mustafaozbag.org

175. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 30 Ocak 2012 · 1:00:15

Kephârisi'nin? Kephârisi'nin? Kephârisi! Kim dedi? Yok bu kent, tayyip diyecek olan. Buna da bu nedir?
Bana kastınız yok değil mi? İstikahat nedir? Her Müslüman'ın vermesi gerekir mi? Verilecek mi? Nasıl ve ne şekilde verilmelidir. İnsan sağlığında mı yoksullukten sonra mı verilmelidir? İskatın asıl çıkış noktası bir kimsenin orucu tutamadığı zaman vasiyet etmesi. Yani orucunun karşılığında ihtiyar yaşlı, hasta bir kimsenin tutamazsam benden sonra bunun parasını ödeyin den çıkmış. Öbür türlü namazlarla alakalı bir şey değil. Yoksa işte adam namazı kılmasın, öldükten sonra veya ölmezden önce vasiyet etsin.
Arkasından gelenler habire her namaz başına bir para tespit etsinler, o parayı arkasından ödesinler. Böyle bir şey o dinde. Buna bir tek İmam Birgiu Hazretleri fetva vermiş. İmam Birgiu Hazretleri'ni o fetvasının üzerine dayandırmışlar. Hanevilerin içerisinde İmam-ı Azam Hazretler olsun Şafi Malik, o böyle bir şey yok. Yani öldükten sonra millet parayı toparlayacak, çukka yapacak, böyle bir şey yok. Önceki sohbetinizde kaza namazları tavsiye etmişsiniz. Eğer kişi zamanı olduğunda, normal namazı, sünnet ve farzı ve kazayı zamanın kısıtlı olduğundaysa sadece farzını kılabilir mi? Gereksini okumama gerek yok herhalde.
Arkadaşlar, kaza namazı. Haneviler demişler ki, bir kimsenin kaza borcu da olsa o kimse sünnet namazlarını kılacak. Şafi Maliki Hanbeli uleması demiş ki, bir kimsenin kaza borcu varsa o kimsenin namile kılmaz. Hanefilerin sonradan gelenlerin bir kısmı demişler ki, işte Şafi Maliki Hanbeli ulemasının görüşüne katılanlar da olmuş. Az da olsa, az da olsa. Şimdi bir kimsenin vakti yok. Memur, amir, işçi orada burada çalışıyor. O kimse, nafile yerine kaza namazları kılsın. Nafile yerine, yani öğlenin ilk sünnetinin yerine kaza kılsın. Öğlenin son sünnetinin yerine kaza kılsın. Caizdir, uygundur. Adamın işi müsait.
Nefsine de bu noktada ağır gelmesin. Kılsın, bunda bir beis yok. Anlaşıldı değil mi bu soruyu soran kimse? Kimse? Kim soruydu kaza namazıyla alakalı? Anladın değil mi meseleyi? Evet. Yani bunun böyle çok şeye gerek yok bunda. Fazla teferruata gerek yok. Adam bir yerde memur. Bir yerde işçi. Adam fazla vakti yok. O kimse, nafileler yerine kaza kılsın. Nafile de kılıyorsa nur hala nur. Allah muhafaza eylesin. Kahvehanede oturmak ne kadar sakıncalı. Yani bir kimsenin normalde kahvehanede, evde, orada, burada oturması meleğen olduktan sonra her yer aynı. Meleğeni olmadıktan sonra her yer ibadet ardı. Adam kahvehaneye ekler, kahvehanede oradaki bir arkadaşa dini İslam'ı anlatmak için gider.
Bir arkadaşını kötü yoldan kurtarmak için gider. Bir arkadaşını yanlışlıktan alıkoymak için gider. Onun kahvehaneye gitmesi ibadet olur. Kahvehaneye gider, adam burada çay içeyim, çorba içeyim diye oturur. Onun kova meleğen olur. Oradaki kötü sözlerden, oradaki kötü hallerden o da nasibini almış olur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde nereye gidiyorsanız gidin. Gittiğiniz yer Allah rızası olsun. Bir kimse evine gider, evinde hanımla kavga eder, gürültü eder. Evde hanımını rahatsız eder, çoluk çocuğu rahatsız eder. O kimsenin evinde günaha girmiş olur. Yani ne oldu? Evine gitti, evinde günaha girdi. Ha demek ki biz ahlakımızı, konumumuzu, durumumuzu iyi tespit edeceğiz.
Ve şimdi sizi kahvede görür müler? Sizi kahvede görür der ki ya derviş adam kahvede mi oturur? Derviş adam kahvede oturur. Eğer birisine İslam'ı, Kur'an'ı anlatacaksa, birine dini anlatacaksa kahvede oturur. Birisiyle derse götürmek için kahvede buluşacaksa kahvede oturur. Onunla buluşur gider. Kahveye gitmeyi haram edecek herhangi bir şey yok. Ama kahvede kumar oynanıyormuş, evet o bak haram. Kahvede dansöz oynatıyorlarmış, o haram. O zaman biz öyle yerlerden uzak duracağız. Allah muhafaza eylesin. Allah sevgisini kulun kalbine direkt indirmez. Çünkü kulun kalbi o sevgiye dayanamaz. Yani böyle de olabilir, böyle olacak ya bu kaide değil. Yukarıdan atılan düşünceye kadar Allah kul arasında sevgi direkt mi yoksa arada bir aracı mı olur yani?
Bir kul Allah sevgisini, peygamberini, sahabeyi, mürşidini ya da Allah'ın yaratı herşeyi, seyreti olsaydı Allah sevgisini almışmıştır. Buna tek bir kelimeyle, cümleyle cevap. Allah'ımız senin sevgini, seni sevenlerin sevgisini, seni sevdirecek olanların sevgisini, bana soğuk su gibi, soğuk sular gibi sevimli kılın. Şimdi bir kimsenin Allah'ı seviyorum diyen bir kimse, Resulullah'ı seviyorum demekten uzak olmayacaktır.
Veya bir kimse Allah'ı sevdireni sevmesi, Allah'ı sevmesi gibiler. Bir kimsenin Resulullah'ı sevmesi, Allah'ı sevmesi gibiler. Yalnız biz şuna itiraz ediyoruz, şuna itiraz ediyoruz. Bir kimse, bir kimse Allah'ı sever gibi üstadını severmez. Bir kimse Allah'ı sever gibi Resulullah'ı severmez. Üstadını Allah için sever. Buraya iyi ayır dedi. Resulullah sallallahu ve sellem hazretlerini Allah için sever. Yani bizde şu yok, arkadaşlar, kardeşler, şeyhinizi Allah'ı sever gibi sevip, hayır. Biz üstadımızı Allah için severiz. Ve bir kimsenin Müslümanları Allah için sevmesi ibadettir. Kardeşlerini Allah için sevmesi ibadettir. Hanımını Allah için sevmesi ibadettir.
Çocuklarını Allah için sevmesi ibadettir. Memleketini Allah için sevmesi, yaşadığı yeri Allah için sevmesi ibadettir. Yeşillikleri, ağaçlıkları, deniz ayvonlarını, kara ayvonlarını Allah için sevmesi ibadettir. Bakın bunların hepsi de ibadettir. Bir kimsenin mümin kardeşini sevmesi nasıl ibadetse, ibadet, nafile ibadet. Üstadını sevmesi de nafile ibadettir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini de sevmesi nafile ibadettir. O yüzden burada bir kul, ben Allah'ın sevgisini buldum deyip, Peygamberi sevmemezlik edemez, ez geçemez. Bu zaten Allah sevgisi değil. Allah diyor ki, ey Habibim de ki, eğer beni seviyorsanız bana tabi olun.
Bir kimse Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevmeden ona tabi olabilir mi? Bir kimse Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevmeden tam iman etmiş olabilir mi? Allah muhafaza eylesin. Yalnız bir kimse Üstad'ı tam olarak sevmeden iman etmiş olur. Ayırledin burayı. Bir kimse Üstad'ı illaki sevecek diye bir hikaye yok. Sevmez adam. Adam kendini der ki, doğru bir yer, söyledikleri doğru. Bu kadar. Sevmek zorunda değil. Burayı ayırledin. Hayır. Ne olur sevmezse. Ya sevmez adam. Bunu bir dinin rüknüymüş gibi önümüze koyarlar ya. Dinin rüknüymüş gibi önümüze koyarlar. Üstad'ı sevmek dinin rüknü değildir.
Bir alimi sevmek dinin rüknü değildir. Ama imanlar demişler ki alimi sevmek imanlandır. Eyvallah. Ama bir kimse sevmiyorsa imansız manası çıkmasın oradan. Bir noksanlık olur. Allah bizi affetsin. Yani bir kimse bir Üstad'ı emirle sevemez ki. Bir Üstad sevinmez. Ve Üstad'ını Allah için seven insan da şirk ehli değildir. Bir de bu taraftan tehdit var. Adam Üstad'ını Allah için seviyor. Sevemezsin kardeşim sana ne şirki var istiyor. Ya Allah Resulü'nün duası var. Ya Rabbi seni seveni, seni sevdirenin sevgisini içime koy diyor. Eee ne yapacağız o zaman? Allah'ı sevdirenin sevgisini içimize koymayacağız mı? Allah bizi affetsin. Kefir mayalandığında içinde o alkol oluşuyor.
Ama bazı hastalıklara hiçbir ilacı tedavi edemeyeceği hastalıkları tedavi ediyor. Şifa niyetinin içilmesi caiz olduğunda sirke ve portakalda da alkol bulunduğu söyleniyor. Yani sirkese de portakalda da, şalganda da, elmada da alkol var. Ondan sonra limonda da var, mandalinde de var. Ama mayalı değil onlar. Mayalı değil anladınız mı? Üzümde de var. O mayalı değil. Mayalı alkol haramdır. Bir şey mayanın neticesinde içinde alkol oluştuysa o haramdır. Haramdan da şifa olunmaz caiz değil. Tarikat üstadsız olmaz dediniz. Sizi üstad kabul etmiyorsa ne olacak? Çünkü İslam'a aykırı hareketleriniz var. Tarikat üstadsız olmaz. Bir kimse normalde üstadı yoksa bir kimsenin.
Tarikatta yol yürümesi mümkün değildir. Bir kimse de birisini üstad kabul etmeme hakkına sahip. Adam beni üstad olarak kabul etmek zorunda değil. Alır dersini gider yerine. Böyle bir zorunluluk hiç kimseye yok. Hiçbir tarikatta olmaz. Hiçbir tarikatta olmaz. Hiç kimse hiç kimseye zorunlu olarak üstad kabul etmek zorunda olmaz zaten. Nasıl bir kimsenin üstad seçme hakkı var ise adam gider üstadı seçer kendisi. Kendisi seçer. İstihara yapar, istişare yapar, sorar, soruşturur. Halk der ki ben bunu üstad olarak kabul ediyorum adamın üstadı olum. Adam da onu kabul ederse. Üstad da onu kabul ederse.
Üstadın da onu kabul etmeme hakkı var. Ben bir kaç kişiye ders vermedim. Ha değil demişler ki ya vermedi ders. Ya vermek zorunda mıyım? Nasıl beni kabul etme zorunda değilse hiç kimse, benim de herkesi kabul etmez olduğum yok. Bir kimse bir tarikatın içerisindeki bir üstadı, üstad olarak kabul etmiyorsa, kabul etmiyordur. Ne olacak ki? Adam derse gelir gider, zikruluğu yapar, sohbeti dinler gider. Kabul etmek zorunda değil. Arkadaşlar, ben ta yorum başında bir şey söyledim. Dedim ki ben sizin bildiğiniz şeyhkâbe deyim. Burası Ümmet-i Muhammed'e açık bir sohbet. Kim la la illallah Muhammed'e resul atıyorsa, bu kabul herkese açık. Hatta daha ilerisini söyleyeyim.
Adam gayrimüslimse, gelsin yine tekrar buraya gelsin, yine burada sohbeti dinlesin, zikruluğu dinlesin, umudur ki iman eder. Umudu iman eder. Camilere gayrimüslimlerin girmesi caiz değil. Bizim kavumuz açık, burası cami hükmünde değil. Buraya her gelen, benim üstadlığımın kabul edecekliğimi kaydedir. Adam kabul etmeme hakkına sahip bu kadar basit. İstihar yapar. İstişare yapar. Benim halime, ahvalime bakar. Bu adamdan üstad olmaz da doğru söyler. Eyvallah. Üstad olur da doğru söyler. Ona da eyvallah. O kadar çok basit ki benim için. Allah bizi affetsin.
Bugün Resulullah yaşasaydı, en güzel elbiseyi giyerdi. En güzel arabayı kullanırdı. Diyenler neye denir? Yani bugün Resulullah yaşasaydı diye bir şey, insanlar bunun üzerinde kurmazlar. Kur'an ve sünnet belli. Resulullah sallallahu ve sellem hazretleri bugün yaşamıyor mu yani? Önü diyeceğiz biz ona şimdi. Bir insanın Allah ona bir nimet verdiyse, o nimeti o kimsenin üzerinde bulundurur.
Allah verdiği nimeti de kulların üzerinde görmek ister. Bugün Resulullah sağ olmuş olsaydı, elindeki bir nimeti üzerinde görürdük biz. Onun devesi en hızlı giden deveydi. Bugün adam bu anlayıştan çıkıp, en hızlı giden arabayı kullanabilir. O arabayı hevaya hevesini kullanırsa, sorunlu olur ondan. O arabayı kız tavlamak için, o arabayı hava atmak için, o arabayı cakas atmak için, o arabayı insanlara böbürlenmek, kibirlenmek için kullanırsa, veya eşyayı veya evini, o nimet ona külfet olur. Ama üzerindeki nimeti, Kur'an ve sünnet yolunda hizmete, Kur'an ve sünnet noktasında çalışmalara, Kur'an ve sünnet noktasında aktiviteye koyuyorsa, biz ona hiçbir şey söyleyemeyiz.
Hayırlı ev lazım. Allah Resul diyor ki hayırlı evi gast ederken, içinde misafirin rahat edeceği, barınacağı bir ev diyor. O zaman hepimize hayırlı ev lazım. Evimizde misafir kalacak. Evimizde arkadaşlarımızı yedireceğiz, içireceğiz, ders yapacağız, zikrular yapacağız evde. Hayırlı ev bu. Bir kimsenin iki yüz metrekare evi varmış, o Nur ala Nur. O arkadaş iki yüz kişiyi misafir alabilir evine. Allah versin, dört yüz metrekarelik evde otursun o. Ama evini şan şöhret için kullanmasın, hizmet için kullansın. İnsanlar toplasın, yemek versin, sohbet ettirsin, zikrular yaptırsın. Adam Nur ala Nur, çok güzel arabası olsun. Allah yolunda koştursun, garajda durmasın arabası.
Buraya gelirken beş tane derviş alsın gelsin. Arabası olmayanların arabasına bindirsin. Adamın mal varlığına göre arabasını adama almasın. Bu fakirdi, bu binmesin, bu zenginli, bu binsin yapmasın. Allah için arabasını Allah yolunda kullansın. Eyvallah, yapacak bir şey yok. Evet, bugün Resulullah sağ olsaydı elinde varlığıyla, malıyla, mülküyle Allah yolunda çalışırdı. Çalıştı mı? Sağ olsaydı diye beklememize gerek var mı? Sağlığını da yapmış zaten. Selamun aleyküm, aleyküm selam. Sabah namazını öğleye kadar kılamayacağını anlayan bir kimse, kerahat vaktinde kılınabilir mi? Kerahat vaktinde namaz kılmak cahil değil. Bütün hanefelerin hepsinde ittifak halinde bu. Kerahat vaktinde sabah namazı kılınmaz.
Adam işçi, bir daha kılması mümkün değil. Mümkün değil mi? Mümkün değil. Kerahat vaktinde namaz kılan, bilhassa akşam kerahat vaktinde namaz kılan müslümanlar görülmüş sahabelerden. Buradan hareket ederekten adam namazı hiç kılmayacaksa diyorum ben. Adam namazı hiç kılmayacak. Kerahat vaktinde de olsa namazını kılsın diyorum. Allah bizi affetsin. Yutansa kerahat vaktinde kılmak uygun. Güneşte ısıtılmış su ile musul ve namaz abdesti almaz. Bu açıkta duran, açıkta duran ve güneşin bu bahar mevsiminde belli bir zamanı var. Eskiler bilirler. Açıkta öyle bir su durursa ve o açıkta duran sudan güneş ışınları ona vurursa, insan da cilt rahatsızlığı yapıyor.
Bizim notarılarda çok bilirler ama bu onunla alakalı bir şey yoksa güneş en azisi ile alakalı değil. Kadın semazenlerin kocaları için dönecekleri haberini aldık. Bu kadar işin içinde bu da gerekli mi? Kadın semazenlerin kocaları için dönecekleri haberini aldık. Aldığınız her haber size yalan olarak yeter. Bu konunun bu noktaya getirilmesi cemaat açısından acı bir şey.
Bir de ne? Bu kadar işin içinde bu da gerekli mi? Bu kadar işin içerisinde bunun gerekli olup olmadığı kararı sadece o çalışmayı yapan insanlara ait. Yani kadınların kendi aralarında sema etmelerini yasaklayan bir şey var mı? Varsa böyle bir şey getirin. Buna da ona göre cevap verin. Arkadaşlar, bir şey haram ise haramın gelme önüme koyarlar ben de şarkımı çıkarım. Bir şey haram değil ise onun üzerinde konuşulmaz. Onun üzerinde konuşanlar belden aşağı vuruyor maalesef.
Kasıtlıdır. Ve bir kimse böyle bir şey duydu, kadınlardan mı duydu? Çok basit. Allah bizi affetsin. Sorun sorulurken daha bir derinliği, bir inceliği olur. Ne diyeceğiz şimdi? Erkek semazenlerde kadınlarına kendi kararlarına dönmek için bir semazenlik yapıyor.
Konuşmaktan inticap ediyor. Konuşuluyorsa gerçekten üzülüyor. Konuşulan şeyler Kur'an ve sünnete uygun olması lazım. Konuşurken daha uygun konuşmak lazım. Tarikat edeptir çünkü. Biz bayan kardeşlerimizi çıkarırız.
Erkeklerin arasında siz döneceğiniz deriz de bunu ben söylerim de benim ağzımdan duyarlı bir insan da gelir sakalımdan tutar yüzüme tükürür. Şu şeyler söylemeyeyim şimdi. Ama bu meseleyi son defa konuşacağım ve kapatacağım. İçinizdeki yüzde doksanın hanımı yüzde doksanın hanımı herhangi bir kına geçisinde çıkar oynar mı? Oyna. Yüzde doksanın hanımı çarşıya tek başına çıkar mı? Otobüse tek başına biner mi? Taksiye tek başına biner mi? Biner mi?
Arkadaşlar şurada bir bayanların kendi arasında nişanı olsa, kına geçisi olsa. Burada oynamaları mı uygun olur? Yoksa ilahi eşliğinde, zikrullah eşliğinde iki tane de bayan kardeşini sema etmesi mi uygun olur? Hangisine gönderirsiniz siz hanımınızı? Kadınların kendi aralarında toplanıp zikrullah yapıyorlar mı? Yapıyorlar. İlahi söylüyorlar mı orada?
Söylüyorlar. İlahi söylerken normalde orada iki tane, üç tane bayan semazen sema etse bunun neresi haram yani? Neresi tarikat adabına uygun değil? Neresi şeriata uygun değil? Açık konuşuyor. Boş şeylerle uğraşmayın. Bunca işin içerisinde bir de bu mu kaldı diyor. Evet bunca işin arasında bir de bunu mu dedikod ediyorsunuz? Söylenler açıkça söylüyor. Arkadan hançer diyorlar. Evet bayan semazen çalışması devam edecek. Bir şey daha söyleyeceğim bırakacağım. Aslında bayanların meselelerini burada açmak istemiyorum.
Ben hiçbir zaman bu benim tarzım değil. Ama nedense bayanların meselesi erkekleri çok ilgilendirmiş demek ki. Bu semazen çalışmasına gelenlerin içerisinden yirmi tanesi açık bayan, dergahla tarikatla alakası olmayan, yirmiden fazlası muhasebe müdürü, satış müdürü, alım müdürü, bilmem ne müdürü, bilmem nerede memur, bilmem nerede, amir. Onlara çalışma başlamadan önce Kur'an-ı Kerim kursu veriyor, fıkır kursu veriyor, ardından semaz çalışması yapılıyor. Çalışmanın ne olduğunu bilen var mı burada? Bir kimse kendi cemaatini korur, muhafaza eder. Kendi cemaatini hançerlemez.
Adakta bulunan kişi yer ve zaman belirtir veya yere ve zamana uymadan adağın yerine getirirse adağın yerine gelmiş olur mu? Olur. Siz sohbete başlayıncaya kadar geçen zamanda ilahi söylemesi uygun olur mu? Olur. Adak adayan kestiği kurbanın etinden yiyebilir mi? Yer parasını öder. Rüyada görülen zatların, hazretlerin kim olduğunu nasıl anlaşılır? Kalbine ilham gelirse anlamış olursun. Dergahımızda nügabba konumunda görevli abimiz var mıdır? Yoktur. Adak kurbanı da şurada keseceğim derse dediği şeyi de kesemezse ne yapması gerekir? Orada kesecek. Dergahımızın silsilesi hakkında bilgi verebilir misiniz? Mümkünse daha sonra da olsa kağıdı dökebilir misiniz? Dergahın silsilesi benim.
Tarih kağıtımızın kuruluş tarihinden bugünümüzde üstatlarımızın, şeyhlerimizin silsilesini açıklar mısın? Bana bak yeter ya. Böyle istatahat yapayım ya. Ne bu ya? Alttan aldık cümlenin bir şeve hizmet etmiyor. Hiç zamanla beraber yapmıyorum. Başı da sonu da benim tarikatım. Silsilesi de benim. Biraz Mevlana'dan konuşayım mı size? He? Silsile hakkında. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem öğrendemiz insanların ilmi öğrendikleri ve ameli terk ettikleri, din ile sevişip kalplerinde buğuz taşıdıkları ve aralarında sılaylarını kestikleri zaman Allah bunları lanetleyip can kulakları sırrı, kalp gözlerini kör eder.
Resulullah Efendimiz ilminden menfaat görmeyen alim kıyamette en şiddet azaba maruz kalır. Resulullah Efendimiz hiç şüphe yok ki Allah-u Teala bu dini nasipsiz kimselerle takviye eder. Resulullah Efendimiz hiç şüphe yok ki Allah-u Teala bu dini yalancı bir kişiyle takviye eder. Bunların hepsini kendi üzerime aldık. Ben bunlardan birisiyimdir. Bana yazmış çünkü onu. Şunu yazan kimse bunu bana yazmış. Efendim? Okuyayım bir daha. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem öğretleri insanların ilmi öğrendikleri ve ameli terk ettikleri, dil ile sevişip kalplerinde buğuz taşıdıkları ve aralarında sılayı rahmi kestikleri zaman Allah onlara lanetleyip can kulakları sağır ve kalp gözlerini kör eder.
Resulullah Efendimiz ilminden menfaat görmeyen alim kıyamette en şiddetliği azaba maruz bırakır. Resulullah Efendimiz hiç şüphe yok ki Allah-u Teala bu dini nasipsiz kimselerle takviye eder. Resulullah Efendimiz hiç şüphe yok ki Allah-u Teala bu dini yalancı bir kişiyle de takviye eder. Bunu yazan dedim bana yazmış. Yani işte ne? Hiç şüphe yok ki Allah-u Teala bu dini yalancı bir kişiyle takviye eder. Yani ben yalancıyım beni takviye ediyor. Ben de takviye ediyor Allah dini. Siz de yalancı bir adamı seviyorsunuz geliyorsunuz ya. Allah-u Teala bu dini nasipsiz kimselerle takviye eder. Yani ben dinden nasibim yok benim. Yani kafirim. Size olduğunu diye de soru mu bu?
Yok soru değil belki başkasına hitap et. Veya başka bir şey için söylüyorum işte. Başkasına nasıl hitap edecek ki insan buna? Size mi hitap ediyor? Hı hı. Söylesin yani o zaman. Kime hitaben yazıldı? Bana hitaben yazıldı dediğimde bir ses duydun mu? Şükürt ikrarı değil mi? Gerçekçi olması lazım. Şükürt ikrarı değil mi? Şükürt... Soru. Yani şu okuduğum şey bana yazılmış. Var mı diyeceğiniz bir şey? Ben kendi üzerime aldım. Ben de böyle biliriz. Neden bundan rahatsız olup sende rahatsız olma?
O kadar basit. Ve bunu yazan kimse ben üzerime aldım da da hayır ben bunu senin üzerine yazdım. Yazdım bunu demedi. Öyle bir şey varsa desin yani. Demedi. Neden zorla gelirttireceğin adama? Ne giriyor işin için? Alın günah alın. Belki size söylememiştir. O zaman kaldırın elini ben onu sana söylemedim. Ben özür dilerim ben de. Sürkut etti bak demitten beri. Sen de laf söylüyorsun. Seslenmiyor adam. Neden illaki adamınki meydanı çıkarıp da milletin bu umuzunu üstüne alıracaksın? Öyle mi? Gençsin daha delikanlı. Tabletçe. Yani soruyu soran. Soru değil de bunu yazan bir kimse yazdı doğru. Ben üzerime aldım yanlış. Evet bana yazılmış bu.
Bundan da rahatsızlık duymuyor musun? Kızmıyor musun? Yanlış anlaşılmaz bu. Ben böyleysem Allah beni affetsin. Ben böyle değilsem Allah da onu affetsin. Biz cemaatın içerisinde olmaması gereken şeyler. Şimdi bunların olmaması gereken. Burası ben burada bunların soru sormak için. Diyorum ki sorun sorunuzu. Ya bana hakaret etseniz mi olacak ki? Sakin olun. Gerek yok. Bakın arkadaşlar. Bir kimse, bir kimseyi üstad olarak kabul etmiyorsa kabul etmeme hakkına sahip.
Bundan daha açık bir şey var mı? Ve burada da oturabilir. Burada zikrular yapabilir. Burada sohbetimize katılabilir. Burada bizimle beraber yol yürüyebilir. Bir hizmet istiyorsa hizmet yapabilir. Rahatın bu noktada. Merak etmeyin. Mezardaki mevtalar ile konuşulunca duyarlar mı bizi? Bir de mezara en çok kimler azap görecek? Mezardaki mevtalar ile konuşulunca. Yani o mezardaki kimse duyabilecek kapasite ise senin konuştuklarını duyar. Sen de ona sesini duyurabilecek kapasite desen ona sesini duyurursun. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kabri şerifinin içerisinden geçerken iki tane yeni vefat etmiş kimsenin mezarını gördü. Dedi ki bunlar kimler?
Plancalar ya Resulallah. Bir kurma dalını aldı birbirini birbirinin başına dikti. Dedi ki bunlar iki günahtan dolayı kabir azap çekiyorlar. Birisi çok affedersiniz bevle derken kendine dikkat etmezdi. Bevle üstüne sıçratırdı. Birisi de dil ile kovuculuk ederdi. Ve dedi ki ondan sonra eğer siz de gaflete dalmayın dedikodu etmeseydiniz benim duyduklarımı duyardınız.
Allah bizi affedersin. Efendim? Bedir'deki müşriklerle de konuşmuş. İşte ya karşıdaki kabirdeki sağlam olursa Bir de bir şey diyeceğim. Kabirdeki sağlam, bu adam da sağlam olursa yani konuşan adam da sağlam olursa ikisi de iletişim kurar. Eğer konuşacak olan sağlam olursa kabirdeki çürük olursa yine o kimse konuşur onun da sesini duyar. Anlaşıldı. Kim ikindi ile akşam arasında uyursa uyandığında aklını yitirmediğine şükretsin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sahih hadisidir. Mümkün olmadığı zorunlu kalmadığınız müddetçe ikindi ile akşam arasında uyumayın. Evet. Biraz açar mısınız demiş. Kesinlikle Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ikindiden sonra hiç uyumamıştır.
Selamun aleyküm. Ben neyi biliyorum ki, neyi öğreteyim insanlara veyahut da neden sakınabiliyorum ki insanları da ondan sakındırmaya çalışayım deyip bildiğini öğretmemek doğru mudur? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hiç öğretemedi astâbâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Bir kimse bilir bir harfi öğretir. Bir harf yapıyorduk bir harfi gider ona yaptığını nakleder. Şöyle bir şey var. İnsanların içerisinde. İşte her şeyi öğrenecek ondan sonra tebliğ etmeye başlayacak. Hayır. Bir harfi öğreneceğiz bir harfi tebliğ etmeye devam edeceğiz. Sohbet günlerinde günlük bir çekilir mi? Çekin. Yani burada ders yapacağız ya. Siz günlük birbirinizi de yapın.
Nafile birbirlerde de bağışlama yapılacak mı? Yapılırsa güzel olur. Namazda çalan cep telefonu kapatılabilir mi? Kapatılmaz. Cep telefonu çalıyor adamın cebinde o cep telefonu kapatamaz namazda. Kapatırsa başka işle meşgul olmuş gibi olur. Namazı fasit olur. Kur'an-ı Kerim'de kullanılan biz kelimesinin sebebi nedir? Allah tevazu ediyor orada. Doğrusunu Allah bilir. Dini olmayan bir ülkede faiz hükmü durumu tıpkı nikah miras gibi bölümlerde olduğu gibi değişir mi? Bu yönde kredi kullanılması olabilir. Bu noktada çok sohbet ediyoruz. Dar bir harpte kafirle müminin arasında faiz yoktur. Uzun bir mesele. Zaman kalmadı bugün. Ruhunu teslim etmiş bir mürşide tabi bulmaya devam edilirse bu vaziyette şirk kokar mı, yakınlık olur mu?
Ya ben şirk diyemem de Allah affetsin. Ama normalde eğer ölü üstadlara bağlanılmış olsaydı hiç kimse yenilerine bağlanmaya ihtiyacı duymazdı. Neden yenilerine bağlanıyorlar ki o zaman? Bir de ölü üstada devam ediyorsa bir kimse Allah'ın veli ismi şerifinin, veli ismi sıfatının tecelli etmediğine inanıyordur ki başka bir veli yok diyor kendi şeyhine bağlanıyor. Allah affetsin. Allah sizi nefsinizden ölene kadar korusun. Amin. Cümlemize inşallah. Nâkıplık, mükabbalık ve halifeliğin ne anlama geldiğini ve dinde önemli görevleri nelerdir Allah razı olsun. Bu noktada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Mekke döneminde ve Medine döneminde de nâkipler tayin ederdi bir beldelere.
O nâkiplerin başında da mükabbalar vardı. O nâkipler dini hizmetlerde orada neler yaptıklarını ayda bir gelir, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tayin etti. Nükabba'ya rapar verirler. Bizde ben şimdi yoktur dedim attım. Az önce yine aynı bununla alakalı soru sordular. Yoktur dedim attım. Hiç kimsenin gönlüne kalbine böyle makam sevgisi gelmesin diye. Ben hatta diyorum ki bizim dergahımızda hiç bir makam yok diyorum. Bizdeki en büyük makam kulluk. Bunu neden söyledim? Yani neden yoktur diyorum, neden böyle bir şeye ihtimal vermiyorum? 17 yıllık benim geçmiş bir tarikat tecrübeme var. 17 yıllık geçmiş tarikat tecrübeme dayanarak diyorum ki hiç bir makam yok.
Bir ağrımız 20-30 tane nakip etti, yanında bir tane kalmadı. Allah bizi affetsin. Hastalık nedeni ilaç içiyorum, içtiğim ilaç tedavi amacıyla içiyorum. 24 saat ibadet ediyorum, kaza namazım çoğalıyor. Yani ilaç içiyorsanız ve o ilaç da sizi uyutuyorsa uyandığınızda namazlarınızı kılacaksınız. Kahvede oturabilir dediniz, çay içmesi sakıncalı olur mu? Kahve kumarla dönüyorsa çay kumar parası alınıyor olabilir. İçmemek lazım. Kaçabildiğiniz yere kadar kaçın. Rüyalarında Peygamber Efendimiz'i sizinle görüyorlardı. O zamanlar sizi üstad olarak kabul ediyorlardı. Şimdi ne oldu da tecrükaya düştüler? Şimdi Resulullah Efendimiz bunları uyarmıyor mu? Ne olduğunu o türküseye söylüyor.
Allah nasip edersin üçüncü çocuğum olacak. Üçü de sezerine doktor bağlatmamızın tavsiyesi. E şimdi Berk Hatırdı var. Bağlatmamız dinimize göre günahı var mı? Senin için yok. Arkadaşlar fıtratı bozmadığı müddetçe bağlatmak fıtratı bozar. Ama eğer sağlık söz konusuysa annenin hayatı tehlikeye girecekse o zaman bağlatmakta bir sakınca yok. Ama eğer sağlık söz konusu değil ise bir kimsenin gebelik öncesi korunması caiz anepilere göre. Allah bizi affetsin. Ben niyetimi yerinden getireyim hemen iki tane bir şey okuyayım mevzuyu bitireyim hakkınızı helal edin. Her gün, her hafta bir günahı kemayı bu hafta da sıra iki yüzlü ve iki dili olmakta. Siz insanları altın ve gümüş madenleri gibi kimi halis kimi kalp bulursunuz.
İnsanların cahiliyet devrinde hayırlı olanları dini emirleri amel ettikçe İslam devrinde de hayırlıdırlar. Siz şu emirlik hususunda da insanların hayırlısı emareti, emir olmazlarına veren pek çok fena görelim. Kimseler bulursunuz. İnsanların en kötüsü şu kimseler ki iki sınıf halk arasında onlara bir yüzle gelirler, bunlara da başka bir yüzle gelirler. İki yüzlülük bir grubun yanına gidip ben sizdenim deyip öbür grubun yanına da gidip ben sizdenim deyip deyip bir grubun herhangi bir grubun yanından çıktığında onları kötülemektir. Yani birisi gidecek Mehmet'in yanına, Mehmet'in çok iyi olduğunu söyleyecek. Oradan çıkacak Hüseyin'in yanına gidecek Mehmet'in ne kadar kötü bir insan olduğunu söyleyecek.
Bu iki yüzlü. Bu daha fazla makam sahiplerine, devlet bürokratlarla, milletvekillerine, devlet başkanlarına olan şey. Allah bizi muhafaza etsin. Bazıları dedem Abdullah bin Ömer'e şöyle dediler, doğrusu biz hükümdarlarımızın yanına girip çıktığımızda onunla konuştuğumuzun hilafını söyleriz dediler. Abdullah bin Ömer de biz bunu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin zamanında nifaktan sayardık diye cevap verdi.
Dünyada iki yüzlü olan kıyamet günü ateşten de iki yüzlü olduğu halde mahşer yerine gelecektir. Yine adı şerifte dünyada iki yüzlü olanın kıyamet günü ateşten iki tül olacaktır. Kıyamet günü Allah-u Teala'nın en kötü kullarının dünyada iki yüzlü olarak onlara bir yüzüyle, bunlara da başka bir yüzüyle gelen kimseler görürsün günler. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in dedi. İki yüzlünün Allah katında emin olması düşünülemez. Allah muhafaza etsin. Şimdi iki yüzlülük bütün ulevanın ittifakıyla günah-i keba etmez. Hiçbir zaman, hiçbir zaman birisinin yanına gidip onun iyiliğini konuşup ondan sonra başka yere gidip onun kötülüğünü anlatmak iki yüzlülüktür.
Bu hem gıybettir hem de kovuculuktur. Bakın bu hem iki yüzlülüktür. Hem gıybettir hem de kovuculuktur. Allah muhafaza etsin. Bu Ümmet-i Muhammed'in içerisinde hastalık bunlar. Ailelerin arasında hastalık, gelin kaynağın arasında, damat kayınpeder arasında, aileler kardeşlerin arasında, çocukların arasında, sülalelerin arasında hastalık. Hastalık. İki yüzlülük gıybet. Dedim oğlum. Bunlar toplumu ifsad eden şeyler. Toplumu bozan şeyler. Toplumu alaşağı eden şeyler. İnsanları birbirleriyle düşman eden, birbirleriyle Allah muhafaza eylesin, çatıştıran, insanların kabilelerinin birbirlerinin yemelerini, ailelerinin, sülalelerinin birbirlerinin yemelerine sebep olan hastalıklar var.
Birisi size bir laf getiriyorsa, şunu unutmayın. Birisi bir başkası için size laf getiriyorsa, sizin de lafınızı o başkasına götürecektir. Hatta söylemediğinizi de söyledi diyecektir. Sizin nefsinize hoş gelebilir. Birisi gelir size filanca senin hakkında şöyle diyor diye, size laf getirir. Bu laf getirdiğinde sizin nefsiniz hoş gelirdi. Ya ooo filanca benim aklımda ne demiş. Ve siz de onun hakkında bir laf söylersiniz onun yanında. O da sizdeki lafı alır gider ona söyler. O kesin alır lafı sizi başkasına söyler. Kesin söyler. Onu söylemeyecek diye sakın aklınızın huzurundan gelmesin. O yüzden dinlemeyin. Bir başkasının sizin için söylediği sözü, bir başkasından dinlemeyin.
Tutun kolundan yüzleşiverim. Tutun kolundan yüzleşiverim. Benim şeyhimden söylemişler. Şeyh Efendi böyle biraz şey duruyor. Tabiri caizse böyle yüzler mi? Dedim efendim ne oldu bir şey mi oldu? Yok bir şey dedim. Dedim olmuş efendim bir şey dedi. Oğlum böyle böyle dedimler dedi. Böyle böyle yapmışsın dedi. Ben hemen yüzleşmeye hazırım efendim. Nasıl ya dedi. Basfaya dedim hemen telefonla çabuk gelsinler yüzleşem demiş. Dedim böyle bir şey demedim ben daha. Şeyh Efendi durur şimdi. Zira oğlum dedi. Ben dedi demem dedim. Seslen dedim. Ben yüzleşmeye hazırım efendim dedim. İsterseniz ben Kur'an'a basar yemin ederim böyle bir şey demedim. Yapmadım odayı.
Ben kocalarını şikayet etmek isteyen hanımları dahi dinlemiyorum. Beyinden bir şey söyleyecek oluyor. Al beyni gel yanıma diyor. Efendim al beyni gel yanıma. Tek başına dinlemeyeceğim seni diyor. Neden? Beynin arkasından beni konuşacak. Kadının birisi aç bırakıyor adam beni dedi. Bizim evde söylüyor bunu. Dedim ya bizim dergâhta böyle bir şey olmaz. Ben aç kalıyorum dedim. Ya dedim sen aç kalıyorum deyince ben ilk önce sorumluluk altına giriyorum. Senin kocandan önce dedim ben sorumluluk altına giriyorum. Dergâhta böyle bir şey olmaz. Açtım telefonu kocasına. Çabuk gel dedim ben. Hoş ama hoş geldi adamlara. Dedim böyle böyle diyor hanımın dedim ben aç kaldım diyor.
Çağıracağım dedim kocanın seni. Çağır da beni. Adam dedi ki gideyim mutfaktaki eşyaları arabayı doldurayım geleyim mi dedi. Adamın bir tane arabası da olsun. Adam durdu şimdi. Dedim ne yok evde? Susuyor şimdi. Neden böyle söyledin? Susuyor. Karşılaştıracağımı yüzleştireceğimi tahmin etmedim değil mi? Bütün ben. O yüzden birisi size bir söz getiriyorsa Allah Resulü ne güzel söylemiş. O söz yalan olarak yeter. Duyduklarınız size yalan olarak yeter demiş. Duyduklarınızı söylemeniz size yalan olarak yeter. Allah bizi affetsin. Hakkınızı helal edin. Cenab-ı Hak bizden muhafaza eylesin. Üç ihlah fatiha şefkat.
Amin. Amin. Evela bizzat fahri karina. Sevim ve mücezat. Sevim ve peygamber Efendimiz'in sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallam. Bu şehirlerinden ağzım aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallallahu aleyhi sallahu aleyhi sallahu aleyhi sallahu aleyhi sallahu aleyhi sallahu aleyhi sallahu aleyhi sallahu aleyhi sall
ve asıl ve sadar eyle ya amin. Amin.
Muhammedun Resulallah diye mümkünün mühennet-i Kursselam'a celt ve celt etlerine edeyledik. Vası ve sadar eyle ya Rabi. Burada bulunan Gazi Eşya'ımızın mühaniyetlerine, burada bulunan bütün de müşerde, müşer bacılarımızın da ruhaniyetlerini edeyledik. Vası ve sadar eyle ya Rabi. Estağfurullah, estağfurullah. Estağfurullah. Estağfurullah el-Azime, el-Kerime, ... ... Bismillahirrahmanirrahim. Prophet 이하

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi