mustafaozbag.org

147. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 10 Ocak 2012 · 55:02

Tasavvufun olmazsa olmazlarından birisi vefa. Bunlardan bıkıyorsunuz belki de her hafta, her hafta diyemem. Bir daha bunları geri dönmemek üzere konuşuyorum. Yani gerekli olmadıktan sonra bunları tekrar tekrar anlatmıştık. Tabii bunların eski arkadaşlar değişik sohbetlerde, değişik zamanlarda dinlemişlerdir. Ama bundaki niyetin kastı, bir yol gidilirken durum kaidelerinin belirlenmesi, insanlar neye nasıl uyacaklarsa onları bilsinler ve gidecek olan kimseler tasavvufun olmazsa olmaz kaidelerini öğrenip ona göre gitsinler.
Ehl-i tasavvuf yıllardan beri uyudup kalabalığa gitti. Yıllardan beri neyin ne olduğunu bilmeden, neyin ne manaya geldiğini bilmeden yürüdü gitti. Niyetim, İnşâAllah-u Rahman öyle olmumak. Arkadaşlarım da öyle olmaması. Vefa, bir kimsenin hidesini düzelterek içini ve dışını Kur'an ve sünnete uydurmasıdır. Vefa, yerine getirmektir. Sünnet-i Resulullah'a sınsıkı yapışır, içini ve dışını sünnet-i Resulullah'a uydurmaktır.
Mürşin-i Kamillere ve yerine getirmektir. İnsanların arka kimseyi tam hikaye de, bütün içinde değilsin. Tefekkür değildir. Sevgisi mi var? Siz içeri girin, sosyalin yerin, elbinizden onu çıkarırsınız.
Siz size şimdi açık bir şey, bir girenin çıkanı tespit edecek, o kimsenin kendi hak usullarını tespit edecek. Düşünce müdahale et, tespit edemezsiniz. Bunu tespit edemezse kimse, bunu öğrenemezse, o zaman inayeti bilemez örneğin.
Olmaması gerekir. Ecelliyatını yerine getirecektir. Ama genişlik, ama bolluk, ama güzellik, adı muskülat hastalığı, bizi dağlıktan kumarlanması,
zeylesin bunların hepsi de şirktir. Tutmuştur. Belirlik şahıslara mühlasır bir şey değildir. Hiç kimsenin özel mülkü, özel malı değildir.
Hiç kimsenin kendi ihtiyarında olan bir şey değildir. O yüzden, bela ve musibet hepimiz açıktır. Hepimize gelebilir. Bize düşen, ipine sımsıkı tutunmaktır. Allah bize onlardan eylesin inşallah. Bu gecenizi fazla ağırmak için, bir önceki haftaki program için çalışan bütün kardeşlere teşekkür ediyorum. Bilhassa Demirtaşlı kardeşlere teşekkür ediyorum.
Emniyetimizi sağladıkları için. Herkes bu organizasyondaki çalışan arkadaşlardan, işte salonun içindeki görevlilerden çok memnun kalmışlar. Belki de on kişilere falan açtı. Ne kadar güzel olmuş. İşte bu görevliler her şeye sahiptiler. O sana hiçbir problem çıkmadı. Hiç kimse üzülmedi diye özellikle teşekkür edenler oldu. O yüzden bunu belirteyim. Bu bir. İkincisi, tabi semazen çalışmışından, Remzi abiden, bizim ve sonradan gelen bütün kardeşlerin, semazen çalışmalarındaki yaptıkları gayretten dolayı, hepsi semazen kardeşlere ve dernektekinlere ve bu programın olduğu için gayret gösteren ne sorusu olan varsa sorsun. Benim de can bugün, perşembe oruç tutan orucuna niyet edecekler.
Niyet ettim, yarabbi, örneğin işte bir takip üzerine gitmiyorlarsa, en son tutamadığım Ramazan orucunun kazasını tutmaya diye niyet ettim. Bayek olmadan önce, ya yine oluyor, kesin bilmiyor, 61 tutmamda, belki daha küçüktüm ama, 64 tutmam, bu kadar değil, daimi yolu, yani tutulması tutulmaması hakkında.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem aleyhi bir hadislerinde der ki, siz fetva için vicdanınıza danışınız. Bazı meseleler vardır, o meselelerin içinde zahiri olarak çıkmak mümkün değildir. Zahiri olarak ona bir hüküm vermeniz mümkün değildir. O kimse kendini vicdanıyla baş başa kalacak o meselede. Mesela bir erkek, kocasına der ki, defol git ademinin evine, o erkeğe soru bu, sen bunu boşamak kastıyla mı söyledin, yoksa işte böyle bir kafanı dinlendirmek kastıyla. Kimse kendi içinden boşamak kastıyla niyet ederekten söylese, bir talak kuatü, sinir edip kafamı dinlemek için böyle bir şey söyledim derse, bir talak kuatü olmaz. Bu şeriatına öyle, anlaşıldı. Vicdan, vicdan o kimsenin içinden der ki o kimse, hamle yüzünde yanlışlık yaptın, eksiklik yaptın, ben bunu boş, giderken boşamayı kastetliydim.
O yüzden aslında benim bir talakım var, vicdanı burada. Anlaşıldı. Sen de vicdanen muhasebe edeceksin. Eğer ki o orucunu bozarken, akıl bağlı olduğundan inanmıyorsan, ben yok, o esnarda akıl bağlı değildim. bilgiye ve terbiye de değildim. O yüzden, yok olmaz. Ayrı ayrı mı tutulun?
Ayrı ayrı mı tutulun? Ayrı ayrı. Önceki akşam derste, sanki, geçmişlerin hepsi ya, oturacak gibi, şey durdu. Ya ben yanlış anlamadım. Yok. Öyle değil. Bir kimse, bir Ramazan boyunca, boyunca beş tane orucu, bozmuş olsa, bozmaya, bozmuş olsa, ayrı ayrı atmış bir gerekir. Bir de bozduğu gün, atmış bir tanışıldı.
Bakalım o zaman. Demir Sinan. Ben yetmiş Ramazanlar'da böyle bir vaki varsa, bir tanesiyle işi kurtarır. İnşallah o zaman, bir tanesiyle işi kurtarıyormuş. Artış bir. Bir Ramazan'da beş tane, öbür Ramazan'da da beş tane varsa, yetmişi kesin. Altmış artı yetmiş kesin. Tamam. Evet, yani, ömrü hayatında bir sefer kefaret tuttum, yetiyor kimseye. Fendi Hazretlerim, bir yerin mesele, Bursa'da bir zakiri vardı. Bursa'da bir zakiri vardı diyelim. Sizin böyle bir atamanız olacak mı yani? Helal olsun.
Zaman her şeyin ilacıdır. Zaman her şeyin de cevabıdır. Helal olsun. Bir daha bu, bu, bu ilim kapalı değil. Kendi kendine ayetlerden, hadislerden bir şey çıkaraktan, hayatlı geçmiş dilemanın, alimlerin, ehli tasavvufun bir şeylerinden bir şey çıkaraktan, kendi kendine tahmin edip, böyle bir hesaplamanın içine girebilir, buna bir söyleyecek bir sözümüz olmaz. Ben şu tarifte şu gün korkacak diye, kat'i söylüyorsa tezidi İlmal Nazım Hanım, anlaşılır, ne benzer biliyor musunuz, şu kuvvetle eser sen bulundun, yani gittik, kar yağın, yağın alırsa elimizde misafir olur, üç gün yer içeriz orada, zeytin de var diye, bir kimse de otur, kıyametin konuşulması güzel, o yüzden diyorum, kıyameti konuştukça, dünyadan biraz vazgeçsinler, kendilerine ahirete,
yoksa desek, iki gün işte yediden kıyamet kopacak, kendinizi ona göre hazırlayın, insanlar harılmadın, o söz batır da olsa, yetmişe mi? Ah, demek ki alışveriş etkili, içinizi yapmak yok, begin çıkacağına sen inanmıyorsun, tab ve şekidin, millet olarak, belki din yaşayın demişti.
Bunların Yahudilerin içinde, kutusuyla alakalı, inancına göre, kendi işine geldiği noktaya getirip, eyle vesairemez, anlaşıldı. Üzerinden aşırı değil mesela ülkeden alınmış burada o yüzden
yarattı bir şey değil şu tasarruf hale nedeni için olmaz ki seçmiş kardeşim.
Kanval, kanval demiş seçmiş. Bazı cemaat. Biz mektanelere rahatsızlık değil mi? Burada Filistin'de, orada Çeşenistan'da davaları için, bayrağı için karını canını paramparça oluyorlar.
Burada nasıl olacaklar? Kaçmaktan başka bir seneye hikmetleri, din Allah oluncaya kadar. Tehid, lale, hizmür peygamberimiz. Bizim peygamberimizin yüzünde din Allah oluncaya kadar da bizim olsun da böyle olsun demeye düşünceniz olması mümkün değil.
Saniyete giderse mümkün değil. Allah'ın kurtuluşa ermesi mümkün değil.
Olmuş olsaydı sağ ol. Elhamdiyat Allah'ın sağlık. Dediş ki insanların orada kendinden birisi var. Kendinden birisi var.
Ölüsü, ölüsü dahi hizmet edecek. Ölüsü dahi bir kapat. Beni surların dibine gömüyor. Adaletlerinin kardeşi sahabelerden. Şimdi yakın zamanda çıkacak demiş, oraya gitmiş, Şam'dan ev almış, yerleşmiş.
Kıyametleri o gün için almış götürmüş, yok demiş. Kıyamet yakın, Mehter'le ve sunun çıkışı da yakın. Toplamış kolasının portasının gitmiş, Şam'a yerleşmiş. Bu yeni değil ki. Yerine geçin, çıkacak değil de oturtan değil. Mücadele edeceksin. Nefsinle, şeytanla mücadele edeceksin. Bıkkınlık yok, yıldınlık yok, yorgunluk yok.
Belki o gün bugünkü zamanda durur. Siyasidir onun gitmesi, ne diyelim yine üstün zahmetlisidir.
Yani insanların içinde öyle siyasete konuşmuştur. Öyle diyelim yani. Allah bizi affetsin. Arkadaşlar, şu anda şöyle bir şey var. Önceden solcu çatışması vardı. Şimdi, şimdi şu hale getirmek istiyorlar. Bunun bir altını çizeyim. Cemaatler arasında mücadele ve çatışma çıkarmak istiyorlar. Cemaatlerin başında bazı kimseler var. Ama kasti o yanlışlıkları yapıyorlar. Ama onlara yaptırıyorlar. İkisinden birisi. O yanlışlıkların üzerine herkes kendisini yanlışlıkları gördüğü için, tespit ettiği için güldür güldür güldür oraya doğru savaşıyor. Burası tehlikeli bir nokta. Tekrar söylüyorum.
Tehlikeli bir nokta. Cemaat ve kusurlarıyla uğraşacak zamanımız yok. Bizim, bir önce kendi eksikliğe uğraşırız. İki, sonra dinden ilgilenip sünnet çizgisine getirmeye çalışırız. Disturumuz bu, uçumuz bu. Anlaşıldı mı? Bize bir şey kapmam. Bir kimseden adam kuyu seziyorum.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi