mustafaozbag.org

180. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 30 Ocak 2012 · 40:44

İçerisinde alkol miktarı olsa da olmasa da yabancı içecekten hiç birisini içmiyor. Artı, yani natural olmayan hiç bir gazı içecekten hiç birisini içmiyor. Hazır olan meyveselerin hiç birisini içmemeye gayret edilir. Su için, ayran için, şerbet için, çay için, süt için, evinizde limonat yapın için, kiraz şerbet yapın için, kompost yapın, soğusunlar, içsinler.
İçecekse bunların için. Ama insanlar ne yazık ki bu gazlı içecekten hepsine davranışlar. Habise gazlı içecek. Allah'ım hafadırız. Bize ideal bir mümin ne kadar yemek yiyemeli, ne kadar uyumalı, ne kadar konuşmalı istemiyorum. Yani bu hadiş-i şerif, mümin az yiyor, az konuşur, az yiyer hadiş-i şerif, bilhassa ehli tasavvufunu kendisine terbiye maksadıyla, terbiye noktasından alarak, kendisine bunu distür edilmiş, canım kardeşlerim, Peygamber salallahu aleyhi ve sellem adretti, bugün de iki sefer yemek yedik, aç kalkardı, doymaz.
Bunu kendinize yemekse distür edin, başka bir şey lazım değil. Günlük üç saat, dört saat uyuyun, beş saat uyuyun, altı saat uyuyun, sekiz saat uyuyun, işiniz müsaitse. Bakın ben size uyuyun diyorum. Az uyumaya karşılık değil. Uyanınca günah işliyoruz çünkü. Uyanınca günah işlemektense uyumak daha iyi var. Konuşmaya gelince, Kur'an'ın sünnet noktasında istediğiniz kadar konuşun. Konuşmak yanlış. Gafleti konuşmak yanlış. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu noktada tavsiyem çok basit. Doymadan kalkın, günde iki öğün yemek yiyin. En fazla yediğiniz gün iki öğün olsun. En fazla yediğiniz gün iki öğün olsun. Eğer üç öğün yiyorsanız, sünneti Resullâh'ı terk ettiniz demek.
Allah muhafaza eylesin. Onlarda artan terör olaylarının tatlı fikirdeki insanlar kendilerine akılmak için bazı siyasaları kararıyor. Ve şehitler için şehit anemleri kandırıyor. Ve evlatlarının istiyancasını isyan edip devletten hesap soruyor. Efendim, Peygamberimiz zamanında şehit anemleri devletten isyan ederler için de konuşup kandırılmış mı? Vatan için savaşan herkes şehit olur mu? Zorla savaşan şehit olur mu? Tam şehit, dövürle mücadele birlikte olur. Şehit olması için önce mümin olması gerekir. Mümin olmayan bir kimse, nerede ölürse ölsün, şehit değildir. Bir kimse vatan için de ölüyorsa, Allah için de ölüyorsa, zorla ölüyorsa, önce mümin olacak.
Mümin, mümin. Mümin ise o zaman öbür hâllerine bakacağız, arayacağız ne için ölmüştü. Mümin değil ise, onun şehit olup olmadığına, şehidine kim hükmetecek? Hükmetecek bir kimse yok. Bir de devlet açısından baktığımız zaman devletin şehidi olmaz. Gayet devletin şehidi olmaz. Hem diyeceksiniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, layık, demokratik, kuruluk devletidir. Hem diyeceksiniz ki, dinle dinden olan her şeye devlet olarak biz karşıyayız. Hem diyeceksiniz ki, kahrolsun şeriat. Hem kahrolsun şeriat der, hem de şehit der.
Ne biçim olacak ki bu? Hem de ki, ben dinsizim. Ondan sonra da ölümüne git, şehit der. Devletin şehit demeye hakkı yok. O, vefat eden kimse, ecele gelen kimse şehittir. Ona söyleyecek bir sözüm yok, öyle bir derdim yok. Devletin şehit cenazesi, şehit cenazesi tertip etmeye, benim bu devlet görevim, şehit demeye hakkı yok.
Neden? Şehitlik. Çünkü dini bir kavram. Layık bir devletin dini kavramı olmaz. Hem oraya başörtümleri katmayacaksın, askereğinin nizamiyesinden. O başörtümünün oğlu ölünce, şehit de cenk koyacaksın. Hem bize, Kur'an-ı Kerim gerletli, Kur'an bizim kitabımız değil. Hem Kur'an'ın yüceltiği, şehitliği, az cennet özel insanların önüne koyacaksın. Bu çıkmaz bu, bu sokak çıkmaz, bu sokak çıkmaz. O zaman önce, önce devlet kendi vatandaşının diniyle barışacak. Hem deca birisi iman nikahıyla evlenirse, Cumhuriyet savcılığına gidecek, mahkemeni koyacak.
Neden? Dini nikahdan dolayı. Türkiye'de dini nikah, kıymak yasak, kıydırmak da yasak. Hülya Avşar dair, biz dini nikahlarız dedi. Hülya Avşar'ın, ben savcılık çağırdım, gel bakalım buraya. Sen nasıl dinini nikah kıyasın dedi. Nikah kıyarken dinisine karşı olacaksın, ölürken dinisini kucaklayacaksın. Ölmeye girince Müslümanlığa evet, dirilmeye girince Müslümanlığa hayır. Ölecek, şehit diyeceğiz. Gazete görüyor, şehit. Ne o? Basın şehidi, özgürlük şehidi, demokrasi şehidi, şehit de yok. Ne bakıyoruz? Dinde basın şehidi yok, özgürlük şehidi yok, demokrasi şehidi yok. İzlim olarak yok. PKK'lar da şehit diyor kendi önlerine.
Hangi şehitlik kavramı? Ölen bir kimse gerçekten dinini, vatanda korumak için ölen insan şehittir. Namusunu korumak için ölen insan şehittir. Kendi malını, parasını, mülkünü korurken ölen insan şehittir. Dinini korurken ölen insan şehittir. Şimdi kahrolsun şeriat diyenlerin karşısında bir grup toplayacak, siz neye kahrolsun diyorsunuz diyeceğim. Onlar mı gelip onları öldürecekler, şehit olacak ölen oda. Bakın iç savaş nasıl çıkıyor, görüyor musunuz? Şeriat dediği dine sövdürürken nerededir devlet? Şeriat verken, halkı bölmektir, halkı kalayana getirmektir. Halkın huzurunu kaçırmaktır.
Yüzde seksen Müslüman olan bir memlekette Müslümanların dinine küfretmek nedir? Halkı kalayana getirmektir, huzurunu bozmaktır. Bu devlet nerede benim dinime küfretilirken? Yok. Şeriat dedikleri caminin önünden gidiyorlar, cenazeyi kaldırıyorlar. Madem kahrolacaktır da şeriat, ne ama cenazeyi devlet tarafından camiye getiriyor?
Getirmez camiye. Kahrolsun şeriat diyen adamın camide ne işi var? Cami demek şeriat demek, şeriat demek İslam demek. Kahrolsun şeriat, kelime eşittir. Kahrolsun İslam demek. İslam demek. Titikiyor sokaklara, kahrolsun şeriat diyor.
Bunlara bir mahkeme açmıyor, hiçbir cumhuriyet savcılısı, siz bunu nasıl böyle bir şey yaparsınız? Nasıl kahrolsun şeriat diye diyenlere herhangi bir mahkeme açıldı oldu mu olmalı? Devletin kendisi de diyor kahrolsun şeriat diye. Öbür zaman o şeriat cenaze namazını kılacak. Gitmeyen dödürme, devletin şehri olmaz. Yani vergi dairesinde çalışan adamın burnu mu kısa, icra dairesinde çalışan adamın burnu mu kısa, başka bir biriminde çalışan adamın burnu mu kısa, o da öldüğünde o da şeriat olsun, o da gelsin. Kabrini orada kaldırsınlar, Allah muhafaza eylesin.
Allah'ım iyi etsin inşallah. Ama burnun arkasında, boyun çok da. Yani o kadını ağlatıyorlar, sızlatıyorlar. Kadın hükümetten hesap soruyor, devletten hesap soruyor, her şeyden hesap soruyor. Millet kapılmıyor şeylerin başına, tabutların başına, ağlıyor. Kolay değil. Hepsi de Allah muhafaza eylesin. Memleket dar bu sokaklarına geçiyor. Cenab-ı Hak genişletsin inşallah. Zekat ibadetinin detaylarını anlatır mısınız? Zekat, fark. Bu noktada manlığı kırkta biri. Veya seksende ikisi, paraysa, ticaret manıysa, paraysa, ticaret manıysa, alıp sattığı bir şey ise kırkta biri. Kırkta biri ne hesaplayacak?
Bir yıldır duysa onu verecek. Siz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ayakkabıyla namaz kıldığını söylediğiniz, ayakkabıyla zarret durumunda mı kılınız? Ayrıca ayakkabıyla, vc'ye girildiği yerler olacak. Ayakkabının necaset olmuyor. Eğer görünen bir necaset varsa, görünen bir necasette veya bilinen bir necasette ne ayakkabıda ne de üstünde de olsa namaz kılınmaz. Ayakkabıyla zaruret olduğu zaman namaz kılınır diye bir kaydı yok. Ayakkabıyla her yerde namaz kılınır, her şekilde namaz kılınır, illa ki zaruret zamanında kılınır diye bir kaydı yok. Bir Müslüman başka bir Müslümana kafir diyebilir bir derse ne yapması lazım. Hem gidecek ondan helalı kalacak, hem kendisi teycedi iman yapacak, hem teycedi nikah edecek.
Evlise gidecek diyecek ki hanım hakkına helal et, teycedi nikah ediyor diyecek. Ben mümin bir kimseye kafir dedim diyecek. O kafir dediği kimselerle gidecek, helalı kalacak ve Allah'tan çok afferecek. Bazı arkadaşlar diyor ki, iyi insanların kıymetini bilin ve alemin kıymetini bilin. Alemin kıymeti nasıl bilinir? Allah bilinir. Sizi sevmenin ölçüsü nedir? Çünkü çok sever insan gördük ki hiçbirisi de yok. Bu da güzel. İyi şeylerin nikahatı olduğu gibi kötü şeylerdir, cezası var. Resulullah'ın sevmenin nikahatı nedir? Onu üzmenin cezası ne? Güzel. Peygamber sallallahu ve sellem azleten sevmenin karşılığı cennettir. Peygamber sallallahu ve sellem azleten sevmenin karşılığı cemalullah'tır.
Onun sevmenin karşılığı onunla beraber muhabbet etmek, sohbet etmek cennette komşuluktur. İyi arkadaş kim, kötü arkadaş kim? Kimsenin Kur'an ve Sünnet ailesinde tutuyorsa o senin iyi arkadaşın. Kimsenin hatarlarına, eksikliklerine, yanlışlıklarına tatlı bir şekilde öğretiyorsa, ikat ediyorsa, seni doğruya, güzeli, iyiye yönlendiren kimse iyi arkadaşın. Manevi menfaat olur mu? Olur. Her derseye gelen kimseden ben manevi menfaat alıyorum. Her getiren kimse de manevi menfaat alır. Sonuçta kim birisini hayır kapısı açarsın üzerinde, o kimse manevi menfaat sahibi olur. Cülüp olduktan sonra hemen yıkanmalı. Cülüp olmazsa bir kimse üzerine ezan okutmayacak. Yani ikinci bir ezanı okutmayacak.
Cülüp olduktan sonra, mümkün olduğunca çabuk yıkanmaya kaybet edin. Eğer adamın işi olur, gücü olur, yorgun olur, bir şey olur. Hadi sabah namazına kadar, namaz vakfine kadar geceyse beklesin ama gündüzse üzerinde namaz geçemeyecek. İyi veya kötü anında veya bir şeye sevindiğinde veya üzüldüğünde Allah rızası için kurban kesmede bir mahsur vardır. Yok. Kişi kurban kestikten sonra huzur ve rahatlığını hissederse bu ben öyle anladım. İnsanın karşılaştığı zorluklar, yaptığı mutallar ve inanmarsak. İnsanlar çeviriyor alfabesi.
İnsan bir şeye sevindiğinde de, üzüldüğünde de, kederlendiğinde de Allah rızası için kurban kesebilirler. İnsanların başına gelen bela, musibet, sıkıntı, dert ve kederler. Ama insanların yaptıkları hata ve kusurlardan dolayıdır ama imzan içindir. Bir kimse hata, kusur eder, Cenab-ı Hakk'a temizlemek için bela ve musibet verir. Bir kimse hiç hata, kusur istemez ama Allah'ın maneviyatını yükseltmek için de verir. Sakın birisinin üzerine hata, kusur, dert, bela varken işte ya çeki yok, öyle bir şey düşünmeyin. İnşallah Cenab-ı Hakk'a bunun maneviyatını yükseltiyordur. İslam aleminin üzerinde dolaşan bu fitneler ve deccadiyetin oyunlarını bozmamız için Müslümanların neler yapması gerekir?
Kur'an ve sünnete uyun, kumunlamayın. Fazla. Efendim kaderden bahseder misin? İnsanın daha dünyaya gelmeden annesinin karnındayken yaşayacağı hayat, cennetlik veya cehennemlik olduğu belirlenmiş bunu birinci dolanan insan nasıl yaşamaktır? Kader insanın doğumu, rızkı ve ölümüdür. Kader insanın doğumu, rızkı ve ölümüdür. Kader insanın cennetlik veya cehennemlik olduğu kaderin, o mutlak kaderin ürünü değildir. Allah insanlara cennetlik veya cehennemlik yazarken o kimsenin yaşayacağı hayatı bildiğinden dolayı yazar. Yoksa insanların cennetlik veya cehennemlik oldukları cebri bir şey değildir. Allah bir kumunun alnından cehennemliksiz sen deyip de cebri olarak onu cehenneme göndermez.
O kimsenin cennetlik ve cehennemlik olacağını bildiğinden, bildiğinden orayı yazar. Yani bir kimse oturursa, mesela bir kimse analize etse, bu insan 50 kilo kaldırabilir mesela, o kimse de 50 kilo kaldırmış olsa bu analizinin neticesidir. Allah analize etmez, Allah bilir. Bir kimsenin 50 kilo kaldıracağını bildiğinden Allah'ın bu alın 50 kiloyu kaldıracaklar. Allah oraya bildiğini yazar. Bu bildiğini yazmak. Yani farklı bir şeydir. Cehri farklı bir şeydir. Bizim doğumumuz cehredir. Bizim kendi bitkimizin arzindedir bu. Biz onun tercihini biz kendimiz yapmadık. Onun tercihini Allah kendisi yaptı. Ölümümüz de cehri. Onun da tercihi Allah'a ait. O zaman kadere biz bakarken, gündüz işlerimiz bizim cebri kader değil.
O bizim kendi aklımızla alakalı, kendi fikrimizle alakalı. Siz buraya derse gelirken, cebri olarak sizin alnınıza silah dayayıp gelmeyen oldu. Eğer gelmeyen kardeşler var şimdi, onların alınlarına silah dayayıp, sen gitme mi diyelim? Bu bizim kendi, kendi istihni atifimiz. Derse gitmek istiyoruz. Dedik ya, kendi istihni atifimiz bu. Bunu cebri kaderini kersine koyarsak, o cebri inciler turufu var. Benim alnıma Allah içkiyi yarmış, o yüzden içiyor. Benim alnıma namaz yarmış, o yüzden koyuyor. Yani kulun bunda bir şey kalmadı, sorumluluğu kalmadı. Kulun bunda bir yaptırımı, kulun bunda bir tecrübe de olmadı. Direkt Allah'a alakalı. O zaman kul Allah'ın elinde makine gibi olur.
Böyle bir düşünce söz konusu olmaz, Allah muhafaza eylesin. Bir cemaat, sen yeni hidayete erdiğin için sana kaza namazı lazım değil diyor. Ama bundan sonra namazı terk yok diyor. Sünnetiyle, edebiyle tam namaz kılmalısın diyor. Bir kimse yeni Müslüman olursa, evet ona kaza namazı gerekmez. Yeni Müslüman olursa, ama bir kimse Müslüman ise, namazın fazla olduğunu biliyorsa ve etrafındaki Müslümanlar, Müslümanın diyenler namaz kılırlarsa, o kendi heva ve hevesinden namazı kılmadıysa, o kimse namazı kaza edecek. Sen yeni hidayete erdiğin, geçmiş namazını kılmana gerek yok, bu işin tembelliği.
Allah muhafaza eylesin. O zaman o adam şimdi kendi kendine desin ki, ben daha hidayete ermedim, vursun kafayı evde yapsın. Hidayete erdiğin de en az olsa geçmiş namazını kılmasına da gerek kalmayacak. Böyle bir dini anlayış olmaz, Allah muhafaza eylesin. Daha çok cemaata çıkacak böyle. Mekke, Medine yıkılmayacak bir rüya görüyor, her taraf yıkılıyor. Mekke, Medine yıkılmayacak. Kıyamet, Medine inşallah doğrudur. Mekke, Medine de yıkılacak. O rüya, o kimsenin anladığı gibi değil. Mekke, Medine de yıkılacak. Bu gerçek, hakikat yoluna göre, bu zikare 15 yıldır hamdolsun devam ediyor.
Ağlamadık günüm yoktur, gözlerimde sorun sorun, yüzlerimde sorun sorun. Zalim, asılım, garibi değilim, hakkım garibi. İyi. Diyorsan ağlamamışımdır. İnsanlar, Kur'an ve sünnet yolunda yaptıklarını, etkislerini, yaşadıklarını, bir şey yapmış, başarmış gibi görmeyecekler. Allah muhafaza eylesin.
İnsan 20 sene, 30 sene zikrullah harakasına gelir, 31. sene bütün o 30 senelik ezinli sevabını kaybetir. Ben 30 senelik zikrullah yapıyorum, bu nasıl benim başıma geldi der, kaybetir. Yaptığınız ibadetlerini gözünüzde büyütmeyin. Allah muhafaza eylesin. Çok 20 yıllık, 25 yıllık ehli tarikat, ehli zikrin sapıttığını gördüm fakir. Ben gördüm. 30 yıllık dervişin sakallarını kestirip, gençleşmek için neler yaptığını gördüm ben. 20 yıllık dervişin, 20 yıllık dervişin nefsine uyup neler yaptığını gördüm. Gördüm ben.
Allah muhafaza eylesin herkese. Tarikat yolu uzun bir yolu. Hani hep ben böyle 15 yıllık bitiyordum ya uzun yol diye. Yol uzun kardeşim. 3 yıllık, 5 yıllık, 10 yıllık diye bakıyorsan bakma. Bitmiyor 10 yılda. Karşınızdan bir adam var 20 yıl. İçinizde her evde en uzun olanı benimdir. Bitmemiş bak daha. Bitecek diye düşünmeyin. Niceleri gelmiş, geçmiş, yürümüş, yıkılmış, yan yatmış, camura basmış, uçmuş, kaçmış. Ne haller yaşamış, neler olmuş, neler olmuş, neler olmuş. Ben sizinle otursam, yani kalkmadan ben size 5 yıl sohbet ederim. Neler olmuş, neler olmuş, neler oldu diye.
Önemli olan yolda devamlı olmak. Devamlı olalım. Yolunuzu sımsıkı tutun, devam edin. Yolunuzu sımsıkı tutun, tapmayın. Yolunuzu sımsıkı tutun. Deyin ki ben son nefese kadar bu dervişlik yolunda yürüyeceğim. Ben son nefese kadar bu tasavvuf yolunda yürüyeceğim. Bu son nefese kadar ben bu tarikat-ı ailelerin içerisinde olacağım. Burada vefat edeceğim ki hep dua ederlerken, her ders çekerler diyecekler ki Ya Rabbi, Tur-i Kaliye'nin bütün geçmişlerin ruhlarına dediklerinde benim de ruhuma gelsin. Her dersinizde Tur-i Kaliye'ye okunuyor mu? Okunuyor. Son nefesine kadar tarikat-ı ailelerinin içerisinde kalan bütün dervişlerin ruhanetlerine gidiyor.
Son nefesini bir üstaza bağlı, bir tarikata bağlı olarak bir dersi çekerekten vefat etmiş o kimse. Onun ruhanetine gidiyor. Siz bunun kıymetini bilemezsiniz şu anda. Eskiler bunun kıymetini bildiklerinden, derdi alttan, kapıdan kovsalar pencereden girerlermiş. Şimdi bu yüzyılın insanı hiçbir şeyin kıymetini bilemediği gibi bunun da kıymetini bilir. Ya siz şu anda bu zikrullah alakasının kıymetini bilseler, dışarıdaki insanlar bilseler hem vatlarda, hem vatlarda, hem ziddarda yemin ediyorum. Buraya gelirler, hepinizi kovarlar. Sizin bunların hiçbirisi de düzgün vermiş değil.
Biz daha düzgün vermiştik, yaparız da evvel otururlar. Kıymetini bilseler. Ey insanlar tasavvufun, tarikatın, hakikatin gerçekten kıymetini bilmiş olsalar, bakın bilmiş olsalar, buranın ne valisi, ne emniyet müdürü, ne mültüsü burada ben oturtturmadım. Bunu anlatırsın ki batar var derler, burası bize ait. Yergin kurbanlarla. Biz burada dersi yaptıracağız. Biz zikrullahı yaptıracağız derler. Buna samimiyetinle söylüyorum bunu. Öldüğü zaman anacak insanlar tarikat tarihinin kıymetini. Öldüğü zaman. Ne demek ya? Koca bir gülüm düşünün. Dünyanın üzerine katili mi biter ya? Dünyanın üzerine mevle mi biter, bedeli mi biter, tulsiki mi biter, şazeli mi biter, rufahi mi biter?
Bin yıldan, bin yüz yıldan, bin iki yüz yıldan beri devam etmiş tarikatlar. Ve hala da devam ediyor. Ve devam edecekler. Kıyamete kadar devam edecek. Yani Mehdi abla, Resul'dan sonra son Müslümanlar ölünceye kadar devam edecek. Siz zannetmeyin tarikatlar son bulacak. Ve sizi öldükten sonra da devam edecek. Bizi öldükten sonra da devam edecek. Nasıl olsun, nasıl olsun, Hacı Mustafa Efendi vefat etti, devam ettiyse, Hacı Okullar Efendi vefat etti, devam ettiyse, biz de vefat edeceğiz, yine devam edecek. Bak, yukarıda tekke var. Devam ediyor mu bak, gölge tarihinden süreksik oluyor. 60 yıl, 70 yıl karanlık bir dönem yaşamış.
Bak, gene yeşillendi. Gene yeşillendi, mor menekşe tarladı. Yukarıda bak, sema alıyor, sohbet alıyor, zikrullah alıyor. Orada onlar okunuyor yine. Gördüğe kadarından süreksik olmuyor. Hesap defteri kapanmıyor. Öldükten sonra da devam. Kime yazılmıyor? Adam demiş ki, selamun aleyküm, ben gidiyorum kardeşimle. Böyle yol olmaz olsun. Defteri kapanacak adamın. Rıskı yok. Bu da manevi bir rızık. O yüzden dua edin. Cenab-ı Hak nefesimizi, cümle bilir nefesini zikrullah alakasında, tarikat halinin içerisinde alsın. Bu çok önemli bir şey. Ben hep Allah'a dua ederim.
Yapıyorum diye deyim. Ya Rabbi benim bu zikir cemaatinden ayırma. Bu derpişlerin arasından beni ayırma. Bu zikredenlerin arasında beni ayırma diye dua ederim. Neden? Zikrullah alakası hastaya şifadır. Derde devadır. Mutsuzluğu mutluluktur. Kalbe genişliktir, derinliktir, yüksekliktir. Zikrullah alakası günahtan arınmadır. Günahtan temizlenmedir. Zikrullah alakası manevi yükselmedir. Manevi yücelmedir. Zikrullah alakası Allah'ın, onu böyle insanı derleyen, toplayan, güzel değiştiren, şekillendiren, yakışıklık kazandıran, lezzetleri, tat veren şeydir. Burada da son nefesi vermek gerçekten deryanın içerisinde inci misal ilmidir. Herkese de nasip olmaz.
Herkese de nasip olmaz. Bak eskilerin içerisinden iki danı kardeşimiz var şimdi. Bir Mehmet Reşber var, bir de Seyyid Taş var. Unutuyor musunuz hiç? Unutulmuyor. İz bırakacak insan dervişlikte. İz bırakacak, iz. Dervişlerinizi düzgün yaşayın. Dervişlerinizi sıcak yaşayın. Dervişlerinizi tam böyle yerinde yaşayın. Böyle kısır, hımmır, sürklü mütkün, kenarda öyle dervişlik yaşamayın. Dersimizi dost doğru çekin, derslere dost doğru gidin. Hizmet edin derviha. Allah'a hizmet edin. Allah'ın kutlarına hizmet edin. Cenab-ı Hak boş bırakmaz sizi, merak etmeyin. Yüzü koyun, yatmanın dinimizin bir sakıncası var mı? Var.
Peygamber Sabrullah Aleyhisselam Hazretleri yüzü koyun. Yani yüzü yerde yatmayı uygun görmüş. Yüzü tavana yatmayı uygun görmüş. Hatta onlara isim edersmiş. Demiş ki yüzü yukarıda yatanlar kafirler miyada yatar demiş. Cehenneme yüzü yukarıda yatan bravla gidiyor. Yataydan bravla gidiyor. Evet. Adanlar da yatanlar yüzü yatan sırt suyuydu ama yok. Yüzü yukarıya yatır. Yapmak da, yüzü yukarı, tavana bakmak da caiz değil. Sırt böyle yüzü aşağıya yatmaya doğru yatmak da caiz değil. Uygun olanın sağ tarafına yatmak. Orta, doğu ve doğuda olanlar açıklar mısınız?
Orada açıklıyoruz. O oranın dersi. Bizim bir dersi var. O da ki dersi o takip edin o zaman. İnternet, cidilerden. Allah bize affetsin inşallah. M.K.
M.K. M.K.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi