mustafaozbag.org

161. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 12 Ocak 2012 · 46:34

Selam Hazretleri buyurmuş ki, kim sınla-i rahmi terk ederse, Allah ondan rahmetini keser. Başka bir hadis-i şerifte sınla-i rahim arşta durur. Kim sınla-i rahmi terk ederse, o rahim ona lanet eder. Kim sınla-i rahmi devam ederse, o da ona dua eder der. Sınla-i rahim, insanların akrabalarıyla, eşleriyle, dostlarıyla, arkadaşlarıyla ilişkisini kesmemesidir. İlişkisine devam etmesidir. Bugün için Ümmet-i Muhammed'in en büyük problemlerinden birisi, sınla-i rahmi terk etmesidir. Biz anne ve babalarımıza hürmet ve hizmetten noksanlık yapıyoruz. Yani Allah Celle Celaluhu siz anne ve babalarınıza öftey demeyiniz derken, anne ve babalarımıza hürmette, hizmette, saygıda, kusur etmeyin derken, biz anne ve babalarımızı kimimiz din adına, kimimiz dünya adına, kimimiz mal adına,
kimimiz hanımımız, çocuklarımızın adına sınla-i rahmi terk ediyoruz. Ümmet-i rahim bir ziyarettir. Hem duadır, hem de yardımlaşır ki bir kimsenin gücü yeterse, akrabalarına, eşine, dostuna adli olarak yardım eder. Yani birisinin bir problemi vardır, problemini halleder, hastalığı vardır, hastalığıyla ilgilenir, para harcan edecekse ufak tefek, para masraf eder, tasadduk eder, yardımcı olur. Bunu yapamıyorsa, o kimseye gider, dua eder, ziyaret eder, onun geçmiş olsun der hastasa, ihtiyaçsa gider onun gönlünü alıp, işte evini öper, onunla hoş bir sohbet eder, hiç bir yere bir durduğu yerden dua eder. Geçtikçe İslam'ın kendi içerisindeki sünnetlerini yok ediyorlar. İslam örf ve adetlerini, İslam'ın geleneğini, İslam'ın ahlakını terk ettiriyorlar bize.
Bunlardan birisi de Sıla-i Rahim. Olamıza hizmet ve hürmet etmiyoruz, geçinmiyoruz, o günümüzü kesiyoruz. Bununla ilişkiyi terk ediyoruz, kesiyoruz. İlişkini kesemezsin. Sen sevmek ve hizmet etmek zorundasın. Sen sevmek o evlat olarak.
Senin hanımı ziyaret edeceksin. Ne sıla-i Rahim'e engel değildir? Gittiğin yerde hanımının namusuna göz koyuyordur.
Kızının namusuna göz koyuyordur. Gittiğin yerde. Böyle bir tehlike vardır. Senin canına, malına, ırzına, namusuna bir tehlike vardır. Sen o zaman dersin ki yok hayır burada tehlike var. O zaman gitmemek senin hakkın olur. Böyle bir şey yok ise küçük bahanelerle, küçük sözlerle, küçük davranışlarla Sıla-i Rahim'i kesmeyeceğiz. Ve bilhassa bayramlar. Bir tek kede de bunu bir his geçtim. Ne? Ramazan bayi o beş boyunuzda otellerde yara yürüttürüyor. Nerede olan tatilde. Nerede gelin tatilde. Ne? Ramazan bayi Antalya'da geçirdi.
Annesi babası bu şu gibi oturuyor evde. Ve bir kısım bu yüzden de bulunuyor. Siz neden gelmediniz bayramda elinizi öpmeye? Senin oğlun neredeydi? Senin oğlan Antalya'da tatilde. Bayram olan. Evet biz giderim. Ziyaret edelim. Zenginlikte kimse de yok, tanısız kimse de yok burada.
Etrafımızda ölçü olsun. Üç gün bayram, üç gün büyükleri ziyaret edeceğiz. Başka büyük. Onları ziyaret edeceğiz. Evde oturacak üç gün. Bunlar sana gelecek. Problemler ne?
Bunu yaşayacaksınız. Evet buyuruyor. O başı açık dolaşıyormuş. Bir kısaymış, yine eksikliğinden.
Ne cevap vereceğiz? Verceğimiz cevap yok. O yüzden annelerimize, babalarımıza, büyüklerimize, dedelerimize, teyzelerimize.
Sınıyıraklı, yayet edelim. Kibirlenmeyeceğiz.
Cennet senin değil. Kibirlenmek şeytana mı? Şeytan kendini bir yerde gördü. Şeytan kendini. Kibirlendi. Şeytan. Onun vesvesesine daldı, kandı. Kendini dünyada buldu. Lan kibirlenmek yok, büyüklenmek yok. İnsanları beğenmemek yok.
İnsanların eksikliği ilgilendirmez. Çalışalım. Bu yüzden sınıyıra kesmeyin. Bu bir tek makam.
Birisi hizmet ederiz, bakma. Bizi yanlış, çünkü bizi yanlış yöne seyrediyor.
Bize içki iç, derse içmeyiz. Bize kumar oyuna derse oynamayız. Bizi yalan söyleriz. Severiz. Ona minder sereriz. Elimizden geldiğince. Gücümüzün üstünde bizden bir şey isterse deriz ki, buna bizim gücümüz yetmiyor. Mümkün değil. Biz bunu yapamayız. Söylemeyiz. İndir söylemeyiz. Anne kusura bakma. Bunun ne kusura bakma. Benim evimin düzeli bu. Ben bu düzende evimi götürüyorum. Anne kusura bakma. Ben hanımıma açık gezdiremem. Böyle açık dolaş. Seninle beraber gezmeye gitsin ama açık gezdiremem ben. Kusura bakma. Anne kusura bakma. Baba kusura bakma. Ben işte böyle içkili davetlere katılmak istemiyorum.
Gidemiyorum. Kusura bakma. Bu içkili davete ben katılamam. Aleyhisselam'ı Cenab-ı Hak Firavun'a gönderirken hep söylüyorum. Ya Musa yumuşak ol diyor. Firavun'a tebliğ ederken anlatırken. Ona yumuşak ol diyor. Yumuşak ol. Bize yumuşaklık düşer. Allah adına. Allah rızası. İlimizden değil. Ya Allah'ın emri yumuşaklık. O yüzden biz ona yumuşak davranmaya çalışıyoruz. Benize, kayınvazenlerinize, kız tarafına alın. Sevginizi, saygınızı gösterin. İnce anlayışınızı gösterin. İnce davranışınızı gösterin. Demesinler. Siz sohbete gittiniz. Bir eksik davranışta bulunmayınca öyle derler.
Ben de diyorum. Mustafa abim de size bunu mu öğretiyor diyorlar. Öyle demiyorlar mı? Rahmi kesmeyin. Hakkınızı helal edin inşallah. Sorusu olan varsa sorun. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Ebu Bekir ve Hazreti Ebu Bekir'in habi zikri cehri zikridir. Terkine sorduk. Sebeb nelerdir? Bir de cehri zikrin katten kopartılığı şey nedir? Talpten? Bu nelerdir? Rivayet Hazretleri Hazreti Ebu Bekir'e zikrullahı ve Osman'a cehdi zikrullahı terkin ettiği rivayet edilir. Bu noktada sahih bir hadis bulmak zor. Bunu bir koyalım kenara.
Evi tasavuk kitaplarında bu terkinin olduğunu söylenir. Doğru mu? Hilafında bir laf konuşmak istemiyorum yanlış. Bu noktada çünkü insanı harama düşüren bir şey yok. İnsanı yanlışa düşüren bir şey yok. İnsanı eksikliğe düşüren bir şey yok. Ben şuna inanıyorum yalnız. Bu inanışın da beni eksikliğe ve noksanlığı düşüreceğine de inanmıyorum. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Ebu Bekir'e kim ne istediyse, hangi yıldızı ise alabildiği kadar aldı. Hem ki Hazreti Ebu Bekir'in nefesi ve madem ki bir daha peygamber gelseydir, o zaman Hazreti Ebu Bekir'e hem cehdi zikrullah hem de hafiz zikrullahın ikisi de alim ve terbiye edilmiştir. Yıldızlar gibidir.
Hangisine sarılırsanız, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'ni bulursunuz, o zaman ashabda hangi bir şeyin eksikliğini de bulmak mümkün değil. Öyle değil mi? Uygun değil. Bunun içinde bazı özellikleri ileride olan, bakın bazı özellikleri diyor, özellikleri ileride olan ashab vardır. Bir kimsenin fıkıh ilmi daha genişti, bir kimsenin hadis ilmi daha genişti, bir kimsenin tefsir ilmi daha genişti, bir kısmının takvası daha genişti, bir kısmının züftü daha genişti, bir kısmının cömertliği daha genişti, bir kısmının savaştaki secaatlığı daha genişti.
Yani daha ileri sabıhı özellikli kılan cehri zikri, üstün bir noktada olmuş olabilir, daha üstün olmuş olabilir. Faziletleri ve tüm gidişatları vardır.
Ramazan ayında tasavvuk edilmesi. Sevaplar katlanır, Ramazan'dan misliğiyle katlanır. Bir ibadetin sevabı misliğiyle katlanır. Sevap ve sos bir şeydir, bir haldir. Başka bir noktadan Ramazan ve noksanlaştırma gibi, ya amellerin noksanlaştırma, eksikliği gibi bir derdimiz yok. Bu bakan zikrullahın da birbirlerine eksikliği ve noksanı yoktur. Yapılış, yer, zamanın zemini önemlidir. Ya cehri zikrullahı üstün diyenler, kişiyi toparlayıp onlar da cehri zikrullahı yapabilirler mi? Okuyabilirler mi? Sema, semayı her yerde yapmanın icra edileceği bir mekana icra edilir.
Bunun gibi, şimdi bir kimse kalkıp da herkesin gelip geçerken doğru bir şey yapmış olan, ibadetin kendine göre saati, zamanı ve zemini var, yeri var. Savaşları kadar cehri olarak, peki geçmişse, dervişleri, Allah hazırlayıp da düşmanın üstlerine yürüdükler, bir şeyin zamanı ve zemini söz konusu, anlaşıldı?
Yani biz şimdi cehri zikrullah da yapıyoruz, havi zikrullah da yapıyoruz. Toplandığımızda topluluk halinde kendi halimizin zikrullah derecat olarak cemaattan fazileti vardır. Cehri olmasından dolayı değil. Anlaşıldı? Cemaatle yapılan bir ibadet, cemaatsız yapılan ibadetten daha faziletlidir. O yüzden faziletlidir. Yoksa cehri zikrullahın daha üstün olduğundan dolayı değil. Zikrullahı ayırmayalım, çıkarmayalım. Anlaşıldı? Bizim böyle bir derdimiz yok. Biz hafide yaparız, cehri de yaparız. İkisini de birbirinden üstün veya alçak olarak görmeyiz. Ve az daha kadar hiç kadın veya cehri zikrullah'tan, hafiri zikrullah'tan üstün oldun.
Bu insanların muhabbet işi, sevgi işi, kalp işi, bu kadar fazilet noktasında veya muhabbet noktasında bir şeyi daha fazla sevmesine benzer. Başka bir şey değil. Anlaşıldı? Bir şeyi bir insanın fazla sevmesi, onu daha az sevmesi, o noktada onun az sevdiği şeyi kıymetsiz gösterir, onu daha fazla sevmek. Kendi iradesi ve kendi kalbiyle, muhabbetiyle alakalı bir şey bu bir. İkinci, cehri zikrullah kalpten neyi alır götürür? Nefsaniyet alır götürür. Şeytaniyet alır. Bu noktada insanın vücuduna da işaret eder. Yani bizim damarlarımızı, hücrelerimizi, damarlar, hücreler, üzerimizdeki yaratılar, bütün bu ne varsa üstümüzde onlar da ne yaparlar? Cehri zikrullah'tan nasibini alırlar.
Harfi zikrullah'tan da insanın içi nasibini alır. Harf o zaman cehri zikrullah yapıyorsa, burada içi de dışı da alır. O zaman kalkıp da bizim şimdi cehri zikrullah, seninle zamanı vardır, her şeyin kendine ait bir üslubu vardır. Anlaşıldı mı? Oradan buradan çıkacak olan sonuç bu olacak. Oruç tutarlar var, onlar rihbete, konculuğa, iftiraya, nemmanlığa, hırsızlığa, ursızlığa, her şeye devam eder.
Neyse yemek yitmemesinin alıyla kalır. Bir kimse oruçluyum diyor, şeytaniyet koyduk kenara. Onların orucu yoktur diyor.
O kimse kötülük yapmıyor. İbadet etmiyor ama kötülük de yapmıyor. Ahlakı ifsad etmiyor. Ortalığı ifsad etmiyor. Bozmuyor ortalığı. Ortalığı bozmuyor. Fitne çıkarmıyor. Artık fitne çıkarmıyor. Ortalığı bozmuyor. O yüzden o oruç tutmayan kimse, oruç tutandan. Anlaşıldı. O oruç tutmamaktan da gıybete devam edecekler de çok günah işte.
Demiş konunun orucu. Perişan olduk. Açlıktan helal verin. Bize nüsaade etsin. Biz orucumuz. O haber, gelen haberciye diyor ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bardağı veriyor. Bunu diyor, git onlara söyle, yediklerini çıkarsınlar. Onlara diyor ki, bu yediklerinizi çıkaracakmışsınız. Birisi peygamberin emri alıyor. Ağzından inenmiş et parçası çıkıyor. Kanlı, pis kokuluyor. Bardağı rükküne veriyor, rükkünden de kan çıkıyor komple. Getiriyorlar bardağı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, onlar başkalarının gıybetini ederekten zaten yiyeceklerini yediler. Ha şeriata göre kimse gıybet ettim diye orucu bozması gerekir mi?
Hayır. Onun tövbe etmesi gerekir. Ben gıybet ettim deyip de orucunu bozarsa altmış bir gün kefaretle beraber tutarım. Ama o orucundan hiçbir sevap beklemesin. Orucundan sevap beklemesin. Kovuculuk yaparaktan oruçtan sevap beklemeyin. Başkalarının hoşuna gitmeyecek şeyleri arkasından konuşaraktan oruçtan sevap beklemeyin. Ve bunları dinleyerekten oruçtan sevap beklemeyin. Dinlemeyin. Dinlemeyin. Kaçamıyorsanız rikrullah yapın. Öyle bakın. Kaçamıyorsun ya. Adnan gelmiş dükkana. Bu sormuş. Bir şey desem kalbi kırılacak diyor.
Muhabbete değiştiriyorum. Adnan devam ediyor. Devam ediyorum. En son adnan bir şey diyor. Ha ne dedin adnan diyorum ben. Anlasın diye. Yani seni dinlemiyorum kardeşim ben. Sen gıybet ediyorsun çünkü. Seni dinlemiyorum ben. Ne diyorsun? Dinlemiyorum sen. Ha ne dedin adnan diyorum ben o zaman anlıyorum. Ha ne dedin adnan. Bu da ayıp. Ama ne yapayım? Kendimi kapatmak zorundayım ben. Ben o bivete kendimi açarsam o zaman başka yerler kapanacak. Ne kapatayım? Zaten kapalı ortalık. Bir de mühürlenecek. Diyecekler ki hiç açılmaz. Siz de işlem demekten fayda var mı? Muhabb.
Bu da demişim söylemişim herkese. Daha ne gelip yapıyor ki bana? Ben kendim için söylüyorum. Burada bandır bandır bağırıyorum. Ben bir şey öğrenmek istiyorsam gider adamdan öğrenirim. İstediğimi öğrenirim. Mehmet gel buraya. Yusuf ederim istediğimi öğrenirim. Adımın babası yapıyor.
Babasına insan kapatıyor. Baba mihmet etme desen düşman olacak. Arada ilişki bozulacak. Tevhide devam et. La ilahe illallah. La ilahe illallah. İllallah. Kefaret olsun hiç olmazsa ona. Anlaşıldı? Sakın ha. Kendinizi bu noktada muhafaza etmeye çalışın. Söylemişim söyledimin arkasındayız. Edimin de arkasındayız.
Cami yaptırmak için para topluyorlar. Eline mahpus alan para topluyor. Bilmem nereye para topluyorlar. Hiçbirine de vermiyorum bana. Sizin karar ister ölün ister vermeyecek. Birine bir şey yaptım. Ya kimse sizin burada dururken. Bakın şunu iyi bine. Bir kimsenin cömertliğe önce çoluğuna çocuğuna. Emine'dir. Evine. Bir kimsenin cömertliği Emine'dir. Sen Emine cömert oluver. Bir. Emine şehrine. Bizimki dağda kebap yiyor.
Arkadaşlarım diyor ki önce hanımına ayak alacağım. Birinci cömertliğine o senin. Zorla vermem ne para ki mahkemeye verin kestirmem.
Kesemez. Vermeta gelmiş. Resulallah bak ben orucu bozdum. Ne yapmam lazım? Ya Resulallah ben zayıfım. Ben zaten açlıktan helal gördüğüm için orucumu tutamam. Bozdum demiş. Nasıl artmış bir tutayım? O zaman demiş tasadruk edeceksin bir şeyler. Demiş ki yapma lan ne? Ben de tasadruk edecek bir şey yok ki. Allah Resulü kalkmış. Oradan bir çana kurma varmış. Mutfakta bir çana kurmaya almış getirmiş. Demiş ki al bunu tasadruk et. İnsanlara dağıt demiş. Fakir ayakıgara. Ya Muhammed. Vallahi şu çukurda benden daha fakirt kimse yoktur demiş. Demiş benden daha fakirt bir ismini görmüyorum ben de.
Bu bölümde gider. Allah Resulü demiş ki al çoluğundan, çocuğundan. Allah da seni affetsin. Bende yok kardeşim ya. Bende yok. Benim çoluğumda, çocuğumda yok. Benim akrabalarımda yok. Benim etrafımda yok. Başka bir öneririm. Ya önce kendime ya. Gönlümüz yaralanıyor. Muhakkak. Kendi depremizelerimiz barakalarda yaşıyor daha. Yaşıyor mu? Kendi insanlarımız da çadırlarında yaşıyor. Yaşıyor mu? Yaşıyor kardeşim. Kendi insanlarımız aç. Nüfusu kaç? Dünya üzerinde altı yüz milyon aç var aç.
Birleşmiş Milletler'in açıklaması. Dünya üzerinde altı yüz milyon aç var aç. Açlık sınırında yaşayan altı yüz milyon insan var. Açlık sınırı bir şey var. Siz diye.
Akarımızda yatıyoruz hepimizden. Bize göstermelik yapıyorlar.
Bilen ciğere şu kadar para göndereceğiz. Kendi insanın aç ya. Kendi insanın yoksun. Kendi insanın evsiz. Kendi insanın güçsüz. Kendi insanın zinanın. Dünya bize acı geldiğinden biz her acıyı gördüğümüzde acıya kıcımızı dönüyoruz.
Koyuyorlar önümüze. Önümüze koyuyorlar bir şey. Biz onunla iştigrar ettik. O yüzden önce etrafınıza bakın. Önce etrafınızda komşularınızla verin kardesini. İnsanlığın yedide biri artık.
İnsanlığın yedide biri evsiz. İnsanlığın yedide ikisi. Uğuşla iştigal ediyor. İkisi. İki milyon lan. Acı bir şey bu. Acı bir şey acı. Kuşlar çalışıyor. Fabrika atınakı. Beş boynuzlu.
Üç yıldız. Hiç kimse karışmayacak. Çünkü otelde. Neyse otel parası. Fişini de kesecek. Yüzde on sekiz. KDV'sini aldı. Bitti. Kaç tane namus paçavrası. Çıkıyorsa çıksın. Getirin kereler. Teslim eder. Bu senin kızın da olur. Benim kardeşim da olur. Benim kardeşim da olur. Hastalığı bu. Beccaliyetin getirdiği bu. Şeytaniyetin getirdiği bu. İki milyar insanın.
E sıkıl. Biz millet ediyoruz. Ama şeyhin söylediği şey ona. Beş vakit namazı kılacağını. Orucunu tutacağını. Beni de Allah'tan Allah gibi seveceğini bana söz ver. Ben de senin çinete söz ver. Bana beş vakit namazı söylemesin. Bu size.
İşim İslam'ın. Devlet orada kenarını açıyor. Devlet gidiyor. Kenarının patronuna şirk veriyor. En güzel vergiyi sen verdin diye. Zinayı nereye önleyeceksin sen? Önler misin? Önleyemezsin kardeşim ya. Alakı için mücadele edeceksin. İstanbul hukuki için mücadele edeceksin. Durdurmam mümkün değil. Yazık. Yazık.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi