mustafaozbag.org

177. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 30 Ocak 2012 · 40:10

Bir kimsenin imani noktadan ayağa kayar ise, küfre düşer ise, ona teclil-i nikâh gerek, küfre düşerse, yoksa üç talaklıydı, üç talakla bir kimse boşarsa eşinin, o kimseye teclil-i nikâh kurtarmaz. Onun hanımı bir başkasıyla evlenecek, geçinecek, geçinirken ölecek veya tekrar boşayacak adam, ondan sonra ancak eski kocasına helal olur.
Bu teclil-i nikâh meselesini insanlar hevâ ve heves noktasında kullanıyorlar. İkide bir de her gün karıyı boşuyor adam, her gün teclil-i nikâh yapıyor. Bu yok dinimizde. Böyle bir teclil-i nikâh sistemi de yok. Adam üç talakla hanımı boşuyor, üç talakla hanımı boşadıktan sonra gidiyorlar, mahalleden, köyden, kentten bir tane buluyorlar, 80-90 yaşında bir adam, onunla kadını nikahlıyorlar, nikahladıktan sonra götürüyorlar şeye, bir de yok taş sesi geldi, yok çanak sesi geldi, yok su sesi geldi, hadi bunlar evlendi, zifak da olmuştur, herkes birbirini kandırıyor, Allah yoluna çekesin, bir daha nikah kıyıyorlar.
Bu İslam'da yok. Böyle bir nikah yok. Allah bizi affetsin. O yüzden eşlerinize boşadın veya boşama kenayesi, boşamayı anlattıracak söz, boşamayı anlattıracak söz söylemeyin. Söylemeyin, unutun. Ben kadın dövmeye en karşı olayım dedim, ben diyorum ki gidin kadının kafasına vurayım, vur boşadım deme. Onun geri dönüşü çok zor çünkü. Allah'ın fesini. O yüzden bir kimse ola ki, ola ki imani noktadan tehlikeye düşmüş olabilir.
İmani noktadan tehlikeye düşerse, o kimseye tehzidi nikah gerekli. Kadın da erkekler. Ona tamam. Ama bir talak yaptıysa ona tehzidi nikah gerekli değil. Bir talak, bir talak çünkü. O kadınla cinsel ilişkiye girmesi dahi onun talaktan rucu ettiğini gösterir. Kişi eşiyle aynı bayında husul alabilir mi? Alabilir. Bir kimsenin eşiyle aynı bayında husul almasını engelleyecek hiçbir fetva yok. Hiçbir şey yok.
Bazı yerlerde belki de siz bunu dolaylı bir şekilde takva noktasından el alıp bunu okumuş olabilir bu soruyu soran arkadaş. Bu noktada bunu yasak veren hiçbir hadis içerik, büyük imanların hiçbirisinde bu noktada bir fetvası yok. Bir kimse eşiyle beraber aynı bayında husul edebilir bunda bir beis yok. Hakika kurbanı olarak kesilecek hayvanın hangi şartlarda olması lazım? Bu da kurbanla alakalı aynı. Hakika bir çocuğa bir kez mi yoksa tekrar masaya gerek yok. Hakika sünnettir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri erkek çocuklarına iki tane, kız çocuklarına iki tane kesmiştir. Ve kesilen hakikayı da Allah Resulü tasadduk etmiştir, dağıtmıştır. Fakir fukaraya, etrafındaki insanlara vermiştir. Hakika'nın sünneti olur.
İnsan ondan yiyebilir mi? Kendisi yiyebilir. Bunda bir beis yok. Dinde aşireye gitmek var mıdır? Eğer varsa aşireye gitmektedir. Dinde aşireye gitmek, ibadetlerde sünneti Resulullah'a tabi olmamaktır. Dinde aşireye gitmek, insanın kendi kendisine bir ibadet şekli, şemali, stili seçmesi, meydana getirmesi, yaratması, onu o hâle dizayn etmesidir. Bir ibadet sünneti Resulullah'ta yok ise, onu ibadet yerine hiç kimse yapamaz. Bu çaiz değil, bu uygun değil. Dinde aşireye gitmek olarak bu algılama. Yani bir kimsenin ömür boyu ebediyen işte oruç tutması, bir kimsenin devamlı namaz kılması, bir kimsenin gecede uyumadan devamlı Allah'ı zikretmesi, bunlar aşırılık. Sünneti Resulullah'ta yok. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir gün üç tane sahabe kendi kendine niyet etti.
Birisi dedi ki ben hiç evlenmeyeceğim. Birisi dedi ki ben hiç yemek yemeyeceğim, devamlı oruç tutacağım. Birisi dedi ki ben hiç uyumayacağım. Cebrail bu üçünün de halini geldi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bildirdi. Allah Resulü dedi ki Allah'tan en fazla korkanınız benim. Ben yerim, iftar ederim, evlenirim, geceleri de uyurur. Bizim dinimizde o bozuk Hristiyanlığın, bozuk Hristiyanlığın diyorlar, bozuk Hristiyanlığın ahkamı yok. Bizim dinimizde inzivaya çekinmek, insanlardan uzaklaşır, kendini bir yerlere kapatmak. İşte onlar gitmişler, hem Yahudiler onları katlettiklerinden, öldürdüklerinden dolayı aslında sonradan o inzivayı hayatı seçmişler.
Önceki onların o dağın tepelerindeki kilise yapmalarının sebebi, o dağlardaki yarın tam ortasını gömüp de ortasını delip orayı kilise yapmalarının sebebi Yahudilerden korktuklarından dolayı. Yahudilerin zulmünden kaçtılar. Yahudiler çünkü devamlı onları katlediyordu, devamlı öldürüyordu onları. Onları devamlı katlediyorlar, öldürüyorlar diye Hristiyanlar yayılamadılar. Yayılamayınca gittiler, işte dağların tepesine kilise yaptılar, ibadethane yaptılar, yerleşim yerleri yaptılar, orada yaşamaya başladılar. Ve bir müddet sonra bu yaşantıyı kendilerine ölçü kabul ettiler. Bu yaşantıyı kendilerine ölçü kabul ettiler. Bakın insanların tarih boyunca düştükleri hatalardan, en önemli hatalardan birisi budur.
İnsanlar yaşadıkları hayatı kendilerine ölçü olarak alırlar. O hayatı kendilerine doğru kabul ederler. Ve o hayatı kendilerine doğru kabul ettirdiler. O hayat sistemi yanlış olsa dahi. Bugün Müslümanlarda da aynı sıkıntı var. Yani herhangi bir Müslüman haramın içerisinde, o haramın içerisindeki hayatı ölçü olarak kendine alıyor. Ve dini haram üzerine kuruyor. Kendi hayatını haram üzerine kuruyor. Geçmiş ümmetlerin, geçmiş kavimlerin yaptıkları hataları yapıyorlar. Allah muhafaza eylesin. Onlar da gittiler öyle inzivaya çekildiler. İnzivaya çekilince inzivaya çekilmek, evlenmemek, Hristiyanlar da dinin bir emri gibi, geleneğin bir kuralın gibi kaldı.
Ve hala da papazlar evlenmiyorlar. İşte bayan din insanları, din elemanları evlenmiyor. Allah muhafaza eylesin. Bunlar hep böyle aşırılık. Ve Müslümanlarda da zaman zaman ibadet adına, takva adına, din adına, İslam adına aşırılıklar olmuştur. Bak olmuştur diyorum direkt. Bundan sakınmanın tek yolu vardır, sünneti Resulullah. Sünneti Resulullah.
İbadetse sünneti Resulullah. Var mı bu ibadet? Yok. O zaman bu ibadet dinimizde yok kardeşim. Bu kadar basit. Allah aşırılıkta muhafaza eylesin. Yani bir kimse zikir yapacağım diye bunları açık açık konuşayım da, şimdi içimde dert kalmasın. Bende dert kalacaksınız, sizde dert kalsın. Bir kimse ben dermişim diye hanımından uzaklaşamaz. Çocuklar sakin olun yukarıda. Ben dermişim deyip hanımından uzaklaşamaz. Ben dermişim deyip kocasından uzaklaşamaz kadınla. Bir kişinin eşiyle ilişkiye girmesi nafile ibadet gibidir. Kadınlar biz takva olduk diyorlar. Kocalarına dahil saçını başını göstermemeye çalışıyorlar. Ondan sonra adamlar dışarıda başkalarına bakacağım diye uğraşıyor.
Kadın kendince takva yapıyor diyor. Veya erkekler veya kadınlar ders çekiyoruz diyorlar. Birbirleriyle iletişimi kesiyorlar. Herkes televizyonda ellerinde tesbih. La la illallah, la la illallah. Herkes film seyrediyor. Birbirleriyle iletişim kurmayı terk ediyorlar. Sözde ders çekiyorlar, televizyon seyrediyorlar. Yok böyle bir şey. Sosyal hayatımızı yaşayın. Derviş oluyor adam, amcasıyla, dayısıyla, hallasıyla, tesnesiyle ilişkisini kesiyor.
Neymiş? Onlar iclamı yaşamıyorlarmış. Doğru. Sen git onlara tebliğ et. Sen git halinle, ahvalinle onlara ışık ol. Sen git ahlakınla, edebinle, yaşantınla onlara ders ol. Git onlara. Yok. Öyle bir şey düşünmüyor. Bir kimse derviş olunca etrafıyla ilişkisini, alakasını mı kesecek? Bir kimse derviş olunca etrafıyla konuşmayacak mı?
Hanımının akrabalarıyla akrabalığını mı kesecek? Allah muhafaza eylesin. Dermişliğiniz sosyal olacak. Aşırlığa gitmeyeceksiniz. Sınıf arkadaşlarınızı terk etmeyin. Asgar arkadaşlarınızı terk etmeyin. Onların yanlışlıklarını, eksikliklerini görün ve onları yanlışlıktan, eksiklikten çevirmeye çalışın çevirebiliyorsanız. Ama ilişkiyi kesmeyin. Allah muhafaza eylesin. Faizle para verenin vaazı dinlenir mi? Eyvah! Mümin mümine faizle para veriyorsa onun dini yıkılmıştır. Mümin mümine faizle para satıyorsa Allah muhafaza eylesin. Annesiyle yıkanlanmış gibidir diyor. Hadis-i şerifte. Mümin müminde musak duracak. Bu noktada.
Artık müminin kafirle arasında faiz yoktur. Eyvallah! Hani birerde. Ama müminin müminle Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak korusun inşallah. Borsa haram mı? Haramsa neden haram? Borsa haram diyemez hiç kimse. Bir. O yüzden neden haramını açıklayamamız şimdi? İki. Direk haram diyemeyiz.
Belki de borsa bugünkü mevcut borsa gibi olmayabilir. Ona bir kapı açılabilir. Ama bugünkü mevcut borsa küçük yatırımcıları aldatmak için kurulmuştur. Üdümek için kurulmuş bir organizasyon. Türkiye'de ve dünyada uygulanan sistem, uygulanan sistem. O yüzden oradaki borsa aldatmaca. Bugün 1 lira kazanırsın yarın 20 lira kaybedersin. Bugün 20 lira kazanırsın yarın 1 lira kazanırsın kaybedersin. Eyvallah!
Ama orada sonuçta borsada küçük yatırımcıların hepsi de kaybeder. Hepsi de kaybeder. Hepsi de aldatmaca çünkü. Şirketin real bütçesi veyahut da real ederine kadar 1 milyar dolar. Adamlar onu kağıtlarla 2 milyar dolar gösterip kağıtları satıyorlar. Diyor ki 1 milyar dolarlık kağıdı sattım. Zaten 1 milyar dolarlık kağıt havalandı. 1 milyar dolar sermayesi var. Adam 1 milyar doların üzerine kağıtla gösterdi.
2 milyar dolar gösterdi. 3 milyar dolar gösterdi. 1,5 milyar dolarını sattı. Yaptığı fabrikanın parasını cebine koydu. Yaptığı fabrikanın döner sermayesini cebine aldı. Ve senin parana bir daha ortak ol. Türkiye'de ve dünyada oynanan oyun bu. Oyunun cansi hale getirebilmesi için birkaç kişinin kazanması lazım. Rulet var ya rulet var kumar masalarında. Televizyonlarda seyretmişsinizdir.
Siz rulet masasına hiç gitmemişsinizdir de. Orada hulrette de o hulreti çevre muhakkak oradan 1 kişiyi 2 kişiyi kazandırır. Yani %5-10 karşıdaki kimse kazanır. %85-90 da masa kazanır hep. Ama o 5-10 kişi %5-6 kazanacak ki bir işin cacibesi olması lazım. Bu da onun gibi bir şey. Allah muhafaza eylesin. O yüzden borsadan uzak durun. Borsadan uzak durun. Tekrar tekrar söylüyorum borsadan uzak durun. İlk kez geldim buraya gördüm ki kimse birbirine karşı ilk alaka göstermiyoruz. Herkes grup yapmış kendi halinde oturuyor. Nerede kardeş? Doğru mu? O zaman siz yapacaksınız. Yani insanların birbirleriyle arkadaşlıkları, samimiyet kurmaları, onlarla birbirleriyle oturup sohbet etmeleri güzel bir şey.
Ama ve lakin muhakkak bu kardeşimiz de haklı, dışarıdan gelen bir kardeşle tanışmak lazım, görüşmek lazım, konuşmak lazım. Burada bir şey daha çıkıyor yani. Böyle bir ilgi alaka gösterilince de ilk eve kimse de kendince diyor ki benden param isteyecekler acaba. Biz onları da gördük çünkü. Ya neden bu kadar ilgi alakalı mı gösteriyorsunuz? Acaba arkasından bir şey mi istenecek? Her cemaate gidildiğinde insanlardan bir şeyler istenir ya. İnsanlar da bu istenmekten bıkmıştır ya. O yüzden yeniden bir şeyler istenilecek diye tereddütle bakarlar herkese ve her şeye. Muhakkak ki gelen arkadaşlarla ilgilenilmesi lazım, gelen arkadaşlarla bu noktada sohbet edilmesi lazım. Ama gelen kardeşler de normalde oradaki herhangi bir gruba gidip selamlar aleyküm deyip oturup tanışsınlar.
Bu da güzel bir şey. Yani bir de böyle hatmenin olduğu günler dışarıdan yabancı insanlar geliyor, dışarıdan mahallelerden geliyorlar. E cemaat birbirini tam olarak tanımıyor, tanımadığından dolayı bu tip eksiklikler, noksanlıklar olur. Bu eksiklik ve noksanlıklardan dolayı ben özür diliyorum. Bizdeki melekler, münkerdiler ne kim? Bunlar cenneti biliyor. Allah-u Teala Hazretleri bunların nazarına cenneti sundu. Allah cenneti herkesin nazarıma sundu. Sadece meleklere değil, cennet şu anda görebilenin nazarında çorapsız ve takkesiz namaz kılmak mekruh olur. Çorapsız ve takkesiz namaz, takkesiz namaz, takke normalde bir kimsenin erkeklerin namazda başlarını örtmesi sünnet.
Namazda başını örtmesi bir kimsenin sünnet. Namazda bir sünneti terk ettiğinden dolayı namazın mekruhu olabilir. Ama bir kimsenin namazda başını örtmezsen o namazını fâsit etmez. Namazını fâsit etmez. Onun namazı namazdır. Yalnız namazda çorap giymek sünnet diye dayatamayız Allah'a muhafazayı versene. Çorapsız namaz kılmaz.
Şimdi namazda başı örtmek sünnet mi? Sünnet. Namazda ayakkabı giymek de sünnet. Şimdi bir başkasında kalkarsın namazda ayakkabı giymedin diye sen de sünneti terk ettin. Bu da namazın mekruhu der mi bize? Der. Siz tabi namazda ayakkabı giymenin sünnet olduğunu, benden duydunuz da büyük bir çoğunluğun sünnet oldu. Öyle değil mi? Evet, namazda ayakkabı giymek de sünnettir. Bir kimse şimdi namazda ayakkabı giymedi diye namazın mekruhu diyebilir miyiz biz buna? Diyemiyorsak bir kimsenin başını açıp, başa açıp namaz kılmasını da diyemeyiz. Ama burada bir parantez açalım. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri genelde başını namazda örtaktır.
Bu daha kuvvetli bir sünnet. Anladınız bu meseleyi? Ama bunlara takılmayın. Sakın etrafınızdaki insanların başını örtmeden namaz kılmasına laf söylemeyin. Siz başınızı örtün. Siz derse gelirken de başınızı örtün. Eyvallah. Bir başkası örtmüyor diye ona bir laf söylemeyin. Şimdi öyle daireler var, milletin namaz kılıp kılmıyor mu diye cebinde namaz takkesine bakıyorlar. Namaz kılıp kılmıyor mu işte şusuna bakıyorlar, busuna bakıyorlar, bir sürü şeyine bakıyorlar. Ahir zaman. Şimdi insanlar ibadetlerinden dolayı, inançlarından dolayı toplum arasında, toplum içerisinde kötüleniyor. Kim sınıf vatandaş gibi gösteriliyor, görülüyor ve horlanıyor. Ahir zaman elamete bu. Allah muhafaza eylesin.
El ile ya da baş ile selam verilir mi? Yani el ile baş ile selam vermeye Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri men etmiş. Bu noktada bir kimse selamlaşmada selamun aleyküm diyecek Müslüman savuz karşısındaki kimse. Müslüman değilsin merhaba diyebilir. Ama normalde işte el ile selamlama böyle yaparlar da ya mesela. Bu sünneti Resulullah'ta yok. Baş ile selamlama işte. Yapar ya bu sünneti Resulullah'ta yok. Selam selamun aleyküm sünneti Resulullah'ta. Mesela sağ elimizi kalbinin üzerinden vurarak böyle yaparak mı? Su da yok sünneti Resulullah'ta. Dergal'ın adabında var bir kimse elini kalbinin üzerine koyar. Selamun aleykümler. Kalbinin üzerine vurarak selamlaşma yok.
Allah muhafaza eylesin. Her gün sınavımız var dua ederseniz sevinir. Allah yardımcımız olsun. Daha dua meydanı burasıdır. Biraz sonra hiç niyet edin inşallah. Allah yardımcımız olsun. Namaz kılabilir. Hatta sahabeden bir şey torkuna diyor ki şuradan benim ayakkabılarımı getir namaz kılacağım diyor.
Vallahi ben Resulullah'ı gördüm kaya kapısıyla namaz kılıyoruz. Namaz kılarlarmış. Onlar camide kılıç kalkan oynarlarmış. Bizler yapamayız onlar yaparlarmış. Allah bizi affetsin. Şimdi Ulu camide kılıç kalkan ekibi çıkacak orada oynayacaklar. Küfrüne fethat verirler. Veya Süleymaniye'ye gidecek. Veya işte ne o? Büyük camilerden birisine gidecek. Sultanahmet'e gidecek. Hoş geldiniz. Kılıç kalkanla oynayacaklar. Tabii.
Kılıç kalkanla oynayacaklar. Mümkün değil. Kılıç kalkanla oynayacaklar. Hakkı dediği gibi. Kılıç kalkanla mısaade etsinlerdi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem özretlerinin sağlığında Mescid-i Nebebe'de bilhassa bayramlarda özel günlerde hatta bazı kabilelerin kendi özel bayramlarında kendi özel günlerinde dair bunları yaptıklarında Allah Resulü bunları menetmezdi. Allah bizi affetsin. Bu tarikten ekranlarınızı zikredebilir miyiz? Eyvah tarikattan düştü paramparça oldu. Arkadaşlar Allah'ı zikretmek farzdır. İnsanlar Allah'ı zikrederler ve zikredilmesi için zikretmek için yaratılmışlardır. Zikretmek için yaratılmışlardır.
Bir kimse hangi zikrullah halakasına giderse gitsin hangi zikrullah halakasına oturursa otursun oturursa otursun o ne tarikattan düşer ne başka bir yerden düşer. Oraya zikrullah halakasına oturmazsa düşer. Orada bir zikrullah halakası var. Oraya oturacak. Siz dünyadayken cennet nimetleriyle nimetleriniz ya Resulallah. Dünyada cennet nimeti var mı? Var. Nereleri? Allah'ı zikredilen cemaatlerde Allah'ı zikretmek. Cennet nimeti. Bir kimse şimdi cennetlik ibadet işlerken, cennetlik amel işlerken biz ona sen tarikattan mı düştün diyeceksin? Biz ona sen eksik yaptın, yanlış yaptın mı diyeceksin? Veya onun bağlı bulunduğu tarikat böyle bir edep, böyle bir hukuk, böyle bir yaptırım uyguluyorsa ben tarikatlara laf söylemek istemem.
Bu sünnet de Resulullah'ta yok. Allah Resulü mescitte zikrullah halindeyken üç kişi girdi. Birisi halakanın ortasına oturdu. Birisi halakanın dışına oturdu, birisi döndü gitti. Ey Aslanım size bu üç kişiden haber vereyim mi? Var ya Resulullah. Halakanın ortasına oturanı Allah zatında barındırdı. Dışında oturanı Allah'a mavuret etti. Dönüp gidene Allah lanet etti. Zikrullah yapıyorlar, dönmüş gitmiş, zikrullaha katılmamış. Vardır ya böyle mahallelerde orda sohbete gelirler, tam zikrullah bitecek, fırırırız giderler yine. Zikrullah'tan uzak duracaklar, zikrullah yapmayacaklar. Ben de arkasından bakarım Allah Allah dedim ya adam cennetlik bir amel yakaladıydı ondan da gidiyor.
Demek ki onda cennet kokusu yok. Bir de o işe o taraftan bakar. Bir kimse zikrullahı sevmiyorsa Allah'ı sevmiyor. Bir kimse zikrullah'a karşıysa Allah'a karşıdır. Bir kimse Allah'ı zikretmiyorsa münafın ta kendisidir. Münafıtlar var ya ayeti kerime, onlar Allah'ı az zikrederler. Allah'ı az zikredeni Cenab-ı Hak münafın diyorsa hiç zikretmeyene, zikrullah'a düşman olan kafirin kendisidir.
Bir kimse zikrullah'a düşması küfür ehlidir o. Direkt hiç şeysiz şüphesiz, bilsin bilmesin. Çünkü ayetle sabit olan bir ibadeti inkar ediyor, ona düşman olur. Ayetle sabit. Sen neye düşman oluyorsun kardeşim? Bir kimse Allah'ı seviyorsa Allah'ı zikreder. Allah'ı zikrediyorsa Allah'ı seviyordur.
Allah'ı zikreden Allah'ı sever. Allah'ı seven Allah'ı zikreder. Birbirinden ayırmaz. Allah'ı sevecekken zikretmeyecek. Böyle bir şey mümkün değil. Böyle bir şey mümkün değil. Seven sevdiğini zikreder çünkü. Seven sevdiğini sevenleri de sever. Seviyor. Kimi? Allah'ı. Allah'ı sevenleri de sever. olıyorsunuz Allah'ı sevenleri de sever. Seviyor kimin? Allah'ı.
Allah'ın sevdiklerini de sever. Kimi hiç seviyor? Allah'ı. Allah'ı sevdiklerini de sever. Haslisting Allah'ı sevcek hem Allah'ı sevdiklerini sevmeyecek. Hem Allah'ı sevecek hem Allah'ı seveni, Allah'ı seveni sevmeyecek. Hem Allah'ı sevcek hem Allah'ın sevdiğini sevmeyecek. Yalandan başka herkes, yalandan hiçbir şey değil. Ve ümmet tarih boyunca bu yalancılardan çekmiştir ne çektiyse. Ve bu yalancılar her lafın başında derler ki biz de Allah'ı seviyoruz ama eee ya bu adam böyle bir anca şöyle. Biz de Allah'a iman ettik Allah'ı seviyoruz ama Resulullah olmasa. Biz de Allah'ı seviyoruz eee ama şu veliler olmasa.
Biz de Allah'ı seviyoruz öyle diyorlar bana telefonda. Hocam biz de Allah'ı çok seviyoruz. Oo ne güzel Allah razı olsun işimiz hal oldu o zaman diyorum ben. Siz de Allah'ı seviyorsanız. Ama biz bunu zekil ulanı sevmiyoruz diyor. Allah Allah diyorum ya. Sen evli misin diyorum ben. Evliyim dedi geçen gün bireyse. Hanımını seviyor musun dedim ben seviyorum dedi. İyi dedim ben. Peki hanımını seviyorsan dedim ben. Sen dedim hanımının yaptığı yemeği sevmemezlik gösterebiliyor musun? Hayır dedi. Hanımının yaptığı komple hanımının yaptıklarını sevmedi ne oluyor mu dedim ben. Hayır dedim. E dedim bu nasıl olacak? Allah'ı sev Allah'ın emrini sevmem. Allah'ı sev Allah'ın emrini sevmem.
Yapamıyorum derdi. Diyor ki ben zikrullahı sevmiyorum. Hocam ben Allah'ı seviyorum evet ama ben Allah'ın veliline inanmıyorum. Böyle çarpık çarpık bir inanca sahipsin. Çarpık bir inanç. Allah'ı seviyor Allah'ın velisi olmamıyor ve Allah'ın velilerini de sevmiyor. Diyor bu veliyim diyenleri mi kast ediyorsun Allah'ın velilerini mi kast ediyorsun? Ben veliyim demiştir onu sevmiyordur o. Onun veli olduğuna inanmıyordur. Hadi onun hakkı olduğuna varsaydı. Ben onun velilerini sevmiyorum diyor. Veliydi sevmiyor. Cenab-ı Hak cümle ümmet-i Muhammed'i korusun. Tasavvuf hemen beş dakika işim bitecek. Tasavvufun hani her ana derste fikrini işlemeye çalışıyorum.
Ben de bu noktada kendimi sıkıştırayım. Tasavvuf üstada bağlanmaktır. Üstada bağlanmak Kur'an ve Sünnet çaresindedir. Biyat etmek, intisap etmek, bağlanmak, el almak, el vermek, tövbe etmek. Bunların değişik tabirleri, şekilleri, sistemleri vardır. Hepsi de bunların bir üstada intisap etmektir. Biyatlaşmaktır. Biyatlaşmak her mümine harzdır. Biyatlaşmak. Biyatlaşmanın iki yönü vardır. Bir tasavvuf yönü, bir siyasi yönü. Siyasi yönden biyatlaşmak bütün Müslümanlara farzdır. Ne yazık ki Müslümanların o biyatlaşması şu anda yok. Bunun için de tasavvufi yönden biyatlaşmak vardır ki ergenliliktir, güzelliktir, hoşluktur.
Ve bir kimsenin tasavvufta yol alması için muhakkak yürümesi için muhakkak bir üstadla biyatlaşması gerekir. Üstadla biyatlaşmayan kimseler tasavvufun içerisinde yol alamazlar. Ve üstadla biyatlaştıktan sonra üstada muhabbet şarttır. Üstadla muhabbet yok ise üstadla manevi bir bağda yoktur. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de mektubatında bu konuyu çok iyi işlemiş ve demiş ki tarikatta hissesi yok ise bugünkü zındıkanın karşısında kendisini muhafaza etmesi mümkün değildir.
Ama adi, saminidir ehli tarikat üstadına duyduğu muhabbet cihetiydi. Yani üstadına muhabbetten dolayı asla ümidini kesmez. Ümidini kesmezse de zındıkaya düşürülemez. Kevha ile fâsık olur, asla kâfir olmaz demiş. O yüzden bir kimse üstad, bir üstada imtisap ettiyse, bağlandıysa o üstada muhabbet beslemesi, ona muhabbet etmesi o meselenin şartındandır. Bir kimse üstadına muhabbet beslemezse, üstadı ile arasında bir manevi bağ kurmaz ise o böyle sudan çıkmış balık gibidir. Veyahut da yüzeysel kalır. Yani masanın üzerindeki toz gibi kalır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden tasavvuf, Kur'an, sünnet ve üstada muhabbet üzerinde oturur.
Allah bizi onlardan eylesin inşallah. İnsanların arasında şöyle bir şey var şimdi. Yani gitti, bir tarikattan ders aldı, bir bağlantısı yok. Allah muhafaza eylesin. O zikrular noktasında sevabını alıp ama tasavvufi noktada, tasavvufi manada onu yol alması çok zordur. Allah bizi de muhafaza eylesin. Üç ihlas, bir fatiha. Şerifah. Aleyhisselam, sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mübarek.
Bu şerplerine Adem aleyhisselamlar ikisinin arasında gelmiş geçmiş bütün Peygamber izleyişen mefendilerimiz mübarek. Bu şerplerine İlhan-ı yâli yâli bütün Ebu Reşe Sıddık Ömer-i Fârik Osman Azunurayn Ali Adun Tadâ Reddallâh Anâf Elbidil Evlâb-ı Resulûlâh Zevcihat-ı Resulûlâh Ashab-ı Resulûlâh Şükredâ-ı Resulûlâh İmam-ı İmam-ı Azâb-ı Ruhân Efe' İmam-ı Şafi İmam-ı Malik İmam-ı Haber-i İmam-ı Hazretleri Muhar'ını Hedef edelim İhlas bir Fatiha Şükreder Abdülkadir
Geylân-ı Bir Seyyid İmrah'ın Şehir Şah Nakşı Muhammed Vahad Şah Hacı Bektaş Hacı Kâre Muhammed Hâ Hâ Şeh Biri bir Ramazetler Muhar'a Muhar'a Hedef edip Vâsı ve Sadar Eyle Yâ Amin Geçmiş bütün velilerinin evliyalarına aşıklar sadıklar muhban ehli iman La ilahe illallah Muhammedun Resulullah
bi'ye mümin ennası ruhlarına yaşayın evlilerinin evliyalarına aşıklar sadıklar Allah Muhammed Resulullah bi'ami ve Nasir Ruhane Hüseyin Al-Hayil Al-Ghayyum vecüme galera Al-Ghayyum Bismillahirrahmanirrahim прошthane Destur Ya Allah

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi