Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 2 Ocak 2021 · 27:21
Taş ve demir ateşi içlerinde tutarlar. Su onların ateşine işleyemez, tesir edemez. Geçen haftaya döneceğiz mecbur. Burada nefis demir ve taştan yapılan çakmaktır demişti Hazret-i Pir. Nefsi demirden ve taştan yapılan bir çakmak olarak gördüydü. Bakın nefis neydi? Demirden ve taştan yapılmış. Hazret-i Pir devam ediyor şimdi. Taş ve demir ateşi içlerinde tutarlar. Yani nefis ateşini kendi içinde tutar. Devam ediyor. Su onların ateşine işleyemez, tesir edemez.
Siz onu herhangi bir suyla söndürmeniz mümkün değildir. Bak taş ve demirden çıkan kıvılcımı su söndürür. Ama taş ve demirin içerisindeki ateşi hiçbir su ne yapar? Söndürmez. Bu ne demektir? Senin nefsin hep senin boş bir anını bekleyecek. Senin onu tamamiyetle öldürmen, senin onu tamamiyetle üzerine galip gelmen mümkün değil.
Bir ırmak suyundan harici ateş söner. Fakat taş ve demirin içine su nasıl girer? Bir ırmak suyu düşünün. Normalde bütün ateşleri söndürür mü? Evet. Su bütün ateşleri söndürür mü? Evet. Su bu noktada hem yanıcı olmasına rağmen, yanıcı olmasına rağmen aynı zamanda da ateşi söndürür mü? Evet. Ama o taş ve demirin içerisinde olan ateşi söndürmesi mümkün mü? Değil. Siz alın bir taşı, atın okyanusun içine.
O taş içine su alır mı? Almaz. Bir müddet sonu o taş sünger haline gelir mi? Gelmez. Hani Yunus der ya sen bir kara taşsın, deryaya düşsen de içine su almazsın ya da. Evet. O yüzden normalde o taş ve demirin içindeki ateşi söndürmek mümkün değil. Küpün ve testinin suyu fanidir. Lakin pınarın suyu daima taze ve bakidir.
Bir küp düşünün, onun suyu gelip geçer. Bir testi, onun suyu gelip geçer. Ama ırmağın suyu gelip geçen bir su değildir. O devamlı akar. Bir pınar düşünün, o pınardan su devamlı akar. Ateş ve dumanın aslı demir ve taştır. Hristiyan ve Yahudi küfrü ikisinin feridir. Burada normalde ateş ve dumanın aslı neymiş? Demir ve taşmış. Bir yerde ateş varsa, duman varsa, onun aslını demir ve taş. Yani bir yerde ateş ve duman dediği, normalde bir yerde küfür varsa, isyan varsa, tuyan varsa, bir yerde yanlışlıklar varsa, eksiklikler varsa, onun sebebi nefistir. Bakın, onun sebebi nefistir. Hristiyan ve Yahudi küfrü ikisinin feridir. Yani normalde bir Hristiyanın veya bir Yahudinin küfrü de bu nefsin dışarı vurduğu bir ışık gibidir.
Nefistendir yani. O zaman insanların küfrü nereden peydah oldu? Nefslerinden peydah oldu. İnsanların münafıkları, münafıklıkları, mürtetlikleri, günah kebahirleri, yanlışlıkları, haramlar nereden kaynaklandı? O nefislerinden kaynaklandı. Ve o nefisleri gelip geçici mi? Değil. O nefis bizde her daim duracak mı? Evet. O nefisi terbiye etmezsek bizden her daim ateş ve duman çıkacak mı? Evet. O nefisi terbiye etmezsek o nefisten çıkan kıvılcımlar neydi? Hazreti Pir diyordu ki onlar küçük putçuklardır. Onları ezmen, onları söndürmen mümkündür. Ama asıl diyor büyük olan nefis putudur. Ona galip gelmen zordur diyor. İşte normalde eğer bir kimse nefsine uyduğunda ne olmuş olacak? Herhangi bir yerde ateş çıkacak, duman çıkacak.
Yani günah kebahar işlenecek, küfre düşürecek. Ve biz diyeceğiz ki işte bu kimse burada nefsine uyan kimseler var. Nefsine uyan kimseler bir yerde toplanırlar mı? Toplanırlar. Orada kendilerince heva ve heveslerine uymuş bir şekilde tavır ve hareketler yaparlar mı? Evet. Oradan da o kötü kokular, kötü dumanlar çıkar mı? Evet. Bunu çıplak gözle göremezsek, çıplak kulakla duyamazsak dahi manevi gözle kulak bunları duyar mı? Evet. Put bir teside gizli kara sudur. Nefsi muhakkak olarak o kara suya pınar bil. Hani dedin ya pınarın suyu kesilmez diye. O teside normalde bir kara su var. O ne?
O put. Normalde onu kırdın, onu temizledin, onu değiştirdin ama pınar duruyor orada. Nefis orada durduğu müddetçe o tesliyi yeniden dolduracak o. Yeni bir tesli oluşturacak. O nefis bizde ne yapacak? Her daim duracak. Her daim duracağı için Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki, gözümü açıp kapatıncaya kadar beni nefsime uydurma. Sağlı sollu yanaşın. Kapının ağzı açılsın. Biz evlerde zikirler yaparlarken, sohbet yaparken, işte gelen gelir, gelen gelir, gelen gelir. Millet işte yer kalmadı diye düşünür kendince.
İşte bakar böyle. Ondan sonra işte biraz daha sıkışırlar falan. Ondan sonra ben derim ki destur, herkes bir ayağa kalksın. Herkes bir ayağa kalkar. Ayağa kalkınca dışarıdakiler de içeri girer. Herkes zikrullah başlayacak zanneder. Hani işte kurtulduk. Ayağa kalktık. Ayakta bazen birden ayağa kaldırır. Ayakta zikrullahı başlatırım. Herkes kurtulduk düşünür. Ayağa kalkar. Ondan sonra derim ki herkesin bulunduğu yerde otursun. Herkes oturur. Dışarıda kalanlar da ne olmuş olur? Yer sahibi olur. Herkes bir de böyle ip gibi olur. Mecbur. Kalabalık olunca. Adamın böyle işte aman ayağını ayırayım. Böyle bir rahat oturayım. Öyle bir şey kalmaz. Bunlar sufiliğin kendi içerisindeki nefis terbiyesidir.
Nefsini zorluklara karşı sabrettirirsin. Dizin ağrır, ayağın ağrır, belin ağrır. Kafan düşer, uykun gelir. Nefis yapar bunu. Ya amma konuştu bugün ya. Biraz daha kısa kesse olmaz mı. İşte sohbetin kısası önemli ya. Yani daha anlaşılır olması lazım. 10 dakika, 20 dakika sohbet olması lazım. Oysa sohbet eden öyle düşünmez. O der ki yarın ölüm var. Birliğini gördüğünü anlatmadan göçüp gidersen seni hesaba çekerler mi? Evet. Sana bu ilim verildi neden anlatmadın, neden söylemedin derler mi? Evet. O da ister ki bir an önce herkese her şeyi anlatayım öğrensin. E tabii kimisi dizini düşünür, kimisi eşini düşünür.
Kimisinin koklanacak evde yavrusu var, bekliyor onu. E ne yapacak? Bir an önce şu sohbet, şu zikrullah bitse de bir gitsem. Desem ki ya, oh hatun, güzel zikrullah oldu ya, hadi çayı demle de. Ay bir kaykılsa eve, bir rahat etse. Zikrullah'tan gelmiş evin adamı. Türlü saygıyı hak ediyor. Her türlü çay, çorba, hizmen. On numara olacak. Neden? Adam zikrullah'tan gelmiş ya. Sanki hatunun babasını zikretti de, tabii hatun hizmet etsin ona. Neden? Ya hatunun babasını zikretti, onun gönlünü yaptı. Değil cancağızım ya, Allah'ı zikrettin bırak. Ne muhteşem bir şey yaptın. Allah'ını düşündüğünde, sen hatuna hizmet et.
De ki ya, zikretti bu gibi düşünün. Bunca varlığın içinde seni zikretti. Bunca varlığın içinde, sen onun zikrettiklerinin içindesin. Büyük kıymet, muhteşem bir şey.
Evet, affetsin. Şimdi böyle minneti yerleştirince, o günler aklıma geldi. Güzeldi o günler. Değil mi Ali? Çok güzeldir. Şimdi, değil mi? Tufaya düşmeden, uyanık adamsıma bakıyorum. Şimdi bir de böyle şey vardır ya, eskiden ne güzeldi ya. Şimdi, ya işte şimdi ya. Her perde güzeldir. Her dönemin, her anın, kendine ait zorluğu, kendine ait kolaylığı, kendine ait güzelliği, kendine ait sıkıntıları vardır. Her dönemi, her zaman. Sufi yolu zorluksuz değildir hiç. Peygamberlerin yolu hiçbir zaman zorluksuz değildir.
Hiçbir zaman. Of rahat ettim diyen bir peygamber yoktur. Of rahat ettik diyen bir veli yoktur. Varsa, veli değildir. Şeyhtir ama veli değildir. Her şeyh veli değildir. Her veli de şeyh değildir. Bazı veliler vardır, hiç, müşterisi yoktur. İllaki her şeyh, her veli şeyhlik yapacak, mürşitlik yapacak diye bir kayıt yok. Ama her şeyhim diyen veya her şeyh veli değildir. Sıkıntısı yoksa o kimsenin, veli değildir.
Ateşler içinde kıvranır ya Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Sahabe üzgün, kendine gelir namazım der. Namaz kılındı mı? Kılınmadı ya Resulallah. Su dökün başımdan aşağı. Başından aşağı su döküyorlar. Ayılır, hadi der, beni namaza götür. Tam namaza götürecekler, bir daha bayılır. Ashab bekliyor Mescid-i Nebevi'de. Namaz kılınacak. Kılmıyorlar namazı. Bir müddet sonra kendine gelir. Hadi bir daha su dökerler başından aşağı. Yine bayılır. Ateşler içinde kıvranıyor. Üçüncüsünde tekrar böyle kendine gelir. Sahabe dayanamaz. Anam babam sana kurban olsun ya Resulallah. Bu eziyet, bu sıkıntı.
Hani sana da mı gibisinden? Gözünü diker. Der ki, belanın, musibetin çoğu peygamberlere, sonra velilere, sonra velilerin etrafındaki kimseleredir der. Hadisi kudsi. Belanın, musibetin büyüğü neylereymiş? Peygamberlere. Ondan sonra kimlereymiş? Velilere. Sonra velilerin etrafındaki kimselere. Bu işin anatomisi ve rengi budur. Başına bir bela, musibet, sıkıntı gelmesini istemiyorsan, al kardeşim dersini. Selamun Aleyküm ben gidiyorum. Aman ağrısız başım, kaygısız dişim diyecek, yürüyecek, gidecek.
Ya da ağrısız dişim, kaygısız başım mı İsmail? Değil mi öyle değil mi? Dersine söylüyoruz. Taktim değeri oluyor. Adam öyle ama öbür türlü. Girdin bir yere, dakika bir, gol bir. O güne kadar on numara sana hizmet eden hatun etmez. Veyahut da hiç aranda problem çıkmamıştır. Problem çıkar. Dakika bir, gol bir. Bir taraftan bir sıkıntı gelir. Allah bize affetsin. Evet. Put tesli de gizli kara bir sudur. Nefsi muhakkak olarak o kara suya pınar bil. O suyu biz nereden doldururuz? Pınardan doldururuz. Ama orada kara sudur o. Biter bir daha doldururuz. Biter bir daha doldururuz. O zaman bu nefis bizde olduğu müddetçe devamlı gelecek o su bize.
O yontulmuş put kara sel gibidir. O nefis kara sel gibidir. Sel. Önüne kattı mı bütün her şeyi alır götürür. Yağmur suyu, pınar suyu bir yatağı vardır. Öyle değil mi? O yatağında gider. Yağmurlar çok yağınca ne olur? Sel felaket olur deriz. Sel pınar suyu gibi midir? Değildir. Önüne ne varsa alır götürür. Yıkar, yakar. Perişan eder. Evleri yıkar. Arabaları üst üste katlı. Katlayarak'tan götürüyor. Put yapan nefis. Ana yolda bir pınardır. O putları kim yapıyor o zamanın hepsinde? Nefis yapıyor. O nefis bir sürü küçük küçük küçük küçük putçuklar üretiyor.
Devamlı putçuklar üretir o. Mesela işte dünyaya karşı hırs, kin, nefret, insanlara bühtan. Bu kötü huyların hepsi de birer putçuktur. İnsandaki kötü huyların hepsi de birer putçuktur. O putları oluşturan nefistir. Bakın o putları oluşturan nefistir. O boyuna fabrika gibi üretir. Sen sivri sineklerle uğraşırsan bitiremezsin bir türlü. O çünkü habire üretiyor. Bir bataklık düşünün. O nefis bataklık gibi. Nefis o bataklık. Habire sinek üretiyor. Habire her şey üretiyor orası. Sen habire her gün ilaçlıyorsun.
Ertesi gün bir daha geliyor. Senin bataklığı kurutman lazım. Sen bataklığı kurutmadığın müddetçe her gün yeniden oluşturacak o. Putçuklar çıkaracak. Bir taş parçası yüz testiyi kırar ama pınar suyu durmadan kaynar. Sen testileri kırarsın ama ama sen o nefisli terbiye etmezsen o akıyor.
Kendine yol bulacak. Put kırmak kolay. Gayet kolaydır. Bakın put kırmak kolay. Gayet kolaydır. Yani o nefsin ürettiği putları kırmak kolay. Veyahut da dışarıdaki dikili putları kırmak kolay. O kolay olan iş. Fakat nefsi kolay görmek cahillik. Sen nefisle mücadeleyi kolay görürsen o cahilliktir. O senin cahil olduğunu gösterir. O senin bilmediğini gösterir. Hani böyle bir kimse sufilikle tanışmazsa bir kimse sufilikle tanışmazsa bir velinin bir mürşidin önünde oturmazsa o nefsini tanımlayamaz. Nefsin nasıl bir ejderha olduğunu, nefsin ne menem şey olduğunu, nefsin nasıl mücadele edilmesi gereken olmazsa olmazsa bir olgu olduğunun bilmez.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ya küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz. Büyük cihat ne ya Resulallah göğüs boşluğunuzda bulunan nefsinizdir dedi. Asıl mücadele bu nefisle olan mücadeledir. Nefsinle mücadele edersen hakkı tanırsın. Nefsinle mücadele etmezsen hakkı tanıman bilmen mümkün değildir.
Ve sufilik nefis mücadelesinin üzerine oturur. Nefsiyle mücadele etmemek, nefisle yakapaça olmamak bu manada onunla onun yolunda kardeş olmak gibi bir şeydir. Allah muhafaza eylesin. Ey oğul nefsin misal ve suretini istersen yeni kapılı cehennemin kıssasını oku. O yüzden normalde nefisle mücadele o en büyük cihat. O en büyük cihatla alakalı sen bu mücadeleyi boşa alır ehemmiyet göstermezsen bu noktada hiçbir şey elde etmemiş olursun.
O yedi kapılı cehennem kıssasını oku dedi nefis her dem seni cehenneme doğru götürür. Tabiri caizse terbiye edilmemiş nefis yedi kapılı cehennem gibidir. ve sen cehennemi kendi içinde taşımaktasın. Sen cehennem hayatı yaşıyorsun cehennemle berabersin. Cehennemle birliktelik kurmuşsun. Nefsini terbiye etmediği müddetçe sen cehennemin ta orta göbeni oturmuşsun. Şimdi cehennemle alakalı hadis-i şerifleri okuyun. Kimler cehenneme gidecek? Ayetleri okuyun. E bu nefsin üzerinde bunlar var ise işte sana ne oldu?
Bu meydanda. Allah bizi affetsin inşallah. Nefsin her anda hilesi var. Her hilesinde yüzlerce firavun firavuna uyanlarla boğulmuş. Hz. Pir aldı bizi götürdü firavuna nefsin her anda hilesi var. Her hilesinde yüzlerce firavun firavuna uyanlarla boğulmuş. Şimdi bu manada hani geçen ders biz nefsin kelime manası olarak nelerde ne manada kullanıldığını anlatmıştım. Burada da nefsin her anda hilesi var. Her hilesinde yüzlerce firavun firavuna uyanlara boğulmuş.
O zaman buradaki nefis algısı veya nefis öğretisi daha da farklılaştı. Şimdi bir nefsi tabii vardır. Bu nefsi tabii bir kimse düşünün o kimsenin bütün parçalarını bir ve beraber tutan şeye nefsi tabii denir. Doktor ne diyorsunuz siz bu vücudun bütününe? Kadavra diyorsunuz. Ölü hali canlı haline vücut beden. Bu nefsi tabii der sufiler. Bedeni bir şeyin bedenini ayakta tutan bedenini bir ve beraber tutan şeydir. Organizma lafı geçiyor.
Evet. Bir de bunu ismi aklıma gelmedi. Yok yok bir zat var. İnsanın kamil diye bir eseri vardı. Neydi? Abdurrahman sesli düşünün. Olabilir Abdurrahman nefes nesefi olabilir. Evet. Orada bu buna benzer o da ayrıştırır.
Tabii nefis nebati nefis hayvanı nefis insanı nefis diye. Normalde o nebati nefis bir de nefsi nebati nefis olarak adlandırılır. Bu normalde mesela anne karnında bir çocuğun büyümesi doğduktan sonra da büyümeye devam etmesi o çocuğun nebati nefsidir. Büyüyor. Gelişiyor. Bir de nefsi hayvanı var. İşte bu işin batın tarafı. Ne bu? O kimsede insanın kendi iradesiyle hareket eden his ondan sonra duyu ve duyguları. Bu da ne?
Nefsi hayvanı. Bir de nefsi insani var. O normalde ruh ve can vücut birleşimine meydana gelmiş olan o geçenlerde anlattığımız şey. Tabi normalde işte bizim burada mücadele edeceğimiz şey nefsi hayvani. Bununla mücadeleyi öğrenmemiz yapmamız lazım. İnşallah Allah'tan bir şey gelmezse önümüzdeki hafta 780'den buradan devam edeceğiz. İnşallah aklınızda tutun. Allah'tan bir şey gelmezse inşallah. Selamun Aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.