Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 2 Ocak 2021 · 23:07
Nefsin her anda hilesi var. Her hilesinde yüzlerce firavun, firavuna uyanlarla boğulmuş. Yani bu nefsi terbiye etmezsen eğer, sen bu nefisle yaka paça olmazsan, sen bu nefisi alt etmekle uğraşmazsan, sen bu nefisi bu terbiye yoluna sokmazsan, sen bu nefisle cihat noktasında durmazsan, Hazreti Pir diyor ki, bu nefsin her anda hilesi vardır. Her hilesinde yüzlerce firavun vardır.
Firavuna uyanlarla boğulmuş. Bunların hepsi de ne olmuş? Firavuna uyanlarla boğulmuş. Firavun gibi bu nefsine uyan kimse. Firavunu dışarıda arama. Terbiye etmezsen firavun senin içinde. Terbiye etmezsen sen firavunla dost olmuşsun, firavunla yaşıyorsun. Firavun nasıl boğuldu, helak olduysa, senin de boğulup helak olman şaşılacak bir şey değil.
O zaman bu nefisle mücadele edeceksin. Bu nefisle mücadele edersen, bu yolu tamamlarsan, o zaman firavun ve firavunlaşmışlıktan uzak olacaksın. Musa'nın Allah'ına ve Musa'ya kaç. Sen bu nefisten kurtulmak istiyorsan, sen Musa'ya ve Allah'a kaç. Eğer sen Allah'a koşmazsan, eğer Allah'a kaçmazsan, eğer Allah'a doğru yürümezsen, sen firavundan başka bir şey değilsin.
Adının ne olduğu önemli değil, sıfatının ne olduğu önemli. Cinsinin ne olduğu önemli değil. Senden çıkan fiiliyat önemli. Senden çıkan fiiliyat önemli. Eğer normalde Allah'a koşup, gerçekten uyarıcılara, yani peygambere uymazsan, senin boğulman mukadderat, Musa'nın Allah'ına ve Musa'ya kaç.
Musa o günün peygamberiydi. Neydi? Bir Yahudi, zalim bir padişahın hikayesini anlatıyordu. O hikayede diyor ki, sen Musa'ya ve Allah'a kaç. Ehat ve Ahmet'e yapış ey kardeş, ehat ve Ahmet'e yapış ey kardeş, ten Ebu Cehlinden kurtul, ehat Allah, sen diyor Allah'a ve Ahmet'e ve peygambere yapış. Size iki şey bıraktım, kim bunlara sımsıkı yapışırsa kurtuluşa erer.
Birisi Allah'ın kitabı Kur'an, öbürkü de benim sünnetimdir. Hazreti Mevlana Celalettin Ruma Hazretleri söylüyor, 840 yıl önce, ehat ve Ahmet'e yapış. Ten Ebu Cehlinden kurtul. Ten Ebu Cehl'i dediğine, sen kendi varlığından kurtul.
Varlığından geç. Hiçliğe doğru yürü. Şu topraktan ve sudan yaratılmış olan vücudunu geç. Bu vücudu Kur'an ve sünnete sabitle. Bu varlığını Kur'an ve sünnete sabitlemezsen bu varlığın necasetten ibaret. Senin bu varlığın topraktan ibaret. Sen bu toprağa hayat vereni tanı. Sen bu toprağa can üfleyeni tanı. Sen bu toprağa ruh üfleyeni tanı. Sen bu toprağa can üfleyip, ruh üfleyip, eti kemiğe büründüreni tanı. Sen onu tanımazsan, sen Firavun'la beraber boğulanların içerisinde yürüyeceksin, gideceksin.
Sen bu nefisle mücadele etmezsen, sen nefsine dur demezsen, sen nefisle mücadelede geri adım atar, nefsinle mücadele etmez, nefsin neyi emrederse onu yaparsan, sen Firavun'laşıp gideceksin. Sen Ebu Cehil'leşip gideceksin, Ebu Cehil olacaksın, Ebu Cehil olacaksın. Sen Ebu Cehil'i 1400 yıl öncesinden arama, kim Kur'an ve sünnete tabi olmaz, uymazsa Ebu Cehil ol.
Bugünün Ebu Cehil'i, sanki o Ebu Cehil, şeye, cehenneme odun taşıyacak, odun olacak da sen olmayacaksın mı? Her günün Ebu Cehil'i var, her zamanın Ebu Cehil'i var. Kim Kur'an ve sünnete sımsık yapışmazsa, Ebu Cehil başka bir şey değil. İşte Hazreti Peygamber diyor ki, Hazreti Pir diyor ki, sen Allah'a ve onun peygamberine yapış.
Sen başka yerlerde dolaşma. Din, Kur'an ve sünnettir. Kur'an ve sünnete uymayan herhangi bir şey dinden değildir. Kur'an ve sünnete uymayan herhangi bir fiiliyat dinden değildir. Sen hayat yaşayacaksan, Kur'an ve sünnet dairesinde yaşa. Kur'an ve sünnet dairesinde kendini muhafaza et, tut. Asıl nefis mücadelesi bu, Allah muhafaza eylesin. Zariyat, ayet 50-51. Ey insanlar, Allah'a koşun. Ey insanlar, Allah'a koşun. Şüphesiz ben, Allah tarafından sizlere gönderilen apaçık bir uyarıcıyım. Allah ile beraber başkasını ilah edinmeyin. Şüphesiz ben, Allah tarafından size gönderilmiş olan apaçık bir uyarıcıyım.
Bu uyarıcı kim? Hz. Muhammed Mustafa. Sallallahu aleyhi ve sellem. Bu uyarıcılar kim? Hz. Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin izinden giden, onun halifeleri. Biz, o apaçık Kur'an ve sünneti tebliğ eden, nasihat eden, o uyarıcılara biz, uymak zorundayız. Allah bizi onlardan eylesin. Evet, işte böyle. Onlardan önceki ümmetlere hiçbir peygamber gelmemiştir ki, ona sihirbaz veya deli dememiş olsunlar. Bu uyarıcılara, bu peygamberlere, tarih boyunca hep ne demişler? Deli demişler, sihirbaz demişler. O yüzden, Allah'ı öyle zikredin ki, dışarıdan görenler sizi deli olmuş desinler.
Hiçbir peygamber yoktur ki, kendi ümmetleri onları, sihirbazlıkla ve delilikle yaftalamamış olsun. Çünkü, insan nefsi, hak ve hakikati kabullenmek istemez. ona hak ve hakikati anlatınca, o der ki, siz sihirbazsınız. Neden sihirbazsınız der. Onun üzerinden mucizeler çıkar peygamberlerin. Neden sihirbazsınız der. O velilerin üzerinden keramet zuhur eder. Ve onlar derler ki, siz sihirbazsınız. Siz büyücüsünüz. Sebep? Onlar çünkü sihirbazlara ve büyücülere inanırlar. İnanırlar. Harikülade hallerin sihirbazlardan ve büyücülerden çıkacağına inanırlar çünkü. Allah'ı unutmuşlardır.
Allah bizi muhafaza eylesin. Ayet 53 yine Zariyat suresi. Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi etmişlerdir? Hayır. Onlar azgın bir kavimdir. Kur'an ve sünneti kabul etmeyen, hak ve hakikati kabul etmeyen insanlar, azgın insanlardır. Sapık insanlardır. Bunlar yoldan şaşmış, delalete uğramış insanlardır. Bir yerde Kur'an ve sünnetin distoru var ise, Kur'an ve sünnetin ölçüsü var ise, ve insanlar o Kur'an ve sünnet ölçüsünden bile bile uzaklaşıyorlarsa, onlar azgınlık yapıyorlar. 54. ayet, ey Muhammed sen onlardan yüz çevir, artık sen kınanacak değilsin. O hani Kur'an ve sünnete düşmanlık eden, imana, İslam'a, hakikate düşmanlık eden, o Nuh'un kavmi gibi Kur'an ve sünnetten bir şey söylediğinde onlar nasıl kulaklarını tıkıyorlardı, başlarını gözlerini örtüyorlardı, dinlemek istemiyorlardı.
Ey Muhammed, senin de ümmetin de dinlen, senin zamanında da, senin getirmiş olduğun Kur'an ve sünneti dinlemek istemeyecekler. Senin getirmiş olduğun hakikati, hikmeti, çünkü her peygambere kitapla beraber hikmet verilmiştir. Hikmet nedir? Sünnettir. Senin de zamanında, senden sonra da, senin ümmetinin içinden hatta bir kısım insanlar çıkacaklar ve bunlar senin getirdiğin Kur'an'ı kabul etmeyecekler.
Kimisi tarihselcilikten bahsedecek, kimisi geçmiş ümmetleri bahsediyor, 1400 yıl öncesinden bahsediyor diyecek. Kimisi bu ayetlerin bir kısmı değiştirilmeli diyecek. Kimisi bu ayetler yanlış yazılmış olabilir diyecek. Kimisi Kur'an'ın üzerinde şüphe uyandıracak sözler ve hareketler yapacak. Kimisi sünneti seniyeyi inkar edecek. Tertemiz sünneti seniye yolunu tahrif etmeye, tertemiz sünneti seniye yolunu bozmaya çalışacak. Alacak bir şişe, devesi diye, işte sizin hadis dediğiniz bu diyecek. Çıkacaklar, adına profesör denilen, din alimi denilen, araştırmacı denilen, hoca hacı denilen, şeyh denilen, üstad denilen kimseler çıkacaklar. Sünneti seniye ile alay edecekler.
Sünneti seniyeyi tahrif edecekler. Sünneti seniye yolunu bozmaya çalışacaklar. Kur'an'ın tertemiz yolunu ve anlamını bozmaya çalışacaklar. Geçmiş ümmetlerde yaptıkları gibi bunların soyu, bunların soyu soysuzluğa dayanır. Soysuz. Bunların soyu kabile dayanır. Bunların soyu kabile dayanır. Şit'in kılıç artığı bunlar. Şit'in kılıç artığı. Şit Aleyhisselam çünkü Habil'in intikamını aldı. Şit Aleyhisselam, Adem Aleyhisselam'ın öğretisiyle ne yaptı? O kardeşi Kabil muhteşem villalar, muhteşem şehirler kurdu.
Zulmetti. Zalimlikle şehirler kurdu. Zalimlikle insanları topladı. Esir aldı. Köleleştirdi. Ve o şehirlerde zalimlik hükmediliyordu. Küfür hükmediliyordu. Cenab-ı Hak Adem'in üzerinden Şit'e peygamberlik verdi. Ve Şit, inananlarla beraber, bir avuç inananlarla beraber Kabil'in şehirlerine gitti. O şehirleri fethetti. Köleleri kurtardı. Esirleri serbest etti. O zulüm padişahlığını, o zalim iktidarı yerle bir etti Şit. Ondan sonra o Şit'in kılıç arttıkları, dünya üzerine küfre devam ettiler. Ne zamana kadar? Nuh'a kadar. Nuh Aleyhisselam zuhur etti. Nuh Aleyhisselam'a Cenab-ı Hak peygamberlik verdi.
Bunlar azdıkça azdılar, azdıkça azdılar, azdıkça azdılar. Nuh'u dinlemediler. Gözlerini kapattılar, kulaklarını tıkadılar. Nuh'la alay ettiler, sen sihirbatsın, sen delisin, sen kafeyi yidin, sen kafeyi üşüttün dediler. Çocuklarının ellerinden tuttular, Nuh'u gösterdiler yolda. Dediler ki sakın ha bununla konuşmayacaksın. Bununla konuşursan seni evlatlıktan men ederim. Zenginlere dediler ki sakın ha, bu Nuh'un peşinden gitmeyeceksiniz. Bu Nuh'un peşinden giderseniz sizinle ticareti keseriz. Sakın ha bu Nuh'la kimse alışveriş etmeyecek, kimse bununla beraber olmayacak, kimse bununla aynı yolda gitmeyecek. Yoksa onu yerle yeksan ederiz dediler.
Bunlar şitin kılıç artıydı. Ve Nuh dayanamadı. O kadar baskı, o kadar zulüm, o kadar sıkıntı. En sonunda dedi ki, Ya Rabbi hiç kafir kalmayence kadar bunların hepsini helak et. Ve Cenab-ı Hak hepsini helak etti. Bunlar sonra Hud'a doğru gene azdılar. Bunlar Kabil'in çocukları. Hud'da bir afat daha geldi. Lut'da bir afat daha geldi. Bunlar azgınlıklarına devam ettiler. Ne zamana kadar hala da devam ediyorlar. Bunlar azgın, sapkın, delalete dalmış insanlar. Bunlara insan demek dahi mümkün değil.
Ayet-i Kerime'de hayvandan daha aşağı bir mahluktur diyor. Bunlar o haleler. İşte hani o rahmet peygamberine Cenab-ı Hak diyor ki, Ey Muhammed, sallallahu aleyhi ve selleme, sen onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin. Sen tebliğini yaptın. Sen anlattın. Sen koşturdun, gayret ettin. Bir peygamberin yapabileceğinin en zirvesinde olanı yaptın. Artık bu Ebu Cehillerden, utbelerden, şeybelerden sorunlu değilsin. Kur'an ve sünnete iman etmeyenlerden sorunlu değilsin. Ve onlardan yüz çevirdiğin için de kınanacak değilsin.
Seni ne Allah, ne melekler, ne de yeryüzündeki insanlar seni kınamayacaklar. 55. ayet. Sen hatırlat. Çünkü hatırlatma müminlere fayda verir. Kime hatırlatacağız? Müminlere hatırlat diyor. Neden? Müminler çünkü iman ettiler. İman ettikleri için, iman ettikleri hususları, yapmaları gereken kaideleri unutabilirler. İnsan çünkü. Sen onlara hatırlat. Kardeşler, farzlara sımsıkı yapışın. Sünnetlere sımsıkı yapışın. Allah'ı sevin. Bunu böyle devam ederim ya, her derste söylerim ya.
Hatırlat diyor. Hazreti Peygamber'e. Çünkü diyor, müminlere mutlaka fayda verir. O nefsi azgınlaşan, firavunlaşan, o vahşileşen, o yırtıcı hayvanlara benzeyen, o helalı heramı tanımayan, insanların namuslarını, şereflerini hiçe sayan, insanların insanlık haysiyetlerini hiçe sayan, o azgınlaşmış, o nefsini ilahlaştırmış, o nefsini taatlaştırmış olanlar var ya, evet, onlardan yüz çevir.
Sen müminlere hatırlat. Müminlere. Allah bizi onlardan eylesin. 56. ayet. Ben cinnileri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben cinnileri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım. Yaradılış gayemiz Allah'a kulluk etmek.
Yaradılış sebebimiz. Allah'a kulluk etmek. O yüzden burada bir kimse nefsini Allah'a kulluk etmeye zorlayacak. O hayvanlığı isteyen, vahşiliği isteyen, harami isteyen, heva hevesi isteyen nefsen önüne kulluğu koyacak. Çünkü Allah'ın bizi yaratma sebebi sadece ve sadece O'na kulluk edelim diye. Yaratma sebebi bu. Allah muhafaza eylesin. O yüzden nefsi mücadele etme, onun üzerinde durma bu açıdan çok önemli. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Bir beyt, işim bitti. Hazreti Mevlana diyor.
Toprak ol, toprak gibi, toprak ki gül bitsin. Çünkü gülü topraktan başka bir şey göstermez. Nefsi, safiyenin sonu da budur. Toprak olmaktır. Allah bizi toprak olanlardan eylesin inşallah. Evet, o Yahudi padişahının küçük bir çocukla bir kadını getirip o çocuğu ateşe atması, çocuğun dile gelerek halkı ateşe atılmaya teşvik eylemesi.
Buradan devam edeceğiz. O Zinuvas, Zinuvas'ı hatırlayalım, ondan sonra kapatalım. Ne yapmıştı o Yahudi padişah? İsa'ya inananlara zulmediyordu. Şehrin içerisine hendekler kazdı, çukurlar kazdı. Onların içerisini yakacak odun, çalı, çırpı, ne bulduysa hepsini doldurdu ve inananları onun içine atıyordu. Evet, konu buradan gelmişti. İnşallah Allah'tan bir şey gelmezse önümüzdeki hafta buradan devam edeceğiz. Geceniz hayır olsun. El Fatiha. Allah'a emanet olun.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.