Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 27 Temmuz 2020 · 24:25
Edepsiz, yalnız kendine kötülük etmez. Bütün çevreyi ateşe salar. Mesnevî, 79. beyn. 79'dan mı kalmıştır? Edepsiz, yalnız kendine kötülük etmez. Ya bütün âlemi ateşe salar. Ben diyorum ki, iki tane edepsiz olsa dünyaya ateşe verirler. Dünyadaki bütün olumsuzlukların sebebi edepsizlikler. Benim de başıma bir şey geldiyse benim edepsizliğindendir. Başınıza her ne geldiyse edepsizliğinizdendir.
İnsanlığın üzerinde ne var ise edepsizlikten gelir. Edep nedir? Edep nedir? Edep bu manada birinci dairede Kur'an ve sünnete sımsık yapışmaktır. Bu nedir? Farzları yerine getirmektir. Farzları yerine getirmek ne demektir? Farz olan ibadetleri yerine getirip günah keballerden uzak durmaktır. Günah keballerden uzak durmuyorsa o kimse, edep perdesini yırttı. Yani edepsiz oluyor. O zaman şer'i manada edepsiz, açıkça, fütursuzca haram işleyen insanı. İşte bunlar kendilerine ateşe atmanı var sadece. Ya çevreyi de, bu âlemi de, bu dünyayı da ateşe atar. Edepsiz, yanındakini de edepsiz eder. Siz demirci dükkanına giderseniz, iz kokarsınız. Hadis-i şerif, ıtırcı dükkanına giderseniz, ıtır kokarsınız. Yani koku, kokucu dükkanına gider, koku üzerinde olur.
Denirci dükkanına gider, iz üzerinde olur. Sen günah keballer işleyen bir kimsenin yanına gider, onunla hoş sohbet eder, ona tebessüm eder, onunla dost olursan, o edepsizlik sana da bulaşır. Sen hiç günah keballer işlemeyen, haramlardan uzak duran bir kimseyi dost edinirsen, sana ondan edep bulaşır. Sen edepli olanları kendine arkadaş seç. Sen edepli olanları kendine dost seç. Sen edepli olanları kendine yoldaş seç.
Hani Hz. Ebu Bekir Efendimiz demiş ya, bana arkadaşını söyle, senin kim olduğunu söyleyin. Pardon, özür dilerim. Senin dininiz mi? Kişi arkadaşının dini üzerinedir. Hadis-i şerif. Arkadaşının dininden kasıt, onun ahlakı üzerinde. Arkadaşının dininden kasıt, onun edebi üzerinde. Yalancı yalancıyla dost olur. Kumarbaz kumarbazla dost olur. Her akşam içki içen, her akşam içki içen de dost olur. Hırsızlığın dostu hırsızdır. Üsküatçının dostu, üsküatçıdır. Dedikoducunun dostu, dedikoducudur. İftiracının dostu, iftiracıdır. Onlar bulurlar birbirlerini. Dükkanda, orada, burada, dergahda, tekkede, camide, her yerde bulunur onlar.
Onlar iki kişi, üç kişi, kısmı sıfırız otururlar. Hamile dedikot ederler. Şuradan oturur, kapıdan girenin, her girenin dedikodusunu yapar. Ben tanımam, o tanır. Herkesin oturun, bütün cemaatin bilmetini eder. Sen tanımazsın, o tanır herkes. Adam oturmuş, benim kılık kıyafetimi takip ediyor. Bana dedi ki, ya Hacı Efendi ya dedi, her gün değişik bir kıyafet geliyor dedi. Böyle baktı. Her gün beni takip ettiğini gösteriyor dedi. Kaldı. Mübarek insan dedim ya, başka takip edecek bir şey bulamadın da benim kılık kıyafetimi mi takip ediyorsun? Öyle yaptım. Başarılısın ama, hiç gözden kaçırmamışsın. Dedikodun herkese. Adam senin ayakkabın da takip ediyor. Bugünkü ayakkabın çok güzelmiş Hacı Efendi.
He yağmur yağınca bunu giydin dedim ya, sabahkini görmedin o zaman. Demek ki iki ayakkabı taşıyorsun dedi. İki olsa iyi dedim ben. Nasıl dedi, halet-ül ruhi yeme kadar ayakkabı taşıyorsun ben dedim. Arabada dolu dedim. Böyle yaptım. Senin gibisinden denk ver mi dedi. Daha neler var ben de takip etsem ben dedi. İşi ne adamın? Caminin bahçesinde oturuyor, çetene tutacak neresi. Kaç sefer tuvalete gördüm diye. Ede, ede. Dedikoducuyla arkadaşlar. İhtiracı iftiracıyla arkadaşlar. Bilbetçi bilbetçiyle arkadaşlar. Adam apartmanda bana kaç kişi misafir gelmiş bayramda onu saymış. Hacı Efendi yaklaşık yedi yüz kişi geldi dedi. Bu bayramı size ziyaret dedi.
En alt katta oturuyamadın. Böyle baktım. Maşallah dedim ya. Numara dör gibisin dedim. Ben saymadım, sen mi saydın dedim. Numara dör adam. Bayramda kaç kişi geldiğini saymış. Numara dör. Ede. Edebsiz dünyayı yakar. Edebi yok. Memleketi yakar. Edebi yok. Ülkeyi yakar. Edebi yok. Edebi yok. Aileyi batırır. Edebsiz sülaleyi batırır. Edebsiz çoluğunu, çocuğunu helak edersin. Bir fitne atar ortaya, kadın bir tarafa gider, çocuklar bir tarafa gider, sen bir tarafa gidersin. Ne olduğunu anlayamazsın. Edebsiz yakar ortalığı. Fitneci, kıybetçi, dedikodurucu, iftiracı yakar ortalığı.
Yakar, sen orada birisinden konuşuyorsundur. Hasbel kadar, kadının birisinden adres sormuştun. Edebsiz hemen telefon açar. Senin adamın gördüğü çarşında bir kadınla konuşuyordun. Veya senin hanımına hasbel kadar, adamın birisinin, arkadaşının kocasıdır, amcasındır, dayısıdır. Selam selebiyene demiştir. Senin adamın tanıdığıdır. Edebsiz hemen telefon açar. Senin aldığın kadının, hanımı gördük, çar. Dükkanda bir şey olur, evet eleman açar senden önce o. Gördü ya seni. Tamam, bitti. Kıybetçi, kıybetçi, dedikoducu, dedikoducu. Seviyorum. Yakar dünyayı edepsizler. Evet.
Bir de yakanlar bir de bir çıkara yakıp karşıdan bir de seyrederler. Ne güzel yanıyor ya. Kalbinde vicdanında bir korku, kalbinde vicdanında bir üstülme de yok. Edebi yok. Allah muhafız eylesin. Edeb. Nurdan taatimiş insanın başında. İslam komple edeptir. Hazreti Mevlana Kur'an, Kur'an tamamıyla edep anlatırdı. Hazreti Peygamber tamamıyla edeptir. Edeptir. Suudilik tamamıyla edeptir. O zaman, nasıl edep isteyelim? Edebe ram olalım. Edebe müştak olalım. Edebin peşinden gidelim. Bu neyle mümkün? Günah keballilerden uzak durmakla mümkünür. Günah keballilerden uzak durun.
Önce dilin afaklarından uzak durun. Diline sahip çıkan, dinine sahip çıkar. Diline sahip çıkamayan, dinine sahip çıkamaz. Bu dilinizden yalan, yemin, gıybet, dedikodu, iftira, suizan, büftan, bu dilinizden boş söz, gaflet söz, küfür, bu dilinizden hakaret, çırtmazsız. O müminler ki müminlere karşı müşfik, yumuşak, şefkatli, merhametlidir. Mümin odur ki dilinden, dilinden müslümanlar emin olan. Mümin odur ki onun elinden, elinden müminler emin olan. Mümin odur ki onun azalarından bütün varlıklar emin olan. Yani haksız yere adam ödürmek, hırsızlık yapmak, üçkağıt, beşkağıt etmek, insanların hakkına tecavüz etmek, elinle, ayağınla, gözünle, kulağınla, dilinle günah keballilerden uzak durmak.
Göz harama bakmayacak. Sana ne milletin eteğinin kaç santim olduğundan? Söyleyecek mi Rabbim? Kadınların eteğinin kaç santimli baktın mı diye? Efendim biliyor musunuz? Ne kadar giymiş kısa sana ne? Dedim ölçtün mü? Arşınladın mı? Karışladın mı? Karışlarken nasıl baktın? Ede. Sana ne? Yırtmacının kaç santim olduğunu? Sana ne? Elin karısından, kızından. Namanda karşısında. Allah'ı zikredenin gözü, Allah'ı zikredenin dili haram konuşmaz. Zikredenin el haramı tutmaz, harama dokunmaz, haram işlemez. Allah'ı zikredenin hayran, harama gitmez, yapmaz.
Zikredenin gözü, suizan etmez. Ey iman edenler, siz suizamın fazlasından kaçınınız. Suizan etme. Kalbin suizan beslemesin. Allah'ı zikredenin kalbin ümitsizliğe düşmez. Öyle bir şey olmaz. O zaman zikrimiz kemale ersin. Zikrimiz otursun dilimize, gözümüze, kulağımıza, elimize, ayağımıza, bedenimize, canımıza, ruhumuza, sırrımıza yerleşsin, otursun. Zikrullah'ı öyle yapalım. Zikrullah, edep getirir insana. Edep demek, haksızlıkların karşısında hakkını savunmamak demek değildir. Edep demek, vatanını, milletini, dinini, imanını savunmamak demek değildir.
Edep demek, birisi senin dinine hakaret ederken susmak demek değildir. O zayıflıktır, o kimliksizliktir, o kişiliksizliktir, o edep değildir. Edep her şeyi yerli yerine koyup yerli yerinde konuşmaktır. Birisi senin dinine hakaret ederken susmak edep değildir. Susup onu susturmamak edepsidir. Bir kötülüğü gördüğünüzde elinizle, mümkün değilse dilinizle, mümkün değilse kalp ve muz ederekten önlemeye çalışınız. Müslümanın üzerine farz kötülükler engellemek. Bir yerde uyuşturucu çetesi var, telefon aç devlete. Burada uyuşturucu satıyorlar okulun önünde de. Filanca burada uyuşturucu satıyor de. Durdur onu.
Kadınları, kızları tuzağa düşürüyor. Bir çete var. Karşında villada, karşında evde. Kardeşim burada kadınların tuzağı düşürüyorlar. Satıyorlar burada. Adres filanca. Yarın öbür gün senin çocuğun on üç türü satarlar. Ben bayındıran mahallede annem söyledi Allah rahmet eylesin. Filanca dedi bahçeye esrar etmiş. Ne telefon açıp dedim şikayet etmiş. Oğlum başıma iş mi alayım dedim. Buna tak tak tak tak aradım yüz elli beş. Selamun aleyküm aleyküm selam. Ben Mustafa Özbay. Yeni mahalleküm Üçbale Caddesi'nin o yirmide oturuyorum. Şu anda annemin yanına geldim. Bizim evin iki sok. İki ev sağında esrar yetiştirici birisi var.
Üç bahçesini esrarla doldurmuş. Alt geldiler bir sürü köklediler. Arıyorlar Mustafa Özbay'ın hakim beyindir. Annem otur dedi. Bana dedim bir tane var. Esrar keş vuracaksa bunu sokmadın. Esrar keşten mi korkacaksın? Çıktım. Benim dedim Mustafa Özbay. Şikayet eden de benim. Adam bana baktı ya hocam. Ne cesaret etmişsin. Ne cesaret etmişsin kardeşim. Bu vatan benim de. Bu memleketi dedim uyuşturucuya, esrar keşçiye, kokoyuncuya, muhfinciye mi bırakacaksın? Bırakmayın. Bırakmayın. Sen jurnalci misin? Ha jurnalciyim ben. Bizde böyle bir şey vardır ya. Kardeşim, dokuz yaşındaki çocukları okullarda uyuşturucu alıştırmaya çalışıyorlar. Memleketin gençliğini helak ediyorlar.
Kafeteryalarda, çay bahçelerinde, topçularda, popçularda, dansçılarda, gece kulüplerinde uyuşturucuya alıştırıyorlar gençleri, kadınları, kızları. Uyanın. Uyanın. Söyleyin, 155'e ihbarin, şehit olun. Bu memleket düzlüğe çıkacak.
Bu memleket aydınlık yarınlarını görecek. Bu memleket cellet bahçesi olacak. Bu memlekette Kur'an ve sünnet hafim olacak. Sünnetin gençleri yaşanacak. Bunu topyekün yapacağız. Yanlışlıklar, açın telefon. Bu yanlışlıklar. Adam gece sarhoş, herkese küfrede, küfrede gidiyor. Ayşil deli beşi ara. Diye bağırdım ara. Kardeşim burada rahatsız ediyor, içmiş, rahatsız ediyor. Saçından tutmuş, tokatlıyor kadını gece saat bir, bir buçuk. Aradım, kadını tokatlıyor burada dedim. Müdahaledeyim mi, geliyormuşum. Kendiler. Ben de duruyorum orada. Adam baktı, ben duruyorum şimdi. Kolunu yitirdi.
Ne bakıyorsun dedi, sana neler dedi. Kadın yalvaran gözlerle bakıyor. Dedim bekle, geliyorlar şimdi. Bak geldi, polis. Benim dedim şikayet eder. Kadını dövüyordu dedim yolda. Dedim gelirim karakola şimdi dedim. Şahitlikle dedim. Al telefonum bu. Bakıyor sarhoş. Benim plakayı yazacak. Yaz dedim. Otuz beş e, bilmem kaç. Okudum ben kendim, kendim yazdım. Yaz dedim. Yarın gelmezsen dedim. Alın sen dedim. İstersen açık adres vereyim dedim. Ben karşısında dedim. Züccacı iş yapıyor. Daha açık adres vereyim. Yukarıda Karabaş ve Veli Tekkesi var. Kime Mustafa Özbağ? Kim desen gösterirler sana.
Sen gel ne yapacaksan yap bana. Bekliyorum hala da. Bekliyorum hala da. Birinde öyle bir şey oldu da bana öyle dedi. Kapının önüne dedi senin hakkında bildiri dağıtacağım dedi. Kadınlarla ilişkisi var diyeceğim dedi. Yapmazsan ahım kalır dedi. Senin bu elinden bu kadını kurtardım ya ben de. Sen gel yap dedi. Yalnız kendine dikkat et orada bir şey yapacaksın dolan. Neden dedi? Tükürükte boğulmaya sınav var dedi. Evet. Korkarsanız iyiliği hakim edemezsin. Korkarsanız kötüler hakim olur. O yüzden dedi Hazreti Peygamber. Korkaklığın şerrinden sana sığınırım ya. Kötülerden ve kötülükten kendiniz yapacağız diye korkun. Ama kötüler ve kötülüklerden korkmayın.
Mücadele edin. Yürüyün. Mahallenizde iyilik hakim olsun. Evinizde iyilik hakim olsun. Tekkenizde, bahçenizde, memleketinizde iyilik hakim olsun. Hiç kimse kötülüğünden ve şerliğinden sizi durduramazsın. Sufilik bu. Ben öyle başka bir sufilik bilmiyorum. Bir yanağını vurunca öbür yanağını da uzatacakmış. Ben o sufilerden değilim. O sufilerden değilim. Öyle benim bir yanağını vurursam senin kolunu kıvırır, kırar, koluna verir, gök döndürür. Dönderir mi seni? Mümin, müminlere karşı müşrik ve şefkatlidir. İyilere karşı müşrik ve şefkatlidir. Semazenin eli yukarıda durur ya, bana soruyorlar bu adam.
Semazenin eli yukarıda ne manaya geliyor? Kötülükleri vurmak için durmak. Alıyor o şimdi. Hiç böyle bir tarif yok ya. Ver ben şunu veriyorum. Hak'tan ancak halka ver. Ben diyorum, semazenin eli böyle duruyor. Bak diyorum, Osmanlı eli gibi. Böyle el duruyor. Osmanlı tokatı vurmaya hazır. Eğer kötülük yaparsan öyle bir beynine iner ki senin. Yıldızları bile sayamazsın sen. Semazenin eli o yüzden yukarıda böyle duruyor. Hazır kıta. Hazır kıta o. Kötüler o ele basın, kendilerini hizaya çeksinler. Dinsizler, imansızlar, din satıcıları o eli görsün, hizaya çeksin. Üç kağıtçılar, beş kağıtçılar o eli görsün, hizaya çekilsin. Şer odaklı.
Teröristler. Bu vatana, bu millete, bu dine ihanet edenler. İhanet etmek isteyenler. O el duruyor orada bakan. Halim Allah bir indirir sevini, yer ve eksel vurursun. O yüzden başına topla, tövbe et. Dön geri. Gittin yol, o yol, düzgün yol değil. O el, o yüzden duruyor. Biz de eğitirken diyoruz ki bak ellerini aç. Böyle güzel tut elini. Elma tutar gibi. Elma tutar gibi. Böyle elini aç. Böyle değil. Böyle aç elini. Bu değil, semazenin el tutuşu bu değil. Bu semazenin el tutuşu değil. El açı. Böyle parmaklar açı. Dikkat et. Böyle. Sıkı. Senin kalbine de kibir, güzlü, gaflet gelirsen, kalbine gelecek olanı da ala şahin.
O el her daim havada kalacak öyle. Tetikte. Sufi uyanıktır. El tetikte. Angel sağ el. Vurdumu düşürür. Kimi? Kafiri de, şeytanın da nefsiden. Gafleti de. El böyle duracak. Yok öyle şey. Bir yanağına vuracak, öbürü yanağını çevirecek. Yapamayacağım kardeş ben. Mümin gelsin, canım iyisin benim. Mümin gelsin, başıma tac edeyim ben ona. Mümin gelsin, gönlümün sultanı olsun, baş tacı olsun, baş köşeme otursun. Hizmet edeyim ben ona. Ben onun ayağına halı olayım. Yolunun tozu olayım ben. Mümin o. Ona ne demek? Bu el ona merhamet ve şefkat götürür.
Bu el ona ilahi aşkı onun gönlüne koyar. El orada duruyor ya. O ilahi aşkı alacak onun kalbine koyacak. Mümin. Ama kafir. Bana öyle düşmanlık etmeye kalkarsa, bu el onun kaydını büker. O Müslümanlara kötülük yapmaya kalkarsa, bu el onun kaydını büker. Şer, şerlik yapacaksa, bu el ona cevabı verir. Ama mümine karşı asla ve kat'a. Ona merhamet, şefkat, yardım götürür. Allah bizi onlardan eylesin. O yüzden edep, nurdan taçtır. Edep, farzlara sım sıkı yakışmaktır. Edep, sünnet-i Resulullah'ı sım sıkı tutmaktır. Edep, Kur'an ve sünneti azı dişlerinden sım sıkı yakalamaktır.
Hadis-i Şerif. Edep odur. Edep, nafilerden de Allah'a yaklaşmaktır. Edep, Allah'ı sevmektir. Edep odur. Edebin üç merhalesi vardır. Birinci merhalesi neymiş? Farzlara sım sıkı yakışmak. Bu neymiş? Farz ibadetleri yerine getirip, günah keballerden uzak durmakmış. İkincisi, ikinci edebin hali neymiş? Nafilelerle Allah'a yaklaşmak. Bu, en güzel ahlakla ahlaklanmaktır. Edebin üçüncü hali nedir? Allah'ı sevmektir. Nasıl? Gözünün gördüğü ve görmediği, her şeyden fazla Allah'ı sevmektir. Edep odur. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Hakkınızı helal edin. Cenab-ı Hak cümlemize inşallah kendi dostlar halakasını aldığı kullarından eylesin inşallah.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.