Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 16 Eylül 2011 · 58:25
Allah geceniz hayır etsin. Cenab-ı Hak, Hükûr'ün, hâet, yürüt'e, hayır, hayır etsin. Allah'u, hâet, yürüt'e, hayır, hayır, hayır etsin. İnternet sitemizde, Mevlîvi ders diye bir ders ver bunu herkes çekebilir. Çekebilir. Kabe'de ibadet ederken, namaz kılarken kadın erkek bir aradadır. Bu kadar Kabe dışında çıkıldığında keski ve katı bir kaydedik varmış. Yeni sonraki fetvalar mıdır? İslamiyet'in ilk dönemi Kabe'deki durumundayızdır. Kabe'deki durum sonradan oluşan bir şey. Ümmet kalabalık açtıkça, çoğaldıkça, ümmetin o kalabalıklarına, o çoğalmasına imamlar verba vermişler, iştahat etmişler.
Kolaylaştırma, zorlaştırmayınız noktasından yürümüşler ve demişler ki burada bir zorunluluk var. O zorunluluktan dolayı yürümün olmasında bir beis yoktur demişler. Ama aslında namaz kılınırken orada kadınlar bir bölümde, erkekler bir bölümde olması daha büyük. Normal ilk namazlarda sapın düzeni önce erkekler, ondan sonra genç erkekler veya çocuklar, ardından onun ardından da kız çocukları.
Yani sapın düzeni bu. Ama bu ümmet çoğaldıkça, insanlar çoğaldıkça bu meseleyi uygulamak bile zor olmuş Kabe'den. Şu anda da uygulamak zor. E şu anda da uygulamak zor olduğunda aslında böyle bir karışıklığın içerisinde herkes namazı kılıyor. Gönül arzu eder ki böyle bir karışıklığın içerisinde kılınmasın diye. Ama her Kabe'ye gelen kimse, her Kabe'ye gelen kimse, her o üstün olumlulukta olacaktı bir kaydı yok.
İçinde o olumlulukta olmayan insanlar da ümmetiyor. O yüzden veya yetişemiyorlar, veya insanlar din cahil. Orada bir karışıklık oluyor. O karışıklık insanlara sanki bu varmış, doğruymuş gibi avgılanmasın. Böyle dinin kendi içerisindeki haremlik selamlığına, dinin kendi içerisindeki übadet rübiyatlarına, bu tip zorunluluklara bakarsan böyle de olabiliyormuş demek uygun değil.
Bu neye benzer? Açlıktan ölmesi veya bir uzunluğun helak olması, helak olması söz konusuysa o kimsenin şarap içmesi mübah olur. Susunluktan helak olacak, açlıktan helak olacak, domuz et yemesi helak olur. Açlıktan helak olacak, susunluktan helak olacak. O kimsenin şarap içmesi, bu noktada mübah olur. Bu onun gibi bir şey. Yani orada insanları mevcut bu safta namaza tutturmak biraz mümkünatın dışında. Böyle bir şey olunca namaz esnasında insanlar ezan kurduğunda namaza duruyor. Hani bir kimsenin önünde bir kadın namaz kılmış olsa, arkasındaki kimsenin, erkeğin namazı fahsit olur. Ama orada bunun bu hükmü yeterli tutmak mümkün değil.
O yüzden bu böyle başka alanlara, başka yerlere, başka şeyler çalıştırmasın. O oraya mühansır bir şey. Benim sosyal yaşantısı nasıl olmalıdır? İhtiyaçlar erkek tarafından mı yoksa bayan tarafından mı karşılanmalıdır? Alışveriş kültürünü nasıl olmalıdır? Yaşıyorlar. Sosyal yaşantı dediğimiz bir kimsenin sabah kalkıp yatağından akşam yatıncaya kadar olan hayatı. Ayrık boyunca insanlar sosyal yaşantılarını bir yerlere bağlamışlar, bir yerlere göre yaşamışlar. Sosyal yaşantı deyince insanın sadece kendi şahsına ait olan yaşantısı kişisel olarak değil.
Evliyse, ailesi, eşi, çocukları varsa, annesi, babası, akrabaları, bir iş yapıyorsa iş yaptığı insanlar, komşuları, bütün hayatını çemeçevre sarmalayan bir şey. Hayat böyle halkın afya'yı yaşarken bütün insanların düşmüş oldukları bir hata var. İnsanlar hayatlarını kurgularlarken başkalarına göre veya başka şeylere göre kurulur.
Sabah kahvaltısı mesela örneğin bir başkasının sabah kahvaltısı gibi. Şimdi size örnek desen bu tuhaf karşılanabilir. Mesela bir Müslüman için açık büfe sabah kahvaltısı yoktur. Bir Müslüman sabahleyin kalktı, Bursa'da nerede kahvaltı var? X yerde. Ya gideyim orada bir açık büfe kahvaltı yapayım. Yiyin diyebildiğin kadarı. Verdi ya adam. Yani 10 lira verdi, açık büfede ne varsa yiyecek. Müslüman için böyle bir sabah kahvaltısı yoktur. Müslüman sabah kahvaltısından aç kalkabilmeli. Müslüman normalde sabahleyin sabah namazını kılmalı. Sosyal hayat ya, sabah namazından sonra işte erkenden dükkanına gitmeli.
Kendi işi varsa, çalışıyorsa bir yerde mesaisine erken gitmeli. Sosyal hayat. Sabahtan itibaren kendisini hayra doğru yönlendirmeli. Ve günlük hayatının en ince ayrıntılarına kadar kendisini haramdan uzak tutmalı. Farz noktasında farz ibadetleri yapmalı muhakkak. Ve muhakkak her hareketinde sünnete Resulullah'a uymalı. Resulullah sallallahu ve sellem adetleri kafirlere benzememek için günlük hayatında o kadar ince dokunmuş, ince yaşamış ki, biz günlük hayatımızda ne yazık ki kafirlere benzemeye çalışıyoruz. Sosyal hayatı kurgularken onlara benziyoruz. Evimizdeki eşyadan tutun, kullanma noktasından tutun, yemekten içmekten tutun, yolda yürümekten tutun, insanlarla selamlaşma abadın, adabından tutun, yani bir Müslüman selamın aleyküm diyemiyor bir kimseye.
Yani iş yerine gülüyor, herkes günaydın, günaydın, günaydın. Sabahleyin hiç kimse selamın aleyküm, hayırlı işler bunu diyemiyor. Sosyal hayat, insanın ağzından, evinden, dilinden, ayağından çıkan bütün her şeyi kavraması lazım. Yani Müslüman mümin öyle bir hayat kurgulamalı ki sosyal hayatını. Yaptığı her işlemden, yaptığı her işlemden, günlük hayatında sünnete uyarak sevap kazanmalı. Şimdi sosyal hayatı, sosyal yaşantıyı kurgularken insanlar bunu ön planda tutmuyorlar. Bunu ön planda tutmayan işlerinin birinci sebebi bilgisizlikleri. İkinci sebebi bildikleri halde hayata geçirememeli. Hani biz böyle işte sohbetlerde diyoruz ya aşık utanmaz. Aşıktan utanmazdık, insanlarda edepsizlik olmuş oluyor. Sanki bir edepsizlik yapacak bir kimse ondan utanmayacak.
Aşık ya hesapta, yolda çok affedersiniz, sevgilisiyle veya kalısıyla veya nişanlısıyla veya da sözlüsüyle. Yani gayb-ı ahlaki veyahut da normalde insanın mahremiyle dört duvarın içerisinde olabilecek olan şeyleri herkesin içinde yapmayı biz aşık utanmaz diyoruz, utanmazlığa. Oysa aşık utanmaz. Neyi utanmaz? Selamun Aleyküm demeye utanmaz. Neye utanmaz? Aşık ise, kadın ise tesettüre girmekten utanmaz. Neye utanmaz? Ya ben sakalımı bırakayım, sünneti işleyeyim. Sakalından utanmaz. Neye utanmaz? Ya ben Kur'an ve sünnet dairesinde yaşayayım.
Varsın insanlar ne diyorlarsa desinler. İnsanların demesinden, kınanmasından korkmaz ve utanmaz. Ya o kimse sünneti işlemekten dolayı kınanacak. O kınanmaktan korkmayacak. Aşık o. O kimse Kur'an ve sünnet noktasında duracak. Kur'an ve sünnet noktasında durduğu için kınanacak. O kınanmaktan korkmayacak. O kınanmaktan çekinmeyecek. Sosyal hayata bakar. Yani günlük hayatımıza bakarken insanların durdukları, yapamadıkları nokta bu. Biz Müslümanca, Müslümanca düşünüp kafirce yaşayan adamız. Biz Müslümanca düşünüyoruz. İçimiz İslam'ın içerisinde oturmuyor. Hayket tavır ve davranışlarımız, münafıkça hayket tavır ve davranışlarımız kafirce. Biz çok rahat bir Müslümanı, çok rahat bir Müslümanın arkasında iftira edebiliyoruz.
Çok rahat bir Müslümanın arkasından gıbet edebiliyoruz. Çok rahat bir Müslümanın arkasından kötülüğüne aleyhine her türlü daleveri, aleveriyi çevirebiliyoruz biz. Mümmitçe yaşama, Mümmitçe yaşama. İnsanın günlük hayatını dizayr etmesi. Yani adam eşine selam vermiyor, çocuklarına selam vermiyor. Selamünaleyküm demekten insanlar uzak, Mümmitçe yaşama.
Yani ya dayım ne der, gidecek orada. Amcam ne der, gidecek orada işte meyhanede oturacak. Ya teyzem ne der, ee gidecek orada gayri İslami bir şey yapacak. Veya gayri İslami bir, orada bir eğlenti var, gayri İslami bir hayat var, gayri İslami orada bir sosyal hayat var. Biz kim ne der düşüncesiyle gidip onu ortakız. Yanımızla ama örtümüzle ama şallarımızla ama başımızdaki takkeyle biz oradayız. Gayri İslami insanlar var, yahu gayri İslami insanlarla biz çok rahat bir şekilde bir Müslüman din adamına, bir cemaate veya bir tarikat ehline, bir şeyhe veya bir işte yoldan geçen bir Müslüman'a çok rahat her şeyi söylüyoruz. Sosyal hayat, insanlarla olan ilişkiler Kur'an ve Sünnet'in üzerine mi olacak?
Bizim davranış biçimimiz Kur'an ve Sünnet'e uygun olacak. Bunun için biz Sünnet'le Resulullah'a bakacağız. Ya maalesef sohbetlerde iddia ediyorum ya, çok ağır böyle diyorum ki, muhakkak elinizde bir edeb-ül mühret olsun ve muhakkak edeb-ül mühreti okuyun ve muhakkak edeb-ül mühreti kendi üzerinizden uygulayın. İnsanlar, bakın kimseye eleştirmek için söylemiyorum.
Ya adam evli baktı, evinde hanımı ne içtiğinden haberi yok, ihtiyaçlarından haberi yok. Hades mi lazım, salatalak mı lazım, var olun mu lazım, bir şeyi sormaktan haberi yok. Görmemiş ki babasından. Bir tane küçücük bir şey almış olsa, bir tane bir ekmek alsa, yüz gram bir çay alsa, evine kadar yürüse o kimse, attığı her adıma sevap verir.
Attığı her adımdan da günahı sevinir. İhtiyaçlarını erkek görebildiği yere kadar görür. Parasızlığını bilmez, parasızlığını bilmez eşi ve çocukları. Söylerler şu lazım, iki kilo harcana yarım kilo alır. İki yüz elli gram alır, yüz gram alır, elli gram alır gider adam. Bugün nereye giderse gitsin bir insan otuz lirayı övmeye alır, yirmi beş lirayı övmeye alır, gidersen isin. Bu sıra bir övmeye alırsa da evine bakar, bakar bakar.
Ben hiç anlam veremem bir adamın evine bakamamasıdır. Hiç anlam veremem, hiç anlam veremem. Bir adamın evine sormayışını bir şey lazım mı diye. Asıllıkla alakalı değil. Bu İslami bir sosyal hayat. İslami bir sosyal hayat. Günün her saatini, her dakikasını ibadet noktasından bakarak da yaşamam. Günün her saatinde, her dakikasında haramdan uzak bir hayat tarzını sergilemem. Saatinde, her dakikasında kendisini devamlı, devamlı sigaya çekmem. Bu davranışımla sünnetin içinde miyim, dışında mıyım? Bu davranışımla farzı mı işledim, yoksa haram noktasında mıyım? Haram, kan, çık oradan.
Çık. Bir kimse bugün, bugünkü dairede. Ya meseleyi şimdi ben takva noktasından bakarsak, işte takva şudur diyeceğiz. Ne, şüphelilerden dahi kaçmaktır diyeceğiz.
İnsan öyle bir noktaya gelir, şüphelilerden dahi kaçar. Buna yetmeyebilir. Olmasa haramdan uzak duralım. Kardeş, dilini tut ya. Bundan mıyım etmelik oldu. İhtira atamıyoruz. Vicdanımızda bir süzü yok. Yani sosyal hayatımızı kurgularken bu diye bir kaygımız yok. Sosyal hayat o zaman bizim günlük yaşantımız kura ve sünneti uygun olmuş olmuyor. Sosyal hayatımız da diyor, siz adım adım adım onlara uymadıkça kıyamet toplamaz.
Onlar kim ya Resulullah? Hristiyan ve Yahudiler mi? Nihal, evet onlar. Adım adım adım onlara uyuyoruz. Ya okuduğum din, benim okuduğum din, böyle hitopya ya da diyor bu insanlar bu dinden çok uzaklar. Göz göre göre yaşıyorlar insanlar. Ya yapma, Kur'an-ı sünnet bu değil. Yapma, sünnete tabi ol. Hazret-i Resulullah sallallahu anh adım adım adım sünnetine tabi ol. Bu düzene girmez. İbadet noktasına girmez.
Eğer sünnete uyarsa bir türlü bir ibadet de... Dinlemen lazım.
Sabahleyin açık düzey, kahvaltıda yapan bir kimse öğlen gidiyor harika bir kendine sofra düzüyor şeyden, lokantadan. Akşam da gidiyor herhangi bir yerde bir yemek yiyor. Yok İslam'da. Diyor ki kendince ya ben eşim, çocuklarımla bir akşam yemeyeyim bir yerde yememeliyim. Ye kardeş, kimin kültürü?
Ceddin yedi mi? Göster, kim yedi? Çok basit bir şey. Bir yere gidiyorsun. Nereye gidiyorsun? Otele gidiyorsun. Nereye gidiyorsun? Restorana giriyorsun. Gidiyor mu? Giriyorsun. Hadi yiyin. Hadi gezin. Çıktığında peygamber salın. Nezlik ederdi acaba? Yanında peygamber.
Babası. Asıldığı yerde mi misafir ederdi?
Girer miydi? Şeyhinin fotoğrafı orada duvarda girer miydi? Resmin olduğu yere. Bize çok maaş gibi geliyor bazı şeyler. İki çeşit yemek koyduğunuzda. Hane halkına mı yerdi? Yoksa burada çok yemek var. Allah bunu daha da arttırır. Şuradan beş on kişi daha çağırır mı derdi. Karşıya. Yanında salında solunda üstadını manevi göre der.
Rahatlısı budur dermişim. Gözünü kapatacaksın, uyuyacaksın o noktaya getirmişler ya. O rahata değil. Çık dışarı. Yalanı söyle. Yeni et, kıyfet et. Dedikodu et. İftira et. Bu kadın senin mi? Bu kız senin mi? Nikahlı mı? Değil mi? Haram mı? Helal mı? İftira yazsın. Değil. Ele gelin. Ondan sonra namaz almış kalktım. Eyvah dedim ya.
Eyvah. Vah dedim. Kendi içimden. Torba kaldı elimden. Mustafa'nın dedim. Nasıl yaptın ya? Ya onu da söylemek istemiyor. Mazenet olsun istemiyor. Nevşehir'den çıktık. Sivas, Tokat, Ankara, İstanbul, Bursa yaptık. Bizim şamağını oluyor.
Şeyhin senin önünde. Şeyhinle beraber çocuklarında. Sosyal hayatı bindanlaştıracaksın. Şeyhinin yanında mı iftira atacaksın? Şeyhinin yanında mı suizan yapacaksın? Şeyhinin yanında mı harama bakacaksın? Şeyhinin yanında mı? Egal edeceksin. Fenafi şeyhten bir işte. Fenafi resul. Senin önünde, arkasında, sonunda, sonunda onun nuru var. Dindarlaşacak ya hayat.
Tasavvufun ölçüsü, tasavvufun bu noktadaki adabı, öğretisi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Aldat hadi. Hadi kandır. Allah hazretleri var diyorsun. Var mı? Hazreti Fatıma validemizdir. Onun kızıdır. Hadi ne yapacaksan yapma de. Hadi dokun. Hadi bak. Hadi ona bir söz söyle. Müşrikçi olacak. Bakıyorum ben başörtülü kızlar bir poğukçunun orada, eller havada, televizyonda haberlerde.
Kendi kendime diyorum ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini hayal etti mi acaba orada? Bir cemaate, bir tarikata bağlıysa, üstadını rabıta etti mi acaba? Hani tasavvuta, tarikata, hemen herkes rabıta almak ister, benim rabıtam olsun der ya. Yok öyle tarif ederim. Arkadaşlar bilirler. Yoksa otur 10 dakika düşün, bitti, yok kardeş, yok, o yüzden kıymetli dostlarım ve sünnete uygun olsun.
Eliniz ölçülü olsun. Eliniz hedef ve ağır, her şeyiniz. Bir de kendinize bir hayat kurtularsanız, o zaman kendinize başka bir daire çıkmış olur. O yüzünü asar mıydı? O insanlara ters bakar mıydı? O insanlara küfreder miydi? O insanlarla alay eder miydi? O insanların arkasından çekiştirir miydi? O insanları aldatır mıydı? O insanları kandırır mıydı? O kahvazlar mıydı? O hançerler miydi? O sırrı ifşa eder miydi? O kandırır mıydı? O vebaz mıydı? Ya tabii bakayım ya. Vahşetin içerisinde yaşadığımı düşünüyorum.
Diyorsun ki vahşetin içerisinde yaşıyorum. Vahşet, sokak vahşet, etraf vahşet, insanlar vahşet. İnsanı insan eden kıymetli dostlar, sünnet-i Resulullah'tır. İnsanı insan eder o. İnsanı kâmül eder o. İnsanı kâmül eder. Eğer bir insanı kâmül olamazsınız. Bazı insanız günlük hayatı kâmül olamazsınız.
Şu gibi görebiliriz. Dışarıdan bir tatlı geliyor. Diyoruz ki ne kadar tatlı ya. Sünnet-i Resulullah'ı yaşıyor. Ama biz kendimizi oraya doğru bir adım atamıyoruz. Gördüğüm zaman, duyduğum zaman ve ondan yakın dairede şair olduğum zaman gerçekten çok üzülüyorum.
Ve inşallah kardeşler bu sosyal hayatlarını bu manada iyice sünnete uygun yaparlar. Bu işin böyle ev iksir noktası. İlaç, ilacı başka yerlerde başka şeylerden aramayın. Açın evinizde edebilmiz dedi. Okuyun, nasıl davranacağınızı görün. Ama öyle yaşayın. Kendinizi şöyle kurgulayın. Uygulayın yani. Uygularsanız o zaman Nuh Aleyna Nur hocam. Alışveriş kültürü nasıl olmalıdır demiş. Bu da bunun içerisine girdi her anlar. Bir sözler, her kim sırlar ilmini öğrenmeden, ilim öğrenirse fark etmeden helak olur. Sırlar ilmi nedir demiş.
İnsanlar zahiri bilmiyor ki, bağlı bilmiyor. Sır namazı bilmiyor, abdesti bilmiyor, orucu bilmiyor, haramı bilmiyor. İşin en enteresan noktası bu. Ya toplumda böyle bir sırlar ilmi var. Sırlar alemi var. O sırlar aleminden bir şey öğrenecek. Diyorum öğrene namazın bunu söyleyen kimseler geliyorlar böyle, duruyorlar dedi. Bir şey tanediyorlar dedi. Böyle geliyorlar, buluyorlar işte hocam sırlar alemine nasıl girilir? Çok nasip diyorlar. Nasıl diyor? Diyorum bana abdestin farzlarını söyle. Bakıyor şimdi. Abdestin girilmez çünkü diyorum ben. Bana abdestin farzını söyle. Tık yok. Abdestin farzını bilmeyen bir kimse sırlar alemine girecek.
Neresiyse orası? Namaz yok, an yok, oruç yok, zikir yok, fikir yok, şükür yok, namer, fasık sırlar alemine girecek. Bir hasılık herkese.
Ne istiyorsa edecekler. Ne yapacaklar? Yeter ki o. Biz bir yere gidiyoruz, sırlar alemine giriyoruz. Diyecek. Böyle siz biliyorsunuz da söylemiyorsunuz bana. Biliyor mu söylemiyor. O sırlar alemine alacak ya. Öğrene. Sırlar alemine. Kendi kendine sırlar aleminden ifşaatlar edip, kendi kendine cinni tayfesinin oyuncağı olmuş zavallı insanlar var. Kafir bunları yapan. Bir kimse diyorsa kafirdir.
Büyüye inanıyorsa kafirdir. Sırlar alemine. Böyle bir yazı yazıyor. Sırlar ilimini bilmeyen kimse öğrenmekten ilim öğrenirse, bunu öğrenmeden ilim öğrenirse helal olur.
Derine getirirse. Bir de tek arkadaş.
Bir öbür boyuttan konuşsak. Anlar mısın diyorum ben kalıyorum. Hiç kamera halini gördün mü yok. Hiç mahşeri gösterdiler mi sana yok. Hiç diyorum böyle gece tefekkür ettiğinde insanların yaşadıklarını gördün mü yok. Hiç diyorum aç bir insanın rüyanda göstertiler mi sana yok. Hiç diyorum hastanede kalan bir kimseyi gördün mü. Ne diyorum ben. Trans'e geçtiğinde ağabeylerindeki hastaların hali bu. Adı trans. Yok. İşler de aynı. Rüya gördü ya.
Rüya gördü ya tamam. Allah bizi affetsin. Kardeşler sımsıkı yapışın parzlara. Uzaklaşın hızla haramlarda. Hızla. Yo Allah bizi onlara... Ben de okumaya çalışıyorum ama yani hakkınızı helal edin. Bunlar da sorun değil ya.
Yine de o kardeşin kalbini gönlünü kırmak istemiyorum. Okey. Bir hafta önce sözüm benden ayrıldı. Evde tamamen bunalıyorum gönlümü. Onda kıldığım namazda alıyorum hep. Ne yapmalıyım üstadım? Kendince doğru yapmaya çalıştığı şeyleri siz nefis noktasından bu sadece bununla alakalı nefis noktasından bakarsın bunu kullanmayın.
Ne soru sorarlarsa soruları cevabılamaya çalışıyorum. Tek kede de aynı. Bir şeye baktıysam işte önemli olanı başa veya sona koyuyorum. Gereksiz sorular soruyor ki Allah bizi affetsin. Onları okurken bazen utanarak bazen üzülerekten okuyorum. Utanarak, utanarakten olması lazım diyorum.
Üzülerekten olması lazım diyorum. Ya ben burada her bir insanın kalkıp da bu tip saçma sapan sorular sormasına gerek yok. Soru değil bu. Bunun bize bir faydası olması lazım. Bana da bir faydası olması lazım. Ümmete bir faydası olması lazım. Seni sevmemiş. Git kapısında bekle.
Ya da çek git bak işine. Arkadan yürü git mi? İçin daraldıysa.
Namazlamayan soru sor bana. İçi daralmış. Sevdiğini hançerle.
Sevdiğini yıkmayacak. Sevdiğini kanatmayacak. Nasıl yapacağız? Allah bizi affeder. Amin. Erdoğan bir layıklık tanımı yaptı. Doğulu anlamda layıklık olabilir mi? Sünneti sımsıkı yapmışım. Deyip mücadelenize devam edin. Siz Allah deyip mücadelenize devam edin. Bizi iddalaştırın. Bir şey dolmadan ondan sonra taşlar. Geçmeye çalışırken içerisi yolu diye taşın.
Siz içinizi doldurmaya çalışın. Bakın taşacak o. Biz üzerimize düşen bir şey yapalım. Allah onu değiştirecek. Sizler kendilerinizi değiştirmedikçe Allah sizi değiştirmez. Sen halini değiştir. Allah da değiştirecek. Muhakkak ki insanlar bu noktada önemli. İnsanları bir topluluğun içinden çıkar o insanı. Bir kimse ne kadar büyük lider olursa olsun arkasında bir topluluk olmazsa hiçbir şey yapamaz. İnsanlar topluluğun içinden çıkarlar. Ve topluluk neyse lideri o. Cemaat neyse cemaatın içinden çıkan da o.
Komple baktığımızda Türkiye'nin içinden çıkmıştır bir kimse. Millet Arap baharı diyor. Arap baharı değil. Herkes öyle söylüyor. İnşallah Türkiye baharı. İçinde ve dışında bir sürü getirecekleri ve götürecekleri olacak.
İnşallah bizim insanlarımız vefasın değiliz. Doğu var ya. Menderes'i hasarken herkes seyretti. Menderes'i hasarlarken herkes seyretti. 28 Şubat'ta herkes girecek delik aradı kendini. Girecek delik aradı 28 Şubat'ta herkese. Allah bize affetsin inşallah. Biz saflarımızı sıklaştıralım. Biz çalışmalarımıza devam edelim. Mücadelemize devam edelim. Allah doğru noktaya ulaştıracak hepimiz inşallah. evdallarla alakalı ders yapacağım, ders yapacağım diyordum. Bugün niyet ettim ama yine vakti doğurduk. Bir hadis-i şerif var. Uzun bir hadis-i şerif.
Mehdi'yle alakalı. Onu okuyacağım. Önümüzdeki haftaya zaman olursa veyahut da tekkeden inşallah devam ederiz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdular ki evud-i deult'ta geçiyor bu hadis. Bir halifenin ölümü anında ehli haline ve ehli akta arasında ihtilaf olacak. O zaman Medine ahalesinden bir adam yani Mehdi kaçarak Mekke'ye gidecek. Bakın Mehdi'nin çıkış noktası bu. Şimdi bu orada televizyonlarda orada burada kendi kendilerine insanlar şeyhlerine işte herhangi bir hoca efendi, herhangi bir kimseyin Mehdi veya herhangi bir kimse de kendi Mehdi'nin söylüyor ya, onların hepsine de Hazret-i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretinin dilinden cevap bu.
Mekke halkından bir kısmı ona gelecek ve fitne çıkar koklusuyla istemediği halde onu evinden çıkaracaklar. Yani o da ne olacak? Mekke'den sürülecek. Arasında ona biat edecekler. Onlar ortadan kaldırmak için Şam'dan bir ordu gönderilecek. Ordu Mekke-Medine arasında Elbeyda'da yere batırılacak. İnsanlar bu kerameti görünce Şam'ın evdalı, Şam'ın evdalı. Ona gelip biat ederler. Sonra Kureyş'ten dayıları Tevk kabilesinden olan bir adam zuhur eder ve Mehdi ve adamlarına karşı bir ordu gönderir ama onlar bu orduyu galebe çalarlar. Bu ordu kelbinin ihtirasıyla çıkarılmış bir ordudur. Bu kelbinin ganimetine iştirak edemeyen zarara uğramıştır. Mehdi malı taksim eder.
Halk arasında peygamberlerinin sünnetini ihya eder ve onun ile amel eder. İslam yarın içinde yerleşir. Yedi yıl hayatta kaldı. Bazı raviler dokuzdur. Sonra ölü ve Müslümanlar cenaze namazlarını kılaklar. Hadis-i Şerif'te enteresan nokta. Hani biz veli evdalı meselesini alacağız ya. Bunu diyor ki Şam'ın evdalları ne yapar? Ona biat eder. Irak'ın velileri de ona biat eder. Bir hadis-i Şerif'te okuyacağım. İnşallah bu meseleyi bir gecelik kapatacağım. Bu ümmete evdallah o Hazreti İbrahim Aleyhisselam'ın kalbi üzeridir. Bunların biri ölünce Allah bunun yerine bir başkasını koyar. Yine başka bir ümmetimde abdallah o tutmak onlar sebebiyle ayaktadık.
Onlar sebebiyle yağmura mazarsınız. Onlar sebebiyle yardım ama sebebiyle yardım görürler. Onlar sebebiyle mazhar olur. Mehdi tasavrufun kendisine ölçü olarak aldığı hadis-i Şerif. İlahsa Horasan hadis-i Şerif'i kendisine ölçü almışlardı.
Evdallah Şam'dadır. Onlar kırk erkektir. Birini koyar. Yahu onlar düşmanlara karşı şan ehlinden azal. Onlar sebebiyle bertaraf edilir. Ebunayin Nuhayn bunu nakletmiş. Hazreti Ömer Efendimiz'in oğlundan. Bunun da ölçü olarak almıştır. Bu hadis-i Şerif'i ehli tasavrufun da kendisine ölçü aldığı hadislerden birisidir. Her nesilde ümmetimin en hayırlıları beş yüz kişidir. Hatta kırk kişidir. Beş yüzler için ne de kırklar için eksilme vardır. Bunlardan bir kimse ölünce Allah yerine elliden birini alıp kırklara koyar.
Yanındakiler ey Allah'ın bize onların amellerini söyle dediler. Buyurdular ki dikkat edin. Onlar kendilerine zulmedenleri affederler. Kendilerine kötülük yapanlara iyilik yaparlar. Allah'ın kendilerine verdiği şeyler de başkalarına pek cömert davranırlar. Üç tane özellikler o. Hakkınızı helal edin. Fahle ben de hız.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.