mustafaozbag.org

149. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 11 Ocak 2012 · 1:02:00

İnsanlar fitnelerin karşısında bir imtihan demek, bir beraber musibet demek. İnsanlar beraber musibet, bir kendi nefisle mücadele ederler, komple muhammetle mücadele ederler. Şimdi nefislerin dairesinde, komple, bütün içerisinde çok zayıf var.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, bunun zaten işaretini var. Aynı zamanda öyle bir zaman gelecek ki ümmetim işte böyle belâvâ yazıkları duyçağı olacaklar, şöyle demiş ki ya nasıl olan? O zaman ümmet kalabalık olmayacak mı? Yani şey değil, kalabalık olmayacak mı? Şey değil. Ama velâfî denizin üzerindeki küt misal olacaklar, yani bir alınlığı olmayacak. Şu anda Ümmet-i Muhammed'in en büyük problemi bu. Bir içindeki iç etkenlerden dolayı, dış etkenlerden, iç etkenlerden dolayı kısır çekişmelerden oluyor. Yani işte senin şeyhin, benim şeyhimi döver, senin cemaatin batını döver, siz delalettiniz, delalettesiniz, biz hidayetteyiz. Onlar işte şöyle, onlar şucular, buçular, oçular filan dağıtmışız, dağılmış onları.
Bunun da bir şey, feccar ve şeytaniyet bunu körüklemiş. Yani bizi ocu, bucu, şucu, şucu, şucu, şucu yaparken, bir de aynı zamanda grup olarak da birbirimize düşürmüş. Yani, biz çocukluğumuzda pis Araplar diyoruz. İçimizde ne yapmışız? Biz Kürtlerle, kendi ülkeyi kuruluyoruz, Kürtlerle pis, bir kavram haline getiriyoruz.
Onlara da düşmanız. Türkler, oradan Farisi'ne ve İran'a da yeni olarak düşmanız. Şiarla düşmanız. Usullarla da düşmanız. Bize göre, en Türkiye'de yaşanın, Türkiye'de. Yani Suriye, böyle bir İslam. İşte, Sur'dan'da yok, işte ne bileyim, İslam'da yok, İslam'da yok, hiç bir yerde yok.
Ya, biz arabalarız. Bunlar ki sizde İslam yok, din yok. Sizin kadınlarınız içki serbest, kuluşman serbest, her günün menane serbest. Siz İslam'da iyisiniz diyorlar. Siz İslam'a iyisiniz diyorlar. Siz İslam'a iyisiniz diyorlar. Bize İslam olmamak gerekiyor. İslam mı? İslam değil diyorlar.
İslam bizi öyle biterler. İnan'a baktığın zaman olur. Yani, İslam ümmetinde, konu ve şu anda parçalanmış Hazretler. Konu yani, şu Risale-i Nur, kitabı kullandı. Risale-i Sohbetleri derlermiş. Ayrılmış bir refranç. Neyi? Yazıcılar. Onlar sırf yazıyorlar. Ayrılmış bir fraksiyonda ne? Yeni Asya'cılar. Ayrılmış bir fraksiyonda ne? Azimendiler.
Ayrılmış bir fraksiyonda o ne? Fethullah Hoca'nın cemaatı. Bir fraksiyonda ayrılmış. Bu da şey var. Kırkıncı Oca var. Bir fraksiyonda o var. Bilmem kimlerle bir fraksiyonda var. Nurcular görülmüş 6'ya, 7'ye, 8'er. Ve hepsi de birbiriyle çatışır hale geliyor. Şimdi, yani, görünmekten bir şey olmaz. Bölün öyle insan. Gölün çoğalımı, kovandan bir bey çıkar. Hayalı oluş, çoğal, kenardan bir filiz çıkarır. Zehri'nin ağacı kuvvetli olduğumu, kökünden bir filiz daha çıkarır. Kuvvetli ya, kökünden bir filiz daha çıkarır. Bu normaldir. Ben bunu normal karşıdım. Yani siz 10 bin kişiyi tek nakete toplamanın zorundu.
20 bin kişiyi tek nakete toplamanın zorundu. İnsanların gönülünü kayar, gönülleri kayar, sevgilileri kayar, muhabbetleri kayar. Bunlar var mı? Ama bu kaka demek yapmış. Anlaşıldı mı? Bu normaldir. Bunda söyleyecek bir laf yoktur. Ama öyle değil. Herkes birbiriyle uğraşıyor. Herkes birbirini küfürle İslam'dan. Kitap yazıyor, bilmem ne olacak kadar. Süleyman Diniyan. İşte bilmem ne... Şey olarak...
Aferi bilim var. Olmak peki. Onu kuvvetlendiriyoruz. Birbirlerine düşman. Kimse ona bulsana düşman. Ya ona bulsana, olalım ağzına gelmesin. Ben paylaşmıştım. Ama bir şekilde, bir şeyden, ammal ve lakin anlıktan pek insan lider olmak istiyor. İslam dünyasında gerçekler, ya böyle bir topluluğu kalmış olsa
ve bununla işte Rusya'nın yıkılışı, mücadifleri, insanları kullandı.
Bir taş da o kadar çokmuş, bir taş da o kadar çokmuş. Sonradan ağa döndü, bir baktık. Afganistan'daki beraber mücahit, beraber savaşıyoruz diyenler vurdular öbürlerinden. Öbürlerinden öldürdüler. Kardeşi katkı derdi. Şimdi ona durdur, bir baktık. Çeçebistan'da öyleyse şimdi. İngiltere'de durmamda duruyor şimdi. Bir de sayıdım. Gerçi saat 1'de, 2'ye kadar. Hepsini durmadan, hepsi dolaştırıp.
Doğrulmadan, bir nem ne, Başkan Yardım, İngiltere'den oturmalı, kaldı oturuyor şimdi İngiltere'den. Bundan büyük kâheler farklıyor. Şimdi Irak'ta, Amerikan işgali var mı? Var. İngilizlerin işgali var mı? Var. Müslümanlarla birlikte birlikte, beraberlik içinde değil. Şiirleri , Ömür fraksiyonlar var, orada bir tek bahşişçiler var, işte en üstünde dedikleri var.
El kaydı mı, el kaydı yok, yalan hepsi. Hiçbir şey olmuyorlar. Filistin'de hemen, Filistin'deki kendi toprakları için mücadele eden Filistinler, Tekçap altında mücadele ediyorlar. İşte bölük görçük. Lazım ki hepsi de çek. Orada Filistin'de Tekçap altında silah sağlansınlar, güldür güldür güldür içsinler. Memleketlerine vatandaşın kurtarsınlar. Onları bağırıyor. Diyorum ki yarın bugün gelecek, Amerika. Gelecek bağırıyor, silahı dayacak, basacak. Senin memleketini zaten. Diyecek ki Orta Doğu klikamıza siz uyumuyorsunuz.
O yüzden Güneydoğu bize lazım, biz buraya oturuyoruz. Çok çatlak ses çıkacak. Kimisi diyecek ki, Amerika'nın müttefikimiz barış yapalım. Kimisi diyecek ki, bunlar oturduk, burayı bırakıyorum. Nasıl o program değil. Kimisi şöyle diyecek, kimisi böyle diyecek. Herkesin bir şey diyecek. Bu gayri bir şey değil. Bu gayri bir şey değil. Bu gayrı insanların tek çatak altında toplantıcı. İlk önce insanlar kendi memleketlerine, kendi memleketleri için birleşmeleri lazım. Yani şu memleket, şu insanlar, şu toprağı, şu toprağı paylaşan insan, Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştirmiş bir milletin torunları. Ya öyle bir Kurtuluş Savaşı gerçekleştirmiş ki, herkesin adını ve badını oldu.
Her şeyin adını ve badını oldu. Haberleşmenin yok olduğu bir zamanda, resmen memleketin her tarafında cihal etmişler. Kol ve düşmanı. İşte Yunan'ı, İngilizler çekip gitti anlaşılır. İttihar verilen şeyler, İzmir'den gelirse, bir kısım yerli işçiler, o zamanlar bizi çelenk vermiş.
Dedem anlatır, kolağın büyüdü. İşte kimler? Pişmancaları. Ama hala teyzeleri. Ya sen o sülaleye gitme. O sülalede bir bozuk, bir düzen çıkmış. Bir bozuk, düzen çıkmış. Yunanlılardan, hiçbir kadınlardan bir bozuk, düzen var. Size sen git oradan kız alma veya sen oraya kız verme. Neden?
O sülalede bir çatlaklık çıkmış. Deden şimdi bütün boyunları tanıdınlar. İşte kim? Külancaları, pişmancası. Bu bir hanım durak var, daha haklı verin olursa. Onun bir adı avlasını söyleyeceğim, dayısı şu amcası bu, dedesi bu. Hemen sana seceresini döker. Ve onları ayıplamışlar bir daha. Yapmışlar, öldürmüşler. Siz neden Yunan'la iş birliği yapıyorsunuz? Şimdi ise, şimdi enteresan noktası. Biz hepimiz kendimiz iş birliği yapıyoruz. Bilerek de, yediğimiz yabancı marka, yediğimiz yabancı marka, hanımız yabancı markalar. Her şeyimiz yabancı markası. Ben diyorum ki burada derste arkadaşlar, Temmuz ayının kârını, Coca-Cola, İsrail donanmasına kârını komple hibe etmiş diyorum.
Dinlemiyorum. Bakıyorum, bizim arkadaşlarımın böyle suç olayı, elinde sallandıra sallandı. Ne söyleniyor? Temmuz ayı, kârını, komple kârını, İngiliz, Yahudi donanmasına dolaştırmış. Bu ne demek? Ya destek çıkmıyor. Şimdi de destek çıkmıyoruz. Halıları, yarın iman derdilecek.
Ben şimdi seninle nasıl birleşirim? Arkadaş, benden beraber iman derdilecek. Ben seninle nasıl birleşme olduk? İman. Kasavuk'ta bir an altı arattılar herkese. Ne yapacak? Ben abi de şeyhini düşündüm. Boynunu bükçe, şeyhini düşündüm. Ya boynunu büküp ve şeyhini düşünmekle beraber olur mu? Beraber mücadele edecek. Sahabe gidip de, Uludağ, Resulullah, Salullah ve Selmanlık'ta orada cenk ederken, Medine'de peygamber Salullah ve Selmanlık'ta gitti, onunla kadar cenk et.
Yok. Bizim tasarım anlayışımız öyle değil. Biz otururuz kardeşim evimizde, çekiliriz kenara. Çayımız da gelir. Biz tefekküre de alalım. Rahvut edelim biz. Rahvut'a takarsanız, düşman kesseriz, neler öldürürüz, neler yıkarız. Meydanda kimse yok. Burası benim. Düşün Allah, düşün.
Şeyh Şam'ın dervişleri gibi, 4 köşesinde oturmuş Şeyh Şam'ı, öyle mi düşündüler? Düşünsek, derviş daha da kadar. Üstadını düşündü. O sohbetten, yatır bir yerde, Allah sen neredesin? Yapamazsın artık. Veya derviş konusu için, bir şeyler anlatacak bir şey, bu sebeple üstad veriler. Üstad ya, millet gelecek ona, derviğiniz zaman, o doğruları, tepeden falan olacak. Onlar da biz bakındık, ev sunlandık dedik, gidecek.
Yüzünü görelim, tamam. Gördünün yüzünü, sen bir tablaka ver. Gördünün yüzünü. Bir daha tablaka yapıyorum, muhabbet, insanlara imanlar. 3 gün sonra bakıyorum, işimizi terbiye edeceğiz.
Kardeşliğimizi, dostluğumuzu, muhafaza edeceğiz. Arkadaş, sen benim ne arkadaşınca mısın? Dost musun? Ben de arkadaşım. Tupak davranma. Ne görüyorsunuz? Kardeşliği sağlık. Dışarıdaki kimse de, nasıl sağlayacaksın?
Kardeşliğinden, adam nasıl sağlayacaksın? Eksini kendini meydana çıkar.
Eksini niye örtüyor? Bir eksik gerekmişe var mı? Yapılacak bir iş var mı? O gibi insanlara karşı haberin var mı? Başını zarfı.
Biraz kötü gidiyormuş ya. Allah yardımcı olasın. Benim yüzümü. Helal boş olsun. Kendini gör. Eksini gör. Al kendini ikirasını öder. Al elektronik suyunu öder. Ama evlacatlarıyla, bize meydana iyi yiyelim. Yapıyordu. Acı şeyler. Miyetinizi, o güzel okul, samim olduğuna, sen iyi anlayacağını alırsın.
Ebeden de, ebeden milli hicretlerinin sebebi de, mücret eden Müslüman kadınlardan birisi mi, nikahlamak içindir. Sahabe bende bak ya, bu da şimdi bizim gibi, hicret sevabı aldı mı? Allah Resulü dedi ki, herkes niyetine göre olur her şeyini. Niye hicret ettiysem, niye hicret ettiysem, sen niye hicret ettiysem, yani bir insanın evinden buraya kendisi hicret etmesin.
Bir kimsenin sokaktan buraya kendisi hicret etmesin. Sizin bu hicretini niye sanılmıyorsunuz? Niyet çünkü. Eğer adamın niyeti hicret ederken, Allah versin emrini yerine getirmekse, en ortadan sebebi, en ortadan sebebi, maske davranış var çünkü bu manada. Eğer kadın niyeti kadına ulaşmışsa, eğer kadına ulaşmışsa, o niyeti para kazanmış, parayı kazanmış, dünyaya alır, dünyayı da affet ederken, hicret ettiler Almanya'ya, para yapıldığı var, adını rahat ettirler, hicret ettiler Almanya'ya, Avrupa'ya, hepsinde dünyaları güzel,
çok güzel adamları oldu, büyüksel adamları oldu. Ama niyetleri olmadığından dolayı, bozuldular. kadınları bozuldu, kızları bozuldu, erkekleri bozuldu. Sonradan dünyanın toparlanmaya çalıştılar, toparlanın bile toparlandı. Toparlanamayan da oldu, gitti. Niye? Dünyada orada şu toparlanmışlar, aç oldu.
İçinde, içiz, dağın gibi bütün. Böyle bakıyordu, tamam mı?
Dedim, bana, söyleyecek laf bu. Dedim, kendisi. Orada dünyanın, Mürsid-i kanunların,
emri, niyeti, ne? Doğru, ne? Ne?
Biz, Ne? Nes? Ne? Allah'a bak 89. Söyleyecek bir lafımız yok. Benim diyen o meşru şeyhler hepsi de o beş yıldızı boynunuzda otellerde. Abla araya da Amaz'a doluyorlar orada. Şimdi de kendisi oldu boynunuzda otel. Ulan o otelin buradaki yeri gördünüz mü? Nerede var?
Nerede diyorsun? Şeretim. Şeretim kimin oteli? Kimin oteli Şeretim? Hepsi de mürşid, ikanik.
Hepsi de bir yük veriyor. Ama bir kimsenin evinde kalan bir kimse nasıl var? Ama dostluk yapıyor. Ben de benim kabul etmiyorum. Ve bize bir otel kendimi şeyh efendiler bir dolarla yöntemlerden bir hak yedip o beş yıldızı boynunuzda.
Kays bir dolar. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem adetler demiş ki el fahri fakri. Ben fakirlerle beraber. Ben Resulullah'ın yolundan diyorum. Onun vekini fakirlerle beraber. On bin dolar bir kişi adam başına kaç tane yürüyüp öyle hak edecekler? Var mı burada on bin dolarla kaçacak? Sekiz bin dolar, özür dilerim, altı bin dolarla, beş bin dolarla, dört bin dolarla, iyi, dört bin dolarla, geri kalan yok. Birinci niyetimiz şu oluyor. İmana hizmet etmek.
Birinci niyetimiz imana hizmet etmek. Diceniz ki ben imana hizmet etmek için kendimi alalım. Derdiniz ne eder? Ve bununla dertlenmiyorsanız, kendine çekip şiğim şiğim ağlamıyorsanız ve bunun için kendinize hesabı çekmiyorsanız vallahi imanınız kemale gelmez. O ne dersiniz? Tehlikeler.
Eğer bununla tartan bir kimsenin iman hizmeti de ara problemi yoksa imanı tehlikeler. Derse bizim işlerin yokluğu der, borçlar der, tam çocuk çocuk ne olacak der, ev oldu olmadı der, araba oldu olmadı der.
Sıralama doğraya. Sıralama doğraya. Başka sohbeti nasıl söyleyin? Kendini yeterli ne büyük. Onun derse gelin kendine. Derse gidiyorum ben hazırlayın. Derse gidiyorum ben hazırlayın. Derse gidiyorum ben bu yuma hazırlayın. Derse gidecek diyor ki giderken bana haberlerimi beni daha götürün. Ona özel araba lazım, özel otobüs lazım, özel taksi lazım. Özel çağırılma lazım, özel istek lazım. Buraya dedim tam piyano koyacağız, takıcı, takıcı, takıcı, takıcı. Umur Yancar efendi hoş geldin.
O zaman geldi. İslami hizmetle alakalı, imana hizmetle alakalı derdi yok. Kendisinde bir sıkıntı yok, bir müşkülat yok. En büyük sıkıntı bu. En büyük sıkıntı bu. Allah Allah, evde namazda ağlamıyor. Yalnız kaldığında ağlamıyor. Gece saat ikide kalkıp ağlamıyor. Bakıp ağlamıyor. Kimsenin görmediği yerde şurada duvar edelim. Allah'a gizlice ibadet edelim. Gizlice Allah'a emanet edelim. Böyle bir derdi yok.
Ağlamıyor hizmet faşı. Ağlamıyor hizmet faşı. Duvar olursa duvarı dikecek. Başına kaldığında da dıdı dıdı dıdı … Dövüyor onu. Belkiş ve daralırsa Mustafa ağabey dövüyor.
Dövüyor bunu. Yadınca bir tere, iki tere dedi. Bir üstünde haber gönderiyor. Ben şimdi soruyorum kendi kendime. Ona da soruyorum. Ne zaman demişim? Ders de öyle demişim ağabey. Dediğinizi yapmazsa da öyle demişim. Dersi açar mı? Senin söylediğin bizim derdimiz. Onun bir yetkene temiz olacak. İlk kaldı bir yavrum olmayacak. O zaman her şey düzgün olacak.
Dünya'yla geçmedikler. Zor. Ve insanlar maal bir zor. Tüketim oluşkanlıkları ile zor. Gece yattığında rahat edecek. Gündüz gittiğinde rahat edecek. Şimdi bak millet az ardı. Yaz hava sıcakca kimin parka gidecek. Kimin sinemaya gidecek. Kimi yazlaya gidecek. Kimi denize gidecek. Müslüman tatil yapmasın mı canım? Müslüman tatil yapmayacak mısın? E yapacak mısın sen yapıyorsan? Müslüman da tatil yapacak. Tatil hakkı değil mi adamın? Bütün sene kazanmış adam, koşturmuş, işçi yiyesin tabi, işçi yiyesin. Ya biz onun için para gösteriyor. Ondan sonra ilahi çok güzel var.
Derviş dünyamı ondan ne ver? Lan neye vermeyecek? Tatil edilecek. Senin bir sözün var ya, lafına paylaştım yani söylemek için. Hilelerle hesaptan öldüğünün dua zamanı gelir diyor. Efendim? Hilelerle hesaptan öldüğünün dua zamanı gelir diyor. Dua zamanı gelir. Hilelerle hesaptan öldüğünün dua zamanı gelir. Dua zamanı gelir, evet. İnsan normalde hile ve hesap dedi, insan kendi kendine hep bir şeyi hesap eder içinden. Diyelim ya ben bir şey yapacaksanız hesapsız yapın diye. İşte niyet temiz olmaz anlaşıldı mı? O niyet temiz olursa hesabın yok senin. Hesabın olmazsa dua zamanı geldiği demek senin içinde hesabın yok.
İçinde fitne fitne yok. İçinde yanlış şeyler düşünmüyorsun. Anlaşıldı mı? Hilele duruyorsun hiç kimseye. Tuzak durmuyorsun. Akhileşti. Akhileştiğin zaman yapılanı dua Cenab-ı Hak kabul eder mi? Eder. Bu için dua et olur mu? Bu adamı nasıl uçuran? Bu adamı nasıl kaldırır? Bu adamı nasıl hop at evde? Veya kendi içinden sen şimdi dua ediyorsun. Allah'ım bana para verirsen bir tane alattıracağım. Lâzmi sahibi tamam mı? Bu adamı aldattım, aldattım. Verirse aldatacak cevap. Dönmüş öpürken demiş ki Bu adam aldatıyorum demiş. Allah da şimdi çok para istiyor ya Bir daha bakıyormuş ki camiye duracağım senin için.
E bunu da gördük demiş. Demiş ki yani para gidiyor nereye gidiyor? Sus demiş, aldatıyorum. Aldatmak da olur mu zaten? O yüzden Mevlana eğer sizin içinizde hilele hesap bittiysen İçinde hilele hesap bitecek. Hilele hesap bitti mi? Şimdi o zaman dua aramadır. Şimdi işte içine içine. Allah verir. Neden? Sen beni serenledin, temizledin, yıkadın, park ettin. Park edince Allah seni duana icabet eder. Öbür türlü öbür türlü Allah seni duana icabet eder mi? Etmez. Çünkü Allah hesabın oldu, necisin oldu. Pisliğin bunu bir yere teveccüh etmez. Oraya teveccüh etmez.
Oraya teveccüh etmez. Allah'ın teveccüh etmez. Allah'ın teveccüh etmez. Haa temiz olması lazım. Allah'ın teveccüh etmez ne olacak? Tövbe etmiş, arınmış olur sorun. Anamda yalmış olacak. O teveccüh etmez. O teveccüh etmez, teveccüh etmez.
İçinde hesap kaseber. Toprakta da ateşte bir. Cenab-ı Hakk'a dedi ki bu cümünden sonra ona kendi ruhu seçti.
İmdian. Neden?
Tehrik nuru. Tehrik nuru inkıdaya bulamaz. Ne zamana kadar? Kıyamete kadar. Onun teveccüh etmez. Onun teveccüh etmez sınırıdır çünkü. O kadar kimya değildir, kimya. Onu sürerken adamın kimliği çıkardır. Kimyanın içine bir şey var. Tövbe etki pası çıkarır. Görüntüsü çıkar. Kendisi kalır. İşte ağlamın velileri ve öyle kimya lavakları gibidir. Girdim adam buraya kendi özü çıkarır. Ben kilkiyim ben köpekim. Ben maymunum diye. Adamın şekli şemalini çıkarır.
Kimden sevdi? Bu noktada, bu noktada kılarsan ne kadar kılardı? Mevcut ağlamın velimin. Bugün yok. Tehrik nurunu. Taa. Tehrik nurunu da başlangıcı yoktur. Allah'ın başlangıcı yoktur. Tehrik nurunun da başlangıcı yoktur. Tehrik nurunun da başlangıcı yoktur. Tehrik nurunu, alt alttan ayrı ve ayrı bir şey düşünmeyin. Sorun da olmayacaktır. İnsanların üzerinde tehrik nurunu tencelle etmeyecektir. Kim iman ediyorsa onun üzerinde dair bu tehdit nurunu vardır. İman edenlerin üzerinden. Kimisinde, kimisinde floresan gibi yanar. Bu farklı bir şey.
Allah bizi muhafaza eylesin. O yüzden, mevzu bir daha bir daha gitti. Allah yiyesin inşallah. Baksana öyleymiş muhabbet. Şeyden çıktı. Evet, millerlerden hesaplardan çıktı. İsyan. Girsin camiye.
Bizi girmalan.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi