mustafaozbag.org

16. Mesnevi Şerhi (94-102 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 29 Temmuz 2020 · 18:20

Padişah, o hekimler hekimi, o mürşidi kâmil'i görünce, kollarını açtı, bağrına bastı, aşk gibi, aşk gibi bak, gönlüne aldı, canına soktu onu, aşk gibi, aşk değil. Kim bu? Mürşidi. Yeni tanıştı da, yeni görüştü, rüyasında gördü ya, han-ı padişah, ona denmişti, bir aksakallı gelecek, bir ifade, o bizdendir dediği diye rüyasından, o bizdendir, ona güven, ona inan, ona bağlam, ona tabi ol, onun içsiri kuvvetlidir.
Onun sözü keskindir, onun yüceliği kuvvetlidir. Sen, onu gördüğünde tanıyıvereceksin, sen onu gördüğünde bilivereceksin, o benden çünkü, o bizden çünkü. Padişah hani beklemişti ya, pencerenin önünde, seher vaktinde, gelecek çünkü o, o güneş tam doğmak üzere, yalancı fecrin içerisinden aralandı, geldi o. Ay parçası gibi, nur gibi, apaydınlık. O yürüyor, yürürken, sanki hayal mi, gerçek mi, belli değil.
Yakamazlar gibi. Hani yakamazlar, vurur ya, ay denizin üstüne. Denizin üstünden tekrar, o ışık, tekrar geriye vurur. Siz, geceleri denizi seyretmemişsinizdir. Geceleri denize bakmamışsınızdır. Siz, ay ışığında, denizin vuruntusunu dinlememişsinizdir. Ay ışığında, denizi seyretmek farklı bir şeydir. Denizin üzerindeki o yakamazlarını seyretmek farklı bir şeydir. Her dalga vurduğunda, yakamazlar sanki hal değiştirir. Halden hale girer. Her dalga yavaş yavaş geldiğinde, halden hale girer o. İşte onun gibiydi, o yak. Bekliyordu padişahını. Ve padişahın rüyası, salih rüyadı. Sahiha rüyaydı. Sahiha rüya, peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür. O, kendi hekimi görmüştür rüyasında. Suhi, yol yolcusu. Aşıklık yoluna girer. Rüyana dikkat et.
O yolun erenlerinden birisini rüyanda gördüysen, şüpheye varma. Şeke düşme. İkiliğe düşme. Aman ha! O rüya, peygamberliğin 46 cüzünden bir cüz. İhanet etme. Hançerleme. Rüyanı kendi kendine boşa çıkarma. Sakın ha! Yoksa yol vurucularından olursun. Yoksa yol hainlerinden olursun. Öyle diyordu ya. Bir önceki beytinde Hz. Mevlana diyordu ki, kim dostun yolunda korkusuzca yürürse, erlerin yollarını vurur. Adam değildir o diyordu.
Erlerin yolunda korkusuzca sen işler yaparsan, edebe riayet etmezsen, seni adam yerine koymazlar. Seni adam yerine koymadıklarında, sen de beni adam yerine koymuyorlar diye düşünme. Edepsizliği kendinde gör. Aşksızlığı kendinde gör. Başkasını da görme. Kollarını açtı, bağrına bastı onu. Aşk gibi gönlüne aldı. Canına soktu onu. Sen öyle bir zat-ı şerif buldun da, onu koynuna sok. Onu canına sok sen. Onun canına can olmaya çalış. Onun canına can olmaya çalış. Elini, alnını öpmeye, oturduğu yeri, geldiği yolu sormaya koyuldu. Ona hürmet, hizmetle, sonsuz, sınırsız dağlanmaya başladı. Sonra sonuçlara ta baş köşeye çekti onu. Sabrettim. Amma dedi, sonunda da bir define elde ettim.
Bir kimse, bir mürşid, bir veli aramaya koyulur. Onun yolundan yollanmaya çalışır. Böyle bir istek, böyle bir arzu duyar. Ve bulduğunda der ki, sabrettim ama bir define buldum. Hani definecilik sabır işidir ya. Haberesinde bir yerde bir define var derler, koşarlar insanlar. Ellerinde alet, edevat takım, taklalar, ellerinde haritalar. Ellerinde her türlü malzemeler koşarlar. Define amcılar öyledir. Defineciler öyledir. Bir hayalin peşinde koşarlar. Bir söylentinin peşinde koşarlar. Bir vesvesenin peşinde koşarlar. Birisi kulağını fısıldar filan ceğerde şöyle bir define varmışlar. Adam gece oraya gider tırnaklarıyla kazar orayı. Bir türlü akıllanmaz onlar. Bir hayal peşinden gidiyordur onlar. Hayal.
İşte aşıklık da böyledir. Aşıklık da böyledir. Bir veliye bağlanıncaya kadar, bir veliyi buluncaya kadar insan nice yalan yanlışlara gider. Nice hengamelerden geçer. Nice dere tepelerden yürür. Nice düz ovaları aşar. Nice bir yüksek dağlara gider. Ve bulur onu arayarsa. Ve bulur ona. Ve ulaşmak istediğine Allah ulaştırır ona. Ve bulduğunda da o kimse nankörlerden olmayacak. Ve diyor ki sabrettim ama bir define bu. Define senin kazandığın koyduğun bir şey değildir. Birisi kazanmış koymuş ona. Müngürşin-i Kamil define'dir. Sen kazanmadın mı? Ya.
Onun zengin eden Allah. Onun sahibi o. Dedi ki ey Allah ışığı. Bakın ey Allah ışığı. Ey Allah ışığı. Dikkat edin. Ey Allah ışığı. Az önceki sohbet nedir? Ne demişti? O fukara, veli veya hırda. Aradın burada demişti. Etrafında yedi sefer dön de haccın haça ekran olsun dedi. Ey Allah ışığı. Bin Mürşin-i Kamil Allah ışığıdır. Allah ışığı. Çünkü Hz. Allah der ki sen atmadın ben at.
Sen öldürmedin ben öldürdüm. Sen söylemedin ben söyledim. Benim elimle tutar. Benim ayağımla yürür. Benim dilimle söylerler. O yüzden diyor ki ey Allah ışığı. Ey gamı gussayı gideren. Gamı gussayı gideren. Ey Allah'ın sıfatlarıyla sıfatlanmış. Seni görünce gam da kalmaz. Keder de kalmaz. Seni görünce dert de kalmaz. Derman da kalmaz. Seni görünce hiçbir müşkilat kalmaz. Ey sabır genişliğin anahtarıdır sözüne mana kesilen. Sabır genişliğin anahtarıdır hadis-i şerif. Bir kimse sabrederse genişliği bulur.
Diyor ki bunun manası sensin. Ben sabrettim seni bekledim. Ben sabrettim seni aradım. Ben sabrettim seni görmek için. Senin elinden tutmak için. Ben günüme gün ekledim. Ama sabır genişliğin anahtarı oldu. Ve ben defineme kavuştum. Ben hazineme kavuştum. Seninle buluşmak her sorunun cevabıdır. Allah dostu ile buluşmak her sorunun cevabıdır. Sen sorunun cevabının kökünü buldun. Sen soru soracağım diye uğraşma. Sen bütün cevapları alacağını bil. Sen bütün hakikatleri göreceğini bil. Sen bütün derdine dermanın bulacağını bil. Senin bütün gamının kasabetinin geçeceğini bil. Sen onunla şek şüphe etme.
Otur. Zorluk söylemeden dile gelmeden senin yüzünden çözülür gider. Sen öyle bir zatı kerimsin ki. Sen öyle bir dosta dostun ki. Bütün zorluklar bütün sıkıntılar bütün gönlümde her ne var ise. Senin önüne oturduğunda her şeyin cevabını alır. Her şeyin hal olur gider. Gönlümüzde ne varsa hepsine de tercimansın sen. Ayağı bağçak kakılan, elinden tutansın sen. Gönlümüzde ne varsa tercimanımızsın sen. Sen bizim gönlümüzden geçenleri de bilirsin ve istersin. Sen bizim derdimizi bilirsin de bizim derdimize dermanını da söyleyebilirsin. Ey dostlar dostum. Biz balçıklara kaldık. Biz bataklıya düştük. Biz toza toprağa düştük.
Bu balçıktan, bu bataklıktan, bu kirlilikten, bu nefisten, bu nefsin vessesesinden, bu şeytanın kirliliğinden, bu günah kebailerin üzerimizde duruşundan kurtaracak olan Allah'ın izniyle yine de sensin. Merhaba. Ey seçilmiş. Allah'tan razı olmuş. Dikkat edin. Merhaba. Ey seçilmiş. Allah peygamberlerini kendisine seçmiştir. Allah peygamberlerden sonra velilerini de kendisine seçmiştir. Veliler çok çalışmakla veli olmazlar. Veliler seçilmiş kullandır. Allah onları hasbelkader kendisine seçmiştir. Bir kimse ben veli olacağım derse veli olamaz. Evliya olacağım derse evliya olur.
Veliler bellidir. Muhyiddin Araba Hazretleri der ki benden sonra kıyamete kadar gelecek olan velilerin isimlerini yazayım isterseniz der. Ve onun bir eseri vardır. Ebced hesabıyla kıyamete kadar gelecek olan zamanın kutuplarının isimleri ve künyeleri yazılır onda. O sırra vakıf olan insanlar oturup hangi zamanda hangi zamanın kutbunun geleceğini adınla künyesiyle ondan bulabilir. Onlar seçilmiş insan vardır. Seçilmiş insan olduklarından dolayı onların künyeleri ve isimleri ref-i mahfuzda yazılır. O Allah'ın takdiri ve kaderidir onda değişecek bir şey yok. Bir kimse ben veli olmayacağım deme noktasında değildir. Bir kimsenin peygamber olmayacağım deme hürriyeti olmadı. O yüzden Hazreti Mevlana diyor ki merhaba ey seçilmiş.
Yani padişah o gelen veliye mürşid ikramına diyor ki merhaba ey seçilmiş. Ben seni rüyamda gördüm ki ve rüyamda hitabı da aldım ki sen seçilmiş kullanmasın. Ey Allah'tan razı olmuş. Demek ki seçilmiş insanlar Allah'tan da razı olmuş oluyorlar. Aşık Allah'tan razı olmuştur. Allah'tan şikayet etmez. Olaylarından şikayet etmez. Başına gelenlerden şikayet etmez. Onda bir razı oluş vardır. O her gelenin ondan geldiğini, her öpenin ondan geldiğini, her ısıranın ondan geldiğini, her methedenin ondan geldiğini, her kötülüğinin ondan geldiğini bilir. Razı olur. Kötülense de razıdır. Alkışlansa da razıdır.
İğne de batırılsa razıdır. Hançerlense de razıdır. O razı oluşun silgesidir. Onun razılığını kazanmış eğer. Sen ondan razı olursan onun da razılığını kazanırsın. Yol öğren. Allah'tan razı ol ki o da senden razı olsun. Sen onu razı etmeye çalışma. Sen ondan razı olursan o senden razı olacaktır o zaman. Sen yittin mi kaza gelir çatar, genişlik daralır gider.
Sen orta yerden kaybolursan sen bitersen, gidersen genişlik daralır. Bu nedir? Kıyamete rahmetidir. O Mürşen-i Kamillerin sonuncusu vefat edip gittiğinde yok olduğunda yenine yerisi seçilmiş gelmediğinde alem şu bildiğiniz alem daralır gider. Kıyamet kopar. Sen toplumun büyüğüsün, ulususun. Seni özlemeyen aşağılaşır. Bundan vazgeçmezse vay haline. Sen toplumun iyisisin, ulususun. Geldi birisi. Buranın ulusu kim dedi? Hz. Peygamber dedi ki ümmetine hizmet eden. O zaman etrafına hizmet eden, etrafına iyi doğruyu güzel anlatan oranın lususudur.
Oranın yücesidir. Oranın padişahıdır. Oranın sultanıdır. Kim? Etrafına hizmet eder. Sizin en hayırınız, etrafına en fazlası fazla faydası dokunanınızdır. Seni özlemeyen aşağılaşır. Öyle iyi. Allah aşığı, Allah dostu bir kimseyi. Allah'ın ışığı olan bir kimseyi özlemeyen aşağılaşır. Onu sevmek vaciktir çünkü. Allah'ım senin sevgini, seni sevenin sevgisini, seni sevdirecek olanın sevgisini bana buz gibi soğuk şerbetten daha sevgili kıl demiş. Hz. Hz. Davut, amin. Bundan vazgeçmezse vay haline. Eğer onu kötülemek, onun ardından konuşmak, onu aşağı indirmek, onu yüceltmemek, onun arkasından dedikodu etmek, onun arkasından nimet etmek, onu aşağılamaya çalışanların vay haline, onu kötülemeye çalışanların vay haline.
Allah öyle dedi. Kim benim velime savaş açarsa, bana savaş açmış gibidir. Allah öyle dedi. Kim benim dostuma düşmanlık ederse, bana düşmanlık etmiş gibidir. Allah öyle dedi. Kim benim dostumla mücadeleye girirse, yırtıcı hayvanın, yırtıcı hastanın avından intikamını aldığı gibi, ben ondan intikamımı alıverin dedi. Ümmetin ahmakları velilere savaş açar. Ümmetin sanatları velilere savaş açar. Kim velilere savaş açtı, kim velilerle uğraşıyorsa ahmaktır, zavallıdır o. Daha ilerisini söyleyenler vardır. Daha ilerisini söyleyenler nedir? Onlardan gerçekte kültüreklidir. İslam görünse de, Allah'ın velisine savaş açar, Allah'ın velilerine savaş açar, namaz da kılıyormuş gibi görünse de, oruç da tutuyormuş gibi görünse de merkezde, merkezde.
Gerçek manada küfür ehlidir onlar. Kim Allah dostlarına savaş açtı, kim Allah dostlarıyla mücadele etti, kim Allah dostlarıyla bu noktada yaka paça oldu, Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak onların gönüllerini mühürler. Biz amin demeyiz de, amin demeyelim yine. Allah onların da gönüllerine ilham edip, Cenab-ı Hak onları da muhafaza eylesin. El Fatiha.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi