Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 10 Eylül 2011 · 42:36
Pazak gecenizi ailesin. Senavak ayınızı ömrün. Şeyhin kavalı olmak nasıl olur anlatır mısınız? Ancak bir kimse şeyhte fâne olursa onu kavalı.
Şeyhte fâne olmazsa yani mürşidinde fâne olmayan bir kimse mürşidinin kavalı olma özelliği olmaz. Üç tane yavru denir, Peygamber sallallahu aleyhi ve selam adetlerimiz. Bunları Peygamber Efendimiz'e görüşmeye getiriyor. Hazreti Ebû Bekir Efendimiz'e sorarlar. Derler ki buranın emiri kim? O da der ki ümmetine hizmet herhalde.
Peygamber sallallahu aleyhi ve selam adetlerini gösteriyor. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selam adetlerinde su dağıtıyor ashabına. Hendekler. Herhalde derler bu mecnun birisi Hazreti Ebû Bekir Efendimiz'e. Giderler tekrar Hazreti Resulullah'a sorarlar. Buranın emiri kim? O da der ki ümmetine hizmet herhalde. İkisi de aynı cevabı veriyorlar. Bir kimse gerçekten mürşid-i kamil bir üstadı bulur, onu Allah için çok severse onun kavalı olma. Onun kavalı olmak, onun kalbindeki alı kendi dilinden aktarmaktır. Bir müddet sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve selam hazretlerini kavalı olur.
Bir müddet sonra Allah'ın kavalı olası. Bunlar ayrı ayrı görünse de, ayrı menfezler gibi görünse de, aslında hakikatte bunun türünde menfezler aynıdır. Ama görüntüde, algılayışta, anlayışta veyahut da meselelerin ayrışmasında, anlaşılmasında, üçünün ayrı ayrı görünmesinde fayda var. Yoksa gerçek bir mürşid-i kamil Allah ve Resulü'nün kavalıdır zaten. Ve ehl-i tasavvufça o dışta aynı zamanda Allah'ın da kavalıdır, Resulü'dür. Aralarında bir fark, bir ayrılık olmaz. Bunun yolu kapışmaktan geçer. Mahlelerle Allah'a kapışmaktan ve Allah'ı sevmekten geçer.
Bazı sapık, ehl-i tasavvuf, işte onu sevmek de namaz yerine geçer, dıştadı sevmek de oruç yerine geçer, diğerinden olur. Onlar sapık, onlar bir yoldan kaybı iştahlar. Bu noktada biz, Sur'an ve Sünnet'in emrinde, Sur'an ve Sünnet'in görüşünde ve düşüncesinde bulunmaya gayret edeceğiz. Herkes buna bir laf söyler, herkes bir şey söylemişler. Allah muhabbet eylesin. Bu noktada bizim çizgimiz Muhammed'i bir hidayete tabi olmak, Muhammed'i bir öğretiye tabi olmak. Muhammed'i bir hidayete ve Muhammed'i bir öğretiye tabi olmak. Bunu böyle söylerken, Kur'an-ı Kerim'in red manasında, hafif alma manasında diyoruz. Biz Kur'an'ı da Muhammed'i Mustafa'nın hidayetiyle, Muhammed'i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem maddelerinin anlatımı ve anlamıyla anlamaya ve yaşamaya gayret edeceğiz.
Çünkü bu önümüzdeki günlerde, daha doğrusu bu şu anda uygulanıyor. Bunlar bir din modeli var. Uygulamaya konulan bir için yeni din modeli, Muhammed'i Mustafa'sız bildi. Yani o hadis sahihti, bu değildi. Bunların hiçbirisi de değildi. Hiçbir hadis sahih değil, değil çıkıyorlar canavar. İstedikleri, amaçladıkları, arzuladıkları şey, Muhammed'i Mustafa'ya uğramadan, kendi kafalarından bir din oluşturuyorlar. Oluşturuyorlar, insanları dayatıyorlar. Bunu kendilerine ilim süsü vermiş, değişik çevreler ya, yurt içinde ve yurt dışında satılmış kimselerle başarmaya gayret ediyorlar.
Allah'ın mafaza evresi. Bunların en önemli ayağı, ehli tasavvuf. Ciddi tarikatları, değişik tasavvufi toplulukları bu noktada kendilerini, kendi emellerinde kullanıyorlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden özellikle söylüyorum, böyle ben Allah'ın kavalıyım, Allah'ın kavalıyım, ben üstadın kavalıyım, ben ne dersem o olur, benim dediğim gibi yapacağınız, benim söylediğim ayet hükmünde, benim söylediğim hadis hükmünde, yok benim söylediğim ilahi kelam, bunları duyarsanız şayet, bilin ki onlar sapıtmışlar.
Allah muhafaza eylesin. Onlarla bizim bir ortak bir noktamız yok. Bizim için yol, kumar, içine, ve imamların iştahı, net ve imamların iştahı. Allah bizi affetsin inşallah. Borsa oynamak caiz midir? Oynamak deyince zaten kumar gibi hissediliyor bu. Yani borsa kumar değil, ama oynamak deyince kumarmış gibi hissediliyor. Borsa uluslararası vahşi kapitalizmin üç kağıdı. Uluslararası vahşi bir kapitalizm sistem var. Bunlar sahtekarlık yapıyorlar, dolandırıcılık yapıyorlar. Sahte para basıyorlar.
Adı para değil, adı kağıt. Üç kağıtçı. Cebinizdeki dolarlar gibi. Cebinizdeki dolar da aynı. Buna üzerindeki doların karşılığı yok Amerika'da. Onun karşılığı kurşun, gözyaşı, kan, insanların kanını emen, mal varlıklarının emen bir şey.
Karşılığı bu. Cebinizde bulundurduğumuz her dolarla Amerika'ya finanse ediyorsunuz. Hesaplarınızda bulundurduğumuz her dolarla Amerika'ya finanse ediyorsunuz. Yatırıyorsunuz ya bir yere dolar. Yatırım olsun diye. Amerika'ya finanse ediyorsunuz. Amerika'ya kendinizi peşkeş çektiriyorsunuz. Bu çekler için de aynı. Sahtekarlık. Çek olursa banka yapıyor sahtekarlığı. Banka sahte para basıyor. Kendi kendisine ben sahte para basıyorum da demiyor. Suçu adamın ismini yazaraktan onun üstüne koyuyor. Parayı basan banka, cezae çeken kişi, şahıs. Kağıtı basıyor orada.
O kağıdı da senin eline tutuşturuyor. Hadi git bununla mal alıyor. Dolandırayım zaten alıyor. Gidiyor onlardan mal alıyorlar. Ödemeyince sen cezaeğine gidiyor. Banka, banka bir de neden ödemedin diye sana elini sallıyor. Ben namussuz adam sen vermeye bunu bizim elimize. Çin'i neden elini sallıyor? Üç kağıt, öbürkü ne? Borsa. Bir sürü üç kağıt var da, birisi de borsa. Otur, yüz lira kar eden şirketi, üç yüz lira göster, sal piyasaya, topla piyasadan paraları. Ondan sonra yüz lira değil, on liraya düşüyor. Senin elinde kağıt, sen verdin üç yüz lirayı, üç yüz liraya verdin şey, üç yüz liraya verdin şey, oldu on lira. Üç yüz liraya aldığın şey, oldu on lira.
Hani milli piyango var ya, hani arada yılda bir kişiye çıkıyor da bütün herkes saf ve salakçasına onun peşine takılıyor ya, bir tane milyarder çıkıyor ya, borsacılar da aynı. Borsada yılda bir sefer birisi kazanıyor, bütün herkes kazanıyor da onun peşine düşüyor. Aslında kazanan, mazanan yok. Orta yerde bir emek yok, üretim yok, mal yok, hiçbir şey yok. Deseler ki bu şirketi real bir şekilde ortaklığa açtık, diyecek ki ortaklık caizdir, git oraya ortak ol. Ama işin içerisinde kaldırma var, aldatma var. Allah muhafaza eylesin, uzak durun bunlardan. Bunlardan uzak durun. Uluslararası işgahatı, bunlar uluslararası dolandırıcı. Yani yaklaşık 30-35 yıldan beri Amerika beyan etti.
Dedi ki her doların karşılığında altın yok, bütün herkes daha dolarda duruyor orada. Halbuki Amerika beyan etti onu. Yani dedi ki ben bu kadar doları bastım, bastım, bastım, hepinizin eline verdim. Siz de gerizekalı ve salakça bunları bir şey zannettiniz, üstüne oturdunuz. Şimdi bunların bir hükmü yok dedi. Ve hala da devam ediyoruz biz dolarla yatırım yapmaya, doların üzerine konmaya, hesaplarımıza dolar bulundurmaya devam ediyoruz biz.
Sadece dünya üzerindeki zengin Müslümanlar dolarla çıksalar dolar batar. Yüzde yirmisi çıkacak, yüzde yirmisi dolar batar ve dolar batacak. Kar ederiz, kar edersiniz. Türkiye'yi tehdit ediyorum. Dolarımda kendisini fukaha görenler.
Benim kendi nazarımda bu kendim kar. Kendimce diyorum bakın, kendimce. Ben kendime caiz görmüyorum. Bir üçkağıtçılık olarak görüyorum. O yüzden kardeşlere de tavsiyem o. Dolardan uzak durun. Bu tip sahtekarlıklardan uzak durun. Bunlar sahtekarlık. Bir malı aldın mı sen aldın. Sattın mı sattın. Caiz olan bu, doğru olan bu. Ne var ortaya da mal var. Adam alıyor, halı yekili mi satıyor. Bette. Doğru olan bu. Dua ederken yanlışlıkla günaha girer ya da dinden çıkabilir. Dolayısıyla ama dua Allah'tan istemektir. Dua Allah'a irtibat kurmaktır.
Bunun göstergesidir. Bir kimse dua ederekten kulluğunu gösterir. Duada caiz olmayan şeyler vardır. İstersen ver Allah'ı. Vermesin vermez misin? İstersen verme filan. Bunlar çok uygun şeyler değil. Hadis-i şeriflerle de sabit bunlar. Ama maksat, amaç Allah'a yalvarmak ise, maksat, amaç Allah'tan istemek ise dua ibadettir. En çok hoşuna giden ibadetlerden birisidir bir der. Hoşuna giden ibadetler vardır. Sevdiği, Allah bütün ibadetleri sever. Ama bazıları fazla sever.
Öbür ibadetlerden daha fazladır. Allah'ı zikretmek gibi. Etmek de bu noktada Allah'ın çok hoşuna giden ibadetlerden birisidir. Allah'ın çok hoşuna gider. Allah çok sever dua edeni. Kendisinden istenilmeyi çok sever. Sakın ha bazı kitaplarda, bazı yerlerde işte istemem Allah'ım filan. İstemiyorum filan. Allah muhafaza eylesin. Üstafça davranmak. Allah muhafaza eylesin. Bunlardan uzak bir şey. Yolullah sallallahu aleyhi ve sellem hep Türk bir şekilde Allah'tan istedi. Allah'a dua etti.
Bunlar ise Allah'tan istedi. Yazımsa Allah'a söyledi. Şahsın, Allah'ın bir de şahsın insanlarla olan ilişkisi var. Etrafındaki insanlara da dua edin. Duanın bir de bu yönü var. Mümin kardeşlerine dua eder. Mümin eşine, çoluğuna, çocuğuna, akrabasına dua eder. Mümin mahallesine dua eder. Mümin şehrine dua eder. Mümin bütün ümmete dua eder. Dua edin. Dua edin ki Allah sizi sevsin. Ve dua edin ki dua ettiklerinizin yüzü su ürmetine siz de hafı mafurete uğrayın. Bir kimse bir kimsenin affı için dua ederse Allah seni de affeder.
Hani başka bir hadis-i kutsu'da siz temiz ağızlarla dua ediniz diyor. Sahabe diyor ki ya Resulallah temiz ağız mı var ki? O da diyor ki evet sizin birbirinize yaptığınız dua temiz ağızla yapılmış dua kadar. Allah o duayı geri çevirmez. Çünkü siz bir başkası için günah işlemediniz. Çünkü siz bir başkası için yanlışlık yapmadınız. Çünkü siz bir başkası için zülüm etmediniz. Ya kendiniz yaptınız, yaptıysanız bir şey. Ama bir başkası için işliyorsanız bu çok şerefli bir dua. Bu çok aziz bir dua. Bu çok yüksek bir dua. Hatta ve hatta kendiniz için bir şey istemeyen fırsat bulamasanız sırf etrafınızdaki insanları dua etseniz Allah sizin üzerinizdeki eksiklikleri, noksanlıkları tamamlar.
Allah sizin ihtiyaçlarınızı gördürür, gösterir, ayağınıza getirir sizi. Kucağınıza bırakır, elinize bırakır. Ama dua etmek imandır. İmanın kemal noktasıdır. Dua etmek Allah'ın varlığını, birliğini, galiliğini, zenginliğini, kudretini, kuvvetini, kuvvetini, metinliğini kabul etmektir. Dua etmek bir vericinin, bir kuvvet ve kudreti elinde tutucunun var olduğunu kendi kalbinden beyan etmektir.
Bu Allah'ın çok hoşuna gider. Çünkü Allah kendisinin ölmesini, kendisinin met edilmesini, kendisinin sena edilmesini, kendisinin zikredilmesini, kendisinden istenilmesini ister. Dua ederler, sever bunu. Ve Cenab-ı Hak o yüzden de ayeti kerimede Ey Habibim, sana kullarını ben dua ederlerse dualarını kabul ederim. Onların istediklerini veririm. Onların ihtiyaçlarını görürüm. Onları bu noktada mahcup ve mahzun eylemem. Tövbe eder, onların günahlarını temizlerim. Onların günahlarını bağışlarım. Hatta daha iyi. Onların günahlarını hayra çevirir, güzelliğe çevirir, iyiliğe çevirir. O zaman kul olanı çizecekler.
Allah'la bu noktada hevhal olacak. Kulluğumuzu Kemal'a öfesini çökertmiş, düşen kırbacını almış yerden. Demişler ki, ya emrem mülkünüz, isteseydin biz sana verirdik. Biz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine söz verdik. Hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceğimize dair. Elimizden düşen kırbacımız dahiller. Her şeylerini Allah'tan istemişler. Ve büyük yüksek veliler her şeylerini Allah'tan istemişler. Meşhur ya, iğne kanalında yama yaparken kim? Demiş, yarabbim iğnem düştü demiş.
Söküğümü dikiyordum, yırtığımı dikiyordum, iğnem düştü. İğnem düştü. Herce balık eşliğinde iğnesi gelmiş. Nasıl gelmiş? Altın olarak. O size altın olarak gelirsin. İstediğiniz şey gümüştür. İstediğiniz şey bakırdır. İstediğiniz şey tenekedir. İstediğiniz şey kalktır. Allah'ın, Allah kadında hiçbir değeri yoktur. Hiçbir değeri yoktur. Ama Allah'tan isterseniz, o size altın olarak geri döner. O kalidir, o zengindir. O zenginlerden daha zengindir.
O yeryüzü sultanlarından, gökyüzü sultanlarından daha büyük sultandır. O sizin hesap edemeyeceğiniz, benim dahi hesap edemeyeceğimiz, sizin derken kendimi bir noktada değil, sizin de benim de hesap edemeyeceğimiz kadar zengindir. O hiç kimsenin, hiç kimsenin zenginlik boyutunu hesaplaması, yetişmesi, idrak etmesi mümkün olmayandır. Hiçbir kimsenin onun kudret ve kuvvetini hesap etmesi, onu hesap etmesi mümkün değildir. O öyle bir, o yüzden ondan, göğsünüzü dayaya dayaya, ciğerinizi yara yara, bir şey isterseniz, gitsin diye isteyin. Bir şeye ihtiyacınız olsun olmasın, bir şeyle müşkülatınız olsun olmasın.
Yeter ki o sevsin, yeter ki o sevinsin. Yeter ki onun istediğini yapalım, yeter ki onun istediği bir halde duralım. O yüzden Allah'ı sevindirmek için Allah'tan isteyin. Kendinizi sevindirmek için değil. Merak etmeyin, o sizi sevindirir. Ondan gelen her şey sizi sevindirir. Ondan gelen küçücük bir serre dahi sizi merak etmeyin, sarhoş eder. Onun hoşuna gitsin. Ona dua edin bol bol. Ya Rabbi beni kazadan koru. Ya Rabbi benim dilimi kuvvetlendir. Ya Rabbi benim gözümü kuvvetlendir. Ya Rabbi benim ilmimi artır. Ya Rabbi bana afiyet, kardeşlerimize afiyet. Ümmet-i Muhammed'e yardım edin. İsteyin ondan. Karat isteyin, afiyet isteyin. Evet isteyin.
Gönül derinliği isteyin, isteyin. Bir şeyinizi ondan isteyin. Birinin çenesinin kapanmasını der. Sen adama deme çeneni kapat diye. O çene oldu ne? Sen ona de ya.
Bir şeyi neden yaptın, bir şeyi neden ettin demene gerek yok. Bir an kandırırlar, bir an kibirlenirler, dövürlenirler, bir an höykürürler, bir an dönerler, laf söylerler. Diyeceksiniz ki bu sen bize zor yolu söylüyorsun.
Ben size zor yolu söylüyorum. Dövmek kolay, sövmek kolay, laf söylemek kolay. Lafı laf taşımak kolay. Bırakın. Allah var. Size gelenden şikayet etmeyin. Şikayet etseniz dahil. Yarabbim bu bana zulmediyor dese dahil. Evet o da şeriat noktasıdır. O da doğrudur. Eksik değildir. Allah var. Allah bize affetsin. O şey var o ikisine sahip. Abi bunlardan insanlar bir ciddi ilimleri öğrenmişler.
Faydalı olmak için. Ama sonradan insanlara büyü yapmaya başlamışlar. İlkünlüğün başlangıcı diyebiliriz. Devam ediyor daha. İlkilerin talebeleri. Bunlar şeytanın askerleri. O şeytanın askerleri şeytanın emrini yerine getiriyorlar. Harun zaman ilmi öğrenip kötü yolu kullanılmalı diyorlar.
Kötüye kullanırsanız kötülüğe sebep olursunuz. Kötüye kullanırsanız iyiliğe sebep olur. Hep insanlar bunları öğrenmeye başladıklarında iyiliği kullanmak için öğrendiklerini söylerler. Para bozar insanı. Kadın bozar insanı. Mededilmek bozar insanı. Bunlarla uğraşıp bozulmayanla ben hiç denk gelmedim. Bu tip böyle ilimlerle uğraşıp da bozulmayanla hiç denk gelmedim.
Ne kadar kimlerle görüştüysem hepsi de bozulmuş. Allah rahmet eylesin. Şeyh'in bu noktada bana illaki dediği bir evladım işte sen bu tip şeylerle de uğraşmak diye ben hep aklımı isterim. Yaparım ama ben bu noktada durmak istemiyorum. Hakkınızı helal edin diye diye ondan af dileye diye meseleyi geçiştirmek. Çünkü bozulmayanla denk gelmedim hiç. Bu tip şeylere tevessül etmeyin. Kadınlar çok tevessül ediyorlar bütün şeyler Allah muhafaza yaslanın. Allah'a yaslanın. Kur'an-ı Kerim'e yaslanın. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin bu noktadaki hadis-i şeriflerine, ilmine yaslanın. Merak etme bu dünya dediğimiz hayat gelip geçecek.
Geçiyor da zaten acısı da geçiyor, tatlısı da geçiyor, varlığı da geçiyor, yoklığı da geçiyor. Hepsi de geçiyor. Bu geçiş sürecinde bozulmadan hayatı devam ettirmek. Allah muhafaza yaslanın. Bunlardan bir taktik onu. Yedişle Mecid, Yedişle Mecid hakkında yapmamız lazım. Bununla alakalı inşallah bir şeydeydi. Adapazarı'nın kısa bir sohbeti olduydü. İnşallah Yedişle Mecid'le alakalı bir uzun sohbet edelim. İnşallah. Bunlar tabii şeyde ahir zamanında çıkacak olan varlıklar. Zekeriya aleyhisselam zamanında o günün insanları Zekeriya aleyhisselama yalvarmışlar. Demişler ki böyle varlıklar var.
Bizim her şey bizi yiyip içiyorlar, bizi perişan ediyorlar. Zekeriya aleyhisselam onda maden ilmi vardır. Her şeyleri toklattı, eritti, onların üzerine döktü. Bakırları eritti, bakırları üzerine kaplattı. Hazretleri naklediyor. Hazreti Ayşe Validemiz söylüyor. Allah Resul diyor ki, bir sabah kalkıyor. Yerden işaret ediyor. Bu kadar bir delik açıldı diyor. Çok terliyor, çok böyle bir sabah oluyor. Bir ad-i şerif var böyle. Tabii Yecüc-Mecüc insanların tahmin ettiği gibi küçük varlıklar değil. Onların küçük varlıklar olarak nitelendiriyor.
Yecüc öyle küçük varlık değil. Onlar devasa mahluklar, devasa varlıklar. İşte Bursa'nın ne var? Baraj gölü var. Yecüc, Mecüc ayrı bir kavim. Bunlar birbirlerine yakınlar yalnız, benzerlik olur. Mesela 15-20 tanesi Bursa barajına gitse, Bursa barajını 25-30 tanesi kurutur. Bir içmeden. Ormanlıkları değil mi? Bir hafta dayanmaz bütün ormanlar yemekten. Öndemler ne gelirse yerler. Leş daim.
Birbirlerinin leşini bile yiyorlar. Zekâriya Aleyhisselam bunları gökte bir yere mi hapsetti? Yerde bir yere mi hapsetti? Burası da sonradan belli olacak olan, meydana çıkacak olan bir şey. Tabii tefsir kitaplarının hepsine baktığınızda, işte kimisi cin setinde, kimisi urallarla hapsedildiğine dair rivayetler var. Artık Zekâriya Aleyhisselam bunları yerde mi hapsetti, gökte mi hapsetti? Orası farklı bir konu. Allah bizi affetsin. Ama bunlar Yeciç ile Mecud, Mehdi Aleyhisselam çıktıktan sonra çıkacak. İsa Aleyhisselam da inecek. Son savaş Yeciç ile Mecud.
Deccal öldürüldükten sonra. The bottle arz çıktıktan sonra. Deccal ile savaş olur. Deccal ile öldürülür. Ardından Yeciç ile Mecud istilası başlar. Yeciç ile Mecud'in istilasından savaşarak kurtululmaz. Yeciç ile Mecud'in istilasından dua ile kurtululmaz. Çünkü onlara savaş makinelerinin savaşmak mümkün değil onlarla.
Yeryüz'ünün ekinlerini bu konuyu işleyince kadar yarın 5-10 gün geçer. Tarım alanlarını herkedecekler. Yiyip içecekler hepsinden. Ormanlıkları, yeşillikleri, yiyecekler, suları içecekler, göl üşüşecekler gölün başına yutuverecekler gölü. Göl toprak haline gelecek. Yiyecek bulamayan kendiliğinden ölecek. Yeciç'ini hemen o ölenin cesedini anında yalayacaklar. O hızlı çoğalacaklar. Buna üzerinde bir tufan haline gelecek bu. Tufan. Öldüklerinde hepsi beraber öldüğünde o cesetlerinin kokusundan hiç kimse hiçbir şey yapamayacak.
Toprakta bir şey bitmeyecek. Allah gökyüzünden değişik varlıklar indirerekten onların ortadan cesetlerini kaldırttıracak. Gökyüzü boş değil. Ve siz sadece cinnilerin ve meleklerin yaşadığını zannediyorsunuz. Allah bizi affetsin inşallah. Allah'ı zikredin. Allah'ı sevin. Allah maneviyatınızı açsın inşallah. Bunların dervişleri görmeleri, bilmeleri gerekir. Bir de bu tarz oa. Bunların dervişleri bilmeleri gerekir. Dervişlerin bunları görmeleri gerekir.
Bu neyle mümkün? Allah ve Resul'u sevin. Allah'ı çok zikretmekle mümkün. Biraz derinleşin, derinleşin. Biraz derinleşin. Ücrete kalmayın fazla. Dünya dediği şey gelecek, geçecek. Allah bizi affetsin inşallah. Üç ihlas füfatı yaşayızlar. İmâm-ı Azam'ın üzerlerimizden vekid. İmâm-ı Azam'ın üzerlerimizden vekid.
İmâm-ı Azam'ın üzerlerimizde İmâm-ı Azam'ın üzerlerimizden vekid. Hepimiz de kendi kendilerine Abyd-i Bâdet-i Bâdetitesi Rabbi ve Yoldada силere moms
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.