Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 30 Temmuz 2020 · 28:21
Sen toplumun ulususun, seni özlemeyen aşağılaşır, bundan vazgeçmezse vay hâline, o meclis bitince o kerem sofrası kalkınca elini tuttu, hareme götürdü bunu, yani evine odasına götürdü, hastanın hikayesini, hastalığını anlattı, ondan sonra da onu hastasının yanına götürdü, Erer, hastanın yüzünü gördü, nabzını yokladı, idrarını muayene etti, hastalığının belirtilerini, sebeplerini dinledi, dedi ki, öbür hekimlerin verdikleri ilaçlar hastalığı geçirmemiş, hastayı büsbütün yıkmış.
O hekim geldi, padişahıma söyleşti, padişah hastalığını ona anlattı, buradaki cariyeden kasıt nefistir, buradaki padişahdan kasıt ruhdur, buradaki hekimden kasıt Mürşid-i Kamil'dir. O Mürşid-i Kamil'le buluşunca o kimse, ona nefsinin hastalıklarını anlattı, dedi ki, ben bu nefsin evinde zengin oldum, bu nefsin yalanı sever, bu nefsin kibri sever, bu nefsin gösterişi sever, bu nefsin hava atmayı sever, bu nefsin dönekliyi sever, bu nefsin yoldan çıkmayı sever, bu nefsin zora gelmez, bu nefsin uykusuzluğuna gelmez, bu nefsin açlığa gelmez, bu nefsin koşuşturmaya gelmez, bu nefsin yorgunluğuna gelmez, bu nefsin hep rehbe edilmesini ister, bu nefsin hep kendisinin okşanmasını ister, dedi, padişah cariyesinin, yani nefsinin hastalıklarını bir bir o Mürşid-i Kamil'e anlattı.
Buradan şu çıkacak sonuç, Mürid, üstadının önüne gittiğinde, rahatsızlıklarını ve hastalıklarını bir bir anlatacak, efendim sana malumdur, demeyecek, efendim sen bilirsin ama, demeyecek, efendim benim bilir, demeyecek, anlatacak ki Mürşid ona nazar eder, anlatacak ki Mürşid ona himmet eder, anlatacak ki Mürşid ona dua eder, anlatacak ki Mürşid ona ilaç verer, anlatacak ki Mürşid ona iksir verer, ne demişti Cenab-ı Hak rüyasında padişaha, gelen kimse bizdendir, onun verecek olduğu iksire güven ona inan, o zaman işte o padişah da ne yaptı, o hekime bir bir anlattı,
o hekime bir bir anlattı, hekim de baktı, inceledi, dedi ki, öbür hekimlerin verdiği ilaçlar, hastalığı geçirmemiş, ya hastayı büsbütün yıkmış, sen olur olmaz yerlere gitmişin, o sohbet de güzel demişin, bu sohbet de güzel demişin, ehil olmayan hekimlere gitmişin, o da Mürşid'tir, bu da Mürşid'tir demişin, her sakallığı Mürşid zannetmişin, her kabukluyu şeyh, her cübbeliyi sen kâbillerden zannetmişin, her ince söz söyleyeni, her güzel söz söyleyeni, kendince sen hârim ulamaz zannetmişin, o sana bu iyidir demiş, bir ilaç vermiş, o sana demiş ki bu iyidir,
bir ilaç vermiş, hepsini de yutmuş ol sen. Kimi ilaç, kimisinin etkisini yitirmiş, kimisi kimisini heba etmiş, kimisi kimisini yok etmiş. Sen oradan oraya, oradan oraya, oradan oraya dolaşmışsın. Hâlâ da dolaşıyorsun. Sen hiçbir hekime inanmıyorsun. Sen hiçbir Mürşid'e inanmıyorsun. Sen hiçbir veliye inanmıyorsun. Her gittiğin kimsede bir kusur görüyor. Her gittiğin kimsede bir yanlışlık görüyor. Her gittiğin kimsede bir eksiklik görüyor. Filanca cemaatın şusu var. Pişmanca cemaatın busu var. Filanca tarikatın şusu var. Pişmanca tarikatın şusu var. Mustafa Efendi'nin busu var. Ali Efendi'nin osu var. Yok filanca Efendi'nin şusu var. Pişmanca Efendi'nin busu var. Ona buna, ona buna, ona buna, bula bula bula sen kendini hasta etmişsin. Sen kendini karanlık bir dünyanın içine atmışsın.
Sen kendini şeytanla arkadaş etmişsin. Sen kendini şeytanla dost etmişsin. Sen hangi halakaya otursan o halakanın eksiğini, noksanını anlatıyor. Sen kime gitsen herkes eksik, sen tamsın. İşte o Mürşid-i Kamil dedi ki, padişahın, herkes oturmuş sana bir ilaç vermiş ama seni yırmış. Seni daha da kötü etmiş. Tabi bu işin manevi tarafı. Bir de zahiri tarafı var. Zahiri tarafı ne?
Bir doktora gidecekseniz ehlini bulun. Ehline gidin yaptınız. Ehline. Ehil olan doktora gidin. Ehil olan doktor ancak sizin derdinize derman olmakta vesile olur. Sen gözünü arıyorsa kadın doktoruna gideceksin. Kulağını arıyorsa kulak doktoruna gideceksin. Sen boğazını arıyorsa sen kulak burun boğaza gideceksin. Sırtını arıyorsa ciğerciye gideceksin. Göğsünü arıyorsa sırtını sol tarafında ağrı var. Kalbinde sıkıntı var senin. Sırtının bel boşluklarında arka taraflarında ağrısızlığı var. Böbreklerinde rahatsızlık var senin. Doktorlar hınını da incelerlerdir. Namzını sayar. Kalbini dinler. Çok affedersiniz idrarını koklar. Daha da eski tıpçılar idrarı içer. İdrardan tatar. İdrardan tataraktan idrarından ne hastalığı olduğunu çıkarır.
Çok çok çok çok eski zamanlarda idrarını içerdi doktorlar. Çok çok çok eski zamanlarda insanın dışkısını koklarlar. Dışkısını incelerlerdi. Ağrıyan yerine dokunur. Ağrıyan yerine bakar. Oraya basar. Oraya bir eller. Namzına bakar. Hasta da psikolojik olarak ilgilenildiğini düşünür. Ve der ki doktor beni iyi muayene etti. İnanır ona. Ondan sonra o ilaç yazar. Şimdiki gibi değil. Neyin var? Ve gözlerim ağrıyor. Hayır. Yaz ilacı gönder.
Karnım ağrıyor. Yaz ilacı gönder. Yok böyle doktor. Böyle doktorluk da yok. Allah bizi affetsin inşallah. Evet hastayı büsbütün yıkmış. Gönül halinden haberleri bile yok onların. Ettikleri iftiralardan Allah'a sığınırım. O hekim diyor ki senin daha önce topladığın şeyhler gittiği şeyhler vardı ya. Daha önce sohbetlerine katıldığın cemaatler vardı ya. Daha önce sohbetine gittiğin çok sevdiğin o zatlar vardı ya.
Onların gönül ehlinden haberleri yok. Gönülden haberi yok. Onlar kalp ilmine vakıf değil. Onlar ilmiyetine vakıf değil. Onların manevi ilimleri yok. Onların manevi tedrisatları yok. Onların manevi icazetleri yok. Onlar bir şeyhin dizinin dibine oturup da o şeyhden manevi ilim almamışlar. Onlar manevi ilim almak için halvetleri yok. Manevi ilim almak için itikafları yok. Onlar bir cemaata gidip, onlar bir şeyhe gidip, bir tarikata imtisap edip, o şeyhin eğitimini anlamışlar.
Onlar yoldan çıkmışlar. Onlar sapıtmışlar. Bir kimsenin şeyh olması için onun bir şeyhe ihtiyacı olmalı. Bir şeyhin terbiyesinden geçmeyen bir kimse asla şeyh olamaz. Olamaz. Şeyh olunmaz. Çok kitap devirmekle veli olunmaz. Üstada biat edip, o üstadın tercik terbiyelenirse, o kimse üstad olur. Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır. Bu yollar gidilmez. Delilsiz gidilmez demiş, boşuna dememiş. Şeytanın elini söze açık döşmemiş ise, bugünkü zındıkanın karşısında imanını koruması müşkünleşmiştir.
imanını koruyamaz. Bütün Müslümanlar, bütün müminler Allah'a uzaklandırmak istiyorsanız, muhakkak bir mürşidi kamileyi hesap edeceksiniz. Mürşidi kamileyi hesap etmeden yollar gidilmez. Bir mürşid bulmak zorundasın. Yollar sana bir veli kulunu göstersin.
Allah sana bir mürşid kulunu göstersin. Salihlerle beraber olunuz. Ayet-i kerime. Allah size salihlerle beraber eylesin. O peygamberler, o veliler, o salihler, o evliyalar var ya, onlarla beraber eylesin. Onun için dua ederken, niçin bir salih kimsenin dizinin dibine oturmamakta inat ediyorsunuz?
Velilerle, evliyalarla, peygamberlerle beraber olacağınız. O yolda yürüdün. Özü, öyle değil mi? Hadi şeref. O peygamberlerin, o velilerin, o evliyaların yolunda eyler. Mürşidin kim?
Hadisçiler, şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır. Kadir Geylana Hazretleri'nin. İyi. Geylana Hazretleri'nin sözü tarafından seyyid ve şerif. Piri, ondan sonra gelolcu değildir. Rüya gören var mı?
Aleyhi Vesselam Hazretleri söylemiş mi? Ahir zamanda salih rüya. 46 peygamberliğin 46 yüzünden vücudur. Hadis-i şerif. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Hazretleri'nin şekline şemaline şeytan giremez. Hadis-i şerif. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Hazretleri demiş mi? O zaten. Bundan intisap edebilirsiniz. Ondan ders alabilirsiniz. İmam Ali Efendi, mübeşşirat kapısı. Hadis-i şerif. Mübeşşirattan müjdeder. Değilse yanlış yere gitmişsin. Eksik yere gitmişsin. Eksik yere gitmişsin.
Demişlerden para topluyor. Eksik yere gitmişsin. Eksik yere gitmişsin. Herkes okşuyor. Senin esman yukarılarda. Sen zirvelerdesin. Sen ooo. Sen beşinci kökte dolaşıyorsun. Sen israfinle dostsun.
Ne demiş ona? Israfin sunu üfleyeceğiz ama sana soracak demiş. Bak hama var. Söyleyelim de ahmaksın. Filanca için böyle dedi. İnanın mı dedim ben mi? İnanın mı dedi. O da yanında. Hepiniz ahmaksınız. Kaldı şimdi. Sen ahmaksın. Bu da ahmak. Üstadınız da ahmak dedi.
Bu lafı kim söylediyse ahmak. İsraf üfleyeceğiz ama buna mı soracak dedi. Sen yumruğu gözüne yarsa benden dedi. Derviş olduğundan beri kimseye vurmadı mı sana vurmadı. Kaldı mı şimdi? Bir daha böyle yapmadın. Benim yanımda yapma dedim. Başka yerde yapma. Bir daha yapsana. Bir daha cezbe gelmedi. Benden dolayı gitti cezbe. Beni görünce kayboldu cezbesi adamım. Dedim ya kusura bakmayın. Sizinle daha fazla görüşemeyeceğim. Bana da ahmaklık bulaştırırsınız siz de. O böyle durana böyle tuttum. Ne kitabına, imanına söyle dedim. Üstadına aylık kaç para veriyorsun? Harçlık olarak, teknik olarak dedim. Ben çalışıyormuşum da. Ben o yüzden mürsidi kamil olaymışım. Çalışmazmışım.
Üstad bir de demiş ki gidin söyleyin. Tebliğ alın ona. Gelsin bize ihsap etsin demiş. Bunlar kaldı mı şimdi dükkanın önünde? Havada soğuk mu? Ben bir şey yok burada dedim ben. Soğukta çalışıyorum. Senin üstadın nerede? Oturuyor. Sen veriyorsun parasını öyle değil mi dedim ben. Ondan sonra da istirahat bir ücreti zaman sana soracak. Öyle mi dedim? Ses yok. Açık söylüyorum bakın. Tamam bunu da söyleyin. Yayınlarda sıkıntı yaşayanlar oluyormuş. E bizim yayınlarda sıkıntı oluyor. Neden paramız yok? Şimdi yayınlar cam gibi olacak. Biz de izlemez deyince hiç kimse de zaten şuraya yardım edelim. Ya burada bir tekke var değil de düşünmüyor zaten. Nasıl olsa istemiyorlar. Bir ihtiyaçları da yok zaten.
Eee aman boş ver. Ne yapıyorlar? Yapsınlar biz bakalım işimizdeki evimize. Yanlış hekim insanı candan eder. Yanlış şey, yanlış veri insanı imandan eder. Yanlış veri demeyin. Verinin yanlışı olmaz. Şeyhin olur. Adam şeyhinden çıkar ortaya. Allah muhafaza edesin. Amin. İşte böylelerine gittiyseniz gidiyorsanız yol yakınken bir mürşidi kamil bulun kendinize.
Yol yakınken bir velinin elinden tutun. Nefesiniz var iken günden güne gider iken bir velinin bir mürşidi kamilin elini tutun. Eksik görüyorsanız. Hata görüyorsanız. Nefsiniz nefsinizi uydurmasın inşallah. Hastalığı gördü. Gizli şey açıklandı ona. Fakat gizledi. Padişaha söylemedi. Bir veli karşısına gelen kimsenin Allah'ın izniyle. Allah'ın izniyle. Allah'ın bildirmesiyle.
Neyin ne olduğunu Cenab-ı Hak ona ilham eder. Ederse bilir o da. Etmezse bilmez. Bizim şeyhimizin gönlüne Allah bütün her şeyi ilham eder. O her şeyi bilir. Yok yok. Allah bildirirse bilecek. Anlatırsa, anlattırırsa, anlaştırırsa anlatacak ve anlaştıracak. Allah onun kalbine ilham ederse bilecek. Gözünün önüne gösterirse bilecek.
Ona perdeyi açarsan izni kayıp olanı çek. Allah sattı kim koyacak ki? Allah muhafaza eylesin. Ne safradandı ne sevdadan. Odunun kokusu dumanından duyulur. Senin kalbinde ne varsa o vardır. Senin kalbinde ne varsa gözünde o vardır. Senin kalbinde ne varsa elinde o vardır. Senin kalbinde ne varsa dükkandır huzurları tüccar.
Senin kalbinde şehvet varsa sen kadınlara şehvetle bakarsın. Senin kalbinde mal sevdası varsa herkes bana getirsin diye bakarsın. Senin kalbinde dünya sevgisi varsa zengin olayım herkes bana çalışsın diye bakarsın. Senin kalbinde tamah varsa her tarafında tamah vardır. Senin kalbinde vefasızlık varsa her tarafında vefasızlık vardır. Senin kalbinde çirkinlik varsa her tarafında çirkinlik vardır. Senin kalbinde yanlışlık varsa senin her tarafında yanlışlık vardır. Kalbinde çürüklük varsa bir gün çürüklük senin önüne gelir. Kalbinde eksiklik noksanlık varsa o senin önüne gelir. Tövbe et, düzelt kendini. Odunu yakarsın, dumanından ne odun olduğunu bilirsin.
Dumanından meşe mi yanıyor, çal mı yanıyor bilmiyorlar. Zeytin mi yanıyor, çalı mı yanıyor bilmiyorlar. Ama bakın doğal gazın içerisine dahi koku koyuyorlar. Neden? Belli olsun. Her şeyin kokusundan belli olur. Ne diyor Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri? Itırcı dükkanına giden ıtır koka. Kokucu dükkanına gittin, kokuyla kokulandın. Çünkü o kokucular meşhurdur ya, genelik gidene sürer onlar. Sürer sen mecbur olursun almaya. Onun da tezgahı odur. Sürer koklatır sana, hemen sürer sen bir koklarsın. Ya alayım iş yetersin. O da öyle satar.
Ama oraya giren, onlar satıp satmasın. Önemli değil. Herkesi kokulandırırlar. Oradan çıktığında kokularını gidersin. Kokulanmak sünnet. Güzel koku sünnet. Güzel koku sünnet. Koku değil, güzel koku. Erkeklerin kokulanmaları sünnet. Kadınların kocalarına karşı kokulanmaları sünnet. Kadınlar kocalarına karşı kokulanacaklar evde. Her gün. Adamlar kokulanacaklar her gün eşlerine karşı. Sünnet dükkanına giden ıtır koku. Hadi şerifin devamı var. Demirci dükkanına giden iç koku. Sen kötü bir kimseye gidersen kötülük bulaşır sana. İyilerin yanına gidersen iyilik bulaşır sana.
Senin kalbinde iyilik varsa ağız alanında da iyilik var. Kalbinde kötülük var, ağız alanında da kötülük var. Allah muhafaza eylesin. İniltisinden anladı ki o gönül iniltisi. Bedeni sağ esen aşka tutulmuş, gönlünü kopturmuş o. Aşıklık gönül iniltisinden belli olur. Gönül hastalığı gibi hiçbir hastalık yoktur diyelim. Allah razı olsun. Hakkınızı helal edin. El-Fatiha.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.