mustafaozbag.org

133. Mesnevi Şerhi (816. Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 2 Ocak 2021 · 26:05

Allah bir kimsenin perdesini yırtmak isterse onu temiz kişileri taan etmeye meylettirir. Evet. Yani normalde bir kimse perdesi yırtılırsa ne olurmuş? O temiz kişilerin üzerinde laf söyler, dedikode eder. Allah bir kimsenin ayıbını örtmek isterse o kimse ayıplı kimselerin ayıbı hakkında ses çıkaramaz olur. Şimdi Allah bir kimsenin normalde perdesini yırttıysa ne yapıyordu? İyi insanların arkasından laf söylüyordu. Müminlerin, peygamberlerin, velilerin, evliyaların arkasından laf söylüyor. Onların üzerinde suizan yapıyor, gıybet ediyor, dedikode ediyor arkasından. Eğer bir kimsenin de ayıbını örtecekse hepimizin kendi içerisinde ayıpları vardır, hepimizin kendi içimizde kusurlarımız vardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hiç ayıbı ve kusuru olmadı. Küçücük zellesi dahi olmadı.
Ama geçmiş peygamberlerin küçük zelleleri oldu. Şimdi bazı imam hatiplerde, bazı ilahiyatlarda, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin de günah işlediğini, Allah'ın onu tövbe edip Allah'ın onu affettiğine dair çocuklara sapık şeyler öğretiyorlar. Arkadaşlar, Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hiç günah işlemedi, hiç işlemedi. Hiç onun küçük zellesi dahi olmadı. O ne konuştuysa, Cenab-ı Hakk'ın emriyle, onun vahyiyle konuştu. Şimdi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini bir en güzel nadide köşeye koyduk. Diğer peygamberler de bir köşede. Onlar da ne? Peygamber. Onlar da geçmiş peygamberlerde küçük zelleler görüldü mü? Evet. Onu da bir köşeye koyduk. Diğer köşede ne var? Veliler var. O veliler normalde günah işlerler mi? Evet.
Ama onlar günahta ısrarcı olmazlar. Onları da bir köşeye koyduk. Öbür köşeye de neyi koyduk? Müminleri koyduk. Müminler de günah işlerler mi? Evet. Bir günahın pençesinin altında kalırlar mı? Evet. Onları da bir köşeye koyduk. Şimdi peygamberlerin, geçmiş peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, geçmiş peygamberlerin, velilerin ve müminlerin arkasından konuşan, dedikodusunu eden, gıybet eden, bunlara iftira eden kimseler aslında münafıktır.
Ancak münafık insanlar, ancak münafık bir kimse, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin aleyhine konuşur. Ancak münafık bir kimse, peygamberlerin aleyhine konuşur. Ancak münafık bir kimse, Allah'ın velilerine, dostlarına, dostlar hakkında yanlış şeyler söyler, yanlış şeyler konuşur. Ancak münafık bir kimse, müminlerin arkasından laf dolaştırır, onları dedikodu, gıybet eder. Ancak münafıklar yapar bunu.
Ve bunları dinleyen insanlar, münafıklara gözünü, kulağını, kalbini açmış insanlardır ki, bunları dinleyenler münafıklığa doğru yol alırlar. Bunları dinleyenler, o yapmadı ama dinledi. O normalde bunu yapmadı ama dinledi. O da münafıklığa doğru yol alır. Allah muhafaza eylesin. Şimdi, eğer o kimse mümin ise, bakın münafık değil, mümin ise insanların ayıplarını örtmeye çalışır. Müminlik sıfatıdır bu. Ve bir kimse etrafındaki insanların, gördüğü kimselerin ayıplarını örtüyorsa, o mümindir. Onun ayıbını örtüyor, onun ayıbını araştırmıyor. Bir erkek evde eşinin ayıbını araştırmıyor. Bir kadın, kocasının ayıbını araştırmıyor. Arkadaş, dost ikisi, birbirinin ayıbını araştırmıyor. Bir topluluk, bir başka bir topluluğun ayıbını araştırmıyor. Topluluğun içerisindeki insanlar, birbirlerinin ayıplarını araştırmıyorlar.
Aaa ne yapmış ya, filan. Gözetlemiyorlar. Şimdi önceden insanlar birbirlerinin evlerini gözetlermiş, şimdi insanlar birbirlerinin hayatlarını gözetiyorlar. Önceden bahçe duvarları normalde alçakmış. Bahçe duvarları alçak olduğundan herkesin avlusu görünürmüş. O avluya bakmak geçerken, o kimsenin bahçesine bakmak, avlusuna bakmak, çoluğunu çocuğuna bakmak günah kebahirden gözetlemeye giriyor. E şimdi insanlar, insanların hayatlarını, yaşantılarını gözetliyorlar. Günah kebahire giriyorlar. Ve insanların ayıplarını araştırıyorlar. İnsanların eksik ve kusurlarını araştırıyorlar. Nerede ne yapmış, nerede ne etmiş, ne kadar ayıbı kusuru varsa onu orta yere dökmeye çalışıyorlar. Ve bunu da biz böyle doğru bir şeymiş gibi yapıyoruz. İşin en kötü tarafı bu. Müslümanlar, Müslümanlar Hristiyanların ahlakını aldı.
Aslında Hristiyan ahlakında bile böyle bir şey yok. Biz şeytanın ahlakını aldık. Paparazi oldu Müslümanlar. Kim nerede ne yapıyor, kim nerede ne işliyor, kim nerede neyle iştikal ediyor, onlara bakıyor bütün Müslümanlar. Müslümanlar işlerini, güçlerini bırakmışlar. Birbirlerinin ayıplarını araştırıyorlar. Allah muhafaza eylesin. Ve birbirlerinin ayıplarını da sanki bunu böyle matah bir şeymiş gibi orta yere döküyorlar. O onun ayıbını orta yere döküyor, o onun ayıbını orta yere döküyor. Siyaset de aynı. Var olan, olmayan ne varsa herkes birbirinin ayıbını orta yere döküyor. Eksiği, kusuru ne varsa onları herkes birbirinin ayıbını, eksiğini, kusurunu orta yere döküyor.
Ve biz o ağızlarla dua ediyoruz. Ondan sonra diyoruz ki bizim duamız kabul olmadı. Biz bu halimize tövbe etmiyoruz. Müslümanlar birbirlerinin içine girmişler. Günah kebair işleme noktasında. Ve mesela sufice bir öğreti orta yere koyunca, Ya kardeşim gözünle gördün mü? Hayır. Ya senin yanında mı işlendi bu? Hayır. Bununla alakalı ne var senin elinde belge, bilgi? Hiçbir şey yok. Nasıl bunu konuştun? Ya seni hükümet destekçisi, yardakçısı yapıyor. Ya seni normalde işte bir şeyden bilmeyen, etmeyen, görmeyen olarak görüyor. Veyahut seni tu kaka ilan ediyor. Bütün herkes hırsız. Bütün herkes namussuz.
Bütün herkes şerefsiz. Bir tek namussu şerefli o var. Müslümanlar bu hale geldi. Hiç kimse ana meseleleri konuşmuyor. Bataklıkları kurutmayı konuşmuyor. Bataklıklarla uğraşmak hiç kimsenin işine gelmiyor. Cumhuriyet savcısının önüne çıkmayı göze almıyor hiç kimse. Müslümanlar ha bire birbirleriyle didişiyorlar.
Kardeşim bu gayri ahlakiliğin sebebi, Dünya üzerinde İslam hukukunun olmayışından. Her taraf gayri ahlaki. Bun bataklık kurumaz. Gayri ahlakilikten bütün dünya emperyalistleri geçiniyorlar buradan. Müslümanlar birbirlerine düşüyorlar. Müslümanlar birbirlerinin eksiklerine, kusurlarına bakaraktan kendi aralarına fitne çıkarıyorlar. Müslümanlar birliklerini ve beraberliklerini koruyamıyorlar, muhafaza edemiyorlar. Bir evin içindeki aile fertleri dahi birbirlerini koruyup muhafaza edemiyor. Bu sefer Müslümanlar olarak tamamiyetle tefrikaya düşmüş oluyoruz.
Allah muhafaza eylesin. Ayıbını örterse bir kimse mümin sıfatı ayıbı örtmek. Bir kimsenin ayıbını örtmek mümin sıfatı. Bir kimsenin ayıbını meydana çıkarmak, orta yere çıkarmak münafıklık sıfatı. Sen bir kimsenin, bir kardeşinin, bir arkadaşının, bir Müslümanın ayıbını örttün mümin sıfatıyla sıfatlandın. Onun ayıbını açtın, örtüyü açtın, onun sakladığını, onun gizlediğini sen kalktın meydana çıkardın. Bakın bir kimse yapmış olduğu ayıbı, hatayı yanlıştı, sakladı, gizledi, örttü onu. Onun senin açman münafıklık elameti. Ama bir kimse gitti orada restoran açtı. Meyhane, içkili restoran açtı. İşte ona meyhaneci işte şu dememde bir beis yok. Adam orada birhane çalıştırıyor. Birhaneci filanca demekte bir beis yok.
Ama kapattı, tövbe etti o kimse. Onun hala da öyle anılması hem gıybet hem iftira. Hatta o öyle anılmaz. Hatta o bir zamanlar şu şöyleydi demenin bir anlamı yok. Onun ayıbını açıyor, ayıbını orta yere döküyor. Yapmış, tövbe etmiş. Senin üzerinde de sen de bir zamanlar çok gıybet ettiydin dese ne diyeceksin? Kim gıybet etmedi? Kim iftira etmedi? İnsanların ayıplarını örtme, müminlerin ayıplarını örtme. Müminlerin birbirlerinin hata ve kusurlarını affetmesi. Toleranslı davranması lazım. Allah bizi muhafaza eylesin. Hucurat ayet 12. Ey iman edenler zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın.
Birbirlerinizin gıybetini yapmayın. Sizden biri ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Ondan tiksinirsiniz. Allah'tan korkun. Şüphesiz ki Allah tövbeleri daima kabul edendir. Çok merhametlidir. Zannın çoğundan sakınınız. Yani bir kimsenin üzerinde suizan beslemek. O suizanı yürütüp o kimse bunu işlemiştir demek. Ya bu sigara içiyordur ya. Hadi sigaradan şey yapmayayım da işte içki içiyordur ya. Nasıl ya? Ya içiyordur ya. Ya tahmin ediyorum. Ya bitti. Sen gözünle gördün mü? Hayır. Nereden tahmin ediyorsun? Neden tahmin ediyorsun? Nereden zan yürütüyorsun? Sen zan yürüterekten onun hakkına tecavüz ettin. Zannın fazlasından sakının. Burada normalde zannın bir çoğundan veya fazlasından sakının dedi.
Sen kendi kendine tedbir alma. Kendi kendini koruma. Kendi kendini normalde korumaya almak hakkın. Ölçülü davranmak hakkın. Acaba demek senin hakkın. Ama ondan fazlası senin hakkın değil. Kendini koruma maksadıyla ya ben bu arkadaşlar samimi olacağım ama acaba bir yanlışlıkları var mıdır ki? Beni bir yanlışlığa götürür mü? Beni bir yanlışlığa sevk eder mi? Benim bir yanlışlık yapmama sebep olabilir mi? Bakın bu insanın kendisini korumayla alakalı. Bir kimse kendisini bunda koruyabilir. Bu zannın fazlasına girmedi. Yok bu kesin beni böyle bir şey yapar. Bu artık zannın fazlası. Bundan sakın. O kimsenin günah işlediğini görmediği müddetçe onu günah işleyenlerin içine koyma.
O kimsenin zina işlediğini gördün mü? Görmedin. Ne yapma bu zina yapıyordur diyorsun. Gözünle gördün mü? Hayır. İtiraf edeni dahi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem o kadınla alakalı dedi ki gidin bunun ailesini araştırın. Köyünü araştırın. Bunun sülalesini araştırın. Böyle bir kafası gelip gidiyor mu bunlar? Sülalesinde böyle akli olarak gelgitleri var mı? Bir bakın edin araştırın. Araştırdılar. Gittiler o kadının köyüne kadar. Köyündeki sülalesine kadar. Hepsini araştırdılar. Geldiler. Dediler ki yok ya Resulullah böyle bir şey. Yani bu ailede kafa gelip gitmiyor. Bazı aileler vardır. Kafa gelir gider. Bazı insanlar vardır.
Kafa gelir gider. Olmayan bir şey varmış gibi düşünür. Varmış gibi, olmuş gibi konuşur. Bu bir kısım dervişlerde de olur. Belli bir hal görmeye başladığında hal görmeye başlar. Yeni yeni. Hal görmeye başlayınca halinde bir şey yaşar. Veya gözünün önünde bir şey yaşar. Yaşadığını gerçekmiş olarak kabul eder. Ve o yaşadığını mesela doğru kabul eder. Der ki ya o bana böyle söyledi. Veya ben bunu yaşadım. Kendince doğru mu? Evet. Bakın kendince doğru. O kimse o hal dervişi onu karşıya bastırmayacak. İllaki böyle oldu demeyecek. Kendi kendine düşünecek. Yani ben bunu nasıl yaşadım, nasıl gördüm diye akletecek onu. Akletmezse sıkıntı var yine. Bakın dervişlikte dahi bu vardır.
Sufi yolunda. O kimse gelecek şeyhiyle görüşecek, konuşacak. Böyle şeyler yaşıyorum diyecek. O yüzden bir kimse gözüyle görecek. Gözünle gördün mü? Hayır. Kulağınla duydun mu? Hayır. Namığa iftira attın. Hele şimdi. Kadınlar, erkekler birbirlerinin cep telefonlarını kurcalacaklar, karıştıracaklar. Birisi birisiyle kadın isminde, erkek isminde şunda bunda merhaba demiş, selamlaşmış. Öyle olmuş, böyle olmuş. Zina etti anında. Telefonu eline geçiren diyor ki eşiyle alakalı zina ediyor. Bu beni aldatıyor. Allah Allah. Gördün mü? Gördün mü kardeş? E görmedin. Görmedin bir şeyin üzerine nasıl hükmettin? Telefondaki mesajlaşmadan hükmettin.
Başka bir şeyden değil. E nereden buna böyle gittin? Allah muhafaza eylesin. İnsanlar birbirlerinin kusurlarını araştırıyor. Müminler birbirlerinin kusurunu araştırmayacak. Emir bakın. Ey iman edenler. Zannın çoğundan sakınınız. Birbirlerinizin kusurlarını araştırmayınız. Emir sigası. Birbirlerinizin kusurlarını araştırmayınız. Emir sigası bu. Direk emir. Araştırma. Haram. Sen birisinin kusurunu araştırıyorsan haram işledin. Günah kebar işledin. Ayet-i kerimeyle sabit büyük günahlardan işledin. Kimsenin kusurunu araştırma. Bunu kendine distur et. Bunu kendine distur et. Derviş kardeşler.
Sufi kardeşler. Ümmet-i Muhammed. İnsanların kusurlarını araştırmayın. Araştıran kimse. Araştıran kimse. Araştırmada durduğu müddetçe. Günah kebair işledi. Gözüne görünmeyen günah kebairlerden birisi. Biz günah kebairi içki içmek, kumar oynamak olarak biliyoruz sadece. İnsanların kusurlarını araştırmak da günah kebairdir. Hem de insanları ifsad eden, insanları bozan, toplulukları yıkan, aileleri yıkan, milleti dağıtan, devleti çökerten, İslam ümmetini çökerten en büyük günah kebairlerden birisidir bu. İnsanların kusurlarını araştırmak. Ve insanların geçmişte yapmış oldukları hata ve kusurları onların önüne koymak. Ve ikide bir de o kimsenin o hatasını yüzüne vurmak.
İkide bir de onun önüne koymak. İkide bir de onun önüne koymak. Bunu çocuklarımız yapabilir. Bunu eşlerimiz yapabilir. Bunu normalde akrabalarımız yapabilir. Herkesin hatası, kusuru, eksikliği, yanlışlığı olabilir. Geçmişte de yapabilir. Bunu onun ısıtıp ısıtıp onun önüne koymak. Isıtıp ısıtıp onu onunla suçlamak. O kimseyi sizden uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz. İnsanların kusurlarını araştırmayın. İnsanların hatalarını örtün. Onların ayıplarını örtün. Örtün. Derviş kardeşlerinizin ayıplarını örtün. Dergahın hukuku vardır. Dergahın hukuku. İşte o topluluğun bir hukuku vardır. O seni mi ilgilendiriyor? Hayır. Sen git görevli olan kimseye söyle söyleceğini. Bu kadar.
Geri kalan seni ilgilendirmiyor. Dervişliğine devam et. Sen otur. Allah muhafaza eylesin. Birbirlerinizin gıybetini yapmayın. Emir sigası. İnsanların gıybetini yapma. Önce ne yapıyorsun? Zanna düşüyorsun. Bakın adım adım. Önce zanna düşüyorsun. Zandan sonra o kimsenin kusurlarını araştırıyorsun. Önce zan olarak giriyor senin kalbine. Senin gönlüne zan olarak giriyor. Sen sivilceyi baştan önle. Seli baştan önle. Eğer sen zannın fazlasından sakınmazsan. Ardından ne geldi? Kusur araştırmak girdi. Ardından ne geldi? Gıybet yapmak geldi. Ardından da gıybet yapmak geldi. Zan araştırmak ve gıybet. Üç adım. Zandarken sen onun boğazını sık. Daha zanna düştüğünde sen onun kafasını kopar at.
Zannın kafasını kopar at. Zannın kafasını koparıp atmazsan daha küçük çocukken öldürmezsen onu. O seni katletecek gıybet ederekten. Gıybet etmek zina etmekten daha büyük günah kebahir. Tekrar söylüyorum. Gıybet etmek zina etmekten daha büyük günah kebahir. İki içmekten de kumar oynamaktan da büyük günah kebahir. Gıybet etmek. Gıybet etmek adam öldürmek gibi. Büyük günah kebahir. Yapma. Yapma. Bakın tekrar söylüyorum. Zan o seni kusur araştırmaya götürüyor. Kusur araştırmadan seni gıybete götürüyor. Gıybet ne?
Bir kimse onu yapmış olsa dahi, yapmış olsa dahi onu işlemiş. Yani örneğin işte içki içmiş. İçmiş. Senin onu bir başkasına filanca içki içiyor demen gıybet. Ve o lafı gidip bir başkası bir başkasına aktardı. Hem gıybet etti hem yalan söyledi. Nasıl yalan söyledi? Başkasından duyduğunu aktarman sana yalan olarak yeter. Hadis-i şerif. Ya doğru? Ya doğru olduğu için zaten günah kebahir. Gıybet. Doğru olmasa iftira olacak. O daha büyük günah kebahir. Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak emrediyor. Zannın fazlasından sakınınız.
İkincisi, ikinci adım. Zandan kurtulamazsan kusur araştırıyorsun. Üçüncü adım, onun hakkında gıybet ediyorsun. Allah muhafaza eylesin. Kim Müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter. Her kim de Müslüman kardeşinin ayıbını açarsa, Allah da onun ayıbını açar. Hatta evinin içinde bile onu rezel eder. İbn-i Muhacevetir'mizi. Kim bir Müslüman kardeşinin ayıbını örttü, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örttü. Kim bir Müslüman kardeşinin ayıbını açtı, Allah da onun ayıbını açtı. Hatta dünyada da açıyor. Hatta onu evinin içinde bile diyor evinin, evinin içerisinde. Ayıbını açar, orta yere çıkarır. Sen dersin ki ya ben evin içindeyim.
Hiç kimse görmüyor. Orada da seni ne yapar Cenab-ı Hak? Rezil rüsva eder. Allah muhafaza eylesin. O yüzden asla ve asla hiç kimse kimsenin hakkında suizana düşüp onun eksiğini, kusurunu araştırıp gıybetini yapma noktasında gitmeyecek. Oruçla alakalı hadis-i şerifte ne diyordu? Oruç tutan kimse dilini muhafaza edecek. Orucun sevabını ortadan kaldırmayacak. Dilini korursa, dilini korursa oruç oruç olur. Dilini korumazsa oruç oruç olmaz. Allah muhafaza eylesin. Yine Hz. Ömer Efendimiz aktarıyor. Ömer Efendimiz'in oğlu. Resul-ü Ekrem minbere çıktı ve yüksek sesle. Ey dili ile iman edip imanı gönüllerine inmeyen toplum. Müslümanlara eziyet etmeyiniz.
Onların ayıplarını araştırmayınız. Zira her kim Müslüman kardeşinin ayıbını araştırırsa Allah da o kimsenin ayıbını araştırır. Allah her kimin ayıbını araştırırsa evinin ortasında da olsa onu rezil eder. Evinin ortasında da olsa onu rezil eder. O zaman biz kardeşlerimizin asla ve asla hatalarını, kusurlarını, eksikliklerini araştırmayacağız. Onları ortaya da dökmeyeceğiz. Onları araştırıp da onları üzmeyeceğiz. Onları bu noktada incitmeyeceğiz. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Önümüzdeki hafta buradan devam edeceğiz inşallah. Ramazan olunca böyle oluyor, yavaş yavaş gidiyor. O yüzden geçen haftada helallık istedim. Ondan sonra yine de hakkınızı helal edin.
Duyamadım. Helal olsun. Eyvallah Allah razı olsun. O ne ya böyle oruç tutuyorsunuz diye sessizlerle helal olsun. Olacak iş mi? Müslüman canlılığını kaybetmeyecek hiç. Asla. Aktifliğinizi, canlılığınızı kaybetmeyeceksiniz. Böyle diliniz, damağınız kuracak oruçtan kafanız dik olacak. Gözleriniz ölü gözü gibi bakabilir, önemli değil. Ama böyle Müslüman canlılığını, heyecanlılığını kaybetmeyecek. Buradan yürüyün dağa tırmanacağız dediğimizde herkes dağa tırmanacak. Öyle kendinizi diri tutun. Oruç tutuyoruz deyip de böyle hımbıl hımbıl durmayın. Allah gecenizi ayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak ibadetlerinizi, oruçlarınızı kabul eylesin. İnşallah bayramınız bayram olsun.
Bayram sabahı. Selamünaleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi