Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 2 Ocak 2021 · 39:25
Allah bir kimsenin perdesini yırtmak isterse onu temiz kişileri taan etmeye meylettirir. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri hadis-i şerifinde insanda bir ar perdesi, bir haya perdesi vardır. Orası yıkıldı, orası yırtıldı mı, o kimseden her şey beklenir manasında bir hadis-i şerif vardır. İnsanın böyle ar perdesi, bir namus perdesi, bir şeref perdesi. Bir ahlak perdesi vardır. İnsanın bir ölçüsü vardır, bir sınırı vardır. Ya bunu da, bu yapılmaz, bu yapmamak lazım. Hani derler ya, ar perden mi patladı diye, ar perdesi patlamış, utanmıyor. Şimdi utanmayınca insan istediğini yapar, utanmıyor çünkü. O utanma duygusunu kaybetmiş. Utanma duygusunu kaybeden insandan kork.
Yani gelenden, geçenden utanmıyor, etraftan utanmıyor, anne babasından utanmıyor, utanmıyor. Utanmayınca o kimse haram, çok rahat işler. Şimdi ilk etapta utanır insan. Yapamaz bir şeyi. Ama utanma perdesi yavaş yavaş yırtılmaya başladığında, o çok rahat hayasızlık yapar, çok rahat edepsizlik yapar artık. Onun perdesi yırtıldı çünkü. Allah muhafaza eylesin. Allah bir kimsenin perdesini yırtmak isterse, onu temiz kişileri taan etmeye meylettirir. Temiz kişileri taan etmek, yani o temiz insanları ayıplamak, kötülemek, onları suçlamak, onların hakkında iftira atmak, onların hakkında gıybet etmek, onların hakkında olumsuz şeyler düşünmek. Ha demek ki bir kimsenin o zaman perdesi, yani utanma perdesi, arlanma perdesi yırtılınca veyahut da yırtılmaya yüz tutması, o kimsenin temiz insanların arkasından konuşmaya veya yüzüne konuşmaya, bizde çünkü öyledir ya, birisinin yüzüne hakaret etmek delikanlılıkmış gibi görülür.
O aslında ar perdesi kalmadı onun. İyi bir kimsenin yüzünü, onu eleştirmek, onu kötülemek, onun ar perdesinin kalmadığını gösterir. Utanmasının kalmadığını gösterir. Allah muhafaza eylesin. Ahzab suresi, ayet 58. Erkek olsun, kadın olsun, müminleri yapmadıkları bir günahla incitenler, büyük bir iftira ve apaçık bir günahı yüklenmiş olurlar. Demek ki o mümin bir kimsenin yapmadığı bir şeyi, onu yapmadığı bir günahla onu suçlamak, onu incitmek, onu iftira atmak büyük günah kebailerdendir. O yüzden bir kimsenin normalde, hani gıybetini etmek, zina etmekten daha ağırdır diye hadis-i şerif var ya, neden? Gıybet etti çünkü. Gıybet etmek, zina etmekten daha ağır.
İşte bir kimse ar perdesi yırtıldıysa, mümin insanların arkasından iftira etmeye başlar. Ar perdesi yırtılmış. Peygamber'e iftira atar. Sahabelere iftira atar. Velilere iftira atar. Zamanın mürşitlerine iftira atar. İyi insanlara iftira atar. Bilmiyor halbuki, görmedi, tanımıyor. Ama iftira atar. Veyahut da günlük hayatın içerisinde insanlar birbirlerine iftira atıyorlar ya şimdi. Hele bu sosyal medya dedikleri, yanlış kullanıldığında deccaliyete hizmet eden, doğru kullanıldığında Kur'an ve sünnete hizmet eden bir olgu var ya, bir oluşum var. Şimdi ne yapıyorlar? Herkes birbirine iftira atıyor ve birisinin bir şey duyuyor, sosyal medyada yayılıyor ya, iftirayı yayıyorlar ortalığa.
Ya iftira gözünle gördün mü? Hayır. Sen şahit misin? Hayır. Duyduğunu bir başkasına aktarma sana yalan olarak yeter demiş Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Sen ne yapma onu söylüyorsun? Ama yok, onu yayınlayacak ya, onu etrafa aktaracak ya, o mümin bir kimse, o temiz bir insan, onun namusuna nereden dil izattın? Büyük günah kebair'e girdin, farkında değil. Ama o işte, o kimseyi tövbe etmezse Allah muhafaza eylesin. O büyük bir günah kebair'e girdi. Yani o iftira attı kimseyle helallaşacak. Helallaşmazsa, o hal onun üzerinde zuhur etmeden ölmeyecek. Hadis-i Şerif öyle çünkü. Bir kimseye diyor, bir iftira atar, onun hakkında bir laf söyler, bir şey dersen, o senin üzerinde, o senin üzerinde yaşanmadıktan sonra ölmezsin.
Bu bir ikincisi, iftira attın. İhtira attığın için mahşerde, o seni affetmedikçe, o seni affetmedikçe, sen o iftiranın suçunu, cezasını çekeceksin. Ancak o affettiğinde cezadan kalkacaksın. Yoksa sen o suçunu cehennemde çekeceksin, ondan sonra cennete gideceksin. Beş vakit namazın tamam ama kul hakkı birisine iftira attın sen. Oruçların tamam, namazların tamam, zikrullahın tamam, her şeyin tamam. Ama x kimseye iftira attın. Bakın cennete gidemiyorsun. Elini kolunu sallaya sallaya cennete gidemiyorsun. Ancak o kimse helal edecek hakkını. O kimse hakkını mahşerde helal ederse gideceksin. Helal etmezse, o iftiranın karşılığını cehennemde ızdırabını çekeceksin, öylese gideceksin.
O senin ayağından pran gibi tutacak veyahut da benim tabirimle boğazından sımsıkı yakalayacak, mahşerde silkeleyecek seni. Neden? İftira attın ya. Namuslu kadının namusuna iftira attın. Namuslu adamın namusuna iftira attın. Olmadık bir şeyi o kimsenin kimse, onun arkasından iftira attın. Veya yüzüne iftira attın. Önemli değil, o daha büyük günahı kebay. Allah muhafaza eylesin. Hadisi Kudsi, Buhari'de geçer. Bu diğer hadis kitaplarında da geçer de bunu Buhari'den almıştım. Her kim sevdiğim kuluma düşmanlık ederse, ben de ona harp ilan ederim. Cenab-ı Hak sevdiklerini saklamamış. Otursanız, Kur'an-ı Kerim'i açsanız Allah hangi fiilleri sever?
Beyan etmiş Cenab-ı Hak. Allah'ın sevdiği fiilleri üzerinde bulunduran kimse de Allah'ın sevdiği kimsedir. Allah namaz kılanları sever, Allah oruç tutanları sever, Allah zekat verenleri sever, Allah zikredenleri sever, Allah kendi yolunda cihad edenleri sever, Allah iyi ahlakları sever, Allah yumuşak huyulukları sever, Allah cömertleri sever, Allah yetimleri koruyup kollayanları sever, Allah dul ve yetimlerinin ihtiyaçlarını görenleri sever. Bakın Allah'ın sevdiği fiil yattılar bunlar, Allah dininde dosdoğru yaşayanları sever, Allah dinine başka bir şey katmayanları sever, ilave ederiz daha. Allah'ın seni sevmesini istiyorsan, Allah'ın sevdiği fiilleri üzerinde bulundur. Allah'ın sevdiği fiilleri üzerinde bulunduruyorsan, ne kadar bulundurduysan o kadar sevdi seni.
İyi, Allah'ın sevdiği bir mümin kul var, sen onun hakkından iftira attın, ona düşmanlık yaptın. Hadis-i Kudsi, ben de ona harp ilan ederim. Allah'ın harp ilan ettiği birkaç zümre vardır, birisi faizcilerdir, onlara harp ilan eder Cenab-ı Hak, ayetle, hadisle sabittir. Kim direkt mümin kardeşinden faiz alırsa, direkt mümin kardeşinle faizle iştigal eder ise, Allah faizcilere harp ilan eder.
Şu anda Müslüman dünyanın iki yakasının bir araya gelmemesinin sebeplerinden birisi faiz belasıdır. Ümmet-i Muhammed'in iki yakası bir araya gelmiyor. Ümmet-i Muhammed çünkü faiz belasına tutulmuş vaziyette. Bu faiz belası devlet elleriyle oluyor. Faiz meşru gördü Ümmet-i Muhammed. Bunu oradan buradan kaydırı kuppak, işte yok enflasyon miktarı kadar, yok şu şu kadar. Faiz haram kardeşim. Müminin müminden faiz alması haram. Bir mümin, bir mümin kimseden faiz alıyorsa, hadis-i şerif çok ağır. Annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi günaha girer. Bunu bir toplulukta söylediğimde orada ilahiyatçılar vardı, orada işte hocalar, hacılar toplanmışlardı.
Toplanmışlardı ya hacı efendi bunu böyle söylüyorsun da bu hadis sahih miydi değil miydi de ağır mı geldi size dedim. İki yakası bir araya gelmez o kimsenin. Eğer bir kimse müminden, la ilahe illallah Muhammedun Resulullah diyen bir kimseden faiz alıyorsa, onun iki yakası bir araya gelmez. İster Darül Harp'te, ister Darül İslam'da, ister Almanya'da, ister Türkiye'de, ister Japonya'da. Dünyanın hangi ülkesinde yaşarsan yaşa, eğer ki faizle iştigal ediyorsan iki yakan bir araya gelmez. Allah'ın laneti senin üzerinedir. Açıktan fuhuş işleyenler, açıktan fuhuş de iştigal edenler, Allah'ın laneti üzerlerinedir. Açıktan eşcinsellik yapanlar, Allah'ın laneti onların üzerinedir. Harp ilan etti.
İkinci zümre kimdir? Allah'ın dostlarına, Allah'ın mümin kullarına, Allah'ın has kullarına hakkında gıybet eden, dedikode eden, iftira eden, onlara karşı düşmanlık eden. Allah diyor ki onlara da harp ilan ederim. Harp ilan ediyor, hadisi kutsi. Bakın harp ilan ediyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden müminlerin, la ilahe illallah Muhammeden Resulullah demiş bir kimse. Açıkmış, kapalımış, içki içiyormuş, kumar oynuyormuş, onu yapıyormuş, bunu yapıyormuş. Kardeşim, sen arkasından gıybet etme. Sen arkasından iftira etme. Sen arkasından konuşma ya. Bırak konuşma. Sana mı düştü ya? Bırak konuşma. Eleştirme.
Ama Müslümanların diline vurduğu her şey. O kadar çok her şeyi eleştiriyorlar. O kadar çok insanların arkasından konuşuyorlar. Yani kim mümin, kim mümin değil ayırt etmekte güçlük çekiyor insanlar. Allah muhafaza eylesin. Mümin yalan söyler mi? Mümin iftira atar mı? Mümin gıybet eder mi? Mümin insanların namusuyla uğraşır mı? Mümin insanların parasını hileyle hurdayla ütmeye çalışır mı? Mümin insanları aldatır mı? Mümin suçsuz insanları öldürür mü? Mümin gelip burada işte bir bomba patlatır mı? Mümin yapamaz bunları.
Bazen söylüyorum ya atom bombası. Olsa ne olacak elinizde diyorum atom bombası. Siz gidip bir şehri bombalayabilir misiniz? Mümin sivilleri bombalayamaz ki. Öldüremez. Siz Amerikan Johnny'si misiniz? Oncak onu Amerikan Johnny'si yapar. İngilizler yapar onu. Gavurlar, kafirler yapar onu. Mümin yapamaz onu. Bakın yapamaz. Şimdi o zaman bir kimse bir Müslümanın, bir müminin arkasından konuşuyorsa, iftira atıyorsa Allah ona harp ilan ediyor. Hele bu iyi bir mümin ise o açık can, açıktan Allah'la düşmanlık yapıyor. Allah'la savaşmaya başlamış. Allah muhafaza eylesin. Kulum kendisine farz kıldım.
İbadetleri yerine getirmekten daha sevimli bir şey ile bana yaklaşamaz. Bakın o zaman normalde kimmiş Allah'ın harp ilan ederim dediği kimseler, bir kul farz ibadetlerini yerine getiriyorsa Allah'a sevimli, sevgili bir iş yaptı. Farz ibadetleri yerine getiren bir kimsenin arkasından konuşma. Farz ibadetleri yerine getiren bir kimseye sen düşmanlık yapma. Farz ibadetleri bir tamam kendince işlemeye çalışan bir kimsenin arkasından dedikodu, gıybet, iftira, düşmanlık edersen Allah senin üzerinde harp ilan eder. yapma. Bakın Cenab-ı Hak normalde kim sevdiğim kuluma düşmanlık ederse dedikten sonra Hadis-i Kudsi'de kimleri sevdiğini beyan ediyor saklı gizli değil, örtülü değil.
kim farzları yerine getirirse Allah'a en sevimli işi yapar. Yani Allah onu sever. Allah'a sevimli bir iş yaptı. Farz ibadetlerini yerine getirdi. Farz ibadetleri, gücünün yettiğince, gücünün yettiğince devam ediyor. Bana nafile ibadetleri ile yaklaşmak ister. Nafilelerle Allah'a yaklaşıyor o kimse. Sen nafilelerle Allah'a yaklaşan bir kimsenin arkasından dedikodu, gıybet, iftira, ona düşmanlık yapma.
Ağzını topla, gözünü topla, kulağını topla, elini ayağını topla, kalbini topla, kendini topla, istikamet sahibi ol. Farzları yerine getirmiş nafilelerle Allah'a yaklaşma. Her an gözü Allah'a yaklaşmada olan bir kimsenin arkasından gıybet etme, dedikodu etme, iftira etme. Ben o yüzden derim, Allah'ı zikreden, kendince bir üstad bulmuş, bir şeyh bulmuş, bir yola girmiş, bir kimseyle uğraşma. Ya o herkes lay lollom yaparken o gitmiş işte ibadet edeceğim, namaz kılacağım, oruç tutacağım, Allah'a yakin olacağım. Zikrullah'a gitmiş, ders almış, dersini çekiyor, Allah'ı zikrediyor, bir koşuşturmanın içerisinde bulunmuş. Sen onun eksiklerini, kusurlarını görüp de onun üzerinde sen iftira eder, ona gıybet eder. Onun üzerinde sen olur olmaz şeyler konuşursan Allah sana harp ilan eder.
Sen onun küçücük veya büyük, önemli değil, onun üzerindeki eksikliğe noksanlığı bakaraktan senin laf konuşman seni Allah'ın karşısına düşman olarak çıkarır. Kendini topla. Çünkü hani ben zaman zaman söylerim ya, sufilik, bu hadisi kutsiyi çok önemserim. Farzları yerine getirmekle Allah'a sevgili olan en güzel şeyi yapar. Nafilelerle Allah'a yaklaşır. Buradaki nafileden en önemli mesele güzel ahlak sahibi olmak. Bizler nafileyi çok namaz kılmak olarak görenlerden değiliz. Halkın içerisinde halkın eziyetlerine katlanmak ve insanların içerisinde güzel ahlakın numunelerini göstermek. Evinde eşine, evinde çocuklarına güzel ahlak numunesini göstermek.
Sokakta güzel ahlak numunesini göstermek. Çalıştığın iş yerinde güzel ahlakın umdelerini üzerinde bulundurmak. Herkes kaytarırken senin kaytarmaman. Herkes gevşerken senin gevşememen. Herkes bir şeyi çalarken senin çalmaman. Herkes bir şeyde uysulsüzlük yaparken senin yatmaman. Resmi dairede çalışıyorsan resmi dairenin sana vermiş olduğu işleri bir hakkın yerine getirmen. Orada üç kağıtçılık, beş kağıtçılık yapmaman. Orada adam kayırmaman. Orada rüşvet yememen. Orada insanları ötekileştirmemen. Orada insanların kimliklerine göre davranmaman. Hak ve hakikate uygun orada davranman. Güzel ahlak bu. Cihat bu, cihat. Ne yapayım ben seni sen sabaha kadar la ilahe illallah diyorsun. Ertesi gün gidiyorsun, rüşvet diyorsun.
Ne yapayım ben seni sen sabaha kadar la ilahe illallah desen. Sabah olduğunda eşini bir tokat vursan. Ne yapayım ben seni? Güzel ahlakın lazım. Allah'la olan ilişkin Allah'la senin aranda. Güzel ahlak insanların arasında benimle olan hukukun o senin. O yüzden güzel ahlak namusuna, şerefine, haysiyetine düp düzgün hareket etmek. Yamulmamak, yıkılmamak, gevşememek, yavşamamak. Güzel ahlak sahip olmak. Nafilelerle Allah'a yaklaşma. Biz Allah affetsin. Sufiliğin başlangıcındaki doktrini kabul edenlerdeniz. Bu çok ibadet değil. Bu toplumun içerisinde en güzel ahlak sahibi olmak. Sen camiden en son çıkan ol.
Hiç önemli değil. Camiden en son çıktığında orada çocuğun kafasına bir tokat vuruyorsan bir anlamı kalmadı. Sen camiden en son çıktın. Çocuklar seni gördüğün zaman evinin içerisine girdiğinde kaçacak yer arıyorlar. Bir anlamı kalmadı. Sen güzel ahlak sahibi değilsin. İnsanlar seninle çok rahat iletişim kuramıyorlar. Sen güzel ahlak sahibi değilsin. Ona hard hurt, buna bağır, ona çağır, ona tekme at, ona küfret, ona ters davran. Ona yanlış davran, ona tepeden davran. Ona bağır, ona çağır. Senden başka doğrusu yok. Bu güzel ahlak sahibi değil. Yok. Onun Allah'a yakınlığı düşünülemez. Annesine küfreden, babasına küfreden, annesiyle babasıyla kavga eden, tartışan.
Nasıl küfredersin annene? Bu nasıl bir ahlak? Eşine nasıl küfredersin? Bu nasıl bir ahlak? Çocuklarına nasıl küfredersin? Bu nasıl bir ahlak? Arkadaşlarına küfredersin? Bu nasıl bir ahlak? Bu güzel ahlak değil. Bu okuduğumuz İslam değil. Değil. Güzel ahlakla Allah'a yaklaşır insan. Güzel ahlakla. Güzel ahlakı numunelerinde, üzerinde görün. Görünsün senin üzerinde. Ama istikametle sen bunu özünden yap. Tüfür etmesini bir tek sen bilmiyorsun. Herkes biliyor. Adam dövmesini bir tek sen bilmiyorsun.
Herkes biliyor. Ama dövebilecekken dövmemektir güzel ahlak. Sövebilecekken sövmemektir güzel ahlak. Onunla. E o zaman şimdi böyle ahlakını güzelleştirmeye çalışan bir kimse var. Bunu hasbelkader yaşamaya çalışıyor. Sen onun hakkında gıybetle dedikod ediyorsun. Allah muhafaza eylesin.
Bana nafile ibadetleriyle yaklaşmak ister. Nihayet ben ona muhabbet ederim. Farzları yerine getirdi. Nafilelerle Allah'a yaklaşmaya çalıştı. Allah diyor ki ben ona muhabbet ederim. Artık ben kulumu sevince onun işitir kulağı, görür gözü, tutar eli, yürür ayağı mesabesinde olurum. Dili ile de her ne isterse muhakkak onları veririm. Bana sığınmak isteyince muhakkak kulumu siyanet ederim. Yani onu kendime sığındırırım. Bu tip kullara, Allah'ın böyle kullarına arkasından gıybet etmek, dedikod etmek, iftira etmek Cenab-ı Hakk'ın harp açmasına, ona harp açmasına sebep oluyor. Allah bizi onlardan eylemesin.
Enam suresi ayet 52. Bu ayet-i kerime çok hoşuma gider benim. Bütün ayetler hoşuma gider de bu ayrıca hoşuma gider. Allah'ı zikredenler tarih boyunca hep hor hakir görülmüştür. Böyle toplumun sanki hor hakir tabakası, toplumun sanki ikinci sınıf, üçüncü sınıf tabakası gibi görülürler.
Böyle kendini beğenmiş zengin kesimi, kendini beğenmiş devlet ricali, kendini beğenmiş bürokrasi ve siyaset ricali, o dervişlere, o sufilere hor bakarlar, hor görürler. Bu tarih boyunca böyle olmuştur ama. Bunu müjdeleyen ona, o böyle önceden sufilere fakir derlerdi. Hatta sufi değildi onların, fakirdi. Bildiğiniz fakir. Ve onlar da kendilerini fakir olarak nitelendirirlerdi. Bir sufinin kendisini fakir olarak nitelendirmesi. Hani böyle bazen tevazuda, haddi aşıyorlar işte ben fakir, ben fakir, ben fakir. Onu sevmiyorum ben de Allah affetsin. Ama böyle hani gerçekten kendisini hiçliğe götürmüş, kendisinde fazla bir şey görmeyen kimse.
Fakir bu. Fakir, sufi manada akçesi olmayan değil. Fakir, akçesi olup da kendisini fukara gören, öyle yaşayan kimse. Gösterişten uzak, şataattan, şatafattan uzak, kibirlilikten uzak insanlar. Allah cümlemizi onlardan eylesin. Ayet-i kerime. Neden ayet-i kerime indi? Müşriklerin ileri gelenleri, Mekkeli müşriklerin ileri gelenleri, Medine-i Münevvere'ye geldiler. Medine-i Münevvere'de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemle özel görüşmek istediler. Dediler ki bizimle özel görüş. O da ola ki, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, onlar Müslüman olurlar, iman ederler, müşrikten vazgeçerler diye, onlarla özel görüşmeye aldı onları. Onlar dediler ki, Ey Muhammed, bu fakirlerle bir arada oturamıyoruz.
Bunları etrafından uzaklaştırsan, biz de sana iman ederiz. Bu suretle şerefli insanlar da, kabile reisleri de, sana iman eder demişlerdi. Onlar dediler ki, bu Ashab-ı Sufa var ya, bu garip gureba takımı, bunlarla bizi aynı tutma. Bizi bunlardan ayır. Hani tabiri caizse, bize özel sohbet et. Biz kabile reisi, Mekke'nin zengin eşrafındanız. Bizleri ayrı tut. Bize bir özellik ver. Biz bunlarla beraber oturmak istemiyoruz. Zaman zaman bazen dergahların içerisinde, böyle insanlar çıkar. Derler ki, bizi ayırsan, biz böyle on kişi, filanca yerde toplansak, zikrullah yapsak. Zenginler grubu. Onlar toplanacaklar, kendi kendilerine ağırlayacaklar.
Vardır bunlar toplumun içerisinde. Ve belli cemaatler bunları uygularlar. O zenginlerin parasını alacak, pulunu alacak. Onların işte makamından, mevkisinden faydalanacak. Onlar ayrı sohbet grubu açarlar. Onlar özel ders yeri açarlar. Onların başına da kendilerinden bir tane zakir veya kendilerinden bir tane nakib, nügabba, sugabba, neyse tayin ederler. Veya bir sohbetçi tayin ederler. Onlar mesela öyle bir yerde toplanırlar. Zenginler bir yerde. Üst seviyor onlar. E gelip de dervişlerin arasında, fukaraların arasında ne işleri var? Bir de onlar böyle bir şey yaptıklarında haddi de aşarlar. Şeyhi de kendilerine özel isterler. Efendim, bize ayrı gelseniz. Tabii.
Hele onlardan böyle, onlar bir yere bir kuruş, iki kuruş yardım etsinler, orayı satın almaya kalkarlar. Ben o yüzden bütün zakirlere derim, sakın ha, harçlık almayın kimseden, para almayın. Sakın ha. Neden? Sizi köle etmek ister. Borç dahi almayın derim. Borç, bildiğiniz borç alma. Seni köleleştirmek ister. O böyle, o haddini bilmeyen zenginler, o hadsiz bürokratlar, hadsiz siyasetçiler, orayı böyle kendince, kendisine böyle çöplük gibi kullanmaya çalışır.
Allah muhafaza eylesin. O Mekkeli müşrikler de böyle geldiler. Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, onları dinlerken, kim geldi? Amâ, ümmü, mektum geldi. Girdi içeri. Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yanına geldi, cübbesinden tuttu. Dedi ki, ey Muhammed, bana dinimi öğret. Bana dinimi öğret. O esnada, Mekkeli müşrikler, o amâ, ümmü, mektubu baktılar, yüzlerini ekşittiler. O Kur'an-ı Kerim'de, o yüzünü ekşitti, ikazı, Mekkeli müşriklerle alakalı. Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellemle alakalı değil. Onu bir kısım, alim, ulema, sanki Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, yüzünü ekşitti de, Allah onu, ikaz etti diye, tefsir ediyorlar.
Oysa, yüzünü ekşiten, müşrikler, yani biz tam Hazreti Peygamber'le, yani Muhammed'de, görüşüyorduk, konuşuyorduk. Yani sen ne ama geldin şimdi, bu topluluğumuzun içine girdiğinde, âmâ, fukara halinle, bizim sohbetimizi kestin. Sen kimsin? Sen nesin? Manasında, ona yüzünü ekşittiler. Ve Cenab-ı Hak, hemen Ayet-i Kerime'ye indirdi. Sabah akşam, Ayet-i Kerime uzun da, ben bize lazım olan kısmını aldım. Sabah akşam, Rablerinin rızasını isteyerek, ona yalvaran, onu zikredenleri, sakın sen yanından kovma. Hani Ayet-i Kerime'de devam ediyor, o hani, malıyla, mülküyle, kendisini bir şey zanneden, insanlara tepeden bakan, sen kalbi, gönlü, dünyaya meyletmiş, Allah'ın zikrini unutmuş kimselere, bakma!
Ayet-i Kerime bu uzunu. Onlara bakma. Onlar dünyayı, dünyaya ve hevai heveslerine tapınmışlar. Onlar dünyaya yönlerini döndürmüşler. Onların kalplerinde Allah'ın zikri yok. Onların kalplerinde Allah'ın zikrullahı yerleşmemiş. Onların kalplerinde iman, kemale ermemiş. Onların tanrıları, kendi paraları, pulları, makamları, mevkileri olmuş. Sen sakın ha ey Muhammed! Sen sakın ha ey Muhammed! Yönünü onlara çevirme! Sakın! Ya! Sen yönünü sabah akşam, Allah'ın rızasını dileyen, Allah'ın rızasını isteyen, Allah'ın rızasını istediği için, O'na yalvaran, O'nu yakaran, O'nu zikreden, O'nu tesbih eden, O'nu tenzih eden, O'nu teşbih eden, O'nu Allah'ın kulları var ya, evet!
Sen onlarla beraber ol! Peygamberine söylüyor. E sen şimdi otur, Sabah akşam Allah'a yalvarıp dua eden, Allah'ı zikreden, Allah'a yaklaşmanın yolunu arayan, Bu noktada hasbelkader, gücü ve kuvvetince, İşte Allah'ın ibadetlerini emrettiklerini yerine getirmeye çalışan kimselerin, Arkasından dedikode et, iftira et, Yapmadıkları şeyleri yapmış gibi göster, Allah sana harp ilan eder.
Ve o kimsenin, Hazreti Pir öyle diyor, O kimsenin ar damarının patladığına, Ar perdesinin yıldıldığına işarettir. Bir kimsenin ar damarı patlarsa, Her türlü haramı ve ahlaksızlığı utanmadan yapar. Bir kimsenin ar damarı patlarsa, İyi insanmış, bu veli insanmış, bu Allah dostuymuş, bu müminmiş, Bakmaksızın arkasından gıybet, dedikodu, iftira, düşmanlık eder. Onun ar ve haya perdesi patlamıştır. Onun damarı çatlamıştır. Onun damarı çatladığından öyle yapar. Allah muhafaza eylesin. İşte kıymetli dostlar, Hazreti Pir'in bize vermiş olduğu öğüt şu, Sakın ha, Allah'a yakınlık peyda etmeye çalışanların, Arkasından dedikodu etme, Gıybet etme, İftira etme, Onların üzerinde suizana düşme, Yoksa senin ar perden yırtılır, Bir daha onu diken bulunmaz.
Senin damarın çatlar, O damarını tedavi eden bulunmaz. Ve Allah muhafaza eylesin. Sen Allah dostlarına düşmanlık yaparsan, Sen namaz da kılsan, Şirk ehli olarak gidersin. Sen oruç da tutsan, Şirk ehli olarak gidersin. Sen çünkü, Allah'ın harp ilan ettiği kimsesin. Allah bizi onlardan eylemesin. O yüzden kim Allah'ın velilerine eziyet ederse, Onları kerih görür, Onlarla alay ederse, Allah muhafaza eylesin. Allah'ın yolunda koşturan, Cihad eden mücahitleri kerih görür, Onlarla alay ederse, Onlara düşmanlık ederse, Kim alimlerle alay ederse, Adam Ebu Hanife ile alay ediyor, İmam Şafi ile, İmam Maliki ile, İmam Hanbelle alay ediyor, O kimse İmam Buhari'ye düşmanlık ediyor, Tirmizi'ye düşmanlık ediyor, Hadis alimlerine düşmanlık ediyor,
Düşmanlık ediyor, Fıkıh alimlerine, O mezhep sahiplerine düşmanlık ediyor, Onlar küfür üzerine giderler, Allah muhafaza eylesin. Allah muhafaza eylesin. Çünkü, Bir kimse, Mesela, Alimliği sabit olmuş, İmam-ı Azam gibi, Veyahut da, Veliliği sabit olmuş, Abdülkadir Geylani gibi, Hazreti Mevlana gibi, Bunlar artık, Sabitlenmiş, İttifak halinde, Onların veliliğiyle alay etmek, Onların alimliğiyle alay etmek, Allah muhafaza eylesin, İnsanı küfre götürür, Rabbim muhafaza eylesin.
Son, Hadis-i Şerif okuyacağım, Bidecek. Üç sınıf insan var ki, Onlarla ancak münafık olan alay eder. Üç kısım insan var ki, Onlarla ancak münafık olanlar alay eder. Bir, İslamiyet'te saçını sakalını ağartan yaşlılar. Allah yolunda saçını sakalını ağartmış. Allah yolunda koşuşturmuş. O yolda koşuştururken, Saçını sakalını ağartmış. İki, İlim sahibi. Gerçekten o ilim sahibi olmuş. Kendisini yetiştirmiş. Hadis alanında, Ama fıkıh alanında, Ama tefsir alanında, İlim sahibi olmuş. Üç, Adil imamlar. Bakın, Hep imamların önünde ve arkasında, Devlet başkanlarıyla alakalı, Adil olmak vardır. İslam, Adil olmayı, Adaletli olmayı, Önemser.
Bir devlet başkanından, Beklenilecek olan, En önemli hususiyet, Adil olmasıdır. Bir babadan beklenilecek olan, En önemli hususiyet, Evin içerisinde, Adil olmasıdır. Bir kadının, Kocasından bekleyeceği, En önemli hususiyet, O kocanın, Adil olmasıdır. Bir patronun, İş yerinde, Adil olması beklenir. Bir zakir, Adil olacak. Bir vazifeli, Adil olacak. Adil olacak. Bir üstad, Bir şeyhefendi, Adil olacak. En önemli şey, Adalet sahibi olmaktır. İnsanlık, Adaletle ayakta durur. Devletler, Adaletle ayakta durur. Dergahlar, Adaletle ayakta durur. Topluluklar, Adaletle ayakta durur.
Bir ev, Adaletle ayakta durur. Adil olacak. Kocasın, Adil olacaksın. Babasın, Adil olacaksın. Memursun, Adil olacaksın. Amirsin, Adil olacaksın. Adil olacaksın. E adil olan bir kimsenin arkasından sen konuşuyorsan, Sen de münafığın ta kendisisin. Sen ilmiyle amil, Bir kimsenin arkasından konuşuyorsan, Dedikodu gıybet ediyorsan, İftira ediyorsan, Münafığın ta kendisisin.
Sen Allah yolunda, Saçını sakalını ağartmış bir kimsenin, Arkasından dedikodusunu, Gıybetini ediyorsan, Münafığın ta kendisisin. Hadis-i şerif bu. Hadis-i şerif. Hz. Muhammed-i Mustafa söylüyor. Allah muhafaza eylesin bizleri. Rabbim korusun inşallah. Cimnemizi, Cenab-ı Hak, Kendi yolunda giden, Kullarından eylesin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.