mustafaozbag.org

171. Mesnevi Şerhi (1142. Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 1 Eylül 2021 · 1:01:38

Aramızda misafirimiz var, Daestan'dan. İnşallah, rica ettim, bir böyle selam versin, inşallah bir merhaba desin, bir bize dua etsin diye. Buyurun efendim. Allahumma salli ve sellim ve barik ala seyyidina ve nebiyyina ve habibina Muhammed ve ala alihi ve ashabihi ecma'in.
Allahumma salli ala seyyidina Muhammed ve ala alihi seyyidina Muhammed ve selam. Bismillahirrahmanirrahim.
Allahumma sallimna ve sellim dinena. Allahumma ahsin aqibatena fil umuri kulliha ve ajrna min khiziyyiddunya ve azabil akira. Allahumma rabbana âtina fid dunya hasanah ve fil âkirate ahanah. Waqina azabannar. Rabbana ظlemna anfusana ve illem takfir lana ve tarhamna lanakunanna minal qasirin. Allahumma aqfir lana wa rahamna. Allahumma aqfir lana wa rahamna. Wa li abaiina wa umahatina. Wa li cemii'il mu'minina wal mu'minat. Ya rabbal alamin ya qadiyal hajat. Ve ya mustajib al-da'vat. Ya hayyu ya qayyum ya ezel celali ve l-ikram. Alhamdulillahi rabbi alamin Allahumma sallim. Yedina Muhammed ve a'l-i seyyidina Muhammed ve sellim. Bi hakk ve bi hurmati siri resulatil fatiha.
Allah razı olsun inşallah. Allah kabul etsin. Cenab-ı Hak inşallah bütün ümmeti Muhammed'i birbirlerini seven, birbirlerine hürmet eden, birbirlerine saygı diyenlardan eylese. Ehl-i sufi, ehl-i tarikat hepsi de birbirleriyle kardeştir.
Hele cehri zikrullah yapanlar aynı kökten gelirler. Orta Asya'da yani Orta Asya demeyelim de Türkiye elleri Ahmet Yesevi Hazretlerinin üzerinden sufilikte tanışmışlardır. O yüzden o bölgenin insanları genel olarak hepsinde de Ahmet Yesevi'nin öğretisi vardır. Oradan kopup gelen Hazreti Mevlana gibi, Acı Bektaşi Veli gibi, Yunus Emre gibi, Anadolu'nun İslam olurken sufi hamuruyla yoğrulmasına sebep olan bu kimselerin temel öğretileri Ahmet Yesevi Hazretleridir.
O yüzden Ahmet Yesevi Hazretlerinin dört kapı kırk makam sufi doktrini bütün hepsinde de geçerlidir. Hatta diyebiliriz ki Hazreti Mevlana'nın meslevisi bu dört kapı kırk makamın açılımı gibidir. Öyle söyleyelim. Çünkü bu o bölgede yoğrulmuş, o bölgede filizlenmiş, o bölgede yetişmiş olan o zatlar Anadolu üzerinden Avrupa'ya kadar sufili taşımışlar.
Bizim Kaçuni'deki dergah da Halidi kolundan, Kadiri Nakşiler kendileri. O yüzden onlar da cehri zikrullah yapıyorlar. Siz Dağıstanlı kardeşlerimizin zikrini görseniz, dersiniz ki bunlar savaşa mı gidiyorlar? Öyle canlı, heyecanlı zikrullah yaparlar. Bizim devran zikri gibi. Bunun değişiği. O yüzden tabii ilk defa görenler tuhaflarına gidebilir. Ama Şeyh Efendi, Allah rahmet eylesin, bazı ritüelleri bana gösterdiydi daha öncesinden. O yüzden bizim için çok böyle acayibimize giden bir durum değil. Rabbim inşallah birbirlerimize olan ziyaretlerimizi arttırsın. Cenab-ı Hak birbirlerimize olan muhabbeti, sevgiyi arttırsın inşallah. Mesneviye devam ediyoruz inşallah.
1142. beytten burada kaldıydık geçen hafta. İnşallah oradan devam edeceğiz Allah'tan bir şey gelmezse. Bir önceki beyt suret suretsizlikten çıktı. Yine suretsizliğe döndü. Zira biz yine Allah'a döneceğiz beyti diye. Yani bütün her şey, her ne var ise Cenab-ı Hakk'ın ilmi ilahiyesinden, suretsizlikten çıktı. Ve tekrar ne olacak? İlmi ilahiyesine dönecek. Tekrar oraya dönecek. Yine suretsizliğe dönecek. Hz. Epi devam ediyor. Şu halde sen her göz açıp kapamada ölüyor, diriliyorsun. Mustafa, dünya bir andan ibarettir buyurdu. Beyti baştan alıyorum.
Şu halde sen her göz açıp kapamada ölüyor, diriliyorsun. Mustafa yani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, dünya bir andan ibarettir buyurdu. Hz. Mevlana Celalet-i Rum Hazretlerinin bu beyti veya buna benzer beytleri vardır. Yani normalde her an ölüp dirilme ile alakalı. Bu tabi tarih boyunca varlığın üzerinde düşünen, taşınan bir şeyler yazanlar, varlık üzerinde düşünenler bunun üzerinde çok durmuşlar.
Bunun üzerinde çok sözler söylemişler, varlığı inceleyenler. Tabi Hz. Mevlana Celalet-i Rum Hazretlerinden öncesinde Muhyiddin İbni Araba Hazretlerinde ve Sufiler bütün hayatın bir andan ibaret olduğunu ve biz bu anı yaşarken de her an, her an, Cenab-ı Hakk'ın bizi hem öldürüp hem dirilttiğine hükmetmişler. Hatta bununla alakalı Hz. Mevlana Celalet-i Rum Hazretlerinin bir benzetmesi vardır. Der ki siz bir ışık alsanız, onu daireye çok hızlı bir şekilde döndürseniz, yukarıda karşıdan size görünen ışık bir daire görünür. Veya bir ateş kümesi alsanız, hızla çevirseniz, sanki orada bir ateş halkası varmış gibi görürsünüz. Aslında çok hızlı çevrildiği için gözünüz yanılır. Buna daire benzetmeler vardır.
Hz. Mevlana Celalet-i Rum Hazretlerinde. Veya hatta siz yağmur tanelerine baksanız, bütün zerreler birbirine birleşmişlerdir. Bir bütün halinde iniyordur. Ama onların hepsi de birbirinden ayrı mıdır? Evet. Ama sen onu bir bütün halinde görürsün. Veya çaya, suya baksak, onların hepsi de zerre zerre ayrıdır. O zerreler birleşmiştir. Biz onu bir bütün halinde görürüz. Aslında bir bütün değildir. Şimdi, varlığa baktığımızda da, yaratmaya baktığımızda, Cenab-ı Hak onu her daim yaratır. Yani her daim var eder, Haya esmasıyla her daim de öldürür bütün varlığı. Bu sadece insan için geçerli değildir. Ama biz insanla ilgileniyoruz ya, Rum Suresi ayet 27, şu halde ilkin yaratıp sonra onu iade eden O'dur.
Bu onun için pek kolaydır. Yani Cenab-ı Hak bir şeyi yarattı, o yarattığı şeyi yeniden yaratmak veya tekrar ona iade etmek çok kolay bir şeydir. Kaf Suresi ayet 15'te de, ya biz ilk yaratışta güçsüz mü düştük? Hayır, onlar yeni bir yaratılıştan şüphe içindeler. Yani ilk yaratırken Cenab-ı Hak güçlükle karşılaşmadı ki, ikinci de, üçüncü de, beşinci de, onuncu da güçlükle yaratsın. Şöyle düşünün, bir şeyi yoktan var ederken, hiçbir şekli şemali yok, hiçbir benzeri yok, bir şeyi yaratıyorsunuz. O hiçbir benzersiz olan bir şeyi yaratırken, ona güç gelmeyen şey, benzer olan bir şeyi yaratırken mi güç gelecek? Normalde o zaman, demek ki Cenab-ı Hak her an, bütün varlığı hayat veriyor.
Ve bütün varlığı hayat verirken, biz onun devamlı olarak durduğunu düşünüyoruz. Devamlı olarak durmuyor. Her an değişken, her an bir taraftan yaratırken, öbür taraftan öldürüyor. Yaratma ve öldürme birbirini devam ediyor. Ama bizim gözümüz yanıldığından dolayı, biz onu göremiyoruz. Yani bunu hep böyle tarif ederim ben. Biz ışığa bakıyoruz, ışığa baktığımızda ışık devamlı yanıyor olarak görünüyor. Oysa elektrik devamlı ona akım halinde, peyderpey, parça parça geliyor. Ama biz ona parça parça gelirken, biz o parçalanmışları, o parçacıkları görmüyoruz. O yüzden diyoruz ki, orada devamlı yanan bir ışık var. Devamlı yanan bir lamba var. Aslında öyle değil.
O devamlı olarak, devam ettiğinden dolayı, bize o devamlı olarak görünüyor. Veyahut da, bir makineye elektrik veriyorsunuz, sen makine mühendisliğini bitirdin, öyle değil mi? O okuyorsun, kaçıncı sınıfa? Kaçıncı sınıfa? Üçüncü sınıfa geçti. Üçüncü sınıfa geçti, maşallah. Şimdi makineye enerji veriyorsunuz, makineye vermiş olduğunuz enerji, aslında parçalı gidiyor ona. O parçalı olan enerjiyi de, makine kendisi parçalı olarak alıyor. Ama o parçacıklar devam ettiği için, makine hiç kesintiye uğramıyor. Aslında o da ne yaptı? O da parçalı çalışıyor. Çünkü mesela, onun parçacıklarını siz oynasanız, örneğin, makinenin elektrik aksamında, bir 220 gelse, bir 150 gelmiş olsa, o hız olmadığından dolayı, makine harıza yapacak.
Sebep, makineye tanzim ederken, çünkü örneğin, 220'ye göre tanzim edildi. Eğer 150 gelirse, makine ne yapmış olacak? Arıza yapmış olacak. Ağır çalıştığını göreceksiniz. Veyahut da bir makine düşünün, 300-1000 km hız saatte yapıyor. Onu görmemiz mümkün mü? Değil. Ama onun normalde hızını düşürmüş olsak, hareketlerini görür müyüz? Evet. Veyahut da film izliyorsunuz. O filmi izlerken biz aslında, binlerce resmi izliyoruz biz. Binlerce resim. Aslında o binlerce resim, ardı ardına geldiği için, biz filmi izlerken, canlı olarak izliyoruz. Canlı izlemiyoruz aslında. Veyahut da siz canlı yayın, bu şimdi canlı yayın olarak nitelendiriliyor. Öyle değil mi?
Aslında canlı yayın değil. Ne? Ölü yayın. Nasıl ölü yayın? Şöyle ölü yayın. Normalde, buradan ses, parça parça gitti. Parça parça gittiği için, ölü aslında. Aslında sizin izlediğiniz, sizin dinlediğiniz her şey, ölü. Nasıl ölü? Siz önce, beyin onu hafızaya alıyor. Beyin onu hafızaya aldıktan sonra, siz onu hafızadan alıyorsunuz. Yani, bu öyle bir kilometre koşuyor ki bu, bu mesele. öylesine koşuyor ki, aslında, beyin de bizi aldatıyor. Nasıl aldatıyor? Siz gördüğünüz anda, onu izlediğinizi düşünüyorsunuz. Değil. Gördüğünüz anda izlemiyorsunuz. Göz onu görüyor. Göz onu gördükten sonra, hızla beyni alıyor. Beyinde bir video düşünün. Siz onu beyninizin içinde görüyorsunuz.
Bir videoda görüyorsunuz. Aslında beyninizin içinde o görüntü. Görüntü dışında değil. Tekrar söylüyorum. Dışında değil. Göz sadece ve sadece yaptığı iş, kameraman gibi, kamera gibi. Kamera çekti, beyine gönderdi. Beyin onu hızla analiz etti. Hızla analiz ederken, simaları da hafızadan çağırdı. Bakın, bütün simaları hafızadan çağırdı. Neden siz onu tanıdınız? Hafızada çünkü. Sesi, görüntüsü hafızanızda sizin. Ve siz onu bir daha gördüğünüzde, beyin hafızadan aldı, geldi onu. Ve dedi ki, bu Demirtaşlı İsmail. Demirtaşlı İsmail olduğunu hafıza tanımladı. Onu normalde göz tanımlamadı. Ve bu, düşünebiliyor musunuz? Bu kainatı. Sadece bir insanı düşünseniz, insanda milyarlarca hücre var.
Bu insanda milyarlarca hücre var. Ve aynı zamanda da artık milyardan üstünde hafıza var. Yani şöyle düşünün. İşte İsmail, İsmail'in bütün vücut hatlarını dışarıdan gördüğünüzü, hafızaya kaydettiniz. İsmail'in kızgın anını gördünüz, neşeli anını gördünüz, üzüntülü anını gördünüz. İsmail'in sesine aşina oldunuz. Kızgın kan sesi ayrı, neşeliyken sesi ayrı, üzüntülüyken sesi ayrı. Hepsini de hafızaya aldı beyin bunun. Binlerce bilgi var. Milyonlarca bilgi var beyninizde. Milyonlarca, milyarlarca bilgi var beyninizde. Ne yaptı? Hep fotoğraf çekti. Habire fotoğraf çekiyor. Habire hafızaya alıyor. Ve bunları alırken de siz kendi kendinize şöyle düşünmeyin. Ya ben gördüm. Ne alakası var sen gördün ya?
Sen baktın sadece. Sen baktın sadece. Kafanı o tarafa çevirdin, baktın. Allah'ın izni, Allah'ın ilmi, Allah'ın takdiri, kaderi, kudreti, kuvveti olmazsa hiçbir şey yapamazsın. Bir hiçsin. Bir hiçsin. Ama bunun farkında değilsin. Kendini bir şey zannediyorsun. Bunun farkına varmış olsan, onun kudret ve kuvvetinin altında eğileceksin. Sadece kulluğa bakacaksın. Ama farkında olmadığından dolayı kendini bir şey zannettin. Ve Cenab-ı Hak bu senkorozasyonun bir tarafına bir nokta değil böyle. Hücrenin işte milyonda biri kadar bir şeyin kodunu bozsa hayat felç oldu. Hayat felç oldu.
E o zaman Cenab-ı Hak düşünebiliyor musunuz? Bunu neden söyledim? Yani bu kadar karmaşık gibi görünen kocaman bir sistemi bir hesap üzerinde her an yeniden yaratan ve yeniden onu yok eden var. Ve o yarattığı şey ortadan kaybolmuyor. Sizin saniyenin işte yüz milyonda bir anlık görüntünüz konuşmanız yok edilmiyor.
Ya Allah'a döndürülüyor. Nereye? Geldiği yere döndürülüyor. Bu döndürülüşte orada hepsi de hafızaya alınıyor mu? Evet. Bakın bunların hepsi de hafızaya alınıyor. Cenab-ı Hak'ın varlığı şey olarak sene, yıl, ışık yılı olarak ne zaman yarattığını bilmiyoruz. Ve bu varoluş yaratıldığından beri hafızada. Olan biten her şey hafızada. Ve hesapları da hızlı görecek bir de. Hesapları da hızlı görecek. Çünkü her şey hafızada. İşte böyle bir her daim var eden ve her daim yok eden ve yok ettiğini de yok ettiğini de bizim gözümüzden yok eden ve bizim yok ettiği şeyi kendi ilmi ilahisine döndüren Allah.
Yani şöyle düşünün ilmi ilahi dairenin başı diyelim şurası ilmi ilahiden geldi burada yaşayacağını yaşadığı bir an bir anı konuşuyoruz. Ve sonra tekrar aynı şekilde ilmi ilahiye geri döndü. Bu artık buna bunu bu zamanı ölçmek bu zamanı değerlendirmek bu zamanın üzerinde konuşmak benim haddime değil. O yüzden Hz. Allah hadisi kudüsü de dedi ki zamana küfretmeyiniz zaman Allah'tır. Ve hepsi de bu zaman sıfatının üzerinde tecelli etti. Bizim fikrimiz havada bir oktur. Havada nasıl durur? Allah'a gelir. Her nefeste dünya yenilenir. Fakat biz dünyayı öylece durur gördüğümüzden bu yenilenmeden haberdar değiliz.
Bir şey düşündünüz. Düşündüğünüz şey kendi beyninizin içinde. Ve beyninizin içindeki olan o düşünce havada bir ok gibidir diyor. Yani havada nasıl durur? Bir ok attınız. Ok havada durur mu? Durmaz. Ne yapar? Bir müddet sonra yere düşer. Nereye düşecek o zaman? Allah'ın ilmi ilahisine düşecek. Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ya yani ayakkabının bağı Allah'ın tabiri caizse üzerine düşecekti dedi hadis-i şerifte. Demek ki o zaman ne nereye düşerse düşsün yerinde göğünde nuru Allah'tır. Ayet-i kerimesi mucibince sen nereye düşerse düşsün Allah'ın nurunun üzerine gitti.
Sen Allah'ın nurunun içinde yaşıyorsun. Ve düşüncelerin de Allah'ın nurunun içerisinde. Hani bir ayet-i kerime var ya Allah sizin kalbinizden geçenlerden de hesaba sorar diye. Sonradan o ayet-i kerimenin nesh edildiği söyleniyor. Neydi? Allah sizin kalbinizden geçenlerden hesaba çekmez diye. O zaman kötülük düşündün sufiler bunu böyle yorumlar. Ben kendimce öyle yorumlarım. Sen eğer kötülük düşündüysen bunun hesabını görürsün. Bunun hesabını verirsin. Sebep çünkü sufi düşüncesi de temiz olmalı. Sufi haram düşünmemeli. Kötülük düşünmemeli. Sufi yanlışlık düşünmemeli. Sufi insanlara kötülük yapmak için yaratılmadı.
İnsanlara iyilik yapmak için yaratıldı. İyi insan olsun diye Cenab-ı Hak murad etti. Ne dedi şeytana? Dedi ki onlar Allah'ı zikredecekler. Allah'ı bilecekler. Allah'ı öğrenecekler. Ben insanları bunun için yarattım. Şeytan ne dedi? ben onları saptırıcı olacağım. O zaman şimdi insan Allah'ın halifesi hükmünde. Öyle olunca iyi düşünecek. İyi hareket edecek. İyi davranışlarda bulunacak. Ama bunun özü nerede? Başlangıcı o kimsenin düşüncesinde. O yüzden hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki ameller niyetlere göredir. niyet düşünmek çünkü. Düşünmek neye niyet ettin?
Hani hicretle de alakalı bir hadis-i şerif var ya neye hicret ettiyse onu bulur. Neye hicret ettiyse hadis-i şerifin devamında kadına hicret ettiyse kadını dünyaya hicret ettiyse dünyayı bulur diyor. Allah için hicret eden de Allah'ı bulur. E sen haramlardan Allah için dönersen helalı bulursun. Ama sen harama yönelirsen haram olarak devam eder gidersin. Öyle olunca işte bütün her şey bu fikirden düşünceden çıkar. O zaman o fikrin de havada kalmaz. iyi niyet sahibi olun. İyi düşünün. Güzel düşünün. Hayır düşünün. Ümit var düşünün. Ama bu ümit var düşünmek sizin çalışmanızı sizin gayretinizi sizin koşmanızı sizin disiplininizi bozmasın.
Ümit varız biz hiç çalışmayalım. Öyle bir şey yok. Veyahut evet ümit ediyoruz biz ne olursa olsun ya böyle bir şey yok. Biz gayretimizi disiplinimizi gayretimizi disiplinimizi hiç aşağı çekmeyeceğiz. Ümit var olacağız ama o ümidin arkasında duracağız. Ümit var olacağız şeytana kapı aralamayacağız ama o ümit ettiğimizin peşine düşeceğiz çalışacağız. Onun matematiğini bulacağız. Ne yapmamız gerektiğini öğreneceğiz. Sufilik adabı erkanı öğreneceğiz. Zikrullahı öğreneceğiz. Nerede neyi yapmamız gerekiyor öğreneceğiz ve onları bir tamam güzel yapmaya gayret edeceğiz. Eğer güzel yapmaya gayret etmezsek biz boş boşuna ümit ettik o zaman. Ümit boş olmayacak.
Niyet boş olmayacak. Onun arkasında duracağız. Evet biz fikrimiz bizim hayalimiz bir ok gibi. Hayalimiz bir ok gibi. o zaman hayal ok gibiyse ve o boşlukta kalmayacaksa biz o hayalimizin peşine doğru adımlarla gideceğiz. Hayalinizin peşine doğru adımlarla gitmiyorsanız siz kendi hayalinize de inanmıyorsunuz. o zaman fikrimizin peşine doğru adımlarla gideceğiz. Doğruya doğru adımlarla gidilir. Doğruya eğri adımlarla gidilmez. Hakikate doğru adımlarla bulabilirsiniz. Hakikate eğri adımlarla bulamazsınız. Hakikate eğri fikirle eğri düşünceyle ulaşamazsınız.
Hakikat doğruluktan yanadır. Tarih boyunca dindarların en büyük handikapı doğruya yanlış adımlarla gitmeye çalışmalarıdır. Peygamberler insanlara doğruyu doğru adımlarla gitmeyi öğretmek için gelmiştir. Yoksa bütün insanlık Adem'den beri doğruyu biliyor. Ve bütün insanların Allah kalbine doğruyu ilham etmiştir. Yerleştirmiştir. Bütün insanlarda. Bütün insanların kalbinde hakikat bilgisi vardır. Peygamberler o hakikat bilgisini meydana çıkarmak için gönderilmiştir. Peygamberlerden sonra veliler, mürşidi, kamiller, Allah dostları o hakikat bilgisinin meydana çıkmasına vesile olmak için ortadadırlar peygamberlerden sonra.
Hiçbir peygamber yeni bir hakikat getirmemiştir. hakikat Allah'ındır çünkü. Hiçbir veli, hiçbir mürşid de yeni bir hakikat getirmez. Hakikat bellidir çünkü. Ama her mürşid hakikate gidilecek doğru adımları insanlara aktarır, söyler. her peygamber bütün insanların hakikate ulaşması için doğru adımları öğütler. Bu peygamber düşmanı, bu peygamber sünnetlerini inkar eden bu hainler insanlığın doğruyu ve hakikati bulmasını istemiyorlar. çünkü peygamberin izinden giden kimse Allah'ın insanlara bahşettiği hakikati bulacaktır. Peygamberlerin izinden gitmeyen insanlar şeytanın izinden giderler.
Şeytanın izinden giden de şerrin hakikatini görür. Peygamberin izinden gidenler de Allah'ın hakikatini görür. O yüzden sizin fikriniz havada durmaz. Sizin sözünüz havada durmaz. Sizin hayaliniz havada durmaz. O muhakkak Allah'a ulaşır. Muhakkak. Bunda hiç şek şüphe etmeyin. Ne niyet ettiyseniz niyetiniz Allah'a ulaşmıştır anında. Niye niyet ettiyseniz. O yüzden çayı içerken zayıflamaya niyet ederseniz bu çay sizi zayıflatır. Çayı içerken beni uyutmasın ben Allah'ı zikredeceğim derseniz çay sizin uyumamanıza vesile olur.
Burada niyettir orta yerde olan. Ama ben keyif edeceğim çay derseniz keyif etmiş olursunuz. Ey Sufi sen bu dünyaya keyif etmeye mi geldin? Keyif etmeye geldiysen her şeyden keyif edersin. Yok keyif etme Allah'ın nimetlerine bak Allah'a hamd et. Cenab-ı Hakk'ın sayısız sonsuz nimetlerini düşün. Siz bu nimetleri nasıl inkar edersiniz? Ayet-i Kerimesini kendine ölçü al. O zaman o nimetleri asla ve asla inkar yoluna gitme. İnkar yolu ne? Allah'a sırtını dönmek. Allah'ı unutmak. Allah'ı zikretmemek. Bu nimete nankörlük. Bir kimse göz göre göre namazı terk ediyorsa o Allah'ın nimetine nankörlük etmiştir.
Göz göre göre ayeti kerimeleri farzları inkar ediyorsa göz göre göre dinin herhangi bir hükmünü es geçiyorsa o Allah'a nankörlük etmiştir. O zaman bu havada kalmayacak. Bu muhakkak Allah'a ulaşacak. Senin iyi niyetin Allah'a ulaşacak. senin iyi niyetin senin iyi amelin Allah'a ulaşacak. Senin kötü niyetin de Allah'a ulaşacak. Senin kötü amelin de Allah'a ulaşacak. O zaman sakın ha o deftere kötülük yazdırma. Sakın ha kötü niyet besleme. Sakın ha neden suizana düşmeyiniz diye suizanın fazlası size haramdır dedi. O kısacık suizan var ya sizin zarar etmemeniz için zarar etme.
Gözünün gördüğü insanlar peygamber değil. Gözünün gördüğü insanlar Allah dostu veli değil. Zarar etme. Temkinli davran. Acaba de Kur'an ve sünnetin dışında bir şey var ise onu durdur. Bu bu kadar hani suizanın fazlasından dedi ya o zaman az bir suizan lazım insanda. Bir acaba lazım. Kur'an ve sünnetin dışında bir şey olabilir mi? Olabilir. Kur'an ve sünnetin dışındaysa bekle. O işlemi yapma. Kur'an ve sünnetin dışında bir şeyse onun söylediğini de yapma. O yüzden burada bu kadarcık bir suizan bu kadarcık bir distur lazım insana. Her gördüğün sakallıyı mürşidi kamil görme.
Her başındaki sarıklıyı kendine yol rehberi görme. Bu yollarda nice sakallılar nice sarıklılar vardır ki insanı yoldan çıkarır. Bu yolda nice insanlar vardır ki insanlığı sapkınlığa götürür. Yani o kimseyi sen ilahiyat profesörü görüyorsun ama o kimse ayet inkarcısı çıkıyor. Sen onu ilahiyat profesörü olarak görüyorsun o kimse hadis inkarcısı çıkıyor. Veyahut da sen o kimseyi Allah dostu olarak görüyorsun dervişlerinin parasını yutmuş. O kimseyi Allah dostu olarak görüyorsun dervişlere getirin paraları dergah yapıyoruz tekke yapıyoruz cami yapıyoruz han yapıyoruz hamam yapıyoruz demiş paraları toplamış çekmiş gitmiş adam. veyahut da biz şunu yapıyoruz bunu yapıyoruz demiş milletten zekatı toplamış fitreyi toplamış sadakayı toplamış geçimi oradan olmuş.
aldanma bu kadarcık bir süvizan lazım sana. Kur'an ve sünnetin dışında bir şey söylüyorsa bekle dur ona de ki bu Kur'an ve sünnetin dışında biz zaten bunu yapabilmiş olsak ümmet olarak aldanmaktan kurtulacağız. Ümmet olarak aldanmaktan kurtulmak Kur'an ve sünnetin dışında her ne var ise kimden gelirse gelsin reddetmekten geçiyor.
bu şeyhinmiş bu siyasi parti liderinmiş bu cemaat lideriymiş bu amirmiş bu memurmuş bu milletvekiliymiş bu belediye başkanıymış bu şeyhmiş bu müritmiş bu anneymiş bu babaymış bu amcaymış bu dedeymiş bu nineymiş bu yok zenginmiş yok fakirmiş yok bu çok muktedirmiş yok kudretliymiş geç kardeşim hepsini de ya baki olan Allah ve Allah'ın Kur'an ve sünneti sen ona bak yoksa o fikrin havada kalmayacak fikrin havada kalmayacak her nefeste dünya yenilenir ve her nefeste dünya yenilenir o yüzden vel asr suresini tefsir eden
sufiler her nefes hüsrandasın demişler vel asri tefsir eden sufiler bismillahirrahmanirrahim vel asri innel insane lefi husrin bütün insanlar hüsrandadır ayırmamış bakın burada hiç kimsenin makamı mevkisi hali ahvali ayırılmıyor dikkat edin ayeti kerime bütün insanlar hüsrandadır bütün insanlar yok ben belediye başkanıydım yok ben milletvekiliydim yok ben cumhurbaşkanıydım yok ben komutandım yok ben emniyet amiriydim yok ben şeyhtim yok ben hocaydım yok ben hafızdım yok ben işte ilahiyatçıydım yok ben diyanetçiydim
ya yok benim dedem şeyhti yok benim dedemin dedesinin dedesinin şeyhti yok benim nenem şeyhti nenemin nenesi ders yaptırırdı ya canım kardeşim benim Allah hepsini de âli eylesin sen kendi nefesine bak her nefes hüsranda her nefes kimler hüsranda değil iman edip iyi amel işleyenler iman etti iyi amel işleyecek sonra hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna salihlerle beraber olacak ayeti kerimede var iman edecek iyi amel işleyecek salihlerle beraber olacak hakkı ve sabrı tavsiye edecek bakın iman etti iyi amel işledi
salihlerle beraber oldu yetmedi hakkı ve sabrı tavsiye edecek hakkı tavsiye etmek ne demek insanlara hakikat yoluna davet etmek insanları Kur'an ve sünnet çizgisine davet etmek insanlara Kur'an ve sünneti tebliğ etmek insanları Allah'ın indirmiş olduğu dini tebliğ etmek eğer sizin üzerinizde bu yok ise hüsrandasınız din içe yönelik bir din değildir İslam içe yönelik bir din değildir İslam hem içi hem dışı ilgilendirir hem zahirinizi hem batınızı din ilgilendirir öyle dini kapalı kapılar ardında
yaşayalım evimizde yaşayalım size bir şey diyen mi var evinizde Allah'ı zikredin işte size bir şey diyen mi var camiden eve evden camiye gidin başka ne lazım ki değil canım kardeşim İslam dini caminin içine hapsedilecek bir din değil İslam dini evinin içine hapsedilecek bir din değil İslam dini tekkenin içine hapsedilecek bir din değil hakkı ve sabrı tavsiye edecek bütün Müslümanlara farz önce kendi nefsine sonra eşine çocuklarına mahallene akrabalarına sokakta çarşıda bacada devlet kademelerine memur kademelerinde
her yerde nerede Kur'an ve sünnetin dışında bir şey var Müslüman onu tebliğ eder Müslüman onunla mücadele eder siz rüşvete karşı çıkmazsanız kayırmacılığa karşı çıkmazsanız adaletsizliğe karşı çıkmazsanız Kur'an ve sünnetin dışındaki hal ve hareketlere karşı çıkmazsanız kendinizi kurtaramazsınız hüsrandasınız bu bizim dergahtan bu bizim tarikattan bu bizim cemaattan yok bu bizim akraba yok bizim bu hemşeri yok bu bizden yok bu sizden ya ne yapalım ya bu zamanda da böyle geç kardeşim hüsrandasın hüsrandasın Kur'an ve
sünnetin dışında bir şeye temliğ etmiyorsan hüsrandasın bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın Müslümanın felsefesi değil yılan yılandır zehirliyse görüldüğü yerde başı ezilir neden Müslümanları korursun nasıl yırtıcı vahşi bir hayvan bütün tarlayı talan ederse yırtıcı vahşi bir insan da bütün İslam alemini talan eder Hazreti Mevlana Celaleti Ruhu Hazretleri diyor ya edepsiz diyor kendini yakmakla kalmaz alemi cihanı ateşe verir o yüzden her nefes dünya yenilenirken sen de yenileniyorsun sen yenilenirken yenilenirken
nasıl yenileniyorsun senden giden sen senin eskin nasıl gitti ki haram üzerine mi gitti Allah'ın ilmi ilahi dönerken haram olarak haram işlemiş olarak mı döndü helal işlemiş olarak mı döndü senin görüntün senin görüntün o esnada fiiliyat olarak haram üzerine miydi helal üzerine miydi düşünebiliyor musunuz zamanın en küçük biriminde yeniliyor Cenab-ı Hak her şey fakat biz dünyayı öylece durur gördüğümüzden bu yenilenmeden haberdar değiliz biz öylece görüyoruz ya ama üç gün sonra bakıyorsunuz bir bitki çiçek açmış üç gün sonra
oysa siz onu izlemeye alsanız her an o tomurcuk çiçeğe doğru gidiyor her an o tomurcuk çiçeğe doğru giderken göz yanılıyor onu takip onu takip edemiyor oysa iki gün sonra bakıyorsunuz aa bitkiler çiçeğe dönmüşler iki gün sonra bakıyorsun o çiçekler bizim bayındır diliyle tohur olmuş yani küçücük meyve olmuş atmış çiçekleri küçücük küçücük meyvesi çıkmış iyice incelediğinde bakıyorsun küçücük meyveler oluşmuş küçücük ben kendi kumkatlarımı anlatıyorum şimdi size tarasta kumkat var ya aa bir bakıyorum iki gün üç gün
çıkmazsan iki üç gün sonra bir çıkıyorum aa çiçeğe vurmuş hepsi de birkaç gün sonra bir daha çıkıyorum aa hepsi de meyveye dönmüş oysa o göz yanılıyor her daim o meyveye dönüyor ama biz onu görmüyoruz hissetmiyoruz onu göz o kadar bu ince detaylara alışkın değil Allah bizi affetsin ömür su gibi yeniden yeniye akıp gider fakat cesette bir daimilik gösterir bakıyorsunuz bir ırmağa ha bir akıyor daimilik gösteriyor oysa ırmak da aynı kesintili kesintili gidiyor zerre zerre gidiyor ama devamlı aktığından biz diyoruz ki
bu devamlı akıyor oysa kesintili mi evet ömür da aynı ömür biz baktığımızda aslında kesintili kesintili gelen de kesintili giden de kesintili hadi bir size şimdi kılçık atayım ortaya gelen resimlerimiz belli giden resimlerimiz de belli değil mi bir film düşün tık tık tık geçiyor o filmin yönetmeni o geçen resimlerin hepsini biliyor mu biliyor izleyenler bilmiyor değil mi ama bir bilen var mı var gelen resimlerimiz bir film gibi düşünün hayatınızı o zaman gelen resimler ilmi ilahiden
geliyor öyle değil mi şimdi hatırlayın geriye doğru ne diyordu Hz. Mevla'na biz kartondan resimleriz evet şimdi bakın o hani ateş örneği vermiştim ya buradaymış bakın o 1145 46 1146. beyitteymiş elinde hızlı hızlı oynattığın ucu ateşli bir sopa nasıl upuzun ve tek bir ateş hattı gibi görünürse ömürde pek çapuk akıp geçtiğinden daimi bir şekilde görünür evet yani elinize hayal edin şimdi nasıl olsa hayal de yere düşmüyor ya hayal de ona gidiyor hayal edin şimdi neyi hayal ediyorsunuz ucunda ateş olan bir çöpü bir sopayı
hayal ediyorsunuz hızla dönüyor hızla dönünce ne oluyor siz o bir daire çizmiş oluyor bakın bir daire çizmiş oluyor ve siz onu diyorsunuz bu devam eden bir şey aslında devam ediyor mu hayır bunun gibi veyahut da diyor ki ateşli çöpü sallasan ateş gözüne upusun görünür bu ömür uzunluğun da Allah'ın tez tez halk etmesindendir Allah yeniden yeniye ve surette halk etmesi ömrü ömrü öyle uzun ve daimi gösterir bu sırrı bilmek isteyen pek büyük ve derin bir alim bile olsa kendiliğinden bilemez ona de ki işte husamettin buracıktadır
o yüce bir kitaptır ondan öğren yani bunların bunların sırrını bunların hikmetlerini sen kendi kendine öğrenemezsin ya bir mürşidi kamile bağlanman lazım bir mürşidi kamile bağlanırsan ancak bunun sırrını çözersin diyor hazreti mevlana cerahat-i rumu hazretleri o zaman bir mürşidi olmayan bir kimsenin bunların sırrına erişmesi mümkün mü değil husamettin dediği malum halifesi halifesi olduğundan dolayı diyor ki işte diyor husamettin burada şuracıktadır sen bu batini ilme sen muhakkak ki bu insanların bilip çözemediği
bu ilmi istiyorsan bu ilme gideceksen ne yapacaksın bu husamettine tabi olacaksın bu husamettine biat edeceksin ve bunların sırrını öğreneceksin Allah bizi onlardan eylesin inşallah haklarınızı helal edin bizden yana da helal olsun inşallah önümüzdeki hafta kaldığımız yerden devam edeceğiz Allah izin verirse inşallah Cenab-ı Hak cümlemizin muhine olsun cümlemizi korusun inşallah soru var soru mu soru varmış birkaç tane bunlara da inşallah bakalım Allah'ın izinden inşallah beş yaşındaki torunum dergaha gitmeyi çok severken
iki aydır annesi dergaha zorla götürüyor sevmiyorum gitmek istemiyorum diyor ağlıyor gittiğinde zikri çok az yapan hemen gidelim diyor ne yapmamız gerekir çocuk orada bir sıkıntı yaşamış olabilir bir arkadaşlarıyla bir problem yaşamış olabilir bir çevreyle problem yaşadıysa böyle bir şey olabilir çocukla oturup konuşun böyle bir problem yaşadıysa o problemi bir şekilde tamir ederseniz inşallah düzelir düğünden kalan takılarımla eşimin abisi mi anlayamadım burada eşimin eve ikinci arabayı almak istiyorlar ben de diğer araba
üzerime olsun takılar benim ziynetim dedim haksız bulundum biz senin hakkını koruruz deniyor bu durumda olması gereken nedir benim bu konuda İslam hukukuna göre söylediğim şey meydanda düğünde kadına takılan takılar kadınındır erkeğe takılanlar erkeğindir kadına takılanların erkeğin tasarruf etme hakkı yoktur bir başkasının da tasarruf etme hakkı yoktur kadının rızası olmadığı müddetçe hiç kimsenin onları elleme hakkı yoktur bir erkek o takıları istiyorsa usulüne uygun borç halinde isteyebilir ama ben bütün erkek kardeşlere
nasihat edeyim bu konuda eşlerinize herhangi bir şeyi hediye ettiyseniz bu takı olabilir bu araba olabilir bu para olabilir bu mal mülk olabilir asla geri istemeyin asla bu hatayı yapmayın hiçbir şekilde geri istemeyin bir şeyi hediye ettiniz kime hediye ederseniz edin asla geriye istemeyin onu andırmayın onu anmayın birisine bir şey hediye ettiniz sahabeden birisi bir kimse geldi dedi ki ya resulallah filanca bana bir şey hediye etmişti onu benden istiyor şimdi gene
dedi çağırdılar o sahabeyi geldi Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki ona yere tükür tükürdü şimdi tekrar geri al dedi dedi ki ya resulallah bu geri alınır mı işte dedi hediye ettin verdiğin de böyle geri alınmaz hadis-i şerif bir olay daha bu daha ağır bakın bu daha ağır yine böyle birisi geri istedi bir şeyi dedi ki hediye ettiği verdiği bir şeyi geri isteyen kusmuğunu yiyen köpek gibidir daha ağır bu kusmuğunu yeniden yiyen köpek gibidir Allah muhafaza eylesin o yüzden kardeşlerimize tavsiyemiz
eşinize bir saat aldınız unut eşinize bilezik taktınız unutun eşinize altın hediye ettiniz unutun isteme asla o kendiliğinden bir şey yapıyor eyvallah hani hazreti Ömer radiyallahu anh hazretlerinin oğlu abdullah'a söyledi ya hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona beytül maldan hediye gönderdi hazreti Ömer radiyallahu anh hazretlerinin oğlu abdullah dedi ki ya resulallah benim buna ihtiyacım yok dedi ki ey oğul sen istemeden sana bir şey verirlerse o Rabbinin sana lütfudur onu al onu geri çevirme
ihtiyacın yoksa ona her neyse ihtiyaçlı olan birisine ver dedi o yüzden sufilik distorumuz neydi istersek dilimiz kopsun kökünden veriler de almazsak kolumuz kopsun kökünden ama bana bir şey getirmeyin bu da benim kendi özel hukukum olsun hakkınızı helal edin o yüzden aman ha öyle bir şey andırmış olmayayım size bunu defalarca söylüyorum ama tekrar söylüyorum bir şeyi hediye ettiniz bu kim olursa olsun onun ismini dahi zikretmeyin ben sana şunu aldıdım bunu aldıdım bunu yaptıdım bunu ettidim unut bir hadis-i şerif
daha söyleyeyim konuyu kapatayım hiç kimseden hiçbir şey istemeyin kendi işinizi kendiniz görmeye çalışın bir şeye gücünüz yetiyorsa yapın gücünüz yetmiyorsa Allah sizi ondan sorunlu kılmaz Cenab-ı Hak sizi cami yaptırmak için görevlendirmedi Cenab-ı Hak sizi tekke yapmak için görevlendirmedi Cenab-ı Hak kapı kapı siz işte derneğimize para lazım vakfımıza para lazım dilenmek için yaratmadı sizi yok hayır bu camilerdeki dilenme Hristiyanlardan geçme bize gidin kiliselerde kocaman sadaka kutuları vardır kiliseye günah
çıkartmak için gidenler kiliseye para verir günah çıkarırlar Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hutbeden dilenmedi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri vaaz ettiği yerde sohbet ettiği yerden dilenmedi öyle bir şey yok ben böyle söyleyince dilenen cemaatler tarikatlar partiler pürtüler hizipler hepsi de ayağa kalkıyor habire isteniyorlar habire dileniyorlar müslümanların şanını ve şerefini düşürüyorlar vakarını düşürüyorlar sufiliğin vakarını düşürüyorlar yürü kardeşim arz sana mescit
olarak tayin edildi hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin diğer peygamberlerden farklı özelliği beş özelliği var bunun birisine arz bütün dünya bütün arz bütün varlık alemi bütün varlık alemi maddi manevi ona mescit tayin edildi senin tekke yapmaya cebinde paran varsa çık tekkeyi yap senin cami yapmaya cebinde para varsa çık camiye başla sen inşaatına İbrahim aleyhisselam Beytullah'ı yaparken dilenmedi Süleyman aleyhisselam mabetini yaparken dilenmedi hiçbir peygamber yoktur ki ümmetinden dilenmiş olsun
hiçbir peygamber dilenenler Adem'den Hz. Muhammed'i Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kadar peygamberlerin sünnetinin dışında yapıyorlar aç isen açıkta isen yiyeceğin yok karnını doyuracak durumun yok birkaç gündür açsın boğazına bir şey geçmemiş boğazına bir şey geçmemiş o zaman sana ruhsat var ne için o da temiz yüzlülerden isteyiniz temiz yüzlülerden gideceksin bakacaksın oradaki topluluğa bakacaksın oradaki cemaate bakacaksın sokaktan geçen adama bakacaksın bu adam temiz yüzlü mü temiz yüzlü gideceksin
kulağına fısıldayacaksın fısıldayabilirsen diyeceksin ki ben üç gündür ağzıma bir lokma koymadım bu kadar bana ekmek ver demeyeceksin bunun sünneti kimden ebu hurayra'den ona dedi Allah resulüne dedi ki ben bir gün oldu dedi ağzıma lokma koymadım bakın ben açım demedi bana ekmek ver demedi bana su ver demedi ben dedi bir günden beri bir gün oldu ağzıma bir şey girmedi deyince Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri açıverdi kuşağını üç tane taş bağlamış yani üç gün olmuş ağzına
onun da yarım kuru hurma girmemiş onun üzerine oradan sahabeden bir kimse geldi kulağına söyledi Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellemin dedi ki ya resulallah sütten kesilmiş sütten ve doğurmaktan kesilmiş bir keçim vardı dedi onu kestim yemek yaptırdım dedi buyursanız yemek iseniz çünkü sağını koyunu ineği keçiyi kesmek caiz değil doğuran ineği doğuran koyunu doğuran doğuran bir keçiyi kesmek uygun değil ancak sütten kesilirse hiç süt vermiyor o da yaşlılarda olur değil mi Said yaşlı
olunca sütten kesiliyor yaşlı olunca doğurmaktan da kesiliyor evet tabi biz şimdi zevkü sefa içindeyiz öyle hayvanı yemeyiz ki doğru mu yemiyor değil mi kimse evet şimdi süt kuzu olacak herkese süt kuzu da caiz değildir süt kuzunun da kesilmesi uygun değildir Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kesittirmezdi o yüzden kurbanlıklar ancak annesi kadar büyüdüğünde kurban olur sonra onu altı aya indirmişler hani hayvan cılız olabilir besili olmayabilir altı ay doldurunca diye aslında annesinin vücut hatlarına
gelince o kurban edilir daha öncesinde edilmez işte sahabe geldi kulağına fısıldadı dedi ki ya Resulallah hani yemek var buyurun gelin Allah Resulü bütün ashabı davet etti bütün ashab yedi ve ardından çadırlarda hendekte malum Hz. Ayşe annemizin çadırı var Hz. Fatıma annemizin çadırı var onlar da hendek kazasına geldiler kadınlar var çadırları var onların da onlarda geldiler yardıma çadırları da dolaştırdılar yemekten ondan sonra ev sahibine de fazlasıyla kaldı ne yaptı Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hz. tek başına yemedi onu bütün ne yaptı ashabıyla paylaştı işte istemek yok gelirse bunu reddetmek de yok Allah bizi affetsin size nasihatım tavsiyem eşlerinize vermiş olduğunuz hediyeleri veya düğündeki takıları istemeyin istiyorsanız deyin ki ona bak gel senin takıların
20 milyar tutuyor 20 milyarlık bir araba alacağım bunu da senin üzerine yapayım gel bak 30 milyarlık takım var ee burada bir tane arsa var onu alacağım ee 20 lira da ben koyacağım 30 lira sen koyacaksın ondan sonra istersen ikimizin üstün olsun bu arsa örnek istemeyin Allah bizi affetsin haklarınızı helal edin geceniz hayır olsun inşallah el fatihama selavet

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi