mustafaozbag.org

153. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 11 Ocak 2012 · 45:30

Kardeşlik var. Yani o kardeşlik yakalanmazsa Müslümanların içinde dinini yaşaması mümkün değildir. O yüzden bizim yolumuz ayrı zamanda arz ve fakir yolu olduğu gibi ayrı zamanda kardeşlik yoludur. Ben kardeşlikle baktır baktır bağırırken belki de meseleyi tam açma fırsatımız olmadı. Kardeş kardeşin arkasından anterlemez. O kardeş değildir. Kardeş kardeşin eksiğini meydana çıkarmaz. Çıkarıyorsa o kardeş değil. Kardeş kardeşin eksiğini tamamlar ve eksini tamamlarken kendi eksiymiş gibi görür. Kardeşinin eksiymiş gibi görmez. Kardeş kardeşini elinden tutarken kendi elinden tutuyormuş gibi tutar. Ve kardeş kardeşin sırtını örterken kendi sırtını örtüyormuş gibi örter. O yüzden Müslümanlığı, İslamı yaşayacaksa bir kimse bu huvveti, bu kardeşi muhafaza etmesi, koruması ve yaşatması lazım.
Ve sahabede veriyoruz biz bu kardeşliğe. Sahabede. Sahabede öyle bir kardeşlik var ki onlar birbirlerini severlerken birbirlerinin ellerinden tutuyorlar. Ve birbirleriyle beraber. Hiç kimse sahabede yalnız, sahabede yalnız simsivir sivrilmiş bir kimse muhakkak ki sahabenin içinde sivrilen insanlar var. Ama bir topluluktan bir kişi değil. Bir topluluktan iki kişi değil. Topluluk komplesi yürümüş. Komple Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hadretinin dizinin dibinde yaşamışlar. Ve Hazreti Ömer radallahu anh hazretini düşünün. Saatler kaldı. Bir zevkli kardeşinin kalbini kırdım diye. Saatler kaldı. Üç iğne yüzüme tükür. Ne yapıyorsa yap benim işe. Müslümanların umut, uhuvve. İşte bir kimse kardeşinin arkasından iftira edebilir mi? Kardeşine sahip çıkması lazım. Destek olması lazım. Yıkıldığı yerde kaldırması lazım. Döküldüğü yerde kaldırıyoruz kendimizi.
Bir yatmak için, bir kalkmak için, her bir şey için. İhlasla tehdit çekecekse kimse. Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Bu hadis-i şerifi hiç unutmayın. Kim ihlasla la ilahe illallah deriz. Kim ihlasla la ilahe illallah deriz. Bu hadis-i şerifin içinden bütün Kur'an'ı, bütün hadis-i şerifleri, bütün dini geçirmeniz mümkün. Bu hadis-i şerifi koymanayarak kim ihlasla la ilahe illallah deriz. Bütün dininizi ve dini yaşantınızı bunun üzerinden geçirebilirsiniz. O ihlasla diğer kimse, ihlasla diğer kimse, şunu bir böyle ülke olarak koyun. İhlasla la ilahe illallah deriz. Yeşil kuşu bursağında asıl. Şehitler için. Kim bu şehitler? İhlasla la ilahe illallah deriz.
Neden? Çünkü ihlasla la ilahe illallah deriz. Fiil olarak da Allah'ı zikrettiğinden dolayı çıkmış. Can verilecek canını vermiş. Alışveriş etmişlerdir. Çocuk sevgisinden, mal sevgisinden, can sevgisinden geçip, Allah'la alışverişini bitirmiştir ve şehit olmuştur. O zaman bir kimse bu muhabbetlerin hepsinden geçer ise, o kimse de şehit hükmünde. O kimse canını vermiştir, o daha can vermeye sıra girmiştir. O canını da verecek. O muhabbeti yakalamıştır. O muhabbeti yakalanından dolayı, o da arş hala da, yeşil kuşun bursağında sallanarak da Allah'ı zikretmeye devam eder. Ve hadisi, ayet-i kere, siz onlara öyle demeyiniz.
Ya Resulallah, onlar kafir, ölüp gittiler. Onlar ve selam Hazretleri diyor ki, onlar beni duydular. Sizin duyduğunuzdan daha iyi duydular. Duyduğunuzdan daha iyi duydular. Bu manada değil. Ver ya Resulallah, yine canını vermek istiyorum.
Allah diyor cevap verdi. Dedi ki, ben daha önceki vadimden dönden yaşantı bir seferdi, ördükten sonra yeniden geriye dönüş yoktu. Bu halde geriye dönüş yoktu. Ve Resulallah sallallahu aleyhi ve sellem adetleri bunu bize naklediyor. Ha demek ki, tedbide erişen bir kimse, tedbir noktasına erişen bir kimse, o zaman o ölü değil, Allah onun karşısına alıp oturtuyor. Onunla vasıtasız ve perlesiz konuşuyor. Ha demek ki peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri diyor ki, ölmeden ölünce ölürüz. Açılacak.
Yeni bir dünya açılacak. Ve o yeni halinde, yeni bir dünyada yeni bir hayat yaşanacak. Yeni bir hayat derken, insanların içini işte değişik, uydur kaydır şeyler gibi değil. Bu uhrevi bir ahalat. İşte cennetlik olanlar, cennet bahçelerinde devam edecekler, seyran edecekler. Cehennemlik olanlar, cehennem çukurunda bekleyecekler. Ne zamana kadar? Mahşere kadar. Ama daha ileri derecede olan nerede duracak? Daha ileri derecede durarız. Daha ileri derecede duran, arşalanın etrafında devam edecek, orada kalacak. Bu neyle mümkün? Tevhidin oturmasıyla. Tevhid o kimsede nasıl oturacak? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mahseterinin ahlakıyla. Onun ahlakıyla.
İman ve ahlak. Yani bizim düsturlarımızdan birisi imandır. Bir ki bizim asıl amacımız, maksadımız, gayetimiz, hedefimiz, çalışma alanımız imana hizmet etmektir. İmana hizmet etmek demek, Kur'an'a hizmet etmek demek. Yani birinci hedef budur. Ve ikinci hedef, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mahseterinin sünneti senesini yaşamak ve yaşatmaktır. Bu nedir? İslam'dır. Bu birinci dediğin farkı imana hizmet etmek. İkinci dediğin vacib hükmündedir. Yani biz İslam'a hizmet etmek zorundayız. İslam'a hizmet etmekten kastır, namazdır, oruçtur, iyi ahlaktır. Ondan sonra ibadetlerimizdir, insanların içtimai halidir. Bunların hepsini içine koyarız ve bu vacib hükmündedir.
Üçüncüsü nedir? İhsan makamıdır ki kalbi tasfiye etmek, ruhu tasfiye etmek, insana Allah'a aşık olmaya, Resulullah'a aşık olmaya götürmektir ki bu da o zaman sünnet mesabesindedir. Sünnet ehli tasavvufunu böyle almamış. Almış daha önceki bu son yüz yıldakimler bu ihsan noktasının üzerinde yaşamışlar, durmuşlar. İmanı bırakmışlar, İslam'ı bırakmışlar. İmanı ve İslam'ı bıraktıklarından dolayı boş hayale, boş rüzgarlara kapılmışlar, çakıl taşlarıyla oynamışlar. Çünkü iman gitmiş. Yani bir kimse oturmuş, uhluyeti bırakmış, almış şeyhine yüklemiş. Uhluyeti almış, almış, zakinleyip. Kimse kimisini cennetlik etmiş, kimisini cehennetlik etmiş, kimisini oturtmuş, uyutmuş, kimisini yatırmış, kimisini batırmış.
Ve herkes demişler ki, şeyhim böyle istiyor. Ya kardeşim Allah'ım ne demiyor? Uhluyiyet Allah'ım. Yani oturmuş şeyh, kim olursa olsun böyle söylerken, sanki ben kendi şeyhim eleştiriyormuş gibi gelmesin, millet öyle söylüyor. Öyle bir derdim yok. Bütün orta yere benim şeyhim. Oturmuş şeyhi gözünün içine baka baka gıybet ediyor, gözünün içine baka baka gıybet ortada oluyor. Gidiyor, şeyhim söyledi diyor, söylüyor, iftiraya. Ya şeyh efendi dese dair, şeyh Allah değil ki ya. De ki efendim bu gıybet olmuyor mu? De ki efendim bu iftira olmuyor mu? De ki efendim bu siizan olmuyor mu? De ki efendim o kardeş, o arkadaş burada yok, yüzleştirelim. Uhluyeti onun üzerine giydirmiş.
Ve ondan sonra biz onu almışız, demişiz ki ihsanı yaşıyoruz. İman olmayı değil, ihsan yaşanmak. İslam olmayı değil, imanı güzel mi? Demişsin ya bir kurmayı yok demişsin.
Uşrasına ibadet etmeyin. Nasıl göreceğim onu? İman yok. Yani iman yok. İhsan yok. Allah demiş ki bu insanlar beni diyorum bir noktaya koysalar. Ben nefsime uysam helal.
Beni kurtarmasınız siz. Ola ki ben bir yerde ayağımı sürtse, dilim sürtse. Millet de dese ki abimiz söyledi, işte üstadımız söyledi. Bir şey demezler. Ne oldu benim halimde? Kendi kendimi bunu düşünüyorum. Ve insanlar öyle bir ne? Sevgi de öyle aşırı.
Düşünüyorum. Yarabbi diyorum ya. Gecelerim geçiyor benim. Geliyorlar kapıyı açıyorlar. Kendi kendimi düşünüyorlar. Yaşadığım şeyler var. On sekiz, yirmi yıllık kendi içimde dışarıda var. Orada, burada. Bu yuhiyet. Allah'a itaat edin. Allah'a. Resul ney? Şimdi geçen gün arkama.
Biz filanca şeyhe bağlıyızlar. Ölmüş. Ha demek ki Allah bu ayeti kerini havaya söyledi. İnsanlara değil. Öyle de şey sizden olan emir sahiplerine itaat edin demiş. Sizden olan emir sahiplerine itaat edin demiş. Bir tane veli vardı.
O da peygamber miydi o da? Veli olmuş değil. Atmışlar. Atmışlar. Kiminin şeyhi uçuyor. Kiminin şeyhi yüzüyor. Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. İştahattaki imamımız imam-ı azamdır. İtaat edeceğiz. İtaat edeceğiz. İmam-ı azam. İmam-ı azamdır. İmam-ı an işleriz. İmam-ı hamberesim. İmam-ı malikis. İtaat edeceğiz. İtaat edeceğiz.
Bir kimse, bir kimse çevir çevir. Böyle denmesin.
Bu zamanda böyle denmem. Dincilinin sahibi.
Kıyamet insan. Benim emrimi değil.
Benim sözlerimi değil. Yanlışlık yaparsam benden uzak durun. Hata işler. Beni uyarın. Kıdlık zamanında olarak nefsime uyabilirim. Kendi kendine.
Benim Mustafa. Biz hatalıyız öyle. Nasıl bir şey söylüyor.
Hepsi de hata. Kim kendisini hatasız, kusursuz görüyorsa Allah muhafaza eylesin. Kusur insanlar için. Yanlışlık insanlar için. Benim yolum böyle. Bunu da giremedin. Hayır ya. Yarın öbür gün diyorum. Kardeşlerimiz beni kalkardı. Bunu da. Ben duymazsam bunlar. Vallahi eylesin. Başlığı bir İslam yok. İnsanların uluhiyet elbisesine büründüğü bir İslam yok. İki hal görmekle, iki rüya görmekle.
Gece kalkıp da hakkıyla kulluk edemedim ya Mahmut. Azizimize devam edeceğiz. Fakırmize devam edeceğiz. Tevhidi yerleştireceğiz her şeyimize. Tevhidi. Bizi sevmeyebilirler. Arkamızdan konuşabilirler. Zor gelebilir. Yüz üstü sürmek insanlara zor gelir. Daha önce iyi deriş derken, seni uçurularken, kaçırılarken semada yüz.
Şimdi fakir haline bürünüp de biz hakkıyla Allah'a kulluk edememiz. Zayıf kullarız, günahkar kullarız değil. İnsanlara zor gelir. Başlığıyla tabiri caizse havalarda yüzmekle kulluk olmuyor, müminlik olmuyor. Gayetden haber vermek müminlik olmuyor. Dünya, ezikullahın âli sana oturduysa dünyada ve dünyada kılınarın hepsinden nasıl verilmek gerekiyor? Dünyada ve dünyada kılınarın. Dünyada makamdı, merkeziydi. Mertebeydi. Manevi olarak, maddi olarak da makamda, merkeziydi, mertebeydi. Hepsi de geçecek, bitecek. Onun sonu yok. Kabir kapısında bitecek. Kabristan'da bitecek.
Kabristan'a girerken sen lazım. Onlar gelmeyecek senin yanında. Sana orada sen şeyhtin diye sana özel bir ma... Sen zaktirdin, sen derviştin, sen şöyledin, sen böyle... Dünyada senin şöyle makamın vardı diye. Sana orada özel bir muamele yok. Özel muamele ne var? Lay lay lay. Orada da lay lay lay, demeye devam et. Demiş göründüğü sen. Gel diyecekler buraya, gel. Gel seni riyaka. Gel seni yalancı. Gel bir tek seni düzenbaz din taciri. Gelmiş taciri, tasavvuf taciri, şeyh taciri. Neden? Sen ihlasla imana koşmadın. Sen ihlasla...
Namazı kılarken görsün. Sen şatalı düştün. Şatafa da düştün. Aley ve sellem Hazreti'nin haliyle hallenmedi. Şusun tok açken, tok yatan bizden bilir derken sen hiç umursamadın. Sen o kimseydi, diminden bütün Müslümanlar emin olur. Hadis-i Şerif'ini tecelli ettirmedin. Ondan Müslümanlar zarar görmez. Hadis-i Şerif'in üzerinde tecelli ettirmedin. Sen hem suizan besledin, hem hıybet ettin, hem dedikot ettin. Hem iftira ettin, hem uğuz ettin insanlara, hem fitrenin içine. Hem de ibadet ediyormuş gibi gösterdin kendini. Aldattın hem kendini, hem insanları, hem Allah'ı, hem Resul'ü, herkesi kandırmaya...
Gel cehennem çukurunun içinde yaşam. Neden? Sen ihsan bulamadan ihsanın kalktın, varmış gibi gösterdin. İman olmayanca ihsan olmaz. İman olmayanca islam olmaz. İman olmayanca muhabbet olmaz, mükaşif olmaz. İman olmayanca tevhid oturmaz o insana. Önce bir iki derecede iman lazım. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Hakkımızı helal edin. Bizden yana da helal olsun inşallah. Kusurumuza bakmayın. Varsa bir sorunuz sorun inşallah. Fahra vermiyor.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi