mustafaozbag.org

179. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 30 Ocak 2012 · 34:17

Ama hadis-i şerif de var. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki ahir zamanda siz o Hristiyan ve Yahuddinlere harfiye uyacaksınız diyor Allah muhafaza eylesin. Ve burada onların helakine, Müslümanların helakine sebep olacak. Yani burada harfiye uyacağınız derken Allah muhafaza eylesin. Belki de imani olarak uyma söz konusu değil. Ama valla ki insanlar kültür olarak, eğitim olarak veyahut da işte bu noktada örf, adet, gelenek, ilim, kuşam bunlar da hepsinde de Allah muhafaza eylesin. İnsanlar uyuyorlar. Bu caiz değil. İman eden müminler Allah yolunda cihaz eder, küfreden kafirler de tağut yolunda. İman eden müminler Allah yolunda cihaz eder. Küfreden kafirler de tağut yolunda savaşırlar.
Ve iman eden iman yolunu koşturacak. İman etmeyen kimse de Kur'an ve sünnetin dışında olan yollarda koşturacak. Veya orada duracak. Arzusunu İslam'a tabi kılmayan kişi asla iman etmiş olmaz. Hadis-i şerif. Yani bu noktada bir kimsenin bütün duygu ve düşüncelerini, nefsin isteklerini İslam'a uydurması gerekir. Eğer biz nefsimizin isteklerini İslam'a uydurmuyorsak, gerçekten imanımız kemale ermemiştir.
Burada normalde iman etmiş olmazdan kastı imanın kemale ermez. Yani bir kimsenin Allah'ın Muhammed'e Resulullah'ta, fakat onun emretli şekilde yaşamazsa, nefsini ona uydurmazsa. Yani bu dilde herkes Allah'ın Muhammed'e Resulullah diyor. Herkesin kendince dini yaşama alanı var, yaşıyor. Fakat bütün istek ve arzuslarını dine uydur. Yaz geldi. Bizim cemaat bu kadar mı? Yaz geldi değil mi? Tatil eşindi herkes. Okullar tatil oldu. Okullar tatil olunca, ben bilirim, bu sevgilim ile on altı yıl olmuş, on altı yıl oldu. Okullar tatil oldu mu derslerde düşüş olur. Nereye gidiyor bu insanlar?
Veya yaz geldi ya evinden çıkmıyor şimdi. Zor geliyor. İşte akşam hesabı saat dokuzunda çeyrekla bakılıyor. Akşam yemeğini yiyor. İşte ne bileyim namazını kılıyor. Saat 10 oldu. 10 oldu. Derse gelmek istemiyor saat 10'dan sonra. Bir şeyi bağın ediyor. Derse gelmek istemiyor. Saat 10 oldu, 9 oldu, 9.30 oldu, 10 oldu. İstek ve arzularımızı İslam'a yöneteceğiz. Bütün genç herkes herkesin nefsi bir şekilde gezmeyi tozmaya uğrı zıvır ister. İster ister. Ama biz o arzularımızı, o isteğimizi İslam'a uyduracağız. Dini olacak. Arzu ve isteklerimiz. İslam'a uygun olursa, imanın kemale erer. İmanımız kemale erer.
İmanın kemale ermesi nefsin arzu ve isteklerini reddetmektir. Veya nefsin arzu ve isteklerini İslam'a yönlendirmektir. Herkesin nefsi yemek yemek ister. Herkesin nefsi ister. Biz onu döndüreceğiz, helal yedireceğiz. Herkesin nefsi dinlemek ister. Biz onu döndüreceğiz helal noktaya. Herkesin nefsi örneğin ister. Denize girmek ister. Yaz ya, milletin önünde getiriyorlar. Biz onu helal daire de düşüneceğiz. Biz onu helal daire de düşüneceğiz. Yani bütün nefsin isteklerini helala yönlendiriyoruz. Bütün nefsin isteklerini, bütün ne istiyorsak. Bunu ne istiyorsa helala döndürdüğümüz kadar imanımız kemale erdi. Olgunlaştı, olgunlaştı.
Tam da elma olgunlaşmaya başlıyor İslam'a döndürdüksek. Ne kadarını İslam'a döndürürsek, ne kadarını döndürürsek, ne kadarını döndürürsek o kadar ne olmuş oluyor? İslam'laşmış oluyor insan. Hem insan İslam'laşıyor, hem de nefsi İslam'laşıyor. Allah bizi onlardan eylesin. Allah'ın sizin için yaşama sebebi kıldığı malarınızı beyinsizlere vermeyin.
Cenab-ı Hak size bir ikram etmiş, mal vermiş, mülk vermiş. Sen de gidip onu harbur edecek, çarçur edecek insanlara verme. Onun sekatını da onlara verme. Sen gidip onu Allah yolunda harça, Allah yolunda gidenlere ver. Onlarla beraber paylaş. Onlara yardımcı ol. Çoluğunun çocuğunu rezil etme. Çoluğunun çocuğuna yardımcı ol. Allah muhafaza edersin. Beyinsizlere verme. Kafirlerle tokalaşıldığında abdest tazelenmesi gerekiyor mu? Gerekmez. Gerekiyorsa namaz, abdesti mi yoksa dursun mu gerekiyor? Yani olmadı. Tokalaş, yanında şifon dolaştı. Bir tane de şey dolaştı. Büyük su bidona hemen orada kustu. Allah muhafaza edersin. Aleyküm selam. Yolculuğa, sefere çıkan bir kimsenin seferliği nerede başlar?
Dönüşümler nerede sona yarar? Hanebünenin büyük bir çoğunluğu, ekstreeti bütün hemen hemen hepsi diyebiliriz. Esterinin birkaç tanesi var. Birkaç tanesi var. Onlar demişler ki seferi niyet ettiğinde seferliği evinde başlar. Bunlar azınlıkta kalmışlar. Yani bir kimse seferi niyet ettiğinde, işte ben Allah'a izin verirse yarın İstanbul'a gideceğim inşallah. Yarın İstanbul'a çıkmak için evden çıkarken, çıkmaktan önce çıktım artık bütün eşyamı, valizimi, neyimi neyse hazırladım. Birkaç tanesi demiş ki elimde başlar. Bunu söylüyorum böyle. Yani sizi ilim taslamak için değil. Yarın ömrüm diye de gittiniz. Oradaki bir adam seferliğe başlıyor diye evinde seferi kıldır namazı. Niyet ettiğin seferi kıldır.
Ona kendi gözle bakmayın. Veya bir kitapta denk geldi okuduğumuz, ona kendi gözle bakmayın diye söylüyorum. Bir kısım çok azınlıklar, Hanebünen bir kısım demiş ki evinde başlar. Ama çoğunluk şunu demiş. İçinde bulunduğu şehrin mezarlıklarını geçince, eski kitaplarla böyle okursunuz. Önceden mezarlıklar köylerin, şehirlerin tam çıkış yol üstüne kurulur. E şimdi mezarlıklar şehrin içinde kaldı. Öyle değil mi? Şimdi adam Bursa'da oturuyorsa, Gürsün ve Bursa'nın arası şu anda bağlandı, birleşti. Yani önceden şey, benim bulunduğum bir arabaya tabii köymüş. Öyle değil mi? Birleşmiş. O zaman nereden başlayacak?
Öyle ya. Şimdi Gürsün ve Kestel'de birleşti mi? Birleşti. Bursa şimdi Kestel'de bitecek dersek biz 35 km. Kaç? 18 km. 18 km. Eee? Şimdi biz Bursa'nın sınırını Kestel mi alacağız? İşte Bursa'nın Garekin'i mi alacağız? Şimdi biraz daha büyürse, İstanbul'da nereden arkaya kadar İstanbul'un sınırını? Bunların hepsine de fetva gerekiyor. Hepsine de. Demirtaş'a kadar birleşti mi şimdi Bursa bu taraftan da? Birleşti. Bu taraftan da ta üniversiteye kadar birleşti mi? Birleşti. Şehir büyüdü. Biz yine şehrin bittiği yerden başlayalım. Anlaşıldı mı?
Şehrin bittiği yerden. Yani Gürsü'ye gelmeyeceğim. Gürsü ayrı bir kaymakamlık ve belediye. O zaman Yıldırım'da ayrı bir kaymakamlık ve belediye. Ama işte Yıldırım'ın bittiği yerden başlar. Ama daha da adam şehir bütünleşmiş. Yurt'dan başlar o zaman. Allah yiyesin inşallah. Ama başını okuyamadım. Bu dünya etme bulmamış.
Ne? Bu dünya değil. Baksana. Müeyyazlığı mutluluklarınız. İstediğiniz arkabesini. Düz metni herkes okumuş. Bu dünya etme bulmamış. Değil. İnsanları sindirmek, korunmak, kin ederek işini bozmak, ürüncilik çekememezlik yapmak, fakirliğe mahkum etmek, yıllarca sinsizce zarar vermek, yıllarını kayıp ettirmek, doğru giderken iftira çamur atmak, fakiri hor görmek, türlü türlü kaleşlik yapmak.
Tam bu türkül mü olmuş ya? Arabesle olmuş. Utanmada Allah'a da geldi demek, kendinin yaptıklarını Allah'a mal etmek. Bu zındıklık değil. Bu Allah muhafaza eylesin. İslam dinini hiç görme, hatta hiçbir din öğrenilme şansı harbi. İslam dinini hiç bilmeyen, hatta hiçbir din öğrenilme şansı olmamış. Öğretilme şansı da olmamış. İnsanların hakibeti ne olur? Bu tip insanlar hiç din kendisine ulaşmamış. İnsanlar din kendisine ulaşmayanlar. Çocuk yaşta ölenler. Akvi dengesi muhafaza nesi olmadan doğan, yaşayan çocukların hepsi de, cennetin birinci katına Cenab-ı Hak katacak, orada İbrahim Aleyhisselam onların dini tekrar talimle terbiye ettirecek, istidatlarına göre cennetin öbür katlarına çıkacaklar.
Yemek yerken hızlı mı yoksa ağır ağır mı yemeliyiz? Normal bir ağırlıkta yemeliyiz. Çok hızlı yemek yemek, sünnet de resimlerde yok. Ama kimisi de sofraya oturuyor, iki saatte kalkıyor, oluyor. Yani ağır yemek, sünnet diyor adam, iki saatte kalkıyor. Bir yerde çalışıyorsanız, ağır yemek, sünnet deyip iki saat yemek yapsın, Allah yolunuz açık etsinler. Siz ağır, ağır yemeğe gayret edin. Allah muhafaza etsin. Deccal ve Mehdi'den önceki gelişmeler genelde siyasal olarak çıkacak. Deccal ve Mehdi siyasi olarak mı ya da insanları tahmin edemeyecek kişi olarak mı çıkacak? Deccal ve Mehdi Türkiye'nin herhangi bir gününde çıkabiliyordur. Yani normalde din siyasetin dışında bir şey değildir.
Ama bugünkü siyasetçilerin siyaseti değil kastetli. Din sonuçta toplumun içerisinde olduğu bir sürece toplumu idare etmek de olacak. Toplumu idare etmek veya toplumun ihtiyaçlarını görmek. Bu noktadaki harbi gelişatını kurmak ve sünnet tarihinde tutmak bir siyasettir. Bu noktada Deccal ve Mehdi siyasetin dışında şeyler düşünmemez. Türkiye'den bir ilinden çıkabilir mi? Çıkabilir. İlla ki şu ilden çıkacak diye bir kaydı yok, şuradan çıkacak diye bir kaydı yok. Herhangi bir yerden olabilir. Ama önemli olan insanlar ona Mekke'de tabi olacaklar, viat edecekler. Viat etme Mekke'de olacaklar. O yüzden normalde Mehdi'den önceki çıkan Mehdi'nin içerisindeki, Mehdi'nin içerisindeki kimseler Mehdi değildir.
Burada herhangi bir ilden derken, tabi değişik illerde kendisini Mehdi ilan eden insanlar var. Belki de onu kastetmiş olabilirsiniz. Ama şu anda tespit edilmiş, mevcutta çıkmış bir Mehdi yok. Vaat edilen Mehdi yok. Belki de biz görmemişsizdir, siz görmemişsinizdir. Veyahutta insanlar kendi şehirlerini, kendi istatlarını, kendi cemaat liderlerini Mehdi olarak ilan ediyorlar. Bu öyle bir şey değil. Emanete ehline verin. Emanete ehline nasıl veririz? Ehlini bulduğunda vereceğim. Nefisimizin ve şeytanın tuzağına düşmemek için nasıl bir tedbir almamız gerekir? Arkadaşlar, nefsin ve şeytanın hilesine düşmemek için bir haramı terk edeceksiniz.
Hayatınızdaki haramları terk etmeyi öğreneceksiniz. Hayatınızda haramla ilişkinizi keseceksiniz. Nefsinizi terbiye etmektir. E tasavvuf nedir? Nefsi terbiye etmektir. Öyle değil mi? Biz tasavvufu başka bir noktada görmeyelim. Başka bir noktada, başka bir dairede algılanmıyoruz.
Tasavvufun birinci şartı bir kimsenin haramlığını terk etmesidir. Nefsini muhafaza etmek istiyorsan haramı terk et. Şeytana uymak istemiyorsan haramı terk et. Dininden tat almak istiyorsan haramı terk et. İmanının temale ermesini istiyorsan haramı terk et. İmandan hani derler ya ben imanımdan lezzet almıyorum. Haramı terk et. Hiç haramla irtibatını keser. Bizim arkadaşlarımız gidip bir şeyi çalmıyorlar. Büyük bir çoğunluğu zina yapmıyor. Büyük bir çoğunluğu içki içmiyor, kumar oynamıyor, zina yapmıyor. Yani bu tür normalde işte belirtilen günah-i kefavilerden büyük bir çoğunluğu yapmıyor.
Akıbet ediyor, dedikod ediyor, iftira ediyor, suizan ediyor, kovuculuk yapıyor. Yoksa hırsızlık yapan yok içinizde. İçki içen yok, kumar öğlen yok. Öyle bir derdimiz yok zaten. Derdimiz de perişan oluyoruz.
Derdimiz tembelliğimiz. Yani biz Allah'ı sevmekte fazla en noktasında koşuşturmakta tembellik yapmıyoruz. Yoksa normalde bizim derviş kardeşlerimizin haram zina yapmıyor derken işte bazı gençler konuştuğu kızlar filan var. Bunları da böyle yani benim konuştuğumu bilmiyor filan diyelim düşünmeyin.
Biz var ya değil, oradan kaybediyoruz. Tembellikten kaybediyoruz. Haris değiliz böyle. Tırmalamıyoruz, asılmıyoruz. Yolunda tırmalamıyoruz. Koşuşturmıyoruz. Sadece yani bizim problemimiz değil. Hemen hem de bütün ümmetin problemi şu anda. Bu memlekette hala İslam'la tanışalı yirmi yıl oldu. Yirmi yıldan beri deri şeriat'a sövürür. Yirmi yıldan beri Müslümanlar şeriat'a sövürürken dinlerler. Yirmi yıldan beri sokaklarda kahrolsun şeriat denir. Yirmi yıldan beri mitingler yapılır.
Toplanır bütün herkes kahrolsun şeriat denir. Yirmi yıldan beri. Yirmi yıldan beri Müslümanlara her türlü salogan atılır, her türlü maddi manevi baskı yapılır. Yirmi yıldan beri Müslümanların inancıyla, imanıyla, kültürüyle, ahlakıyla, giyim kuşamıyla alay edilir, baskı yapılır, laf söylenir. Yirmi yıldan beri. Ve yirmi yıldan beri Müslümanlar tırmanamazlar. Müslümanlar mücadele etmezler. Ya biz bir kişiyi daha İslam'laştıralım, bir kişiyi daha Muhammed'i leştirelim. Bir kişiye daha Kur'an-ı Sünnet anlatalım. Bir kişinin daha elinden tutalım. Bir kişiyi daha bir kuş tutalım. Şurada da Allah'ı zikredilsin. Burada da Allah adanılsın. Burada da Cenab-ı Hakk'ın ismi okunsun diye böyle bir gayret aşırı derecede bir gayretimiz yok.
Bir tırmanlamamız yok. Herkesin işi var, gücü var. Yorgun, bıkkın, bitkin. Kendini getirdi mi büyük bir mesela. Kendini getirdi mi büyük bir mesela. Nasıl olsa yapacak birileri var. Bütün Müslümanların durduğu nokta bu. Bir de yapılanı eleştirir. Daha birisi bir şey yapar, biz de onu bir de eleştirir. Biz ona deriz ki bunu yapamadın sen. Deriz ki bunu edemedin sen. Bitiremedin sen. Bu böyle olmamalıydı. Bu böyle, şöyle olmamalıydı. Oturun bakın, bütün Müslümanlar, böyle İslami noktada duranlara bütün cemaatleri eleştirirler. Bütün yapılan şeyleri konuşurlar. Yapılan şeyleri eleştirip yapılan şeyleri didiktirmeyi çok seviyoruz. Yapmaya gelince herkes bir kenarda duruyor.
Allah muhafaza eylesin. Ben rüya göremiyorum. Ben de göremiyorum bazen. Herkes rüya görecek diye bir kaide yok. Tasavvuf uzun bir yol. Uzun bir yol. Kah insanın hüyası kesilecek. Kah insanın hali kesilecek, kapanacak. Kah insan ağlayamayacak. Kah insan görenecek. Kah ayağı tökesecek. Kah ayağı otmayacak. Kah bir tarafa vuracak. Kah bıkkınlık gelecek. Kah sevinç gelecek. Kah üzüm gelecek. Kah çile gelecek. Kah kuşacak. Neşelenecek. Kah aşk gelecek. Vuracak dağlara. Kah koşturacak. Bunların hepsi de yaşanacak. Ama tasavvur istikametini düzeltme işidir. Bunları yaşarken istikametini boğulmayacak.
Diyeceksin ki bin yılda rüya görmesem ben Allah yolunda bu dergahta koşacağım. Diyeceksin ki bin yıl ben halden hale geçsem ben yine de aynı şekilde Allah yolunda koşacağım. Nice hal gören kardeşlerimiz vardı. Yıkıldı gitti. Gördükleri halden yıkıldılar. Nice rüya gören kardeşler vardı. Gördükleri rüyadan yıkılıp gitti. Nice görmeyen kardeşler vardı. Göremiyorum diye yıkıldı gitti. Ne görmek ölçü ne görmemek ölçü. Ölçü Kur'an ve Sünnet yolunda dimdik yürümek. Ölçü tasavvur kendi içerisindeki ölçülere devam etmek yürümek. Yoksa gördüğümüz zamanlarda olacak, görmediğimiz zamanlarda olacak, duyduğumuz zamanlarda olacak, duymadığımız zamanlarda olacak hepsi de yaşanacak bunlar.
Bunun yaşanmayacak bir zamanı ve alanı yok. Her zaman yaşanacak bunlar. Kâh şakır şakır ertesi günün üç gün sonra beş gün sonra on gün sonra olacak olan olayları rüyamızda görürken patla kuruyamız kesilecek, her yer karanlık olacak. Kâh halden hale geçerken aynı şeyler kesilecek, her yer karanlık olacak. Olacak mı olacak? Ne görürken bizi görmek uçulacak, ne görmezken görmediğimiz bizi batıracak. Bunun üzerine kurulu değil çünkü. Kur'an, Sünnet imamların iştahı ve o yolda yürümenin üzerine kurulu. Allah bizi onlardan eylesin. Rüyayla amel edecek.
Yani hiçbir kimse rüyayla amel etmeyecek. Diyebilirsiniz ki İbrahim aleyhisselam rüyasında gördü, rüyasında gördüğü şekilde amel etmeye kalktı. O bir peygamber de gördüğü rüya üzerinde amel etmeye kalktı. Rüyayla amel edeceğini söylenir. Öncelik olması lazım.
Mümkün değil. Yani rüya gören kimse kendi kendine kendi rüyasını ayırt ederse rüyasını kendi kendine tevil etmiş olur. Bir kimse kendi gördüğü rüyayı kendi tevil etmiş olur. Bir kimse kendi gördüğü rüyayı kendi ayırt ederse kendisi rüyasını tevil etmiş olur. Dünyalıktır ve benzeri gerçekleşti. Önlem amam lazım mıydı?
Yani dünyalık olduğunu tespit etmişim maşallah. İnsan hepsi kendi rüyasını yormadan, yordurmadan duramaz. Kendi rüya anlatıyorlar. Hayırlısı olsun inşallah diyorum ben. Susuyorum. Dutunca diyor ki. İşte örneğin. O da bir ağaç var diyor aslında. Efendim ağaç ne demektir? Ne manaya gidiyor bu? Ya bunları ki insan susmuşuz işte tamam hayırlısı olsun demişim susmuşuz. Ya oradaki ağacı, kuşu, tercere, tavayı denizi ne soruyor? Sortak illa ki. Ya kendince mana yıkılacak ona. Kendince ona yorumluyor aslında. Ben yorumluyum da diyemiyorum. Kendince yorumluyor. Allah muhafaza eylesin.
Ama muhakkak herkesin kalbine gelir o rüyanın. Kendi kendine tevil eder o kimse. Kalbine onun tevhidi gelir. Bu şu demekler kendince. Onun hiç olmasa dilet etmeyin. Allah muhafaza eylesin. Bu rüya peygamberlerin 46 cüzü mücizdür. Ahir zamanda salih rüyalar muhakkak mübeşşirat kapısıdır, müjdecidir. İnsanları muhakkak ki bir şeyi delizlendirir. Allah bize o tip rüyalar görenlerden eylesin inşallah. Hakkımızı helal edelim. Biraz da yorgunluğu muhakkak, şikayet gibi olmasın. Bu akşamlık bu kadar geçsin. Barışla bakalım. Beşeyinaz-ı Fatiha Şerif. Şöyle mizazat fahri kaynazü ve sellem mücudat sevgili Peygamber Efendimiz. Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendilerimizin ruhu şerflerine, Adem aleyhi ve sellem ile her iki sarısına gelmiş geçmiş bütün Peygamberlerin ruhlarını helal edin.
Sen bahsede ise daireli ya Rabbi. Amin. 아무�ние grayalarına g sunlight behaving nearbylav bebeyen yaşandı bahsi ve Singh, Hazreti Muhammed İbn administra覆 blessing bebeyen yaşandı bahsi ve sellem ve sellem olmalı opportun manner . context-kendir. Ayyi ve Almanf куда-ı bakmayı 건� Daahallahuresser, Hacı Bektaş ve Hacı Bayram ve Mevlana, Celalettin, Muhammed, Mehmet, Müktadi ve bütün piri Piran efendilerimizin eri olanı hediye deksel vasıda ise daireli arabeyim.
Aireli arabeyim. İtihaz bir fayda eşit. Bütün geçmiş efendilerimizin, üştük hamillerin, velilerin, dervişlerin, salihlerin, ulemanın, ruhlanmanın, hali hazırda sağ olan bütün üştük hamillerin, velilerin, dervişlerin, salihlerin, ruhlanı hediye deksel vasıda ise daireli arabeyim. Aireli arabeyim.
İyadımız bayındırdı Mustafa Özban, ruhanet-i güzellilerin, hediye deksel vasıda ise daireli arabeyim. Aireli arabeyim. Türkiye aleyemizden Osmani aleyemizden gelmiş geçmiş aşkan, sadikan, muhiben, la ilahe illallah, Muhammedun Resulullah deyen mümin müminat, müstihim müslüman, gafi el imanında ruhlanı hediye deksel vasıda ise daireli arabeyim. Aireli arabeyim. Kardeşlerimizin ölmüşlerinin ruhlanı hediye deksel vasıda ise daireli arabeyim. Aireli arabeyim. Kardeşlerimizin ruhlanı hediye deksel vasıda ise daireli arabeyim. Aireli arabeyim. Kardeşlerimizin ruhlanı hediye deksel vasıda ise daireli arabeyim.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi