mustafaozbag.org

128. Mesnevi Şerhi (783-790 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 2 Ocak 2021 · 33:47

Evet, o Yahudi padişahının küçük bir çocukla bir kadını getirip o çocuğu ateşe atması, çocuğun dile gelerek halkı ateşe atılmaya teşvik eylemesi, bu konu başlığı buydu. O Yahudi bir kadını çocuğuyla putun önüne getirdi. Ateş yalımlanmıştı. Çocuğu anasından alıp ateşe attı. Kadın korkup gönlünü imandan ayırdı. Kadın put önünde secde etmek isteyince çocuk ateşin içinde ben ölmedim diye haykırdı.
Ana, gel, gerçi zahirde ateş içinde isem de ben burada iyiyim, hoşum dedi. Malum bu Yahudi tarihi kayıtlarda zünivas olarak geçiyor. Tabi bu zünivasın tarihi kayıtlarda kimisi Yahudi olarak, kimisi putperestlikten Yahudiliğe geçmiş olarak tanımlanıyor.
Bu Himyerlilerin son Yahudi kralı, İslamiyet'ten önce Güney Arabistan'da kurulan Himyeri Devleti'nin M.Ö. 155 ile 525 arasında yaşamışlar. Son hükümdarı, Arap Yarımadası'nın diğer Yahudilerinde olduğu gibi Yahudi kaynaklarında bahsi geçmez. Ortalığa zulmeden bu zalim Yahudilerin krallarıyla alakalı, padişahlarıyla alakalı Yahudi kaynaklarında bunlar geçmiyor.
Bununla alakalı kaynaklar, Süryani kaynaklarda var Anadolu'da, Hristiyan kaynaklarda mevcut bu. Normalde Yahudi kaynaklarda bunlar söz konusu değil. Ona dair bilgiler Habeş, Süryani, Bizans ve Arap kaynakları ile kitabelere dayanır. Kral, o günkü kral, yol kavşaklarına çukurlar kazılmasını emretti. Çukurlar kazıldı, kral onun için ateş yaktırdı, dininden dönmeyenleri oraya atıp yakın dedi.
Yahud da onlara, Haydi kendini hende at denildi. Onlar da bunu yaptılar. Nihayet bir kadın geldi, kucağında çocuğu vardı. Kendisini ateşe atmaktan çekindi. Çocuk annesine, Anneciğim sabret çünkü sen hak üzeresin dedi. Şu ara ayetinde geçiyor. Sakın Allah'ın yanında bir başka ilah edinme. Yoksa azaba uğrayanlardan olursun. Ayet-i kerime. Tabi bu, hendek kazma ve hendeğin içerisine ateş doldurup yakma, Yahudi padişahların sistemidir. Ondan önce ateşle cezalandırma ve ateşe atma Nemrut'a aitti. Nemrut da İbrahim aleyhisselam için devasa bir ateş yaktırmış ve o ateşe mancılıkla İbrahim aleyhisselam atmıştı.
Ve var mı İbrahim'in dinine diye haykırınca, Sare annemiz, o zaman daha genç bir kız, o da kendini ben İbrahim'in dinine ve İbrahim'in peygamberliğine iman ettim deyince, onu da attırdı içine. Sonra, Sare hakkında da böyle rivayetler var. Sare annesine seslenin içeriden. Anneciğim gel, dışarıdan ateş gibi görünen yer, serin ve selamet. Hani İbrahim aleyhisselam hakkında da ayet-i kerime geldi ya, Ey ateş, serin ve selamet ol. Serin ve selamet ol. Serin olursa üşütür sonunda. Selametlik de var. Yani üşütücü de olma. Soğuk da olma, üşütüp dondurma da. Orta düzeyde dursun. Şimdi, İbrahim aleyhisselamdan sonra, biliyorsunuz, Yahudiler, İshak aleyhisselamın soyundan gelir.
Hazreti Muhammed-i Mustafa da İsmail soyundan gelir. Normalde şimdi İsmail aleyhisselam, böylece Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin soyudur. İshak ise, ondan Yahudi peygamberler gelir. Ve o Yahudi peygamberler, bu ateşte yakma, ateşte cezalandırmayı kendilerine ölçü etmişlerdir. Pardon, Yahudiler. Ve Hristiyan halka, Hristiyan olanlara, tarih boyunca zulmetmişlerdir. Ta ne zamana kadar? Ta Bizans'ın, Bizans'ın, hatta, Batı Bizans'ın, Hristiyanlığı, resmi din olarak kabul edinceye kadardır. Hatta bazı tarihi kaynaklar vardır. Hatta, Hz. Mevlana, Cerahat-i Ruma Hazretleri, Mesnevi Selin'e de, biraz ona dokunur, isim vermez ama, yani, Pavlos'un, bir Hristiyan, din bilimcisidir.
Hristiyanlığın içerisine girip, Hristiyanlığın bozduğuna dair, emareler vardır, şeyde, Mesnevi'de. Pavlos varidir çünkü. O Hristiyan, normalde, daha bundan önce, hani, Hristiyan bir, yine, bir topluluk vardı. Yahudi padişah, bir, kendi halifesiyle anlaşıp da, böyle yapmıştı ya, bunu anlatır. Şimdi, bu Zünivas'ta, yine bir Yahudi kraldır. Bu Yahudi kral, o günkü Hristiyanlara, kendi dininden döndürmek ister. Tarihi kayıtlarda, bunu normalde, bütün Hristiyan kaynaklarında var, daha teferratlı anlatmışlar bunu. Ben buraya kısa kısa aldım, vakitimizi fazla almasın diye. Şeyde, şehrin göbeğine, kocaman bir tane put dikti, ve o puta secde edenlerin, ateşten kurtulacağını, puta secde etmezlerse, o ateşten kurtulamayıp, hepsinde, hendekleri ateşlere atacağını söyle.
ve başlar, ben iman ettim diyenlere, ateş atma. Bununla alakalı da, ayet-i kerime vardır. Ateşin onları yakmadığını, ateşin acısını onların almadığını, hatta ayet-i kerime der ya, sen gördün mü, hani böyle böyle yapanları, onlar ateş yalamamıştı diye, ayet-i kerime de vardır. Hz. Mevlana, Celalat-i Ruhu Hazretleri, o ayet-i kerime de atıfta bulunur. İşte Zünivas, böyle bir, zalim bir hükümdar idi. Bu zalim hükümdar, etrafını böyle talan eder, çok gattar, çok gattar, kendi tebaasına kadar, kendi tebaasına gattar, düşmanlarına gattar, girdiği yeri yakıp yıkan, katleden bir, zalim bir hükümdardır. Bununla alakalı, farklı rivayetler de var. Bunu normalde, işte içki içip, bunları böyle ince ince not düşeyim, sonra başka bir yerde okursanız, vay buraya eksik söylemiş, demezsiniz ama, aklınızda bulunsun.
Bu zalim hükümdar, işte biraz böyle alkol alıp içince, kendi kız kardeşiyle yatıp kalkmaya başlıyor. Onunla yatıp kalkmaya başlayınca, o hamile oluyor. Hamile kalınca, bu sefer diyor ki, kendi kız kardeşine, beni temizle şimdi. Beni nasıl temizleyeceksen, temizle. Bu sefer, o günkü alimleri topluyor, buna hüküm çıkarmaya çalışıyorlar, bir türlü hüküm vermiyor. Ateşler yakıyorlar, bu sefer. Sizleri diyor, bu ateşlerin içerisine atarım diyor. Ve ateşlerin içerisine atmaya başlıyor. Bir de böyle bir rivayet var. ama buradaki söz konusu olan şey, inananlara yapılan zulüm. Tarih boyunca, gerçekten inanan topluluklara, mevcut deccalist sistemler, imansız sistemler, onlara zulmetmişlerdir.
Bunun, ister Yahudi olsun, ister Hristiyan olsun, ister Müslüman olsun, değişmemiştir. Müslümanların zulüm görmediği, Müslümanların zulüm görmediği, altın devir dediğimiz, Hz. Peygamber ve ashabının devri vardır. Müslümanların zulüm görmediği. Ve o Müslümanlar, o zaman için, Allah'a olan imanları, Resulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem olan bağladıkları, o kadar kuvvetliydi ki, o bir avuç Müslüman, o zaman için, bölgenin en önemli gücü haline geldiler.
Düşünebiliyor musunuz? Şimdi Müslümanlar, o kadar çok kalabalık, ama dünya sahnesinde, ezilen, yıkılan, yakılan, parçalanan, ahlakı seviyesi düşük, ekonomik seviyesi düşük, askeri seviyesi düşük, her türlü seviyesi düşük bir topluluk halindeler. Bakın, her türlü seviyesi düşük bir topluluk halindeler. Ve ne yazık ki, 250 yıldan beri, kendilerini buradan kurtaramıyorlar. Çünkü, Allah'a olan bağlılıkları, ve imanları, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, hazretlerine bağlılık ve imanları, kamil noktada değil. Hepimiz elhamdülillah Müslümanız, ama gücümüzün yettiği yere kadar haksız, gücümüzün yettiği yere kadar hırsız, gücümüzün yettiği yere kadar da zalimlik yapan bir topluluğuz. Bu acı bir şey.
Şeyhim söylerdi bir dervişe, hacca gittim de ben. Ben gittim, ikinci gündü, onun ismiyle zikretti, işte filanca, buyurun efendim, ciddi bir şekilde, hacı kime denir dedi. Gücü yettiğince haksız, gücü yettiğince hırsıza hacı denir efendim dedi. Duydun mu Mustafa Efendi? Duydum efendim dedim. Bunlardan olma oğlum dedi. Pardon, gücü yettiğince hırsız, gücü yettiğince haksız, gücü yettiğince yalancıya hacı denir. Ve bunu gözlerimle şahit oldum. Bir riyal, iki riyal, o şıp şıp terlikler, adam o terliği çalıyor. Peyniri görüyor, peyniri alıp götürüyor.
Anlatıyor, dünyayı o kurtarmış. Gücü yettiğince yalancı. Gücü yettiğince haksız, Beytullah'ta kavga ediyor hacı. Beytullah'ta yumruklaşıyor hacı. Küfürleşiyor Beytullah'ta. Beytullah'ta kadınların peşinde koşuyor hacı. Hacı şeyler. Biz Allah'a, Allah'a, imanı kemale ermeyen Müslümanlardanız. Biz Hz. Muhammed Mustafa'ya sımsıkı yapışan bağlanan, onun sünnet-i seniyyesini yerine getiren Müslümanlardan değiliz. Çok özür dilerim ama ne yazık ki böyleyiz. O yüzden de İslam aleminin iki yakası bir araya gelmiyor.
Yeraltı zenginliklerini deccallar yiyor. Yerüstü zenginliklerini deccallar yiyor. İnsan kaynaklarını deccallar yiyor. Ne kadar maden varsa, petrol, doğalgaz, şu bu hepsi de deccallar yiyor. alıyorlar petrolü, veriyorlar beyaz kağıdı, o beyaz kağıdı da alıyorlar, bir tane başka bir kağıt veriyorlar. Öyle de canları sıkılırsa, ondan sonra diyorlar ki, siz terörle destek verdiniz, sizin mal varlıklarınıza el koyduk diyorlar.
Ondan sonra gidiyor, koca koca, kral veyahut da ne o, kral değil mi onlar? Kral. Koca koca, krallar gidiyorlar, prensler gidiyorlar, deccalların eline ait tane, ayağını öpüyorlar. O haldeyiz. Allah bizi affetsin. İşte, o kadın tam puta secde edecekti. Çocuk içeriden haykırdı. Yapma anne, ben ölmedim. Bu ateş, perde olarak, zahirde bir göz bağıdır. Fakat, hakikatta, mana yakasından, baş çıkarmış, zuhur etmiş bir rahmettir. Sen imanından dolayı, İslam'ından dolayı, Kur'an ve sünnete bağlılığından dolayı zorluklar çekebilirsin. Hem birey olarak, hem topluluk olarak sıkıntıların içerisine girebilirsiniz.
Siz iman ettiğinizden dolayı, hem şahıs olarak, hem topluluk olarak, sizin üzerinize çeşitli oyunlar oynayabilirler. Değişik tezgahlar tezgahlayabilirler. Sizi zorluklara atabilirler. Sıkıntılara atabilirler. Bu ateş gibi görünür. Bundan gözünüz yılmasın. Bundan geri adım atmayın. Bundan korkmayın. O ateş, zahirde bir göz bağıdır. O sıkıntılar, o dertler, o problemler, zahirde bir göz bağıdır. Çekmiş olduğun, veya gösterilmiş olan acılar, zahirde bir perdedir. Göz bağıdır onla. Dışarıdan bakan kimseler, onları normalde acı çektiklerini, sıkıntı çektiklerini, veyahut da bunu yapan kimseler, onlara acı verdiğini, sıkıntı verdiğini, problem verdiğini, onlara meşakkat çektirdiklerini zannederler.
Oysa o göz bağından başka bir şey değildir. O bir perdedir. O hastalık bir perdedir. O sıkıntı bir perdedir. O sistemin, veyahut da o kralın, veya zünivasların, veya zünivasçıkların, zünivaslar bitmez. Her dönemin kendine ait bir firavunu, her dönemin kendine ait bir Nemrud'u, her dönemin kendine ait bir zünivası vardır. Her topluluğun kendine ait bir deccalı vardır. Her topluluğun kendine ait bir mehdisi vardır. Her topluluğun kendine ait bir firavun olduğu gibi, karşısında da Musa'sı vardır. Her topluluğun bir Ebu Cehil'i vardır. Karşısında da Muhammed Mustafa'nın halifesi vardır. Bunlar eksilmezler. Adem'den beri eksilmedi. Adem'in çocuklarından birisi, Kabil, Habil'i katletti.
Cenab-ı Hak Şit'i verdi. Şit'le, Habil'in intikamını aldırdı Allah. Şit'i gönderdi. Şit de, Kabil'in kurmuş olduğu zulüm iktidarını yerle bir etti. Şit yaptı. Ve Adem Aleyhisselam, Şit Aleyhisselam'ı böyle yetiştirdi. Yetiştirirken de. Çünkü Kabil, o zulümle şehirler kurmuştu. Muhteşem şehirler kurdular. Muhteşem saraylar kurdular. Muhteşem evler kurdular. Her peygamberin karşısında, her hak ve hakikatin karşısında, askeri gücü, ekonomik gücü, siyasi gücü, medya gücü elinde tutan, zalimler olmuştur. Bunlar, ellerindeki bu güçle, hak ve hakikat yolunda giden insanlarla, mücadele etmiştir, savaşmışlardır.
Nuh Aleyhisselam gibi, Hud Aleyhisselam gibi, Musa Aleyhisselam gibi, İbrahim gibi. Bütün peygamberler, tarih boyunca, insanlara hak ve hakikati anlatmış, onlara doğru yol anlatmıştır. ve hak ve hakikatin karşısında olan, Zünivas Vari, Firavun Vari, Nemrut Vari, Ebu Cehil Vari, sistemler, kimlikler, kişilikler, hak ve hakikate koşan, hak ve hakikati anlatan, kimselere karşı, hep savaş açmıştır.
yakın tarihi İsa Aleyhisselam'dır. İsa Aleyhisselam dinini anlatınca, sürgün yemiş, mücadele etmiş, havariler sürgün yemiş, o kadar sıkıntılar çekmiş, ve işin daha da enteresanı, İsa Aleyhisselam'ı satan, yanındaki havarin olmuş. Şimdi de bu taraf var. Çünkü can korkusu, mal korkusu, dünya korkusu, çocuk korkusu, kadın korkusu, korku, korku, korku, insanları dininden, imanından etmiştir.
İşte Zünivas'ta, tarihi kaynaklara göre, gerçek bir putperest, ama putperestliğini, Yahudilikle saklayan, ve Yahudilik dinini, kendine kalkan eden, Yahudilik dinini, kendi için saklanılacak, bir perde gören, ve dinden, kendisini güçlendiren, bir kimse. Şimdi, Fransa'da bir kimse, örneğin, işte siyasi gücünü, nereden alıyor? Hristiyan kimliğinden alıyor. Bunu dile getirmiyorlar mı? Dile getiriyorlar. Yoksa gerçekten, Hristiyan olduklarından mı? Değil. Geçenlerde, Yunan Başbakanı geldi, ne yaptı? Burada bir sürü, dini törenlere katıldı. Öyle değil mi? Ama o Yunan Başbakan, gerçekte ateist mi? Evet. Hristiyan değil, Müslüman değil, Yahudi değil.
Kendisinin ateist olduğunu da, ne yaptı? İlan etti. Ama geldi, burada, Hristiyan merkezlerini gezip, ziyaret edip, oradaki, ahinlere katıldı. dini bir mesaj verdi. Dini bir mesaj verdi. Ateist halbuki kendisi. Ama ne yaptı? Hristiyan tevasına, bakın dedi, ben aslında, gerçekte Hristiyan'ım. ve sizin dini değerlerinize saygı duyuyorum. İşte Zünivas'ta, böyle bir kimse. Tarih boyunca, bu krallıklarını, krallıklarını ayakta tutmak isteyenler, kendilerini dini perde olarak seçerler. Bugünkü, Suud kralları gibi. Örnek, adamın kimle düşüp kalktığına bakın.
adamların kimlerle düşüp kalktığına bakın. Adamların kimlerle düşüp kalktığına bakınca, adamın gerçek kimliğini görüyorsunuz. İşte, bu tip, zalim hükümranlıklar, zalim devletler, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Peygamberliğini ilan ettiği, Kureyş Devleti gibi, devletler, o inanan tevâya zulmederler. İşte zulmettikleri için de, Hz. Mevlana diyor ki, o ateş perdesi, zahirde bir göz bağıdır.
O zorluğu, o sıkıntıyı sen, zorluk ve sıkıntılık olarak görme. Fakat hakikatta, mana yakasından baş çıkarmış, zuhur etmiş bir rahmettir. Hakikatte o sıkıntılarla, o belalarla, o musibetlerle, o baskıyla mücadele etmen, ona karşı göğüs germen, o haksızlıklarla, o kötülüklerle mücadele etmen, yakapaça olman, hakikatte de diyor, rahmettir. İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, dininin gereklerini yerine getirme konusunda, sabırlı, dirençli davranıp, Müslümanca yaşayan kimse, avucunda ateş tutan kimse gibi olacaktır. Tirmizi, Ebu Davud. Öyle bir zaman gelecek ki, insanlar, inandıkları dini, yaşayabilmeleri için, yaşayabilmeleri için, ellerinde, avuçlarında ateş tutacaklar.
Dini yaşamak, dini yaşamak, bu kadar zor olacak. Neden zor olacak? Çünkü dinini yaşamaya çalışırsa, etraftan baskı görecek, horlanacak, kötülenecek, iteklenecek, kökeklenecek, yanlış anlaşılacak, etraf ona farklı bakacak. Dini yaşamak, dini yaşamak, ateşten kor gibi tutacak. Başka bir ad-i şevte de der ki, ahir zamanda iman etmek, ateşten kor gibi olacak. İmanı, tutanın, eli yanacak diyor. Tutanın eli yanacak. Elinden atan da, dinden, imandan olacak. Allah muhafaza eylesin. Elinden atan ne olmuş oldu? Dinden, imandan oldu. E dini yaşamak da, ateş oldu, kor oldu. Ateş oldu, kor oldu. Gerçekten, iman ettiyse bir kimse, gerçekten, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretlerinin, ayak izlerini takip ediyorsa, yazın bir kenara.
O, öz yurdunda garip değildir. O, kendi evinde bile gariptir. Bırakın yurdu. Kendi evinde bile gariptir. Bir kimse, Kur'an ve sünneti, azı dişleriyle, sıkı sıkı, tutsun, büyük bir çoğunun, eşi, çocukları, osu busu, her şey düşman olur ona. Neden? Çünkü, insanlar, iman abidesi gibi duran bir kimseden, rahatsızlık duyuyorlar. Evet. Onların, inandığı gibi inanan bir kimse istiyor. Diyor ki, benim inandığım gibi inansın, gevşek olsun biraz. Yani, kah, iki kadeh atsın ya. Gevşek olsun.
Kah, biraz haram işlesin ya. Gevşek olsun. Kah, biraz sütü bozukluk yapsın, kanı bozukluk yapsın. Yapsın. Biraz. Gevşek olsun. Ya, bu kadar da olur mu ya? Biraz birilerini kayırsın, biraz binlerine bir şeyler göndersin. Bir şeyler yapsın yani o. yapmazsa eğer, o böyle iman ehli olarak durursa, ondan insanlar hiçbir şey yapmazlar.
Hiçbir şey. Rahatsız olurlar ondan. Neden? Çünkü insanlar gerçekten iman etmiş, Allah ve Resulüne sıkı sıkı yapışmış bir kimsenin nefislere ağır geliyor. Diyor ki ya, bu kadar da olmaz ya. Nefsi ağır geliyor. Allah muhafaza eylesin. Ana gel, gel de Allah'ın burhanını gör ki, bu suretle hak haslarının zevk ve işaretlerini de göresin. Ana, hakikatte olan, fakat zahiren suya benzeyen bu alemden çık, bu ateşe gir de ateşe benzeyen suyu gör. Ana gel, bu ateş gibi görünen, Kur'an ve sünnetin içerisinde, Allah'ın delillerini gör.
Anne gel, iman etmeyen, imanı zayıf olan insanların, Kur'an ve sünneti yaşamayı, ateş gibi görürlerken, sen içine gir de, içine girdiğinde, Allah'ın rahmet deryasına dal. Dışarıdan ateş görünenin, gerçekte rahmet deryası olduğuna gör. Oruç tutmak, dışarıdan sıkıtı içinde rahmet deryası, namaz kılmak, dışarıdan sıkıntı içi rahmet deryası, Kur'an ve sünnetin herhangi bir helalini veya ibadetini yapmak, dışarıdan ateş gibi içi rahmet deryası, ebedi mutluluk, ebedi kurtuluş ve hem dünyada o kurtuluşun tadı hem de ahirette o kurtuluşun muhteşem bir sonu var.
Ama gel gör ki insanlar öyle değil. Ateşe gir de, ateş içinde gül ve yasemin bulan İbrahim'in sırlarını gör. Anne ateşe gir, O zalim hükümdarın, o zalim sistemin putunun önünde eğilme. O lata, o uzdaya, o menata secde etme. Güce, paraya, ekonomiye, dünya sevgisine eğilme. Makama, mevkiye, paraya, pula, haramiyete eğilme. Sımsıkı dur, dimdüktür. Sımsıkı dur, dimdüktür. Sen, o zünivas putunun önünde eğilme. O zünivas putunun önünde secde etme.
O zünivas putunun felsefesini kabul etme. Burada önemli olan zünivasın felsefesidir. Önemli olan zünivasın felsefesine kendini kaptırmaktır. Zünivas felsefesi nedir? Gücü elinde tutup inananları ezmektir. Bakın hiçbir put Kur'an'da geçmez ismi. Üç tane putun Kur'an'da ismi geçer. Üç tane putun Kur'an'da ismi geçer. Lat, uzdaya, menat. Kur'an'da geçer bu üç putun ismi. Cenab-ı Hak putun ismini Kur'an'ına alır mı? Almış Kur'an'ına. Nedir bu? Güç. Nedir bu?
Menat, para. Nedir bu? Yönetme. Yönetme. Ve Batı bize üçlü tesis inancıyla gelir. Her şey üçtür onların. Lat, menat, uzdadır. Her şey. Ne derler demokrasi, insan hakları, serbest ekonomi. Öyle deyerekten bize yıllardır sömürmediler mi?
Batı'nın demokrasisi neymiş? İstemedikleri bir insan seçilirse darbe ile indirmekmiş. Venezuela gibi. Hani demokrasi vardı seçimle iş başına gelen, seçimle iş başına gidecekti? Batı'nın insan hakları neymiş? Irak ve Suriye'de binlerce sivil cana kıyacaksın. Afganistan'da binlerce sivil cana kıyacaksın. Nerede insan hakları? Neydi? Üçüncü putları, serbest ekonomi. Öyle değil mi? Hani nerede serbest ekonomi? Neden ambargo koyuyorlar her tarafa? Hani serbest ekonomi olacaktı, kimse kimseye ambargo koymayacaktı. Amerika neden ambargo koyuyor her tarafa? Veya neden şimdi set çekiyor?
Neden bize demir bizden ithal etmiyor? Neden koto koydu? Hani serbest ekonomiydi? Değil. Laat uzza menat. Nedir bu? Güç. Askeri güç. Yönetim gücü. E para? E şehvet? Onların istediği budur. Başka bir şey değildir. İşte diyor ki, sen dışarıdan ateş gibi görünür anne. Sen iman edersen, o İbrahim'in sırlarına erişirsin. Sen gerçekten kamil bir mümin olursan, sana peygamberlerin sırları açılır. Allah bizi onlardan eylesin.
Cenab-ı Hak cümlemizi inşallah öyle iman eden kullarından eylesin. Rabbim ümmet-i Muhammed'in imanını kemale erdirsin. Ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmayı nasip eylesin. Nefislerimizde, evlerimizde, her türlü işimizde Kur'an ve sünnete sımsıkı bağlı yaşayan kullarından eylesin inşallah. Senden doğarken ölümü görüyorum. Senden ayrılmaktan pek korkuyorum. Halbuki senden doğunca havası hoş, rengi güzel bir aleme gelip, dar bir zindandan kurtuldum. Buradan devam edeceğiz inşallah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi