mustafaozbag.org

156. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 11 Ocak 2012 · 54:00

Zaten alışıyor ya, o yırtılmaktan rahatsız olmaya bahsediyor, mühürlüğü yiyor, ayet-i kerime tecelli ediyor, biz onların kalplerini mühürlemişizdir. Eğer ki bir kimse günah işlerken, günahı yeri yansa, bir daha bir daha işlerken, günahı küçümsüyorsa, önemsemiyorsa, kalbinde bir kırıklık, bir hüzün, kalbinde bir yırtıklık yok ise, ciğerinde bir yanıklık yok ise, hadi Cenab-ı Hak'ın emri ilahisini yiyor. Diyor ya, onların kalplerini mühürlemiştir. Diyor ya, biz onların gözlerini mühürlemişizdir, görmezler.
Kalklarını mühürlemiştir, normal, dışarıdan mutlaka, o yansın ağlasın, dönsün ağlasın, mutlaka mühürlemiştir. Allah'a fesir. İşte, onu kaybeden kimse, iyi amelden artık kendisini çıkarıyor, hayırlı işlerden kendisini çıkarıyor.
Kızının soyunması normal geliyor, soyunması normal geliyor. Plaja da gidiyor, dansa da gidiyor, düğüne de gidiyor. Normal ötüm şeyler. Onun kalbinden artık bir kıpırtıyor. Yalan söylüyor normal geliyor. Birkaç yerden de din diye anlatıldı, kuşturuldu kafasına. Onun için o, şeytan aldatıldı. Sen nerede de dedim ya, on hikaye, her türlü melanet işleyecek, Kadir Gecesi'nde Allah'a emanet ver.
Beş dekat, az kılacak, bir camiye gidecek, kandilleşecek, devlet hazır ona. Kadir Gecesi'ni adam ihya etti ya, din bir gecelik. Ne zaman Kadir Gecesi? Veya din beş gecelik, ne zaman kandil gecelik? Hapladır bir gecelik, ne zaman Perşembe gecelik? Şeytan aldatması, onun için o. Şeytan aldatması. Yani sen bütün melanetleri işte, bütün gün. Onun için hazırlamışsın, senenin bir günü çalışmak işine. Üç yüz altmış dört gün yap. İşte Peygamber Soğullahi ve Sellem Hazretleri, bakın bir ayet-i kerimeden biz ne kadar sohbet edeceğiz.
Kuşlara dahi. Demişler ki buzları, kuşlar aç kalmasın eğer vakıf kurmuş. Demişler ki bu vakıfın geç kuşlara, hayır köpeğe yiyecek bu. Neden? Yetmiş iki. Oh, kişiler bununla alakalı. Yetmiş tane şübeye açmış olmuş olsa, ben derim ki her şübenin de yetmiş kapısını, şübenin yedi kapısını araştırmış.
Birimiz gelse bir şübenin yedi kapısını bulsa, derim o yedi kapının, her kapısının da yedi kapısı var. Kendi kendinize, o usta kusur şübe demişim, Resulullah Sallallahu ve Sellem Hazretleri. Kusur şübeyi bulayım deseniz, kusur şübeyi bulsanız, der ki beş bin altı yüz. Saygın dediğim anda, diyeceğim ki her kapının altında daha yeni şübeyi var.
En küçüğü ne demiş Resulullah Sallallahu ve Sellem Hazretleri bir taş. Yani insanların ayağının çelmesin. Yolda giden kirliden insan bir kıtaya uğramasın. Taşa aldığı kenara koydun. İmanın en küçücüğü. İnsanların, insanlara zahmet verdik bir şeyi yok ettik çünkü. Biter mi? Bitmez. İşte o zaman Peygamber Sallallahu ve Sellem Hazretleri sözü tecelli ediyor. Ve diyor, Kur'an olmasaydı, velhasil olmuş olsaydı, insanlara bu yeterdi. Ama nasıl yeterdi? İçilerinde o doğru sözü dinleyerekten yeterdi. Doğru sözü, doğru sesi dinleyerekten yeterdi.
Allah bizi onları dinleyenlerden hevesin inşallah. Evet. Tövbe Suresi'nin 36. ayet gelmesinde şüphesiz ki Allah katını aydan ilgili. Fakat Allah Resulü hadisiyatında diyor ki, Recep Allah'ın, Şaban'da, Ramazan'da ümmetinden edildi. Bunların hikmetleri ne var var? Niye bunları benlerden bir şey var? Cenab-ı Hak bazı şeyleri bazı şeylerden daha faziletli, daha üstün. Başka bir hadisiyatında diyor ki, Peygamber Sallallahu ve Sellem Hazretleri, bazı peygamberlerin, bazı peygamberlerden üstün kıldı, ben peygamberlerin ve yaradınların ilkeyimdir. Ya ben bütün peygamberlerin ve yaradınmışların en üstünüyüm manası da, ben peygamberlerin ve yaradınmışların ilkeyimdir. Demek ki bazı peygamberler bazı peygamberlerden üstün.
Ama hepsi de peygamber mi? Hepsi de peygamber. İçinde kitap verilenler var, kitap verilmeyenler var. Aylarda on iki tane. Hazretlisi, hazretliyse, bazı aylardan, bazı aylardan faziletli. Bir hadisiyette Peygamber Sallallahu ve Sellem adet etti. Yaradın, iki, on iki ay, içinden en faziletlisi, üç aylardan olan Recep Şaban Ramazan. Hafta yedi gün. Haftanın içinde en faziletli gün, hangi gün? En hayırlı gece, hangi gece? Cumaya bağlayan gece. Ha demek ki o Perşembe'nin cumaya bağlayan gece, öbür gecelerden daha faziletli. Ama onu faziletli kılmış.
Nasıl belgelerden Mekke'ye en faziletli kıldıysa, ondan sonra Medine'yi, ondan sonra Mekke'de, Asr'ın bulunduğu kutu, faziletli kıldıysa, günlerden Perşembe'yi, günlerden cumayı, gecelerden Perşembe'yi, ve mübarek aylardan da, üç ayları mübarek kıldıysa. Faziletli kılmış. Ve bunlardan hümmet size ihsan ederiz. Aslında kat kat, Veyselam Hazretleri'nde o peygam hümmet ederiz.
Kim konuştukarsa Allah da onların günahlarını affetir. Recep ayında da, Şaban'da da kim ve hiçbir şey olmaz. O bir kimse salimse,
o fitne değildir, o gayet, o fitne, o ahiret veriyor. Bir fitne var, bu var. Zaten yalancı. Zaten iktidar. Zaten aşiye kutarmış o kimse. Etkilemiyorsun, bir şey olur mu? Zekatlıklarının çoklukları, borçlarının çoklukları, lale sebebiyle cennete girmezdir.
Allah'ın merhameti, cömertlikleri ve kalplerinin temizliklerinden dolayı. Cennet girmezlerdir. Bu kalplerimiz ne güzel bahsedebiliriz. Değiştirmekten, Adış-ı Tepe kutsi, ibadet çok temizliği nedir?
Cömertliği biliyoruz. Temizliği ne? Şinaret ediyor. Bugün, çünkü günümüzde, kalp temizliğinden neyi anlatır? İnsanın düşünce, niyet temizliği. Bir kimse önce günah işlememeyi düşünecek. Bir kimse önce hata işlememeyi, lüt işlememeyi düşünecek. Şimdi az önce anlattım ya, biz bile bile hata işliyoruz. Bile bile gidip günah işliyoruz diye. Bile bile. İşte eğer veli olmayı düşünecek. Allah'ın kalbimiz yanılıncasına isyan ederken, bile bile gidip günah işlemeyeceğiz. Ve bile bile günah işliyorsan o hata, niyetimizin de temizliği değil ise, o temizliği değil.
Kardeşimle, ben çok sevgili amcalardan daha fazla iş yapıyorum. Ben bize şu iş yaptım, köşeye döndüm.
Ben de gideyim, o iş yapıyorum, köşeyi. Bizi yok. Bize kalp temizliğiniz. Önce niyetimiz, yani düşüncemiz temiz. Düşünceyi temizlemenin yolu ne? O zikir. Selamını aldım ya. Ya selamı aldım.
Kimsenin niye eline ay? Aleyhisselam'a ayette öyle derdi. Erken.
Siz kalbinize ne ekerseniz, sizin ağacınız o. Siz kalbinize zeytin ağacı dikerseniz, zeytin meyvesi. Size ayrılık o. Sizinize meyvesiz bir ağaç çıkar. Zakkum diker, zakkum ağacını bakar. Etrafından zakkum fiş. Kalbinize ektiğiniz tohuma bakın. Kalbinize ektiğiniz tohuma. Sevgiyse, aşksa, muhabbetse, bağlılıksa, ilahi yola rahat. Başka bir şey bulamazsın. Yok kalbinize kindi, gürlenmekti. Yüksekten uçmaktı. Küçük dağları ben yarattım. Sizden başka bir şey tecelli olmaz. Sizden o çıkar. O adam kalbine bir şey görülecek. Kendisine kendisi.
Kendini de. Kutlu. Kalbini ona elekti çünkü. Ektiğinden kendini öyle gördüm. Kalbinde kulluğu etmiş olsaydı. Kendisini kurulda elekti. Haller yok. Allah bize affetsin. Duymadım da. Üçlerden gördük. Verdiler oldu. Beşlerden gördük. Verdiler evladım. Biz beşlerdeniz. Üçlerdeniz. Zamanın kutlu. Anlatırım ya. Ne demiş ya? Filanca şey efendi var.
Ve eğer peygamberliğini ihlan etmiştir. Boydunu bakıyordu. Demiş. Biz azıymış an öyle bir peygamber tayin etmedik de artık. Kendisini Allah'tan bir parça görüyor. Siz gülüyorsunuz. Ben bunu da insanlarla yapıyor. Konuştum lan bu insanlarla. O kopmuşken, kopuk geldiğine göre sözler dedi. E senin sözüne kal.
Ben bu işleri anlamıyorum. Hanımın cevabını bul getir. Dedim sana şey olarak intisap edeceğim ben de.
Çünkü kalbini telle alacak. O sana gelecek. Kimse benim yanıma gelmiyor.
Dedim ya kalbin katılaşmıştır. Ya sen çok cimrisindir. İkisinden beri dedim. Nasıl yalan edecek? Şu bursa'da dedim bin beş yüz tane erkekler. Bin beş yüz tane erkekler. Ne olur sen getir.
Pencere götürmeyecek. Orada inecek. İnsanımın arkadaşlarınızı söyleyin. Bir tostunuzu.
Söneyim benim tostum. Seni taşımadı çünkü. Sen taşın. Ve sen taşıyamazsın. Ya o taşıyamaz. Ya hep taşıyacaklar onu. Biz onu koymuşuz. Kendi kendimize hiç düşünmeyiz biz. Yarabbim. Şu insanların içinden bir arkadaşım olsun. Ben yitireyim içireyim ona ya. Bir tost olsun bir arkadaşım.
Ben bakayım ona. Ben onu seveceğim bir insan olsun. Ona ben seviyorum. Pışt yapar.
Kadınlar pışt yapar. Dünyada pışt yapar. Makar pışt yapar. Şimdi dur. Yanlışlığa düştüm. Yarabbim. Bir saat din olsun.
Uyuyayım diyorum. Önceden sabahını beş ederdim. Altı ederdim. Bir saat uyurum giderdim işe. Bir saat uyurdum giderdim yola. Ona gideceğim gözüm alıyor. Gençlikler. Babası gençlikler. Çolukların bana sahibi olmuş. Bir dergahımı aldıysa. Zaten kırkından sonra ondan bir şey olmaz zaten. Yani ondan derken o zaten öyle. Zıplamaz fazla. Gençlikte hoplar zıplar. Bekanlıkta hoplar zıplar. Ben şimdi bekantel güçlere bakıyorum. Kızım birisi selamlarını köşkün sonu nikahlanıyorlar.
Bunlar nedir lan bak. Birisi selamlarını bundan evladım. Evladım çocuklar. Bir tek bir tek telefonla. Önceden bu davranı. Selamun eküm.
Ve hekim selam bitti. İslamı anlatıyor. Tebliğ ediyor. Hesapta nefiste mücadele vardı ya. Yaptık ya. Konuşmak caiz değildi ya. Hani konuşmak caiz değildi. Giderken. Hesapta nefesinin kocası? Orgundan içim dediydi.
Ulan şerefsiz dedi. Benim yanımda dedi. Benim bildiğin karı dedi. Yatakta sevinirdi dedi. Tek onun çılanı. Terbiyesiz. Ver ağzı. Ne eminim? Geldi onun yanımın üzerine Mustafa Edeşlerim. Divanın üzerine oturuyor. Şey gelin geldi. Şeyin daha diyanın kocasının yanına. Ben oturuyorum. Benim yanımda teyze ol oturuyor. Onun yanına geldim. İşte gelin oturdu. Gelin daha kapıda. Ona bir şey söylemiş. Teyze onu çarptı gitti. Şimdi düşünüyorum kendi kendime. Ne yapıyorum ya? Adam diyor. Onu çarpıp gittiyse. Demek ki ne yapacak ki? Kimi çarpacak kişi. Çarpacak ki. İlk edep lazım. Kalbi temiz tutacaksın.
Temiz tutacaksın. Kalbi temiz. Kötülüklerden alındıracaksın. Tüm işe düşürceksin. Hiç kimse hakkında. Geçmiş ümmetlerle ümmetimizin ibadetle. Bunun ardından bize batak otuyor. Hayat Gülbahçe bizi affetsin.
Bizi temiz tutalım. Ben ne zamanlarda... Nesi var o adamın? Oğuz. Siz kötü bir kimseyi de dolaşın. Durmayı unutmuş. Unutmuş.
Bir yanlışlık atacak. Gerekirse bir de çivilecek. Ardından saracak meydan. Gelmiş adam sarhoş. Dergahın önünde çökmüş kalmış. Yağmurlu günde. Şakır şakır yağıyor hava. Şeyh Efendi bakmış camdan. Sarhoşun birisi yatıyor. İhtirafına bakılmış. Demiş kimse görmesin. Derler ki benden içindeymiş. Vay şeyh de sarhoş. Gitmiş o sarhoşu kaldırmış. Sırtına vurmuş. Getirmiş dergahın içine. Götürmüş dergahın hamamına. Bir güzel yıkamış. Kendi evliselerini de giydirmiş. Kesinlikle giydirmiş.
Onu yatırmış ya da. Öbür tarafa geçmiş namaza durmuş. Yarabbi. Dışını ben yıkadım. İçini sen yıka. Ben yıkadım. İçini sen yıka. Yarabı vermiş. Hidayetin sahibi. Benim elimden geler mi? Dışını ben yıkadım. Sabah olmuş. Sarhoşayınmış tabii. Kalkmış ki başka bir yerde. Uyanmış bakmış şeyh efendi. Kahvaltı tepsisi kapının önünde. Uyanmış uyandı mı demiş. Tekken filanca derdim. Hakkını selamıyım. Ben niyandım. Orada kalmış oradan. Bir şey cazet deneydi.
Dergah demiş filanca'yı kestir. Hamz oku demişler de demişler ki vay ben şeyh efendi sarhoşluktan dönme adamı bıraktı. Kardeşim namazını kılın orucunu tutun. Kardeşim şunu şöyle yapma. Bunu böyle yapma. Sahibi benim demiş.
Yok eksik yok fazladır. Bizi ilgilendirme. Allah bizi affetsin. Vay ben evvel.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi