mustafaozbag.org

126. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 10 Eylül 2011 · 31:55

Hem görevimde. Allah'a bulunuz. Selamünaleyküm. Duasını, Allah'a bulunuz. Sınav kardeşle, tavsiye, Allah'a bulunuz. O böyle eleştiren bir yolumuz, mantıklı hareket edenler deyiz. Allah'a bulunuz. Kursan, durumda da her ne kadar hizmet veririz, tam olarak, şahıs olarak, birey olarak veririz.
Yani, katılamasam da, yapmış olduğu hizmetler hoşuma gidiyor. Gençlik kolları başkanı yıkan, hemen hemen Türkiye'de kablunüstü entelyokitelerin hepsini de şeye getirdi. Konferans için Mursa'ya getirdi. Ben tabi, o konferans için asılan pankartlardan takip ettim. Maşallah, Allah razı olsun. Böyle, hani düz mantıkla giderler ya, o düz mantıkla gidenlerden deyiz. Allah'ın inşallah, hizmetlerini âli eylesin. Amin. Allah'ın inşallah, İslam, Fisebülillah, çalışanlar için insanların ahiretlerini kazanacakları gerçek değil. Ne zamanki insanlar, din adına bir şey yaparlarken, hanta çevirirler, bunu hanta çevirirler, o zaman içinde bulundukları o camiaya ve sahip oldukları o inanca ve kültüre ihanet ederler.
Ram sadece para değilsin. Şu koltuğa oturmak da ramdır. Tam bu koltuğa oturuyorum ya ben. Bu dahi ramdır. Bakın bu dahi ramdır. Allah muhafaza eylesin. Amin. Bu sallallahu aleyhi ve sellem adetleri ne güzel söylemiş. Hep benim içimde böyle kalbimin köşesindedir o. Bir kimse, bir cemaate geldi, hiç kimsenin haberi olmadı. Gitti yine hiç kimsenin haberi olmadı.
İşte o ehli cennettir. Bize, bizim nefsimiz hep bize bir köşe göstersin, bir yer göstersinler, bir kontur göstersinler. Oraya oturtursunlar, öne geçirsinler. Beni değsinler, beni tanısınlar, beni şu noktada saygı duysunlar. Yahu! Başı da sonu da edebtir. Din olmaz. Tasavvuf olmaz. Edebi olmaz. Hiçbir şeyse olmaz. Din yoktur.
İnsanlar bu noktada inançlarına, mücadelelerine, içlerindeki bulundukları cemaatı, tarikatı, grubu, partiyi. Allah muhafaza eylesin. Ne zaman ki ranta çevirirler, sadece kendilerini helak etmezler. Arkalarındaki cemaatı da helak ederler. Arkadaşlarını da helak ederler.
Sadece kendilerine ihanet etmezler. Bütün komple o cemaata da ihanet etmiş olurlar. Allah'a ve Resulüne de ihanet etmiş olurlar. Uhud savaşında Müslümanların harcadığı çok ters vardır. Aslında İslam tarihine bakmış olsa, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yaptığı savaşların İslam toplumuna çok önemli tersleri vardır. Mesela ne vardır? Uhud vardır. Uhud da Müslümanlar galipmiş gibi olduklarından hemen metaya koşarlar. Nereye koşarlar? Ganimetlere. Ve Uhud bir şekilde mağlub ettir. Ganimet paylaşırlarken basılırlar. Şunu unutmayın. Manevi hayatınızda da ganimetler olur. Ne zaman ganimete koştunuz yenilirsiniz. İş hayatınızda ganimetler olur. Ne zaman ganimete koştunuz yenilirsiniz.
Aile hayatınızda ganimetler olur. Ganimet gözünüzü koyar, ona koşarsanız yenilirsiniz. Ganimete koşmak insanın zaaf noktasıdır. Yenilgiye sebebiyet verir. Bir cemaat ganimete gözünü dikti mi yenilmeye mahkûmdur. Müslümanlar ne zaman ki ganimete gözlerini dikerler, yenilmeye mahkûmdurlar. Hangi nerede olursa olsun. Cemaat değil mi? Cemaatın içerisinde çalışanlar olmaya başladığında, oradan para almaya başladıklarında ganimet vardır.
Herkes gözünü oraya diker. Bu paradan ben neden almıyorum der. Bir topluluk başlar artık büyümeye. Ganimet çıkar ortaya var. Ne insanlar salakalarını getirirler, sekatlarını getirirler, paralarını getirirler. O insanların arasında paylaştırılmaya başladığında ganimet çıkar ortaya var. İnsanlar onun başından üşüşürler. Siyasi gelir iktidara ganimet vardır. Bütün herkes koşturur, kapısına dikilir. Partili partisi herkes oradan bir pançak almaya çalışır. Ganimet vardır. Yıkılırlar. Bir cemaat bu noktada gözünü ganimete dikti mi, dağılıp parçalanmaya mahkûmdur. Bir şahıs gözünü ganimete dikti mi, kendi kendine dağılıp parçalanmaya mahkûmdur. Bu ganimet ister para olsun, ister yemek olsun, ister rahat olsun, ister makam olsun.
Mesela rahat da ganimet. Biz ganimeti sadece mal olarak zannedersiniz, hain. İş veren iş yapıyor değil mi? Ganimete gözünü diksin, ben rahatım artık bundan sonra. Bana bir şey olmaz desin, batar. Gözünü ganimete dikti çünkü. Rahat bir yaşantıya sevk eder, kendine batar. Aile, sen çocuğunu muhafaza etmezsin, korumazsın. Disiplineyle elini almazsın. Ganimete gözünü dikersin, rahatız artık dersin. Kadın da çoluk da çocuklar aydan çıkar. Eşleriniz ve çocuklarınız size ganimettir. Ona gözünüzü diktiniz, onu meta olarak, onu şehevi, onu hevai, hevesten bakarsanız dağılırsınız. Nasıl dağılırsın? Hanım bugün başını açar, ya seslenmezsin, dağılırsın. Bir gün sana edepsizlik eder, seslenmezsin, dağılırsın.
Veya adam kadına edepsizlik eder, kadın adamın parasından, pulundan dolayı seslenmez, gözünü ganimete dikti. O da dağılır. Veya çocuk babasının zulmünden, babasının Kur'an ve sünnet dışı davranışından, babasının parasını gözüne dikmiştir, ganimete o da dağılır. Bütün herkes dağılır. O zaman şunu unutmayın. Bu hepimiz için bir ölçü, bir ders. Tarihi incelin, yakın tarihi incelin. Kim ganimete gözünü dikti, gevşerdir. Allah da onu mani bir tokadı vurur. Bakın bu hiç değişmeyen kaydedir. Ben hep böyle açık açık konuşurum, öz eleştiri de yaparım, hakkınızı helal edin. Ben kendi dergahımı da eleştiriyorum. Ne diyorum? 28 Şubat'ta herkes kenara çekildi, ganimete gözlerini diktiler.
Eşlerinden, çocuklarından, paralarından, işlerinden, rahatlarından taviz veremediler. Gözlerini ganimete diktiler. Dersleri iptal ettiler, çekildiler kenara, dağıldılar hepsi de. Hem şahıs olarak hem cemaat olarak. İslam, Yüce Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin o söylediği şey ruhudur. İslam'ın ruhu. Harz, yeryüzü, la ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolunmuş bir peygamberin ümmetiyiz.
Bize yatakta ölmek, bize rahat uykuda ölmek, bize rahat yemek yemek, bize rahat dinlenmek, rahat yürümek, rahat araba kullanmak, rahat yolda gitmek, rahat bir hayat. Rahat geçirdiğiniz gün var ise, eğer bir gününüzde İslam'la, Kur'an'la mücadele ile yorulmamış bir gününüz varsa, o gününüz şeytana teslim olmuştur. İsterseniz kafanızı secdede kaldırmayın. Bütün gün isterseniz kafanız secdede olsun.
Eğer ki bütün arz, la ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolunluğum, düşüncesine, ruhuna sahip olmayıp da onunla alakalı bir nokta dahi hareket etmediyseniz, biz o gün kendimizi şeytana satmıştınız. Bu sözüm çok tartışılacak yani. İnternetten dinleyecekler, diyecekler ki ilgilendirmiştir bana bombardımanda bulunacaklar. Hiç önemli değil. Ben halka bağlı değilim. Ne akşam yemeğim insanlardan, ne sabah kahvaltım insanlardan. Şükür hamdolsun. Biz cemaatin üzerinden geçinen insanlardan da değiliz. Kendi alın Tirmizî yiyoruz elhamdülillah. Varsın millet ne söyleyecekse söylesin. Kim ki rahat yatağında bir gün, rahat evinde bir gün, isterse gündüzünü oruçlu, gecesini namazlı ve dilini zikirli geçirsin.
Tekrar söylüyorum. Eğer ki bütün arz, la ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Sözüne, ruhuna uydur. Parmağını dahi kımıldatmadıysa kendini şeytana teslim etmiştir. Allah bizi affetsin. O yüzden kardeşimize Allah yardım etsin inşallah. Benim muhabbetim olan, sevdiğim, takdir ettim, tebrik ettim bir kardeşimiz. İnşallah Cenab-ı Hak başarı ihsan eylesin. İnşallah Cenab-ı Hak ihlas ve samimiyet ihsan eylesin. Bu siyasi makamlar zordur. İnsanları adaletsizliğe sevk eder. İnsanları haksızlığa sevk eder. İnsanları ranta sevk eder. Allah bunlardan muhafaza eylesin. O tarafa da bakmazsa etrafındaki insanlar sevmez onu. Bizim Hacı Remzi'yi sevmedikleri gibi.
Hacı Remzi, benim ölçüm de öyledir. Bakarım ben Hacı Remzi'yi kim seviyorsa bu Remzi'nin familyasından derim. Çünkü onun familyası benim familyadan. Onların ikisi arası iyi. Ben dışarıda ilk defa konuşuyorum onu. İkisinin arası iyi. Aynı familyadan onlar. Böyle siyasetin içerisinde öyle durmak zordur. Allah muhafaza eylesin. Temiz kalmak zordur. Allah yardımcısı olsun insanlara.
Böyle iyi insanların iyiliklerinin söylenmesinde rahmet vardır. Bazı hadis-i şeriflerde ve imamların bazıları bu noktada men etmişler. Ama iyilerin iyiliklerini, iyilerin güzelliklerini, iyilerin iyi ahlaklarını biz insanların önünde söyleyeceğiz ki insanlar o iyiliğe ve iyi ahlaklılığa doğru yol alsınlar. Kendilerini öyle ölçülendirsin yani. Adam siyaset yapacaksa öyle siyaset yapsın. Bizim Hacı Canber de bize bir ara ben dedim ki git ona sen de orada korktu. O da korktu. Biz elhamdülillah her yerden çırak çıkmaya razıyız. Çırak çıktı orada. Önemli olan odur. Yani adamın oradan bir ayrıldığında, orada vazifesi bittiğinde adama bakacaksın hani Ömer bin Abdülaziz, Halife ondan önce bölgenin en zorundaymış. Bittikten sonra bölgenin en fukarası olmuş.
Allah bizi onlardan ayırıyor. İkrar biz sadece bu dilimizle ikrar etmek olarak alıyoruz. Yani imanı biz dili de ikrar ediyoruz. Öyle değil mi? Ne diyoruz?
Eşhedü ve la ilahe ejdallah. Bu dili de ikrar etmiyor. Öyle değil mi? Dil neyi ikrar eder biliyor musunuz? İki şeyi ikrar eder. Bir, aklı, iki kalbi. Ayetlikte diyoruz ya, niye şahit olur insan? Bir, aklının kabul ettiğini şahit olur. Aklı kabul etmezse şahit olmaz. Dili de ikrar, aklı gösterir. Hani bize dini bazı yerlerde öğrettirlerken aklı reddeden bir din olarak anlatırlar mesela. Hayır.
Bunun için akıl önemlidir. İkrarın birinci safhası nedir? Akıldır. Aklı olanadır iman. Aklı olmayana iman yoktur. Dil ile ikrar, akıldır, akıl. Tasdik evet, aklın kabul ettiğini, aklın kabul ettiğini, aklın onayladığını, bunun şahit olduğu şey ne yapar? Kalbi tasdike götürür. Kalbi tasdike götürür.
Kalp tasdik ettiği an, aklın görevi bitmiştir. Ne zaman? Tasdik ettiği esnada. O zaman bizim birinci derecedeki muhatap nedir? Akıldır. İman birinci derecede aklı muhatap olur. O yüzden buradaki dil ile ikrar ve şehadet akıl. İnsanlar size derler ki işte aklı reddederler. Allah'ın hafaza eylesin. Aklı reddetmek yok. Ehli tasavvufun uç kısımları diyeyim. Uç da demeyeyim. Sapık kısmı diyeyim. Sapık.
Aklı reddediyor. Hayır. Eşhedü akladır. Yani şahit olur. Neyle şahit oldun? Gözünle şahit oldun. Kulağımla şahit oldun. Burnumla şahit oldun. Burnumla şahit oldun. Duyu organları. Elimle şahit oldun. Burnumla şahit oldun. Burnumla şahit oldun. Her şeyinle şahit oldun. Ya Allah var. Organlarımız, azalarımız şahit hükmündür. Meseleyi daldan dala kondurmuş gibi zannetmeyin.
Enel hak der ya. Hakitliğin göstergesidir. Yolun sonu değildir daha. Hakitliğin göstergesidir. O aklın zirveye çıkış noktasıdır. Kalbin işi değildir. Kalbin işi değildir. Onun kalbin ulaştığı son olarak görmüşler. Veya maneviyatın ulaştığı son olarak görmüşler. Eksiktir. Daha yol var. Şahitliktir. Aklın bittiği yerdir. İnsanların belki de kafası bulamazsın diye.
Veyahut da üst düzen besliyim. Hiç kimse onun üzerinde yorum yapmış, sonradan yorum yapmışlar. Her yorumlayan kendi yorumunu yapmış. Ama enel hak orada aklın bittiği yerdir. Yani ben hakkım der, sıfatlarının tecelliyatını gördüm. Şahit oldum. Gözüm şahit oldu. Elim şahit oldu. Ayağım şahit oldu. Anadisi kutsuduğu vardı ya. Gören gözü olurum. Tutan ayağı olurum. Şahit oldum. Artık kendisinden görenin Allah olduğunu gördü. Kendisinden tutanın Allah olduğunu gördü. Kendisinden yürüyenin ve yürütenin Allah olduğunu gördü. Kendisinden bu noktada işittirenin ve işitenin Allah olduğunu gördü ve şahit. Allah'ın tecelli ettidir. Bitti orada. Yaratan olur mu? İtirak edemezsiniz. Dedilen şey yaratılmış bir insan mı itirak edecek? Allah'a vazeyle. O aklı şehadetidir.
Tabi enel hakkı tarih boyunca insanlar ta son bir manada bir sürü yorumlar yapmışlardı. Bu noktada da birisi benim bu yorumuma kabul etmeyi bilir. Ve elametlerini anlatır mısınız? Eğer ki birisinden kendinizi üstün görüyorsanız kebirlisiniz. Bir kimseden, bir mümin olarak ondan kendinizi üstün gördüğünüz an kebirlisiniz. Elamete gerek var mı? Birisinden kendinizi kıymetli ve üstün gördüğünüz an kebirlisiniz. İnsanların verdiği değerle alakalı. Bugün tıp üstündür. Sanat olarak ertesi gün bütün temircilik üstündür. Bu farklı bir şey.
Onu demek istemez. Mesela bir usta var daha iyi usta, ötekinden anlatır. O ayrı meselesi. Birinden kendini üstün görüyorsan. Ben Ali Molla'dan kendimi üstün görüyorsam kebirliyim. Anlaşıldı. Ali Molla'dan kendimi daha kıymetli, daha ehemirdim, daha saygıdeğer buluyorsam kebirliyim. Anlaşıldı mı? Tehbi tasavufu yıkan şeylerdir. İnsanlar iki Allah demeyle etrafındaki insanları kafir görmeye başlarlar. İki rüya görmekle etrafındaki insanları küçük görmeye başlar. Zikrullah halakasındaki iki hal görür. Bir çırpıntı görür. Bir renk görür. Bir kıvılcım görür. Kendisini bir yerde zanneder. Allah muhafaza eylesin. Niyazi Mısır ne güzel demiş. Karınca gibi küçük küçük yürür. Melekleri seyran etsin dersin. Tırnağında bir damla su görür. Kendini umu anda zannedersin.
Allah muhafaza eylesin. Asla tövbe, zikir, dua, ibadet, mücadele devam edecek. Kendinizi üstün görmek yok. Rabbim muhafaza eylesin. Ehli tasavuf normalde insanların üzerinde böyle kibirlik durmuyormuş gibi görür. Böyle tepeden bakar. Hımm biz ne dermişiz gibi insan. Ben rüyamda görüverim onu. Bana Allah gösterir ki onu. Sen kimsin ki? Biz nasıl bir dervişiz sen biliyor musun? Ben Allah derim perişan ederim seni. Sana bir dua ederim de görürsün sen. Ya yıkılırsın ya ihya olursun. Bir dua edeyim sana da gör. Ters dua edecek devireceğiz. Böyle bir dedi birine bir kaşımı kaldırdın. Trafik kazası geçirdi dedi. Ben de baktım. Allah sakınsın kendisini kendisinden dedim ben. Nasıl yandı dedi.
Benim ilah olmuş burada baksana dedim ben. Bir kaşını kaldırıp trafik kazası geçirdiyse adam dedim ben. Allah muhafaza eylesin. İnsanlar dervişlik yapıyorum derken, ibadet ediyorum derken kadınlar bu noktada daha fazla. Yapan açıyorlar. Kocam ben şimdi kocama tersinden dua edeyim devrilsin mi? Sanki benim kocam devrilecek o. E devrilsin dedim. Devirebiliyorsan sen Allah'tan. E dua tersinden devrilsin. Devrileyip tekrar diyorum ben de tasdikliyim. Niye diyorum ben? Senin Allah'larını diyorum ben. Yeni ilah sen ol. Allah muhafaza eylesin. İki namaz kılmakla Allah'lık yapmayalım. Demekle Allah'lık yapmayalım. Allah muhafaza eylesin. Bütün tanrılık bunlar. Bakın ehli tasavrım ne güzel bir ölçü bulmuş.
Üstadları son dervişle selamlaşınlar ya. Devri velette. Mukabele eder. Üstad o esnada şunu der. Yeni çömez dervişiyle der ki seninle benim aramda bir fark yok. Arada bir fark yok. Sen yeni derviş oldun çömezsin. Beni üstad olarak buraya koymuşlar. Ben tesbihin birinci şeyindim. Ne o tanesi.
Allah oraya denk getirmişler. Sonuncu tanesisin. Seninle benim aramda bir fark yok. Tesbihin baş tanesiyle son tanesi nerede toplanıyor? İmamiyyede toplanıyor öyle değil mi? Birbirine değiyor mu? Değiyor. Birbirinden farkı var mı? Yok. Allah muhafaza eylesin. Kebirlilik yok. Size güzel bir şeyler sorabilseydin dilim hiçbir şeye dönmez olur. Allah sizden razı olsun. Ömrümüze bereket etsin. Allah sizden de razı olsun. Sorun. Hadis içerisinde Allah Resulü sallallahu ve sellem adretten buyurur ki öğrenmek isteyen sorusunun sakınmasın. Eğer bir kimse de biliyorsa bir ikisinin sakınmasın. Allah muhafaza eylesin. Kadın ne yaptığı zaman dönülür kocası tarafından. Eğer bunu soran erkekse cevabım başka.
Eşlerinizi dövmeyin. Peygamber sallallahu ve sellem adretleri asla ve asla eşlerine bir fiske dahil vurmalı. Bir. Daha yeni derviş olmuştum. Üstadım Allah rahmet eylesin öyle dedi bana böyle sohbetler. Benim bir fisken dahi yoktur dedi. Ben de içimden söz verdim. Dedim ki ben de vurmayacağım. Hamdolsun benim de bir fisken yok. Abi sen fiske vurmuyorsun. Tekme vuruyorsun filan zannetmeyin ha. Birisi de öyle dedi. Ben fiske vurmuyorum dedi. Ne yapıyorsun dedim ben. Tekmeyle vuruyorsun. Allah muhafaza eylesin. Bunlar islam ahlakına uymayan şey. Bilmiyorum hiç. Benim ne tekmeyle ne tokatla ne de sopayla. Böyle bir şey hiç olmadı.
Allah muhafaza eylesin. İnşallah bundan sonra. Ayet-i kerime demiş mi gördünüz diye demiş. Derken ayet-i kerime evliliği kurtarmak için demiş. Ne bu? Kadın ahlakını tasvim etmediği bir yere gider. Senden izinsiz gidiyor. İnadına gidiyor. Boşamaktansa sen onu bir yola kal. Birkaç fiske vur. Boşamaktansa. İzinsiz evden iki demirde dışarı çıkıyor.
Adamın birisi bir gün geldi dükkana. Sıkıntı çok o zaman. Allah rahmet eylesin. Seyyid Taş da yanımda. Dedi ki evde para var. Seyyid'den biz oturuyoruz. Gidelim alalım dedi. Hadi gidelim dedi. Ya boş ver gitmeyelim dedi. Alma. Ya gidelim dedi ya. Yürü dedi ya. Şeyh Efendi ne dersin dedi. Allah'tan sana tepsiyle mi gelecek dedi bana. Sana öğretemedim dedi. Gidelim dedi. Bindik arabaya gittik. Adamın evine. Evinde para var adamın. Basıyor zile, basıyor zile. Eve yok kimse. Telefon açıyor eve. Yok kimse. Arıyor, soruyor. Yok kimse. Etrafındaki komşuların sorunu yok. Adamın hanımı evde. Adamın anahtar da yok. Çocukcağız şimdi, anamcağız derslere gelemiyor. O günler. Ya gelmedi.
Bir perişan oldu. Evde kimse yok. Dedim kardeşim. Sıkıntı yapma kendini. Olur böyle şeyler. Olmuş artık. Allah muhafaza eylesin. Kadınlar. Beylerinizden habersiz evden dışarı çıkın. Haber verin. İzin al. Adamın izin nereye gittiniz? Erkekler. Eşlerinizi izinsiz bir yere göndermeyin. Bu güvenme meslek değil. Bil kardeşim nerede olduğunu. Trafik kazası mı geçirdi? Hastalık mı geçirdi?
Güçlü bayıldı mı? Kapkaca mı uğradı? Birisi geldi mi çakladı mı? Nerede olduğunu bil. Allah muhafaza eylesin. Bu noktada erkek eşini dövebilir. Bir daha birkaç daha var. Bunlar da malum zaten. Meseleyi uzatmayın. Hakkınızı helal edin. Böyle dövmekle filan uğraşmayın. İnsanlar eşlerini dövme noktasına geldiyse bayağı yol kat etmişlerdir. Rahim muhafaza eylesin. Bu kısacık önümüzde dayakla, dövüşle, kavgalan geçirmeyin. Bu evlilik değil. Bu İslam evliliği değil. Bu çocuklarımızın İslami eğitime, öğretime, ahlaka uygun bir şekilde yaşayacağı bir ortam değil. Allah bizi muhafaza eylesin. V'alemennahum.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi