mustafaozbag.org

145. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 9 Ocak 2012 · 59:59

Vela, musibet, sıkıntı, sabrı gerektirir, şükrü gerektirir. Bir kısım el şükredir. Ama bunun o kadar, bir kimsenin üzerine her gibi nimet varsa ki muhakkak var. Koklaması nimettir, iman nimettir, iyi amel nimettir. Biz nimeti sadece yiyecek, içecek olarak görüyoruz.
Veya giyecek olarak, eşya olarak veya mal olarak görüyoruz. Dünya lezzetleri, dünya tatları olarak görüyoruz. Bunlar da muhakkak nimetin içindedir. Ama asıl nimet, insanın mesela iman edip, iyi amel işlemesi. İman edip, kömel kalmasıdır. İman edip, oruç tutmasıdır. İman edip, insanlığa, ben değil ki sana tebessünün. İman edip, insanlığın havasını suçtur. Bunlar, bir kulun gülünü eda edemeyip, bir kimsenin iaşesini temin etmesidir.
Nimet değildir. Bu dünyaya. İman edip, ilgilenen müzeh kelimesi nimettir. Ama o çok büyük nimet değildir. Dünya masada olur. Yani, insan bir noktadaki adam çok. Anlayacaksın ki, gücü mücevher var.
Şimdi, ender bulunan birinci derecede. Devresinin cani değildir. Ama o yüzden devlet hukuku çöküldü. Bizim devletimizin haksıyor. O yüzden meslek, şeyde, sülükte, için seyahat verilen doğru.
Yalnız dedim, seyahat veren kimse dedim, iyi düşünecek, seyahate çıkan insan değildir. Sana şeyhin söylemedi mi dedim, aç kalırsan, bizden iste diye dedim ben. Senin şeyhin ne dedin ben? Söyle ona, hep seyahat var. Ulan buz gelmiş, kış. Adamın sobasını vardı mı? Parası vardı mı? Yok mu?
Davet etti mi? Etmedi mi? Hiç değil. He kardeş, mühendelerimiz seyahat var. Dikkat adam. Hakkın şeydi. Demiş evladım, niye diğerimiz kalmadık. Ölüyorlar, gömecekler.
Görmüyorlar. Gördükten sonra, dostlar oldu. Şimdi bunu söylemem size diyor, şarkıda şöyle dua ettiğini gördüm. Edem veren seyahate çıkmış, şef bana beş lira. Benim kanunu doğurmuşsan sana şöyle.
Şimdi ben kimseye bildirmesin, ben bir sikteyim. İhtiyacı güldecekse Allah'a. Sıkıntı gelince ben ne yaptım?
Yarın, itikafı, niyet ettim de, üstüne çekti eskini sabahlı. Senin seyahati de konuşacak, sünnete uygun olacak. İmciler de görüyorsun. Herkese nasiplensin.
Gideceksen, bir lafı yok. Allah bizi muhafaza etmesin. Değişik beyaklar almış. Ama toplu beyaklar almış. Ama tek tek beyaklar almış. Sünnet, müştehitlerin iştahatıyla sabit.
Ali bir amel, iyi bir amel. Beyak ve müştehitlerin iştahatının üzerinde olur. Senin dışında çıkmaz. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve selam atırdığı şerifte Beyak mağazdadır der. Yani iyiliklerde, güzelliklerdedir der. Padiş şerifte de Beyak eden kimse Şimdi bir şey söylemişse yapması için. Siyasi olarak Ya İslami devreden Ya da İslami devlet başkanı Veya da İslami hükümde Bir dağılık harp imamı seçilir. Harp imamına beyaklar. Bu işin siyasi noktası.
Manevi kimseye Bu da bir toplulukla.
Elini bırakmayın. Oturmuş önünde başlıyor.
Olsunuz. Şimdi de itaat, itaat, itaat.
Şimdi de itaat, yufan. Namiyete ve devletin iştahatına uygun olacak. İtihatımız da muhabbetimiz de. Adın uzadın. İttaklarını gördüm. Bizi Şehir Efendi'yi sizinle tanıştırıyor.
Açılık yitrediyor. Şeyh'im diyemiyorum. İstahatım diyemiyorum. Benim istahatım diyemiyorum. Beni çok seviyorum. Düşünce olarak da Sen diyorsun ki kardeş sünneti resulullah bu.
Doğru da bu zamanda dolmuyor mu da? Olmuyor ya. Hafaza eylesin. O yüzden biat ettik mi? Şeyh şüphe olmayacak adamlar. Gerişemeyecek adamlar. Gerişemeyecek. Bir mesele değil. Sen kasabı.
Sen biliyor musun? Ben şeyh değilim.
Asla dolmamış. Sen şeyhsin. Ya bu. Bersuatım.
Şeyh'im olmayacak mı? Tam cennetli ol. Olursa.
80 yılda duvar. Bu geceyi ihya ettim. 3 ay kadar aktıralım.
Günün kandil senin. Kabir gecesinde Hızını kıl.
Diyor 364 ümmetler. İçin bir şapkayı kapattılar. Çok kurun açıklıktan deli dışarıdadır. Neyitlerin dışarıdır. Vücut ağabeyin öyle bir gün yok.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi