mustafaozbag.org

190. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 24 Şubat 2012 · 46:50

bir borcu olan da, kaza borcu borcu olan da, nafile ibadet edebilir. Ama Hanefilerin sonraki imamların büyük bir kısmı demişler ki, bir kimsenin kaza borcu var ise, nafilelerden önce kazalarını iade etmesi daha ehtaktır demişler. Ama bu noktada bir kimse derse ki, ya Hanefi'ye göre tutabilir, eyvallah tutabilir. Ona fıkıhi açıdan bir şey söyleme noktasında değiliz. ama Şâfi, Mânefi, Hanbelî Huleması üçü de demiş ki, kaza borcu olan kimsenin nafile ibadetleri yapması caiz değildir demişler. Ama Hanefiler caizdir demiş ki, o yüzden bu noktada, Hanefilerin bir kısmı da caizdir diyen bir kimse, caizdir dediyse, biz kırmızı bir kabukta, caiz değildir, Hanefilerin hakkında sahip değiliz. Ama bu noktada benim şahsi kanaati, o farzların kazasının yapılmasının daha evlat olduğu düşüncesindir.
O zaman Müslümanlar eskisi gibi değil, yani kazalarını o kadar, tabi Hanefiler bunu düşünürlerken çıkış noktaları şu, yani bu insanlar dinlerine düşkündür, dinlerin de sağlamlardır, kazalarını öderler. Bu hüsn-ü niyet içerisinde durduklarından dolayı diyorlar ki, kazası da olsa bir kimsenin nafile ibadetleri yapabilir diye, o hükme oradan kanaat edip söylüyorlar. Tabi Mübarekler bunca zaman sonra insanların gevşeyeceğini belki bu kadar düşünmediler. Şu anda insanlar çok gevşek. Çok gevşek. O yüzden yani şimdi bir kimseye desek ki, kaza namazları olduğu halde, işte kaza namazı kılıyor musun? Yok, kılmıyor. Ve zelaki kaza namazı kılıyor musun? Adam kıldığını iddia edemez. İddia edemez. Ha sünnetleri, nafileleri kılıyordun işte. Ama bu noktada tabi Hanefiler o hadis-i şerifi şey almışlar, bir kimsenin kazaları eksikse, nafilelerinden, sünnetlerinden alır o hadisini, kendilerini ölçü alarak olur demişler.
Bunun ortaya kalkıp da üzerinde yorum yapmanın ortasında değiliz. Evet. Bu konuda insan belli bir zaman rahatsızlık geçirir, çünkü desini ödemiş. Yani vermiş şeyini. Ve ondan sonra iyileşmiş, tutması gerekiyor mu? Ya o rahatsızlık geçiren kimsenin rahatsızlığıyla ve şahsın kendisiyle alakalı bir şey. Yani bazı insanlar var, o rahatsızlıkları, Hanefiler yine bölmüşler kendi aralarında. Demişler ki, geçici rahatsızlıklar var, kronik rahatsızlıklar. Eğer bir kimsenin kronik rahatsızlığı varsa, o kimse fidye verir, o meselesini halleder. Ama o kimsenin eğer kronik rahatsızlığı yok ise, o kimse fidye vermek zorunda değil. Yani ne yapar? Kaza etmek için bekler, zaman kollar. Ama burada şunu o kimse yapabilir.
Ya ölüm var işin içerisinde. Kronik rahatsızlık olmasa dahi öldüğünü düşünebiliriz. Ölceğini düşünebiliriz. Öyle bir borçla ölmektense fidyesini verir. Ama sağlığı yerine geldiğinde, eğer ki orucunu tekrar iade ederse, Nur âlâ nur. Çünkü sağlığıyla alakalı. Allah da bu sağlığı vermiş. Sağlığı şükür noktasında karşılamak için bir daha oruç tutar. Nur âlâ nur. Ama normalde kronik rahatsızlığı olan bir kimse için tamam. O zaten ölecek. Evet. Bir soru sorayım. Efendim ben hadisi şerifte buyuruyor ki, Ramazan geldiği zaman, yerine tapları açılır, şeytan güne vurulur diye. Buna rağmen Ramazan'da günahlar yüz boyu.
Şeytan hâlâ daha görevli yapıyor. Şimdeki deriyi anlattın mı? Normalde Ramazan şeytan pramiye vurdur dediğinde, bu hadis bir ümünler için geçerlidir. Yani şeytanın prangaya vurulması, halis müminlere şeytan dokunmaz. Çünkü oruçludur halis mümin. Oruçlu olduğundan dolayı, oruç bu noktada halis mümini muhafaza eder. Korur yani, korunmasına vesile olur. Burada tam bu hadis-i şerifte, şeytan prangaya vurulur dediğinde, aklına herkesin şu geliyor. Yani işte şeytan nasıl olsa prangaya vurmuş vaziyette, yani hiçbir şey yapılmaz. böyle uğur patlasın, çal oynasın. Bu noktada, bu böyle değil. Bir, iki, böyle anlamamak lazım. Bir de şu var. Yani şu anda öyle bir noktada, bazı insanlara şeytana ihtiyaç yok ki.
Yani, Allah Resulü demiş ki, şeytan prangaya vurulur. Ama insan görünümünde olanlar var. Bunları ne yapacağız? Anladın? Yani şeytanın ona bir şey yapmasına gerek yok ki zaten. Şeytan, şunu unutmayın, şeytan mümin insanlarla uğraşıyor. Şeytan münafutla, kafirle uğraşmaz. Kafir zaten kafir. Dansör zaten dansör. Ne yapacak ki şeytan onlar? Veyahut da işte küfür bas zaten küfür bas. Ne yapacak ki şeytan onlar? Gayr-i İslam'ı yaşayan insan zaten gayr-i İslam yaşıyor. Şeytan ona ne yapacak ki? Ya uç bir hayat yaşayan bir kimsenin şeytanın müdahalesine gerek yok ki. O zaten şeytanlaşmış, emhal olmuş Allah'a.
Vuslat yapmış o şeytanla. Ona şeytan ne yapacak ki zaten? Biz tabi müslümanlar müminler burada şöyle bir şey düşünüyorlar. Ya şeytan prangaya vuruldu, ee? Yani bu dansöz hala da oynuyor. Ya kardeşim şeytanın dansöz işi yok ki. Şeytanın sen ne işi? Şeytan namaz kılan kimseye vesvese versin. Namaz kılmayanına vesvese versin ki. Şeytan oruç tutan kimseye vesvese versin ki. Oruç tutman kimsenin için vesvese versin ki. Şeytan zikrullah yapan insana vesvese versin ki. Zikrullah yapmayan insan ne vesvese versin ki? O zaten onun askeri, kucağında zaten. İnsan kendi askeriyle savaşır mı? Kendi dostuyla savaşır mı? Onunla dost zaten. Dünyada iki çeşit insan vardır. Üç çeşit yoktur.
Bir şeytanı dost edinenler. İki Allah'ı dost edinenler. Bunun ortası yoktur. Şeytanı dost edinen bir kimseye şeytan ne yapacak ki zaten? Allah'ı dost edinen insanlarla şeytan savaşır. Ya bir kimse Allah'ı kendine dost ettiyse. Bak şahıs burada kendi. Önce burada yönü tayin etmek, yönü çizmek, burada bir şeye tutunmak insanın kendi cüz iradesindedir. Bir kimse ya şeytanı kendisine dost tutmuştur. Ya Allah'ı kendisine dost tutmuştur. Bu hem küçük planda hem büyük planda böyledir. Biz büyük planda, müminler olarak deriz ki biz Allah'ı kendimize dost tuttuk. Biz Allah'ın yolundan gideceğiz. Bu dostluğumuzda bizim sapmalar vardır. Sapmalar nedir? Zikzaklar vardır. Biz bir an gelir Allah'tan, Allah'a bağladığımız elimizi bırakır, ara sıra şeytanın elini tutarız.
Bu ne zamandır? Yalan söylediğimizde, müddet ettiğimizde, delikade ettiğimizde, günah-i kebari işlediğimizde, yanlışlık işlediğimizde biz Allah'ın elini bırakmışızdır o esnada. Biz kendimiz bırakmışızdır. Biz kendimiz bıraktığımız anda o esnada şeytanla biz yani şunu unutmayın. Bir kimse Allah'ın elini bıraktıysa muhakkak şeytanın elini tutmuştur. Şunu diyemez o kimse. Ya ben şeytanın elini tutmadım. Hayır. Bu mümkün değil. Güneş batarsa ortalık kararır. Güneşin batmasıyla ortalık kararılması kesindir. Sen diyemezsin. Güneş battı ama yani işte akşam oldu ama ya güneş batmadı. Hayır güneş battı o yüzden karanlık oldu. Karanlığın gittiği yere aydınlık gelir, aydınlığın gittiği yere karanlık gelir.
Bir kimse Allah'la olan ilişkisini kestiği anda şeytanla ilişkisi başlar. Hadis-i şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki şeytan sizin kalbinizin kenarında durur. Allah'ın zikrini bıraktığınız anda hemen oraya tecelli eder, hemen oraya sahiplenir, hemen oraya oturur. Hemen oturur oraya. Bakın hiç boşluk yok. Hiç böyle bir tereddüt yok. Böyle hülü bir renk yok. Siyah beyaz net yani. Siyah beyaz net. Yani şunu düşünmeyecek bir kimse. Ya işte ben Allah'a dost olmaya yolunda çalışıyorum. Yalan söyledin. O esnada senin o dostluk ahdin gitti. Tövbe ettin ahdini yeniledin. Zikrettin ahdini yeniledin hemen. Namaz kıldın ahdini yeniledin.
Aslında beş vakit namaz ahdi yenileme seronomisidir. Yani namaz kılıyorsun ya ahdini yeniliyorsun. Ahdini yeniliyorsun. Diyorsun ki ben müminim yeniden. Bunu demeye ihtiyacımız var çünkü bizim. Neden? Biz her an gafilete düşüp, her an hataya düşüp şeytana elimizi uzatabilirsin. Hacabı buyur, hoş geldin. Allah rızası.
Allah rızası. Ben söyleyeyim. İşte o ramazanda şeytanın bağlanması dediği, yani bu noktada kafirler için değil, münafıklar için değil, halis müminler için şeytanın ramazanda bağlanması veya zincirlenmesi, bu noktada üç dört tane hadis-i şerif var. O yüzden mümin kardeşler, dervişler şunu düşünmeyecekler ya.
Ya işte şeytan bağlı nasıl olsa. Hayır. Şeytan bağlı direkt müminler için. Ve günah-i kebailer için. Ve aynı zamanda da şeytan da normalde insanlar gibidir bu noktada. İhtiyarları vardır. Çocukları vardır. Gençleri vardır. Kırtışmışları vardır. O şeytanın bağlanması o kırtışmışlar için geçerlidir bir de. Kırtışmışlar için. Çocuklar için değil yani. Onun da çocukları var ayrıyeten. Daha yeni eğitilecek olanlar var. Onlar farklı. Hakkınızı ele alın. Ahmet Duran Gümüş abimiz Sivas'tır. Yıllardır tasavvuf yolunda hizmet etmiş bir ağabeyiz. Allah razı olsun. O yüzden inşallah üç beş kelam da o etsin. Cenab-ı Hak ona da bize de hayır murad etsin inşallah.
Allah razı olsun inşallah. Amin. Siz devam edinleriniz. Allah razı olsun hocam. Ağuncumillahimineşşeytanirrahim. Bismillahirrahmanirrahim. Biz gittiğimiz yerde şeriattan değil tarikattan bahsediyoruz. Şeriat-ı Muhammediye'yi sorusu olan bir müşkül olan müftülük var.
Büyük âlemler var. Onlardan sorması lazım. Bize tasavvuf yoluyla inşallah meseleden dolayı size dilimizin gönlüğü kadar az olsa bir şeyler inşallah anlatalım. Bari Isra Efendi bize işaret etti. Gerçi bizim konuşmak işini satın edildi mi? Cenab-ı Züceler Hazretleri bizi çok şanslı bir insan olarak yaratmış. Ezan-ı evrakta ruhlar yaratılmış. Ol dedi, Âdem ile Isra'nın Efendimiz'den kıyametin son gününe kadar, ne kadar insan geleceği, yaratacaksa ol demesiyle ruhlu âlemi var oldu. Hepsidir de. Hepsidir. Sırası geldikçe dünyaya geliyor, gününü tamamlıyor.
Kimisi sabiyken, kimisi deli amiyken, kimisi yaşıyken gününü tamamlıyor. Koşuyor. Allah'ın iman kulağını eksilirsin. Rabbim imanla, Kur'an'la nörgüze kavuşmayı nasip eylesin. Allah'ın imanla, Kur'an'la nörgüze kavuşmayı nasip eylesin. Allah'ın imanla, Kur'an'la, Kur'an'la, Kur'an'la, … Her nefis ününü satacak. Böyle 1 atmayelim yeter Scalabesu Celal Hazreti. Tüm ününü satmayelim yaradırmış yok. Hepisi talır. Herkes kendiler hâline. Bismillahirrahmanirrahim. El de dünya işiyle. Demek ki dil Rabbinin ile alışveriş edecek el de dünya işiyle. Bizim dünyaya gelmemizdeki gayet bu. Başka bir ayet-i kerimede Cenab-ı Zülcelal Hazretleri, insanları ve cilleri, yaratmamızdaki gayet bize kulluk içsinler, beni sevsinler, beni zikırsınlar.
Kalplerindeki sevgi benim sevgim olsun diye bizi yarattı. Bütün insanlara inansın inanmasın. Bütün insanların gayesi Rabbime kullak etme. Rabbim bu yoldan son nefesimize kadar ayırmasın inşallah. Bizim şansımız İslam sürdüğünden İslam memleketinde dünyaya gelmişim. Büyük bir şans bu. Büyük bir nimet. Ben bir zaman Almanya'da kaldım birkaç sene. Çok kalmadım. Sevemedim, duramadım.
Dedim elim açtım, yarattım. O memleketten benim rızkımı kes. Yavru içinde din artmaz derler, atalar affedersin. Yur içinde de mal artmaz derler. Böyle bir temsildir. Şimdi orada İslam'ı yaşamak zor. Zor. Cenab-ı Hatta o duamızı kabul etmiş. Bir düşünüyorum şimdi. Yaşantı İslam, İslam'ın olmadığı yerdeki yaşantı, affedersiniz, heyvanı bir yaşantı.
Heyvanı medenileştiriyorlar. Getür götür. Aynı şeyler. Yaşantı İslam'la, imanla, Kur'an'la yaşandı. En güzel yaşantı İslam yaşantısı. Bizim İslam memleketinde İslam sülgünden dünyaya gelmemizi nasip eylemiştir. Çok büyük bir nimet. Çok büyük bir nimet. Bunu ile beraber iki cihan serverine ümmet eylemiştir. Vahşerde bütün Peygamberler yüzünün üstüne kapanacak nefsî nefsî.
Gelecekler. Ya Resulallah. Ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem. Senin duanı Rabbim ahirete teyhir etti. Rabbine nuru dua et, bu belayı yüzünden kaldırsın. Böyle bir Peygamber Efendimiz'in ümmeti yok. Fakat bunu idrak edemiyor. Aşık olamıyor. Bu Habibullah'a, onun sünnetlerine aşık olmak lazım. Onun yaşantısına aşık olmak lazım.
Ne büyük, güzel bir şansımız varmış. Ne büyük bir şansımız varmış. Ne kıymetli bir şansımız varmış ki iki cahil serverine ümmet eylemiş Rabbim bizi. Büyük bir nimet kazanışlar. Büyük bir nimet. Şöyle bir düşünelim. Teşekkürler. Televizyonlarda gösteriyorlar. Hemen hemen olmayan ev yok şimdi. Rabbim onun sevdikleri zümreye bizleri dâhil eylesin. Rabbim o dünyada inşâAllah böylece ne?
Onun mübarek sancanın altında toplanmayı nasip eylesin. Bu da çalışma ile olur. Çalışma ile olur. Nasıl ki otuz gün adam yedi bir işle çalışıyor, otuz birinci gün mayış alıyorsan, burada da ümmümüz ne kadar ise çalışacağız ki, oradan kâfaatını verelim. Yüzden ekeceğiz ki yazın biçelim. Herkiler biçmez. Değil mi? Ekelim biçelim. Böyle bir sultanın iki cahil serverinin ümmeti yok. Elhamdu billah. Buna ne adet şükürse, ne adet rüzyaşı yoksa yine az. Bununla beraber Cenab-ı Zülcalal Hazretleri bize şeriatla amel etmeyi nasip eylenmiş. Bir de bu var. Dünyaya önemli şey mi? Şeriatı bilmiyor adam. Namazı bilmiyor, olupu bilmiyor, farzı bilmiyor, sünneti bilmiyor, vacibi bilmiyor.
Bir de bu yaşantı var Allah'ın muhafazına. Bize Rabbim bunu da nasip eylenmiş. Elhamdu billah. Değil mi? Biz de Rabbim daha neyi nasip eylenmiş? Tarihi kattek. Tarihi katt. Ne demek? Arapça yol. Katta yolda yürümek. Hangi yolda yürümek? Şu anda kavuşacak bir yolda yürümek. Demek ki biz bir yolda yürümek. Bilemiyor ne kadar gidi mesaf aldığımızı. Hangi yolda? Tarikat yolunda. Cevrâlu aleyhisselâmü mühennemiz geliyor. Ya Rasûlullah! Şeriat Rabbimin emrettiği yasak ettikleri. Yap dediklerini yapacağım, yapma dediklerini yapmayacağım bu şeriat. Bu şeriat, tarikatla Rabbime kavuşmak, kavuşturan bir yol.
Neyle bu? Bu yolda neyle yürüyeceğiz? Tevhidle yürüyor. Bu dil daima yürümüşşanı zikredecek. La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah. Yatarken, kurhaten, gezeten, çalışırken, otururken daima dil Rabbini zikredecek. Ve Efendimiz radıyallahu anh hazretleri geliyor. Ya Rasûlullah! Bana bir amel üret. Kısa olsun, az olsun, kolay olsun. Ve onunla cennete gidin. Ya Ali, tevhid-i dibinden rahmet diyor. Kesin kesin. Kelime-i tevhid-i sağın dileğinden rahmet. Halka-i zikri de terk etmedi. Osmanlıca, İmadiyen İslam kitabında yazıyor bu hadisler. Evrenimizde var, sırtlarda.
Bu sayfasını unuttum. Elhamdülillah sahih bir hadis. Demek ki iki cihan serberi Ali Efendimiz'e neyi teşvik ediyor? Kelime-i tevhid-i dilinden bırakma. Halka-i zikri terk etmedi. Başka bir hadisler. Ey Ashabım! Allah'u Azimüşşan'ı eyle zikredin ki sizi görenler bunlar del olmuş desinler diyor. Hadisimiz bu. Allah'ı niçin anlıyoruz diye yeni yazıyor bir kitap var. O ayet, onu da yazıyor bu ayet. Allah'u Azimüşşan'ı eyle zikredin ki münafırlar sizi gördüğü zamanlar bunlar riyâ yapıyor. Allah'u Azimüşşan'ı eyle zikredin ki rüzgâr vurup da yeşil etinin yatıp kalktığı gibi Allah'u Azimüşşan'ı eyle zikredin. Yani zikrullah, Resûlullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleyin'in beraber başlardır.
Bunu kardeşlerim daha kalabildi size anlatmıştık. Rabbim lisanımızdan kesmesin. Kim kim, şöyle bir düşünerek Ya Rabbi beni yoktan bağladın. Değil mi? Yoktan bağladın. Aslımız topraktır. Kendimiz menin. Kulluluk etmek için yarattı seni. Bildiğim için neler havretti gani? Allah diyor. Onu zikretten dinlerden ömürlüyor. Aşık. Ne kadar güzel söylemiş. Dediniz şunlara, Ya Rabbi bana ne güzel şahit verdin. Görmek için göz verdin. Değil mi? Eşitmek için ruh verdin. Konuşmak için dini bildin. Tutmak için el verdin.
Yerime için ayak verdin. Yüzü varlana teşekkür ediyorum. Eli verene niye teşekkür etmeyelim kardeşim? Yüzü fıl kıymeti yer mi kıymeti? Gözü fıl kıymeti, gül mü kıymeti. Ayak kabiyalarını seyredip ayağa vereni sevemiyordur. Biz azimüş şan insanoğluna öyle bir nimet verdik ki, hiç bir madde onu satın alamaz. Kesinlikle. Deseyler. Neymiş o? Ahıl kıymeti. Dünyanın bütçesinin çekini verseler birinize, herhangi birinize, deseler ki şu dünyanın bütçesi, altını, kumuşu, marşı, dolar neyse, ahlını verir mi deseler ahlını veren eline kaldırsın böyle bir şeyde. Hı? Ahlınızı verir misin dünyanın bütçesinin karşılığı? Ahılsız insan neye yarar?
Bir ahıl dünyanın bütçesinden daha kıymetli. Rabbim bize bunu vermiş herhamdülillah. Bunu veren Rabbim. Ahzız insan neye yarar? Ahzız insanın bir eline bir topaktaş ver, bir eline bir topaktaş ver, sorsan bu neydi, bilmez. Bizim Sivas'ta güzel bir soru biliyorsunuz, duyuyorsunuz, asfeylik yapanları diyor. Bir tane mezzük bir adam var cami, bahşesinde dururduk. Zemheri. Buzun bağımlığı on santim var. Bak on santim buz var caminin bahçeler, havlusunda, hirçinde. Yan yan o buzun üzerinde duruyor. Yan yan, ayağın yan yan. Ayağının olduğu yer erimiş. Betuna erimiş. İkisi de çamura batar gibi insan. Soruyorlar canı üşüdün mü diyorlar, bugün biraz soğuk hayranda dayı diyor. Şiyuni bilmiyor, akıl yok.
Rabbim bize bu nimeti bilmiş. Bunun karşılığında ne yapmamız lazım? Daha çok çalışmamız lazım. Gece gündür devamlı olarak daha çok Rabbime yanışmak, sevmek lazım. Kalbimizden bütün sevgileri atacağız. Nasıl atacağız? Her sevgimi aylayla bir yere ver. Amma! Esas sevgi Rabbimin sevgisi. Şu binanın doğrusu altınımız olsa, Kürçelerden şöyle giydi, altınımız olsa, bir saman çökü kadar kalbimizde sevgisi olursa imanınız kemala eremez. Rabbdeki sevgi, Allah sevgisi olacak. Rasulullah Efendimiz'in sevgisi olacak. Kur'an sevgisi olacak. Tevhid sevgisi olacak. İbadet sevgisi olacak.
Birtullah sevgisi olacak. İslam sevgisi olacak. Rabbim ne buyuruyor? Ben Azimüşşah'ın on sekiz bin alem yarattım buyuruyor. Rabbim on sekiz bin alem yaratmış. Bu gezeden dualar bu gezeden bir alem. Canlı canlı içinde ne varsa. Bir alem, bir. Bunun gibi on sekiz bin alem yarattım diyor Rabbim. Ben bu on sekiz bin aleme sığmam, mümin kulunun kalbine sığarım. Bana aşık olan kulunun kalbine sığarım. Demek ki kalp o kadar mühendir. Neye bağırsan, ibrette bakacaksın. Ya Rabbi ne güzel yaratmışsın. Yaradana bakacaksın. Görüsem ne iyilerim. Elif okudum götürüp.
Ve okudum götürüp. Yaradana severim. Yaradandan götürüp. Ne güzel söylemiş. Kalpteki sevgiyi Allah sevgisi olacak. Şu bardağı görüyorsunuz. Tertemiz. Değil mi? Huzur içilir. Şimdi bunun içine direk çamur koysanız. Huzur içilir mi? İçilmez. Veya bir tezerk bıraksanız içilir mi? İçilmez. Şunu bir değiştirin ya. Şu bardağı da bir yıkanın. İçilmez. Huzur gibi. Aynı bardak gibi. Tertemiz. Rabbimiz sevgisinden başka bir sevgi olursa bu kalbinin içinde Rabbim diyor ki burada bana yer kalmamışsın. Burada başka sevgiler var. Müslüman çalışkan olacak.
Daima veren el alan elden üstündür hadis-i şerif. Müslüman çalışkan olacak. Müslüman zengin olacak. Müslüman gayreti olacak. Müslüman tempel olmayacak. Ama onun sevgisini kalbine koymayacak. Haval hayyub. Rabbdeki sevgi Allah-u Azimüşşan'ın sevgisi olacak. Habibinin sevgisi olacak. Enbiyaullah'ın sevgisi olacak. İslam sevgisi, Kur'an sevgisi. İslam sevgisi, Kur'an sevgisi olacak. Rabbim bu sevgi üzerine bizleri yaşamayı nasip eylesin inşallah. Bu sevgiden ayırmasın. Rabbim kendine aşip etsin. Habibine aşip etsin. Kur'an'a aşip etsin. İslam'a aşip etsin. Tevhide aşip etsin bizi. Sıkılullah günlerini.
Bilmiyorum içinde çobanlar yapan bilmiyor musunuz? Vardır ben de tava çobanı. Tavala tuz vereceğin zaman sezdiler mi daha başı demem onu. O kadar hüzün edelim. İşte ders günlüğü bir insan iyili arzulayacak. Ya bu hafta ne kadar hüzün olduk. Ha tek tahta arasında biz daha zikrullah'ı yapsak değil, zikrullah'a aşip olacağız. Büyük şeyhımız çorumlu hacı misafirinde Allah ondan razı olsun. Dedi ki, evladım dedi Rabbim halgayı zikirde verdiğini hiçbir yerde vermez dedi. Benim aklıma bayram namazı, cuma namazı geldi. Toplamanın namazı ya, bayram namazı da toplu bir namaz, cuma namazı da toplu bir namaz değil mi? Evladım biz ne diyorsa siz onu dinleyin dedi.
Rabbim halgayı zikirde verdiğini hiçbir yerde vermez dedi. Riyalı salihinin üçüncü ciltinin baş tarafında olduğun bir hadis var. Belki evinde varsa gidip bakın. Hatta limonadasını biliyorum, unuttum. Orada buyuruyor ki, Ey Habibim, Cenâb-ı Bizele Hazretler, Benim rızam için toplarıp da beni zikreden kullarım anadan doğmuş gibi oradan dağılsınlar. İki şey hariç. Biri kul hakkı, biri şirk. İnşâAllah şirk yok. İnşâAllah. Ufak tefek de bilerek bilmeyerek varsa da bir maddeyecek. Allah kul hakkına çok dikkat etmemiz lazım. Bu iki şey yalnız yoruma gelmeyin diyorlar. Biri şirk, biri kul hakkı. Anadan doğmuş gibi dağılsınlar diyor. Müjde büyüyor Rabbim. Hadi susun da ben kısa anlamıyorum.
Melâkenim dedi ki, Ya Rabbim filan filan filan oraya ise yine gelmişlerdi. Veya bir hacaz için gelmişlerdi. Onları da mahvediyor. Onlarla konuşanlar, ehbapını yakanlar, kötü kimseler olamaz. Ama onları da mahvediyor. Elhamdülillah. Rabbim bu müjdeye cümlemizi nail eylesin. Rabbim aşkınızı, feyizinizi, nurunuzu, hikâfetinizi artırsın. Tuttuğumuz dalı pek tutun. Gerçek tutarsanız düşersiniz. Daldan düşenin parçası bulurur da, tarikattan düşenin parçası bulunmaz Allah'ım. Allah'ım hepinizden razı olsun. İnşallah aşk ile muhabbetle son nefesimize kadar bu yolda çalışmayı, hizmet etmeyi Rabbim cümlemize misim eylesin. Allah'a azim uşağın rızası, Rabbul Hakk'a Celle ve Aleyhi'l-Fâtiha.
Allah'ım. Üç ihlas-i Fatiha şerif. Amin.
Evela bizzat, fâhri kâinâ sevim ve mevcudu ad sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in mübarek müşterilerine, Adem aleyhi ve sellem'in arasında gelmiş geçmiş bütün Peygamber-i Zişan Efendimiz'i mübarek müşterilerine, cihâ riyayı güzünün mürekün sırtık, Ömer-i Faruk Osman'u zunudu zeyn-aliyyel-multazâ, razıallahu aleyhi ve sellem'in efendilerimizin evlâzı resulullah, zeydâhâd-ı resulullah, ashab-ı resulullah, şühedâ resulullah, imam-ı Hasan, imam-ı Hüseyin 72 şühedâ, imam-ı İmam-ı Azâb-ı Hanebe, imam-ı Şâbi, imam-ı Malik, imam-ı Hamber, imam-ı Eşşâbi, imam-ı Matur, imam-ı Muhammed, imam-ı Yusuf bütün,
imam-ı İmam-ı İmameyn Hazret'ten onlarına hediyeledik. Vâzû ve sadâr eyle ya Rabbi. Vâzû ve sadâr eyle ya Rabbi. Zatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. İhlas bir Fatiha-i Şerife. Amin. Birimiz bir, Seyyid Abdül Kadir-i Geylan-i Seyyid Ahmed-i Rufay-i Seyyid Ahmed-i Bedev-i Seyyid-i İbrahim-i Dursuki, Şeyh-i Ülesan Ali Şazeli.
Şah-ı Nakşibendi Muhammed-i Bahar-din Şah-ı Mevlana Celalettinin Rumi. Hacı Bektaş veli Hacı Bayram veli Vesselkar'a'nın Mahmud-i Dayi. Halvet-i Cehbet-i Uşak-i Sümrülü Sühre verdi, küfe verdi. Şeh-i Muhyiddin Arabi. Bütün bir ve biran Hazret'ten mübarek müşevlerine hediyeledik. Vâzû ve sadâr eyle ya Rabbi. Fırdar eyle ya Rabbi. Hikmetlerine, hikmetlerine, şefaatten üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. İhlas bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Bütün geçmiş velilerin, mürşid-i kamillerin, evliya Allah'ın, arifan, aşikan, sadıkan, mühban, ehli iman ruhlarına. Yaşayan mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dermişlerine aşikan, sadıkan, mühban, ehli iman. La ilahe iddallah. Muhammedun Resulullah diye mümin altın ruhaniyetlerine, cedde cedden ruhlarına hediyeledik. Vâzû ve sadâr eyle ya Rabbi. Amin. Estağfurullah. Estağfurullah. Estağfurullah el-Azîm el-Kerîm el-Azîm el-Lazîm el-Ilahe illa-Hû. El-Hayyul-Ghayyum. Ve-Tûbile-Gönzü-Ullâh-Yûneşşeytanur-Racîm. Bismillahürrahmanürrahîm. Astağfurullah el-Azîm. Estağfirullah el-Azîm. Astağfirullah el-Azîm el-Azîm el-Azîm el-Azîm el-Ulahe illa-Lazîm el-Azîm el- construct.
Özellahu el-Ulahil el-Lazîm el-Azîm el-Ulâhesiytanur-Racîm el-Ulahe illa-Ulahe illa-Lazîm el-Mlen.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi