Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 12 Ocak 2012 · 1:14:19
Aşmada, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri daha önce kadınları kabir ziyaretini, kabristan ziyaretini yasak etmiş. O önceki hadistir. Anlaşıldı mı? Sonradan Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri yeniden bu mesele söz konusu olunca o zaman kadınların kabristanlıkları gitmesini, kabristanlıklarını ziyaret etmesinde bir beis görmemiş ama Hanefiler demişler ki kabristan içinde dolaşmayacak.
Anlaşıldı? Mezarlığın içinde dolaşmayacak. Mezarlığın yanına gelecek, duvarın dibine, duvarın dibinden okucak. Çünkü içeri girmeyecek. Anlaşıldı? Kabristan ziyareti var. Kabirlerinin yanında içinde dolaşmak yok. Sebebi mi? Hadis-i şerifte diyor ki onlar siz onları görmeseniz de onlar sizi görürler. Bu bahattan kadınların içeride dolaşmaları yasaklar.
Tabi mesela gidecek, Emir Sultan hazretlerini ziyaret edecek, Üftada hazretlerini ziyaret edecek, ölmüş babası gidecek, kabristanı ziyaret edecek, ölümden şey alacak kendine pay çıkaracak, ölümü tefekkür edecek, ölümü aklına getirecek, ölümle yüz yüze gelecek ki heva ve hevesini durdursun, nefsine ait olan isteklerini durdursun. Ölümü zikretmesi bağlı. Kabir ziyareti ölümü hatırlamak içindir, ölümü zikretmek içindir. Kabir ziyareti ölümü insanın burnunun ucunda görmesi içindir. Ölümü koklaması içindir. Yoksa kabirlerden gidip de bir şey istibdat etmek değil. Kabristan'da yatanlar da bir şey istemek için değil. Ya gideyim de ben Emir Sultan hazretlerinin mazuratımı söyleyeyim, o bana şunu versin diye değil.
Ya işte Emir Sultan hazretlerini vesile edebilir, bunda bir beis yok. Yani kabirde yatan bir veli zatı, bir evliya zatı kendisine vesile edebilir. Ama ondan bir şey istenmez. Ondan bir şey istenmez. Burası çok önemli. Yani şu anda insanlar öyle bir noktada ki, bugün haberlerde gösteriyor, işte bilmem hangi kabire, insanlar gidip kimisi peşik fotoğrafı çiziyormuş, kimisi işte iki kişi evlendirip böyle bir şekil çiziyormuş, ki böyle işte sözde dua ediyorlar, muratlarını bu şekilde halledeceğiz diye uğraşıyorlar.
Bu İslam kültüründe yok. Şamanistlikten kabı bir şey bu. Şaman dinine göre, hani yaparlar ya, işte Gıdrellez'de millet evinin bahçesine ev yapar, işte içine bir tane yatak gibi bir şey oturtturur. Neymiş de Hızır Aleyhisselam gelecekmiş de, evi görecekmiş de, el atacakmış da, onun evi olacakmış da, yok işte içine iki tane çubuk koyarlardı önceden. Bizim çocukluğumuzda yani iki kişi yatıyor. O evlenecek de bir tane küçük çubuk, çubuk, o da çocuğu. Yani böyle bir şey yok. Hepsi dağıtılma, bir ziyareti diyor. Git kabristana da çocuğun olsun diye dua et. Kabristan'dan çocuk iste, kabristandan evlilik iste, kabristandan borçların ödenmesini iste. Hepsi değıtılma,ğıtıl. Vesilelerle bana yakın, hadis-i şerifte, hadisi kudusi de var bunun ortada.
Eğer bir şeyi kendimize Allah'a yaklaştırıcı bir vesile olarak görüyorsak, buna söyleyecek bir sözüm yok. Namaz vesiledir Allah'a yaklaşmak, oruç vesiledir Allah'a yaklaşmak, vesiledir Allah'a yaklaşmak. Bir insan ahlakını güzelleştirmesi vesiledir Allah'a yaklaşmaya. Allah'a yaklaşmak için vesile aranır, bu farzdır. Bu farz için vesilelere sarılır, sarılır bu farzdır. Buna söyleyecek bir sözüm yok. Bir kimse, bir vesileyiz birimize şu anda. Bir ibadet işeceğiz, pekiştirmek. Yani dini öğrenmek Allah'a yaklaşmaya bir vesiledir. Dikkat edin, dini öğrenmek Allah'a yaklaşmaya bir vesiledir. Sen dini öğrenirsin, dini öğrendiğin zaman onunla anında tövbe edilmez. Söylediklerimizi dakikalık.
Bu ibadete şerre vesile oldu. Şerre vesile oldu. Bir kimse meyhan içti. En şerre vesile isterken, ya Hazretleri bana şunu da verdin.
Diyor üstadına alın şimdi şeyhini. Şeyhinin söylediğini koyacak adamın. Hiçbir şeyhin sözü geçmez. Hep üstadın sözü geçmez. Geçmez. Şeyhinin sözüne bakacak. Bir şeyhin belirmesin senin.
Her şeyhinin şekil ve şemalini, her şeyhin belirlesin. İmam Azam'ın fetvası önemli. Onlar şimdi tutturmuşlar. Herkes kendine göre bir yol dinliyor. Kendine göre. Yani insanlar kendi nefsine göre Allah istiyor. Kendi nefsine göre peygandalar. Kendi nefsine göre bir imam, iştahat ehli. Kendi nefsine göre de bir şeyh istiyor. Şeyh de kendi nefsine göre olacak. Gidecek, bunu böyle yapabilir miyim diyecek. O da yaparsın oğlum diyecek. O tamam, aldı adam fetvası. Yapacak. Şeyhi söyle. Şeyh yansı konuşabilir.
Bir daha isabet ettirememiş olabilir. Sen onu, o şeyhim öyle dedi diye icra edersen ve yalnızsa sen sorumlusun kardeşim. O yüzden vesileye eyvallah. Muhtada söyleyecek bir sözümüz yok. Söylersek biz de Vehhabilere benzeriz. Vesileye eyvallah, bir şey istemek yok. Yok oraya çapıt bağla, yok oraya su koy, yok oraya takunya koy. Ya mezarın başına kalkaksa, seni şeyhemen istemiyor burada diyecek takunya, vur adamın kafasına artık burada bir yerini yap. Git sen bir kabristana, benim şu işim asan olsun diye dua et, o da bunun işi olsun.
Böyle bir din anlayışı yok. Sen bizim şeyhimizden ders alırsan, günahların hepsi silinir. Ya bu böyle denmez. Bizim şeyhimiz öyle dedi. Ağzından duydun mu? Vallahi duydun mu? Bilal duydun mu? Ya böyle bir şey nasıl söylenebilir kardeşim? Bir de filanca şeyhten ders alırsın, günahları silinecek. Anlayış var mı ya? Bu türlü melaneti işlesin, nasıl olsa onun dervişi ya. Dersi de aldı, ee? Hiç yazmıyor demek ona. E devam etsin ya. Anlayışlar hepsi de İslam dışı anlayışlar. Allah muhafaza eylesin. Allah bize affetsin inşallah. Şeyhlerde var, evet. Şeyhlerde var.
Ya peygamber sahteri kendi kızına diyor, sakın ha diyor. Babam peygamber diye düşünme. O hesapta var ya hesapta diyor. Sana yapacak bir şeyim yok diyor. Peygamber kendi kızına diyor. Gözü gibi korudu, gözü gibi sevdi. Gözü gibi sevdi. Yani başında böyle üzmesin diye. Haliyet edermiş. Ali, sakın ha. Üzme. Seven sevdiğini ister. Seven sevdiğinden ayrılmaz. Sen geleceksin benim yanımda. Örgünün de vefat ettiğinde yirmi altı yaşındaydı.
En kısa zamanda sen geleceksin diyor. O da kısa zamanda, altı ay sonra. O bir peygamberdi. Onun böyle ee genç, öcen, muhakkak ki Cenab-ı Hak ona bildirdiydi. O yüzden onu üzdürmedin. Ona diyor ki, üzdürmedi, üzmedi. Kızına diyor ki, kızın hesap gününde diyor. Babam peygamberdi diye düşünme. Aleyhi Vesselam adı dedi. Kendi kızına böyle söylüyor. Bir adam oturmuş oraya benim gibi. Böyle bir din yok. Soytaklığa çevirdiler. Allah muhafaza eylesin. Tevbe Suresinin 31. Ayet-i Keriması'ndan Mevla şöyle biliyorum. Yahudiler ve Hristiyanlar Allah'ı ibadete bırakıp hahanları ve kapazları Rab'l edindiler.
Meryem oğlu İsa'yı Rab'l edindiler. Oysa ki onlar da bugün olan Allah'a ibadet etmekle emri olmuşlardı diyor. Bu ayet hakkında biraz bahsedelim. Bu Müslümanlardan da var bu iş. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem adetleri bu ayet-i kerime inzal olduktan sonra diyor ki sahabelere beni sakın ha diyor. Sakın ha. Hristiyanların Meryem oğlu İsa'ya yaptıkları gibi ve Yahudilerin de diyor. Yahudilerin de Musa'ya yaptıkları gibi ve öbür daha öteki inananların başkalarının yaptıkları gibi bana yapmayın diyor. Yahudiler ve Yahudiler bunlardan helak oldular. Yahudiler ve Hristiyanlar hahanlarını ve papazlarını kendilerine bir din koyucu gibi kabul ediyor.
Ölçü ve din koyucu gibi kabul ediyor. Ne yapıyorum Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem beni öyle kimse peygamber mazretlerinin cennet ve cehennemi yok. Ben hep böyle şeylerin cennet ve cehennemi yok diyorum ya şimdi bir adım daha ileri söylüyorum. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mazretlerinin cennet ve cehennemi yok. O insanları cennetlik ve cehennemlik diye ayırmayacak. Kim ayıracak? Allah ayıracak. Ve Peygamber sıkan şeyler çünkü o söylediklerimi söyledi. Yukarıda tekkedeki üç beş arkadaşa
etkiler iki o. Ne kağıtın direğine güle.
Temizleyenler var. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mazretleri diyor. Hayat bu kardeşimiz. Girin haber verin. Müjde verin. Kendisini çözsün. Sahabeler koşturuyorlar. Senin tövbeni kabul etti. Kendini çöz. Seni çözüyoruz. İçinden birisi diyor ki git Resulullah'a teşekkür et bunun için. Cevap çok enteresan. Vallahi gide gitme. Çünkü beni Rab'a işler gidiyorlar şeyhe al.
İkinci olarak Resulullah salın. Bir secda da yazıyor.
Eriyor günden güne. Gerçek bir şey yok. Hazreti Ebu Bekir kendimiz geliyor. Cevabı dinleyin cevabı. Konuşuyor. Resulullah'a teşekkür et diyor. Çok üst noktada. Biz şeyhleri
şeyh aldık. Cenneti cehennemi yok.
Kim bir şey koyacak? Kimsenin bir şey koyma. Peygamber dinin koyucusu ama karşısında üfleyen Allah.
Üfleyen Allah. Ha demek ki Cevail'e bu oğullardan öbürlenme.
Helal buluyordu. O güzel gözden, güzel yanaklarında güzeldi, yakışıklıdır.
O da geldi geç. Tibirlenmek yok. Büyüklenmek yok. Luhiyete düşmek yok. Şata pata, şata alta düşmek yok. Kulluğunu vurucundan ayırma. Çünkü zenginlik taslıyorsun.
Her şeye elveda. Beni davranmasın. Nasıl dair mutanık diye düşünmesin.
Usta da bir, çırak da bir. Bizim dergahımız üstünde de, usta. Azuyu da demek ki. Bizim dergahımızda, toprak üstünde de, usta da bir. Çırak da bir. Sakın. Allah eylesin. Tamam. Bir ayet gelmesinde, peygamberine ve bize şunu da diyor. Ey Muhammed diyor, sana ve sevgap verecekilere yeminler olsun ki, eğer bana şirk koşarsan diyor, bütün ameliyatın, usta dağını uyanlardan olsun. Bir hadis-i şerifinde buyuruyor ki Allah Resulü, icab kişiyi engellemediği için, bunun Allah'tan bir bağışlanma hakkı bağlı.
Sahabe de soruyor, ya Resulallah, icab nedir? O da şirk. O da şirk diyor. Şirk, şerikten doğma, ortaklıktan doğma. Peygamberine tehdit ediyor, peygamberin şirkenin üçlerinden dolayı değil. Burada peygamberinden sonra gerçek olan, şirkin ona göre, ya şirke düşerseniz, sizin bütün amellerinizi sıfıra indirin. Yok edin. Bir kimse şirk ehli değilse onu ümit edilir. Mesela, insanı, her şeyini yok ediyor. Şirk ne? Öyle ya, şirk ne?
Şirk, Allah'a ortaklıktan, birisine gelen ihsanları, lütufları, insanlardan görürüz, şahıslardan görürüz. Veya da olan bir şeyi doğadan görür. Onlardan görür, hepsi de şirktir bunun. Örütten de anlatıyor. Söylediklerinin din koyucuymuş gibi algılanması. Yani işte, bir şeyi tarif etmiş. Nefiler böyle demiş. Son bol geyindikten sonra onun tesettürü tesettürdü. Doğru mu? Doğru. Birisi dedi,
Sen dedi, başı açıklarda namazı kılsın diyor. Ya başı açıklarda namazı kılsın, evet diyor dedi. Başım açık diye namazı terk etmesin. Başını öpsün, namaz esnasında kılsın. Dedim, benim burada onları dindarlaştırmak. Onları dindarlaştırmak. Açık dolaşım. Bana ne ya?
Hadi gezin gezeceksen. Din onun şartı koşmamış sana. Ve siz namazı kabul olunmuş. Var? Yok. Hadi, yok. Fetvan var, yok. Nereden bu fetvan? Bizim şeyhimiz böyle dedi. Bu, yuhiye. O yüzden adet eder, ondan yardım diler. Kudret onun, kuvvet onun. Başkasının değil. Şirke dikkat edeceksiniz. Şirke dikkat edeceksiniz. Bu iş olmayacaktı da şeyhim böyle yaptı olsun.
Şeyhi öyle yapıvermiş, olmuş. Allah şeyhin emrinde demek ki. Şeyhim söyledi olsun. Demek ki Allah, Allah. Gelmiş demiş, burada bir tane kıytır şeyh var. Sen emret, ben yapayım diyor onu. Öyle mi? Efendimize münacaat edince o iş öyle olacak. Sallallahu aleyhi ve sellem.
Sen buna münacaat edince o iş öyle olacak. Onun duasını Allah'ın. Bu iş, Cenab-ı Hak bunu böyle ihsan etti. Eyvallah, söyleyecek bir söz yok. Söyleyecek bir söz yok. Efendim bunu böyle söyle. Demek ki şeyhin bir parmak hareketinden Allah bir şeyler yapıyorsa hep söylüyorum ya.
Bağdat'ta her gece Müslümanlarının hırsına geçiliyor. O şeyhin parmağı hiç mi bana basacak? Edeceğim derken indisam edip Allah'a gitti adam.
Uçtu. O yüzden şirke düşmeyelim. Üstab, Allah'a yaklaşmada bir vesiledir. Kur'an ve sünneti yaşamadan onu öğrenmede bir vesiledir. Bizi cennetlik etmez. Bizi cennetlik edecek olan Allah'tır. Bizi cennete koyacak olan Allah'tır. Sen cennetlik... Efendim görür beni adamın işin gücü yok seni düşünecek, tefekkür edecek.
Bu nerede yalan söyleniyor? Bana ne lan? Bana ne yıkılacak? Bizim şeyhimiz bilir kimin ne yaptığını. Bizim şeyhimiz bilir. Bize demişler haşa bir müddet geçiyor.
Cebrail kardeşim geldi diyor. Bak bana devenin yerlerinde sekaydı. Şeyhim söyle diyeceğim.
10 gün sonra 3 gün mü desem, 3 yıl mı desem? Yoksa 300 gün mü desem? Ulan dedi misiniz? Şeyhim diye narodurmuş kadar.
3 gün mü desem, 30 gün mü desem? Ya şeyh efendim bir şey de bana. 3 gün de dese bak. İstiyor ya. Kalipten bir şey söyleyecek. İşte tabii bir şey.
Bize hep Kur'an, sünnet söylüyor ya. Adem olmaz ki. Bize manevi olarak doldurması lazım. Ne anlıyorsun bundan? Manevi olarak kurulmaktan ne anlıyorsun? Başka bir yere intisaplı şimdi. Şeyh haber olmuş. Duymuş gelmiş benimle görüşüyor. Yani 3-4 tane şeyh dolaşmış. Beğenmemiş. Bir iki sefer buraya sohbete gelmiş. Çok beğenmiş. Gelmiş benimle görüşecek. Dedim ki yok bizim de beğenilecek bir anımız yok. Neden? Ben şeyh değilim çünkü dedim. O baktı. Bunlar öyle görüyorlar. Ne anlıyorsun dedi manevi dolgunlukta. Ölmesi lazım. Manevi dolgunluk bu.
Diyecek ki ya sen kapıdan dışarı çıkarken senin ayağının altında bir tane kuru yaprak olacak. Kuru yaprağa dikkat et çiğneme. Çıkarken kuru yaprak arayacak. Daha buna işaret etmeyecek. Manevi dolgunluk bu. Sünnetten bahsederse, İmam-ı Azzam'ın fıkhından bahsederse adamın içini ne yapacak ki? Adam diyor ki onlar her yerde var. Herkes bahsediyor. Senin yanına ne gelin ki diyor. Doğru söylüyor. Sen git nereye? Uyuşacak olanlar. Mane dolduracak ya seni. Deyecek ki üç vakte kadar sana bir şey gelecek. O üç vakitlerin hepsini bekleyecek. Saat üçte bekleyecek, sabah üçte bekleyecek, üç günde bekleyecek, otuz gün bekleyecek, üç ayda bekleyecek, üç yılda bekleyecek, üç yılda bekleyecek, otuz yılda bekleyecek.
Üçte takılacak o. Şeytan da ona yardım edecek. Şirkten, şirkten ve uluhiyete düşmekten Allah bizi muhafaza eylesin. Şirkten düşmek ne demek? Uluhiyet, alçaklık değil. Bu noktasında kendimizi görürüz. O yüzden uluhiyete, bak cümlemizi muhafaza eylesin inşallah. Diyorsun ki gel burada bize bir mukabele oku. Adam bir zaman, zamanına karşılık ona bir ücret verilebilir.
İmanların bir kısmı demişler ki böyle verilebilir. Eyvallah. Veya ona değişik hediyeler verilebilir. Eyvallah. Yani bunu engelleyen, yasak olduğunu söyleyen imanlar da var. Hanefilerin içinde. Bunların alınabileceğini söyleyen imanlar da var. Hanefilerin içerisinde. Öyle denilince adamın ayağı aslında kalıyor. Ha bana derlersem ben öyle bir şey olmuşum. İnsanlar bir ibadet ediyorlar, dini bir vecibeyi yerine getiriyorlarsa onun karşılığından benim için çok hoş bir şey değil. Anlaşıldı. Ona söyleyecek bir şey yok. Yani ben de birisinden bir fayda temin etmiş olsam ona bir hediye vermek istersen veririm. Veya fevade temin etmesen de hediye vermek istediğim zaman veririm.
Hediyeleşmeye kimsenin bir şey söyleyeceğim. Yok. Adam kendi kendine sever birisini. Allah razı olsun bir doğruyu öğretiyorlar. Gönlünden kapan adam bir bardak su ikram eder ona. Hediyeleşme söyleyecek bir laf yok. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine de hediye götürdüler. O kabul etti. Hediyeleri geri çevirmedi hiç. Hiçbir hediyeyi geri çevirmemiştir. Hediye. Ama hiç kimseden de bir şey istememiştir. Anlaşıldı mı? Ben bir ara söylediydim ya. İstersek dilimiz kopsun. Verilerse de almazsak kolumuz kopsun. Eyvah. Hediyeleşmek sünnettir. Bu herkes için geçerli. Bir insana götürürsün. Bir kitap hediye edersin. Sarık hediye edersin. Bir kilo pasta hediye edersin.
Bir tatlı hediye edersin. Hediye edersin. Bunda söylenecek bir söz yok. Anlaşıldı mı? Sahabeye gelmiş birisi şifa ayetleri yazdırmış. Şifa ayetleri yazdırdığı için ücret talep etmiş o kimse. Ve bunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem öfetlerine götürmüş. O da caizdir demiş. Alabilirler demiş. Hazreti Ömer Efendimizin oğlu Abdaha söylemişler. Onun fıkıhı bu noktada ileride. O da caizdir demiş. Oradan caizdir hükmünden kalkaraktan Haneviler demişler ki böyle şifa ayetleri yazan veya Kur'an'dan bir herhangi bir ayeti sureyi yazan veya bu noktada birisini okuyan kimse bir ücret talep etmiş olsa onun hakkıdır, caizdir demişler. Anlaşıldı mı? O yüzden buna söylenecek bir sözümüz yok.
Bu fitre ve zekatları bursa olarak verilebilir mi? Bu gecenin ana dersi zekattı aslında. Uçamadık zaten biz de. Uçtu ise nisaf miktarı ne kadardır? Seksen gram altın.
Seksen gram, bir milyar dört yüz. Neyse, yılını doldurduysa bunu mücadele eden, koşturan ökümler var. Bunlar şimdi günümüzde yok.
İşte şeyler var, köleler var, kafanız karışmaz. İkinci derecede miskinlere, Allah razı olsun. İkinci derecede fayi timselere. Tek ver, yoksul mu okutacak durumu yok.
Birisi yedini yemedini bir talebelere dağıttı. Ne iş yapıyorsun?
Senin geçimin ne olmuş? Senin borazanın komisyon kurmuşum.
Kanınızı görüyorsunuz. Ver verilir. Kardeşim bitmiş.
Can sonra cana. İçinden diyorum ki ya semaplarına hava atacakken 10 lira vermeyecek.
Ne izleri var? Gece insanlara mal. İhaşe taşı. Hazreti Ömer'in verdiğini sormayacak. Görmeyecek. Fitlerinizi verirken kimsenin önünde inmesin.
Biz birisine zekat gönderiyorsa. Birisine diyor ki be nasıl dua edecek iyi ezberlerim. Gidiyorum, geliyorum. Bismillahirrahmanirrahim. Nasıl dua etti? Diyor ki ya Ayşe böyle böyle böyle dua etti. Aynı şekilde duasına mukabele diyor. Diyorlar ki ya Ay niçin böyle bir şey yaptın? Onun milleti altında, onun milleti altında kalmak istemedi. Benden ona gönderen Allah'tır. Ben sadece ortaya bir kalanım. Ben bir vesileyim. Allah gönderdi ona.
O kimse bana dua et. Ekat verdiğiniz kimseyle karşı karşıya gelmemeye çalışın. Tanımamaya çalışın. Kendinizi tanı bir kimseye, ehil bir kuruna gidin. Kendinizi tanı bir kimseye, ehil bir kuruna gidin. İhtiyacı var mı? Gildiğin bir yere ver.
Ahabeler ne yapardı biliyor musunuz? Hani şehirde duranlar, süfreye ne yapmalardı biliyor musunuz? İşte bir kese var. Şimdi öyle değil.
Yarın geleceğini ver. Üzerine git. Demiş ki al fakirin fukaranın hakkını sana yazdım.
Senin üzerinden veriyorum. Şerifi senin üzerinden tecelli edecek. Ya şerifi senin üzerinden tecelli edecek. Fufreyi veriyorum, Musa'dakiye veriyorum. O işi yapsın bir riski. Senin paranı temizliyor. Senin buzayını temizliyor. Ekmeğini temizliyor. Seninin içini temizliyor. Peki Allah razı olsun.
İzlenmeme vesile oldunuz. Bunu teşekkürim size de. Ben şu kadar teklat veriyorum dergaha her sene. Ne yapacaklardı seni? Başka şeye oturtturup şeyh mi yapacaklardı? Ne yapacaklardı? Sen içeri girdiğinde herkese herkese bakıyor. İstemiyorum zaten. Birisi tekkeden içeri böyle giriyor. Nereye bakıyor? Cafer bu kim dedim ben? Keşke almasaydın dedim ben. Yan tekkede oturuyoruz orada. Tekkenin sahibi gibi geliyor adam dedim. Beş yüz lirayı para mı zannettin sen? Milletin göz yaşı var. Beş yüz lirayı para mı zannettin sen? Milletin alın teri var orada.
Gencecik çocuklar. Hocam diye bakıyor. Dedim bakıyor hocam. Gelir geçer. Karşınızda, karşınızda öyle bir örnek var.
Dillere destan. Bir milyon dolarla bakmış insan. Bir milyon dolar bu Ramazan. Öbür Ramazan ömreye gitmek için bin dolara ihtiyacı olan adam. Borçtan ömreye gittim bir dahaki Ramazan'da. Bir milyon dolar gitti. Bin dolar borç aldım ömreye gittim. O mal, o mülk, o şat, o şat. Nerede beraber yediklerim, içtiklerim? Önce o dik geliyor karşı.
Benim param ular diyor. Geçecek, upul geçecek, koşan şöhret geçecek. Hepsi geçecek. Bu yüzden zekatını düzgün hesapla. Şerihata göre verecek, düzgün hesapla. Düzgün hesapla. Kırk bedelini geç, ver veriyorsan ver. Ateşe toprağa verdi ya. Resulullah borçluya.
Bakacak zamanı yok. Görev ver. Lan içeri girmeyi korkacak adam. Beş yıldızlı otel gibi. Ne? Görün Allah verin. Beş yıldızlı otel gibi. Benim çocuğum orada okuyamaz. Mümkün değil. Buradakilerin çocukları okuyamaz. Mümkün değil. Bunu dağıtıyorlar. Bunu dağıtıyorlar.
Söyleme. Şimdi sen burada yiyeceksin. Burada içeceksin. Burada dağıtacaksın. İndireceksin. Ağırlığını da buraya indirsin. Cevreni cevanı be. Kardeşlik anlayışım. Kardeşlik değil. Girirken dikkat edeceğiz. Dikkat edeceğiz. Dikkat edeceğiz. Neye? Bunlara dikkat edeceğiz. İşin özüne. İnce hepsini dokunacaklar. Dağıtan komisyon. Bırakacaksın. Veren. Verilen.
Karşı karşıya gelmesin. Minnete ve minnete düşmesin. Allah bizi muhafaza eylesin inşallah.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.