Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 11 Ocak 2012 · 41:38
Şimdi bir tasavvufla bir tasavvuf olmayasın oradaki fark şudur. Ehli tasavvufa bir emir verilir, ehli tasavvuf yola çıkar. Ehli tasavvuf olmayan kimse ise yani zahir ilgilerle, zahir ilimine hemhal olan kimseler o yolun şartlarını, şeklini, şemalini, rastasını, durumunu, ahkamını kontrol eder, planını, projesini yapar, hazırlıklarını bitirebilirse bitirir, ondan sonra yola çıkar.
İse biraz böyle bizim yörük ahlakındandır. Yörükler göçebe olur ya bir yere gidecektir. Yörükler, yörük ateş sözüdür. Yük yolda düzelir derler. Yani yükünü vurur, hiç deve, at, eşek yüklerinden bilir. Yükü dengi, denk nedir ona? Dengi tutturmak gerekiyor. Dengin bir tarafı aldıysa hayvan düzgün gidemez yolda. Veya sen bir yük yüklemişsindir, eğer dengin düzgün değilse sen yol gidemezsin, yapmalarsın yolda.
Yörükler derler ki, biz de yörüklük var biraz. Yük yolda düzelir veya denk yolda düzelir. Yani denk yolda düzelir, yolda giderken ne tarafın adırı olsa adırıların tarafından adırı yolda dengini düzeltirsin ama yoldasın sen. Şimdi ehli tasavvuf olmayan tek Ankara'ya gidilecek. İçin vasıta lazım önce, birinci şart. Önce vasıtayı açar. İçin şoförlük lazım. Ondan sonra şoför kursuna gidiyor. Şoför oldu, olmadı. Ondan sonra benzin lazım. Ondan sonra yolda azık lazım. Ondan sonra yolun haritası lazım. Neresi kudrun, neresi yan yatır, neresi çamura patlıyor. Ondan sonra para lazım. Yolda yiyecek içecek. Olmadı, olmadı. Daha adam Bursa'da. Yola çıkmadı yani.
Bu kimse düşüyor, işte araç biner. İnegöl'den sonrasını düşüyor. İlk birinci merdelerine İnegöl. İstanbul'daki sohbet duyuyor. O kimseye, yola çıkmış ya, o kimseye Mürşid-i Kamil lazım.
Birinci merdelerine İnegöl'den göğü başlayan falan var. Dikkat edersen gel. Dikkat edersen gel. Dikkat edersen. Kış ayısa mutlaka.
Sizin zincir tabii. Zincir diyebiliriz. Kıvaltı. Kimseye Mürşid-i Kamil lazım. Yani insana bir öğretin, bir eğitici. Hiçbir şey lazım değil. Senin önünü açarsan eksik diyeceksin.
Bak bizi evrede. Sehni tasavuk, ahı sevme noktasını aran işlemediniz. Müddetçe yola çıkmadınız.
Size hiçbir şey lazım değil. Sizin ikami lazım. Bir şey lazım. Allah'ın yaklaşmayı düşünüyorsun için. Yola çıkıyor. Bana kalem lazım. İçin yola çıkacak. Bu şeylerin hepsinin içinde yaşadığını.
Kendinle. Dert, dert, yapar. Onlardan. Özel mi var? Şimdi yemek yapayım diye düşünüyorum.
İki hikayesi. Türkiye'de kaybetinin beyaz olduğunu yıkanmakla. Yıkanmakla senci beyaz ama.
Kıvaltı ışınlanmışım sizi nereye gitsin? Yardır çünkü bu. Yanılmış ya. İşte yemek dağıtılar.
Yemek kemik kalmış. Açık birinci derece. Germiş.
O tehdit mi? Gider o. Çocuk gelmiş.
Kıvaltı kenara koydu. Yol gidecek olan kimse.
İçimde var mı yok? İşte yol giderken kimse.
Şeyh'in bakmış, şeytan. İlk mescit Mekke'de yapılmıştı.
Biliyor musunuz? Kendi bahçesine mescidine. Kendi bahçesine. Müşrik gelir diyor. Siz kendi mescidinizde kendi ibadetinizi edemezsiniz.
Sizler kastlı imanına sahip olalım. O ne yapıyor? Gitti mescit, mescitini yaptı. Orada imam edelim. Penceresinde yolaş. Bakıyorlar müşrikler. Müşrikler pencereden içeri. Namaz kıyasın. Kıvaltılar iki kişi. Üç kişi imam etmeye başladı. Bunları kendine.
Aklaştırıcı olarak gör. Zannet bir. O müşrikler Allah'ı. Çiğir kehrede. O bizi Allah'a yakın.
İlke hırtası. Muhabbet ve idade. Nafirlerle aramızda namaz vardır. Hadis-i Şerif'i. Seni kafana tecelli ver. Sen git bir şeyhe bağlar. Ha ben filerle şeyhin vermişim. Namaz yok. Ya. O benden önce cennete girecek. Senden önce cennete girecek. Neden? O böyle bir din. Bir tasavvuf yok. Yol gider kimse. Fazlara sımsık yapışacak. Yol gider kimse. Nafirlere sımsık yapışacak. Yol gider kimse.
Mücadele edecek. Cihad edecek. Önce nefsiyle cihad edecek. Sen git. Hem harama hem evinin arasında. Çevir kolu.
Evlasyon için bir saati. Sen. Şimdi onu alma. Oğlum anam. Çek çek çek. Alır. Çileye işte. Olmayacaklar. Söyleyecekler. Konuşacaklar. Sen orada ezileceğini bile bile Allah'ı tebliğ edeceksen gideceksin. Yol git. Çileye lan ama. Çileye.
Ben vazgeçemem. Ben yerine getiririm. Yok sünnet terk ediveririm. Bakan işlenmiyor. Müşteri çok kanazlı sen. Dünya ticaretiydi. Hem de savaşını örnek getir. Düşmanla yakal.
Kılıcını kılı. Akşam olunca nöbetlerini dikerler.
Dice savaş olmaz. Başlığı için. Savaşçı. Sanki. Arkadaşlar neyin. Ünletlere sımsık yapışsa. Yere sımsık yapışsa. Siz o gün yol gitme.
Siz o gün yol gitme. Şeyi tebliğ edeceğim. Hanımına tebliğ edeceğim. Çocuğa da dolduracağım. O gitmedin kardeşim kendisine. İmanı. İslam ne? Sünneti Resulullah. İhzat ne? Kalbi tedbir etmek. Kalbi düzeltmek. Kalbi park etmek. Resulullah. İhzat anlatırken. Allah'ı görüyor. Kuşasına ibadet eten hissi çeker.
Allah'ı görüyor. İşte kim filanca kardeş. Yani yıllardan beri okuyorlar. Ya iki sayfada kitabı olacaklar. Ne yapalım canım? Şimdi yeniler dinlesin onu. O kendisi alim ya. Yeniler zikretsin. O neden? O baba. O sonradan gelir çayını içer. Zikrullah'tan sevabını alır. Vah babam. Baba der bir şey o. Ölünceye kadar yol gitmeye çalışacağım. En önce.
Bugün hava çok sıcak canım. Gideceğiz şimdi tel kokacak ortalık. Evet bizim dergahlarımız tel kokar yazın. Tel kokar. Bizde yok öyle kokuluk misi işte şey işçi olmayanlar diyor. Gençliğinde dahi yok. Bizde öyle bir şey diyor. Bunlar için geçerli. Hatunlar kokulanır. Dışarı çıkarlar satıyor. Zina etmiş gibi. Anıp da dışarı çıkan hatunlar için geçer. Kokulanıyorlar ya. Geçerken burnunu direğe satıyor adam. Bunlar için geçerli. Diyor ki zina etmiş gibi. E bizde tel kokuyor bizde.
Adam kendi kendine diyor ki. Bak bunlar hep duyduğum bana söylediler mi? Zakirin'den. Hacı ağabeyler böyle kapıları pehtereler biraz. Biz de öyle. Bizde böyle çok mal bu mülk diyor. Bunlar böyle yapsınlar. Bizimkiler tel kokuyor. Biz basık odalarda basık evlerde ders yapmaya alışık. Bizim yok paramız bulunuyor. Bizde yerlerimiz diyor. Bizimkiler tel kokuyor. Şimdi derviş de kendi kendine diyor. Yıllardan beri tel kokusunun içinde yaşamış canım. Şimdi de on dakika geç gitsin. Hakkı değil mi? O yol gitmiyor. Kendinde bir şey zanneden kimse. Yol gitmiyor. Ben yaptım ben ettim diye. Yok gitmiyor. Gitmiyor. Elinde bir şey görüyorsa ha geriye doğru gidiyor.
Bizim için çok önemli bir şey. O gitmeye çalışır. Şimdi kişi daha. Şimdi hedefim.
Kimseyi anlatmak, öğretmek. Bize intisap etmesin. Hiç önemli değil. Sabah olarak ben size intisap etmiyorum. Hiç benim böyle bir derdim yok. Yorgunsun. Yorgun. Kimse bir sohbet ederken biz içini bilemeyiz.
Ama biz kendi içimizi biliriz. Bizim bir eczasını anlatmak, Allah'ın eczası yolunda koşturtmak ise eyvallah yapacak bir şey yok. Sahabeler biri hicretle mekke bir kimse de hicret etti. Müslüman bir kadın hicret etti onu nikahlamak için. Sahabeler dediler ki şimdi senin o bahsetti. Hicret sevabını aldı mı? Allah Resulü dedi ki herkes niyetine gider. Niyeti neyse ondan da hicret ederken. Ama dedi bir kadın için hicret ettiysen. O kadını bulur dedi. Ve hicret. Dün bir kimse dünyasını bulur. O kimsenin Allah. Bir niyetimiz yok.
Hizmet yok. Birisine tebliğ ederken. Üstadımızı, şeyhimizi değil. Birisine alın. Peygamberler bize yeter. Öğrencek olduğumuz o.
Önce peygamber. İnsanlar peygamberlerinin kerametlerini anlatıyor. Kadının kerametini anlatmalı ahir. Dişler benim peygamberim. Peygamberlerin yolunda alıyor.
O kimseyi ayır. Durken üstadımız onun tırnağını olacak kerameti. Geçsek, dicciye geçsek.
Dicciye geçmesin. Atıyor secdayı gel. Çünkü ne? Rahi kelimetullahın içi yolu açık. Dicciye çıktı önümüzde. Bize kudret ve kuvvetle beraber olduğunu anlatacaksan. Sahabenin kerametiyle sütten bir şey içecek.
Sütü kesilmiş keçiden 400 kişi karnını doyuluyor. Hangi şeyin kerameti buna yetişecek? Atılacaksa bu ahir. O kimse, râbıtasını kuracaksa. Böyle bir Resulullah. Bir kimsenin kendisinde bir şey görmesin. İnsanların muhabbeti. Bizim muhabbetimizi çevireceğimiz yer. Bizim muhabbetimizi çevireceğimiz yer.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.