Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 12 Ocak 2012 · 1:00:59
Eğer ki bir kimsenin kalbinde iman yok ise, onun ne kadar hususiyetle güzel olursa olsun, ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar âlâ olursa olsun, onun o kalp sayesinde bir anlamı var, bir getirisi olmaz, bir sevabı olmaz. Eğer bir kimsenin iman yok ise, o kimsede ne olursa olsun, asla var, asla hiçbir şeyse olmaz. O zaman bir kalbe önce iman olması gerekir, birinci deriz. Ama buradan sonra bir kimsenin, eğer ki iman ortasının kalbine yerleştiyse, ondan sonrası o temel sağlam ya, üzerine bina etmek kolay. Üzerine istediğini bina edersin. Gerektiği yerde, gerektiği tuğlaya koyarsın üzerinde. Ama iman yoksa temelsiz eve benzer olur. Ufacık bir sarsıntıda yıkılır, ufacık bir rüzgârda, kartonlarına yıkılır, bir tarafın üzerine gider.
Şu anda insanların en büyük problemlerinden birisi bu. Yani insanlar iman noktasında eksikler. İman noktasında eksikler. Bir öyle bir insanlar grubu var, iman etmiş, bu ayrı bir grup. Onlar da da İslam'da eksiklik var. Ya o kimse işte namazını kılmıyor, orucunu tutmuyor, işte o kimse tesettüre niyayet etmiyor. Ağzına dikkat etmiyor, gözüne kaşığına dikkat etmiyor, hayatına dikkat etmiyor. Bu kimse imanlar. Ama bu dikkatsizlikleri var, eksiklikleri var, noksanlıkları var. Biz ona imansız diyemiyoruz. Ama o kimse de kalkıp da kendisini bize, benim kalbim temiz deyip de yüktüramayacak. Bu da olmaması gerekir. Kimsede hem iman var ise, İslam var ise, yani o İslam'dan kasıt takmemizdir. Kalbin tehdir edilmesidir.
Kalbin düzeltilmesidir. Kalbin o içerideki duygularının pozitif noktaya çekilmesidir. Bir de şunu anlıyorlar ehli tasarruf. Yani işte bir kimse derviş oldu, kini olmayacak. İşte bir derviş oldu, buğzu olmayacak. İşte bir derviş, derviş oldu ya adam, bunu derim ki hiç sinirlenmeyecek. Ya o adam derviş oldu ya, işte ne bileyim, şunu kapatalım da.
Derviş oldu ya, kıskanmayacak hiç. Bir şeyi tamam etmeyecek. Hayır, böyle bir şey yok. Ya sinirlenir mi? Evet, sinirlenir İhissam. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Helmek savaşında namazları kılamadım diye kahır bela okumuş düşmana. Sinirlenmiş. Bir insan kinlenir mi? Evet, kinlenir. Dinsiz diye kinlenir. Kafirlere kinlenir. Neden kinlenmesi? Yani Allah düşmanlarında kinlenir. Bir insan o zaman bir şeyi kıskanır mı? Hasetlenir mi? Evet, hasetlenir. O kimsenin hübadetini hasetmiyor mu? Ya ne güzel ya adam işte. Tama eder her sene Örgü'ye gidiyor. Tama eder adam beş vakit namazını kılıyor diye. Biz zannediyoruz ki bir kimse derviş olacak hiç sinirlenmeyecek.
Sinirlenir adam. Çok iyi sinirlenmesi lazım. Sinirlenmediği yerin küfür olduğu yerler var. Lüthi'lik yapıyor ona sinirlenmiyor. Ya Lüthi'ye İbni'ye sinirlenmeyeceklerinde kime sinirlenecek? Pahişilik yapıyor ona sinirlenmiyor. Ya ona sinirlenmeyeceklerdi kime sinirlenmeyecek? Pahişilik yapıyor müminlerin kanını eriyor ona sinirlenmeyecek. Ya derviş sinirli olurmuş mu? Derviş böyle derviş mü? Derviş dik alasını der. Neden? Allah'ın sevmediği şeyleri sevmemek dervişliğin mümindi, biriktidir. Allah bir şeyi sevmiyorsa sen de onu sevmeyeceksin. Allah'a dost olmak için kalbi temiz etmek istiyorsan, kalbi temiz etmek istiyorsan Allah'ın dostu olduğu, sevdiği.
Allah'ın doğruluğu evlisadize veliler olarak, onlara da dostu. O zaman dostluk şahıs bazında ayır etler. Kusumu tutan Allah, cömertliğine çalışan, bu konuda mücadele eden kimseyle Allah dostu.
Çünkü kendisine dostluk yollarını açan, kendisine o dostluk kumselerle dostu. İşte birincisinde iman etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zikrular yapmak, hayır hasenet yapmak, Allah yolunda mücadele etmek, doğumluyu doğru bilmek, yanlışı yanlış bilmek, doğru mücadelesini yapmak, yanlışı engellemek için mücadele yapmak. Bunlar Allah'ın dostluk kapısına, genci olanlar gibi.
Yoluna çıkmış meydana, üzerine bir tane askım falan almış çıkmış, bir de sefer var. Ya tesettüre riayet et. Bir gün, koca Mustafa mı? Kalkıca. Kadın Mustafa. Buraya gittik sabahın körü. Bir böyle arkadaşlar, illa kısrar et, oraya gireceğiz şeyh efendi diye gittik. Bu da sakal var güzelce. Bir tane peştamalı tutturmuş. Bozun içinde böyle sarılıyor. Peştamalı kapalıyor tabii. Yine tabi, yan böyle diyeceksiniz ki arkana nasıl konuşuyor? Dedim, kıçın görünüyor adama. Öbür türlü gayren başlayanı söyledim orada. Dedim ki görünüyor.
Haram. Ya açıl. Senin dedim, bir maniyeni seyredecek değil mi? Buradır. Kapat lan dedi. Eterni aşağı çeker de. Toparlayın diyor. Kapat dedim. Dedim, sen yoksa ibne misin adama? Dedim, ibne neler gösterir dedim. Ne gösteriyor ki buradadır? Ötür. Uzaklaştı. Baktı şeyh efendi hava saklardı. İlk anamın çıkalım. Çıkalım çıkalım dedik. Sen türlü riayet et mi Allah'ım? Ne o? Kalbü temiz adam. Harun. Senin kalbü temizse Allah'ın yasaklarını korucan. Senin kalbün temizse sen kötülüklere karşı mücadele edeceksin. Senin kalbün temizse sen kötülüklere seyredeceksin kendinde.
Senin kalbün temizse sen namazına iyi dikkat edeceksin. Orucuna iyi dikkat edeceksin. Abdestine iyi dikkat edeceksin. Kazancına iyi dikkat edeceksin. Kazancına iyi dikkat edeceksin. Senin kalbün temizse dilini temiz tutacaksın. Kıybetten, delik olduktan, iftiradan, çok gülmekten ha ha ha ha. Gülüyor boyun adam sabah, akşam. Onun kalbi temizmiş. Allah atışında diyor ki o kalbin katıdır öyle insana. Çok yemek yiyenler, gözü yemekler. Adam sabah yiyeceğim, öğlen yiyeceğim, akşam yiyeceğim diye uğraşıyor. Bir de milletin elindekini yiyeceğim diye uğraşıyor. Olmuyor, telefon açıyor, senin şurada şöyle kemok güzel oluyor, kemokları yaptır, geliyor diyor.
Onun da kalbini kaldırıyor. Karşılaşır adamın kalbi. Kadınlar vardır, asıl diye kalkar, eter, keser evde. Adam bir daha asıl diye tişörtü keser. Adam bir daha asıl diye çocuğun her bir şeylerini yer verir, yapar, atar. Onun da kalbini kaldırıyor. Dolanlarca asıl kogutmuştu hepsinde. Onun da kalbini kaldırıyor, onun kalbi temiz değil o kadının. Evli olanlar, açık dolabınıza bakacaksınız, kogutuyor mu, atıyor mu, çürütüyor mu? İyiliğini yaptırırsanız, ondan sonra kalbi temiz, benim kalbim temiz acaba. Kızım neden kogutuyorsun yiyecekleri? Adam alın teri dökmüş, almış gelmiş, eve koymuş, bir kursağa versin diye. Evde yenmiyorsa, pisir, konuşuyor. Tasatlık olsun.
Evde yenmiyorsa, pisir, götürmeyi fukaraya, yok, kokutacak, atacak onu. Kopuyor bile, atıyor, kokmuş bu diyor. Gözümün önünde, neden bu nasıl zikrullah, dil ile, kalb ile, sır ile, fiil ile ise, Allah'ın burada dört tecelliye tazelik ya, şükrün de dört tecelli yapmak.
Kürt en güzel. O ne? Bir şeyi çürütüp atmama. O ne? Yere düşen lokmayı besmele çekip yutma. O ne? Yemeğin artıntısını yemek. Veya bir kişi doyacaksa koymam genel ağır. Fiili şükürdür. Sen alırsın, sudan bir yüzü içersin. Elhamdülillah efendim. Suyu dökersen, suyu dökme. Kursağını gitsin. O suda bütün herkesin hakkı var. Sen abdest alıyorsun deyip şaşır, şaşır, şaşır, şaşır, suyu dökersen, sen fiili şükretmedin. O suda herkesin hakkı var. O su sadece senin değil. Sen bir yemek, ufacık bir pirinç tanesinin dair. Bir pirinç tanesi, bir pirinç tanesi. Sen onu görüyorsun, sofradan dökülmüş. Sen onu almıyorsan ağzına, vallahi Allah senden bereketini keser.
Senden bereketini keser. Yetmez. Neden? Ne bu? Adam şimdi normalde kafırlarda oturuyor, beraber yemek yiyor. Eti alıyor, etin siyah tarafını alıyor, yağının kaşını kenarından kenara atıyor. Allah onun bereketini alıyor. Onun da bereketi olmaz. kemik sığırı yani üzerinden laportak alıyor üzerinden, kemirin üzerinde et var, atıyor. İyi dikkat edin. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve ben kuru ekmek kırıntılarını yiyen bir kadınım. Sığırın, amanını yalan peygamberin ümmetiyiz.
Bu göğmenin yakası eskildi. At kenara. Hayır, senin yakası eskildiyse, onun yakasını tamir edeceksin, giyeceksin. Senin iç çamaşırının eridi, at gel. Oturacak onu, ne yapacak? Yanılacak. Onu giyeceksin sen. Düğmesi koptu. Arkadaşlar şimdi düğme dahi dikemiyor. Düğme bildiğin düğme. İlk düğme dikemiyor. Bir yere gittim. Orada göndermen düğmesi koptu. Hastayım ya var mı? Dedim ki bana bir iğne iplik gönderin. Kendini dikeceğim. Yok biz dikeriz dediler. İyi alın dikin dedim ben. Düğme bir tarafta, ilik bir tarafta. Allah Allah bir ilikledim. Aha. Dedim gönderin iğne ipli bana. Dedim sormuşlar neden boynum kalın diye. O da demiş ki kendi işimi kendini görür.
Ağabey bir daha söktüreyim diktiverim. Döktüm ben. Tiket eser. İğne ipi. Bir de makas getir. Kestim. Düğme oturtturdum bittim. Bakayım şimdi bizim derdiş. Ağabey biz dedim kendi sökümünü dikeğimi tamir eden, diken peygamberin ümmedeyiz. Ben dedim benim diyen kadınla iyi dikiş dikerim. Sökümünü dikerim. Düğmeyi dikerim. Yırtımı dikerim. Dikerim kendim. Ütümü yaparım kendim. Gerekirse çamaşırını yıkarım kendim. Kendim, kendim yaparım. Siz zannedersiniz ki ben böyle ha, tur, döl, hayır değil. Hiç kimseye ihtiyacım yok. Yemen mi de yaparım?
Benim yaptığım yemen mi? Benim bir insan yapamam. Benim diyen kadın yapamaz. İddia ederim yapamaz. Yapamaz. İnsan kendi kendine gelmesini bilecek. Adamın hanımı gidiyor her bir lokantada. Ne oldu? Abi ben bir yumurta dahi kıramam. İyi. Çok iyi. Bir yumurta dahi kıramam. Ben karar adamın hanımı diyerek bulaşıklığı yürüyordum.
Ne diyecek ulan bana muhtaç bu adam. Ben siz hayatta diyecek tuvalete dahi gidemezsin. Benim için diyemezsin. Ben her şeyi kendimi hallederim. Fiyibi şükür. Oradan çıktı ya bunların hepsi bir fiili şükür. Adamın kendi kendi, kendi ütüsünü yapması fiili şükür. Kendi çamaşırını yıkaması fiili şükür. Sağlığı yerinde. Biz şükür sadece işler yapıyoruz. Bilmiyorum bir iyiydi ki. Elhamdülillah. Değil. Hamd ettim. Şükrettim. Tamam. Fiyili olacak. Dilde olmayacak. Anlaşıldı değil mi? Ha kalp temizliğinde fiili olacak. Dilde olmayacak. Kalp temizliğinden çıktı ya. Senin kalp temizse sen yalan söyleme. Senin kalp temizse sen gıbet etme.
Senin kalp temizse sen iftirayla uğraşma. Senin kalp temizse sen hakkın olmayan bir şeye elini uzatma. Senin kalp temizse sen kimsenin kalbini kırma. Senin kalp temizse sen Allah dostlarıyla dost ol. Senin kalp temizse Allah'ın yapın dediği emrünü yerine getir. Senin kalp temizse sen kötülerden ve kötülüklerden uzak dur. Senin kalp temizse sen fiili zikrullahı yap. Allah fiili zikrullahı dinlediği. O da sen sabahdan aşama kadar la la la … zikrullahı zikrullah. Ama birisi gelsin senin. Ya baksana ya bu zamanda da faizsiz alışveriş olmuyor. Dedim mi ne kaldı senin? Hiçbir şey kalmadı. Yani sen fiili zikrullah yapmamış oldun. Fiili olarak hamd ettin.
Sabahdan ne dersen. Ben o ev için yarısını attın ya. O sivitin yarısını attın ya. Sen fiili olarak şükret Allah senden o hareketi alacak. Sen cimri. Seni kalp temizleyin. Sen bir komşuna ver, bir arkadaşına ver, bir insana ver, bir çocuğa ver. Birisinin kursana girsin. Fiili şükür o. O zaman kalp temizliği içinde fiili olarak fiili. Eğer bir kastavuk veya Müslümanların şu anda fiili değil. İnsanların imanları, İslamların fiiliyat ister. İster, çabalını ister, gayret ister, koşuşturma ister.
Allah'ı sevmek ister. Allah'ın da koşturmak ister. Resulullah'a aşık olmak ister. Resulullah'ın da koşturmak ister. Pasavukun özü bu. Bu fiiliyata geçecek. Fiiliyata geçmedikten sonra bir anlamıyor mu? Hiçbir anlamıyor. İşte işin uzan özü, fiilgün özü fiilgün. Huzur eder ki baykuşağı.
Ey terbiye. Sabahtan bak. Oteller boyuna döv. Sen de demiş laklak laklak laklak Allah'ı zikredersin. Ama gidersin demiş. Yılanın çıyanı yersin. Yılanın çıyanı ile karnını duruyorsun. Sen neyle karnını duruyorsun? Seyret bak şimdi. Baykuş uzun. Kıçının arkasına doluyor. Üç tane biz daracı kuşu deriz. Küçük kuşlar var ya. Ne diyorlar? Selçuk kuşum diyorlar siz de neyse. Onlardan gelmiş cik cik cik … Ölenen perçesini uzatmış. Bir tanesini almış. İkisini de vurmuş kanadını.
Demiş ki deyleye. Biz demiş Allah'ı biz az zikrederiz. Bir sefer zikrederiz. Tam zikrederiz demiş. Allah rızkı demiş. Bizim önümüze getirir. Sen demiş laklak laklak laklak … laklaklarsın. Zikrular edersin. Ama demiş özünden söylemediğinden gider demiş. Bağ bahçe dolaşır. Yılan çiyan solucan yansınırmış. Derviş tabi bunu böyle huzurda, rabıtada görmüş. Taklıyormuş. Bakmış gerçekten bakmış. Selçeyi yiyor. Ha. Demek ki zikrular fiili olacak. Dürülden olacak. Ciğerden olacak. Yani adamın dili zikredecek. Gözü orada burada gelen. O neye benze biliyor musun? Elinde tesbihlerle yola, bakıyor. Allah'ım var diyor. Kahratına bak. Görüştü etek diyor.
Eten ölçtün mü sen? O kadar inceledin de mi? Önce söyle benim delimdeki hal görmüş. Ben nereden bakıyorum bu sebeple? Kimin orası burası? O fiili zikrullah değil. Oğlum görmez bile adamı. Fark etmez. Gözü kaymaz. Fiili zikrullah alacak. Kendini zikrullah'a verecek. E sen zikrullah'a kendini verme. Bir de hesapta kınıyor onu. Yani göbeğine halka takmış diye kınıyor onu hesapta. E o ince ayrıntısına bakınca kadar ne yapıyorsun sen?
Hani hadisleri farklı ya birinci bakış. Allah'tan da ikincisi nefisten üçüncüsü şeytanlardı ya. E sen şeytanlılır mı seninki o zaman? Nasıl fiili zikrullah olacak? Mümkün değil. Sen o şeytana kaybolu. Şeytana uydun sen. Şeytana uyup fiili zikrullah olur mu? Olmaz. Şeytana uyup insanın kalbi temiz olur mu? Olmaz. Allah bizi affetsin inşallah. Evet. Dinsizliğin kalıbı mı? Bir kimse Müslümanım deyip de pesettür ayetlerini inkar ediyorsa dinsizdir. Onun dini yok. Yani biz ona Hristiyan diyemeyiz. Biz ona Yahudi Muhsevi diyemeyiz.
Dini yok onun. Bir kimse işte ben Müslümanım diyor. Faiz ayetlerini inkar ediyor. Biz ona dinli diyemeyiz. O dinsiz. Dini yok yani onun o esnağıda. Veyahut da bir kimse var yani hukukunu red ediyor. Adam çıktı televizyonda dedi ya daha üçüncü cumhurbaşkanlığı yapmış adam. Dedi ki bundan bu dört yüz yıl önceki hukukla biz hukuklanamayız. Bu hukuk geçerli değil. Böyle bir hukuku kabul etmemiz de mümkün değil. Ve bu arada uygulanması da mümkün değil. Onun için lan olmuş böyle büyük hukuk olmuş. Şu anda modern dünyanın kabul ettiği bir hukuk var. O hukuku bizim kabul ettiğimiz mümkün değil. Derin adam bunu kim derse desin. Bu adam dinsiz olur. Müslüman ise.
Bugünkü dinsizliğin tarifi eski insanların dinsizlik tarifi gibi değil. Yani önceden hiçbir dini kabul etmeyen bir kimse biz ona dinsiz diyorduk. Şimdi yine onlar dinsiz. Ama Müslüman'ın diyenlerin içinde de dinsizler. Anlaşıldı. Kur'an'ı red ediyor. Şimdi Kur'an insanları aldatıyorlar. Kuran'ı kutsal kitap olarak din kitap olarak red ediyorum. İstemiyorum desen insanlar uyanacak ya. Hoş uyanmaz bu insanlar da. Ta ne diyorlar ki onlar da. Bu Müslümanlar buradan tepki gösterirler. Hiç alakası yok. Yani Kur'an'ın orasını uymuş, burasını uymuş, orasını reddetmiş, burasını reddetmiş. Çok affedersiniz. Kuş gibi bir şey bırakmış. Hiçbirisinin tepkisi yok.
Tepkitsiziz biz. Bir tepki yok. Yani deyler ki şu anda ben İslam dinini Türkiye'den kavguluyorum. Bunu reddediyorum. Hiçbir tepki çıkmaz. 5 gün sonra böyle dökülürsünüz. Üç beş kişi tutup ödürtalım. Biter. Biter. Cesareti alınır ordu yolundan için. Yapacak.
Dindara tahammülü. İster Hristiyan olsun, ister Yahudu, ister Müslüman olsun. Dindar bir Hristiyana da tahammülü yok Beccal'ın. Dindar bir Yahudi'ye de tahammülü yok Beccal'ın. Dindar bir Müslüman'a da tahammülü yok. Bir şey tahammül edilmesi mümkün değil. Beccal'ın, Hristiyan'ın da sürün.
Bütün dindarlar yok ediyor. Dindarlarınız, bebekler basıyor, altı dövünmeyi kabul edin.
Çata pata çata pata döver. Çata pata çata pata döver. Dövülüyor ya insan. Sen çocuğu şimdi bir sefer dövmekten korkutursun. Çocuk dövmenin korkusuyla kendini toplar. İki sefer korkutursun. Çocuğu her gün dövmeye başladı. Çocuk nasıl olsa babam dövecekler yapar yapacak. Çocuk gidiyor bizler. Gelen hançer... Hançeri çıkarmak için bir mücadele et. De ki ya bak bunu vurdun bir daha vurma.
De ki bir daha vurursam Rabbana Selam'a benim kolumum. Kardeşler'ın örneğini İsa'nın birisi bir tokat durmuş. Emin acımıştır. Kardeş bir de öbür taraftan. Hristiyanlar bize öyle davranmıyorlar.
Hırzına geçti komple. Komple Irak'ın hırzına geçti. Bize aldatıyorlar. Hristiyanlık böyle bir. İsa'nın ve Selam'la yanağına bir takat durdular. Olur ver senin yanına bir muh ver üstümüze. Biz bir tokat durduruyoruz. Senin dinin öyleydi ya. Neden doldurduğunu bizi sürmek için geliyorsunuz? Neden hala da haksız iyi niyetiyle biz Anadolu'dan sürmeye çalışıyorsunuz? Neden hala şehit kanıyla sürmeye çalışıyorsunuz? Değil böyle.
Biz safız saf. Biz şabar olanı. Veriyoruz bize. Satıyorlar şimdi. Bütün fabrikaları satıyorlar. Yerleri satıyorlar. Yurtları satıyorlar. Toplantları satıyorlar. Satıyorlar. Satıyoruz kardeşim.
Ya satmanızın sebebi ne? Bir gelip topluyorlar. Hacı ağabey buradan bir yerden veriyorlar. Ya kardeşim neden satıyorsunuz? Ne yapacağım parayı lan? Ses yok. Bir arkadaş geldi. Bir yeni var şu tarafta. Satacak kaç para veriyorlar dedim ben. Abi işte yüz elli milyar veriyorlar. Başlar satmam. Dursun dedim. Bir daha geldi. Aradan böyle dört beş ay geçmedi. Abi iki yüz milyar veriyorlar dedim. Dedim dursun abici başlar. İki yüz milyar olsa ne yapacaksın ki dedim ben. Çok büyük bir para değil. İş görmezdim ben şimdi. Gitti. Tekrar geldi. Al bu üç yüz milyar veriyorlar dedim. İyi otur şuraya dedim. Satacak artık üç yüz milyar. Böyle şey doyuyorlar.
Dedim şimdi açtım kasayı sana üç yüz milyar vermiyorlar. Bana ne iş yapacaksın onu söyle. Baktı. Ne iş yapacağını söyledi. Dedim ben bu üç yüz milyarlar satacağım. Çarşıdan bir dükkan alacağım ticaret yapacağım. Ben bu üç yüz milyarları satacağım yiyeceğim. Ben bu üç yüz milyarları buraya alacağım şunu yapacağım. Yok bir şey. Ben bu üç yüz milyarları buraya satsan bu parayı yersin. Ticaret yapacağım dedim. Ben dedim on yaşından beri, dokuz yaşından beri ben pazarda maydanoz sabah yaptan gelme bir insanım. Ben sekiz de parayı tanıdığımdan beri ben ticaret yapıyorum. Parayı tanıdığımdan beri. İyi dinleyin. Çocukların ticaret yapmasını bilmiyordun şu anda.
Ben daha yedimliyordum. Dedem yanında makkal dükkanında şeker tartıyordum. Pirinç tartıyordum sabahları. Ona yardım ediyordum. Bir saat dedemden harçını alıp gidiyordum. Deden dükkanın havu bana bırakıyordu. Çarşıya gidecekse, bir yere gidecekse, oraya buraya gidecekse bana bırakıyordun. Dükkanı sen tanıştın diye. Ben bu gelinceye kadar dükkana bakıyordum. Yövmemi alıyordum. Ben daha bu güne kadar hiç kimseden harççı kalmış bir insan değilim. Kendi ailem gayet. Babam öldü on beş yaşında. Ben kendim on beş yaşından beri. Hala da bana kendi ailemden bir kuruş para almış bir insan değilim. Altı yaşındaydım ev bakıyordum. Sen neye harcıyon mu çiftiriyorsun ya?
Neden? Geliyorlar, alıyorlar. Büyük paralarla yerler. Kendi kendimi düşünüyorum. Hilton'u sakmışlar. Milyon kaç milyon dolar var. İyi. Hilton'u tüm gidecek ki hiç kimse gidemeyecek. Düşünüyorum, Bursa'yı düşünüyorum şimdi. O ne onu? Çekirgel. O ne dedi? Cemaatlerde hiçbir kimse çekirgiden. Ve o adamı sürünmüş mü cemaat çekirgiden? Sürünmüş özetlisiniz. Çekirge semtinden Bursa'daki insanlar olarak sürgün yemişsiniz. Siz gidip de Çekirge'de bir davet atın. Kültürünüz müsaade değil. Sosyal durumunuz müsaade değil. Hakımınız, çocuğunuz, eğitiminiz, hiçbir şeyiniz müsaade değil. Nasıl sizinle değil? Demek arsını, demek arşıydın Bursa'ya.
Şimdi demek arsını, benim kendimle dolarımın şu anda. Telefon açıyorlar.
Demek 100 milyar lira yaparlar ama 20 yıl dönüyoruz. Dönüp bak, bana pahalı olur.
Mesela Cevdet Usta'nın başına iş açmıyor. Beni getirsin, götürsün. Dolaşıyorum, 2-3 tane bizim genç arkadaşlar dolaşıyorlar. Ne alıyoruz? Araba alıyoruz abi. İyi, biz ilk önce seslenmedik. Beni kilit dur attık. Dedim ki ne yapacaksın araba alıp da? Alacaksın araba, 7-8 milyarlık, 9 milyarlık bir araba. Her ay dedim senden 300 milyon para yiyecek bu araba. Çek o parayı senden. Kırtık çıkacak, 3 çek de. Dedim, git bir toprak al, ars aldım. Orhan'a söyle dedim, ben ars alıyorum dedim, 3 milyar ondan borç al. Kayıp edin de git dedim, ars alıyorum dedim, 2-3 milyar ondan borç al. Git dedim, bir ars al, bir toprak al, bir terle al, bir şey al. Dedim, git orta, otur burası ne?
Otur ya, öbürtü diyor, ben 1-200'e veririm. Aha parayı başlıyor, 1-200'e alıyor.
Uzattı ya kahvede. Eyy, hırsız adam. Gidecek, sürdür. Şöyle şimdi, o isimler biliyor musunuz? Müstaha, beceniz yakısı komisyonda Mustafa abi. Evet, Müstaha, kendileri sattı.
Yerleri, kendileri sattı. Babam geldi, kaybettim, öbür gün 8 lira, öbür gün 9 lira. Uçuştum bana. Bir baktılar mı? Şöyle şimdi. Şöyle, çölün içine bir örgü örgü örgü, hepsini ver.
Olarsa yiyorlar, suz takıyor olarsa içiyorlar. Ne yaptıysam, o önüne gelecek senin. Senin işlediğin gelecek önüne. Satma kardeşim, bir maloluk, bir de satıyoruz şimdi. Köylü diyor ki, şirket 3 bin dönüm yer kapattı diyor.
Ne diyorum ben? 3 bin dönüm yer kapatmış. Beni bu olur bir şey. Saldım böyle 3 tane delikanlılar. Siz ne iş yapıyorsunuz? Biz dediler, bilmem hangi şirketin finansmanı, bilmem ne işlerini yapıyorsunuz. Dedim ya, kısa yoldan söyleyin. Ne iş yapıyorsunuz? Yani ne yapıyorsunuz? Bizim şirket Türkiye'yi çok seviyor. Eee, dediler ki biz şirketlere finansman veriyoruz. Dedim ya, ne güzel bir şey. Şirketimiz çok seviyor dedi Türkiye'yi ya. Nasıl veriyor finansmanı? 3 yıl ödemesiz, 5 yıl ödemesiz, 10 yıl ödemesiz. Ne kadar para isterse. Ne yapıyorsunuz dedim ben. Eee dedi, oranın işlerini ipoteyini alıyorlar. Eee, vaat dedim ya, siz satın alıyorsunuz o zaman yerlerde. Ya ne mülasebet dedi ya.
Biz dedi, finans veriyoruz. Bizim şirketimiz Türkiye'ye çok önem veriyor. Türkleri çok seviyor. O yüzden dedi, finans sağlıyor. Tekstil et. Tekstil şu anda sıkıntıda ya. Dedim vay vay. Hep bizi sevenler dedi ki, kucağını tutturuyor bizi. Hiç ben seni çok seviyorum deyip, kucağınıza oturuyor onu görmedik dedim ben şimdi. Böyle baktı. Ben sakalıyım ya, bu laflar böyle. Demin sakalı bir insan söyleyeceği bir laf değil. Tekrar ettim ben, anlamamıştır diye. Dedim ki, her birinin bizi sevenler kucağına tutturdu bizi. Hiç dedim, bir günden bir güne, vay Türkler, vay Türkiye. Biz seni çok seviyorum deyip, bizim kucağımıza oturamazlar. Bunun söylediğini söyledim.
Dedim ki, aynı zamanda övbe insanlar gelir, sizin dilinizden konuşuyorlar. Sizin dilinizden. Sizi cehenneme doğru, fesatlığa doğru, fitneye doğru. Gayetli mutlak işlere doğru götürür. Bizim dilimizden konuşuyorlar. Gidiyor bakıyor, adam biraz böyle sakallı mümin duruyor. Valla evliya menkıvesinden yerlere yatarsın. Dersin ki, ben kendi kendime diyorum ki, ulan on sekiz yıl tasavvuf ayarıma, böyle evliya menkıvesi dinlemedim daha. Ne güzel evliya menkıvesi var. Karın çatan, af olanların bakarsın, köpeğin su içirip de cennetli falanların bakarsın, uç deyip de uç, uçmayan, öbür uçan cennetli falanların bakarsın. Neler varsın var. Veyahta sürüyorlar. Manfaza eylesin, sahip çıkalım. Sahip çıkalım.
Kendimize, memleketimize, arkadaşlarımıza, işimize. İşinize de sahip çıkın. Sabahleyin, onda gitmeyin dükkana. Benim gibi onda gitmeyin. Sahip çıkın. Bu dünyayı sevmek. İşine sahip çıkma. Dünyayı sevmek demek.
Sen dünya... Sana bir şey mi diyeceğiz ya, önemli kötü o dedi. Bir şey yaparken anlaş, konuş, işinize sahip çıkın.
Yoksa o işinize başkası. Geçenden daha anlaşın, bütün kavuşun, getireceksiniz. Yalancı sermaye. Şimdi hızlanmış, dükkanınıza sahip istedi ne oluyor? Ondan sonra ödemesi var onun.
Onun çarması var, israf, gerek yok. Çocuklarınıza sahip çıkın. Çocuklar, çocuklar, çocuklar. Çocuk kuyruğundan, on mu diye oluyor çocuklara. Hadi bekle bir. El bebeğim, el efendilerini doğurdu. Dar efendilerini şimdi. Öyle bir çocuğun dediği olmasın. Öyle bir çocuğun dediği olmasın. Kıyamet kopar. Baba neler, dedeler neler neler. O zaman canım, o zaman böyle olur mu? Adam çocuğu kulağını bükemeyecek mi? Döremeyecek mi? Almayız veya kızım biz bunu alamayız. Bunu sonra alırız diyemeyecek mi?
Çocuk gidiyor babaannesine. Bak bugün, aa dedim de ağırmadılar. Ağırız oğlum biz. Bu çocuğun nesini terbiye edecek? Nesini terbiye edecek onun? Sen neyiz bulamazsa, anneannesine öbür dedesinden, olmadı dayısından, olmadı ağırdasından. Ben işini görüyorum çocuk.
Biz sohbetten, bize yaptıkları, bizim kabusun uymadığı şeyler oluyordu. Biz iş neremize gidip kaldırdı. Bizi elimizde kaldırdı. Problemi burada da bitirdik. Burada da verdik problemi. Annenin problemini annenle bitireceğim, halledeceğim. Yarın öbürümünün kıt problem yaşıyor, aynı ailede gayem öyle oluyor.
Neden? Problemi halletme özelliği yok. Problemi çekme özelliği yok. O sıkıntıyı dert etme özelliği yok. Neden? Çünkü elinde öyle bir şey yok dedi ki. Elinde problem yaşadığında nere gitti? Dergesine gitti. Ağlasına gitti, dergesine gitti. Ben bu problemim, bu evin içinde, benim ailem bu değil de. Orada problemi halledeceğim dedi ki. Evlerim cevap edemiyorum. Çocuklar şimdi o hale geldi. Ben kızımı var, durdumda ölsün, değerlisin diye. Aksız ev kurma olur, şişesemle uğraşıyorum. Allah bizi affetsin.
Ne yapsam çok karamsar bir sohbet oldu ama. Ne yapayım bugünlerde karamsarlığın üstünde demek benim de. Hakkınızı helal et. Yani öyle enterasan şeyler yaşıyorum ki zaman zaman. Kendi hayatımdan iğreniyorum. Kendi hayatımdan diyorum ki nasıl bir hayat yaşıyorum. Telefon açıyorum. Adam ya bunu paylaşmadan geçemeyeceğim yani. Kendimde değil. Ya bir insan kızıyla yaşar da bunun fetvasını arar mı? Bir şey de gösterken yani iyileştirin, müselleştirin, mücadele edin, böyle durun. Gönk gayreti içindeyiz.
Ya yıkılıyorum yani yıkılıyorum her gün yani. Ya yukarıdan telefonla bir bayağı sesin çıkıyor. Birisi çıkınca böyle. Allah sizi inanırsın. Sanki koltukluyorum ya. Atla koltuklu. Geçti. Geçti diyorum şimdi. Elim ayağım titriyor. Ne yiyesin, ne içesin, ne bakasın, ne yürüyesin, ne... Hiçbir şey yok. İçinden hiçbir istekler yok. Kendi kendime diyorum ki dağın... Yani Allah'tan...
Yemin ediyorum dağın başına gideceğim bir kulübe yapacağım öyle. Ben seninle evlenmek istiyorum dedi. Evet.
Ben de evet dedim. Evet. Ben onunla evrimiyim şimdi dedi. O bekasın. Yutayım mı? Kendi tadına...
Yaşayın adam. Hadi gelin yaşayın. Hadi gelin o gün yaşayın. Adamın üç beş yüzünü, o babası, amyası, dayısı, bir şeysinle göz döne geliyor o zaman.
Bir yaşayın. Başka bir şey değil. Feryadın başka hiçbir şey değil. Hem kendimize sahip çıkıyor. Sahip çıkmadığımız şeytanın ağzında... Adam dergahtan bir yardım uzaklaşıyor. Bir yardım uzaklaşıyor. Çocuğu gitti işte diyorum.
Şu adama bak. İşte kızı gitti şimdi diyorum. Şu adama bak. Karısı gitti mi? Unumuyor. Karısı var. Feryadın başka bir şey değil. Ve o gidişin kasın gelmiyor. Bir gece durmayacağım. Kulunu, kurtunu, kurtulmayacağım. Gideceğim bir köşeye oturacağım. Deyeceğim ki aman kardeşim. Ben de düşerim. Ben de perişan olurum diyeceğim. Gideceğim kenara oturacağım. Çözüm değil.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.