet yapacaksın. Kilo da vereceksin. Bak çok yağlısınız ya. O yüzden biraz da aç. Zayıf olan yağlısız o oruç tutmayacak o zaman. Kilo verecek kilosu yoksa ne tutacak o? Tutacak bir şeysi yok o zaman tutmaz ya.
Ama dayatılan din bu. Ya ne kadınlarınızı örtmek. Hayır örtmeyeceksiniz kadınlarınızı. Ya biraz daha soyacaksınız. Tam soyulmadı. Ya böyle örtülmekmiş. Böyle şeylerden vazgeçeceksiniz. İçkiymiş. Ya o kadar olmaz. Fazla da içmeyeceksiniz ha. Ya çok fazla içerseniz de iyi değil o zaman. Yani o kadar da olmaz. Ya bize dayatılan farklı şeyler. Ama dinin emri öyle değil. Bizim iman ettimiz din öyle değil. O zaman imandan vazgeçeceksin. Yok hayır vazgeçme. İmansızlık değil değil diyor. Neden? İmansız olursan devleti soyarsın. Devleti vurursun. Devletin dibine dinamit koyarsın. Neden? İmansızlıktan her türlü gelir şey.
Ya Hristiyan olacaksın. Ya Musevi olacaksın. Ya İslam olmayacaksın. İslam olmak yok. Bize dayatılan bu. Ya bunun hilafına kim ne söylüyorsun? Yalan söylüyorlar bizim huzurumuza çıktığımızda. Ya bize söylerlerken yalan söylüyorlar. Yalan söylüyorlar. Aldatıyorlar bizi. Kandırıyorlar. Bize söylenilen şey öyle değil yani. Toparlıyorlar meseleyi. Allah bizi affetsin. O yüzden bizim mücadelemiz sadece içeride değil. Biz sadece kendi içinde, kendi vicdanında dini yaşayan bir tasavvufi topluluk değiliz. Böyle bir şeyi ben kabul etmiyorum zaten. Böyle bir şey düşünen arkadaş varsa bizden ayrılacak. Yolunu ayıracak bizden. Çok açık. Nedim.
Biz deccariyetle de mücadele edeceğiz. Biz şeytaniyetle de mücadele edeceğiz. İçte ve dışta. Biz küfürle içte ve dışta mücadele edeceğiz. Bize küfrü dayatacaklar. Biz hayır diyeceğiz. Biz bu küfrü kabullenemeyiz. Bize deccariyeti dayatacaklar diyeceğiz. Hayır biz bunu kabullenemeyiz. Böyle bir din düşünmüyoruz biz. Böyle bir din düşünmüyoruz biz. Biz Kur'an ve sünnetin emrettiği şeyleri yapmaya çalışan bir topluluğumuz. Ve buna inanıyoruz felsefi olarak da. İnanç olarak da böyle bir inanca sahibiz. Bunun dışında bir inanca sahip değiliz. Öyle olunca o zaman bizim her an, her an devamlı tetikte ve devamlı böyle uyanık olmamız gerekiyor. Sadece Mekke'de uyanık olmamız gerekmiyor.
Sadece Medine'de uyanık olmamız gerekmiyor. Bizim buradan öyle olmamız gerekiyor. Ve biz buradan iyi olmamız gerekiyor her gün. Eğer ki biz her gün iyiysek o zaman sevgiliye götürülecek bir hediyemiz var. Ama sadece orada iyiysek Allah bizi affetsin o zaman. Biz sadece orada iyi olmayalım. Din sadece Kabe sınırlarının içerisinde yaşanan bir din değil bizim için. Bu din sadece Mekke sınırı, Medine sınırları içerisinde yaşanan bir din değil. Biz nefes alıp veriyorsak, nefes alıp verdiğimiz her yerde dinimizi yaşamaya ve yaşatmaya çalışacağız. O yüzden Mekke'ye de gitsek orada edebimizi muhafaza edeceğiz. Medine'de gitsek orada edebimizi muhafaza edeceğiz. Ve orada ibadet etmeye çalışacağız.
Orada ihlas ve samimiyetimizi arttırmaya çalışacağız. Orada muhabbetimizi arttırmaya çalışacağız. Orada aşkımızı arttırmaya çalışacağız. Orada sakın ha yemeye, içmeye, gezmeye meyletmeyin. Oraya gidenler. Sakın! Boş vaktiniz kalmasın. Bir tek uyumaya o zaman ayırın. Normalde buradan ömreye giden başka insanlara benzemeyin. Veya hacca giden insanlara benzemeyin. İşte gidiyorlar otelde, geliyorlar oteldeler. Adam gidiyor bir sefer tavaf ediyor, tavaf ettikten sonra gidiyor otele yerleşiyor. Otelden hemen ya otelde muhakkak bütün otellerde mescit vardır. Veya yakın, otele yakın bir mescit vardır. Namazlarını orada kılmaya gayret ediyorlar veya evde kılıyorlar.
Gitmiyorlar. Kabe'ye namaz kılmaya veya Medine-i Münevvere'ye. Ben giden arkadaşların böyle yapacaklarına da inanmıyorum zaten. İnşallah Rahman muhabbetle, aşkla Allah yollarına açık gelsinler inşallah. Gidip gelsinler. Allah bizi affetsin inşallah. Evet. Senin Hacı Ahmet ne dediydi? Abdest alırken mes... Evet. Sadece başın üstüne değil mi? Yanlara akıya yapılsa mesc yerine geçer mi? Mesc yerine geçer. Başın normalde yanı da bu yanları da baş hükmünde, arkası da baş hükmünde de. Dese ki biz şimdi bu mesc yerine geçmez, kıyamet kopar. Ama sünneti Resulullah'ı uygulamamış olur. Bizim için öğütçü olan odur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri başını mesle derken, bu başının üst tarafı var ya, buranın komple üçte birini, yani üçe bölmüşler Hanefiler, bir borası, işte şey, söylever şunu, dörde bölmüşler, yanlar ve arka.
Biz normalde başımızın üstünü mesle deriz. Bir kimse kalkar, şimdi böyle aykırılık yapmak istiyorlar veyahut da işte, uyumayacak ya peygambere, sallallahu aleyhi ve sellem adı. Adam diyor ki kendi kendine, ben başımın yanını da mesle derim. Adam o desen ki, kardeşim mesle demezsin, bana diyecek ki, mesle demeyeceğime dair bana bir ayet hadis getir. Bizde şöyle bir şey var, bu hepimizde var, bir şey olduğunda, bu caiz mi? Bu helal mı diye sorunmaz. Bir şey haramsa haram benadır, derse ki bu haram kardeşim.
Haramların haricinde haram çıkarmaya, üretmeye çalışmaz bir insan. Mümin haramların haram üretmeye çalışan insan değildir. Mümin, ibadet şekli ve şemali belirlidir. Kur'an ve sünnetler. Yeni bir şekil şemal üretmeye çalışmaz mümin. Haris mümin, yeni bir şekil şemal üretmeye çalışmaz. Biz, o noktada değiliz. Olmayacağız. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem adı, başının üstünü mesle demiş, biz de başımızın üstünü mesle deriz. Birisi kalkar derse ki, ben yanımı mesledeyim. Allah yolunu açık etsin kardeşim. Biz sünnet-i Resulullah'ta, yana mesledir diye bir şey okumadık. O yüzden biz üste meslediyoruz. Veya da başı komple mesletli de görülmüş.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem adı, bir kimse komple mesletse başını, demiş ki komple meslet var bu, var sünnet-i Resulullah. Ama Allah Resul hiç, ensesinin üstünü mesletmemiş. Başını, alnının arkasını, yüzünün arkasını. Veya yanlarını mesletmemiş hiç. Böyle bir şey okuma bunlar. Ya komple mesletmiş, ya da başını dörtte birine mesletmiş. Bunun haricinde adam bir şey çıkarıyor, kendi kendine yandan mesletecek, yandan çarptır. Mesletsin. Allah yolunu açık etsin. Biz de işi yok adam. Biz şekil itibariyle de, dilimizi yaşarken, dilimizin bazı rükümlerini, biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin, şekil olarak yaptığı şekle de, uymaya çalışırız.
Yani bu sünnet-i Resulullah'ta, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem adetleri, başını nasıl mesletti, söyleme mesletleriz. Hazreti Ali Efendimizin sözü ne güzel, öyle değil mi? Ayağımın esle alakalı diyor ki, eğer ki aklıma danışacak olsaydım, ayağımın altını mesletedim. Aklıma sorarsam diyor, ayağımın altını mesletedim. Ama ben gördüm ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem adetleri, ayağının üstünü mesletti. Yani mesli, üstünü mesletti. Ve o yüzden biz de ne yaparız? Meslin üstünü meslet ederiz. Niçin? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri de yapmış. Ya neden böyle yapmış? Ya öyle yapmış kardeşim. Nedeninden bana ne ya? Bana her şeyi neden çıkarmaya çalışma.
Sen git kendi nedenlerini araştır. Ben araştırmıyorum. Her şeyde hikmetini araştırmıyorum ben. Neden? Yani hikmetini araştırıp da bulamadım bir şey. Terp mi edeceğim o zaman? Ya bir şeye ilmim yetmedi veya şu anki ilim ona yetmedi. Terp mi edeceğim kardeşim? Terp etmeyeceğim. Ben bilmediğimi de yapıyorum. Evet, ben saf, cahil Müslümanlardanım. Öyle görsem ben. Tartışmayacağım ben çünkü dinimin, rübbünün. Ya ben buna inanıyorum. İnancımla mı savaşacağım? Din bir inanç işidir çünkü. Ben böyle inanıyorum kardeşim. Ben ayağımın üstünü mesletiyorum. Başımı mesleteceğim zaman başımın üstünü mesletiyorum. Başımın arkasını mesletmiyorum. Aha buraya üstünü mü mesletecek?
Ben böyle mesletmiyorum. Böyle mesletsem ne olur? Bana ne ya? Git hangi din halimine soruyorsan sor. Bana sor. Ben böyle yapıyorum kardeşim. Tartışacak yer arıyor adam. Dibişecek yer arıyor. Bir şeyin altından bir şey çıkaracak yer arıyor adam. Arayacak yer. Ben böyle yapıyorum kardeşim. Sünneti Resulullah böyle yapmış. Ha sen öyle yapmıyorsan sen bilirsin. Bana ne? Al Allah yolundan çıkarsın seni. Sen git istersen topuğunu meslet. Gitsin topuğunu mesletsin. Bana ne? Ben ne tartışacağım ki onunla? Anlaşılır değil mi? Bunlar böyle küçük meseleler. Bu tip uydur kaydır şeylerden, bu tip meselelerden mesele çıkarmaya çalışan cahil insanların işi.
Bizim öyle bir derdimiz yok. Biz Kur'an ve Sünnet'e, imamların iştahları hangi dar edese biz öyle öğrenip, öyle algılayıp, öyle yaşamaya çalışan bir topluluğumuz. Anlaşıldı mı? Yani Ammanika'da teknolojiyi hiç kullanmayan Hristiyan tarikatlar var. Almanya'da Hristiyan bir tarikat var. Almanya'da şehre, şehirde oturmuyorlar. Ben onların bir yazı dizisini okudum. Hayret ettim. Normal bildiğiniz fırın ekmeği yemiyorlar. Almanya'da dağlarda yaşıyorlarmış bunlar. Teknoloji yok. Elektrik yok, telefon yok. Hiçbir şey yok teknolojik olarak. Buğdayı kendileri ekiyorlarmış. Dağ başında kendileri öğütüp, kendileri ekmek yapıp, orada kendileri dekip, kendileri yaşıyorlarmış.
Hristiyan bir tarikat. Öyle inanıyor adam. Onun inancıyla savaşılır mı? Sen inanmıyorsanız ne inanmayacaksın? Allah yoluna açık etsin seni. O adamın duruş noktası o. Bir inanç çünkü o. Ben de böyle inanıyorum. Ben Resulullah'a bakıyorum. Ya senin için sahih bir kitap değildir bu. Hadislerle sen amel etmiyorsun. İyi etme. Ben senin boğazını sıkıp hadislerle amel ettirecek noktada değilim. Biz hadislerle amel eden bir topluluğuz. Hadisleri reddeden bir topluluk değiliz. Eğer içinizde hadisleri reddeden bir kimse varsa buyursun çıksın gitsin. Bu kadar basit. Biz hadislerle amel ediyoruz. Biz Kur'an'la amel ediyoruz. Kur'an'dan sonra ikinci kitabımız hadisler bizim.
İkinci kaynağımız hadisler. Ondan sonra imamların iştahı. Ben hareviyim, ben İmam-ı Azam'ın iştahatlarına uymaya çalışıyorum. Bu adam bunu kabul etmiyorsan beni yıkılentirmiyor. O kabul etmiyor diye. Benim inancım zayıflacak değil. O kabul edince de benim inancım artacak değil. Benim inancım bu. Sen git kabul etmiyorsan Allah yoluna çıketsin. Bunlarla hiç tartışmayın. Hiçbir yerde tartışmayın. Sohbetlerinizle gelebilirler, toplantılarınızla gelebilirler. Hiç tartışmayacaksınız hiç. Biz böyle inanıyoruz kardeşim. Ya böyle değil. Sen böyle olmadığını git. Etrafını topla 20 kişi. Onlara anlat. Bize anlatma. İştahat dairesine gitmek, o istikamette gitmek bize doğru olan bu.
Sana doğru gelmiyorsa sen bana sünnet lazım değil. İmamların iştahatları lazım değil. Ben Kur'an'a bakacağım. Kafama göre bir hüküm çıkaracağım. Kafama göre bir din kuracağım diyorsan. Allah yoluna çıketsin. Git kardeşim. Sen yeni bir peygambersin demek ki. Allah yoluna çıketsin. Git. Bizden işin yok. Çok açık ve netiz bu noktada. Hiç tartışmayacağız daha iyi. Onlar böyle tartışmak isteyecekler, konuşmak isteyecekler. Lütfen diyeceğiz ya Allah razı olsun. Sizin sohbetlerinize geldiğinde burada değil. Ben annelerim Allah'a izin. Bir de dövüşmeyeceksiniz kimseye kadar. Sizin sohbetlerinize de gelsin dövüşmeyeceksiniz. Tartışmak yok. Adama diyeceksiniz kardeşim.
Neyse Allah razı olsun. Otur burada. Sohbeti dinlen. E sen bunu dinlemek istemiyorsan sen bilirsin. Biz seni dinlemek istemiyoruz. Çok açık. Anlaşıldı değil mi? O isterse başı mest etmek olarak kulaklarının arkasını algılasın. Mest etsin. Burası da bulağım benim başım desin. Bir anlında adamın yüzünü de başım olarak nitelendirir. Adam şimdi baş olarak olduğunda bu boyundan yukarsını algılamıyorum adam. Öyle algılanıyor. Yüzü farklı kılmış mesela dinimiz bütün. Ama o yüzünü farklı kılmayabilir. Ben yüzümü de mest edeceğim. Ben mest ederim yüzünü. Allah'a izin açık etsin. Bunun sonu yok çünkü. Ya bu noktada bir şeyin sonu yok. Ama ne zaman sonunu yok?
Sünneti Resulullah'ı mı yiyeceğim? Allah için böyle mest etmiş. Biz de böyle mest ediyoruz. Öbür türlü adam diyecek ki yani onun böyle uçuk örnek olarak görüyorlar. Ya diyorum adam secdeyi sırt üstü yapmak olarak algılasın. Ne diyeceksin adama? Yani yüzünü koyamıyor abi. Ya sırt üstü yaptı adam. Yüzünü koyan da var. Sırt üstü yaptı adam. Ne desen? Ben secdeyi böyle alıyorum diye. Ya kardeşim sen sırt üstü yap secde olarak öyle algılıyorsan. Neden? Hep bizim için öyle algılamayın. Biz böyle yapıyoruz. Bu kadar basit. Tartışmaya gerek yok. Allah bizi affetsin. Sorusu cevapsız kalan kalbim. Tevekkül. Evet. Tevekkülü anlatıyordum daha önce. O yüzden girmek istemedim.
Tevekkülü anlamayan var mı? Herkes anlamış var. Önümüzdeki günler Kadir Gecesi. İnşallah. Gelecek. Bugün Ramazan'ın kaçıncı? 12'si. Demek ki bir daha haftaya sonuna kadar 20'si. olacak bu arada değil miyiz? Her kim Kadir Gecesi'nin faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah'tan umarak ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır. Kim Kadir Gecesi'ne tesadüf edip faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah'tan umarak onu ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır. Kadir Gecesi'dir.
Kadir Gecesi Ramazan ayının son 10 gününün 21 veya 23 veya 25 veya 27 veya 29 gibi tek gecelerde veya Ramazan'ın son gecesindedir. Onun alacağı sevabı Allah'tan umarak ibadet ve taatla geçiren geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır. Kadir Gecesi'ni aramak sünnettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Ramazan'ın son 10 gününde Husis'i itikafa girer ve Kadir Gecesi'ni arardı.
O yüzden her gece son 10 gün Kadir Gecesi'niş gibi ibadet ve taatla geçirirdi. İnşallahun Rahman hatta bazı hadis-i şehriler okuyabilirsiniz Kadir Gecesi ilk 10 günde yok son ortadaki 10 günde, sonraki 10 günde değil. Bu hadis-i şehrilerin sıralama noktasından hata yapmayın. İlk zamanlarda dendi ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ki Kadir Gecesi ilk 10 gündedir. Ondan sonra dedi ki ortasındaki son ortasındaki 10 gündür. En sonunda Cebrail aleyhi ve sellem geldi dedi ki ya Muhammed Kadir Gecesi'ni Ramazan'ın son 10 gününde arayın. Ondan sonra Kadir Gecesi meselesi oturdu Ramazan'ın orucunu son 10 gününde aranacak. Allah bizi Kadir Gecesi'ni ulaştırdıklarından eylesin. O gece ibadet edenlerden eylesin.
Allah bizi muhafaza eylesin. Oruçlarınıza dikkat edin. Oruçlarınıza dikkat edin. Ağızlarınızı bozmayın oruçluyken. Gıybetten kendinizi muhafaza edin. Hanımlarınızı da didişmeyin. Etrafınızı da didişmeyin. Ramazan ayını didişmeden geçiren kullarından eylesin. Allah bizi inşallah. Haklarınızı helal edin. Soru soran varsa sorsun. Bir insan oruçlu olmayan bir insanla nasıl bir şey yapabiliriz? Yani muhabbetinde şeyinde. Yani oruç tutmuyoruz. Belki rahatsızdır ona bir şey ama rahatsız değilse. Darül harpte hiçbir şey değmeyiz adamlar. Adam cahildir bilmiyordur. Öğretememiştir. Ne o var? Cahilliğini masum diyoruz.
Darül harpte olduğu için. Anlaşıldı mı? Evet. Biz kolayca kalbi öldürür. Kalbi kazandırır. Nefes bu olur? Ben çok umarım. Bunun meraklığı neydi? Şey diyor. Yani dayandırdığı nokta. Neyse diyor biz bunu korona yapıyoruz diyor. Her gün işte iktat korona yapıyoruz. Her gün diyoruz. Aynı şeyi anı takdini ner misiniz diyor. İnnemeyiz. Yani Allah da diyor o şekilde ona dayanmıyor yani. Oysa ki Cenab-ı Hak diyor ki isteklerinizde ciddi ve samimi olun. Ve isteklerinizde arzun olun. Ve kimse bir isteği için bir hayırlı bir şeysi için devamlı böyle suyun bir yeri vurduğu gibi vuracak. Ona katılmıyorum.
Ben de sizinle düşünüyorum. Benim şu radyoları dinlemediğim kadar var ya. Hala daha ben dinlememekten ısrar ediyorum. Bazen ya diyorum ki ya bu kadar katı olmayayım diyorum. Arıyorum radyodan şimdi bir yer. Bu diyorum şimdi bir bakıyorum bir ilahi çıkıyor. Aynen pop müziği. Caz tuku cız tuku caz tuku cız tuku. Ey yarabbi diyorum ya nereden açtım gene diyorum ben şimdi. Ya onu dinleyeceğim diyorum. Ya müslümü bari dinle diyorum. Tederlenirsin hiç olmazsa. Tederlenir hiç olmazsa adam gülmez bari ya. Bir arkadaş anlattı. Dedi ki şeye gitmişler. Böyle bir ilahi söyleyen bir konser gibi bir yere gitmişler. Bir cemaat tertip etmiş. İlahi de kızlar böyle el ele tutuşulup o şeylerde konserlerdeki gibi tempo tutuyorlarmış.
Böyle el ele. Ondan sonra böyle onlarla beraber işte popçuların konserlerindeki hareketleri yapıyorlarmış bayanlar. Ben tabi böyle abbalamut ve saraklaşmış o ziyette. Bakıyorum dedim yok ya dedi abi böyle böyle dedi ya. Eyvah dedim ya. Dinlemiyorum o yüzden. Dinlemiyorum. Allah fena upetsin inşallah. Katir gecesini arıyor dediniz beyanlar dediniz. Şu soru hafta geliyor. Katir Gecesi Kuran-ı Kerim'in indirmeye başladığı gece. Allah özür dilerine indirdiğine göre bilmiyor muydu yoksa insanları bilgiciye şartlandırmamıştır. Söylemiyor muydu mu tutuldu mu? Az önce benim dediğim noktadasın.
Dedim ya bir şeyin adını hikmetini araştırıyor. Neden bunu be? Hayır yok. Resulullah sallallahu aleyhi ve selam az eterimizi son on gün içerisinde arayın diye biz ararız. Anladın? O neden böyle son on günde aradıysa da yok ilk beşte aramadıysa da yok neden tek günlerdi de değildi de neden çift günlerdi de da. Yok bilmiyor muydu ki o Katir Gecesi'ni de filan. Benim için değil. Anladın? Son on günde arayın demiş ben ararım. Evet. Katir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır diyor. Ayet-i Kerim'e de. Demiş. Peki şimdi az önceki okumuş olduğunuz hadislerde de geçmiş günahlarına tefaret ediyor. Bunun için de kılmadığımız kaza namazı ya da tutmadığımız oruçlar da dahil bunları borç olarak ödemek mecburiyet.
Bak bunları hiç sorgulamam ben. Hadislerde diyor ki bin hayırlıdan bin geceden pardon bin aydan hayırlıdır diyor. Beni ilgilendirmiyor. Bin aydan hayırlıymış. Diyor ki Katir Gecesi'nin faziletini kim inanarak ihya ederse geçmiş günahları affolur. Neden daraltayım ki ben daha şu da giriyor mu bu da çıkıyor mu diye. Ya neden böyle bir düşünceye tabi oluyoruz ki. Adam birisi bana bir meselede bu helal mı dedi haral mı dedim ben de. Durdu şimdi. Bir şey haramsa söyle bana. Dehk edin ben bu haram Kur'an sünnetli imamların iştahı dairesinde. Adam dese ki kardeşim bu yerliği giymen helal mı? Altya ak versin. Bu adam gömleği çizgili giymek cahil mi değildir.
Ulan nereden çıktı bu işe mi? Bunun sonu yok. Kim bu değil. Size anlatmaya çalıştığım bu din bu değil. Bunun sonu yok. Bana dersin ki kardeşim saçı uzakmanın caiz mi değil? Bunun sonu yok. Sen böyle tıraş oldun nereden cevap aldın? Cahil mi böyle tıraş olmalı? Din bu değil ki. Allah Resulü diyor ki haramlar belli. Bitti. Haram belli kardeşim. Hakva nedir ya Resulallah? Senin haramlardan uzak durmanıdır. Haramlardan kaçmanıdır. Bitti. Anlaşıldı. Yok içine namaz giriyor mu girmiyor. Beni ilgilendirmez. Geçmiş günahlarını affettim demiş mi Allah? Resulullah söylüyor mu bunu?
Sözpane ne kardeşim? Evet. Düşer mi? Yani adamın nisat miktarı parası yoksa düşer mi düşmesin ki? Nisat miktarı. Kenarda parası olmuyor. Kim var ise o fakir hükmündedir Hanefilere göre. Anlaşıldı? Bir kimsenin nisat miktarına parası yok. Adamın her ay beş milyar geliri var. Her ayda beş milyarı yiyor adam ve arzıyor. Kenarda nisat miktarı parası yok. O dinin bakış açısına göre o kimse zekat alabilir. Fukara o kimse. Ya adamın büyükleri vardı. Gayrimenkulleri vardı. Her ay on milyar geliri vardı. Her ay doğum milyarı da harcıyordur adam. Yol geçen anı gibi. Öbür günün de on milyarı var. Tutuyordu onu.
Sen versen tutuyorsun ya elinde. Sen versen kardeşim. O vermeyecek ya o tutmuyor. Yol geçen anı gibi o. Yol altında Mercedes var. Dolayısını vermeyecek. Sen Şahini'ye biniyorsun. Kenarda Mercedes param var. Sen versen kardeşim ha valla. Tutma kenarda o zaman. Anladın? Bir şey sorun. O daha diriliğinde de o diyor. Yiyom. Yilsin bari ne? Yok. Kuyu çalışacak hep. Kuyu çalışacak. Kuyudan su çekerseniz kuyunun gözenekleri açılır. Bunu her yönde öyle düşünün. Hayatınızın her yönde. Kuyudan su çeksinler.
Benzetin kendinizi. Kim ne almak istiyorsa. Bir parçak alsın sizden. Kim ne almak istiyorsan. Bir kovu alsın sizden. Eğer senden bir kovu alınırsa. Ya gözenek kuyusun ya. Gelecek sana yenisi. E senden alan olmazsa. O zaman diyor ki İslam. Senden alan yok. Eee ben de diyorum o zaman. Bırak alsınlar senden. Anlaşıldı. Bu çok özür diliyerek bir şey daha söyleyeyim. Bu cinsellikle de alakalı. Bu kuyunun çalışması. Anlaşıldı. Kuyularınızı çalıştırın. Safer bu televizyonlar dine salgının diyor. Bugün de yeni bir şey çıkardılar. İngilizler araştırma yapmışlar. Zemzem suyu kanser yapıyormuş. İçmesin onlar. İngilizler öyle demiş ya. Aman içmesinler ama.
Sakın ha. Evet onlara kanser yapalım. Anladınız mı? Zaten onlar öyle o zemzemiş şifalı olduğunu bilse giderler zapt ederler onu. Cenab-ı Hak onlara kanserli göstermiştir. Yoksa Müslümanlar o zemzemini muhafaza edemezler çünkü. Adam onun öyle her derde şifa olduğunu bilse sana bırakmaz ki. Onun her derde deva olduğunu bilse size bırakmaz.
Oraya bir tane boruyu uzatır. İngiltere'ye Londra'ya çeker o boruyu. Size bırakmaz. Ve Müslüman aleminde de hiç kimse Allah bunlar bizim zemzememiz alıyor diye düşünmez. Biz şöyle düşünürüz. Onlar dizsin hidayet misin canım. Az önce sorun alttık burada. Sizlerin bazında Mercedes var bazında Şahin yok. Yani Mercedes'e binen mi hayırlı yoksa Şahin'in bir de tekat edem mi hayırlı? Sen de aynen ortada duruyorsun. Sen de aynen ortada duruyorsun İslam. İsterse beş gün önce başlasın onlar. Anlaşıldı? Onlar kafasına göre takılıyor. Biz de kafamıza göre takılıyoruz. Evet.
Onlar söz etmeyecekler o zaman. Zaten söz etmiyorlar o yüzden. Anlaşıldı? Akayet bozuksa orada fıkıhtan bahsetmesinler. Hiç temeli bozulsun ortalık. Anlaşıldı? O yüzden bahsetmiyorlar zaten onlar. Restor ya Allah. Giderken beni kör de git. Emniyon 좋아. Evet.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi